Ortopedi ve Travmatoloji

Intervento per lesione SLAP (riparazione del labbro superiore)

Cos'è l'intervento per la lesione SLAP e come si esegue? Informazioni dettagliate sulla riparazione del labbro superiore della spalla, sintomi e recupero.

Süperior labrum anterior-posterior lezyonu, glenoid kavitenin üst kenarındaki labrum dokusunun uzun başlı biseps tendonunun yapıştığı bölgeyi de içine alacak biçimde zedelenmesiyle tanımlanan omuz içi bir yaralanmadır. Snyder'ın 1990 yılında yayımladığı sınıflama sonrasında ortopedi literatürüne SLAP kısaltmasıyla giren bu tablo, sporcu popülasyonunda ve orta yaş üstü aktif bireylerde omuz ağrısının önemli sebeplerinden biri olarak kabul görmektedir. Beyzbol pitcher'ları, voleybolcular, tenisçiler ve serbest stil yüzücüler gibi baş üstü aktivite gerçekleştiren atletlerde yüksek insidans göstermesi, süperior labrum ile biseps ankor kompleksinin biomekanik olarak zorlanan bir bölge olduğunu ortaya koyar. Konservatif tedaviye yanıtsız Tip II ve Tip IV lezyonlarda artroskopik onarım veya biseps tenodezi ile fonksiyonel iyileşme sağlanabilir. Bu sayfada süperior labrumun anatomik özelliklerinden başlayarak Snyder sınıflaması, atıcı sporcu patolojisi, cerrahi teknik ayrıntıları, sütür ankor konfigürasyonları, postoperatif rehabilitasyon dönemleri, spora dönüş takvimleri, olası komplikasyonlar ve yaşa bağlı karar verme stratejileri kapsamlı bir bakışla ele alınmaktadır.

SLAP Lezyonu Nedir ve Süperior Labrum Yırtığı Nasıl Sınıflandırılır?

Glenohumeral eklemin stabilitesini sağlayan yapıların başında glenoid kavitenin çevresini fibröz bir halka biçiminde saran labrum glenoidale gelir. Labrumun süperior bölümü, uzun başlı biseps tendonunun intraartiküler yapışma noktası olan biseps ankoru ile kesintisiz bir devamlılık gösterir. Süperior labrum anterior-posterior yırtığı, bu ankor bölgesinden itibaren labrumun ön ve arka yönlere doğru soyulmasıyla ortaya çıkan lezyonlar için kullanılan bir üst başlıktır. Dr. James Andrews 1985 yılında baş üstü sporcularda yaptığı artroskopik değerlendirmelerde süperior labrum yaralanmalarını tarif etmiş, ardından Dr. Stephen Snyder 1990 yılında yayımladığı seride bu patolojiyi SLAP kısaltmasıyla anmış ve dört tipe ayıran sınıflamayı literatüre kazandırmıştır.

Snyder sınıflamasında Tip I lezyon süperior labrumun dejeneratif nitelikte aşınması ve pürüzlü bir yüzey kazanmasıyla karakterizedir; biseps ankor bu tipte sağlam biçimde glenoide tutunmaya devam eder. Tip II lezyon en sık rastlanan ve klinik önemi en yüksek varyanttır; burada süperior labrum ile birlikte biseps ankorun glenoidden ayrılması söz konusudur. Tip III bucket-handle şeklinde tanımlanan yırtıkta labrumun santral parçası eklem içine sarkar ancak biseps tendonu etkilenmez. Tip IV ise bucket-handle konfigürasyonuna ek olarak biseps tendonunun uzunlamasına yırtılıp fragmanın eklem içine uzanmasıyla tarif edilir. Maffet ve arkadaşları 1995 yılında bu klasik dört tipe ek olarak anterior instabilite eşliği, kapsüler zayıflama ve posterior uzanım gibi varyantları içeren Tip V, VI ve VII alt gruplarını tanımlayarak sınıflamayı genişletmiştir. Klinik pratikte cerrahi kararı belirleyen ana ayrım, biseps ankorun stabilitesinin korunup korunmadığıdır; bu nedenle Tip I ile Tip II arasındaki ayrım tedavi seçiminin dönüm noktası kabul edilir.

SLAP Lezyonu Tip 1, Tip 2, Tip 3 ve Tip 4 Yırtıklar Arasında Ne Fark Vardır?

