Acil Servis

Akut Periferik Arter Tıkanıklığı

Koru Hastanesi olarak akut periferik arter tıkanıklığı yaklaşımda acil embolektomi, trombolitik yaklaşım ve damar revaskülarizasyonunu uzman damar cerrahisi ekibimizle uyguluyoruz.

Akut periferik arter tıkanıklığı, kol veya bacağı besleyen atardamarlardan birinin aniden tıkanması sonucu o bölgeye giden kan akımının ciddi biçimde azalması ya da tamamen durması ile ortaya çıkan acil bir damar hastalığıdır. Bu tablo çoğu zaman dakikalar veya saatler içinde gelişir ve etkilenen uzuvda hızlı bir doku hasarına yol açabilir. Hastalar genellikle ani başlayan şiddetli ağrı, soğukluk hissi ve renk değişikliği ile acil servise başvurur. Erken müdahale edilmediğinde uzuv kaybı dahil ciddi sonuçlar gündeme gelebildiği için bu tablo damar cerrahisi pratiğinde gerçek bir aciliyet olarak değerlendirilir.

Halk arasında bacak damarının ya da kol damarının tıkanması olarak bilinen bu durumun arkasında çoğunlukla kalpten kopan bir pıhtı veya damar duvarındaki ileri düzeyde aterosklerotik (damar sertliği ile ilgili) bir zemin yatar. Hastalığın seyri, hangi damarın tıkandığına, kişinin yaşına, eşlik eden kronik hastalıklara ve müdahale zamanına göre belirgin biçimde değişir. Bu yazıda akut periferik arter tıkanıklığının kimlerde görüldüğü, belirtileri, nedenleri, tanı yöntemleri, olası komplikasyonları ve ne zaman acil servise başvurulması gerektiği gündelik bir dille ele alınmaktadır.

Kimlerde Görülür?

Akut periferik arter tıkanıklığı her yaşta ortaya çıkabilse de en sık ileri yaş grubunda, özellikle altmış yaşını geçmiş bireylerde görülür. Damar sertliği zemininde gelişen tıkanıklıklar yaşla birlikte sıklığını artırırken, kalp kaynaklı pıhtı atması ile gelişen tabloların yaş aralığı daha geniştir. Erkeklerde bu hastalığın görülme oranı kadınlara kıyasla bir miktar daha yüksek olarak bildirilmektedir. Genç hastalarda görüldüğünde altta yatan bir kalp ritim bozukluğu, kalp kapak hastalığı ya da pıhtılaşma eğilimini artıran bir durum mutlaka araştırılır.

Bu tablonun gelişme olasılığını artıran belirgin risk grupları bulunur. Atriyal fibrilasyon (kalbin düzensiz ve hızlı çalıştığı bir ritim bozukluğu) tanısı olan hastalar, kalp kapak protezi taşıyanlar ve geçirilmiş kalp krizi öyküsü olan kişiler bu açıdan dikkat gerektirir. Periferik arter hastalığı (bacak damarlarında uzun süreli daralma) zemininde takip edilen hastalarda da mevcut tablonun ani biçimde akut tıkanıklığa dönüşmesi mümkündür. Bu nedenle önceden bilinen bir damar hastalığı varlığında belirtilerdeki ani değişiklikler atlanmamalıdır.

Yaşam tarzı ile ilgili pek çok unsur da bu hastalığın görülme sıklığını etkiler. Uzun yıllar sigara içmek, kontrolsüz şeker hastalığı, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol düzeyleri ve hareketsiz bir yaşam, hem damar sertliği gelişimini hızlandırır hem de pıhtı oluşumu için uygun bir zemin hazırlar. Ailesinde erken yaşta damar hastalığı bulunan bireyler ve obezite ile mücadele eden kişiler de bu risk havuzunun içinde yer alır. Bazı kanser türleri ve bunlara bağlı tedavi süreçleri de damar içi pıhtılaşma eğilimini artırarak akut tıkanıklık riskini yükseltebilir.

