Panüveit, gözün iç tabakalarının tamamını etkileyen yaygın bir iltihap tablosudur. Gözün ön kısmındaki iris ve siliyer cisim, orta kısımdaki koroid ve arka kısımdaki retina ile vitreus (göz içini dolduran jel kıvamlı sıvı) aynı anda iltihaplandığında bu duruma panüveit adı verilir. Diğer üveit türlerine göre daha ağır seyreden ve görme keskinliğini hızla etkileyebilen bir tablo olduğu için zamanında fark edilmesi büyük önem taşır.
Hastalık tek gözde başlayabileceği gibi her iki gözü birden de tutabilir. Şikayetler bazen sinsi biçimde haftalar içinde yerleşirken bazen birkaç gün içinde belirgin görme kaybına yol açabilir. Panüveit altta yatan farklı sebeplere bağlı gelişebildiği için her hastada seyri ve şiddeti değişiklik gösterir. Bu nedenle göz hastalıkları uzmanı tarafından ayrıntılı bir değerlendirme yapılması ve gerektiğinde dahili branşlarla birlikte takip edilmesi gerekir.
Kimlerde Görülür?
Panüveit her yaş grubunda ortaya çıkabilen bir hastalıktır; ancak en sık 20 ile 50 yaş arasındaki erişkinlerde görülür. Genç ve orta yaş grubu, çalışma hayatının yoğun olduğu bir dönemde olduğu için ani görme bulanıklığı şikayetleriyle göz polikliniklerine başvurabilir. Çocukluk çağında daha nadir görülmekle birlikte özellikle juvenil idiyopatik artrit (çocukluk dönemi eklem iltihabı) gibi romatolojik hastalıkları olan çocuklarda da panüveit gelişebilir.
Bağışıklık sistemini etkileyen kronik hastalığı bulunan kişiler panüveit açısından daha riskli kabul edilir. Behçet hastalığı, sarkoidoz, ankilozan spondilit, multipl skleroz gibi sistemik tabloların bulunduğu hastalarda göz tutulumu sık görülür. Aynı şekilde tüberküloz, sifiliz, toksoplazmoz ve viral enfeksiyon öyküsü olan kişilerde de göz içi iltihabı riski artar. Ailesinde benzer üveit veya romatolojik hastalık öyküsü bulunanlarda da yatkınlık daha belirgindir.
Coğrafi farklılıklar da panüveit sıklığını etkiler. Türkiye'nin de içinde bulunduğu Akdeniz, Orta Doğu ve Uzak Doğu bölgelerinde Behçet hastalığı kaynaklı panüveit oranı belirgin biçimde yüksektir. Sigara kullanımı, geçirilmiş göz ameliyatları, künt göz travmaları ve uzun süreli kortizon tedavisi de yatkınlık oluşturan diğer etkenler arasında yer alır. Bu sebeple risk grubundaki kişilerin yıllık göz muayenelerini ihmal etmemesi gerekir.
Risk grubunda öne çıkan kişiler şu şekilde özetlenebilir:
- 20-50 yaş aralığındaki erişkinler ve juvenil artritli çocuklar
- Behçet hastalığı, sarkoidoz, ankilozan spondilit tanılı bireyler
- Tüberküloz, sifiliz veya toksoplazmoz öyküsü bulunan kişiler
- Bağışıklık sistemi baskılanmış ve kronik kortizon kullanan hastalar
- Geçirilmiş göz travması veya göz içi ameliyatı bulunan kişiler
Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?
Panüveitin en sık karşılaşılan belirtisi, görme keskinliğinde belirgin azalmadır. Hastalar günlük yaşamlarında okurken yazıların seçilemediğini, uzağı seçmekte zorlandıklarını ya da gözlerinin önünde sis perdesi varmış hissi yaşadıklarını ifade eder. Bu görme bulanıklığı bazen sabah uyandıklarında fark edilir, bazen de gün içinde aniden başlar. Şikayetlerin tek taraflı veya çift taraflı olması altta yatan sebebe göre değişir.
Göz ağrısı, kızarıklık ve ışığa karşı aşırı duyarlılık (fotofobi) diğer önemli bulgular arasında yer alır. Hasta güneş ışığında veya parlak ekranlara baktığında gözünü kısmak zorunda kalır. Gözde kum batma hissi, sulanma, kapakta hafif şişlik ve gözün etrafında zonklayıcı bir ağrı sık görülen yakınmalardandır. Ön bölüm tutulumu baskınsa ağrı ve kızarıklık ön planda olurken arka bölüm tutulumu baskınsa görme kaybı daha belirgin biçimde öne çıkar.
Görme alanında uçuşan siyah noktalar, ipliksi şekiller veya örümcek ağı görünümünde gölgeler de panüveitin tipik bulgularındandır. Bu görüntüler vitreusta biriken iltihap hücreleri ve protein parçacıkları nedeniyle ortaya çıkar. Bazı hastalarda ise renklerin soluk göründüğü, ışık çakmaları yaşandığı ve gözün önünde küçük gölgelerin hareket ettiği şikayetleri olur. Bu belirtiler retina tutulumunun göstergesi olabileceği için ciddiye alınmalıdır.
