Çocuk Kardiyoloji

Çocuklarda Aort Arkı Kesintisi

Çocuklarda Aortik Ark Kesintisi Nedir, Nasıl Tanınır?, klinik bulgularıyla dikkat çeken ve doğru değerlendirme gerektiren bir durumdur. Klinik özellikleri ve değerlendirme yaklaşımını öğrenin.

Çocuklarda aort arkı kesintisi, kalpten çıkan ana atardamarın bir bölümünün doğuştan gelişmemiş olması durumudur. Bu tablo, kalpten vücudun farklı bölgelerine kan taşıyan aort damarının sürekliliğinin bozulması anlamına gelir ve bebeklerde ciddi dolaşım sorunlarına yol açabilir. Sıklığı düşük olsa da yenidoğan döneminde fark edilmesi gereken kritik kalp hastalıkları arasında yer alır. Erken dönemde tanı konulması, bebeğin yaşam kalitesi ve uzun vadeli sağlığı açısından belirleyici bir unsurdur.

Bu hastalıkta aort damarı bir bölgede kopuk gibi durur ve alt vücut bölümlerine kan akışı yalnızca doğum öncesi dönemde açık kalan duktus arteriozus (anne karnında kalp ile aort arasındaki geçici damar) adlı küçük bir damar üzerinden sağlanır. Doğumdan sonra bu damar kapandığında bebekte hızla ağırlaşan bir tablo ortaya çıkar. Bu nedenle aileler yenidoğan döneminde gözlenen morarma, beslenememe ve hızlı solunum gibi belirtileri ciddiye almalıdır. Konunun karmaşık görünmesine karşın güncel pediatrik kardiyoloji uygulamaları sayesinde sürecin başarıyla yönetilmesi mümkün olmaktadır.

Kimlerde Görülür?

Aort arkı kesintisi, doğuştan gelen bir kalp damar hastalığıdır ve büyük ölçüde bebeklerin anne karnındaki gelişim sürecinde ortaya çıkar. Tüm doğuştan kalp hastalıkları içinde nadir gruba dahil olsa da yenidoğan döneminde acil müdahale gerektirmesi nedeniyle dikkatle takip edilen bir tablodur. Yaklaşık olarak her on bin canlı doğumda bir görülür ve doğumdan kısa süre sonra fark edilir. Bebeklerin yaşamının ilk haftalarında belirgin bulgular ortaya çıkar.

Bu hastalığın görülme sıklığı erkek ve kız bebeklerde belirgin bir farklılık göstermez. Ancak bazı genetik sendromların eşlik ettiği durumlarda risk artar. Özellikle DiGeorge sendromu olarak bilinen 22q11.2 delesyon sendromunda (22. kromozomun küçük bir bölümünün eksik olması) aort arkı kesintisi belirgin biçimde daha sık görülür. Bu sendrom, hastalığı taşıyan bebeklerin yaklaşık yarısında saptanır. Bu nedenle hastalık tespit edilen bebeklerde genetik değerlendirme önemli bir adım olarak kabul edilir. Ailede başka doğuştan kalp hastalığı öyküsü bulunan bebekler de risk açısından dikkatle izlenir.

Annenin gebelik döneminde geçirdiği bazı enfeksiyonlar, kontrolsüz diyabet, bilinçsiz ilaç kullanımı veya alkol gibi etkenler bebeğin kalp gelişimini olumsuz etkileyebilir. Özellikle gebeliğin ilk üç ayında yaşanan kızamıkçık enfeksiyonu, lityum veya retinoik asit içeren ilaçların kullanımı kalp gelişimini sekteye uğratabilen etkenler arasında sayılır. Bu durum yalnızca aort arkı kesintisi için değil pek çok doğuştan kalp anomalisi için de geçerlidir. Bu nedenle gebelik planlayan ve gebelik dönemi yaşayan anneler düzenli takip almalı, kalp ekosu gibi tarama yöntemlerinden yararlanmalıdır.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Aort arkı kesintisi belirtileri, doğum sonrası ilk birkaç gün içinde belirginleşir. Bebekler doğumdan hemen sonra normal görünebilir çünkü duktus arteriozus adı verilen kanal vücudun alt bölgelerine kan akışını sağlamaya devam eder. Bu kanal genellikle ilk haftanın sonunda kapanır ve bu noktada bulgular hızla ortaya çıkmaya başlar. Sürecin hızlı ilerlemesi nedeniyle bebeğin durumu kısa süre içinde ağırlaşabilir.

