Kalp ve Damar Cerrahisi

Chirurgia dell'Aneurisma dell'Aorta Ascendente (Procedura di Bentall)

Che cosa sono l'aneurisma dell'aorta ascendente e la procedura di Bentall e a chi sono indicati? Chirurgia dell'aneurisma e recupero con la chirurgia cardiovascolare dell'Ospedale Koru Ankara.

Assendan aort anevrizması, kalbin çıkış yolundan sonraki ilk aort segmentinde meydana gelen ve zamanla ölümcül boyutlara ulaşabilen bir damar genişlemesidir. Bu bölgedeki anevrizmalar, aort kökünü, sinüs valsalvaları, koroner arter çıkış noktalarını ve zaman zaman aort kapağı düzeyini etkileyecek şekilde ilerleyerek karmaşık bir cerrahi sorun oluşturur. Genişlemenin belirli bir çapı aşması, aort duvarındaki gerilim değerlerinin fizyolojik sınırların üzerine çıkması ve doku dayanıklılığının azalması durumunda cerrahi girişim kaçınılmaz hale gelir. Bentall prosedürü, aort kökünün ve assendan aortun eş zamanlı olarak kompozit bir greftle değiştirildiği, koroner arterlerin bu grefte yeniden implante edildiği kapsamlı bir açık kalp cerrahisi tekniğidir. Koru Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi kliniğinde bu ameliyat, uluslararası standartlarda kabul görmüş modern tekniklerle, ileri düzey görüntüleme desteği ve deneyimli bir ekip tarafından uygulanmaktadır. Assendan aort anevrizmasının Bentall prosedürüyle tedavisi, cerrahi planlama, kapak seçimi, koroner reimplantasyon tekniği, kardiyopulmoner bypass yönetimi ve postoperatif takip başlıklarını içeren çok boyutlu bir süreçtir. Hastanın yaşı, altta yatan bağ dokusu hastalığı, kapak morfolojisi, aort kökünün geometrisi ve eşlik eden patolojiler dikkate alınarak bireysel tedavi planı oluşturulur.

Assendan aortun anatomik yapısı, sinotübüler bileşke, sinüs valsalva bölgesi ve tübüler assendan aort olmak üzere farklı segmentleri içerir. Anevrizmatik genişleme bu segmentlerin bir ya da birkaçında birlikte görülebilir. Kök tutulumu olan hastalarda tek başına aortun tübüler kısmının değiştirilmesi yeterli olmaz; aort kökü, sinüs valsalvaları ve zaman zaman kapak da tedavi kapsamına alınmalıdır. Bentall prosedürü, bu geniş kapsamlı tedavinin altın standardı olarak literatürde yerini korumaktadır. Doğru endikasyon konulduğunda erken ve uzun dönem sağkalım oranları oldukça yüksektir. Anevrizmanın gelişim hızı, aile öyküsü, konnektif doku hastalıkları ve bikuspid aort kapağı gibi risk faktörleri, cerrahi zamanlamayı doğrudan etkileyen değişkenlerdir. Klinik değerlendirme sürecinde ekokardiyografi, kontrastlı bilgisayarlı tomografi anjiyografi ve manyetik rezonans anjiyografi ile aort kökünün her düzeyi ayrı ayrı ölçülmelidir. Ölçüm hataları, ameliyat kararında ciddi hatalara yol açabileceği için tekrarlanabilir ve standartize edilmiş yöntemler kullanılmalıdır.

Bentall Prosedürü Aort Anevrizmasında Hangi Durumda Zorunlu Hale Gelir?

Bentall prosedürü, izole bir tübüler assendan aort anevrizmasında ilk seçenek değildir. Bu ameliyatın zorunlu hale gelmesi için aort kökünün, sinüs valsalva bölgesinin ve aort kapağının birlikte etkilenmiş olması gerekir. Anevrizmatik genişleme sinotübüler bileşkeyi kaybettirmiş, sinüsler önemli ölçüde genişlemiş ve aort kapağı yapısal olarak korunamayacak kadar hasar görmüşse Bentall prosedürü kaçınılmaz olur. Bu tablo çoğunlukla kalıtsal bağ dokusu hastalıkları, ileri evrede yakalanmış bikuspid aort kapağı komplikasyonları ve kronik aort diseksiyonuna eşlik eden kök anevrizmalarında görülmektedir. Aort yetmezliğinin ciddi olduğu ve aynı zamanda ciddi anüler ektazi bulunan hastalarda da kapak koruyucu tekniklerin güvenli sınırları aşılmış olabilir.