Ameliyat sonrası uzun süre yatak istirahatinde kalan hastalar, uzun mesafeli yolculuk yapan kişiler ve yakın zamanda damar içi işlem geçiren bireyler de bu tablo açısından izlenmesi gereken gruplar arasındadır. Özellikle kalp cerrahisi ya da damar cerrahisi sonrasında ani gelişen ağrılı ve soğuk bir uzuv, akut tıkanıklık şüphesiyle değerlendirilmelidir. Bu hastalarda altta yatan zemin çoğu zaman birden fazla risk faktörünün bir araya gelmesinden kaynaklanır.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Akut periferik arter tıkanıklığının klasik belirtileri tıp pratiğinde sıklıkla altı temel başlık altında özetlenir. Ani başlayan şiddetli ağrı, etkilenen uzuvda solukluk, soğukluk hissi, nabızsızlık, his kaybı ve hareket kısıtlılığı bu tablonun temel bulgularıdır. Hasta çoğu zaman olayın başladığı saati hatta dakikayı hatırlar. Ağrı genellikle tıkanan damarın beslediği bölgenin biraz altından başlar ve hızla şiddetlenir. Bu belirtilerin bir arada bulunması, acil servis hekimi için güçlü bir uyarıdır.

Etkilenen uzuvda renk değişikliği oldukça belirgindir. Bacak ya da kol önce soluk, mum gibi beyaz bir görünüm alır; ilerleyen saatlerde mor, alacalı ya da koyu lekeli bir hal kazanabilir. Cilt sıcaklığı tıkanıklığın olduğu hizadan itibaren belirgin biçimde düşer. Hasta uzuvun buz gibi olduğunu ifade eder. Tıkanıklığın olduğu seviyenin altında nabız alınamaz; bu bulgu, tanı için son derece değerlidir. Karşı tarafla kıyaslandığında nabız farkı ilk muayenede dikkat çeken ipuçlarındandır.

Sinir liflerinin oksijensiz kalmaya hassas olması nedeniyle his kaybı erken dönemde ortaya çıkabilir. Hastalar parmaklarda uyuşma, karıncalanma ya da dokunmayı hissedememe gibi şikayetlerle başvurur. İlerleyen saatlerde kas dokusunun da etkilenmesi ile hareket kısıtlılığı eklenir. Parmakları oynatamamak, ayak bileğini kaldıramamak ya da el bileğini bükememek ileri bir bulgudur ve doku hasarının başladığını düşündürür. Bu noktada müdahale için kalan süre giderek daralır.

Bazı hastalarda ise tablo daha sinsi başlayabilir. Önceden bacak damarlarında darlık olan ve yıllar içinde yan damarlar geliştirmiş kişilerde ani tıkanıklık daha hafif belirtilerle ortaya çıkabilir. Yine de uzuvda yeni başlayan, dinlenmekle geçmeyen ağrı, soğukluk ve renk değişikliği her zaman ciddi bir uyarı olarak değerlendirilmelidir. Şikayetler bazen birkaç saat içinde kademeli olarak artar; bu durum hastayı acil servise başvurmaktan alıkoymamalıdır.

  • Ani ve şiddetli ağrı, sıklıkla tıkanıklığın altındaki bölgede
  • Cilt renginde solukluk, ardından morarma ya da alacalı görünüm
  • Etkilenen uzuvda belirgin soğukluk hissi
  • Nabızların alınamaması ya da karşı tarafa göre belirgin zayıflık
  • Uyuşma, karıncalanma ve ilerleyen dönemde hareket kısıtlılığı

Nedenleri Nelerdir?

Akut periferik arter tıkanıklığının temelde iki ana mekanizması bulunur. Birincisi emboli adı verilen, vücudun başka bir bölgesinden kopan bir pıhtının kan akımı ile sürüklenip damarın daha dar bir noktasına oturmasıdır. İkincisi ise tromboz olarak bilinen, mevcut damar darlığı üzerinde yerinde pıhtı gelişmesidir. Her iki durumda da damarın içindeki akım aniden kesilir ve o noktanın altındaki dokular oksijensiz kalır. Hangi mekanizmanın baskın olduğu, tedavi yaklaşımını doğrudan etkiler.

Emboli kaynaklı tıkanıklıkların büyük bir kısmı kalp kökenlidir. Atriyal fibrilasyon sırasında kalbin kulakçıklarında oluşan pıhtılar koparak vücudun farklı damarlarına ilerleyebilir. Kalp krizi sonrasında karıncık duvarında gelişen pıhtılar, kalp kapak hastalıkları, kalp içindeki enfeksiyonlar ve kapak protezleri de emboli kaynakları arasında sayılır. Daha nadir olarak büyük damarlardaki aterosklerotik plakların parçalanması ya da damar baloncukları (anevrizmalar) da emboli kaynağı olabilir.

Yerinde pıhtı oluşumunun zemininde ise çoğunlukla uzun yıllardır süregelen damar sertliği yatar. Damar duvarındaki plaklar zaman içinde yüzeylerinde çatlaklar oluşturur ve bu çatlaklar pıhtılaşma sisteminin tetiklenmesine yol açar. Diyabet, hipertansiyon, yüksek kolesterol ve sigara kullanımı bu sürecin en bilinen hızlandırıcı unsurlarıdır. Kan akımının yavaşladığı durumlar, ağır dehidratasyon (sıvı kaybı) ve bazı kan hastalıkları da yerinde pıhtı gelişimini kolaylaştırır.

