Göz Hastalıkları

Orbita Tümörleri

Orbita Tümörleri Rehberi, çeşitli klinik bulgularla seyreden ve uzman değerlendirmesi gerektiren bir tablodur. Belirtiler, nedenler ve yaklaşım hakkında bilgi alın.

Göz çukuru, tıp dilinde orbita olarak bilinen ve göz küresini, görme sinirini, göz kaslarını, damarları ve yağ dokusunu içinde barındıran kemiksel bir boşluktur. Bu dar alanda gelişen iyi huylu ya da kötü huylu kitlelere genel olarak orbita tümörleri adı verilir. Çocuklarda ve yetişkinlerde farklı türleri görülebilen bu kitleler, çoğu zaman gözün dışa doğru itilmesi, çift görme veya görme keskinliğinde azalma gibi şikayetlerle kendini belli eder. Erken fark edildiklerinde hem görme işlevi hem de gözün dış görünümü açısından çok daha iyi sonuçlar alınabilmektedir.

Orbita tümörlerinin bir kısmı yıllar içinde yavaş yavaş büyürken bir kısmı kısa sürede belirgin değişikliklere yol açabilir. Bazı hastalarda kitle göz arkasında sessizce ilerlerken bazılarında göz kapağında şişlik, ağrı ya da kızarıklık gibi daha gürültülü bulgular ön planda olabilir. Bu nedenle göz çevresinde dirençli bir şişlik, gözün öne doğru fırlaması veya yeni başlayan görme bozuklukları her zaman ciddiye alınmalıdır. Aşağıdaki bölümlerde orbita tümörlerinin kimlerde daha sık görüldüğü, hangi belirtilerle ortaya çıktığı, nedenleri, tanı yöntemleri ve olası komplikasyonları gündelik bir dille ele alınmaktadır.

Kimlerde Görülür?

Orbita tümörleri her yaş grubunda karşımıza çıkabilen bir tablodur, ancak bazı türlerin belirli yaş aralıklarında daha sık görüldüğü bilinmektedir. Çocuklarda en sık karşılaşılan iyi huylu orbita kitleleri damar yumağı şeklinde gelişen hemanjiyomlar ve dermoid kistlerdir. Kötü huylu kitleler arasında ise rabdomyosarkom adı verilen kas kaynaklı tümör ve göz içinden orbitaya yayılabilen retinoblastom önemli bir yer tutar. Bu nedenle özellikle küçük yaşta tek gözde belirgin şişlik ya da öne fırlama varsa zaman kaybetmeden değerlendirme yapılması gerekir.

Yetişkinlerde tablo daha çeşitlidir. Orta yaş üstü kadınlarda tiroit göz hastalığına bağlı orbita dokusu büyümeleri, lakrimal bez yani gözyaşı bezi kaynaklı kitleler ve lenfoma gibi tablolar daha sık görülmektedir. İleri yaşlarda metastatik tümörler, yani meme, akciğer ya da prostat gibi başka bir organdaki kanserin orbitaya sıçraması da gündeme gelebilir. Bu nedenle bilinen bir kanser öyküsü olan kişilerde göz çevresinde yeni başlayan şikayetler her zaman dikkatli incelenmelidir.

Risk faktörleri açısından bakıldığında genetik yatkınlık, geçmişte göz çevresine alınan radyoterapi, bağışıklık sistemini baskılayan hastalıklar ve uzun süreli tiroit fonksiyon bozuklukları öne çıkar. Ailesinde retinoblastom ya da nörofibromatozis gibi genetik sendromlar bulunan kişilerin çocukları, göz çevresindeki en küçük değişikliklerde bile çocuk göz hekimine danışmalıdır. Yine sigara kullanımı tiroit göz hastalığının seyrini ağırlaştırarak orbita içi basınç artışına ve görme sorunlarına zemin hazırlayabilir.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Orbita tümörlerinin en sık görülen bulgusu, tıbbi adıyla proptozis olarak bilinen gözün öne doğru fırlamasıdır. Hastalar çoğu zaman aynaya baktıklarında bir gözünün diğerine göre daha çıkık durduğunu fark eder ya da yakın çevreleri tarafından bu durum kendilerine söylenir. Öne doğru itilen göz, kapaklarla tam olarak örtülemediği için kuruluk, batma ve sık tekrarlayan kızarıklık gibi şikayetlere de yol açabilir. Bu nedenle inatçı göz kuruluğu olan kişilerde altta yatan bir kitle olup olmadığı sorgulanmalıdır.

