Çocuk Romatoloji

PFAPA Sendromu

PFAPA Sendromu Nasıl Ortaya Çıkar? Periyodik Ateş ve Aftöz Stomatit ve Farenjit, erken tanınması durumunda izlem süreci daha rahat yürütülebilen bir hastalıktır. Detaylı bilgi için sayfa içeriğini inceleyin.

PFAPA sendromu, çocukluk çağında düzenli aralıklarla tekrarlayan ateş atakları ile kendini gösteren ve genellikle iyi seyirli bir tablodur. Adını oluşturan harfler İngilizce "Periyodik Ateş, Aftöz Stomatit, Farenjit ve Adenit" ifadesinin baş harflerinden gelir. Yani çocukta belirli aralıklarla yükselen ateş, ağız içinde küçük yaralar, boğaz iltihabı ve boyunda büyümüş lenf bezleri bir arada görülür. Aileler çoğunlukla bu tabloyu sık tekrarlayan boğaz enfeksiyonu sanır; ancak ataklar takvim gibi düzenli geldiğinde altta farklı bir mekanizma olduğu fark edilir.

Bu sendrom otoenflamatuar (vücudun bağışıklık sisteminin kendi kendine iltihap üretmesi) hastalıklar grubunda değerlendirilir. Mikrobik bir hastalık gibi görünse de bilinen bir bakteri ya da virüs etkeni yoktur. Ataklar genellikle 3 ile 6 gün arasında sürer, ardından çocuk tamamen sağlığına kavuşur ve bir sonraki atağa kadar tamamen normal görünür. Tablonun bu döngüsel yapısı, hem tanıyı yönlendiren temel ipucudur hem de aileler için zihinde net bir resim oluşturur. PFAPA sendromunda çocuğun büyüme ve gelişmesi etkilenmez, kalıcı bir organ hasarı beklenmez ve büyük çoğunluğunda yıllar içinde ataklar kendiliğinden seyrelir.

Kimlerde Görülür?

PFAPA sendromu daha çok okul öncesi dönemdeki çocuklarda görülen bir tablodur. İlk atakların büyük bir bölümü 2 ile 5 yaş arasında başlar. Bazen daha küçük bebeklerde de benzer örüntüler bildirilmiştir, ancak tipik başlangıç yaşı bu aralıktır. Erkek çocuklarda kız çocuklara göre biraz daha sık görüldüğü düşünülse de aradaki fark belirgin değildir. Aileler genellikle ilk birkaç atağı sıradan üst solunum yolu enfeksiyonu sanır; ancak ataklar takvim üzerinde işaretlendiğinde benzer aralıklarla tekrar ettiği fark edilir ve şüphe bu noktada doğar.

Tablonun ortaya çıkışında ailesel yatkınlık zaman zaman gündeme gelir. Bazı çocuklarda anne, baba veya kardeşlerde çocukluk döneminde benzer sık ateş atakları öyküsü bulunur. Yine de PFAPA sendromu klasik anlamda kalıtsal bir hastalık olarak sınıflandırılmaz. Genetik araştırmalar bazı bağışıklık sistemi genlerinde küçük değişiklikler olabileceğini düşündürmektedir, ancak tek bir gen sorumlu tutulmamaktadır. Bu nedenle "ailede bu hastalık yoktu, nasıl çıktı?" sorusu sıkça gündeme gelir; çoğu çocukta belirgin bir aile öyküsü olmadan da tablo gelişebilir.

PFAPA sendromu coğrafi olarak dünyanın her bölgesinde tanımlanmıştır ve özel bir etnik dağılım göstermez. Kreşe ya da anaokuluna başlamış aktif sosyal yaşamı olan çocuklarda dikkati çekmesinin nedeni, ailelerin enfeksiyon sıklığı ile karşılaştırma yapabilmesidir. Atakların okul devamlılığını etkilemesi, ailenin iş düzenini bozması ve çocuğun düzenli aralıklarla halsiz kalması, hekime başvuru sebebi olarak öne çıkar. Çoğu çocukta tablo ilkokul yıllarında belirgin biçimde seyrelir, ergenliğe doğru genellikle tamamen geri çekilir.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

PFAPA sendromunun en dikkat çekici belirtisi yüksek ateştir. Ateş genellikle aniden başlar, kısa sürede 39-40 dereceye ulaşır ve ateş düşürücü ilaçlara yanıtı sınırlı olabilir. Atak boyunca ateş inip çıkar, çocuk halsiz görünür, iştahı azalır ve gündelik aktivitelerinden uzaklaşmak ister. Ateşin yüksekliğine rağmen genel durumun beklenenden iyi olması, deneyimli hekimler için önemli bir ipucu olarak değerlendirilir. Atak bittiğinde çocuk yine eski enerjisine kavuşur ve sanki hiçbir şey olmamış gibi günlük hayatına döner.

