Kulak Burun Boğaz

BPPV

BPPV Kılavuzu, hastaların sıkça merak ettiği bir konudur ve bilgilendirilme önem taşır. Bulgular ve değerlendirme adımları hakkında bilgi sahibi olun.

Benign paroksismal pozisyonel vertigo, kısaca BPPV olarak bilinen tablo, iç kulak kökenli baş dönmelerinin en sık karşılaşılan biçimidir. Kelime anlamı olarak iyi huylu, ataklarla seyreden ve baş pozisyonuna bağlı olarak ortaya çıkan denge bozukluğunu tanımlar. Kliniğe başvuran hastalarda genellikle yatağa uzanma, yataktan doğrulma, başı yukarı kaldırma ya da yana çevirme gibi hareketlerin ardından ortaya çıkan ani ve kısa süreli dönme hissi öne çıkar. Şikayetin bu denli belirli hareketlerle tetikleniyor olması, tablonun iç kulakta yer alan denge organındaki mekanik bir sorunla ilişkilendirilmesine olanak tanır. Yakınmanın süresi çoğu durumda saniyeler ile bir dakika arasında değişirken, ataklar arasındaki dönemde hastalar genellikle kendilerini iyi hissetmekte, ancak yeni bir pozisyon değişikliğinde benzer belirtilerin tekrarlamasından çekinmektedir.

İç kulakta denge fonksiyonunu üstlenen yapı, vestibüler sistem olarak adlandırılır ve üç yarım daire kanalı ile utrikül ve sakkül isimli iki kesecikten oluşur. Bu keseciklerin içerisinde otokoni ya da otolit adı verilen küçük kalsiyum karbonat kristalleri bulunur. Söz konusu kristallerin çeşitli nedenlerle yerinden ayrılıp yarım daire kanallarına düşmesi, baş hareketi sırasında endolenf sıvısının anormal biçimde uyarılmasına yol açar. Bu uyarı, beyne yanlış konum bilgisi taşınmasına ve dolayısıyla ani dönme hissinin ortaya çıkmasına zemin hazırlar. Klinik tabloya adını veren pozisyonel özellik, doğrudan bu mekanik sürecin bir yansıması olarak değerlendirilir. Kristallerin en sık yerleştiği bölge, arka yarım daire kanalıdır; ancak yan ve ön kanalları etkileyen biçimleri de tanımlanmıştır.

Ortaya çıkış nedenleri değerlendirildiğinde önemli bir kısmın altta yatan belirgin bir hastalık olmadan, kendiliğinden geliştiği görülür. Bu durum idiyopatik BPPV olarak adlandırılır ve daha çok orta ileri yaş grubunda dikkat çeker. Öte yandan kafa travmaları, uzun süreli yatak istirahati, iç kulağın viral kökenli iltihabi tabloları, migren öyküsü, osteoporoz, D vitamini eksikliği ve bazı iç kulak cerrahileri sonrasında da benzer bir tablonun ortaya çıkabildiği bildirilmektedir. Kadınlarda görülme sıklığının erkeklere kıyasla daha yüksek olduğu, ileri yaşla birlikte insidansın belirgin biçimde arttığı, altmış yaş ve üzerindeki bireylerde tablonun oldukça sık gözlendiği bilimsel çalışmalarda vurgulanmaktadır. Ayrıca uzun süreli bilgisayar başında çalışma, ani baş hareketleri gerektiren spor faaliyetleri ve uzayan uçak yolculukları gibi mekanik zorlanma yaratabilen durumların da yatkınlığı artırdığı öne sürülmektedir.

