Kardiyoloji

Kardiyak Tümörler

Koru Hastanesi olarak kardiyak tümörlerin tanısında ileri kardiyolojik görüntüleme yöntemlerini kullanıyor, kalp tümörü türlerine göre cerrahi yaklaşım planlaması uyguluyoruz.

Kalp, vücudun en kritik organlarından biri olduğu için içinde ya da çevresinde gelişen herhangi bir kitle, hastalar tarafından doğal olarak büyük bir endişeyle karşılanır. Kardiyak tümörler, kalp dokusu içinde veya kalbi saran zarda gelişen, oldukça nadir görülen kitlelerdir. Birçok kişinin aklına gelenin aksine, kalpte tümör görülme olasılığı diğer organlara kıyasla çok daha düşüktür çünkü kalp kası hücreleri yetişkinlikten sonra büyük oranda bölünmeyi durdurur. Bu durum, kalp dokusunun kanserleşme eğilimini sınırlandırır.

Kardiyak tümörler birincil ve ikincil olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Birincil tümörler doğrudan kalp dokusundan kaynaklanırken ikincil tümörler vücudun başka bir bölgesinde ortaya çıkmış kanserin kalbe yayılması sonucu gelişir. Birincil kardiyak tümörlerin büyük çoğunluğu iyi huyludur; en sık görülen tipi miksomadır. Buna karşın ikincil tümörler genellikle akciğer, meme, böbrek kanseri ya da melanom gibi habis hastalıkların ileri evrelerinde karşımıza çıkar. Bu yazıda kardiyak tümörlerin kimlerde görüldüğü, belirtileri, nedenleri, tanı süreci ve olası komplikasyonları gündelik bir dille açıklanmaktadır.

Kimlerde Görülür?

Kardiyak tümörler her yaş grubunda görülebilse de en sık karşılaşılan tip olan miksoma, çoğunlukla 30 ile 60 yaş arasındaki yetişkinlerde tespit edilir. Kadınlarda erkeklere kıyasla biraz daha fazla görülme eğilimi bildirilmiştir. Çocuklarda ise miksomadan ziyade ramdomyom (kas hücrelerinden köken alan iyi huylu tümör) ve fibrom (bağ dokusundan gelişen kitle) gibi farklı tipler ön plana çıkar. Bebeklik döneminde fark edilen kardiyak kitleler genellikle doğumsal sendromlar ile birlikte değerlendirilir.

Ailesinde miksoma öyküsü bulunan kişilerde Carney kompleksi adı verilen genetik bir durum söz konusu olabilir. Bu sendromda hem cilt lekeleri hem de farklı organlarda iyi huylu tümörler görülebilir. Tuberoz skleroz hastalığı olan çocuklarda ise kalpte rabdomyom saptanma sıklığı belirgin biçimde artar. Bu nedenle ailesel kanser sendromu öyküsü taşıyan bireyler, kardiyolojik açıdan daha dikkatli izlenir.

İkincil kardiyak tümörler ise özellikle ileri evre akciğer, meme, mide ve böbrek kanseri olan hastalarda ortaya çıkabilir. Melanom, kalbe en yüksek oranda metastaz yapan kanser türlerinden biri olarak bilinir. Bağışıklık sistemi baskılanmış olan kişiler ile uzun süreli kemoterapi gören bireylerde de kalp tutulumu daha sık bildirilir.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Kardiyak tümörlerin belirtileri, tümörün yerleşim yerine, büyüklüğüne ve kalbin pompalama düzenini ne ölçüde etkilediğine göre değişir. Bazı küçük kitleler hiçbir şikayete yol açmadan başka bir nedenle çekilen görüntüleme tetkikinde tesadüfen fark edilir. Buna karşın büyüyen veya kalp kapaklarının çalışmasını engelleyen tümörler, ciddi yakınmalara neden olabilir. En sık karşılaşılan belirtiler arasında nefes darlığı, çarpıntı, bayılma hissi ve göğüs ağrısı sayılabilir.

Miksoma gibi kalp boşluğu içine sarkık biçimde uzanan tümörlerde, kişinin pozisyon değişikliğine bağlı şikayetler dikkat çeker. Örneğin sırt üstü yatınca rahatlayan ama oturunca aniden nefessiz kalan bir hasta tablosu, klinikte uyarıcı bir bulgu olarak değerlendirilir. Bazı hastalar merdiven çıkarken aniden gözlerinin karardığını ya da kısa süreli bilinç kayıpları yaşadığını ifade eder. Bu tür durumlar, tümörün kapak açıklığını geçici olarak tıkamasından kaynaklanır.