Bulgular birkaç saat içinde hızla şiddetlenebileceği gibi sinsi biçimde günler içinde de yerleşebilir. Özellikle sistemik bir hastalığı olan kişilerde gözle ilgili yeni ortaya çıkan her şikayet ihmal edilmemelidir. Zamanında müdahale edilmeyen panüveit kalıcı görme kayıplarına yol açabildiği için belirtilerin erken tanınması büyük önem taşır. Bazı hastalarda gece görüşünde belirgin azalma, kontrast duyarlılığında bozulma ve okuma mesafesinde değişiklikler de eşlik edebilir.
Nedenleri Nelerdir?
Panüveitin altında çok farklı sebepler yatabilir. Olguların önemli bir bölümünde neden, vücudun kendi dokularına karşı geliştirdiği bağışıklık tepkisidir. Özellikle Behçet hastalığı, sarkoidoz, Vogt-Koyanagi-Harada sendromu (deri, kulak ve göz tutulumu yapan sistemik tablo), sempatik oftalmi ve juvenil idiyopatik artrit gibi otoimmün ve otoinflamatuvar hastalıklar, gözün iç tabakalarında yaygın iltihaba sebep olabilir. Bu hastalıkların kontrol altına alınması göz bulgularını da olumlu etkiler.
Enfeksiyonlar panüveitin diğer önemli sebepleri arasında yer alır. Toksoplazmoz, tüberküloz, sifiliz, Lyme hastalığı, herpes virüsleri, sitomegalovirüs ve bazı mantar enfeksiyonları göz içine ulaşarak yaygın iltihap oluşturabilir. Özellikle bağışıklığı baskılanmış hastalarda fırsatçı enfeksiyonlar daha ağır seyirli panüveit tablolarına yol açabilir. Ülkemizde toksoplazmoz kaynaklı tutulumlar göreceli olarak sık karşılaşılan tablolardandır.
Panüveite yol açabilen başlıca durumlar şu şekilde sıralanabilir:
- Behçet hastalığı, sarkoidoz, ankilozan spondilit gibi otoimmün hastalıklar
- Tüberküloz, sifiliz, toksoplazmoz gibi enfeksiyon kaynaklı tablolar
- Herpes ve sitomegalovirüs kökenli viral enfeksiyonlar
- Geçirilmiş göz travması veya göz içi ameliyatları
- Bazı ilaçlara bağlı gelişen iltihabi yan etkiler
Olguların bir kısmında ise tüm ileri tetkiklere rağmen altta yatan sebep ortaya konulamaz. Bu duruma idiyopatik panüveit adı verilir. Sebep bulunamasa da iltihabın baskılanması ve gözün korunması için tedaviye başlanır. Bazen ilk değerlendirmede sebep belirlenemese de takipte ortaya çıkan yeni bulgularla altta yatan sistemik hastalık gün yüzüne çıkabilir. Bu nedenle düzenli kontroller büyük önem taşır.
Genetik yatkınlığın da panüveit gelişiminde rolü olduğu bilinmektedir. HLA-B27, HLA-B51 gibi doku grupları belirli üveit tablolarıyla ilişkilendirilir. Çevresel faktörler, stres, beslenme alışkanlıkları ve geçirilmiş viral enfeksiyonlar da bağışıklık sistemini tetikleyerek tablonun ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir. Bu çok boyutlu yapı, her hastada nedenin ayrıntılı biçimde sorgulanmasını zorunlu kılar.
Tanı Nasıl Konulur?
Panüveit tanısı, ayrıntılı bir göz muayenesi ve hastanın genel sağlık durumunun değerlendirilmesiyle konulur. Göz hekimi öncelikle görme keskinliğini ölçer, göz içi basıncını kontrol eder ve biyomikroskop ile gözün ön segmentini inceler. Bu muayenede ön kamarada iltihap hücreleri, protein artışı, korneanın iç yüzeyinde çökeltiler (keratik presipitatlar) ve iristeki yapışıklıklar değerlendirilir. Pupil göz damlasıyla genişletildikten sonra arka segment muayenesi yapılır.
Arka segment muayenesinde vitreustaki iltihap yoğunluğu, retinadaki beyazımsı lezyonlar, damarsal tutulum ve optik sinir başının durumu incelenir. Tanının netleşmesi için bazı görüntüleme yöntemlerinden de yararlanılır. Optik koherens tomografi (OKT) ile retina katmanları milimetrik düzeyde değerlendirilir, makulada ödem olup olmadığı belirlenir. Fundus floresein anjiyografi ile damar sızıntıları ve tıkanıklıklar saptanır. Ultrason ise vitreusun yoğun olduğu durumlarda arka bölüm hakkında bilgi sağlar.