Bunların dışında damar yaralanmaları ayrı bir başlık olarak değerlendirilir. Trafik kazaları, düşmeler, bıçak ya da ateşli silah yaralanmaları, hatta bazı tıbbi girişimler damar bütünlüğünü bozarak akut tıkanıklığa yol açabilir. Ayrıca aort diseksiyonu olarak bilinen, ana atardamarın iç tabakasının yırtılması ile gelişen tablo, bacaklara giden damarların aniden tıkanmasına neden olabilir. Soğuğa uzun süreli maruziyet, bazı ilaçlar ve damar spazmı ile seyreden hastalıklar da nadir nedenler arasında yer alır.

Tanı Nasıl Konulur?

Akut periferik arter tıkanıklığında tanı büyük ölçüde dikkatli bir öykü ve fizik muayene ile konur. Acil servis hekimi şikayetin ne zaman başladığını, nasıl ilerlediğini, eşlik eden hastalıkları ve kullanılan ilaçları ayrıntılı biçimde sorgular. Atriyal fibrilasyon, geçirilmiş kalp krizi, daha önceki damar girişimleri ve sigara öyküsü mutlaka değerlendirilir. Ardından her iki uzuv karşılaştırmalı olarak incelenir; renk, ısı, nabız ve nörolojik bulgular ayrıntılı biçimde kayıt altına alınır.

El Doppler cihazı ile yapılan basit ölçümler, nabız alınamayan bölgede dahi akım olup olmadığını göstermesi açısından oldukça değerlidir. Kol ve ayak bileği arasındaki basınç oranı, damardaki dolaşımın seviyesi hakkında pratik bilgi verir. Bu ilk değerlendirme, tıkanıklığın yerinin ve şiddetinin kabaca belirlenmesine yardımcı olur. Aynı anda kan testleri ile böbrek fonksiyonları, pıhtılaşma düzeyleri ve kas hasarını gösteren değerler incelenir.

Görüntüleme yöntemleri tanıyı netleştirir ve tedavi planlamasını yönlendirir. Renkli Doppler ultrasonografi, hızlı ve girişimsiz biçimde damardaki akımı gösterebildiği için ilk tercih edilen yöntemlerdendir. Daha ayrıntılı değerlendirme gerektiğinde bilgisayarlı tomografi anjiyografi (damarların ilaçlı tomografi ile görüntülenmesi) ya da manyetik rezonans anjiyografi tercih edilir. Bu yöntemler hem tıkanıklığın yerini hem de uzunluğunu, çevre damarların durumunu net biçimde ortaya koyar.

Bazı hastalarda klasik anjiyografi yöntemi hem tanı hem de tedavi amacıyla aynı seansta kullanılabilir. Kasık ya da kol damarından girilerek özel kateterler ile damar haritası çıkarılır ve gerektiğinde aynı işlemde pıhtı eritici ilaç verilmesi ya da balon-stent uygulaması gibi girişimler yapılabilir. Tanı süreci tüm bu basamaklarda hızlı işlemek zorundadır; çünkü uzuv için kritik süre sınırlıdır ve her kaybedilen saat doku hasarını artırır.

  • Ayrıntılı öykü ve karşılaştırmalı fizik muayene
  • El Doppler cihazı ile akım değerlendirmesi
  • Renkli Doppler ultrasonografi
  • Bilgisayarlı tomografi ya da manyetik rezonans anjiyografi
  • Gerekli durumlarda kateter ile klasik anjiyografi

Komplikasyonlar Nelerdir?

Akut periferik arter tıkanıklığının en korkulan sonucu, etkilenen uzuvda geri dönüşsüz doku hasarının gelişmesidir. Kas dokusu oksijensizliğe oldukça duyarlıdır ve genellikle altı saat civarındaki bir süreden sonra hasar belirgin biçimde kalıcı hale gelmeye başlar. Bu sürenin uzaması kangren tablosuna yol açabilir ve uzuv kaybı kaçınılmaz hale gelebilir. Müdahale ne kadar erken yapılırsa, hem uzuvun kurtarılma şansı hem de işlevsel iyileşme olasılığı o kadar yüksek olur.