Belirtiler, klasik olarak baş pozisyonundaki değişiklikle tetiklenen kısa süreli dönme hissi biçiminde tanımlanır. Hastalar sıklıkla tavanın döndüğü, odanın kayması, yerin oynaması ya da içeriden bir kayma hissi gibi ifadeler kullanır. Bu his, gözlerin belirli bir doğrultuda istem dışı ritmik hareketiyle, yani nistagmus ile birlikte seyreder. Nistagmusun yönü ve süresi, etkilenen kanalın belirlenmesinde yol gösterici olur. Baş dönmesine eşlik eden bulantı, terleme, dengesizlik ve düşme korkusu sıklıkla bildirilir. Yakınmalar bir dakikayı aşan sürelerle devam etmese de gün içerisinde tekrarlayan ataklar hastanın günlük yaşamını olumsuz etkileyebilmekte, özellikle merdiven inip çıkma, araç kullanma, eğilerek çalışma gibi aktivitelerde güvenlik kaygısı yaratmaktadır. Kulakta çınlama, işitme kaybı ya da kulakta dolgunluk hissi gibi kokleer belirtiler, klasik BPPV tablosunda beklenmeyen bulgular arasında yer alır; bu tür yakınmaların varlığı ayırıcı tanıya yönlendirir.

Ayırıcı tanıda göz önünde bulundurulması gereken başlıca tablolar; vestibüler nörit, M├®ni├¿re hastalığı, vestibüler migren, ortostatik hipotansiyon, servikojenik baş dönmesi ve santral sinir sistemi kaynaklı denge bozukluklarıdır. Bu tabloların her biri farklı süre, tetikleyici ve eşlik eden bulgu özellikleri gösterdiğinden, ayrıntılı bir öykünün alınması büyük önem taşır. Örneğin süresi dakikalar ile saatler arasında değişen dönme atakları, işitme kaybı ve kulakta dolgunluk hissi M├®ni├¿re hastalığını akla getirirken; günlerce süren, pozisyonla değişmeyen belirgin denge kaybı ve bulantı vestibüler nöriti düşündürebilir. Ani başlayan, konuşma bozukluğu, çift görme, yüz kayması, kol veya bacakta güçsüzlük gibi nörolojik bulgularla birlikte seyreden baş dönmesinde ise santral kökenli bir sürecin dışlanması amacıyla acil değerlendirme önerilir.

Tanı sürecinde en değerli araç, ayrıntılı klinik öykü ve pozisyonel testlerdir. Arka yarım daire kanalı tutulumunun araştırılmasında Dix-Hallpike manevrası kullanılırken, yan kanal tutulumunda supine roll testi tercih edilir. Bu testler sırasında hastanın başı belirli açılarda hareket ettirilerek beklenen nistagmusun ortaya çıkışı, süresi ve yönü değerlendirilir. Muayenede tipik pozisyonel nistagmusun gözlenmesi tanı için genellikle yeterli kabul edilir. Bunun yanında videonistagmografi ve videookülografi gibi ileri yöntemler, gözlem koşullarının zor olduğu ya da atipik özellikler taşıyan olgularda yol gösterici olabilir. Görüntüleme yöntemleri klasik BPPV tablosunda rutin olarak gerekli değildir; ancak ek nörolojik bulgu, işitme kaybı ya da tedaviye yanıtsızlık durumunda manyetik rezonans görüntüleme gibi tetkiklerin planlanması söz konusu olabilmektedir.

Yönetim yaklaşımının temelini, iç kulaktaki kristallerin yeniden utriküle taşınmasını amaçlayan repozisyon manevraları oluşturur. Arka kanal tutulumunda Epley manevrası, alternatif olarak Semont manevrası yaygın biçimde kullanılan uygulamalar arasındadır. Yan kanal tutulumunda ise barbekü rotasyon manevrası ya da Gufoni manevrası gibi yöntemlerle kristallerin yer değiştirmesi hedeflenir. Söz konusu manevralar deneyimli hekim tarafından belirli açı ve sürelerde gerçekleştirildiğinde tabloda belirgin bir gerileme sağlanabilmektedir. Manevranın başarısı hastadan hastaya değişmekle birlikte, bir seansta yanıt alınamayan olgularda kısa aralıklarla tekrar uygulanması gündeme gelebilir. Bazı hastalara ise ev ortamında yapılabilen Brandt-Daroff egzersizleri önerilerek nüks önlenmeye çalışılmaktadır.

