Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji

Fasioliyaz

Fasioliyaz yönetiminde dikkat edilecekler. Semptom kontrolü, yaklaşım planı ve yaşam tarzı önerileri Koru Hastanesi'nde.

Fasioliyaz, halk arasında "koyun karaciğer kelebeği hastalığı" olarak da bilinen, Fasciola hepatica ve Fasciola gigantica isimli yaprak biçimli parazitlerin neden olduğu bir enfeksiyon tablosudur. Bu parazitler, esasen otçul hayvanların karaciğerine yerleşen canlılar olsa da kirli su ve özellikle yıkanmadan tüketilen bazı su bitkileri aracılığıyla insanlara da bulaşabilmektedir. Türkiye'de hayvancılığın yoğun olduğu kırsal bölgelerde zaman zaman karşılaşılan bu enfeksiyon, doğru tanı konulamadığında uzun süre belirsiz şikayetlere yol açabilen, ihmal edildiğinde ciddi karaciğer sorunlarına zemin hazırlayabilen önemli bir sağlık meselesidir.

Hastalığın seyri genellikle iki ana evreden oluşur ve bu durum tanı sürecini bir miktar zorlaştırmaktadır. İlk evrede parazitin karaciğer dokusu içinde ilerleyişine bağlı şikayetler ön plana çıkarken, ilerleyen dönemde safra yollarına yerleşen erişkin parazitlerin neden olduğu bulgular ortaya çıkmaktadır. Karın ağrısı, ateş, halsizlik ve sindirim sistemi yakınmaları gibi pek çok hastalıkla karışabilecek belirtiler taşıdığı için klinik şüphe büyük önem taşır. Erken dönemde tanı konulup uygun yaklaşımla yönetildiğinde hastalığın seyri belirgin biçimde iyileşir ve kalıcı hasar riski azalır.

Kimlerde Görülür?

Fasioliyaz, dünya genelinde özellikle koyun, keçi ve sığır yetiştiriciliğinin yoğun olduğu bölgelerde insanlarda da görülen bir parazit hastalığıdır. Türkiye'de Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Karadeniz bölgelerinde sporadik vakalar bildirilmektedir. Hastalığın ortaya çıkışında coğrafi koşullar, sulak araziler, durgun su birikintileri ve bu ortamlarda yaşayan ara konak salyangozların varlığı belirleyici unsurdur. Sulak çayırlarda yetişen bitkilerin çiğ olarak tüketildiği toplumlarda enfeksiyon sıklığı belirgin biçimde artmaktadır.

Risk taşıyan kişiler arasında hayvancılıkla uğraşan çiftçiler, çoban olarak çalışanlar, mezbahalarda görev yapan kişiler ve kırsal alanda yaşayan bireyler ön sıralarda yer almaktadır. Bunun yanında kaynak suyu içme alışkanlığı olan, dere veya göl kenarlarında piknik yaparken yıkanmamış marul, tere, su teresi, kıvırcık marul gibi yeşillikleri tüketen şehirli bireyler de risk altındadır. Özellikle organik gıda eğilimiyle birlikte doğadan toplanan bitkilerin yıkanmadan salatalara katılması son dönemde yeni vakaların artmasına zemin hazırlamıştır.

Yaş grubu açısından her dönemde görülebilen bu enfeksiyon, çocuklar ve yaşlılarda daha şiddetli seyredebilmektedir. Bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde, kortizon tedavisi alanlarda veya kronik hastalıkları nedeniyle direnci düşmüş bireylerde parazitin yaptığı hasarın boyutu artabilmektedir. Hamile kadınlarda enfeksiyon hem annenin karaciğer fonksiyonlarını olumsuz etkileyebilmekte hem de tedavi seçeneklerini kısıtlayabilmektedir. Bu nedenle risk gruplarında ortaya çıkan açıklanamayan karaciğer şikayetlerinde fasioliyaz olasılığı akla getirilmelidir.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Fasioliyazın belirtileri, parazitin vücuttaki yolculuğunun hangi aşamasında olduğuna göre farklılık göstermektedir. Akut dönem olarak adlandırılan ilk evre, parazit larvalarının bağırsaktan karın boşluğuna ve oradan karaciğer dokusuna ulaşma sürecini kapsamaktadır. Bu dönemde sağ üst karın bölgesinde künt veya zonklayıcı ağrı, yüksek ateş, gece terlemeleri, iştahsızlık ve belirgin halsizlik gibi şikayetler ön plana çıkmaktadır. Hastaların önemli bir kısmında kilo kaybı, kas ağrıları ve ciltte kaşıntılı döküntüler eşlik edebilmektedir.

