Beslenme ve Diyet

Anne Sütü Saklama Koşulları

Koru Hastanesi Beslenme ve Diyet bölümünde anne sütünün sağma, saklama, çözme ve verme kuralları ile güvenli kullanım için uzman diyetisyen danışmanlığı.

Anne sütü, yenidoğan ve bebeklik döneminde büyüme, bağışıklık gelişimi ve sazaltma sistemi olgunlaşması açısından temel bir besin kaynağı olarak kabul edilmektedir. Çalışan annelerin işe dönüşü, annenin geçici sağlık sorunları, bebeğin emme güçlüğü ya da prematüre doğum gibi durumlarda sütün sağılarak saklanması gündeme gelmektedir. Sağılan sütün besleyici değerinin ve mikrobiyolojik güvenliğinin korunabilmesi için saklama koşullarına özenle uyulması önerilmektedir. Anne sütünün bileşimi son derece hassas bir denge içerdiğinden, uygun olmayan sıcaklık, kap seçimi veya zaman aşımı, sütün kalitesinde belirgin değişikliklere yol açabilmektedir.

Sağım öncesinde el hijyenine titizlikle dikkat edilmesi, sürecin en kritik adımlarından biri olarak değerlendirilmektedir. Ellerin sabun ve ılık su ile en az yirmi saniye boyunca yıkanması, ardından temiz bir havluyla kurulanması önerilmektedir. Göğüs bölgesinin günlük duş esnasında temizlenmesi yeterli kabul edilmekte, sağım öncesinde meme ucunun ayrıca antiseptik solüsyonlarla silinmesi genellikle önerilmemektedir. Antiseptik maddelerin meme cildinde bıraktığı tortuların bebeğin sazaltma sistemine geçebileceği ve doğal cilt florasını olumsuz etkileyebileceği öne sürülmektedir. Sağım pompası kullanılan durumlarda ise pompa parçalarının her kullanım sonrasında ılık sabunlu suyla yıkanıp iyice durulanması ve havayla kurutulması beklenmektedir.

Sütün biriktirileceği kabın seçimi, saklama sürecinin niteliğini doğrudan etkileyen unsurlar arasında yer almaktadır. Cam biberon şişeleri, gıda ile temasa uygun sert plastik kaplar veya özel olarak üretilmiş anne sütü saklama poşetleri tercih edilebilecek seçenekler olarak öne çıkmaktadır. Cam kapların besin bileşenlerini en az değiştiren materyal olarak kabul edildiği bildirilmektedir; ancak kırılma riski göz önünde bulundurulmalıdır. Plastik kap tercih edildiğinde, ürünün bisfenol A içermeyen ve gıda sınıfı olarak belgelendirilmiş olması beklenmektedir. Tek kullanımlık saklama poşetleri ise yer kapladığı için derin dondurucuda pratiklik sağlamakta, ancak yırtılmaya karşı duyarlı oldukları için sert bir kabın içine yerleştirilerek korunmaları önerilmektedir.

Sağılan sütün hacmi, saklama planlamasında dikkate alınması gereken önemli bir ayrıntıdır. Her kaba bebeğin tek öğünde tüketebileceği miktar kadar süt konulması, israfı önlemek açısından önerilmektedir. Genellikle altmış ila yüz yirmi mililitre arasında değişen küçük porsiyonların hazırlanması uygun bulunmaktadır. Sütün genleşme özelliği nedeniyle kabın tamamen doldurulmaması, üst kısımda yaklaşık iki ila üç santimetrelik boşluk bırakılması önerilmektedir. Bu uygulama, donma sırasında kabın çatlamasını ya da kapağın açılmasını engelleyici bir önlem olarak değerlendirilmektedir. Her kabın üzerine sağım tarihi ve saatinin okunaklı biçimde yazılması, ilk sağılanın önce kullanılması ilkesinin uygulanabilmesi açısından önemlidir.

Oda sıcaklığında bekletme süresi, ortam koşullarına bağlı olarak farklılık göstermektedir. Yaklaşık yirmi beş derecenin altındaki temiz bir ortamda taze sağılmış sütün dört saate kadar güvenle bekletilebileceği bildirilmektedir. Sıcak yaz aylarında veya doğrudan güneş ışığı alan alanlarda bu sürenin önemli ölçüde kısalabileceği vurgulanmaktadır. İdeal olan, sağım sonrasında sütün mümkün olan en kısa sürede soğutucu ortama alınmasıdır. Oda sıcaklığında bırakılan sütün üzerine kapağın sıkıca kapatılması ve kabın doğrudan ısı kaynaklarından, mutfak ocağından ya da pencere kenarından uzak tutulması beslenmenin güvenliği açısından önemli bir ayrıntı olarak öne çıkmaktadır.