Ateşe eşlik eden ikinci tipik bulgu boğaz iltihabıdır. Boğaz kızarık ve şiş görünür, bademciklerin üzerinde zaman zaman beyaz noktalar fark edilir. Bu görüntü streptokok enfeksiyonunu çağrıştırdığı için pek çok çocuk önce antibiyotik kullanır. Ancak boğaz kültürleri genellikle negatif sonuçlanır ve antibiyotik tedavisine yanıt beklenen düzeyde olmaz. Boyun bölgesinde, özellikle çene altı ve yan kısımlarda büyümüş, ele gelen lenf bezleri saptanır. Bu lenf bezleri ağrılı olabilir, ancak atak geçtiğinde belirgin biçimde küçülür.

Ağız içi bulguları da tabloya sıkça eşlik eder. Dudak içinde, yanak mukozasında veya dilin kenarlarında küçük, ağrılı yaralar (aft) görülebilir. Bu aftlar çoğu zaman gözden kaçar, çünkü çocuk ağzını açmak istemez ve aileler ateş ile boğaz şikayetine odaklanır. PFAPA sendromunda görülen önemli belirtiler şu şekilde sıralanabilir:

  • 3 ile 6 gün süren, yüksek ve aniden başlayan ateş atakları
  • Genellikle 3 ile 8 hafta aralıklarla tekrarlayan düzenli atak örüntüsü
  • Kızarık boğaz, şişmiş bademcikler ve zaman zaman bademciklerde beyaz noktalar
  • Boyun bölgesinde büyümüş, hassas lenf bezleri
  • Ağız içinde küçük, ağrılı aftöz yaralar
  • Atak sırasında halsizlik, iştahsızlık, baş ağrısı ve karın ağrısı

Bazı çocuklarda klasik üçlü bulguların tamamı her atakta görülmeyebilir. Bir atakta boğaz iltihabı belirginken bir sonraki atakta aftlar öne çıkabilir. Yine de ateşin döngüsel olarak tekrarlaması en sabit bulgudur. Atakların aileler tarafından bir takvim üzerinde işaretlenmesi, hekimin tanı sürecinde önemli bir yol göstericidir. Atak dışı dönemlerde çocuğun büyüme eğrisinin normal seyretmesi, gelişiminin yaşına uygun olması ve laboratuvar değerlerinin normale dönmesi tabloyu diğer kronik hastalıklardan ayırır.

Nedenleri Nelerdir?

PFAPA sendromunun kesin nedeni h├ól├ó tam olarak aydınlatılamamıştır. Bilinen bir bakteri, virüs ya da mantar gibi mikrobik bir etken yoktur. Bu nedenle bulaşıcı bir hastalık olarak değerlendirilmez. Kardeşler arasında benzer tablo görülse bile bu, mikrobik bulaşmadan değil, ortak bağışıklık özelliklerinden kaynaklanır. Tablonun temelinde, bağışıklık sisteminin doğuştan gelen kolunun zaman zaman uyarılması ve kontrolsüz biçimde iltihap üretmesi yatmaktadır. Bu durum otoenflamatuar hastalık kavramının özüdür.

Araştırmalar, atak sırasında vücutta interlökin-1 başta olmak üzere bazı iltihap habercisi maddelerin yükseldiğini göstermektedir. Bu maddeler ateş merkezini uyararak yüksek ateşe yol açar, boğaz ve lenf dokularında iltihaplanmayı tetikler. Atak bittiğinde ise bu maddeler normale döner ve çocuk tamamen sağlığına kavuşur. Atakların neden belirli aralıklarla geldiği konusunda kesin bir açıklama henüz bulunamamıştır. Bağışıklık sisteminin belirli bir eşiğe ulaştıkça boşaldığı bir döngü olduğu düşünülmektedir.

