Dermatoloji

Deri Alerji Testi (Prick Testi)

Deri Alerji Testi, ön kola damlatılan alerjen özütlerinin ince iğneyle cilde temas ettirilmesiyle reaksiyon ölçer. Koru Ankara Dermatoloji doktorlarımızı inceleyin.

Deri prick testi, immünoglobulin E aracılı Tip 1 hipersensitivite reaksiyonlarının tanısında altın standart kabul edilen in vivo bir alerji tarama yöntemidir. Standardize edilmiş alerjen ekstraktlarının cilt yüzeyinde epidermal punksiyon yoluyla temas ettirilmesi ve oluşan lokal wheal-flare yanıtının milimetrik olarak ölçülmesi prensibine dayanır. Alerjik rinit, alerjik astım, atopik dermatit, ürtiker, anjioödem, gıda alerjisi, ilaç alerjisi ve böcek zehiri alerjisi gibi geniş bir klinik yelpazede etiyolojiyi aydınlatmak amacıyla kullanılır. Test hem çocuk hem de erişkin hastalarda güvenle uygulanabilir, kısa sürede sonuç verir ve klinisyene alerjen sensitizasyonunu doğrudan gösterir. Koru Hastanesi Dermatoloji polikliniğinde deri prick testi, uluslararası kılavuzlara uygun standardize ekstraktlarla, tam donanımlı acil müdahale koşullarında ve deneyimli uzman kadrosu tarafından uygulanmaktadır.

Deri Prick Testi (Alerji Tarama Yöntemi) Nedir?

Deri prick testi, alerjen olduğundan şüphelenilen maddelerin sulu ya da gliserinli ekstraktlarının önkol volar yüzeye veya sırt bölgesine damla halinde uygulanması ve ardından steril lansetlerle yaklaşık bir milimetre derinliğinde epidermal punksiyon yapılması esasına dayanan bir in vivo tanı testidir. Yöntem ilk olarak on dokuzuncu yüzyılın ortalarında Charles Blackley tarafından 1865 yılında tanımlanmış, yirminci yüzyılın başında Thomas Lewis triple response fenomenini ayrıntılı olarak açıklamış ve modern standardizasyon 1950 ile 1960'lı yıllarda tamamlanmıştır. Günümüzde Avrupa Alerji ve Klinik İmmünoloji Akademisi (EAACI), Amerikan Alerji Astım İmmünoloji Akademisi (AAAAI) ve Dünya Alerji Örgütü (WAO) tarafından yayımlanan kılavuzlar bu testin uygulama, yorumlama ve raporlama standartlarını belirlemektedir. Türk Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği de bu uluslararası kılavuzları ulusal pratiğe uyarlayarak yayımlamaktadır.

Testin patofizyolojik temeli, mast hücresi ve bazofil yüzeyinde yüksek afiniteli Fc╬ÁRI reseptörüne bağlı bulunan spesifik immünoglobulin E moleküllerinin ilgili alerjenle çapraz bağ oluşturmasına dayanır. Bu bağlanma sonrasında mast hücresi hızla degranüle olur; histamin, triptaz, kimaz, karboksipeptidaz A gibi preformed mediyatörler ile lökotrien C4, D4, E4, prostaglandin D2 ve trombosit aktive edici faktör gibi yeni sentezlenmiş lipid mediyatörler dokuya salınır. Salınan histamin H1 reseptörleri üzerinden kapiller vazodilatasyona, endotel geçirgenlik artışına ve duyu sinir liflerinde kaşıntıya yol açar. Klinik olarak beyazımsı kabartı (wheal) merkezde ve etrafında eritem halkası (flare) şeklindeki üçlü Lewis yanıtı ortaya çıkar. Bu erken faz yanıt yaklaşık on beş ile yirmi dakika içinde tepe noktasına ulaşır; hastaların bir kısmında dört ile sekiz saat sonra geç faz reaksiyon gelişebilir.