Bentall prosedürünün mutlak endikasyonları içinde ciddi aort yetmezliği ile birlikte olan aort kök anevrizması, akut tip A aort diseksiyonuna eşlik eden kök tutulumu ve enfektif endokarditin kök absesine dönüştüğü kompleks olgular yer alır. Kalsifiye ve dejenere kapağın sinüsleri ve anülüsü de ciddi biçimde etkilediği olgularda sadece kapak replasmanı ya da sadece assendan aort değişimi yetersiz kalır. Bu hastalarda kısa vadede rezidü anevrizmatik segment üzerinde stres birikimi olur ve reoperasyon riski belirgin biçimde artar. Bentall prosedürü, aynı anda dört farklı sorunu çözmesi nedeniyle bu tablolarda tek adımda kalıcı bir onarım sağlar.

Anevrizmanın büyüme hızı da ameliyat kararında belirleyicidir. Yıllık büyüme hızının beş milimetreden fazla olduğu, kontrol görüntülemelerinde saccular yani torba biçiminde genişleme gösteren, duvarında hematom, penetran ülser ya da intramural kanama saptanan olgularda çap tam olarak kritik eşiğe ulaşmasa da Bentall prosedürü düşünülmelidir. Ailesinde erken yaşta aort diseksiyonu ya da rüptür öyküsü olan hastalarda cerrahi eşiğin daha aşağıya çekilmesi kabul görmüş bir yaklaşımdır. Bu nedenle tek başına çap değil, tüm klinik tablo, risk profili ve morfolojik bulgular birlikte değerlendirilmelidir.

Assendan Aort Anevrizmasında Kritik Çap Sınırı Kaç Santimetredir?

Cerrahi kararın en önemli parametresi anevrizmanın maksimum çapıdır. Genel popülasyonda assendan aort anevrizması için cerrahi eşik değeri 5.5 santimetre olarak kabul edilmektedir. Bu değere ulaşan olgularda yıllık rüptür, diseksiyon ve ölüm riski belirgin biçimde artar. 5.5 santimetre eşiği, uzun süreli izlem verileri, biyomekanik gerilim analizleri ve klinik gözlem sonuçları temel alınarak oluşturulmuştur. Ancak bu değer katı bir sınır değil, klinik değerlendirmeye rehberlik eden bir eşiktir. Hastanın vücut yüzey alanına göre indeksli değerler, aort morfolojisi ve altta yatan hastalık grubu bu eşiği aşağı çekebilir.

Marfan sendromu bulunan hastalarda cerrahi eşik 5 santimetreye, bazı olgularda ise 4.5 santimetreye kadar indirilebilir. Loeys-Dietz sendromu gibi daha agresif seyirli bağ dokusu hastalıklarında 4.2 santimetreden itibaren cerrahi düşünülmelidir. Bikuspid aort kapağı bulunan hastalarda 5 santimetre eşik değerinin kullanımı yaygındır. Aile öyküsünde erken yaşta aort diseksiyonu yaşayan bireyler bulunuyorsa, hastanın kendisinde de daha düşük çap değerlerinde cerrahi planlanması hayat kurtarıcı olur. Kadınlarda vücut ölçülerinin görece küçük olması nedeniyle mutlak çap değeri yerine indeksli çap değerleri klinik pratikte tercih edilmelidir.

Ölçüm yönteminin standardizasyonu son derece önemlidir. Ekokardiyografide parasternal uzun aks görüntüleri, bilgisayarlı tomografide aort eksenine dik kesitler ve manyetik rezonansta üç boyutlu rekonstrüksiyonlar kullanılmalıdır. Kesim düzlemi hatalı seçildiğinde gerçek çap değerinin bir milimetreden fazla saptığı bilinmektedir. Bu nedenle kritik eşiğe yakın olguların değerlendirilmesinde deneyimli radyoloji ekibiyle çalışılması, ölçümlerin aynı yöntemle iki farklı kez tekrar edilmesi ve elde edilen sonuçların birbirleriyle uyumlu olması gerekir. Küçük ölçüm farkları cerrahi karar üzerinde kritik etki yapabildiği için görüntüleme protokolü ihmal edilmemelidir.

Bentall Ameliyatında Kompozit Greft Nasıl Yerleştirilir ve Kapak Seçimi Nasıl Yapılır?

Bentall prosedürünün merkezinde kompozit greft konsepti yer alır. Bu greft, bir mekanik ya da biyoprotez aort kapağının Dakron adı verilen sentetik damar greftinin proksimal ucuna cerrahi olarak dikildiği hazır ya da intraoperatif olarak hazırlanan tek parça bir yapıdır. Kompozit greftin proksimal ucundaki kapak, aort anülüsüne pledgetli iki katlı süturlarla sabitlenirken, greftin distali sağlıklı bir aort segmentine ya da aort kavsine anastomoz edilir. Bu sayede aort kökü, sinüs valsalvaları, tübüler assendan aort ve aort kapağı tek bir prostez içinde birleştirilmiş olur.