İlaç seçenekleri, BPPV tablosunun kendisini ortadan kaldırma amacı taşımaz; ancak yoğun bulantı, kusma ya da anksiyete gibi eşlik eden yakınmaların yönetiminde kısa süreli olarak değerlendirilebilir. Antivertijinöz ve antiemetik ajanların uzun süreli kullanımı, denge sisteminin doğal uyum sürecini geciktirebileceğinden genellikle önerilmez. Cerrahi girişimler ise oldukça nadir durumlarda, dirençli ve tekrarlayan olgularda son seçenek olarak gündeme gelir. Kanal tıkama operasyonları gibi girişimler yalnızca uygun endikasyon ve deneyimli merkez koşullarında değerlendirilmesi gereken uygulamalardır. Genel olarak repozisyon manevraları sayesinde büyük bir hasta grubunda kısa sürede belirgin klinik iyileşmeye katkı sağlanabildiği bildirilmektedir.

Nüks olasılığı, BPPV tablosunun önemli özelliklerinden biri olarak öne çıkar. İlk atağın ardından yıllar içinde belirli oranda tekrar riski bulunmakta, özellikle ileri yaş, D vitamini eksikliği, migren öyküsü ve travma sonrası dönemde bu risk artabilmektedir. Bu nedenle hastalara yalnızca akut dönemin yönetimi değil, uzun vadeli izlem ve yaşam düzenlemesine ilişkin öneriler de sunulur. Yatak içinde ani baş hareketlerinden kaçınılması, uzun süreli aynı pozisyonda kalmaktan sakınılması, gece uykusu sırasında yastık yüksekliğinin uygun ayarlanması, diş hekimi ya da kuaför gibi başın geriye atıldığı ortamlarda dikkatli olunması, sportif faaliyetlere kademeli dönüş sağlanması gibi öneriler bu kapsamda değerlendirilir.

Yaşam kalitesi üzerindeki etkileri açısından bakıldığında, BPPV tablosunun kısa süreli ataklarla seyretmesine karşın hastaların düşme kaygısı, güvensizlik hissi ve sosyal aktivitelerden uzaklaşma eğilimi yaşayabildiği görülmektedir. Özellikle ileri yaş grubunda düşmeye bağlı kalça kırığı ya da kafa travması gibi ikincil sağlık sorunlarının önlenmesi, tablonun erken dönemde ele alınmasını daha da önemli kılmaktadır. Araç kullanımı, yüksekte çalışma ve dengeye dayalı meslek grupları için geçici iş düzenlemelerinin planlanması, hem birey hem de çevre güvenliği açısından yararlı olabilir. Psikososyal boyutta ortaya çıkan kaygı ve kaçınma davranışları, uygun bilgilendirme ve destek programlarıyla belirgin biçimde azaltılabilmektedir.

Risk faktörlerinin azaltılmasına yönelik önlemler arasında yeterli D vitamini ve kalsiyum düzeyinin korunması, kemik sağlığının değerlendirilmesi, düzenli fiziksel aktivite ve baş bölgesini koruyucu davranışların benimsenmesi sayılabilir. D vitamini düzeyinin düşük saptandığı olgularda uygun destek uygulamalarının nüks sıklığını azaltabildiğine ilişkin bulgular bilimsel literatürde yer bulmaktadır. Migren öyküsü bulunan bireylerde tetikleyici faktörlerin yönetimi, uyku düzeninin korunması ve stresin azaltılmasına yönelik yaklaşımlar da vestibüler yakınmaların kontrolüne katkı sağlayabilir. Osteoporoz açısından risk taşıyan bireylerde ilgili merkezlerde takip önerilmekte, iç kulak sağlığı üzerinde dolaylı olumlu etkiler beklenmektedir.

