Dermatoloji

Dermatitis Herpetiformis

Dermatitis Herpetiformis, erken tanınması durumunda izlem süreci daha rahat yürütülebilen bir hastalıktır. Konunun ayrıntılarına göz atın.

Dermatitis herpetiformis, deride yoğun kaşıntı, yanma hissi ve kümeler halinde küçük su toplamalarıyla seyreden kronik bir cilt hastalığıdır. Adında "herpetiformis" ifadesi geçse de uçuk virüsüyle hiçbir ilgisi yoktur; bu isim yalnızca lezyonların uçuk benzeri kümelenmiş görünümünden gelir. Aslında temelinde glutene karşı gelişen bir bağışıklık tepkisi yatar ve bu yönüyle çölyak hastalığının deri yüzündeki yansıması olarak kabul edilir.

Hastalık çoğunlukla dirsek, diz, kalça, omuz ve saçlı deri gibi sürtünmenin yoğun olduğu bölgelerde simetrik biçimde ortaya çıkar. Kaşıntı o kadar şiddetli olabilir ki kişi henüz kabarcıkları görmeden bile bölgeyi kaşımaya başlar. Erken dönemde alerjik bir döküntü ya da egzama sanılarak yıllarca yanlış değerlendirilebilen bu tablo, doğru tanı konulduğunda diyet düzenlemesi ve uygun tıbbi yaklaşımlarla büyük ölçüde kontrol altına alınabilir.

Kimlerde Görülür?

Dermatitis herpetiformis genellikle 20 ile 50 yaş arasındaki yetişkinlerde görülür, ancak çocukluk çağında ya da ileri yaşlarda da ortaya çıkabilir. Erkeklerde kadınlara kıyasla biraz daha sık rastlanır. Kuzey Avrupa kökenli toplumlarda görülme sıklığı daha yüksektir; Akdeniz ülkelerinde ve Türkiye'de görülme oranı görece düşük olmakla birlikte son yıllarda farkındalığın artmasıyla tanı konulan vaka sayısında belirgin bir artış dikkat çeker.

Hastalığın gelişiminde genetik yatkınlık önemli bir rol oynar. Ailesinde çölyak hastalığı, tip 1 diyabet, otoimmün tiroidit ya da pernisiyöz anemi gibi otoimmün rahatsızlıklar bulunan kişilerde risk daha yüksektir. HLA-DQ2 ve HLA-DQ8 olarak adlandırılan doku grupları, bu yatkınlığın temel taşıyıcılarıdır. Bu doku gruplarına sahip olmak hastalığın gelişeceği anlamına gelmez, ancak uygun tetikleyiciyle karşılaşıldığında bağışıklık sisteminin yanıtını yönlendiren bir zemin oluşturur.

Çölyak hastalığı tanısı almış kişilerin yaklaşık beşte birinde dermatitis herpetiformis tablosu eşlik eder. Bunun tersi de geçerlidir: dermatitis herpetiformis hastalarının neredeyse tamamında, henüz bağırsak şikayeti olmasa bile çölyak ile uyumlu ince bağırsak değişiklikleri saptanır. Bu nedenle hastalık yalnızca bir deri sorunu olarak değil, sistemik bir glutene duyarlılık tablosunun parçası olarak ele alınmalıdır.

Bunların yanında bazı çevresel faktörlerin de tablonun ortaya çıkışını hızlandırabildiği bilinir. Yoğun stres dönemleri, geçirilen enfeksiyonlar, hormonal değişiklikler ve diyetteki gluten miktarının artması belirtilerin alevlenmesine zemin hazırlayabilir. Hastaların önemli bir kısmı, ilk şikayetlerinin yoğun bir tatil ya da değişen beslenme alışkanlıkları sonrasında başladığını ifade eder.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Hastalığın en belirgin özelliği şiddetli kaşıntıdır. Kaşıntı çoğu zaman lezyonlar belirginleşmeden önce başlar ve hasta tarafından "iğne batması" ya da "yanma" şeklinde tanımlanır. Bu his özellikle gece uykudan uyandıracak kadar rahatsız edici olabilir. Kaşıma sonucunda küçük su toplamaları kısa sürede patlar ve geriye kabuklu, kırmızı izler bırakır. Bu nedenle hastayı muayene eden hekim çoğunlukla kabarcıkları değil, kaşımanın izlerini görür.

Lezyonlar tipik olarak vücudun iki tarafında simetrik biçimde yerleşir. Dirseklerin dış yüzü, dizlerin ön yüzü, kalça bölgesi, omuzlar, sırtın üst kısmı ve saçlı derinin arka kenarı en sık etkilenen bölgelerdir. Daha az sıklıkla yüzde, ellerde ve ayaklarda da görülebilir. Kabarcıkların etrafında hafif kızarıklık ve şişlik vardır; genellikle birkaç milimetre boyutunda, gergin ve berrak sıvı içeren keseler şeklinde görülürler.