Deri prick testi, spesifik immünoglobulin E temelli in vitro serolojik yöntemlere (ImmunoCAP, RAST, ISAC mikroarray, ALEX platformu) kıyasla daha hızlı sonuç vermesi, düşük maliyetli olması, klinisyene canlı immünolojik yanıtı doğrudan gösterebilmesi ve hastayla eş zamanlı klinik değerlendirmeye olanak sağlaması bakımından avantajlıdır. Öte yandan test, alerjen sensitizasyonunu gösterir; sensitizasyonun her zaman klinik alerji anlamına gelmediği ve asemptomatik sensitizasyonun toplumda önemli oranlarda görülebildiği unutulmamalıdır. Bu nedenle test sonucu daima ayrıntılı öykü, fizik muayene ve gerekli hallerde provokasyon testleri ile birlikte değerlendirilir. Klinik ile uyumsuz sonuçlar yeniden test edilmeli ya da tamamlayıcı in vitro testlerle desteklenmelidir.

Deri Prick Testi Hangi Bireylere Uygulanır?

Test endikasyonları arasında mevsimsel ya da yıl boyu süren alerjik rinit, alerjik konjonktivit, alerjik astım, ekzojen alevlenme gösteren atopik dermatit, akut ve rekürren ürtiker, anjioödem, immünoglobulin E aracılı gıda alerjisi, arı ve yaban arısı gibi Hymenoptera zehiri alerjisi, beta laktam antibiyotikler, muskuler gevşeticiler ve klorheksidin gibi ajanlarla ilişkili ilaç alerjileri, lateks alerjisi ve etyolojisi bilinmeyen anafilaksi olguları yer alır. Ayrıca meslek kaynaklı alerjilerin araştırılmasında un, izosiyanat, epoksi, lateks, enzim, hayvan proteini, ahşap tozu ve kimyasal ajanlarla test yapılabilir. Aeroalerjenler üzerinden yürüyen alerjen spesifik immünoterapi kararının verilmesinde ve tedaviye alınacak alerjen panelinin belirlenmesinde de deri prick testi kritik rol oynar. Test, klinik öykü ile birlikte değerlendirildiğinde etiyolojik tanıya ulaşılmasında yüksek diagnostik değere sahiptir.

Uygulamanın mutlak kontrendikasyonları arasında test bölgesinde aktif ekzema, ürtiker, psoriasis ya da yaygın dermatit gibi cilt hastalığının varlığı, aynı ajanla ilişkili ciddi anafilaksi öyküsü, kontrolsüz astım (FEV1 %70 altı) ve stabil olmayan kardiyovasküler hastalık sayılabilir. Rölatif kontrendikasyonlar arasında ise gebelik, beta bloker ve anjiotensin dönüştürücü enzim inhibitörü kullanımı, yoğun dermografizm, ciddi mastositoz, immünsupresif tedavi ve gecikmiş tip hipersensitivitenin baskın olduğu klinik tablolar yer alır. Beta bloker kullanan hastalarda olası anafilaksi durumunda epinefrin yanıtının baskılanabileceği unutulmamalı; ilaç kesilemiyorsa test yarar-zarar dengesi gözetilerek yeniden değerlendirilmeli ve gerekirse in vitro yöntemler tercih edilmelidir. Gebelikte ise fetüs üzerindeki hipoksi riski nedeniyle test genellikle doğum sonrası döneme ertelenir.

Test öncesi hasta ayrıntılı olarak sorgulanır; semptomların başlangıcı, süresi, mevsimsel dağılımı, iç mekan ve dış mekan etkileşimleri, evcil hayvan teması, ev tozu maruziyeti, meslek, hobiler, beslenme alışkanlıkları, ilaç kullanımı, geçirilmiş anafilaksi ve aile öyküsü kayıt altına alınır. Bu bilgiler, uygulanacak alerjen panelinin seçimi açısından belirleyicidir. Standart panelde ev tozu akarları (Dermatophagoides pteronyssinus, Dermatophagoides farinae), bölgesel ağaç, çim ve yabani ot polenleri, kedi ve köpek epiteli, küf mantarları (Alternaria, Cladosporium, Aspergillus, Penicillium), hamamböceği ve seçili gıda alerjenleri yer alır. Panel klinik ihtiyaca göre balık, kabuklu deniz ürünü, süt, yumurta, buğday, soya, yer fıstığı, ağaç yemişleri ve mesleki alerjenler eklenerek genişletilebilir.