Hastalığın ikinci aşaması olan kronik dönemde, erişkin parazitler safra yollarına yerleşmiş durumdadır. Bu evrede şikayetler daha sinsi bir seyir izlemekte ve safra kesesi hastalıklarıyla karışabilecek tablolar ortaya çıkmaktadır. Yağlı yemeklerden sonra artan sağ üst karın ağrısı, bulantı, kusma, hazımsızlık ve zaman zaman gözlerin ve cildin sararması şeklinde tanımlanan sarılık tablosu görülebilmektedir. Bazı hastalarda kronik dönem yıllar boyu hafif şikayetlerle seyrederken, tıkanma yaratabilecek durumlarda aniden ağır bir tablo gelişebilmektedir.

Daha nadir olmakla birlikte parazitin atipik yerleşim gösterdiği durumlar da bildirilmektedir. Akciğer, beyin, deri altı dokular ve göz gibi olağan dışı bölgelere göç eden parazitler, yerleştikleri bölgeye göre nefes darlığı, baş ağrısı, nörolojik belirtiler veya cilt altında gezici şişlikler oluşturabilmektedir. Çocuklarda büyüme geriliği, kansızlık ve okul başarısında düşme şeklinde dolaylı belirtilerle karşılaşılabilmektedir. Bu çeşitlilik nedeniyle açıklanamayan ateş ve karaciğer enzimleri yüksekliğiyle başvuran hastalarda fasioliyaz, ayırıcı tanıda göz önünde bulundurulmalıdır.

Nedenleri Nelerdir?

Fasioliyaza neden olan parazitlerin yaşam döngüsü oldukça karmaşık bir yapıya sahiptir ve insan bu döngüye genellikle rastlantısal olarak dahil olmaktadır. Erişkin parazitler, otçul hayvanların safra yollarında yumurta üretmekte, bu yumurtalar dışkıyla doğaya saçılmaktadır. Sulak alanlarda yaşayan belirli salyangoz türleri ara konak görevi görmekte, yumurtalardan çıkan larvalar bu salyangozların içinde gelişimini sürdürmektedir. Olgunlaşan larvalar daha sonra su kenarındaki bitkilerin yaprakları ve gövdelerine tutunarak insan veya hayvanların onları tüketmesini beklemektedir.

İnsana bulaşmanın en sık görülen yolu, larvalarla bulaşmış bitkilerin yıkanmadan ya da yetersiz yıkanarak çiğ olarak tüketilmesidir. Su teresi, marul, kıvırcık, maydanoz, nane ve doğadan toplanan otlar bu açıdan en riskli gıdalar arasında yer almaktadır. Kaynak suları, akarsu suları veya temizliği şüpheli kuyu sularının doğrudan içilmesi de bulaş yollarından biridir. Buna ek olarak bulaşmış suyla yıkanan meyve ve sebzeler de enfeksiyon kaynağı olabilmektedir. Çiğ olarak tüketilen taze sıkılmış meyve sularının yıkama kalitesi de göz ardı edilmemelidir.

Bulaşı kolaylaştıran çevresel ve sosyal etkenler de hastalığın görülme sıklığını etkilemektedir. Yetersiz hijyen koşulları, hayvan dışkısının kontrolsüz biçimde sulak alanlara karışması, salyangoz popülasyonunun yoğun olduğu bölgelerde tarımsal faaliyetlerin sürdürülmesi enfeksiyon riskini artırmaktadır. Geleneksel beslenme alışkanlıkları, doğadan toplanan otların özel bir hijyen işleminden geçirilmeden tüketilmesi ve halk arasında yaygın olan kaynak suyunun "temiz" olduğu inancı, sosyal nedenlerin başında gelmektedir.