Tip I lezyonlar dejeneratif nitelikte olup çoğunlukla orta yaş ve üzeri bireylerde rastlanır; süperior labrumun eklem yüzeyinde saçaklanma ve renk değişikliği gözlenir, ancak biseps ankor sabit konumunu korur. Bu grubun klinik semptomları genellikle silik seyreder ve tanı sıklıkla başka nedenlerle yapılan artroskopide tesadüfen konulur. Tedavide artroskopik debridman ve pürüzlü yüzeyin temizlenmesi yeterli olup formal bir onarım gerekmez. Postoperatif dönemde erken mobilizasyon başlanabilir ve iş yaşamına dönüş süresi genellikle iki üç haftaya iner.

Tip II yırtıklarda süperior labrum biseps ankor ile birlikte glenoidden ayrılmıştır ve palpasyonla probun altına girdiği bölgede belirgin bir instabilite hissedilir. Bu tip Morgan tarafından anterior, posterior ve kombine olmak üzere üç alt gruba ayrılmıştır. Posterior baskın Tip II lezyonlar özellikle atıcı sporcularda görülür ve internal impingement mekanizmasıyla yakından ilişkilidir. Tip II onarımında biseps ankor stabilizasyonu esas hedeftir; sütür ankor tekniği ile labrum-biseps ankor kompleksi rim glenoide yeniden bağlanır.

Tip III bucket-handle yırtıklarda labrumun santral bölümü ele kova sapı görünümünde eklem içine sarkar ve mekanik semptomlara neden olur; hastalar takılma, kilitlenme veya klik hissi tarif eder. Bu tipte biseps ankor sağlam olduğundan tedavi, serbest kalan fragmanın rezeksiyonu ile sağlanır. Tip IV lezyon en karmaşık varyanttır; bucket-handle şekilli labrum yırtığına ek olarak biseps tendonunun uzunlamasına yırtılıp fragmanın tendon içine uzanması söz konusudur. Bu tipte yırtık biseps parçasının boyutuna göre karar verilir; yüzde otuzun altında etkilenim varsa rezeksiyon, üstünde etkilenim varsa biseps tenodez veya tenotomi genellikle tercih edilir. Cerrah artroskopik değerlendirme sırasında probu kullanarak biseps ankorun stabilitesini bizzat kontrol eder ve sınıflamayı görsel muayeneye dayandırarak tayin eder.

Atıcı Sporcularda SLAP Lezyonu Neden Daha Sık Görülür?

Beyzbol pitcher'ları başta olmak üzere voleybolcu, tenisçi, cirit atıcısı ve serbest stil yüzücüsü gibi baş üstü aktivite gerçekleştiren atletlerde SLAP lezyonu insidansının yüksek olması, atış hareketinin biomekanik yükünün süperior labrum-biseps ankor kompleksi üzerinde yoğunlaşmasına bağlıdır. Atış siklusunun geç kol çevirme fazında omuz maksimum abdüksiyon ve dış rotasyona ulaşır; bu pozisyonda biseps tendonu üzerinden aktarılan traksiyon kuvveti süperior labruma iletilir. Aynı zamanda humerus başı ile posterior süperior glenoid rim arasında rotator manşetin artiküler yüzü sıkışır; bu mekanizmaya internal impingement adı verilir ve Walch ile Jobe tarafından tanımlanmıştır.

Andrews ve Kibler'in çalışmalarında ortaya konan peel-back mekanizması, atış siklusunda humerusun maksimum dış rotasyona ulaşmasıyla biseps ankorun posterior yönde kırılıp süperior labrumu glenoidden soyduğunu göstermektedir. Bu mekanik yük tekrarlayan sikluslarda mikro travmatik hasar oluşturur ve zamanla makroskopik yırtığa evrilir. Ayrıca profesyonel pitcher'larda görülen glenohumeral iç rotasyon defisiti tabloya eşlik ederek posterior kapsül gerginliği yaratır ve humerus başının superoposterior transferini artırır; bu değişiklik peel-back kuvvetlerini ileri düzeyde büyütür. Yüzücülerde ise omuz eklemi tekrar tekrar full çekiş pozisyonuna geldiğinde biseps tendonu üzerinden aktarılan çekme kuvvetleri süperior labruma binen streçi kronikleştirir. Voleybol smacında ve tenis servisinde de benzer atış siklusları çalıştığından bu sporlarda da SLAP insidansı beklenenden yüksek raporlanır. Atıcı sporcularda tanı ve tedavi kararı verilirken sadece yırtığın morfolojisi değil, sporcunun rekabet seviyesi, sezonun hangi döneminde olduğu ve alternatif pozisyona geçebilme esnekliği de göz önünde bulundurulur.

SLAP Lezyonu Ameliyatı Yerine Biceps Tenodezi Hangi Hastalarda Tercih Edilir?