Deri Prick Testi Adım Adım Nasıl Gerçekleştirilir?

Uygulama önkol volar yüzey veya çok sayıda alerjen test edilecek çocuk hastalarda sırt bölgesinde gerçekleştirilir. Bilek ve dirsek kıvrımından beş santimetre uzak kalınması, sonuçların standardizasyonu açısından önemlidir. Test alanı önce yüzde yetmiş izopropil alkolle temizlenir ve tamamen kurumaya bırakılır. Alerjen damlalarının yerleştirileceği noktalar deri kalemi ile işaretlenir; ardından her alerjen ekstraktının bir damlası cilt üzerine damlatılır. Damlalar arasında en az iki santimetre mesafe bırakılması, komşu reaksiyonların ve flare yanıtlarının birbirine karışmaması açısından zorunludur. Pozitif kontrol olarak on milligram per mililitre histamin dihidroklorür (ya da bazı merkezlerde histamin fosfat), negatif kontrol olarak ise ekstrakt sulandırıcısı (gliserinli fizyolojik salin) kullanılır. Kontrol damlalarının yeri her zaman aynı bölgede standart olarak konumlandırılır.

Punksiyon işlemi Duotip, Multitest, Stallerpoint, Morrow Brown ya da ALK lanset gibi standardize edilmiş tek kullanımlık lansetlerle yapılır. Lanset dik açıyla cilde bastırılır ve yaklaşık bir milimetre derinliğinde epidermal punksiyon oluşturulur. Bu işlem kanamaya yol açmayacak biçimde yüzeysel kalmalıdır; kanama görüldüğünde punksiyon derinliği fazla demektir ve o test noktası geçersiz sayılmalıdır. Her alerjen için ayrı ve steril lansetlerin kullanılması, alerjenler arası kontaminasyonun ve yalancı pozitifliğin önlenmesi için mutlaka gereklidir. Punksiyon sonrasında cilt üzerindeki fazla ekstrakt on beş dakika sonra emici bir kağıtla nazikçe silinir. Testin uygulandığı odada hasta konforu için oda sıcaklığı sabit tutulmalı ve ışıklandırma ölçümü kolaylaştıracak nitelikte olmalıdır.

On beş ile yirmi dakikalık bekleme süresinin ardından her test noktasında oluşan wheal ve flare çapları şeffaf plastik cetvel ya da özel dermografik ölçüm aracıyla milimetre cinsinden ölçülür. Wheal ölçümünde en uzun çap ile ona dik olan en uzun çap toplanıp ikiye bölünür ve ortalama çap kaydedilir; alternatif olarak wheal alanı planimetrik yöntemle veya dijital fotoğraf yazılımıyla hesaplanabilir. Reaksiyon sınırları isteğe bağlı olarak fotoğraflanır ve hasta dosyasına eklenir. Tüm işlem hazırlık, bekleme ve değerlendirme dahil yaklaşık otuz ile kırk beş dakika sürer. Test günübirlik poliklinik koşullarında gerçekleştirilir, hastane yatışı ya da anestezi gerektirmez. Sonuçlar aynı seansta değerlendirilerek hastaya yorumlanır ve yazılı raporla teslim edilir.

Prick Testi Bulguları Nasıl Değerlendirilir?

Test yorumlamasında temel kriter, wheal çapının negatif kontrolden en az üç milimetre büyük olmasıdır. Bazı otörler pozitif kontrol olan histamin wheal çapının en az yüzde ellisi kadar bir wheal oluşumunu da pozitiflik kriteri olarak kabul eder. Pozitif kontrol olarak kullanılan histamin damlasında üç milimetreden büyük wheal beklenir; aksi takdirde antihistaminik etkisi, düşük cilt reaktivitesi, uygunsuz saklanmış ekstrakt ya da teknik hata düşünülür. Şiddet skorlamasında bir artı (3-5 mm), iki artı (5-10 mm), üç artı (10 milimetre üzeri veya psödopod varlığı) ve dört artı (dev wheal ile sistemik semptomlar) şeklinde sınıflandırma yapılır. Bu skorlama tanıya değil, yalnızca cilt reaktivitesinin derecesine işaret eder ve klinik ciddiyetle her zaman doğrusal ilişki göstermez. Yüksek wheal her zaman ciddi klinik alerji anlamına gelmediği gibi düşük wheal da alerjiyi dışlamaz.