Bazı hastalarda ağız içinde küçük yaralar, dişlerde mine kusurları ya da hafif karın şişkinliği, ishal ve dönem dönem kabızlık gibi sindirim sistemi şikayetleri eşlik edebilir. Ancak hastaların önemli bir kısmında belirgin bağırsak şikayeti hiç olmaz. Bu durum, hastalığın yalnızca bir deri sorunu olarak görülmesine ve altta yatan glutene duyarlılığın gözden kaçmasına yol açabilir.

  • Şiddetli, sürekli ve özellikle geceleri artan kaşıntı
  • Dirsek, diz, kalça ve omuzlarda simetrik kabarcıklar
  • Ciltte yanma ve iğnelenme hissi
  • Patlamış kabarcık yerlerinde kabuklanma ve renk değişikliği
  • Bazı hastalarda hafif karın şişkinliği ve dönem dönem ishal

Nedenleri Nelerdir?

Dermatitis herpetiformisin altında yatan temel mekanizma, glutene karşı gelişen otoimmün bir yanıttır. Buğday, arpa ve çavdar gibi tahıllarda bulunan gluten proteini, genetik olarak yatkın kişilerde ince bağırsak hücreleri tarafından alındığında bağışıklık sistemini uyarır. Bu uyarı sonucunda doku transglutaminaz ve epidermal transglutaminaz adlı enzimlere karşı antikorlar üretilir. Bu antikorlar kan dolaşımıyla deriye taşınır ve özellikle papiller dermis adı verilen üst deri tabakasına çökerek karakteristik lezyonların oluşmasına yol açar.

Genetik zemin bu sürecin temel belirleyicilerinden biridir. HLA-DQ2 ya da HLA-DQ8 doku gruplarını taşıyan kişilerde bağışıklık sisteminin gluten parçalarını yabancı olarak tanıma eğilimi belirgin biçimde artar. Ailede çölyak ya da dermatitis herpetiformis öyküsü bulunan bireyler, bu nedenle düzenli izlem altında tutulmalıdır. Genetik yatkınlık tek başına yeterli bir sebep değildir; hastalığın ortaya çıkması için glutenle tekrarlayan temasın da olması gerekir.

Bağışıklık sisteminin dengesini etkileyen diğer faktörler de tabloya zemin hazırlayabilir. Tiroid hastalıkları, tip 1 diyabet, vitiligo ve bazı bağ dokusu hastalıkları dermatitis herpetiformis ile birlikte daha sık görülür. İyot içeren bazı ilaçların ve iyottan zengin besinlerin lezyonları alevlendirebildiği de bilinir; bu, hastalığın doğrudan nedeni olmasa bile mevcut bağışıklık yanıtını şiddetlendiren bir uyarıcı olarak değerlendirilir.

Çevresel faktörler arasında yoğun stres, geçirilen viral enfeksiyonlar, hormonal değişiklikler ve bağırsak florasındaki bozulmalar da önemli yer tutar. Tüm bu unsurlar birlikte değerlendirildiğinde dermatitis herpetiformis, tek bir nedene bağlı değil, genetik yatkınlık zemini üzerine eklenen birden fazla tetikleyicinin yarattığı çok katmanlı bir tablo olarak karşımıza çıkar.

Tanı Nasıl Konulur?

Tanı sürecinin ilk basamağı dikkatli bir öykü alma ve cilt muayenesidir. Hekim, kaşıntının özelliklerini, lezyonların dağılımını, beslenme alışkanlıklarını ve ailede bilinen otoimmün hastalıkları sorgular. Simetrik yerleşim ve şiddetli kaşıntı öyküsü, dermatitis herpetiformisi diğer kaşıntılı deri hastalıklarından ayırmada önemli ipuçları sunar. Yine de klinik bulgular tek başına yeterli değildir; kesin tanı için ileri incelemeler gerekir.

Altın standart yöntem, lezyon dışı sağlıklı görünümlü deriden alınan biyopsinin direkt immünofloresan adı verilen özel bir yöntemle incelenmesidir. Bu incelemede papiller dermiste granüler IgA birikimlerinin görülmesi tanı için belirleyici unsurdur. Biyopsi lezyonun tam üzerinden değil, lezyona yakın bir bölgeden alındığında sonuçlar çok daha güvenilir olur. Bu nedenle örnekleme tekniği, doğru sonuca ulaşmada büyük önem taşır.

Kan tetkikleri tanıyı destekleyici bilgi sunar. Doku transglutaminaz IgA, endomisyum IgA ve epidermal transglutaminaz IgA antikorlarının kan düzeyleri ölçülür. Bu antikorların yüksek bulunması hem dermatitis herpetiformis hem de altta yatan glutene duyarlılık açısından değerli ipuçları verir. Ayrıca IgA eksikliği olan hastalarda yanlış negatif sonuçlar çıkabileceği için total IgA düzeyinin de değerlendirilmesi gerekir.

  • Detaylı öykü ve simetrik lezyonların değerlendirildiği cilt muayenesi
  • Lezyon kenarından alınan deri biyopsisi ve direkt immünofloresan inceleme
  • Doku transglutaminaz ve endomisyum antikorlarını içeren kan tetkikleri
  • Gerekli görüldüğünde ince bağırsak biyopsisi ile çölyak değerlendirmesi
  • Tiroid fonksiyonları ve diğer otoimmün hastalıkların taranması

Komplikasyonlar Nelerdir?