Altta yatan sebebi bulmak için sistemik tetkikler de mutlaka yapılır. Kan sayımı, sedimantasyon, CRP (iltihap belirteci), tüberküloz testleri, sifiliz ve toksoplazma serolojisi, HLA-B27, ACE düzeyi ve gerektiğinde akciğer grafisi istenir. Hastanın romatolojik, dermatolojik veya nörolojik şikayetleri varsa ilgili branşlardan da görüş alınır. Behçet hastalığı şüphesinde ağız ve genital bölge bulguları, sarkoidozda ise akciğer ve cilt bulguları sorgulanır. Bu çok yönlü değerlendirme sayesinde kesin tanı sağlanır ve tedavi planı hastaya özel biçimde belirlenir.
Komplikasyonlar Nelerdir?
Panüveit, zamanında ve uygun biçimde yönetilmediğinde gözde ciddi komplikasyonlara yol açabilir. En sık karşılaşılan sorunlardan biri katarakttır. Uzun süreli iltihap ve kullanılan kortizonlu damlalar, göz merceğinin saydamlığını kaybetmesine neden olur. Hasta bulanık görmenin yanı sıra ışık etrafında halkalar ve parlamalar fark edebilir. Cerrahi girişim gerekebilir; ancak iltihap kontrol altına alınmadan ameliyat planlanmaz.
Göz içi basıncının yükselmesi ve glokom gelişimi de önemli komplikasyonlar arasındadır. İltihap, gözün sıvı dolaşımını sağlayan kanalları tıkayabilir; ayrıca kullanılan kortizon tedavileri de basıncı yükseltebilir. Kontrol altına alınmayan yüksek göz içi basıncı görme sinirinde kalıcı hasara sebep olur. Bu nedenle panüveit takibinde göz içi basıncının düzenli ölçülmesi büyük önem taşır.
Panüveite bağlı gelişebilecek başlıca komplikasyonlar şunlardır:
- Katarakt gelişimi ve göz merceğinin saydamlığını kaybetmesi
- Göz içi basıncında yükselme ve sekonder glokom
- Makula ödemi ve buna bağlı kalıcı görme azalması
- Retina dekolmanı ve damar tıkanıklıkları
- Vitreus içinde kalıcı bulanıklıklar ve bant şeklinde yapışıklıklar
Retina ile ilgili komplikasyonlar görme açısından en kritik olanlardır. Makula ödemi, retinanın merkezindeki sıvı birikimi nedeniyle okuma ve yüz tanıma gibi günlük işlevlerde belirgin zorluk yaratır. İleri olgularda retina dekolmanı (retinanın yerinden ayrılması) gelişebilir ve acil cerrahi girişim gerektirir. Optik sinir tutulumu ise kalıcı görme alanı kayıplarına yol açabilir. Tüm bu komplikasyonların önlenmesi için iltihabın erken dönemde kontrol altına alınması ve düzenli takiplerin aksatılmaması gerekir.
Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?
Gözünüzde aniden başlayan görme bulanıklığı, ağrı, kızarıklık veya ışığa karşı belirgin hassasiyet hissediyorsanız zaman kaybetmeden bir göz hekimine başvurmalısınız. Özellikle görme alanınızda yeni ortaya çıkan uçuşan siyah noktalar, ipliksi gölgeler veya ışık çakmaları varsa bu durum retina tutulumunun habercisi olabilir. Şikayetlerin birkaç gün içinde geçeceğini düşünerek beklemek, kalıcı görme kayıpları açısından ciddi risk oluşturur.
Behçet hastalığı, sarkoidoz, ankilozan spondilit gibi sistemik bir hastalığınız varsa ve gözünüzle ilgili en küçük bir değişiklik fark ediyorsanız mutlaka değerlendirme almalısınız. Aynı şekilde tüberküloz, sifiliz, toksoplazmoz öyküsü olan kişilerin de görme şikayetlerini ciddiye alması gerekir. Daha önce üveit geçirmiş ve takipten ayrılmış kişilerin tekrar başlayan göz şikayetlerinde gecikmeden hekime başvurması büyük önem taşır.
Mevcut bir panüveit takibinde olan ve şikayetleri uygulanan yaklaşıma rağmen artan, görme keskinliği azalan veya yeni bir ağrı hisseden kişiler de kontrol randevularını öne almalıdır. Sürecin başarısı kadar düzenli kontrollerin sürdürülmesi de hastalığın yönetiminde belirleyici unsurdur. Erken müdahale, hem görme kaybının önlenmesinde hem de altta yatan sistemik hastalıkların kontrol altına alınmasında önemli rol oynar.
Son Değerlendirme
Panüveit, gözün tüm iç tabakalarını etkileyen ve görme keskinliğini ciddi biçimde tehdit edebilen kapsamlı bir iltihap tablosudur. Altta yatan sebebin doğru belirlenmesi, uygun tedavi planının oluşturulması ve düzenli takiplerin sürdürülmesi sayesinde çoğu hastada görme korunabilir. Hastalığın seyrinde iniş çıkışlar yaşanabileceği için sabırlı bir takip süreci ve hekimle uyumlu çalışma büyük önem taşır.
Koru Hastanesi Göz Hastalıkları bölümünde uzman hekimlerimiz, panüveit (tüm göz i╠ççi i╠çltihabı) gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.
Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.