Greftin çapı, hastanın anüler ölçüleri, vücut yüzey alanı ve distal aortik boyut dikkate alınarak seçilir. Yetişkin hastalarda çoğunlukla 21 milimetre ile 29 milimetre arasında değişen çaplar tercih edilmektedir. Kompozit greftin doğru boylandırılması, uzun dönem hemodinamik performans için belirleyicidir. Aşırı büyük seçilen greft, distal aortta türbülans oluşturabilir; küçük kalan greft ise hasta-prostez uyumsuzluğu adı verilen ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyen sorunlara yol açar. Bu ince ayarın yapılabilmesi için ameliyat öncesi ölçümlere ek olarak intraoperatif transözofageal ekokardiyografiden yararlanılır.

Kapak seçimi hastanın yaşı, komorbiditeleri, yaşam beklentisi, mesleği ve antikoagülan kullanımına uyum kapasitesi göz önünde bulundurularak yapılır. Genç, aktif ve antikoagülan kullanabilecek uyum düzeyi yüksek hastalarda mekanik kompozit greft ilk sırada yer alır. Yaşı ileri, kanama riski yüksek, gebelik planlayan kadın ya da yaşam beklentisi daha kısa olan hastalarda biyoprotez içeren kompozit greft tercih edilir. Karar, sadece yaşa değil, hastanın kişisel tercihine ve sosyal koşullarına da bağlı olarak bireysel biçimde alınmalıdır.

Kompozit greft, hazır üretilmiş formda pazara sunulabildiği gibi cerrah tarafından ameliyat masasında intraoperatif olarak da hazırlanabilir. İntraoperatif hazırlanan greftlerde, seçilen mekanik ya da biyoprotez kapağın Dakron tüp içine cerrah tarafından süturlanması gerekir. Bu süreç titiz çalışma ister; ancak bazı olgularda kapak-greft uyumunu bireyselleştirme fırsatı sunar. Hazır kompozit greftler ise operasyon süresini kısaltır ve endüstriyel dikiş standardizasyonu nedeniyle güvenlik profili yüksektir.

Mekanik Kapaklı Bentall ile Biyoprotez Bentall Arasındaki Fark Nedir?

Mekanik kapaklı Bentall ameliyatında, iki yaprakçıklı ya da monoleaflet yapıya sahip metal kapaklar kullanılır. Bu kapakların dayanıklılığı çok yüksektir ve fizyolojik koşullarda ömür boyu görev yapabilir. Ancak yüzeylerinin kanla temasında trombüs oluşumu riskini artırması nedeniyle ömür boyu vitamin K antagonisti sınıfı antikoagülan tedavi kullanımı zorunludur. Doğru INR düzeyinde tutulan hastalarda kapak trombozu ve tromboembolik olay riskleri çok düşük seviyede kalır. Genç hastalarda yeniden ameliyat riskini minimuma indirmesi mekanik kapağın en önemli avantajıdır.

Biyoprotez kapaklı Bentall ameliyatında ise sığır perikardından ya da domuz aort kapağından üretilmiş, glutaraldehit ile fikse edilmiş biyolojik kapaklar tercih edilir. Bu kapakların antikoagülan gereksinimi çok daha sınırlıdır ve genellikle ameliyat sonrası ilk üç aydan sonra sadece antiagregan tedaviyle idame sağlanabilir. Ancak biyoprotez kapakların dayanıklılığı sınırlıdır. Ortalama on ile on beş yıl arasında yapısal bozulma ve kalsifikasyon geliştirebilirler. Bu nedenle biyoprotez tercih edilen genç hastalarda hayatın belirli bir döneminde reoperasyon gerekebileceği önceden planlanmalıdır.

Karar sürecinde hastanın beklenen yaşam süresi ve yaşam tarzı belirleyicidir. Altmış beş yaş üzeri hastalarda biyoprotez kapakların ömrü çoğunlukla hastanın yaşam süresini kapsayacak niteliktedir. Antikoagülasyon riski taşıyan mesleklerde çalışanlarda, düşme riski yüksek yaşlı bireylerde ve gebelik planlayan kadınlarda biyoprotez daha güvenli bir seçenektir. Buna karşılık kırk beş yaş altı, aktif ve uyum düzeyi yüksek hastalarda mekanik kapak daha uzun süreli çözüm sunar. Kırk beş ile altmış beş yaş arası hastalarda ise karar bireysel değerlendirmelerle şekillenir.

Koroner Reimplantasyon (Bentall Butonu) Neden Ameliyatın En Kritik Aşamasıdır?