Hangi durumlarda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiği konusu da önemlidir. Ani başlayan şiddetli baş ağrısı, konuşma bozukluğu, yüzde asimetri, kolda ya da bacakta güçsüzlük, çift görme, yürüyüş bozukluğu, bilinç değişikliği gibi bulgularla birlikte ortaya çıkan baş dönmesinde acil değerlendirme büyük önem taşır. Süresi bir dakikayı aşan, günlerce devam eden, pozisyonla değişmeyen ya da işitme kaybı, kulakta çınlama gibi ek belirtilerle seyreden baş dönmesi tablolarında da klinik değerlendirme geciktirilmemelidir. Bu tür durumlarda BPPV dışı nedenlerin dışlanması amacıyla ayrıntılı muayene ve gerekli tetkiklerin planlanması söz konusu olmaktadır.

Çocukluk ve genç erişkinlik döneminde BPPV oldukça nadir gözlenirken, orta yaş sonrası dönemde sıklık belirgin biçimde artar. Yaşla birlikte iç kulaktaki kristallerin bağ dokusundan ayrılma eğiliminin artması, kemik metabolizmasındaki değişiklikler ve denge sisteminin yaşlanma sürecine bağlı olarak etkilenmesi bu artışın olası açıklamaları arasında yer alır. Genç bireylerde BPPV tablosunun tespit edilmesi durumunda, travma öyküsü, iç kulak iltihabı, migren tablosu ya da uzun süreli hareketsizlik gibi tetikleyici faktörler ayrıntılı olarak sorgulanır. Kadınlarda görülme sıklığının erkeklere göre yaklaşık iki kat daha yüksek olduğu, gebelik ve menopoz dönemlerindeki hormonal değişikliklerin yatkınlığı etkileyebildiği bildirilmektedir.

Multidisipliner yaklaşım gerektiren olgularda kulak burun boğaz uzmanı, nöroloji uzmanı, fizik tedavi ve rehabilitasyon ekibi ile vestibüler rehabilitasyon konusunda deneyimli fizyoterapistlerin ortak değerlendirmesi yararlı olabilmektedir. Vestibüler rehabilitasyon programı, denge sisteminin yeniden düzenlenmesine yardımcı olacak egzersizleri içerir. Göz-baş koordinasyonu, denge, yürüyüş ve postüral kontrolün geliştirilmesine yönelik uygulamalar, tekrarlayan olgularda ve manevra sonrası dönemde belirgin klinik katkı sağlayabilir. Yaşa uygun, kişiye özel planlanan egzersiz programlarının düzenli sürdürülmesi durumunda hem yakınmaların şiddeti hem de nüks sıklığı azaltılabilir.

Sonuç olarak BPPV, iç kulak kaynaklı, iyi huylu seyirli ve pozisyonel özellik taşıyan bir baş dönmesi tablosu olarak değerlendirilir. Ayrıntılı öykü, uygun pozisyonel testler ve deneyimli hekim tarafından uygulanan repozisyon manevraları sayesinde büyük bir hasta grubunda kısa sürede belirgin gerileme sağlanabilmektedir. Tablo iyi huylu olarak nitelendirilse de günlük yaşam kalitesi, iş performansı ve düşme güvenliği üzerindeki etkileri göz ardı edilmemesi gereken boyutlar taşır. Erken dönemde uygun merkeze başvurulması, ayırıcı tanının dikkatli biçimde yapılması ve önerilen egzersiz programlarının düzenli uygulanması ile sürecin daha kısa sürede kontrol altına alınmasına katkı sağlanabilir. Koru Hastanesi Kulak Burun Boğaz bölümü, iç kulak kökenli denge bozukluklarında güncel yaklaşımlar doğrultusunda değerlendirme ve izlem hizmeti sunmaktadır.

Познакомьтесь с нашими врачами-специалистами

Запишитесь на приём прямо сейчас или позвоните нам ради вашего здоровья.

WhatsApp Онлайн-запись