Tıkanıklık açıldıktan sonra dahi bazı önemli sorunlar gündeme gelebilir. Uzun süre kansız kalan kasların ardından kan akımının yeniden sağlanması ile birlikte reperfüzyon sendromu olarak adlandırılan tablo gelişebilir. Bu süreçte hasarlı kaslardan açığa çıkan maddeler kan dolaşımına karışır ve böbrek yetmezliği, kalp ritim bozuklukları ve elektrolit dengesizlikleri gibi ciddi sorunlara yol açabilir. Bu nedenle hastalar müdahale sonrası yakın izlem altında tutulur.

Bir diğer önemli sorun kompartman sendromu olarak bilinen tablodur. Bacak ya da kol içindeki kasların bulunduğu bölmelerde aşırı şişme meydana gelir; artan basınç damar ve sinirleri sıkıştırarak yeni hasarlara yol açar. Bu durumda fasyotomi adı verilen bir cerrahi işlem ile basıncın azaltılması gerekebilir. Erken fark edilmediğinde kalıcı kas zayıflığı, sinir hasarı ve uzun süreli işlev kayıpları görülebilir. Bu nedenle müdahale sonrası bacakta gerginlik ve şiddetli ağrı önemsiz görülmemelidir.

Akut tıkanıklık aynı zamanda altta yatan ciddi bir kalp ya da damar hastalığının ilk işareti olabilir. Bu hastalarda gelecekte yeni bir tıkanıklık, kalp krizi ya da inme gelişme riski belirgin biçimde yüksektir. Bu nedenle akut dönem atlatıldıktan sonra ritim bozukluğu, kalp kapak hastalıkları ve damar sertliği açısından ayrıntılı bir değerlendirme yapılır. Uzun dönemde kan sulandırıcı ilaçların düzenli kullanımı, risk faktörlerinin kontrolü ve yaşam tarzı değişiklikleri büyük önem taşır.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Kol ya da bacağınızda ani başlayan şiddetli bir ağrı, beraberinde soğukluk hissi, renk değişikliği ve uyuşma varsa zaman kaybetmeden en yakın acil servise başvurmalısınız. Bu tablo birkaç saat içinde belirgin biçimde kötüleşebilir ve müdahale için kullanılabilecek süre oldukça sınırlıdır. Şikayetlerin kendiliğinden geçmesini beklemek, evde ağrı kesici ile idare etmeye çalışmak ya da ertesi günü beklemek uzuv için ciddi bir risk oluşturur.

Daha önce atriyal fibrilasyon, kalp kapak hastalığı, kalp krizi öyküsü ya da bacak damarlarında darlık tanısı aldıysanız bu tür belirtilere karşı özellikle dikkatli olmalısınız. Düzenli kan sulandırıcı kullanıyorsanız ilaçlarınızı atlamamaya özen göstermelisiniz; ancak ilaç kullanıyor olmanız akut tıkanıklık riskini tamamen ortadan kaldırmaz. Yeni başlayan bacak ya da kol şikayetlerinde takip eden hekiminiz ile iletişime geçmeniz ve acil değerlendirme istemeniz uygun olur.

Ameliyat sonrası ya da uzun süreli yatak istirahati döneminde bir bacağınızda ya da kolunuzda ani soğukluk, solukluk ve ağrı fark ederseniz bunu sıradan bir durum olarak değerlendirmemelisiniz. Uzun yolculukların ardından benzer şikayetler de aynı dikkati gerektirir. Şeker hastalığınız varsa şikayetlerin sinsi seyredebileceğini ve ağrının daha az hissedilebileceğini akılda tutmalı, uzuvdaki renk ve ısı değişikliklerini bizzat gözlemlemelisiniz.

Son Değerlendirme

Akut periferik arter tıkanıklığı, zamanla yarışılan bir damar acilidir. Ani başlayan ağrı, soğukluk, solukluk, nabızsızlık, uyuşma ve hareket kısıtlılığı bu tablonun temel bulguları olarak öne çıkar. Hastalığın arkasında çoğu zaman kalp kaynaklı bir pıhtı ya da damar sertliği zemininde gelişen yerinde pıhtılaşma yatar. Hızlı tanı, doğru görüntüleme ve uygun müdahale ile etkilenen uzvun kurtarılması mümkündür; ancak gecikme her saat geçtikçe kalıcı hasar riskini artırır. Risk grubundaki bireylerin belirtileri tanıması ve vakit kaybetmeden başvurması bu nedenle hayati önem taşır.

Koru Hastanesi Acil Servis bölümünde uzman hekimlerimiz, akut periferik arter tıkanıklığı gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Meet Our Specialist Physicians

Book an appointment now or call us for your health.

WhatsApp Online Appointment