Klasik yaklaşımda Tip II SLAP lezyonlarının altın standart tedavisi artroskopik sütür ankor onarımı kabul edilirken, son on beş yılda yayımlanan karşılaştırmalı çalışmalar biseps tenodezinin belirli hasta gruplarında daha üstün fonksiyonel sonuç ve ağrı skoru sunduğunu ortaya koymuştur. Bu değişimin arkasında SLAP onarımı sonrasında görülen postoperatif sertlik, kalıcı ağrı ve atış performansına yeterli oranda dönememe sorunları yer almaktadır. Boileau ve arkadaşlarının 2009 yılında yayımladığı seride ilk kez rekabete katılan orta yaş sporcularda biseps tenodezinin SLAP onarımından üstün sonuç verdiği prospektif olarak gösterilmiştir.

Otuz beş yaş ve üzerindeki hastalarda süperior labrum dokusunun iyileşme kapasitesinin azalması, aynı zamanda intraartiküler biseps tendonunun dejeneratif değişikliklere maruz kalmış olması biseps tenodezini daha akılcı bir seçim haline getirir. Aktif overhead sporcusu olmayan orta yaş hastalarda ağrı çözümü açısından tenodez, SLAP onarımına kıyasla daha yüksek memnuniyet oranı sağlar ve postoperatif sertlik riski belirgin biçimde daha düşük seyreder. Aynı zamanda revizyon cerrahisi gerektiren başarısız SLAP onarımlarında ikinci girişim olarak biseps tenodezi yaygın bir tercihtir. Kırk yaş üstü bireylerde ve sedanter yaşam süren hastalarda tercih sıklıkla tenodez lehine olur.

Diğer taraftan yirmi yaşındaki elit bir pitcher'da veya voleybolcu smaççıda biseps ankorunun yeniden inşası çoğu cerrahın tercih ettiği yaklaşımdır; çünkü intraartiküler biseps tendonu atış siklusunun stabilizasyonuna katkı sağlar ve tenodez sonrası atış hızının bir miktar düşebileceği bildirilmiştir. Tenodez tekniği açısından subpektoral açık tenodez ile suprapektoral artroskopik tenodez arasında karşılaştırmalı çalışmalar mevcut olup subpektoral yaklaşımın postoperatif ağrı skoru açısından hafif üstünlük gösterdiği raporlanmıştır. Karar süreci hastanın yaşı, aktivite düzeyi, sporcu ise branşı ve seviyesi, eşlik eden rotator manşet ya da instabilite patolojisi ve cerrahın deneyimi dikkate alınarak bireyselleştirilir.

Artroskopik SLAP Onarımında Sütür Ankor Nasıl Yerleştirilir?

Artroskopik SLAP onarımı genel anestezi altında beach chair veya lateral dekübit pozisyonda gerçekleştirilir. Beach chair pozisyonu cerrahın omuz anatomisini daha ergonomik değerlendirmesine olanak sağlarken, lateral pozisyon glenohumeral eklemin traksiyonla ayrıştırılmasına ve süperior kadranın daha rahat manipülasyonuna imk├ón tanır. Standart posterior portal artroskop için yerleştirildikten sonra tanısal artroskopi ile lezyon tayini yapılır. Anterior portal biseps ankor önüne, rotator interval içinden açılır ve ana çalışma portalı olarak kullanılır. Süperior labrumun posterior uzanımına ulaşmak için Wilmington portalı olarak bilinen posterolateral portal akromionun posterolateral köşesinden bir santimetre distal ve bir santimetre lateral olacak biçimde yerleştirilir.

Lezyon tayin edildikten sonra glenoid rim shaver ve küretle nazikçe hazırlanır; kortikal kemik üzerinde ince bir kanama yatağı oluşturulacak biçimde kanla dolan mikro kanallar açılır. Bu hazırlık labrumun yeniden yapışması için biyolojik ortamı zenginleştirir. Sütür ankor yerleştirmede iki koma dokuz milimetre çapında biyokompozit veya PEEK ankor tercih edilir; ankor sayısı yırtığın uzanımına göre bir ile üç arasında değişir. Klasik onarımda saat on iki pozisyonuna tek ankor, geniş posterior uzanımlarda saat on ile on iki arasında ikinci ankor yerleştirilir. Ankor açısı glenoid rime kırk beş derece verilerek kemik içi hazır tutuşunu maksimize edecek şekilde ayarlanır.