Buzdolabında saklama, kısa dönem ihtiyaçlar için en uygun yöntemlerden biri olarak değerlendirilmektedir. Sağılan sütün dört derece veya altındaki sıcaklıkta dört gün boyunca tazeliğini koruyabildiği bildirilmektedir. Sütün buzdolabı kapağına değil, en soğuk bölge olarak kabul edilen iç raflara yerleştirilmesi önerilmektedir. Kapak rafları sık açılıp kapanma nedeniyle sıcaklık dalgalanmalarına maruz kaldığından, mikrobiyolojik güvenlik açısından uygun bulunmamaktadır. Aynı kabın içine farklı zamanlarda sağılan sütlerin eklenmesi gerektiğinde, yeni sağılan sütün önce ayrı bir kapta soğutulması ve aynı sıcaklığa ulaştıktan sonra mevcut sütün üzerine eklenmesi tercih edilen bir uygulamadır. Sıcak sütün soğuk sütün üzerine eklenmesi, mevcut hacmin sıcaklığını yükselterek bakteri üreme riskini artırabilmektedir.

Derin dondurucu kullanımı, uzun süreli saklama planları için tercih edilen bir yöntem olarak öne çıkmaktadır. Standart bir buzdolabının dondurucu bölmesinde sağılan sütün yaklaşık iki hafta süreyle güvenle saklanabildiği bildirilmektedir. Buzdolabından ayrı kapısı bulunan dondurucularda bu süre üç ila altı aya kadar uzayabilmektedir. Eksi on sekiz derece veya daha düşük sıcaklıkta çalışan derin dondurucularda ise altı ila on iki ay arasındaki saklama süresi pek çok rehberde önerilen sınır olarak bildirilmektedir. Saklama süresi uzadıkça sütün besin değeri bütünüyle korunsa da bağışıklık bileşenleri ve bazı yağda çözünen vitaminlerde miktar açısından azalma olabileceği belirtilmektedir. Bu nedenle olabildiğince taze tüketim önerilmektedir.

Donmuş sütün çözdürülme yöntemi, besleyici niteliklerin korunmasında belirleyici bir rol oynamaktadır. En sağlıklı çözdürme şekli, donmuş kabın bir gece önceden buzdolabına alınarak yavaşça çözünmesinin sağlanmasıdır. Acil ihtiyaç durumunda kabın ılık akar suyun altında veya ılık su dolu bir kabın içinde tutulması yöntemine başvurulabilmektedir. Mikrodalga fırının kesinlikle kullanılmaması önerilmektedir. Mikrodalga ile ısıtma, sütte homojen olmayan sıcak noktalar oluşturabilmekte, bağışıklık proteinlerinin yapısını bozabilmekte ve bebeğin ağız mukozasında yanık riski doğurabilmektedir. Aynı şekilde sütün doğrudan ocak üzerinde kaynatılması da besin değerini olumsuz etkileyen uygulamalar arasında yer almaktadır.

Çözdürülmüş sütün kullanım süresi, taze süt kadar esnek değildir. Buzdolabında çözdürülen sütün yirmi dört saat içinde tüketilmesi önerilmektedir. Ilık suyla çözdürülen veya oda sıcaklığında bekletilen sütün ise iki saat içinde tüketilmesi uygun bulunmaktadır. Bir kez çözdürülen sütün tekrar dondurulması mikrobiyolojik güvenlik açısından sakıncalı bulunmakta ve önerilmemektedir. Bebeğin emzirme sırasında bitiremediği bir biberondan kalan sütün de iki saat içinde tüketilmemesi durumunda atılması önerilmektedir. Çünkü ağız florasından gelen mikroorganizmalar süte geçerek üreme zemini bulabilmektedir.

Sağılan sütte zaman zaman gözlenen renk değişiklikleri ve katmanlanma, annelerde endişeye yol açabilen doğal durumlar arasında yer almaktadır. Sütün yağ oranı yüksek olduğundan, bekleme sırasında üst kısımda kremamsı bir tabaka oluşması olağan kabul edilmektedir. Kabın yavaşça döndürülmesiyle bu tabaka tekrar homojen hale gelebilmektedir. Şiddetli çalkalama önerilmemekte, çünkü bu işlem süt proteinlerinin yapısını bozabilmektedir. Annenin tükettiği besinlere bağlı olarak sütün rengi sarımsı, yeşilimsi veya hafif pembemsi tonlara dönüşebilmektedir. Bu renk farklılıkları çoğu durumda olağan bulunmakta, ancak belirgin kötü koku ya da ekşi tat algılanması durumunda sütün kullanılmaması önerilmektedir.