Bentall prosedürünün en teknik ve zorlu aşaması koroner arter ostiumlarının kompozit grefte yeniden implantasyonudur. Sağ ve sol koroner arter ostiumları, çevrelerinde iki üç milimetrelik sağlıklı aort duvarı kalacak biçimde buton adı verilen küçük dairesel yamalar halinde diseke edilir. Bu butonlar, kompozit greftin uygun noktalarına açılan yuvarlak kesilere devamlı 5-0 ya da 6-0 polipropilen süturla ince ince süturlanır. Anastomozun sızıntısız, dönme ve gerilime dayanıklı biçimde yapılabilmesi cerrahın deneyimi ve anatomik değerlendirmesiyle doğrudan ilişkilidir.

Koroner butonların grefte yerleştirileceği pozisyonun belirlenmesi kritik önem taşır. Yanlış pozisyonda anastomoz yapılan koroner buton, sistol ve diyastolde gerilim altında kalarak zamanla sızıntıya ya da tam koparak katastrofik miyokard infarktüsüne yol açabilir. Bu nedenle butonların üç boyutlu olarak grefte tam oturması, ne fazla gergin ne de kıvrılmış olması gerekir. Cerrahın butonları grefte diktiği sırada koroner arterlerin doğal seyri ve dallanma paterni de göz önüne alınmalıdır. Reimplantasyon sonrasında kalbin damarlanması bu iki küçük anastomoza tümüyle bağımlı hale gelir.

Reimplantasyonda karşılaşılabilecek en ciddi komplikasyon anastomoz kaçağı ve yalancı anevrizma gelişimidir. Kanamayı önlemek amacıyla anastomoz hattı bazen biyolojik yapıştırıcılarla desteklenir. Ameliyatın sonlanmasından önce koroner butonların iyi perfüzyon sağladığından emin olmak için epikardiyal ekografi ve klinik değerlendirme yapılır. Postoperatif dönemde koroner iskemi bulgusu gelişen hastalarda erken dönemde anjiyografi ya da bilgisayarlı tomografi anjiyografi ile buton düzeyi mutlaka değerlendirilmelidir. Bu tür durumlarda hızlı reoperasyon hayat kurtarır.

David ve Yacoub Kapak Koruyucu Tekniklerine Göre Bentall Ne Zaman Tercih Edilir?

Bentall prosedürü, aort kapağının kompozit grefte dahil edildiği bir replasman ameliyatıdır. Ancak günümüzde aort kapağı yapısal olarak korunmuşsa, kapak koruyucu teknikler tercih edilmektedir. David tekniği, valve-sparing kök replasmanı adıyla da bilinir ve doğal aort kapağının Dakron tüp içine yeniden yerleştirilmesini temel alır. Yacoub tekniği ise remodeling adıyla bilinen ve sinüs valsalvaların yerine üç adet Dakron neosinüs eklenerek aort kökünün yeniden şekillendirildiği bir yöntemdir. Her iki teknik de kapak koruma amaçlar ve doğal hemodinamiyi büyük ölçüde restore eder.

Kapak koruyucu tekniklerin başarısı, aort kapak yaprakçıklarının anatomik ve fonksiyonel olarak sağlıklı olmasıyla doğrudan ilişkilidir. Yaprakçıklarda ileri düzey kalsifikasyon, ciddi retraksiyon, fenestrasyon ya da endokardit sonrası yıkım varsa David ya da Yacoub teknikleri güvenli biçimde uygulanamaz. Bu tür olgularda Bentall prosedürü tercih edilir. Ayrıca hastanın ileri yaşta olması, kapak koruma sonrası olası reoperasyon riskini kabul edememesi ve cerrahın deneyim düzeyi de karar sürecinde belirleyicidir. Kapak koruyucu ameliyatlar teknik olarak daha karmaşıktır ve öğrenme eğrisi uzundur.

Marfan sendromu bulunan genç hastalarda kapak yaprakçıkları çoğunlukla sağlıklıdır ve David tekniği ilk seçenek olarak öne çıkar. Ancak bu hastalarda uzun dönemde kapak yetmezliği tekrarlayabilir. Yacoub tekniği ise Marfan sendromlu hastalarda uzun dönem anüler dilatasyon nedeniyle daha az tercih edilmektedir. Yaşlı ve dejeneratif değişiklikler bulunan hastalarda ise Bentall prosedürü zaman kazandıran, teknik olarak daha standardize ve uzun dönem sonuçları öngörülebilir bir yaklaşımdır. Karar, kapak morfolojisi, hastanın yaşı, cerrahi deneyim ve reoperasyon riski göz önünde bulundurularak alınmalıdır.

Marfan Sendromu ve Bikuspid Aort Kapağı Olan Hastalarda Bentall Nasıl Planlanır?

