Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji

Bruselloz

Bruselloz hastalığının tanımı, bulaş yolları ve yaklaşım protokolleri hakkında Koru Hastanesi enfeksiyon hastalıkları uzmanları olarak kapsamlı bilgi sunuyoruz.

Bruselloz, Brucella adı verilen bakteri türünün yol açtığı, hayvanlardan insanlara geçen bulaşıcı bir hastalıktır. Genellikle çiğ süt, taze peynir veya enfekte hayvanlarla doğrudan temas yoluyla bulaşır ve uzun süreli ateş, halsizlik, eklem ağrıları gibi belirsiz şikayetlerle kendini gösterir. Hastalık, akut dönemde tanınmadığı zaman aylar hatta yıllar süren kronik bir tabloya dönüşebilir ve birçok organı etkileyebilir. Bu nedenle Türkiye gibi hayvancılığın yaygın olduğu bölgelerde bruselloz, halen önemli bir halk sağlığı sorunu olarak kabul edilir.

Hastalığın belirtileri pek çok başka enfeksiyona benzediği için bruselloz tanısı zaman zaman gecikebilir. Sürekli yorgunluk, gece terlemeleri, kilo kaybı, baş ağrısı ve eklemlerde hassasiyet gibi şikayetler haftalarca devam edebilir. Doğru tanı konulduğunda uygun antibiyotik kombinasyonlarıyla hastalık kontrol altına alınır ve hastaların büyük çoğunluğu belirgin biçimde iyileşir. Erken dönemde fark edilmesi, hem bireysel sağlık açısından hem de hastalığın çevreye yayılmasının önlenmesi açısından belirleyici unsurdur.

Kimlerde Görülür?

Bruselloz, dünya genelinde hayvancılığın yoğun olduğu coğrafyalarda daha sık gözlenir. Türkiye'de özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde, küçük ölçekli aile işletmelerinde ve göçer hayvancılık yapılan yerlerde vaka sayıları belirgin biçimde yüksek seyreder. Bunun temel nedeni, enfekte koyun, keçi, sığır ve domuzlarla yakın temasın ve bu hayvanlardan elde edilen çiğ ürünlerin tüketiminin yaygın olmasıdır. Hayvanların düşük yapması sırasında ortaya çıkan plasenta ve doku artıkları da insan için önemli bir bulaş kaynağı oluşturur. Sağlık Bakanlığı verilerine göre ülkemizde her yıl binlerce yeni vaka kayıt altına alınır ve bu sayının altında bildirilmemiş olgular bulunduğu düşünülür.

Meslek gereği hayvanlarla temas eden kişiler bu hastalık açısından özel bir risk grubu oluşturur. Veteriner hekimler, çiftlik çalışanları, mezbaha personeli, çoban ve süt sağım işçileri ile laboratuvarda Brucella örnekleriyle çalışan sağlık personeli ön plandadır. Aynı şekilde köy ziyaretlerinde taze peynir, kaymak veya çiğ süt tüketen şehirli bireylerde de hastalık görülebilir. Bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde, gebelerde ve çocuklarda hastalığın seyri daha ağır olabilir. Kemoterapi alan, organ nakli geçirmiş ya da uzun süreli kortizon kullanan bireylerde tablonun atipik seyretmesi de söz konusudur.

Yaş ve cinsiyet açısından bakıldığında bruselloz, çoğunlukla genç ve orta yaş erişkinlerde tespit edilir. Erkeklerin tarım ve hayvancılık alanında daha fazla yer alması nedeniyle vaka oranları onlarda biraz daha yüksek seyreder. Çocuklarda da nadir olmayan biçimde görülen hastalık, özellikle kontrolsüz süt ürünleri tüketilen ailelerde tanı konulamamış uzun süreli ateş yakınmasının altından çıkabilir. Mevsimsel dağılım açısından ilkbahar ve yaz aylarında, hayvanların doğum yaptığı ve taze süt ürünlerinin bolca tüketildiği dönemlerde vaka sayılarında artış gözlenir.