Bazı annelerin çözdürdükleri sütte sabunsu veya metalik bir koku algıladığı bildirilmektedir. Bu durum, sütteki lipaz enziminin aktivitesinin yüksek olmasıyla ilişkilendirilmektedir. Lipaz enzimi yağları parçalayan doğal bir bileşen olup, bazı kadınlarda diğerlerine kıyasla daha aktif olabilmektedir. Bu özellikteki sütlerin sağıldıktan hemen sonra kısa süre ısıtılıp soğutularak dondurulması, koku değişimini azaltabilen bir yöntem olarak değerlendirilmektedir. Söz konusu işlem yapılmasa dahi sütün besin değeri korunmakta ve bebek tarafından tüketilmesinde sakınca bulunmamaktadır; ancak bazı bebekler kokudan dolayı sütü reddedebilmektedir.

Prematüre ya da hastanede yatan bebekler için sağılan sütün saklanmasında daha sıkı kurallar uygulanmaktadır. Bağışıklık sistemi henüz tam gelişmemiş bebeklerde mikrobiyolojik güvenliğin üst düzeyde tutulması gerekmektedir. Bu nedenle yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde sağılan sütün hastane protokollerine göre saklanması ve nakli sırasında soğuk zincirin korunması önerilmektedir. Evden hastaneye süt taşınması durumunda buz aküleri yerleştirilmiş yalıtımlı bir taşıyıcı kullanılması, sürenin mümkün olduğunca kısa tutulması ve hastane personeline sağım tarihi ile saatinin yazılı olarak iletilmesi gerekli görülmektedir.

Çalışan annelerin işe dönüş döneminde anne sütü stoklarının oluşturulması, sürecin sürdürülebilirliği açısından önemli bir aşamayı oluşturmaktadır. İşe başlamadan birkaç hafta önce günlük bir veya iki kez ek sağım yapılarak küçük porsiyonlar halinde stok oluşturulabilmektedir. İşyerinde sağım için temiz, özel ve düzenli bir alan bulunması, çift fazlı elektrikli pompa kullanımı, sağılan sütün hemen soğutucuya alınması süreci kolaylaştıran etkenler arasında sayılmaktadır. Soğutucusu olmayan iş ortamlarında buz akülü taşıyıcı çantalar tercih edilebilmekte, ancak içerideki sıcaklığın dört derecenin altında tutulması gerekmektedir.

Saklama sürecinde dikkat edilmesi gereken bir diğer ayrıntı, kapların temizliğidir. Saklama kapları her kullanım sonrasında ılık sabunlu suyla yıkanmalı, sıcak suyla iyice durulanmalı ve havayla kurutulmalıdır. Bulaşık makinesinde yıkamaya uygun ürünler için üreticinin önerilerine uyulması gerekmektedir. Yenidoğan döneminde, özellikle prematüre ya da bağışıklığı zayıf bebeklerde, kapların düzenli aralıklarla kaynar suda beş ila on dakika tutularak sterilize edilmesi önerilebilmektedir. Üçüncü ayı tamamlayan sağlıklı bebekler için iyi yıkanmış kapların yeterli güvenliği sağladığı kabul edilmektedir.

Anne sütünün besleyici ve bağışıklık ile ilgili bileşenlerinin korunmasında, soğuk zincirin kesintisiz sürdürülmesi belirleyici bir etken olarak öne çıkmaktadır. Elektrik kesintisi, dondurucu arızası veya uzun süreli seyahat gibi durumlarda saklanan sütün durumu yeniden değerlendirilmelidir. Tamamen çözünmüş ve sıcaklığı yükselmiş sütün yeniden dondurulması yerine yirmi dört saat içinde kullanılması ya da kullanım planlanmıyorsa atılması önerilmektedir. Yüzeyinde kısmen buz kristali kalmış sütün ise yeniden dondurulması bazı kaynaklarda kabul edilebilir bulunmakta, ancak rutin uygulama olarak önerilmemektedir. Tüm bu süreçlerde anne ve bebeğin durumuna uygun bir yaklaşımla yönetim için izlem öneren bir hekim veya emzirme danışmanından destek alınması, sağlıklı bir beslenme dönemine katkı sağlayan adımlardan biri olarak değerlendirilmektedir.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

WhatsApp Online Randevu