Marfan sendromu, FBN1 genindeki mutasyonlar sonucu ortaya çıkan ve aort medyasında kistik nekroz gelişimine yol açan kalıtsal bağ dokusu hastalığıdır. Bu hastalarda aort kökü ilerleyici biçimde genişler ve genç yaşta aort diseksiyonu, rüptür ve ölümcül komplikasyonlar gelişebilir. Marfan sendromlu hastalarda cerrahi eşik değeri düşürülür ve çap 5 santimetreye ulaştığında ya da yıllık büyüme hızı 3 milimetreyi aştığında ameliyat planlanır. Aile öyküsünde erken yaşta diseksiyon varsa bu eşik 4.5 santimetreye kadar indirilebilir. Bu hastalarda kapak yapısı çoğunlukla korunmuş olduğu için David tekniği ilk seçenektir; ancak yaprakçık patolojisi eşlik ediyorsa Bentall prosedürü uygulanır.

Bikuspid aort kapağı, en sık görülen konjenital kalp anomalilerinden biridir ve toplumda yaklaşık yüzde bir sıklıkta bulunur. Bu hastaların önemli bir kısmında aort medyasında yapısal zayıflık ve ilerleyici bir aortopati gelişir. Bikuspid aort kapağı olan hastalarda assendan aort dilatasyonu için cerrahi eşik 5 santimetredir. Kapak yetmezliğinin ciddi olduğu, kapak yaprakçıklarının onarılamayacağı olgularda Bentall prosedürü ilk seçenektir. Kapak korunabilir durumdaysa aort kökü değişimi kapak koruyucu tekniklerle birlikte planlanır.

Bentall prosedürü planlanan bu hastalarda ameliyat öncesi genetik danışmanlık, aile taraması, kardiyak MR ve tüm aortun bilgisayarlı tomografi anjiyografi ile üç boyutlu incelemesi mutlaka yapılmalıdır. Marfan sendromlu hastalarda sadece aort kökü değil, aort kavsi, torasik ve abdominal aort segmentleri de risk altındadır. Bu nedenle ameliyat sonrasında yıllık ya da altı aylık aralıklarla tüm aortun görüntülemesi sürdürülür. Bikuspid aort kapağı olan hastalarda ise özellikle assendan aort dilatasyonu takibi aralıksız devam ettirilmelidir.

Ameliyat Sırasında Derin Hipotermik Sirkulatuar Arrest Uygulanır mı?

Derin hipotermik sirkulatuar arrest, aort kavsini içeren ameliyatlarda sistemik dolaşımın geçici olarak durdurulduğu ve vücut ısısının 18-20 santigrat dereceye kadar düşürüldüğü bir tekniktir. İzole assendan aort ve aort kökü ile sınırlı Bentall prosedürlerinde sirkulatuar arreste ihtiyaç duyulmaz. Ancak anevrizma aort kavsini de içine alacak biçimde genişlemişse ya da eş zamanlı total ark replasmanı ya da elephant trunk prosedürü uygulanacaksa hipotermik sirkulatuar arrest gerekir. Bu koşullarda serebral perfüzyon selektif antegrad ya da retrograd yöntemlerle desteklenir.

Akut tip A aort diseksiyonu tablosunda ameliyata alınan hastalarda çoğunlukla aort kavsi de değerlendirilmelidir. Bu olgularda kompozit greft ile Bentall prosedürüne ek olarak ark replasmanı ya da frozen elephant trunk teknikleri uygulanabilir. Bu durumda sirkulatuar arrest kaçınılmaz olur. Serebral koruma amacıyla ısı yönetimi son derece titiz biçimde uygulanır. Anti-inflamatuar ve nöroprotektif ajanlar, kan gazı takibi ve serebral oksijen satürasyonu monitörizasyonu bu ameliyatların standart bileşenleridir.

Sirkulatuar arrest süresinin uzaması nörolojik komplikasyon riskini belirgin biçimde artırır. Deneyimli merkezlerde bu süre yirmi dakikanın altında tutulmaya çalışılır. Antegrad serebral perfüzyon uygulandığında beyin süresiz olmasa da uzun süre korunabilir; ancak diğer organlar için hipotermi süresi kritik bir sınırdır. Bu nedenle sirkulatuar arrest gerektiren olgularda ameliyat planlaması, ekip organizasyonu ve tüm cerrahi adımların bir koreografi gibi kusursuz yürütülmesi hasta güvenliği açısından belirleyicidir.

Kardiyopulmoner Bypass Süresi Bentall Prosedüründe Ne Kadardır?