Tanı Nasıl Konulur?

Fasioliyazın tanısı, klinik şüphe ile başlayan ve birden fazla yöntemin birlikte kullanıldığı kapsamlı bir süreci kapsamaktadır. Hekim öncelikle hastanın yakınmalarını, beslenme alışkanlıklarını, yaşadığı bölgeyi, mesleğini ve hayvancılıkla ilişkisini ayrıntılı biçimde sorgulamaktadır. Kırsal alanda yaşayan, çiğ otlar tüketen ya da kaynak suyu içme alışkanlığı olan hastalarda açıklanamayan karaciğer şikayetleri görüldüğünde parazit kökenli enfeksiyonlar mutlaka düşünülmelidir. Fizik muayenede karaciğer büyüklüğü, sağ üst kadran hassasiyeti ve sarılık varlığı değerlendirilmektedir.

Laboratuvar incelemeleri tanı sürecinin temel adımlarındandır. Tam kan sayımında eozinofil isimli alerjik reaksiyonlarla ilişkili beyaz kürelerin belirgin artışı çoğu hastada dikkat çekmektedir. Karaciğer enzimleri, bilirubin düzeyleri ve safra yolu enzimlerinde yükselme görülebilmektedir. Dışkı incelemesinde parazit yumurtalarının aranması klasik bir yöntem olsa da özellikle akut dönemde negatif sonuç verebilmektedir. Bu nedenle kan örneğinde parazite karşı oluşmuş antikorların ölçüldüğü serolojik testler tanıda önemli yer tutmaktadır.

Görüntüleme yöntemleri tanıyı destekleyen ve hastalığın yaygınlığını gösteren araçlardır. Karaciğer ultrasonografisi, bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans görüntüleme ile karaciğer içindeki tünel benzeri lezyonlar, abseler ve safra yollarındaki dolma defektleri ortaya konulabilmektedir. Şüpheli durumlarda endoskopik retrograd kolanjiyopankreatografi adı verilen ileri inceleme ile safra yollarındaki parazitlerin doğrudan görülmesi mümkün olmaktadır. Tüm bu bulguların birlikte değerlendirilmesi, kesin tanı sağlar ve uygun yönetim planının çizilmesine olanak tanımaktadır.

  • Ayrıntılı öykü ve fizik muayene değerlendirmesi
  • Eozinofil yüksekliğini ortaya koyan tam kan sayımı
  • Karaciğer fonksiyon testleri ve safra yolu enzim ölçümleri
  • Dışkıda parazit yumurtası araştırılması
  • Kanda özgün antikorların serolojik yöntemlerle ölçülmesi
  • Ultrasonografi, tomografi ve manyetik rezonans incelemeleri

Komplikasyonlar Nelerdir?

Fasioliyazın zamanında tanınamadığı ya da uygun biçimde yönetilemediği durumlarda gelişebilecek komplikasyonlar önemli bir yer tutmaktadır. Karaciğer dokusu içinde parazitin ilerlemesi sırasında oluşan tüneller, zamanla iltihaplı bölgelere ve abselere dönüşebilmektedir. Bu durum tekrarlayan ateş atakları, şiddetli karın ağrısı ve genel durumda bozulmaya yol açmaktadır. Bazı vakalarda absenin karın boşluğuna açılması ya da çevre organlara bası yapması gibi acil cerrahi girişim gerektiren tablolar gelişebilmektedir.

Safra yollarına yerleşen erişkin parazitlerin yarattığı tıkanıklıklar, hastalığın en sık karşılaşılan komplikasyonları arasında yer almaktadır. Safra akışının engellenmesi sonucu gelişen tıkanma sarılığı, koyu renkli idrar, açık renkli dışkı ve yoğun kaşıntı şikayetleriyle kendini göstermektedir. Safra kanallarında parazitlere ikincil olarak gelişen bakteriyel enfeksiyonlar, kolanjit adı verilen ciddi tablolara neden olabilmektedir. Bu durum yüksek ateş, titreme ve sarılığın eşlik ettiği bir acil tıbbi tablo olarak karşımıza çıkmaktadır.