Duyarlılık ve özgüllük açısından inhaler alerjenlerde deri prick testinin duyarlılığı yüzde seksen ile doksan yedi arasında, özgüllüğü yüzde yetmiş ile doksan beş arasında değişir. Gıda alerjenlerinde duyarlılık yüzde altmış beş ile doksan beş, özgüllük ise yüzde otuz ile doksan bandında raporlanmıştır. Böcek zehiri alerjisinde duyarlılık yüzde seksen beş civarında olup intradermal test ile tamamlanır. İlaç alerjilerinde ise sonuçlar ilacın kimyasal yapısına, hapten özelliğine ve metabolizmasına bağlı olarak değişkenlik gösterir. Bu nedenle özellikle gıda alerjilerinde pozitif bir sonuç, klinik alerji tanısı için tek başına yeterli değildir; öykü, spesifik immünoglobulin E düzeyi ve gerekli hallerde çift-kör plasebo kontrollü oral gıda provokasyon testi (DBPCFC) ile birlikte değerlendirilir. Sonuçların pozitif prediktif değeri hasta popülasyonuna ve alerjenin yerel prevalansına göre farklılık gösterir.

Bileşen bazlı tanı yöntemleri (component-resolved diagnostics), moleküler alerjen düzeyinde ISAC ve ALEX gibi mikroarray platformlarıyla ayrıntılı olarak yapılabilir. Yer fıstığında Ara h 2 majör alerjeni ciddi sistemik reaksiyon riskiyle, huş poleninde Bet v 1 ise pollen-gıda çapraz reaktivitesiyle (oral alerji sendromu) ilişkilidir. Kedide Fel d 1, köpekte Can f 1, ev tozu akarında Der p 1, Der p 2 ve Der p 23 majör alerjen bileşenlerinin belirlenmesi, gerçek alerji ile çapraz reaktiviteye bağlı sensitizasyonun ayrımını sağlar ve immünoterapi kararının kişiselleştirilmesine olanak tanır. Prick testi sonucu, gerektiğinde intradermal test (özellikle ilaç ve venom alerjisinde), spesifik immünoglobulin E ölçümü, bazofil aktivasyon testi veya serum triptaz düzeyi ile bütünleştirilerek yorumlanır. Yorumlama daima klinik bağlam içinde yapılmalı ve tek başına test sonucuna göre tanı konulmamalıdır.

Uygulama Öncesi Hangi İlaçların Kesilmesi Gerekir?

Yalancı negatif sonuçların önlenmesi amacıyla test öncesi bazı ilaçların uygun sürelerde kesilmesi gerekir. Uzun etkili birinci kuşak ve ikinci kuşak H1 antihistaminikler (loratadin, desloratadin, setirizin, levosetirizin, feksofenadin, bilastin, rupatadin) testten en az yedi gün önce, kısa etkili antihistaminikler (klorfeniramin, difenhidramin, hidroksizin, siproheptadin) ise en az üç ile dört gün önce bırakılmalıdır. H2 antihistaminikler (ranitidin, famotidin, simetidin) yirmi dört saat, ketotifen gibi mast hücresi stabilizatörleri yaklaşık iki hafta öncesinden kesilir. Trisiklik antidepresanların (amitriptilin, doksepin, imipramin, klorpromazin) belirgin antihistaminik etkisi nedeniyle bir ile üç hafta önce sonlandırılması önerilir. Mirtazapin ve kuetiapin gibi bazı antipsikotik ve antidepresanların da antihistaminerjik etkisi vardır ve kesim süreleri bireysel değerlendirilmelidir.