Bentall prosedürü, hastanın kalp ve akciğer fonksiyonlarının kalp akciğer makinesi tarafından üstlenildiği kardiyopulmoner bypass altında gerçekleştirilir. Aortik kros klemp süresi, kompozit greftin yerleştirildiği ve koroner butonların anastomoz edildiği ana cerrahi süreyi kapsar ve genellikle doksan dakika ile yüz otuz dakika arasında değişir. Toplam kardiyopulmoner bypass süresi ise çoğunlukla yüz yirmi dakika ile yüz seksen dakika arasındadır. Süreler, cerrahi ekibin deneyimine, eşlik eden patolojilerin varlığına ve ameliyatın kapsamına göre değişkenlik gösterir.

Aortik kros klemp süresinin uzaması miyokardiyal iskemi süresini uzatır. Bu süreyi tolere edebilmek için soğuk kardiyoplejik solüsyonlar antegrad ve retrograd olarak sistematik biçimde uygulanır. Miyokardiyal koruma protokolü, ameliyat başarısını doğrudan etkiler. Deneyimli merkezlerde kros klemp süresinin uzaması, cerrahi mortalite ve morbidite ile korele bulunmuştur; ancak kaliteli miyokardiyal koruma sağlanan olgularda uzun kros klemp süresi bile güvenli biçimde yönetilebilir.

Kardiyopulmoner bypass süresinin uzaması sistemik inflamatuar yanıt, koagülopati, akciğer disfonksiyonu ve renal fonksiyon bozukluğu riskini artırır. Bu nedenle perfüzyon ekibi, ameliyat boyunca hastanın hemodinamik parametrelerini, aktif pıhtılaşma zamanını, hematokrit değerlerini ve elektrolit dengesini yakından izler. Modern bypass devrelerinde biyouyumlu yüzey kaplamaları, ekstrakorporeal filtrasyon ve normotermik perfüzyon teknikleri, uzun süreli bypass gerektiren olgularda bile organ hasarını en aza indirmektedir.

Ameliyat Sonrası Ömür Boyu Antikoagülan Kullanımı Hangi Hastalarda Zorunludur?

Bentall prosedüründe kullanılan mekanik kapaklar, tromboz gelişimini önlemek amacıyla ömür boyu antikoagülan kullanımını zorunlu kılar. Vitamin K antagonisti warfarin bu amaçla en yaygın kullanılan ilaçtır. Uluslararası normalleştirilmiş oran değerinin 2.5-3.5 arasında tutulması hedeflenir. Bu hedef aralık, hem tromboz riskini hem de kanama riskini dengelemek için titiz biçimde belirlenmiştir. Yeni kuşak direkt oral antikoagülanların mekanik kapaklarda kullanımı kontrendikedir; bu ilaçlar mekanik kapak trombozunu warfarine göre daha yüksek oranda gösterir.

Biyoprotez kapak yerleştirilen hastalarda antikoagülasyon ihtiyacı sınırlıdır. Ameliyat sonrası ilk üç ile altı ay endotelizasyon dönemi olarak kabul edilir ve bu süre boyunca warfarin ya da düşük moleküler ağırlıklı heparinle antikoagülasyon önerilir. Sonrasında düşük doz aspirin ile idame yeterlidir. Ancak atriyal fibrilasyon, sol atriyal trombüs, önceden geçirilmiş tromboembolik olay ya da hiperkoagülabl durumlar varsa bu hastalarda da ömür boyu antikoagülasyon uygulanmalıdır.

Antikoagülan kullanan hastaların düzenli INR takibi büyük önem taşır. Ev tipi INR ölçüm cihazlarıyla haftalık takip, ilaç dozunun bireyselleştirilmesi ve olası ilaç etkileşimlerinin farkındalığı hasta güvenliği açısından hayati değerdedir. Antibiyotikler, antiepileptikler, antifungaller ve pek çok bitkisel ürün warfarin metabolizmasını etkileyebilir. Diş çekimi, endoskopi ya da acil cerrahi gerektiren durumlarda antikoagülasyonun köprüleme tedavisiyle güvenli biçimde yönetilmesi gerekir. Hasta eğitimi, uzun dönem başarı için kritik bir bileşendir.

Bentall Sonrası Yalancı Anevrizma ve Anastomoz Kaçağı Riski Nasıl Yönetilir?

Bentall prosedürünün geç dönem komplikasyonları arasında yalancı anevrizma ve anastomoz kaçağı önemli yer tutar. Yalancı anevrizma, greft-doku birleşim hatlarında zaman içinde gelişen ve gerçek anevrizmadan farklı olarak tüm damar duvarını değil, çoğunlukla sadece adventisyayı ve çevre fibröz dokuyu içeren bir kese oluşumudur. En sık koroner buton anastomoz düzeyinde, aort kökü anülüsünde ve distal aort anastomozunda görülür. Bu kesenin rüptürü ölümcül olabilir. Erken tanı ve zamanında müdahale hayat kurtarıcıdır.