  • Çiğ süt, taze peynir ve kaymak gibi pastörize edilmemiş ürünleri tüketenler
  • Çiftlik, ahır ve mezbahada düzenli olarak çalışan kişiler
  • Veteriner hekimler ve hayvan sağlığı teknisyenleri
  • Köy ziyaretlerinde yöresel süt ürünleri tüketen şehirli bireyler
  • Endemik bölgelerde yaşayan ve bağışıklığı zayıflamış hastalar

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Bruselloz, akut, subakut ve kronik olmak üzere farklı klinik tablolarla karşımıza çıkabilir. Hastalığın en sık görülen belirtisi, gün içinde dalgalanma gösteren uzamış ateştir. Ateş özellikle akşam saatlerinde yükselir ve geceleri yoğun terlemeyle birlikte düşer. Hastalar çoğunlukla bir türlü geçmeyen grip benzeri bir tablo tarif eder; halsizlik, iştahsızlık ve kilo kaybı tabloya eşlik eder. Bu nedenle başlangıçta üst solunum yolu enfeksiyonu ya da viral hastalık zannedilmesi olağandır. Kuluçka süresi genellikle 1-3 hafta arasında değişir, ancak bazı olgularda bu süre birkaç aya kadar uzayabilir.

Kas ve eklem ağrıları, bruselloz olgularının yaklaşık yarısından fazlasında bildirilir. Özellikle bel, kalça ve diz eklemlerinde sabah saatlerinde belirginleşen ağrı, yürümeyi zorlaştırabilir. Bazı hastalarda omurga tutulumuna bağlı sırt ve bel ağrıları ön plana çıkar; bu tabloya brusellar spondilit (omurga iltihabı) adı verilir. Baş ağrısı, konsantrasyon güçlüğü, ruhsal çöküntü ve uyku bozuklukları da sıkça eşlik eden şikayetler arasındadır. Sakroiliak eklem tutulumu özellikle genç erişkinlerde sık görülen bir bulgudur ve kalçadan bacağa yayılan ağrı şeklinde kendini gösterebilir.

Daha az sıklıkta, ancak önemli bulgular arasında karaciğer ve dalakta büyüme, lenf bezlerinde şişlik, deride döküntüler ve erkeklerde testis iltihabı sayılabilir. Hastalığın aylar süren seyrinde sürekli yorgunluk hissi gündelik yaşamı belirgin biçimde etkiler; iş ve okul performansında düşüş, sosyal yaşamdan uzaklaşma sık karşılaşılan tablolardır. Tüm bu belirtiler hastadan hastaya farklı şiddette ortaya çıkabildiği için bruselloz tanısının konulması titiz bir değerlendirme gerektirir.

Çocuklarda hastalık çoğunlukla daha hafif seyreder ve uzun süreli ateş, eklem ağrıları, iştahsızlık ile karın ağrısı şeklinde belirti verebilir. Gebelerde ise erken doğum veya düşük riski açısından dikkatli bir izlem gerekir. Belirtilerin kronikleşmesi durumunda kalp kapağı iltihabı (endokardit) ya da sinir sistemi tutulumu gibi ciddi tablolar gelişebilir; bu yüzden uzayan ateş ve halsizlik şikayetleri hafife alınmamalıdır.

Nedenleri Nelerdir?

Bruselloza, Brucella cinsi bakterilerin farklı türleri yol açar. İnsanlarda en sık hastalık yapan tipler Brucella melitensis (koyun ve keçi kaynaklı), Brucella abortus (sığır kaynaklı) ve daha az sıklıkta Brucella suis (domuz kaynaklı) ile Brucella canis (köpek kaynaklı) tipleridir. Ülkemizde en yaygın etken Brucella melitensis olup, küçükbaş hayvancılığın yaygınlığı bu durumu açıklar. Bakteri, hayvanların kan, süt, idrar, plasenta ve düşük materyallerinde bol miktarda bulunur. Brucella bakterileri hücre içi yerleşim gösteren mikroorganizmalar arasında yer alır ve bu özellik tedavi süresinin uzun tutulmasının temel nedenidir.

İnsana bulaş, çoğunlukla pastörize edilmemiş süt, taze beyaz peynir, kaymak ve tereyağı tüketimi yoluyla gerçekleşir. Köy peynirinin olgunlaşmadan, henüz birkaç günlükken yenilmesi, hastalık açısından önemli bir risk taşır. Bakterinin olgun ve uzun süre bekletilmiş peynirlerde canlılığını kaybetmesi, geleneksel yöntemlerin neden zamanla şekillendiğini gösterir. Pastörizasyon işlemi ise mikropların büyük çoğunluğunu etkisiz hale getirdiği için güvenli bir koruma sağlar. Sütün en az 72 derecede 15 saniye boyunca ısıtılması veya kaynar noktada birkaç dakika tutulması Brucella bakterisinin canlılığını sonlandırır.