Sistemik kortikosteroidler günlük on miligramın üzerinde kullanılıyorsa cilt reaktivitesini baskılayabilir; bu nedenle mümkünse üç hafta öncesinden azaltılarak kesilmesi tercih edilir. Kısa süreli düşük doz sistemik steroid kullanımının test sonuçlarını belirgin olarak etkilemediği bildirilse de kronik kullanım klinik olarak wheal yanıtını azaltır. Test bölgesine uygulanan topikal kortikosteroidler ve topikal kalsinörin inhibitörleri (takrolimus, pimekrolimus) en az bir hafta önceden bırakılmalıdır. Omalizumab gibi anti-immünoglobulin E monoklonal antikorlar cilt yanıtını uzun süreli olarak baskılayabilir ve etki süresi son dozdan sonra altı aya kadar uzayabilir; bu durum güncel kılavuzlarda tartışmalıdır ve klinik bağıntıya göre değerlendirilir. Dupilumab, mepolizumab ve benralizumab gibi biyolojik ajanların prick testi üzerindeki etkisi de ayrıca gözden geçirilmelidir.

Beta blokerler ve anjiotensin dönüştürücü enzim inhibitörleri wheal çapını doğrudan etkilemese de olası anafilaksi yönetimini güçleştirdiğinden mümkün olduğunda kesilmesi önerilir. Ancak kardiyovasküler risk taşıyan hastalarda ilacın kesilmesi hekim tarafından değerlendirilmelidir. Antihistaminik içeren öksürük ve soğuk algınlığı ilaçları, uyku ilaçları ve bazı bitkisel takviyeler de test sonuçlarını etkileyebilir; hasta test öncesi tüm reçeteli ve reçetesiz ilaç listesini, bitkisel destekleri ve topikal ürünleri hekime bildirmelidir. Kesim süreleri ilaç yarılanma ömrü ve alıcı seviyesindeki etkinin gerileme kinetiğine göre bireyselleştirilir. İlaçları kesmenin risk oluşturduğu hastalarda spesifik immünoglobulin E ölçümü tanı için tercih edilebilir.

Deri Prick Testi Kaç Yaşından İtibaren Yapılabilir?

Deri prick testi her yaş grubunda uygulanabilen bir tanı yöntemidir ve teorik olarak bir aylık bebeklerde bile yapılabilir. Ancak yenidoğan ve süt çocuklarında cilt reaktivitesi düşük olduğu için wheal çapları küçük olma eğilimindedir; bu nedenle sonuçların yaşa göre uyarlanmış eşik değerlerle yorumlanması gerekir. Bir yaş altı bebeklerde histamin pozitif kontrolüne verilen ortalama wheal çapı üç ile beş milimetre arasındadır ve bu grup için iki milimetrelik alerjen wheal'i klinik olarak anlamlı kabul edilebilir. Genel klinik pratikte alerjik astım, atopik dermatit ve gıda alerjisi araştırmalarında altı aylıktan itibaren güvenle uygulanır. İki yaşın altındaki çocuklarda sırt bölgesi tercih edilir çünkü test yüzeyi daha geniştir ve çocuğun hareketleri sınırlanabilir. Ayrıca sırt bölgesi genellikle daha reaktif olduğundan küçük çocuklarda daha güvenilir sonuç verir.

İleri yaş hastalarda cilt kalınlığının azalması, mast hücresi yoğunluğunun düşmesi, dermal kolajen değişiklikleri ve immünsenesans nedeniyle cilt reaktivitesi zayıflar; bu nedenle histamin pozitif kontrolüne yanıt gençlere kıyasla daha küçük olabilir. Altmış beş yaş üzeri hastalarda hem sensitivite hem de spesifisite azalabilir ve klinik olarak anlamlı wheal eşiği farklı yorumlanmalıdır. Bu popülasyonda spesifik immünoglobulin E ölçümü tamamlayıcı olarak kullanılabilir ve gerektiğinde intradermal test ile desteklenir. Yaşlı hastalarda kullanılan çoklu ilaçlar, komorbiditeler ve kardiyovasküler durum test öncesi ayrıntılı olarak sorgulanmalıdır. Ayrıca ileri yaş grubunda alerji dışı nedenlerle benzer semptom veren tabloların (vazomotor rinit, non-alerjik astım, ilaç yan etkileri) ayırıcı tanısı yapılmalıdır.

