Acil Servis

Akut Psikotik Atak

Koru Hastanesi olarak akut psikotik atak yaklaşımda acil farmakolojik müdahale, güvenli ortam sağlama ve psikiyatrik stabilizasyonu uzman psikiyatri ekibimizle uyguluyoruz.

Akut psikotik atak, kişinin gerçeklikle bağını ani biçimde yitirdiği, düşünce, algı ve davranışlarda ciddi bozulmaların eşlik ettiği psikiyatrik bir acil durumdur. Tablo çoğu zaman saatler ya da birkaç gün içinde yerleşir. Çevredekiler için ilk göze çarpan değişiklikler genellikle konuşmanın dağınıklaşması, kişinin olmayan sesleri duyması ya da olmayan şeyler görmesi, tuhaf inanışların aniden ortaya çıkmasıdır. Hasta bu sırada büyük bir korku, şaşkınlık ve kontrolsüzlük hissi yaşayabilir. Yakınları ise neyin başladığını anlamakta zorlanır.

Bu tablo tek başına bir hastalık değil, altında pek çok farklı nedenin yatabildiği bir sendromdur. Şizofreni gibi kronik bir hastalığın ilk işareti olabileceği gibi, yüksek ateş, ilaç yan etkisi, madde kullanımı, doğum sonrası dönem ya da ağır bir ruhsal travma sonrasında da ortaya çıkabilir. Akut psikotik atak, hızlı değerlendirme ve doğru yönlendirme gerektirir. Hem hastanın hem yakınlarının güvenliği açısından erken müdahale belirleyici unsurdur. Aşağıda kimlerde görüldüğü, hangi belirtilerle kendini gösterdiği, nedenleri, tanı süreci ve dikkat edilmesi gereken noktalar ele alınmaktadır.

Kimlerde Görülür?

Akut psikotik atak her yaş ve cinsiyetten bireyde ortaya çıkabilen bir tablodur. Bununla birlikte ilk atakların büyük bölümü 15-35 yaş aralığında görülür. Erkeklerde belirtilerin erken yaşta başlama eğilimi daha belirgindir, kadınlarda ise ilk atak genellikle birkaç yıl daha geç dönemde ortaya çıkabilmektedir. Doğum sonrası dönem kadınlar için ayrı bir risk penceresi oluşturur çünkü hormonal dalgalanmalar, uyku yoksunluğu ve duygusal yük bir araya geldiğinde lohusalık psikozu olarak adlandırılan tablo gelişebilir.

Ailesinde şizofreni, iki uçlu duygudurum bozukluğu (bipolar bozukluk) ya da ağır depresyon öyküsü bulunan kişilerde risk daha yüksektir. Genetik yatkınlık tek başına yeterli olmasa bile çevresel zorlayıcılarla birleştiğinde tabloyu tetikleyebilir. Madde kullanımı, özellikle esrar, sentetik kannabinoidler, amfetamin türevleri ve halüsinojen maddeler ergenlik ve genç yetişkinlik döneminde akut psikoz riskini belirgin biçimde artırır. Uzun süreli alkol kullanımının ani kesilmesi de benzer bir tabloya yol açabilmektedir.

Bazı tıbbi durumlar da risk grubunu genişletir. İleri yaşta demans (bunama) süreci içinde olan bireylerde, Parkinson hastalığında, beyin tümörlerinde, ensefalit (beyin iltihabı) ve menenjit gibi enfeksiyonlarda akut psikoz tablosu gelişebilir. Yoğun bakım sürecinde kalan hastalarda gelişen deliryum, otoimmün hastalıklar, tiroid bozuklukları, B12 eksikliği ve elektrolit dengesizlikleri de benzer bulgulara neden olabilir. Bu nedenle hastanın yaşı, mevcut hastalıkları ve kullandığı ilaçlar değerlendirmede büyük önem taşır.