Yalancı anevrizmanın en önemli risk faktörleri arasında ameliyat sırasında yetersiz cerrahi teknik, doku kalitesinin bozukluğu, enfeksiyon, gerilim altında yapılan anastomoz ve postoperatif hipertansiyon yer alır. Enfektif endokardit sonrası Bentall prosedürü uygulanan hastalarda risk daha yüksektir. Marfan sendromlu hastalarda ise anülüs düzeyinde doku frajilitesi nedeniyle geç dönem kaçak riski artmıştır. Postoperatif kan basıncı yönetimi bu nedenle son derece önemlidir. Sistolik kan basıncının 120 milimetre cıva altında tutulması hedeflenir.

Takip amacıyla düzenli aralıklarla bilgisayarlı tomografi anjiyografi ya da manyetik rezonans anjiyografi yapılır. Yalancı anevrizma saptanan olgularda çap, büyüme hızı ve semptom varlığı değerlendirilerek reoperasyon planlanır. Küçük ve stabil lezyonlar sıkı takiple izlenebilir; ancak semptomatik, hızlı büyüyen ya da 3 santimetreyi aşan yalancı anevrizmalarda cerrahi girişim zorunludur. Yalancı anevrizma cerrahisi, ilk ameliyata göre daha zor ve yüksek riskli bir prosedürdür. Endovasküler yaklaşımlar seçilmiş olgularda alternatif tedavi seçeneği sunabilir.

Aort Diseksiyonu Gelişmiş Hastada Acil Bentall Prosedürü Nasıl Uygulanır?

Akut tip A aort diseksiyonu, aort intiması ile medyası arasında yırtılma sonucu gelişen ve saatler içinde ölümcül olabilen katastrofik bir tablodur. Bu tablonun tedavisi acil cerrahi girişimdir. Diseksiyonun aort kökünü ve sinüs valsalvaları da içine aldığı olgularda Bentall prosedürü zorunlu hale gelir. Aort kapağının diseksiyona bağlı ciddi yetmezliği, koroner ostium tutulumu ve sinüslerin genişlemesi tespit edilirse aort kökü izole tübüler değişimle değil, kompozit greft ile onarılır.

Acil koşullarda Bentall prosedürü teknik olarak daha zordur. Doku yapısı gergin, ödemli ve kanamaya eğilimlidir. Cerrahın hızlı ve doğru kararlar vermesi gerekir. Ameliyat sırasında intraoperatif transözofageal ekokardiyografi ile diseksiyon flabının tam lokalizasyonu, koroner tutulum, kapak morfolojisi ve karşı kavis segmentleri değerlendirilir. Sıklıkla eş zamanlı hemiark ya da total ark replasmanı gerekebilir. Bu nedenle bu tür olgular sadece tüm aort cerrahisi kapasitesine sahip merkezlerde yönetilmelidir.

Akut tip A aort diseksiyonunda mortalite yüksektir; ancak deneyimli ekiplerde postoperatif erken dönem sağkalım oranları belirgin biçimde artmaktadır. Ameliyat sonrasında hastalar yoğun bakım ünitesinde yakın izlem altında tutulur. Kan basıncı yönetimi, ağrı kontrolü, aritmi izlemi ve rezidü diseksiyonun uzun dönem takibi kritik önem taşır. Rezidü distal diseksiyonu olan hastalarda uzun dönemde inen aort dilatasyonu takibi yapılır; gerektiğinde endovasküler ya da hibrit girişimlerle ikinci basamak tedaviler planlanır.

Ameliyat Sonrası Sternum İyileşmesi ve Fiziksel Aktiviteye Dönüş Süresi Nedir?

Bentall prosedürü, medyan sternotomi yaklaşımıyla gerçekleştirildiği için ameliyat sonrasında sternum iyileşmesi rehabilitasyon sürecinin merkezinde yer alır. Sternumun kemik iyileşmesi ortalama altı ile sekiz hafta sürer. Bu süre boyunca hasta ağır kaldırmamalı, kollarını yukarı doğru zorlamamalı ve göğüs kafesine baskı yapan hareketlerden kaçınmalıdır. Sternum korsesinin kullanımı bazı hastalarda konfor ve kemik stabilizasyonu açısından yararlı olabilir; ancak rutin kullanım tartışmalıdır.

Ameliyat sonrası birinci gün mobilizasyon başlar. İkinci ve üçüncü günlerde koridor içi yürüyüş, dördüncü günden itibaren merdiven inip çıkma teşvik edilir. Taburcu edildikten sonra evde günlük yürüyüş süresi kademeli olarak artırılır. Hafif ev işlerine ikinci haftadan itibaren, araç kullanımına dördüncü haftadan itibaren dönülebilir. Cinsel aktiviteye altıncı haftadan sonra kademeli olarak başlanabilir. Ağır fiziksel aktivite ve spor için üçüncü ayın sonrasına kadar beklemek uygundur.