Sütür geçirme aşamasında curved sütür geçirici veya penetratör aracılığıyla labrum posterior ve superior kısımlarından ısırtılır. Simple sütür veya mattress sütür konfigürasyonu tercih edilebilir; mattress sütür labrumun anatomik yerleşiminde daha geniş bir yüzey teması sağlar. Sütür bağlanırken standart artroskopik knot pusher kullanılır; sürüşü kolay ve güvenli bir düğüm olan Weston veya SMC düğümü tercih edilir. Bağ sonrası prob ile labrumun glenoid rime tam oturduğu, biseps ankorun stabilizasyonunun sağlandığı ve peel-back testi yapıldığında yırtığın açılmadığı doğrulanır. Toplam cerrahi süre altmış ile doksan dakika arasında değişir ve işlem günübirlik cerrahi olarak planlanabilir.

SLAP Lezyonu Ameliyatı Sonrası Kolun Askıda Kalma Süresi Ne Kadardır?

Artroskopik SLAP onarımı sonrasında sütür ankor tespitinin biyolojik iyileşme sürecine izin vermesi ve labrumun yeniden glenoid rime yapışabilmesi için kolun bir süre koruyucu askıda tutulması gerekir. Standart protokolde ameliyat sonrası kol nötral rotasyonda abdüksiyon yastığı bulunan omuz-kol askısı içine alınır ve dört hafta boyunca gündüz saatlerinde sürekli olarak kullanılır. Bu süre içinde omuz eklemi hem posterior kapsül streçinden hem de biseps tendonuna binen aktif kuvvetten korunur. Uykuda askı çıkartılabilir ancak kol yastıklarla desteklenerek nötral pozisyonda tutulmalıdır.

Askı süresi hasta yaşına, doku kalitesine, sütür ankor sayısına ve cerrahın tercihine göre üç ile altı hafta arasında değişebilir. Elit sporcularda erken hareket protokolüne geçilebilir; buna karşılık yaşlı hastalarda ve zayıf doku kalitesi bulunan olgularda askı süresi altı haftaya kadar uzatılabilir. Ameliyat sonrası birinci günden itibaren dirsek, el bileği ve parmak eklemleri için aktif hareket programı başlatılır; bu bölgelerin sertleşmesi ve ödem birikimi bu şekilde önlenir. Skapula stabilizasyonu için hafif tempolu izometrik egzersizler ilk hafta içinde protokole eklenir.

Askı çıktıktan sonra pasif hareket açıklığı fizyoterapist eşliğinde tedricen kazandırılır. Fleksiyon ve dış rotasyona başlangıçta özellikle dikkat edilir; çünkü dış rotasyon peel-back mekanizmasını taklit eden bir hareket olduğundan yeni iyileşen labruma stres bindirir. İlk altı hafta boyunca dış rotasyon otuz derecenin üzerine çıkarılmaz. Aktif hareket açıklığı egzersizleri altıncı haftadan itibaren başlatılır ve hasta günlük yaşam aktivitelerine kademeli olarak dönmeye başlar. Araç kullanımı ameliyat sonrası altıncı haftadan itibaren cerrahın onayıyla mümkün olabilir. Ofis çalışanları dördüncü haftadan itibaren işbaşı yapabilirken ağır fiziksel iş yapanlar üç ay sonrasına kadar tam işbaşı yapmamalıdır.

Ameliyat Sonrası Fizik Tedavi Programı Kaç Haftada Tamamlanır?

SLAP onarımı sonrasında rehabilitasyon programı dört aşamalı bir yapılanma ile sürdürülür ve total olarak dokuz ile on iki ay arasında değişen bir süreye yayılır. Birinci faz koruma ve pasif hareket fazıdır; ameliyat sonrası sıfırdan altıncı haftaya kadar süren bu dönemde temel hedef eklem içi yeni oluşan sütür-labrum bağlantısının korunması ve ödem ile ağrının kontrol altına alınmasıdır. Skapula stabilize edici izometrik egzersizler, dirsek ve el bilek eklemlerinin aktif hareketleri, yumruk sıkma egzersizleri programa dahil edilir. Pasif fleksiyon yüz otuz dereceye, pasif abdüksiyon doksan dereceye, dış rotasyon otuz dereceye kadar sınırlı tutulur.

İkinci faz aktif hareket ve erken kuvvetlenme fazı olup altıncı haftadan on ikinci haftaya kadar sürer. Bu dönemde tam pasif hareket açıklığı kademeli olarak sağlanır ve aktif asiste hareketlerle güç kazandırılmaya başlanır. Rotator manşet izometrik egzersizleri Theraband ile başlatılır; skapula retraksiyonu, alt trapez ve serratus anterior aktivasyonu programa eklenir. Bu fazda dış rotasyon toparlanmalı ve kırk beş derecelere ulaşmalıdır; ancak abduksiyondaki maksimum dış rotasyon geç kalkış siklusunu taklit ettiği için on altıncı haftaya kadar konservatif izlenir.