Görme ile ilgili şikayetler ise tümörün yerleşim yerine ve büyüklüğüne göre değişir. Görme sinirine baskı yapan kitlelerde renklerin solgun görülmesi, görme keskinliğinde yavaş yavaş azalma ve görme alanında daralma ortaya çıkabilir. Göz kaslarına yakın yerleşen tümörler ise gözün belirli yönlere hareketini kısıtlayarak çift görme şikayetine yol açar. Hasta özellikle yana ya da yukarıya bakmaya çalıştığında iki ayrı görüntü algılaması, orbita kaynaklı bir sorunun habercisi olabilir.

Bazı orbita tümörleri ağrı, kapakta morarma veya ele gelen sertlik gibi daha belirgin bulgularla seyreder. Hızlı büyüyen kötü huylu tümörlerde göz kapağında şişlik, dokunmakla ağrı ve cilt renginde değişiklik kısa sürede gelişebilir. Buna karşılık iyi huylu kitlelerin önemli bir kısmı yıllar içinde sessizce büyüyerek sadece hafif bir asimetri ile dikkat çeker. Aşağıdaki bulgular hekime başvurmayı gerektiren önemli işaretler arasındadır:

  • Bir gözde yeni başlayan ve giderek artan öne fırlama
  • Açıklanamayan çift görme veya göz hareketlerinde kısıtlanma
  • Görme keskinliğinde fark edilir biçimde azalma
  • Göz kapağında ele gelen sert kitle ya da inatçı şişlik
  • Göz çevresinde tekrarlayan ağrı, basınç hissi ve kızarıklık

Nedenleri Nelerdir?

Orbita tümörlerinin nedenleri tek bir başlık altında toplanamayacak kadar geniştir. Bir kısmı doğuştan getirilen yapısal farklılıklardan kaynaklanırken bir kısmı yaşam içinde gelişen hücresel değişikliklerle ortaya çıkar. Çocuklarda görülen dermoid kistler, embriyonel gelişim sırasında doku artıklarının orbita kemikleri arasında sıkışmasıyla oluşur. Hemanjiyomlar ise damar hücrelerinin kontrolsüz çoğalmasıyla gelişen iyi huylu kitlelerdir. Bu tür tabloların büyük bölümü, gen düzeyindeki rastlantısal değişikliklerle açıklanmaktadır.

Yetişkinlerde sık görülen tiroit göz hastalığı, klasik anlamda bir tümör olmasa da orbita yağ dokusunun ve göz kaslarının büyümesine yol açarak benzer bulgular oluşturur. Bağışıklık sisteminin tiroit bezini yanlışlıkla hedef alması, aynı zamanda göz arkasındaki dokuları da etkileyerek hacim artışına neden olur. Bu durum özellikle Graves hastalığı tanısı alan bireylerde belirgindir. Sigara kullanımı bu sürecin seyrini olumsuz etkileyen en önemli değiştirilebilir etkenlerden biridir.

Kötü huylu orbita tümörlerinde ise hücresel düzeyde meydana gelen DNA hasarları ön plandadır. Geçmişte göz çevresine uygulanan radyoterapi, bazı virüs enfeksiyonları, uzun süreli bağışıklık baskılanması ve kalıtsal sendromlar bu hasarın gelişimini kolaylaştırabilir. Metastatik tümörler için ise başlangıç noktası vücudun başka bir bölgesindeki kanserdir. Meme, akciğer, prostat ve böbrek kanserleri orbitaya en sık sıçrayan kanserler arasında yer alır. Bu nedenle aktif kanser tedavisi gören kişilerin göz çevresindeki yeni şikayetleri ihmal edilmemelidir.