Kardiyak rehabilitasyon programı, ameliyat sonrası fiziksel ve psikolojik iyileşmeyi hızlandırır. Bu programlar altı ile on iki hafta arasında sürer ve hastaya bireyselleştirilmiş egzersiz reçetesi sunar. Beslenme danışmanlığı, sigara bırakma desteği, psikolojik destek ve ilaç uyumu takibi bu programın bileşenleridir. Kardiyak rehabilitasyona katılan hastalarda hastane yeniden başvuru oranı ve mortalite belirgin biçimde düşmektedir. Bu nedenle ameliyat sonrası tüm hastalara rehabilitasyon programına katılma önerisi yapılmalıdır.

Kalan Aort Segmentleri İçin Uzun Dönem Görüntüleme Takibi Nasıl Yapılır?

Bentall prosedürü assendan aortu ve aort kökünü tedavi eder; ancak kalan aort segmentleri, özellikle aort kavsi, inen aort, torakoabdominal aort ve abdominal aort risk altında kalmaya devam eder. Marfan sendromu, Loeys-Dietz sendromu ve bikuspid aort kapağı olan hastalarda bu risk daha belirgindir. Bu nedenle Bentall sonrası uzun dönem görüntüleme takibi ihmal edilemez bir zorunluluktur. Aortun tamamı belirli aralıklarla değerlendirilmelidir.

Görüntüleme takibinde ilk yılda üç ayda bir, ikinci yılda altı ayda bir ve sonrasında yıllık kontroller önerilir. İlk kontrolde bilgisayarlı tomografi anjiyografi ile ameliyat alanı ve tüm aort değerlendirilir. Sonraki takiplerde radyasyon yükünü azaltmak amacıyla manyetik rezonans anjiyografi tercih edilebilir. Genç hastalarda özellikle radyasyondan kaçınmak için MR anjiyografi ilk seçenektir. Ekokardiyografi ise aort kökü ve kapak fonksiyonlarının değerlendirilmesinde her kontrolde uygulanır.

Kalan segmentlerde ilerleyici dilatasyon saptanan olgularda ikinci basamak cerrahi ya da endovasküler girişim planlanır. Aort kavsi tutulumu genişleyen olgularda hibrit prosedürler ya da elephant trunk teknikleriyle staged ameliyat yaklaşımları kullanılır. İnen aort dilatasyonunda endovasküler stent greft uygulaması sıklıkla ilk seçenektir. Bu uzun dönem takip stratejisi, hastanın yaşam boyu tedavi sürecinin en önemli parçasıdır. Görüntüleme takibinin ihmal edildiği olgularda geç dönemde ölümcül komplikasyonlar gelişebilir.

Bentall prosedürü uygulanan hastalar, ilerleyen dönemde kalp yetmezliği, aritmi, endokardit ya da tromboembolik olay gibi geç dönem komplikasyonlar açısından da düzenli olarak takip edilmelidir. Yıllık kardiyoloji kontrolleri, kan tetkikleri, INR takibi ve diş sağlığı bakımı bu takibin ayrılmaz parçalarıdır. Enfektif endokardit profilaksisi konusunda hastaya ayrıntılı bilgi verilmeli, invaziv işlemler öncesi uygun antibiyotik proflaksisi uygulanmalıdır. Ömür boyu takip planı, hastanın ve ailesinin bu sürece adaptasyonunu kolaylaştıracak biçimde şeffaf ve anlaşılır olarak paylaşılmalıdır.

Koru Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi kliniğinde Bentall prosedürü, hasta güvenliğini merkeze alan modern bir yaklaşımla uygulanmaktadır. Ameliyat öncesi ayrıntılı değerlendirme, ileri düzey görüntüleme, deneyimli anestezi ve perfüzyon ekipleri, titiz cerrahi teknik ve yoğun bakım süreci hastanın en kısa sürede sağlığına kavuşmasını hedefler. Uzun dönem takip programı, kalan aort segmentlerinin izlenmesi ve olası komplikasyonların erken saptanması için titizlikle sürdürülür. Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesinin yerini tutmaz. Assendan aort anevrizması ya da Bentall prosedürü ile ilgili sorularınız için mutlaka kalp ve damar cerrahisi uzmanına başvurmanız, kişisel tıbbi geçmişinize göre bireysel değerlendirme yaptırmanız gerekmektedir.

Incontra i Nostri Medici Specialisti

Prenota subito un appuntamento o chiamaci per la tua salute.

WhatsApp Appuntamento Online