Doğrudan temas yolu da belirleyici bir bulaş kaynağıdır. Hayvanların doğum veya düşük yaptığı ortamda bulunmak, plasentaya çıplak elle dokunmak, mezbahada koruyucu ekipman kullanmadan çalışmak risk yaratır. Ayrıca bakterinin solunum yoluyla bulaşması da olasıdır; özellikle ahır tozu içinde uzun süre canlı kalabilen mikrop, sıkışık ortamlarda nefes yoluyla alınabilir. İnsandan insana bulaş oldukça nadirdir; ancak nadir vakalarda anne sütü, kan transfüzyonu ve organ nakli yoluyla aktarım bildirilmiştir. Laboratuvar ortamında bakteri aerosolleri solunduğunda da bulaş gerçekleşebileceğinden, mikrobiyoloji laboratuvarlarında özel güvenlik önlemleri uygulanır.

Tanı Nasıl Konulur?

Bruselloz tanısı, ayrıntılı bir hikaye, fizik muayene ve laboratuvar testlerinin birleşimiyle konulur. Hastanın hayvancılıkla teması, çiğ süt veya taze peynir tüketimi, endemik bölgede yaşaması ya da bu bölgelere yapılan seyahatler önemli ipuçlarıdır. Hekim, uzamış ateş, gece terlemesi ve eklem ağrısı tarif eden bir hastada bu öyküyü titizlikle sorgular. Fizik muayenede karaciğer-dalak büyümesi, lenf bezi şişliği ve eklem hassasiyeti aranır.

Laboratuvar incelemelerinde kan sayımında hafif düşüklükler, karaciğer enzimlerinde yükselme ve sedimantasyon ile C-reaktif protein gibi iltihap belirteçlerinde artış görülebilir. Tanı açısından temel testler ise Brucella'ya özgü serolojik incelemelerdir. Rose Bengal tarama testi, standart tüp aglütinasyon testi (Wright testi) ve Coombs aglütinasyon testi sıklıkla tercih edilir. Kan kültüründe bakterinin üretilmesi kesin tanı sağlar; ancak üreme bazen haftalar alabildiği için sonuç gecikebilir. Wright testinde 1/160 ve üzerindeki titreler anlamlı kabul edilir, ancak endemik bölgelerde yaşayan kişilerde değerlendirme yapılırken klinik tablo da göz önünde bulundurulur.

Bazı hastalarda kemik iliği kültürü, kan kültürüne göre daha yüksek oranda pozitif sonuç verebilir. Omurga, eklem veya sinir sistemi tutulumu düşünüldüğünde manyetik rezonans görüntüleme (MR) gibi ileri yöntemler devreye girer. Kalp kapağı tutulumundan şüphelenildiğinde ekokardiyografi yapılır. Polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) yöntemiyle bakterinin genetik materyalinin saptanması, özellikle kültür üretiminin güç olduğu olgularda hızlı sonuç veren bir seçenek sunar. Tüm bu incelemeler, hem hastalığın varlığını doğrulamak hem de hangi organların etkilendiğini ortaya koymak açısından önemlidir.

  • Ayrıntılı hikaye: mesleki temas, çiğ süt ve taze peynir tüketimi
  • Rose Bengal, Wright ve Coombs aglütinasyon testleri
  • Kan ve gerektiğinde kemik iliği kültürü
  • Tam kan sayımı, karaciğer fonksiyon testleri, iltihap belirteçleri
  • Şüpheli organ tutulumlarında MR ve ekokardiyografi

Komplikasyonlar Nelerdir?

Bruselloz, erken tanı konulup uygun antibiyotik tedavisi başlandığında çoğunlukla iyileşir. Ancak hastalığın geç fark edilmesi, eksik tedavi alınması veya hastanın kendi başına ilaçları yarıda bırakması durumunda çeşitli komplikasyonlar gelişebilir. Bu tablolar arasında en sık görüleni kas-iskelet sistemi tutulumudur. Özellikle bel omurlarında ortaya çıkan brusellar spondilit, şiddetli bel ağrısı, hareket kısıtlılığı ve bazen sinir basısına bağlı bacak güçsüzlüğüne neden olabilir. Eklem sıvısında bakterinin çoğalmasıyla gelişen brusellar artrit ise diz, kalça ve ayak bileği gibi büyük eklemleri etkileyerek hareket kısıtlılığına yol açabilir.