Tanı Nasıl Konulur?

Orbita tümörlerinin değerlendirilmesinde ilk adım, ayrıntılı bir göz muayenesi ve hastanın öyküsünün dinlenmesidir. Hekim öncelikle şikayetlerin ne zaman başladığını, hızını, ek hastalıkları ve aile öyküsünü sorgular. Ardından göz hareketleri, görme keskinliği, görme alanı, renkli görme ve göz dibi muayenesi gibi temel testler yapılır. Gözün ne kadar öne fırlamış olduğunu sayısal olarak ölçen ekzoftalmometre adı verilen küçük bir cihaz da bu aşamada sıkça kullanılır. Bu basit ölçüm, ileride büyümenin takibi için önemli bir referans oluşturur.

İkinci aşamada görüntüleme yöntemleri devreye girer. Orbita tümörlerinin değerlendirilmesinde manyetik rezonans görüntüleme yani MR, yumuşak doku ayrıntısını en iyi gösteren yöntemdir. Tümörün sınırlarını, görme siniri ile ilişkisini ve çevre dokulardaki etkilerini ayrıntılı biçimde ortaya koyar. Bilgisayarlı tomografi yani BT ise özellikle kemik yapısının ve olası kireçlenmelerin değerlendirilmesinde tercih edilir. Ultrasonografi, yüzeyel yerleşimli kitlelerde hızlı ve radyasyonsuz bir ön bilgi sağlayabilir.

Tümörün türünü kesin olarak belirlemek için çoğu zaman doku örneği gereklidir. Biyopsi olarak adlandırılan bu işlem, mikroskobik incelemeyle kitlenin iyi huylu mu kötü huylu mu olduğunu, hangi hücre tipinden kaynaklandığını ve tedavi planını doğrudan etkileyen genetik özelliklerini ortaya koyar. Kan testleri ise tiroit fonksiyonlarını, enfeksiyon belirteçlerini ve gerektiğinde tümör belirteçlerini değerlendirmek için kullanılır. Tanı sürecinde sıklıkla başvurulan yöntemler şu şekilde özetlenebilir:

  • Ayrıntılı göz muayenesi ve görme alanı testi
  • Orbita MR ve gerektiğinde bilgisayarlı tomografi
  • Göz ultrasonografisi ve göz dibi incelemesi
  • İnce iğne aspirasyonu ya da cerrahi biyopsi ile doku örneklemesi
  • Tiroit fonksiyon testleri ve genel kan tetkikleri

Komplikasyonlar Nelerdir?

Orbita tümörlerinin yol açabileceği en önemli sorun, görme sinirinde gelişen kalıcı hasardır. Sinire uzun süre baskı yapan kitleler, zamanla sinir liflerinin işlevini bozarak görme keskinliğinde geri dönüşsüz azalmalara neden olabilir. Bu nedenle görmede yavaş ilerleyen bir azalmanın “yaşa bağlıÔÇØ diye geçiştirilmemesi, mutlaka göz hekimi tarafından değerlendirilmesi gerekir. Erken dönemde uygulanan yaklaşımlarla sinir hasarının önemli bir bölümünün önüne geçilebilmektedir.

Tümörün büyüklüğü ve yerleşimi gözün dış görünümünde belirgin değişikliklere de yol açabilir. Tek gözün diğerinden daha öne fırlaması, kapakların tam kapanamaması ve göz yüzeyinin kurumasına bağlı yaralar gelişebilir. Bu yüzeysel sorunlar zamanla kornea yani gözün saydam ön tabakasında bulanıklığa ve enfeksiyonlara zemin hazırlar. Kapak kapanma sorunu olan kişilerde yapay gözyaşı, nemlendirici jeller ve gece kullanılan koruyucu önlemler bu süreçte destekleyici bir rol üstlenir.