Kardiyak tümörler bazen genel yakınmalarla da karşımıza çıkar. Halsizlik, kilo kaybı, hafif ateş, eklem ağrıları ve gece terlemesi gibi sistemik belirtiler hastayı romatolojik ya da enfeksiyon hastalığı şüphesiyle hekime götürebilir. Bu nedenle açıklanamayan ateş ve yorgunluk şikayetlerinde yapılan ekokardiyografi inceleme, tanının atlanmaması açısından önemli bir adımdır.

  • Nefes darlığı ve eforla artan yorgunluk
  • Çarpıntı veya düzensiz kalp atışı hissi
  • Pozisyon değişikliği ile değişen şikayetler
  • Bayılma ya da bayılma hissi (senkop)
  • Açıklanamayan ateş, kilo kaybı ve gece terlemesi

Nedenleri Nelerdir?

Kardiyak tümörlerin büyük bir kısmı için tek ve net bir neden gösterilemez. Miksoma gibi en sık görülen iyi huylu tümörlerde olguların büyük çoğunluğu kendiliğinden ortaya çıkar ve bunlara sporadik miksoma adı verilir. Sporadik vakalarda altta yatan belirgin bir aile öyküsü ya da çevresel risk faktörü genellikle bulunmaz. Buna karşın olguların küçük bir bölümü ailesel geçiş gösterir ve genetik bir zeminde gelişir.

Carney kompleksi, miksomanın ailesel formuyla en sık ilişkilendirilen genetik durumdur. Bu sendromda PRKAR1A geninde meydana gelen değişiklikler, hem kalpte hem de farklı organlarda iyi huylu kitlelerin gelişimine zemin hazırlar. Tuberoz skleroz, Gorlin sendromu ve bazı nadir görülen genetik bozukluklar da çocukluk çağı kardiyak tümörleri için risk oluşturur. Bu hastalıklarda çoğu kez cilt bulguları ya da nörolojik belirtiler tabloya eşlik eder.

İkincil kardiyak tümörlerin nedeni ise başka bir organda yerleşmiş olan kötü huylu bir hastalıktır. Vücudun farklı bölgelerinden kan veya lenf yoluyla kalbe ulaşan tümör hücreleri burada yerleşerek metastaz oluşturabilir. Sigara kullanımı, asbest gibi mesleki maruziyetler ve ileri yaş, genel kanser riskini artırdığı için dolaylı olarak kalp metastazı olasılığını da yükseltir. Radyoterapi öyküsü bulunan hastalarda ise yıllar sonra kalp dokusunda bağ doku artışı ve nadiren sarkom gelişimi bildirilmiştir.

Tanı Nasıl Konulur?

Tanı süreci genellikle ayrıntılı bir hikaye alımı ve fizik muayene ile başlar. Hekim, hastanın yakınmalarının özelliğini, başlangıç zamanını, pozisyonla ilişkisini ve eşlik eden sistemik şikayetleri sorgular. Dinleme sırasında duyulan ek kalp sesleri, üfürümler veya ritim bozuklukları, ileri tetkik gereksinimi konusunda yol gösterici olur. Kan tetkikleri ise iltihap göstergeleri ve genel sağlık durumunu değerlendirmek için kullanılır.

Kardiyak tümörlerin tanısında en sık kullanılan görüntüleme yöntemi ekokardiyografidir. Standart yüzey ekokardiyografisi pek çok kitlenin yerini, büyüklüğünü ve hareketini ayrıntılı biçimde gösterebilir. Bazı durumlarda boğazdan yutturulan özel bir prob ile yapılan transözofageal ekokardiyografi tercih edilir; bu yöntem özellikle sol atriyumdaki küçük kitlelerin değerlendirilmesinde yüksek doğruluk sağlar. İncelemenin ağrısız olması ve radyasyon içermemesi önemli bir avantaj sağlar.

Ekokardiyografi ile tanımlanan kitlenin yapısal özelliklerini daha ayrıntılı incelemek için kardiyak manyetik rezonans görüntüleme (MR) ve bilgisayarlı tomografi de devreye girer. Bu yöntemler tümörün dokusal özellikleri, çevre yapılarla ilişkisi ve olası metastatik odaklar hakkında bilgi verir. Kesin tanı çoğu zaman cerrahi sırasında çıkarılan kitlenin patolojik incelemesi ile konur. Bazı seçilmiş olgularda ise biyopsi alınarak hücresel tanı yapılabilir.

  • Transtorasik ve transözofageal ekokardiyografi
  • Kardiyak manyetik rezonans görüntüleme
  • Toraks bilgisayarlı tomografisi
  • Kan tetkikleri ve iltihap göstergeleri
  • Patolojik inceleme ile kesin doku tanısı

Komplikasyonlar Nelerdir?