  • 15-35 yaş aralığındaki genç bireyler
  • Ailesinde psikiyatrik hastalık öyküsü olanlar
  • Madde veya alkol kullanım öyküsü bulunanlar
  • Doğum sonrası ilk haftalardaki kadınlar
  • Ağır enfeksiyon, ateş veya beyinle ilgili hastalık geçirenler

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Akut psikotik atağın belirtileri çoğunlukla kısa sürede yerleşir ve hem hasta hem de çevresi için dikkat çekicidir. En sık görülen bulgular arasında varsanılar (halüsinasyonlar) ve sanrılar (hezeyanlar) yer alır. Hasta kimsenin duymadığı sesleri duyabilir, olmayan kişileri görebilir, bedeninde gerçek dışı dokunuşlar hissedebilir. Sesler bazen yorum yapıcı, bazen emredici nitelikte olabilir. Hastanın bu deneyimleri gerçekten yaşıyormuş gibi algılaması, çevreyle uyumsuz tepkiler vermesine neden olur.

Sanrı dediğimiz tabloda ise kişi mantıkla çürütülemeyen, gerçek dışı inançlara kapılır. Takip edildiğini, dinlendiğini, zehirlendiğini, özel bir güce sahip olduğunu ya da bir kimseden gizli mesajlar aldığını düşünebilir. Bu inançlar günlük yaşamı doğrudan etkiler. Yemek yemeyi reddetme, evden çıkmama, pencereleri sürekli kapalı tutma, telefonu kullanmaktan kaçınma gibi davranışlar tabloya eşlik edebilir. Düşünce akışında dağılma yaşandığı için konuşma birbirinden kopuk cümlelerle, ani konu değişiklikleriyle ilerleyebilir.

Davranışsal değişiklikler de oldukça belirgindir. Uyku düzeni tamamen bozulabilir, kişi günlerce çok az uyuyabilir ya da aşırı uyuyabilir. Aşırı hareketlilik, yerinde duramama, amaçsız dolaşma görülebileceği gibi tam tersi tablo, yani uzun süre hareketsiz kalma, konuşmama, çevreye tepki vermeme (katatoni) de gelişebilir. Duygusal tepkilerde uygunsuzluk dikkat çeker. Üzücü bir olay karşısında gülmek, sıradan bir durumda yoğun korku yaşamak sık görülen örneklerdir. Öz bakım belirgin biçimde azalır, kişi yıkanmayı, üstünü değiştirmeyi ya da yemek yemeyi ihmal edebilir.

Bazı bulgular acil servise başvuru ihtiyacını daha da belirginleştirir. Kendine ya da çevresine zarar verme düşünceleri, intihar fikirleri, şiddet eğilimi, ateş, bilinç bulanıklığı, havale geçirme, ani başlayan baş ağrısı ya da kusma gibi belirtiler tıbbi aciliyet taşır. Bu tür bulgular hem psikiyatrik hem nörolojik bir nedeni düşündürür ve hızlı değerlendirme gerektirir. Hasta yakınlarının olayın nasıl başladığını, ne kadar sürdüğünü ve hangi tetikleyicilerin bulunduğunu hekime aktarması süreci kolaylaştırır.

Nedenleri Nelerdir?

Akut psikotik atağın altında çok sayıda farklı neden yatabilir. Birincil psikiyatrik hastalıklar bunların başında gelir. Şizofreni, şizoafektif bozukluk, kısa süreli psikotik bozukluk ve iki uçlu duygudurum bozukluğunun manik dönemleri sık görülen tanılar arasındadır. Ağır depresyonun bazı biçimlerinde de psikotik belirtiler eklenebilir. Bu durumlarda beyindeki dopamin ve serotonin gibi nörotransmitterlerin (sinir ileti maddeleri) işleyişinde bozulma söz konusudur. Kalıtsal yatkınlık zemininde stres, uyku yoksunluğu ya da kayıplar tabloyu başlatabilir.

Madde kullanımı önemli bir nedendir. Esrar, sentetik kannabinoidler (bonzai vb.), amfetamin, kokain, ekstazi, LSD gibi maddeler doğrudan psikotik tabloya yol açabilir. Yüksek doz veya saf olmayan maddelerin kullanımı riski artırır. Uzun süre alkol kullanan bireylerde ani kesilme ile beraber alkol yoksunluğuna bağlı psikoz gelişebilir; bu tablo çoğu zaman titreme, terleme ve havale ile birlikte ilerler. Bazı ilaçların yüksek dozda kullanımı, kortizon türevleri, bazı Parkinson ilaçları ve antikolinerjik etkili ilaçlar da psikotik bulgulara neden olabilir.