Kötü huylu orbita tümörlerinde komplikasyonlar yalnızca göz ile sınırlı kalmayabilir. Tümör hücreleri kemik yapıları aşarak burun boşluğuna, sinüslere ve hatta beyne yayılabilir. Lenfoma gibi sistemik hastalıklarda ise vücudun başka bölgelerinde de tutulum görülebilir. Bu nedenle orbita tümörü tanısı alan kişilerin sadece göz değil, genel sağlık durumunun da çok yönlü olarak değerlendirilmesi gerekir. Düzenli kontroller, gelişebilecek sorunların önemli bir kısmının erken yakalanmasını sağlar.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Göz çevresinde fark ettiğiniz değişiklikleri önemsemek, ileride yaşanabilecek pek çok sorunun önüne geçmenin en sağlam yoludur. Bir gözünüzün diğerine göre belirgin biçimde öne fırladığını düşünüyorsanız, son birkaç haftadır yeni başlayan bir çift görme ya da görme alanında daralma yaşıyorsanız bekleme süresini olabildiğince kısa tutmalısınız. Göz kapağınızda elinizle hissedebildiğiniz sert bir kitle, dirençli bir şişlik veya inatçı bir kızarıklık varsa da bu durum bir uzman değerlendirmesini gerektirir.

Bilinen tiroit hastalığınız varsa ve son dönemde gözlerinizde basınç hissi, ışıktan rahatsız olma ya da dışa doğru bombeleşme dikkatinizi çekiyorsa endokrinoloji takibinizin yanı sıra göz hekimi kontrolünü de aksatmayın. Geçmişte kanser tedavisi görmüş ve şu anda kontrollerini sürdüren bir kişiyseniz, göz çevresinde yeni gelişen herhangi bir şikayeti tedavi ekibinizle paylaşmanız büyük önem taşır. Çocuğunuzun gözünde fark ettiğiniz asimetri, dışarıdan bakıldığında parlayan beyaz bir refle ya da gözünü belirli yönlere oynatmakta zorlanma gibi bulgular da hızlı şekilde göz hekimine yönlendirilmesi gereken işaretlerdir.

Şikayetlerin hafif görünmesi, mutlaka önemsiz olduğu anlamına gelmez. Orbita tümörlerinin önemli bir kısmı sinsi bir seyir gösterir ve belirtiler ortaya çıktığında zaten belirli bir büyüklüğe ulaşmış olabilir. Bu nedenle “zamanla geçerÔÇØ düşüncesiyle haftalarca beklemek yerine, kararsız kaldığınız her durumda göz hekimi muayenesi için randevu almanız daha doğru bir yaklaşımdır. Erken değerlendirme, hem tedavi seçeneklerini genişletir hem de görme işlevinin korunması açısından önemli bir avantaj sağlar.

Son Değerlendirme

Orbita tümörleri, göz çukurunda yer alan farklı dokulardan kaynaklanabilen geniş bir hastalık grubudur. Çocuklarda damarsal ve doğumsal kitleler, yetişkinlerde tiroit göz hastalığı, lenfoma ve metastatik tümörler ön plana çıkar. Gözün öne fırlaması, çift görme, görme keskinliğinde azalma ve kapak çevresinde inatçı şişlikler en sık karşılaşılan uyarı işaretleridir. Doğru tanı için ayrıntılı muayene, MR ve BT gibi görüntüleme yöntemleri ile gerektiğinde biyopsi birlikte değerlendirilir. Erken dönemde fark edilen tümörlerde hem görme işlevi hem de gözün dış görünümü açısından çok daha olumlu sonuçlar elde edilebilmektedir.

Koru Hastanesi Göz Hastalıkları bölümünde uzman hekimlerimiz, orbita tümörleri gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Rencontrez Nos Médecins Spécialistes

Prenez rendez-vous dès maintenant ou appelez-nous pour votre santé.

WhatsApp Rendez-vous en Ligne