Çocuklarda test uygulaması sırasında hasta işbirliği önemlidir. Uygulama öncesi çocuğa ve aileye işlem anlaşılır bir dille anlatılır; işlemin ağrısız olduğu, sadece hafif tırmalanma hissi olacağı vurgulanır. Oyuncak, video ya da anne baba desteği ile dikkatin dağıtılması stresin azaltılmasında yardımcıdır. Küçük çocuklarda test bölgesinin sabit tutulması için ebeveyn desteği alınır; el ve ayakların testi kazımasını önlemek için gerekirse hafifçe tutulur. Testin bitiminden sonra kaşıntının azaltılması için soğuk kompres uygulanabilir. Test bitiminde çocuğun genel durumu, cilt reaksiyonlarının yaygınlığı ve sistemik bulguların olup olmadığı en az otuz dakika süreyle gözlenir. Anafilaksi öyküsü olan ya da yüksek riskli olgularda gözlem süresi altmış dakikaya uzatılır.

Prick Testi Sırasında Ağrı veya Rahatsızlık Hissedilir mi?

Deri prick testi minimal invaziv bir işlemdir ve genellikle iyi tolere edilir. Lanset ile yapılan bir milimetrelik yüzeysel epidermal punksiyon dermal sinir uçlarına ulaşmadığından, hasta yalnızca hafif bir tırmalanma ya da batma hissi tanımlar. Kanama beklenmez; kanama görülüyorsa punksiyon derinliğinin fazla olduğu ve testin standardizasyon dışına çıktığı düşünülmelidir. Anestezi uygulanmaz çünkü lokal anestezikler cilt reaktivitesini bozarak sonuçları yanıltabilir. Test sonrası birkaç saat içinde kaşıntı ve hafif kızarıklık olması olağan ve geçicidir; genellikle iki ile altı saat içinde kendiliğinden geriler. Kaşıntının hasta tarafından kazınmaması önemlidir; kazıma sonucu sekonder eritem, ödem ve nadiren yüzeysel enfeksiyon gelişebilir.

Testte gelişebilen komplikasyonlar sıklığına göre sınıflandırılabilir. Sıklıkla görülenler arasında kaşıntı, geçici lokal kabartı ve eritem yer alır; bunlar hemen hemen tüm hastalarda hafif düzeyde gözlenir ve kendiliğinden geriler. Daha az sıklıkla dört ile sekiz saat sonra ortaya çıkan geç faz reaksiyonlar, lokal ürtiker, uzak bölgelerde ürtikeryal döküntü ve hafif sistemik pruritus görülebilir. Nadir ancak ciddi olan komplikasyonlar arasında anafilaksi, bronkospazm, laringeal ödem, hipotansiyon, senkop ve nadir olgularda kardiyak arrest yer alır; genel sıklık binde ikiden düşüktür ve yüksek konsantrasyonda ekstrakt kullanımı, çok sayıda test noktası, ciddi atopi öyküsü ve çocuk yaş grubu risk faktörleridir. Anafilaksi olguları genellikle ilk otuz dakika içinde görülür.

Testin uygulandığı merkezde tam donanımlı anafilaksi müdahale ekipmanı hazır bulundurulur. Bu ekipman arasında bin defa seyreltilmiş epinefrin ampulleri (1:1000, intramüsküler uyluk uygulaması için), oksijen kaynağı, ambu maskesi, aspiratör, intravenöz sıvı seti (izotonik salin, Ringer laktat), parenteral H1 ve H2 antihistaminikler (feniramin, ranitidin), sistemik kortikosteroid (metilprednizolon, hidrokortizon), salbutamol nebülizatör, ipratropium bromid ve kardiyopulmoner resüsitasyon donanımı yer alır. Test sonrası hasta poliklinikte en az otuz dakika, yüksek riskli olgularda ise altmış dakika süreyle gözlenir. Hastaya olası geç reaksiyonlar hakkında bilgi verilir; yaygın ürtiker, nefes darlığı, ses kısıklığı, yutma güçlüğü, baş dönmesi ya da bilinç değişikliği durumunda derhal acil servise başvurması gerektiği anlatılır. Yüksek riskli hastalara ihtiyaca göre otoenjektör epinefrin reçete edilebilir.