Tıbbi nedenler genellikle gözden kaçabildiği için titiz bir değerlendirme gerektirir. Beyin enfeksiyonları, beyin damar hastalıkları, beyin tümörleri, kafa travmaları, epilepsi (sara hastalığı), multipl skleroz, sistemik lupus eritematozus gibi otoimmün hastalıklar psikotik tabloya yol açabilir. Tiroid bezi hastalıkları, B12 ve folik asit eksiklikleri, böbrek ve karaciğer yetmezliği, elektrolit dengesizlikleri ve kan şekeri bozuklukları da listeye eklenir. Yaşlı hastalarda enfeksiyona bağlı deliryum, akut psikoz benzeri bir tablo oluşturabilir.

Psikososyal etkenler de göz ardı edilemez. Yakın kayıplar, ağır travmatik yaşantılar, uzun süreli uyku yoksunluğu, yoğun stres ortamları ve sosyal izolasyon mevcut yatkınlığı olan bireylerde tabloyu tetikleyebilir. Göçmenlik, savaş ortamı, ağır iş yükü ve süregelen aile içi çatışmalar risk artırıcı çevresel etkenler arasında sayılır. Doğum sonrası dönemdeki hormonal değişiklikler, uyku düzeninin bozulması ve sorumluluk yükü ise lohusalık psikozu için zemin hazırlayan başlıca etkenlerdir.

Tanı Nasıl Konulur?

Tanı süreci aceleci değil ama hızlı olmalıdır. İlk basamak ayrıntılı bir öykü almaktır. Hekim, belirtilerin ne zaman başladığını, ne kadar sürdüğünü, daha önce benzer bir atağın yaşanıp yaşanmadığını, madde ya da alkol kullanımı olup olmadığını, kullanılan ilaçları, eşlik eden bedensel hastalıkları ve ailedeki psikiyatrik hastalık öyküsünü değerlendirir. Hastadan bilgi almak zor olabileceği için yakınlardan alınan bilgiler özel bir değer taşır. Tetikleyici bir olayın olup olmadığı da sorulur.

Fizik muayene ve nörolojik muayene atlanmaması gereken adımlardır. Bilinç düzeyi, oryantasyon (yer, zaman, kişi farkındalığı), göz hareketleri, refleksler, kas gücü, yürüyüş ve denge değerlendirilir. Ateş, nabız, tansiyon ve solunum sayısı yakın takip edilir. Çünkü altta yatan tıbbi bir neden varsa bulgular çoğu zaman bedensel muayenede ilk işaretlerini verir. Yaşlı bir hastada ani başlayan bilinç bulanıklığı, gençlerdeki kronik bir psikoz tablosundan farklı bir yönetim gerektirir.

Laboratuvar incelemeleri ayırıcı tanı için belirleyici unsurdur. Tam kan sayımı, böbrek ve karaciğer fonksiyon testleri, kan şekeri, elektrolitler, tiroid hormonları, B12 ve folat düzeyleri istenir. İdrarda madde taraması, alkol düzeyi ve gerekli durumlarda enfeksiyon belirteçleri değerlendirilir. Şüpheli durumlarda beyin görüntülemesi yapılır. Bilgisayarlı tomografi (BT) ve manyetik rezonans görüntüleme (MR), beyin içi kanama, kitle, enfeksiyon ya da yapısal bozuklukların ayırt edilmesini sağlar. Bazı durumlarda elektroensefalografi (EEG) veya beyin omurilik sıvısı incelemesi gerekebilir.

  • Ayrıntılı psikiyatrik ve tıbbi öykü
  • Hasta yakınlarından destekleyici bilgi
  • Fizik ve nörolojik muayene
  • Kan tetkikleri ve idrar madde taraması
  • Gerekli durumlarda BT, MR veya EEG

Komplikasyonlar Nelerdir?

Akut psikotik atak doğru yönetildiğinde önemli ölçüde geri dönüşlü bir tablo olabilir; ancak müdahale gecikirse ya da altta yatan neden gözden kaçarsa ciddi sorunlar gelişebilir. En öncelikli risklerden biri hastanın kendisine ya da çevresine zarar vermesidir. Emredici sesler, takip edildiği inancı ya da yoğun korku, hastanın ani ve öngörülemez davranışlar sergilemesine yol açabilir. İntihar düşünceleri, kazara yaralanmalar, trafik kazaları ve düşmeler bu dönemde daha sık görülür. Yakınların güvenliği de gözetilmelidir.