Üçüncü faz kuvvetlenme ve dinamik stabilizasyon fazıdır ve on ikinci haftadan yirmi dördüncü haftaya kadar uzanır. Rotator manşet güçlendirme, propriosepsiyon egzersizleri, kapalı kinetik zincir çalışmaları ve pliometrik egzersizlere geçiş bu dönemde yapılır. Sporcularda spora özgü hareket paternleri kademeli olarak entegre edilir. Dördüncü faz atış programına ve spora dönüş fazıdır. Bu faz yirmi dördüncü haftadan sonra başlar ve kırk sekizinci haftaya kadar uzanır. İnterval atış programı adı verilen mesafe ve şiddet olarak kademeli artan program uygulanır. Pitcher'lar için kısa mesafeden başlanır ve hedef mesafeye ulaşana kadar mesafe her hafta uzatılır. Rehabilitasyonun başarısı hem hastanın uyumuna hem de fizyoterapistin deneyimine bağlıdır; bu nedenle spor cerrahisi rehabilitasyonunda deneyimli bir merkezde takip önemlidir.

SLAP Onarımı Sonrası Beyzbol, Voleybol ve Yüzme Sporlarına Ne Zaman Dönülür?

Baş üstü sporlara dönüş süresi cerrahi tekniğe, sporcunun rekabet seviyesine ve rehabilitasyon programına uyumuna bağlı olarak değişir. Elit beyzbol pitcher'ları için tam maçlara dönüş genellikle dokuz ile on iki ay arasında değişir; bu süre içinde interval atış programı, pozisyona özgü egzersizler ve kademeli intensite artışı planlanır. Amatör beyzbol oyuncuları için altı ile dokuz ay yeterli olabilir. Beyzbolda pozisyon önemli bir belirleyicidir; pitcher pozisyonu en yüksek stresi yaratırken outfield oyuncularının atış siklusu daha kısadır ve iyileşme daha hızlı ilerler.

Voleybolcularda smaç ve servis hareketleri özellikle maksimum omuz dış rotasyonunda peel-back mekanizmasını tetiklediğinden dönüş süresi altı ile dokuz ay arasında planlanır. Voleybolcu smaççılar için özel olarak dizayn edilmiş plyometric egzersiz programları uygulanır; medisin topu egzersizleri, dinamik stabilizasyon çalışmaları ve pozisyona özgü drilleri kapsayan bir hazırlık dönemi zorunludur. Blokçu pozisyonundaki oyuncular baş üstü yumuşak kontakta girdiğinden daha erken dönebilirler.

Yüzücüler için serbest stil, sırt üstü ve kelebek stillerinin çekiş fazında omuz üstünde çektiği kronik gerilme SLAP onarımına stres bindirdiğinden ilk aylarda su içi rehabilitasyona başlamak fizyoterapist eşliğinde yapılır. Su içi jogging ve nazik kolluk çalışmaları on ikinci haftadan itibaren başlatılabilir. Nazik yavaş serbest stil dördüncü aydan itibaren protokole eklenir. Tam antrenman yüklerine dönüş altı ile dokuz ay arasında planlanır. Rekabetçi mesafelere dönüş rekabet düzeyine göre bir yılı bulabilir. Tenis oyuncularında servis hareketi pitcher atış siklusuna benzediğinden dönüş süresi beyzbolcularla paralel olup altı ile dokuz ay arasındadır. Hafif vuruşlar ile başlanır ve servis en son eklenen hareket olur.

Süperior Labrum Onarımından Sonra Atış Hızı ve Performansı Eski Seviyesine Ulaşır mı?

SLAP onarımı sonrası atış performansına dönüş, ortopedi cerrahisinin en tartışmalı konularından biridir ve bu konuda yayımlanmış çok sayıda çalışma birbirinden farklı sonuçlar ortaya koyar. Genel eğilim olarak profesyonel pitcher'ların yüzde altmış ile yetmişi cerrahi sonrasında rekabet düzeyine dönebilirken, dönüş sonrası atış hızı ve dayanıklılık açısından bir miktar düşüş bildirilmektedir. Verma ve arkadaşlarının major league beyzbol pitcher'larında yaptığı seride tam performansa dönüş oranı yüzde elli olarak raporlanmıştır. Bu düşüşün nedenleri arasında biseps ankorun anatomik olarak yeniden inşasının atış siklusuna yeterli miktarda dinamik katkı sağlayamaması, rehabilitasyon süreçlerinin uzunluğunun mekanik hafızayı bozması ve psikolojik yeniden yaralanma korkusu yer alır.