Test Sonucu Negatif Çıkarsa Alerji Kesin Olarak Dışlanır mı?

Negatif prick testi sonucu ilgili alerjene karşı immünoglobulin E aracılı sensitizasyon bulunmadığını gösterir; ancak bu durum alerjinin kesin olarak dışlandığı anlamına gelmez. Yalancı negatif sonuçlar antihistaminik, trisiklik antidepresan, sistemik ya da yüksek doz topikal kortikosteroid kullanımı, omalizumab tedavisi, cilt reaktivitesinin azaldığı ileri yaş, yenidoğan dönemi, süresi geçmiş veya uygunsuz saklanmış ekstraktlar, düşük antijen konsantrasyonu, uygun olmayan punksiyon derinliği ve teknik hatalar nedeniyle görülebilir. Ayrıca alerjen ekstraktının hazırlanış biçimi (bazı gıdalarda ısıl işlem sonrası protein yapısı değişebilir) da sonucu etkileyebilir. Bu nedenle klinik öykü güçlü olduğunda test negatif çıksa bile ileri araştırma gerekebilir ve gerektiğinde taze gıda ile prick-to-prick testi uygulanabilir.

İntradermal testler prick testine göre daha yüksek duyarlılığa sahiptir ve özellikle ilaç ve venom alerjisi araştırmalarında prick testi negatif olduğunda kullanılır; ancak özgüllüğü daha düşüktür ve anafilaksi riski daha yüksektir, bu nedenle deneyimli merkezlerde uygulanmalıdır. Bunun yanı sıra spesifik immünoglobulin E ölçümü (ImmunoCAP, ISAC mikroarray, ALEX platformu), bazofil aktivasyon testi (BAT), lenfosit transformasyon testi, provokasyon testleri (nazal, konjunktival, bronşiyal, oral) ve moleküler bileşen bazlı tanı yöntemleri tamamlayıcı olarak kullanılır. Gıda alerjilerinde altın standart olarak kabul edilen çift kör plasebo kontrollü oral provokasyon testi, klinik reaktiviteyi kesin olarak ortaya koyar ve özellikle klinik ile test sonucunun uyumsuz olduğu vakalarda değerlidir. Kontak dermatit gibi gecikmiş tip hipersensitivite hastalıklarında ise prick testi değil, yama testi (patch test) uygulanır.

Sonuçların yorumlanması ve tedavi planlaması bireysel öykü, klinik bulgular ve laboratuvar verileri birlikte değerlendirilerek yapılmalıdır. Alerjik hastalıkların yönetiminde alerjenden kaçınma stratejileri, çevresel önlemler, farmakoterapi (antihistaminik, intranazal steroid, lökotrien reseptör antagonisti, inhaler steroid ve bronkodilatör) ve seçilmiş olgularda alerjen spesifik immünoterapi (subkütan ya da sublingual) etkin seçeneklerdir. Şiddetli olgularda omalizumab, dupilumab, mepolizumab, benralizumab gibi biyolojik ajanlar gündeme gelebilir. Koru Hastanesi Dermatoloji polikliniğinde deri prick testi, standardize alerjen panelleri, güncel EAACI ve AAAAI kılavuzları doğrultusunda geliştirilmiş protokoller ve deneyimli klinisyen ekibi ile yürütülmekte, tanı sonrası bireyselleştirilmiş tedavi ve takip programı planlanmaktadır. Bu bilgiler yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim değerlendirmesi yerine geçmez; kesin tanı ve tedavi için Koru Hastanesi Dermatoloji uzmanına başvurmanız önerilir.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

WhatsApp Online Randevu