En sık görülen belirtilerden biri belirgin halsizlik ve emme güçlüğüdür. Bebek beslenme sırasında çabuk yorulur, sütü tam alamaz ve kilo alımında gerileme görülür. Buna ek olarak hızlı ve zorlu solunum, ciltte solukluk, terleme ve huzursuzluk gözlenebilir. Bazı bebeklerde alt vücut bölgelerinde, özellikle bacaklarda morarma ortaya çıkabilir. Bu morarma, üst bölgelerle alt bölgeler arasındaki kan akışı farkından kaynaklanır ve önemli bir uyarı işareti olarak değerlendirilir.

İlerleyen aşamada kalp yetmezliği bulguları belirginleşebilir. Bebeğin nefes alıp vermesi dakikada altmışın üzerine çıkar, karaciğer büyür ve idrar miktarı azalır. Bacak nabızlarının zayıf alınması veya hiç alınamaması doktorlar için belirleyici bir bulgudur. Hekim tarafından yapılan dinleme sırasında kalpten farklı sesler ya da üfürüm duyulabilir. Kan basıncı ölçümünde kollardaki tansiyonun bacaklardakine göre belirgin biçimde yüksek bulunması da tanıya yönlendiren bulgular arasında yer alır.

Aileler tarafından sıklıkla gözlenen belirtiler şu şekilde sıralanabilir:

  • Beslenme sırasında çabuk yorulma ve emmeyi bırakma
  • Ciltte solukluk, bacaklarda morarma veya benekli görünüm
  • Dakikada altmışın üzerinde hızlı solunum ve burun kanadı solunumu
  • Soğuk ve nemli el ile ayaklar, zayıf nabız
  • Kilo alımında gerileme ve huzursuz uyku

Bazı bebeklerde belirtiler daha hafif başlayabilir ancak kısa süre içinde tablo ağırlaşır. Aileler tarafından gözlenen beslenme güçlüğü, soluk renk veya hızlı nefes alıp verme gibi durumlar geciktirilmeden değerlendirilmelidir. Yenidoğan döneminde fark edilen kalp ile ilgili her bulgu uzman bir hekim tarafından incelenmelidir.

Nedenleri Nelerdir?

Aort arkı kesintisinin temel nedeni, bebeğin anne karnındaki ilk haftalarda kalp ve büyük damarların gelişim sürecindeki bir aksamadır. Embriyolojik dönemde aortun farklı bölümleri ayrı ayrı oluşur ve birbirine bağlanır. Gebeliğin dördüncü ile sekizinci haftaları arasında yaşanan bu birleşme sürecinde meydana gelen bir aksaklık aortun belirli bir bölgesinde süreklilik kaybına yol açar. Bu nedenle hastalık doğumsal olarak adlandırılır ve doğumdan sonra yaşam tarzı değişiklikleriyle önlenebilecek bir durum değildir.

Genetik etkenler bu süreçte belirleyici bir rol üstlenir. Özellikle 22. kromozomda meydana gelen küçük bir parça eksikliği olan 22q11.2 delesyonu, aort arkı kesintisi olan bebeklerin önemli bir bölümünde tespit edilir. Bu genetik bozukluk yalnızca kalbi değil bağışıklık sistemini, paratiroid bezlerini (boyunda kalsiyum dengesini düzenleyen bezler) ve yüz hatlarını da etkileyebilir. Bu nedenle aort arkı kesintisi saptanan bebeklerin genetik testlerle değerlendirilmesi önerilir.

Çevresel etkenler de hastalığın ortaya çıkmasında katkı sağlayabilir. Gebelikte yaşanan kontrolsüz diyabet, viral enfeksiyonlar, alkol ve sigara kullanımı, bazı ilaçların bilinçsiz kullanımı ve folik asit eksikliği bebeğin kalp gelişimini olumsuz etkileyebilir. Ailede doğuştan kalp hastalığı öyküsü bulunması da riski artıran etkenler arasındadır. Tek bir nedenden çok birden fazla etkenin bir araya gelmesi bu tabloya zemin hazırlar.