Amatör düzeydeki atıcılar için sonuçlar daha yüz güldürücüdür; bu grupta yüzde seksen ile doksan arasında değişen bir spora dönüş oranı bildirilmektedir. Kollej düzeyi ve altı beyzbolcularda tekrar aynı takım pozisyonuna dönüş oranı yüzde yetmiş beş civarındadır. Voleybol smaççıları için raporlar yüzde seksen ile doksan arasında değişen dönüş oranları ortaya koyarken tam performansa ulaşma yüzde yetmiş civarında sınırlı kalır. Yüzücülerde dönüş oranı yüzde seksen beş civarında olup performans açısından daha yüksek başarı raporlanır; bu bulgu yüzme hareketinin biseps ankor üzerinde beyzbol atışına göre daha az peel-back stresi yaratmasıyla açıklanabilir.

Son yıllarda profesyonel pitcher'larda biseps tenodezi ile SLAP onarımı karşılaştırıldığında biseps tenodezinin ağrı skoru açısından daha iyi sonuç verdiği ancak atış hızı açısından benzer veya bir miktar düşük sonuç raporlandığı görülmektedir. Bu nedenle karar süreci sporcunun yaşı, kariyer aşaması ve alternatif pozisyonlara geçebilme esnekliği dikkate alınarak bireyselleştirilir. Genç ve kariyerinin başındaki elit pitcher'larda SLAP onarımı, orta yaş ve dönemi sonuna yaklaşan sporcularda tenodez yaygın tercih olur.

SLAP Lezyonu Ameliyatı Sonrası Omuz Sertliği ve Hareket Kısıtlılığı Riski Nedir?

Artroskopik SLAP onarımı sonrasında karşılaşılan komplikasyonların başında postoperatif omuz sertliği yani adhesive kapsulit gelmektedir. Yayımlanan serilerde bu komplikasyonun insidansı yüzde on ile on beş arasında değişmektedir ve rotator manşet cerrahisi sonrası bildirilenden belirgin daha yüksektir. Sertliğin patofizyolojisinde bir yandan cerrahi sonrası koruyucu askı süresinin uzunluğu diğer yandan biseps ankor ve süperior labrum bölgesinde meydana gelen enflamatuvar yanıt yer almaktadır. Aynı zamanda bu bölgeye yerleştirilen sütür ankorlarının kısa süreli sinovit yaratma potansiyeli mevcuttur.

Sertlik riskini artıran hasta faktörleri arasında kırk yaş üstü olmak, diyabet mellitus, tiroid disfonksiyonu, sigara kullanımı ve preoperatif hareket açıklığı kısıtlılığı yer alır. Diyabetik hastalarda insidans yüzde otuza kadar çıkabilir. Cerrahi faktörler arasında ise fazla sayıda sütür ankor kullanımı, biseps ankorun aşırı sıkı stabilize edilmesi ve pankapsüler shrinkaj gibi ek işlemler yer alır. Bu risk faktörlerinin farkında olan cerrah operatif planlamada gereksiz ek girişimlerden kaçınır.

Sertlik gelişen olgularda ilk yaklaşım agresif fizyoterapi ile pasif ve aktif hareket açıklığının kademeli genişletilmesidir. İntraartiküler kortikosteroid enjeksiyonu inflamatuar süreci hızlandırıp iyileşmeyi kolaylaştırabilir. Konservatif tedaviye yanıt vermeyen kalıcı sertlik olgularında dört ile altı ay sonra manipülasyon altında anestezi veya artroskopik kapsüler gevşetme uygulanabilir. Manipülasyon işlemi anestezi altında yumuşak dokuları zorlamadan gerçekleştirilir; artroskopik gevşetme ise posterior ve inferior kapsülün nazikçe kesilmesiyle sağlanır. Postoperatif sertliği önlemenin en etkili yolu erken pasif hareket başlanması, hastanın rehabilitasyon programına düzenli uyumu ve deneyimli fizyoterapist eşliğinde takibin sağlanmasıdır.

Uzun Başlı Biceps Tendonunun SLAP Lezyonundaki Rolü Nedir?

Uzun başlı biseps brachii tendonu, biseps kasının humerus başı üzerinden geçerek glenoid tuberkulum supraglenoidale üzerinde sonlanan tendonudur. Bu tendonun süperior labrum ile devam eden bağlantısı, biseps ankor olarak adlandırılan bölgeyi oluşturur. Anatomik çalışmalar biseps tendonunun süperior labruma dört farklı konfigürasyonda yapıştığını ortaya koymuştur; en sık görülen tip labrum ile birleşerek karışık bir tabakalı yapı oluşturmasıdır. Biseps tendonunun uzun başı omuz eklemi içinde depresif bir rol oynayarak humerus başının süperior deviyasyonuna karşı stabilizasyonuna katkı sağlar.