Kardiyak tümörlerin yol açabileceği sorunlar, hem kitlenin kendi yapısından hem de kalp dolaşımı üzerindeki etkisinden kaynaklanır. En önemli komplikasyonlardan biri, tümörden kopan küçük parçacıkların kan akımı ile başka organlara ulaşarak damar tıkanıklığına yol açmasıdır. Bu durum tıbbi olarak emboli şeklinde tanımlanır. Beyin damarlarına giden bir embolinin inmeye yol açması, miksomalı hastalarda dikkat edilmesi gereken ciddi bir tablo olarak öne çıkar.

Bir başka önemli komplikasyon, tümörün kalp boşluğu içinde hareket ederek kapakları geçici biçimde tıkamasıdır. Bu durum aniden gelişen nefes darlığı, çarpıntı ve bayılma ile kendini gösterir. Özellikle hasta ayağa kalktığında ya da öne eğildiğinde belirginleşen şikayetler, klinik açıdan uyarıcı niteliktedir. Tıkanıklığın uzun sürmesi durumunda akciğerlerde su toplanması ve kalp yetersizliği tablosu gelişebilir.

Büyük tümörler kalbin pompalama gücünü doğrudan azaltarak kronik kalp yetersizliğine zemin hazırlayabilir. Ritim bozuklukları ise hem iyi huylu hem de kötü huylu kitlelerde sık görülen bir bulgudur. İkincil tümörlerde ise altta yatan kanserin ilerlemesine bağlı olarak kalp zarında sıvı toplanması (perikard efüzyonu) gelişebilir. Bu sıvının hızlı birikmesi durumunda kalp tamponadı adı verilen acil bir tablo ortaya çıkabilir ve hızlı müdahale gerektirir.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Bazı belirtiler, kalp kaynaklı ciddi bir sorunun habercisi olabilir ve gecikmeden değerlendirilmelidir. Eğer son zamanlarda eforla artan nefes darlığı yaşıyor, daha önce zorlanmadan yaptığınız aktivitelerde belirgin biçimde yoruluyor ya da merdiven çıkarken duraklamak zorunda kalıyorsanız, bir kardiyoloji uzmanına başvurmanız uygun olur. Pozisyon değişikliği ile değişen şikayetler de mutlaka uzman değerlendirmesi gerektirir.

Açıklanamayan bayılma atakları, göz kararması ve düşme öyküsü olan kişiler, ritim bozukluğu ya da kalp içi tıkanıklık açısından incelenmelidir. Çarpıntınız sık tekrar ediyor, dakikalarca sürüyor veya gündelik yaşamınızı etkiliyorsa bunu önemsiz kabul etmemelisiniz. Aile öykünüzde genç yaşta ani ölüm, miksoma ya da kalp ameliyatı varsa, bu durumu doktorunuzla mutlaka paylaşmalısınız. Tarama amaçlı ekokardiyografi, riskli bireylerde önemli bir koruyucu adımdır.

Kanser tedavisi gören hastaların eforla artan nefes darlığı, çarpıntı ya da bacaklarda şişlik gibi yeni şikayetlerini hekimlerine bildirmesi de büyük önem taşır. Bu belirtiler, hem kullanılan ilaçların kalp üzerindeki etkilerini hem de olası kalp metastazını işaret edebilir. Erken dönemde başvuru, hem tanının hızlı konulmasını hem de tedavi planının zamanında yapılandırılmasını mümkün kılar.

Son Değerlendirme

Kardiyak tümörler nadir görülmekle birlikte, kalbin işlevini doğrudan etkileyebildiği için dikkatli bir değerlendirme gerektiren tablolardır. İyi huylu olguların büyük kısmı uygun yaklaşımla başarılı biçimde yönetilebilirken, ikincil tümörler altta yatan hastalığın seyrine göre ele alınır. Belirtilerin geç fark edilmesi tanıyı geciktirebileceğinden, sürekli yorgunluk, pozisyonla değişen nefes darlığı, çarpıntı ve açıklanamayan bayılma gibi şikayetlerin önemsenmesi büyük fark yaratır. Görüntüleme yöntemlerindeki gelişmeler ise günümüzde tanının daha erken evrede konulmasına olanak sağlar.

Koru Hastanesi Kardiyoloji bölümünde uzman hekimlerimiz, kardiyak tümörler gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Rencontrez Nos Médecins Spécialistes

Prenez rendez-vous dès maintenant ou appelez-nous pour votre santé.

WhatsApp Rendez-vous en Ligne