Aort arkı kesintisi sıklıkla tek başına görülmez. Bebeklerde kalbin diğer bölümlerinde de eşlik eden anomaliler bulunabilir. Bunların başında ventriküler septal defekt yani kalbin iki karıncığı arasındaki delik gelir. Buna ek olarak patent duktus arteriozus, çift çıkışlı sağ ventrikül ve trunkus arteriozus gibi tablolar da eşlik edebilir. Bu eşlik eden tablolar hem belirtilerin şiddetini hem de yaklaşım planını etkiler. Bu nedenle hastalığın değerlendirilmesi tüm kalp yapısını kapsayan bütüncül bir bakış gerektirir.

Tanı Nasıl Konulur?

Tanı sürecinde temel adım, bebeğin ayrıntılı muayenesi ve klinik bulguların değerlendirilmesidir. Hekim tarafından kalp sesleri dinlenir, üst ve alt vücut nabızları karşılaştırılır, kan basıncı ölçümleri yapılır. Üst ve alt bölgeler arasındaki belirgin tansiyon ve nabız farklılıkları aort arkı kesintisi açısından önemli bir ipucu sunar. Pulse oksimetre (kanın oksijen doygunluğunu ölçen küçük cihaz) ile sağ kol ve bacaklardan eş zamanlı yapılan ölçümlerde yüzde üçü aşan oksijen farkı tanıya yönlendirici kabul edilir. Klinik şüphe oluştuğunda görüntüleme yöntemlerine başvurulur.

Ekokardiyografi yani kalp ultrasonu, tanı koymada başvurulan temel yöntemdir. Bu yöntem hem güvenli hem de zararsız bir incelemedir ve bebeğin kalp yapısını ayrıntılı biçimde gösterir. Ekokardiyografi sayesinde aort damarının kesinti yeri, eşlik eden anomaliler ve kalbin pompalama gücü değerlendirilir. Kesintinin yeri aort arkının hangi bölümünde olduğuna göre A, B ve C şeklinde üç tipe ayrılır; B tipi tüm vakaların yaklaşık yüzde yetmişini oluşturur. Deneyimli pediatrik kardiyoloji ekipleri tarafından yapılan ekokardiyografi pek çok bebekte kesin tanıya ulaşılmasını sağlar.

Bazı durumlarda ek görüntüleme yöntemlerine ihtiyaç duyulur. Manyetik rezonans görüntüleme (MR) ve bilgisayarlı tomografi (BT) anjiyografi, aort damarının yapısını üç boyutlu olarak değerlendirme imk├ónı sunar. Bu yöntemler özellikle planlama aşamasında hekimlere ayrıntılı bilgi sağlar. Anne karnındayken yapılan fetal ekokardiyografi de tanının doğum öncesinde konulmasına olanak tanır. Gebeliğin on sekizinci ile yirmi ikinci haftaları arasında uygulanan bu inceleme, bebeğin doğumdan hemen sonra doğru merkezde takip edilmesini kolaylaştırır.

Tanı sürecinde başvurulan başlıca incelemeler şunlardır:

  • Ekokardiyografi (kalp ultrasonu) ile yapısal değerlendirme
  • Pulse oksimetre ile sağ kol ve bacak arasında oksijen farkı ölçümü
  • BT veya MR anjiyografi ile damar yapısının üç boyutlu görüntülenmesi
  • 22q11.2 delesyonuna yönelik genetik (FISH) testler
  • Akciğer grafisi, elektrokardiyografi ve kan tetkikleri

Tanı sırasında dikkat edilmesi gereken konulardan biri de bebeğin genel durumudur. Bazı bebeklerde tablo hızla ağırlaşabileceği için tüm incelemeler kısa süre içinde tamamlanmalıdır. Bu nedenle deneyimli ekiplerin bulunduğu merkezlerde takip edilmesi, hem tanı hem de süreç yönetimi açısından belirleyici bir avantaj sunar.

Komplikasyonlar Nelerdir?

Aort arkı kesintisi, zamanında fark edilmediğinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen bir hastalıktır. Bunlardan biri kalp yetmezliğidir. Kalbin yetersiz pompalama gücü nedeniyle bebek kilo alamaz, beslenmesi bozulur ve genel durumu hızla kötüleşir. Bu durum bebek için yorucu bir süreç oluşturur ve büyüme gelişme geriliğine zemin hazırlar.