SLAP lezyonu oluşumunda biseps tendonu hem etken hem de kurban rolü oynar. Etken rol olarak, atış siklusu sırasında maksimum dış rotasyondaki peel-back mekanizmasında biseps tendonunun kısa vektörü süperior labruma bindirilen kritik traksiyon kuvvetini üretir. Kurban rol olarak biseps ankor süperior labrumdan ayrıldıktan sonra biseps tendonunun distal ilerlemesi engellenir ve tendonun bicipital olukta hareketi düzensizleşir. Bu düzensizlik zamanla tendinit, tendonun distal migrasyonu, kapsül anterior duvarında dejeneratif değişiklikler ve rotator interval bölgesinde tendonların sıkışmasına neden olur.

Biseps tendonunun bu ikili rolü, SLAP tedavisinde biseps tenodezinin neden bu kadar popüler bir alternatif olduğunu açıklar. Tenodez ile biseps tendonu bicipital oluk distalinde humerus koronal düzlemine sabitlenerek intraartiküler kısmı elimine edilir; bu sayede peel-back mekanizması ortadan kaldırılır ve süperior labruma binen traksiyon kuvveti sona erer. Popeye deformitesi olarak bilinen biseps kasının distal migrasyonuyla oluşan estetik değişiklik, tenotomi yerine tenodez tekniğinin tercih edilmesinin önemli bir nedenidir. Tenotomi yapılan olgularda özellikle kaslı erkek hastalarda distale kayan biseps kasının belirgin bir estetik değişim yarattığı ve kramp benzeri ağrı yakınmalarına neden olabildiği bildirilmiştir. Bu nedenle tenodez, tenotomi kadar hızlı ancak estetik ve fonksiyonel olarak daha üstün bir seçim olarak kabul edilir.

SLAP Lezyonu Ameliyatı Sonrası Yırtığın Tekrar Etme Olasılığı Nasıldır?

Artroskopik SLAP onarımının uzun dönem başarısı için değerlendirilen en önemli parametrelerden biri yırtığın tekrar etme olasılığıdır. Yayımlanan serilerde rekürrens oranları yüzde beş ile yirmi arasında değişen geniş bir aralık sunmakta olup bu farklılık serilerin heterojen yapısından, hasta popülasyonundan ve takip sürelerinden kaynaklanmaktadır. Genç ve elit atıcı sporcularda rekürrens oranı daha yüksek olup on iki aylık takipte yüzde on beş ile yirmi arasında raporlanmaktadır. Amatör sporcular ve sedanter bireylerde bu oran yüzde beş ile on arasında değişir.

Rekürrensi etkileyen faktörler arasında hasta yaşı, doku kalitesi, cerrahi teknik detayları ve postoperatif uyum yer alır. Otuz beş yaş üstü hastalarda süperior labrum dokusunun iyileşme kapasitesi azalır ve rekürrens riski artar. Bu bulgu klinik pratikte kırk yaş üstü hastalarda SLAP onarımı yerine biseps tenodezinin tercih edilmesinin ana nedenlerinden biridir. Cerrahi teknik açısından yetersiz sayıda sütür ankor kullanılması, ankor açısının doğru verilememesi, glenoid rimin yeterince hazırlanmaması ve sütürlerin yanlış konfigürasyonda geçirilmesi rekürrens riskini artırır.

Rekürrens durumunda öncelikle klinik değerlendirme ve MR artrografi ile lezyon konfirme edilir. Küçük rekürrenslerde konservatif tedavi ile devam edilebilir; ancak semptomatik ve fonksiyonel kısıtlılık yaratan olgularda revizyon cerrahisi düşünülür. Revizyon cerrahisinde primer SLAP onarımı yerine biseps tenodezi genellikle tercih edilir; çünkü ikinci kez süperior labruma girişim doku kalitesinin daha da bozulmasına ve tekrar rekürrens oluşumuna neden olabilir. Revizyon serilerde biseps tenodezi ile ağrı skorunda belirgin iyileşme ve fonksiyonel kazanç raporlanmaktadır. Rekürrensi önlemenin en etkili yolu doğru hasta seçimi, deneyimli cerrahın yaptığı teknik, uygun sütür ankor konfigürasyonu ve hastanın rehabilitasyon programına titiz uyumudur.