Genetik açıdan tek bir sorumlu gen tanımlanmamıştır. Bazı bağışıklık geni varyantlarının yatkınlığı artırabileceği öne sürülmüş olsa da klinikte rutin genetik test gerektirmez. Çevresel faktörlerin, beslenmenin ya da aşıların hastalığa yol açtığına dair bilimsel bir kanıt bulunmamaktadır. Ataklar genellikle herhangi bir tetikleyici olmadan kendiliğinden başlar. Aileler bazen "soğuk havada", "okul döneminde" ya da "yorgunlukla" tetiklendiğini düşünebilir; ancak bu gözlemler bilimsel olarak doğrulanmış neden-sonuç ilişkisi değildir, daha çok rastlantısal birlikteliklerdir.

Tanı Nasıl Konulur?

PFAPA sendromunun tanısı büyük ölçüde klinik gözleme dayanır. Bir laboratuvar testi ya da görüntüleme yöntemiyle doğrudan teşhis koymak mümkün değildir. Tanıda kullanılan en önemli araç ayrıntılı hastalık öyküsüdür. Hekim, atakların ne zaman başladığını, ne sıklıkla tekrarladığını, kaç gün sürdüğünü ve atak dışı dönemlerde çocuğun nasıl olduğunu öğrenmek ister. Aileler tarafından tutulan bir "ateş takvimi" tanı koymayı belirgin biçimde kolaylaştırır. Bu takvimde ateşin başladığı ve bittiği günler, eşlik eden belirtiler ve kullanılan ilaçlar not edilir.

Fizik muayenede boğaz, bademcikler, ağız içi ve boyun lenf bezleri dikkatle değerlendirilir. Atak sırasında yapılan muayene tanı için çok değerlidir, çünkü tipik bulgular o anda gözlenebilir. Atak dışı muayenede ise çocuğun tamamen sağlıklı görünmesi tabloyu destekler. Kan tetkiklerinde atak sırasında iltihap göstergeleri (CRP, sedimantasyon, lökosit sayısı) yükselir; atak dışı dönemde ise bu değerler normale döner. Bu dalgalanmanın belgelenmesi tanı sürecinde önemli bir basamaktır.

PFAPA sendromu bir dışlama tanısıdır. Yani benzer belirtilere yol açabilecek diğer hastalıkların elenmesi gerekir. Tanıda göz önünde bulundurulan durumlar şunlardır:

  • Tekrarlayan streptokok kaynaklı boğaz enfeksiyonları
  • Ailesel Akdeniz Ateşi başta olmak üzere diğer otoenflamatuar hastalıklar
  • Bağışıklık sistemi yetersizliğine bağlı tekrarlayan enfeksiyonlar
  • Kan hastalıkları, özellikle döngüsel nötropeni
  • Bazı romatolojik tablolar ve uzun süreli enfeksiyon odakları

Bu ayırıcı tanı sürecinde boğaz kültürü, tam kan sayımı, biyokimya tetkikleri ve gerekirse genetik testler istenebilir. Çocuk romatoloji uzmanı tarafından yapılan değerlendirme, tabloyu PFAPA sendromu adı altında toplamayı sağlar. Tanı için en yaygın kullanılan klinik ölçütlerden biri, atakların düzenli aralıklarla tekrarlaması, çocuğun beş yaş altında belirtiler göstermesi, atak dışı dönemde tamamen sağlıklı olması ve büyüme gelişmenin normal seyretmesidir. Bu özelliklerin bir arada bulunması tanıyı belirgin biçimde güçlendirir.

Komplikasyonlar Nelerdir?

PFAPA sendromu genel olarak iyi seyirli bir tablodur ve kalıcı organ hasarına yol açması beklenmez. Atakların yüksekliği ve sıklığı nedeniyle aileleri endişelendirse de uzun vadeli sonuçlar büyük ölçüde olumludur. Çocuğun büyüme eğrisi etkilenmez, boy ve kilo gelişimi yaşına uygun seyreder. Bağışıklık sistemi atak dışı dönemde tam olarak işlev görür, bu nedenle çocuk diğer enfeksiyonlara karşı normal düzeyde dirençlidir. Yine de yönetilmeyen ya da yanlış değerlendirilen atakların yarattığı bazı sorunlar göz ardı edilmemelidir.