Uzun süreli ve yineleyen enfeksiyonlarda karaciğer dokusunda kalıcı hasarlar oluşabilmektedir. Tekrarlayan iltihap atakları, safra yollarında daralma, taş oluşumu ve fibrozis gelişimine zemin hazırlamaktadır. Nadir de olsa kronik safra yolu iltihabının uzun yıllar boyunca devam etmesi, safra yolu kanseri riskini artıran bir etken olarak değerlendirilmektedir. Çocuklarda kansızlık ve büyüme geriliği, gebelerde ise düşük ve erken doğum riski açısından dikkatli olunması gereken durumlar arasında yer almaktadır.

  • Karaciğer içinde abse ve kistik lezyon oluşumu
  • Safra yollarında tıkanıklık ve sarılık gelişimi
  • Bakteriyel kolanjit ve sepsis tablosu
  • Safra yollarında darlık ve taş oluşumu
  • Kronik kansızlık ve genel durum bozukluğu

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Açıklanamayan ve birkaç günden uzun süren ateş, sağ üst karın bölgesinde devam eden ağrı, belirgin halsizlik ve iştah kaybı gibi şikayetleriniz varsa zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmanız gerekmektedir. Özellikle hayvancılıkla uğraşan bir bölgede yaşıyorsanız, kırsal alana seyahat sonrası ortaya çıkan şikayetleriniz varsa ya da çiğ olarak su teresi, marul gibi yeşillikleri tüketme alışkanlığınız bulunuyorsa bu durumu hekiminize mutlaka aktarmalısınız. Doğru öykü, tanı sürecini önemli ölçüde hızlandıran bir unsurdur.

Cildinizde ve gözlerinizde sararma, idrar renginde koyulaşma, dışkıda açık renk değişikliği fark ediyorsanız bu durum safra yollarında bir sorun olabileceğine işaret etmektedir. Vücudunuzun çeşitli bölgelerinde gezici özellik gösteren cilt altı şişlikler, kaşıntılı döküntüler ya da nedeni belirlenemeyen kilo kayıplarınız varsa parazit kaynaklı bir tablo olasılığı için değerlendirme gerekmektedir. Bu tür şikayetler, ileri tetkikler yapılmadığı sürece başka hastalıklarla karıştırılma ihtimali taşımaktadır.

Çocuklarınızda uzun süredir devam eden kansızlık, büyüme geriliği, nedeni açıklanamayan karın ağrıları ve ateş tabloları varsa pediatri uzmanı tarafından değerlendirilmesini sağlamalısınız. Gebeyseniz ve karın bölgesinde yeni başlayan rahatsızlık verici ağrılar, sarılık belirtileri ya da kan tahlillerinde anormal sonuçlar mevcutsa kontrolünüzü aksatmamanız büyük önem taşımaktadır. Erken başvuru, hem tanı sürecini kolaylaştırmakta hem de olası komplikasyonların önüne geçmektedir.

Son Değerlendirme

Fasioliyaz, bulaş yolları açıkça bilinen, ancak klinik bulguları çeşitli olduğu için kolayca atlanabilen bir parazit enfeksiyonudur. Yıkanmamış yeşilliklerden uzak durmak, içme suyunun güvenilir kaynaklardan temin edilmesi ve risk grubundaki kişilerin şikayetlerini ciddiye alması, hastalığın önlenmesi açısından temel adımlardır. Erken dönemde fark edilip uygun biçimde yönetildiğinde hastaların büyük çoğunluğu belirgin biçimde iyileşmekte, kalıcı karaciğer hasarı gelişme olasılığı azalmaktadır. Tanı sürecinde hekim deneyimi, doğru laboratuvar testlerinin seçimi ve görüntüleme yöntemlerinin birlikte yorumlanması belirleyici unsurdur.

Koru Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji bölümünde uzman hekimlerimiz, fasioliyaz gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Nos Médecins

Nous sommes à vos côtés avec nos médecins spécialistes expérimentés dans ce domaine

Rencontrez Nos Médecins Spécialistes

Prenez rendez-vous dès maintenant ou appelez-nous pour votre santé.

WhatsApp Rendez-vous en Ligne