40 Yaş Üstü Hastalarda SLAP Onarımı Yerine Neden Tenodez Önerilir?

Kırk yaş üstü hastalarda SLAP onarımı yerine biseps tenodezinin tercih edilmesi ortopedi camiasında son on beş yılda hızla yerleşmiş bir konsensustur ve bu tercihin arkasında hem biyolojik hem de klinik gerekçeler yatar. Biyolojik açıdan orta yaş ve üzeri bireylerde süperior labrum dokusunun iyileşme kapasitesi belirgin biçimde azalır. Labrum kollajen liflerinin dejeneratif değişiklikleri, doku vaskülarizasyonunun azalması ve subkondral kemik kalitesinin bozulması sütür ankorların tutunmasını ve labrumun yeniden yapışmasını olumsuz etkiler. Bu grupta postoperatif rekürrens oranı yüzde otuza kadar çıkabilirken tenodez teknikleri kemik-tendon entegrasyonuna dayandığından daha güvenilir bir iyileşme profili sunar.

Klinik açıdan ise kırk yaş üstü hastalarda intraartiküler biseps tendonu genellikle dejeneratif tendinopati bulgularına sahiptir. Bu bulgular süperior labrum ile eş zamanlı bulunduğunda hem ağrının ana kaynağı hem de postoperatif dönemde persistan semptom nedeni olabilir. Tenodez ile intraartiküler biseps tendonu bicipital oluk distalinde eleminate edildiğinden hem SLAP lezyonu hem de biseps tendinit tabanlı ağrı tek bir cerrahi girişimle çözümlenmiş olur. Bu double hit çözüm, SLAP onarımının sunamayacağı klinik avantajı sağlar.

Postoperatif rehabilitasyon açısından tenodez, SLAP onarımına göre daha kısa ve hızlı bir iyileşme programı sunar. Peel-back mekanizması ortadan kaldırıldığı için erken dış rotasyon serbestisi verilebilir; askı süresi genellikle iki üç haftaya iner ve tam işbaşı süresi kısalır. Bu avantajlar iş yaşamı aktif olan orta yaş bireyler için kritik öneme sahiptir. Boileau ve arkadaşlarının randomize prospektif çalışmalarında tenodez ile SLAP onarımı karşılaştırıldığında tenodez grubunda ağrı skorlarının daha düşük, Constant skorunun daha yüksek ve hastaya sunulan memnuniyet oranının belirgin daha yüksek olduğu ortaya konmuştur. Bu bulgular ışığında güncel klinik pratikte kırk yaş üstü hastalarda ilk tercih tenodez olurken, otuz beş yaş altı ve aktif overhead atıcı sporcularda SLAP onarımı geçerliliğini korumaktadır. Yaş kesim noktası kesin bir kural değildir; hastanın aktivite düzeyi, iş yaşamı ve doku kalitesi bireysel değerlendirilerek karara ulaşılır.

Süperior labrum anterior-posterior lezyonu, glenoid kavitenin üst kenarında biseps ankor ile bütünleşen süperior labrumun zedelenmesini tanımlayan ve özellikle atıcı sporcularda karşılaşılan bir omuz patolojisidir. Snyder sınıflaması ile tanımlanan dört ana tipin her biri farklı tedavi yaklaşımı gerektirir; Tip I dejeneratif değişikliklere yönelik debridman, Tip II sütür ankor onarımı veya biseps tenodezi, Tip III bucket-handle rezeksiyonu ve Tip IV birleşik yaklaşım ile ele alınır. Cerrahi karar süreci hastanın yaşı, aktivite düzeyi, sporcu ise branşı ve seviyesi, biseps tendonunun durumu ve eşlik eden patolojiler ışığında bireyselleştirilir; kırk yaş üstü ve orta yaş sedanter bireylerde biseps tenodezi tercih edilirken elit ve genç overhead sporcularda SLAP onarımı geçerliliğini korumaktadır. Postoperatif dönem askı, rehabilitasyon ve kademeli spora dönüş aşamalarını içeren dokuz ile on iki aylık bir sürece yayılır ve başarı, cerrahi teknik kadar hastanın uyumuna ve deneyimli bir rehabilitasyon ekibinin takibine bağlıdır. Koru Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji ekibi, SLAP lezyonu tanısından cerrahi tedaviye ve postoperatif fizik tedavi süreçlerine kadar tüm aşamalarda ileri artroskopi tecrübesi ile hizmet sunmakta olup atıcı sporcuların bireysel spor branşı özellikleri gözetilerek planlanan rehabilitasyon programları uygulanmaktadır. Bu sayfada aktarılan bilgiler tanıtım amaçlı olup birebir tedavi önerisi yerine geçmez; SLAP lezyonu şüphesi taşıyan hastaların Koru Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji polikliniğine başvurarak hekim değerlendirmesi almaları önerilir.

Incontra i Nostri Medici Specialisti

Prenota subito un appuntamento o chiamaci per la tua salute.

WhatsApp Appuntamento Online