Sinir sistemi tutulumu, nöroBruselloz adıyla anılır ve nispeten nadir ancak ciddi bir komplikasyondur. Menenjit (beyin zarlarının iltihabı), beyin damarlarında tıkanıklık, uzun süreli baş ağrısı, davranış değişiklikleri ve nadiren felç gibi tablolarla karşımıza çıkabilir. Kalp tutulumunda en korkulan durum, kalp kapaklarının iltihaplandığı endokardittir. Bu tablo, brusellozun ölüme yol açabilen en önemli komplikasyonlarından biri olarak kabul edilir ve cerrahi girişim ile uzun süreli antibiyotik kombinasyonunu birlikte gerektiren özel bir yaklaşımla yönetilir.

Karaciğer ve dalakta iltihap, safra yolları enfeksiyonları, erkeklerde testis iltihabı (orşit), kadınlarda erken doğum ve düşük riski de tabloya eklenebilen sorunlardır. Bunlara ek olarak kronik yorgunluk sendromu benzeri uzun süreli halsizlik, hastaların iş ve sosyal yaşamını etkileyebilir. Göz tutulumuna bağlı üveit (göz iç tabakalarının iltihabı), kulak çınlaması ve işitme kaybı da seyrek görülen ancak yaşam kalitesini düşüren sorunlar arasındadır. Komplikasyonların önlenmesinde en önemli adım, tedaviye eksiksiz uyum sağlamak ve hekimin önerdiği kontrol muayenelerini aksatmamaktır.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Çiğ süt ya da taze peynir tüketme alışkanlığı bulunan, hayvanlarla yakın temas içinde çalışan veya endemik bir bölgede yaşayan kişilerde; bir haftadan uzun süren ateş, gece terlemeleri ve halsizlik gibi şikayetler ciddiye alınmalıdır. Bu durumda en uygun adım, vakit kaybetmeden bir enfeksiyon hastalıkları uzmanına başvurmaktır. Erken değerlendirme, hem doğru tanının konulmasını hem de hastalığın yayılmasının önüne geçilmesini kolaylaştırır.

Şiddetli bel ağrısı, bacaklarda güçsüzlük, sürekli baş ağrısı, görme bulanıklığı veya çarpıntı gibi belirtiler ortaya çıktığında doktora başvurunun daha da hızlandırılması gerekir. Bu tür bulgular, brusellozun omurga, sinir sistemi veya kalp gibi hayati organları etkilemeye başladığına işaret edebilir. Aynı şekilde gebelikte ortaya çıkan uzamış ateş şikayeti, hem anne hem de bebek sağlığı açısından özel bir değerlendirme gerektirir. Yenidoğan ve süt çocuğu döneminde sürekli huzursuzluk, beslenme güçlüğü ve uzayan ateş tablosu da hekime başvuruyu zorunlu kılan durumlar arasındadır.

Daha önce bruselloz tanısı almış ve tedaviyi tamamlamış bireylerde, aylar veya yıllar sonra benzer şikayetlerin tekrar başlaması durumunda hekime başvurmak önemlidir. Hastalığın nüks etme olasılığı bulunduğundan, yeni başlayan ateş ve eklem ağrılarını eski tedavinin bir yan etkisi olarak yorumlamak yerine yeniden değerlendirilmek üzere uzman bir hekime danışmak uygun olacaktır. Nüks oranı uygun tedavi alan olgularda dahi yüzde beş ile on arasında bildirilmiştir; bu nedenle tedavi bitiminden sonraki ilk iki yıl boyunca düzenli kontrollerin sürdürülmesi önerilir.

Son Değerlendirme

Bruselloz, ülkemizde halen önemli bir yere sahip olan, hayvanlardan insanlara bulaşan bir enfeksiyon hastalığıdır. Uzun süreli ateş, gece terlemeleri, eklem ağrıları ve halsizlik gibi belirsiz şikayetlerle ortaya çıkan tablo, doğru bir hikaye sorgusu ve uygun laboratuvar testleriyle erken dönemde tanınabilir. Zamanında başlanan antibiyotik kombinasyonları ve düzenli izlemle hastalık kontrol altına alınır; ciddi komplikasyonların önüne büyük oranda geçilir. Çiğ süt ürünlerinden kaçınmak, hayvanlarla temasta koruyucu önlemler almak ve risk altındaki bireylerin düzenli sağlık taramalarına katılması, hastalıktan korunmada belirleyici unsurdur.

Koru Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji bölümünde uzman hekimlerimiz, bruselloz gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Doktorlarımız

Bu alanda deneyimli uzman hekimlerimizle yanınızdayız

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

WhatsApp Online Randevu