En sık karşılaşılan zorluk gereksiz antibiyotik kullanımıdır. Boğaz iltihabı bulguları streptokok enfeksiyonunu andırdığı için çocuklar her atakta antibiyotik kullanabilir. Bu durum bağırsak florasının bozulmasına, antibiyotiklere karşı bakteri direncinin gelişmesine ve ilaç yan etkilerinin sıklaşmasına yol açabilir. Doğru tanı konulduğunda antibiyotik kullanımı belirgin biçimde azalır, çocuk gereksiz ilaç yükünden korunmuş olur. Bu da PFAPA sendromunun tanınmasının pratik önemini ortaya koyar.

Atakların sıklığı çocuğun okul devamlılığını, ailenin iş yaşamını ve sosyal etkinliklere katılımı olumsuz etkileyebilir. Ayda bir tekrarlayan yüksek ateşli günler, çocuğun eğitim sürecinde aksamalara neden olabilir. Uzun dönemde bazı çocuklarda atak sırasında belirgin halsizlik, baş ağrısı ve karın ağrısı tekrarlayan bir örüntüye dönüşebilir. Nadiren atakların seyrini değiştirmek için bademcik ameliyatı gündeme gelir; bu karar çocuk romatoloji ve kulak burun boğaz uzmanlarının birlikte değerlendirmesiyle alınır. Tablonun büyük çoğunluğu okul çağında belirgin biçimde seyrelir, ergenliğe doğru genellikle tamamen geri çekilir.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Çocuğunuzda düzenli aralıklarla tekrarlayan, antibiyotiklere belirgin yanıt vermeyen yüksek ateş atakları gözlemliyorsanız mutlaka bir çocuk hekimine başvurmalısınız. Özellikle ateşin 3-6 gün sürmesi, ardından çocuğun tamamen iyileşmesi ve birkaç hafta sonra benzer atağın tekrarlaması dikkat çekici bir örüntüdür. Bu durumda ataklar arasındaki süreyi, atak günlerini ve eşlik eden belirtileri not ettiğiniz bir takvim tutmanız değerlendirmeyi belirgin biçimde kolaylaştırır.

Atak sırasında boğazda kızarıklık, bademciklerde beyaz noktalar, boyunda ele gelen lenf bezleri ya da ağız içinde küçük yaralar fark ederseniz çocuk hekiminize bilgi vermelisiniz. Atak dışı dönemde çocuğunuzun tamamen sağlıklı görünmesi sizi rahatlatmamalı; çünkü doğru değerlendirme atak sırasında yapılan muayene ile mümkündür. Bu nedenle ateşli günlerde hekime başvurmanız, gerekirse o gün kan tetkiklerinin yapılması tanı sürecinde önemli bir basamaktır.

Şu durumlarda ise daha hızlı değerlendirilmeniz gerekir: ateşin 6 günden uzun sürmesi, ataklar arasında çocuğun belirgin halsiz kalması, kilo kaybı yaşaması, ciltte döküntü çıkması, eklemlerde şişlik gözlenmesi ya da büyüme gelişme geriliği fark edilmesi. Bu bulgular farklı tablolara işaret edebileceğinden çocuk romatoloji uzmanı tarafından ayrıntılı değerlendirme gerekir. Erken başvuru, gereksiz antibiyotik kullanımının önlenmesi ve doğru izlem planının oluşturulması açısından önemlidir.

Son Değerlendirme

PFAPA sendromu, çocukluk çağında düzenli aralıklarla tekrarlayan ateş atakları, boğaz iltihabı, ağız içi aftlar ve boyunda büyümüş lenf bezleri ile kendini gösteren otoenflamatuar bir tablodur. Mikrobik bir nedeni olmadığı için klasik enfeksiyon olarak değerlendirilmez, ancak belirtileri sıradan bir üst solunum yolu enfeksiyonunu andırabilir. Atakların döngüsel yapısı, ateşli günler arasında çocuğun tamamen sağlıklı görünmesi ve büyüme gelişmenin etkilenmemesi tabloyu ayırt eden temel özelliklerdir. Doğru tanı, gereksiz ilaç kullanımının önlenmesi ve atakların doğru yönetilmesi açısından önemlidir.

Koru Hastanesi Çocuk Romatoloji bölümünde uzman hekimlerimiz, pfapa sendromu gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

WhatsApp Online Randevu