Duktus arteriozusun kapanmasıyla birlikte vücudun alt bölgelerine giden kan akışı belirgin biçimde azalır. Bu durum böbrekler, bağırsaklar ve karaciğer gibi organların yeterli kanlanamamasına yol açabilir. Sonuç olarak idrar miktarının azalması, bağırsak işlevlerinin bozulması ve karaciğer fonksiyon değerlerinde değişiklikler ortaya çıkabilir. Özellikle yenidoğanda nekrotizan enterokolit (bağırsak duvarının iltihaplanması) gelişme riski belirgin biçimde artar. Bu nedenle bebeğin tüm organ sistemleri yakından izlenir.

Uzun vadede ortaya çıkabilecek komplikasyonlar da göz önünde bulundurulur. Bazı bebeklerde ileri yaşlarda damarlarda darlık tekrar gelişebilir ve ek girişimler gerekebilir; bu duruma rekoarktasyon adı verilir ve onarım sonrası ilk beş yıl içinde belirli bir oranda gözlenir. Akciğer damarlarında basınç artışı yani pulmoner hipertansiyon, kalbin sağ tarafının zorlanması ve ritim bozuklukları diğer olası tablolardır. Bu nedenle hastalığa müdahale edilen bebekler büyüme süreçleri boyunca düzenli kardiyoloji kontrollerine devam etmelidir.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Yenidoğan döneminde bebeğinizde fark ettiğiniz beslenme güçlüğü, soluk renk, hızlı solunum, terleme veya bacaklarda morarma gibi bulgular varsa zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmanız yararlı olacaktır. Bu belirtiler doğuştan kalp hastalıklarının habercisi olabilir ve özellikle ilk hafta içinde dikkatle değerlendirilmelidir. Bebeğinizin durumunu sezgisel olarak değerlendirmek yerine bir uzmana başvurmak çok daha güvenli bir adımdır.

Bebeğinizin emerken çabuk yorulması, sık sık ara vermesi, beslenme sonrası nefes alıp vermesinin hızlanması ya da kilo alımında belirgin bir gerileme görmeniz halinde çocuk kardiyoloji değerlendirmesi alınmalıdır. Ailede doğuştan kalp hastalığı öyküsü bulunan bebeklerde, ortaya çıkan en küçük bulgunun bile değerlendirilmesi önemlidir. Erken başvuru, sürecin doğru biçimde planlanmasını kolaylaştırır.

Aşağıdaki bulgulardan herhangi birini fark ettiğinizde gecikmeden başvurmanız önerilir:

  • Bebeğin emerken sık ara vermesi ve terlemesi
  • El ve ayaklarda soğukluk, bacaklarda belirgin mor renk değişikliği
  • Dinlenirken bile dakikada altmışın üzerinde solunum
  • Beslenme sonrası belirgin halsizlik ve cevap vermede azalma
  • Bebeğin uyandırılmasında güçlük yaşanması

Bebeğin renk değişikliklerini gözlemlerken üst ve alt vücut bölgelerini ayrı ayrı değerlendirmenizde yarar vardır. Yüz pembe görünürken bacakların morarmış olması ya da el ve ayaklar arasında belirgin bir renk farkı bulunması, dolaşım sorununu işaret edebilir. Bu tür gözlemler hekim için değerli ipuçları sunar. Bu nedenle endişelerinizi başvurduğunuz hekimle açıkça paylaşmanız sürecin doğru ilerlemesine katkı sağlar.

Son Değerlendirme

Çocuklarda aort arkı kesintisi, doğuştan gelen ve erken dönemde fark edilmesi gereken ciddi bir kalp damar hastalığı olarak değerlendirilir. Bebeklerin yaşamının ilk haftalarında ortaya çıkan belirgin belirtiler, ailelerin uyanık olmasını ve hızlı davranmasını gerektirir. Güncel pediatrik kardiyoloji yaklaşımları sayesinde bu bebeklerin önemli bir bölümü başarılı bir izlem sürecine alınır. Erken tanı, doğru yönlendirme ve deneyimli ekipler tarafından yürütülen takip, uzun vadeli yaşam kalitesi açısından belirleyici unsurlar arasında yer alır.

Koru Hastanesi Çocuk Kardiyoloji bölümünde uzman hekimlerimiz, çocuklarda aort arkı kesintisi gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Çocuk Kardiyoloji Doktorlarımız

Bu alanda deneyimli uzman hekimlerimizle yanınızdayız

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

WhatsApp Online Randevu