Dermatitis herpetiformis uygun şekilde takip edilmediğinde hem ciltte hem de iç organlarda çeşitli sorunlara yol açabilir. En sık karşılaşılan komplikasyonlardan biri, sürekli kaşıma sonucu gelişen ikincil bakteriyel enfeksiyonlardır. Açılan kabarcıklar ciltte küçük yaralar bırakır ve bu alanlar zamanla iltihaplanabilir. Tekrarlayan iyileşme süreçleri bazen kalıcı renk değişikliklerine, koyu ya da açık lekelere neden olur.

Hastalığın altında çoğunlukla sessiz seyreden bir çölyak tablosu bulunduğu için bağırsakla ilgili sorunlar da önemli bir başlık oluşturur. Glutenle teması sürdüren hastalarda demir, B12 vitamini, folik asit ve D vitamini eksiklikleri sık görülür. Bu eksiklikler h├ólsizlik, halsizlik hissi, kemik yoğunluğunda azalma ve anemi gibi tablolara yol açabilir. Uzun süreli takip edilmeyen hastalarda osteoporoz ve büyüme geriliği gibi durumlar da gelişebilir.

Uzun yıllar tedavisiz kalan ve glutenli beslenmeye devam eden bazı hastalarda ince bağırsak lenfoması gibi nadir ancak ciddi sorunların gelişme riskinin arttığı bilinmektedir. Bu risk, sıkı bir glutensiz diyetle belirgin biçimde azalır. Ayrıca tiroid hastalıkları, tip 1 diyabet ve diğer otoimmün rahatsızlıklar dermatitis herpetiformis hastalarında genel topluma göre daha sık görüldüğü için bu hastalıkların düzenli aralıklarla taranması gerekir.

Psikolojik etkiler de göz ardı edilmemelidir. Sürekli kaşıntı, uyku düzeninin bozulması ve görünür lezyonların yarattığı estetik kaygı, hastalarda zamanla huzursuzluk, kaygı bozukluğu ve depresyon eğilimini artırabilir. Bu nedenle hastalığın yönetiminde yalnızca deri bulguları değil, kişinin yaşam kalitesi de bütüncül biçimde ele alınmalıdır.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Vücudunuzda birkaç haftadan uzun süren, şiddetli kaşıntıyla seyreden ve özellikle dirsek, diz, kalça ya da omuz gibi bölgelerde simetrik olarak yerleşen kabarcık benzeri döküntüler fark ettiğinizde bir dermatoloji uzmanına başvurmanız önerilir. Geceleri uykunuzu bölen, kaşıma sonrası kabuklanma ve renk değişikliği bırakan döküntüler, basit bir alerjik reaksiyondan farklı bir tabloya işaret ediyor olabilir.

Ailenizde çölyak hastalığı, tip 1 diyabet, otoimmün tiroid hastalığı ya da dermatitis herpetiformis tanısı bulunan bireyler varsa ve sizde de tekrarlayan kaşıntılı döküntüler oluşuyorsa değerlendirmeyi ertelememeniz daha uygun olur. Kabarcıkların yanı sıra karın şişkinliği, açıklanamayan kilo kaybı, uzun süreli halsizlik ya da kansızlık tablosu eşlik ediyorsa sistemik değerlendirme öne çıkar.

Daha önce dermatitis herpetiformis tanısı almış ve glutensiz beslenme düzenine geçmiş olsanız bile yeni kabarcıkların ortaya çıkması, mevcut lezyonların alevlenmesi ya da farklı bölgelerde benzer döküntülerin görülmesi durumunda hekiminize tekrar başvurmanız gerekir. Diyetle ilgili gizli gluten kaynakları, kullanılan ilaçların etkileri ya da eşlik eden başka bir otoimmün durum bu alevlenmenin nedeni olabilir ve doğru değerlendirme ile süreç yeniden yoluna konulabilir.

Son Değerlendirme

Dermatitis herpetiformis, görünüşte bir cilt sorunu gibi başlasa da aslında glutene karşı gelişen sistemik bir bağışıklık tepkisinin yansımasıdır. Şiddetli kaşıntı, simetrik kabarcıklar ve eşlik edebilecek sindirim sistemi belirtileriyle seyreden tablo, doğru zamanda tanı konulduğunda glutensiz beslenme ve uygun tıbbi yaklaşımlarla belirgin biçimde kontrol altına alınabilir. Hastalığın bütüncül biçimde ele alınması, hem deri bulgularının hem de uzun vadeli sağlık risklerinin yönetilmesi açısından gereklidir.

Koru Hastanesi Dermatoloji bölümünde uzman hekimlerimiz, dermatitis herpetiformis gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Познакомьтесь с нашими врачами-специалистами

Запишитесь на приём прямо сейчас или позвоните нам ради вашего здоровья.

WhatsApp Онлайн-запись