Bedensel sağlık açısından da çeşitli sorunlar ortaya çıkabilir. Uzun süre yemek yememe ve su içmemeye bağlı sıvı kaybı, beslenme bozukluğu, böbrek işlevlerinde bozulma görülebilir. Uyku yoksunluğu mevcut tabloyu daha da derinleştirir. Katatonik tabloda hareketsiz kalan hastalarda bası yaraları, pıhtı oluşumu ve solunum yolu enfeksiyonları gelişebilir. Yaşlı hastalarda düşme ve kırık riski belirgin biçimde artar. Madde kullanımına bağlı tablolarda kalp ritim bozuklukları ve havale eklenebilir.

Sosyal ve mesleki yaşam üzerindeki etkiler genellikle uzun soluklu olur. Tablo sırasında verilen kararlar, yapılan açıklamalar ya da gösterilen davranışlar iş, okul ve aile ilişkilerinde sıkıntı doğurabilir. Hasta atak sonrasında bu süreci hatırladığında utanç, suçluluk ve damgalanma duygusu yaşayabilir. Tedavi sürecinin aksaması, ilaçların düzensiz kullanımı ve takibin bırakılması yeni atakların ortaya çıkma riskini artıran başlıca etkenlerdir. Bu nedenle akut dönemin ardından yapılandırılmış bir takip planı belirleyici unsurdur.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Akut psikotik atakta zaman çok değerlidir. Eğer bir yakınınızda olmayan sesleri duyma, olmayan şeyleri görme, mantıkla açıklanamayan inançlar, kontrol edilemeyen şüphe ve korku, dağınık konuşma ya da ani davranış değişiklikleri gibi bulgular ortaya çıktıysa vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmanız önemlidir. Tablo birkaç saat içinde hızla ilerleyebilir ve hem hasta hem yakınları açısından riskli bir hal alabilir. Belirtileri görmezden gelmek ya da geçmesini beklemek doğru bir tercih değildir.

Bazı durumlarda doğrudan acil servise başvurmanız gerekir. Kendine ya da başkasına zarar verme düşüncesi, intihar girişimi, şiddet eğilimi, ateşle birlikte bilinç bulanıklığı, havale, ani başlayan kuvvet kaybı, konuşma bozukluğu, şiddetli baş ağrısı ya da kusma eşlik ediyorsa hemen sağlık kuruluşuna ulaşmalısınız. Madde kullanımı ya da alkol kesilmesi sonrası ortaya çıkan tablolar da acil değerlendirme gerektirir. Hastayı yalnız bırakmamak, çevredeki keskin ya da tehlikeli nesneleri uzaklaştırmak ve sakin bir iletişim sürdürmek bekleme sürecinde yararlı olur.

Tabloyu çevreleyen koşullar hakkında elinizdeki bilgileri hekimle paylaşmanız tanı sürecini kolaylaştırır. Belirtilerin ne zaman başladığı, ne kadar sürdüğü, daha önce benzer bir atak yaşanıp yaşanmadığı, kullanılan ilaçlar, kronik hastalıklar, son zamanlarda yaşanan stresli olaylar ve madde kullanımı önemli ayrıntılardır. Hastanın yanında geldiyseniz mümkünse onun kullandığı ilaçların kutularını ya da listesini de yanınızda getirmeniz tetkik sürecini hızlandırır. Hekiminizin önerilerine uymanız, kontrollere düzenli gelmeniz ve tedavi sürecini yarıda kesmemeniz uzun vadeli iyilik için belirleyicidir.

Son Değerlendirme

Akut psikotik atak, ani gelişen ve hızlı değerlendirme gerektiren bir psikiyatrik acil durumdur. Altında birincil psikiyatrik hastalıklardan tıbbi nedenlere, madde kullanımından psikososyal zorlanmalara kadar uzanan geniş bir yelpaze yer alır. Erken tanı, ayrıntılı muayene, uygun laboratuvar incelemeleri ve gerektiğinde görüntüleme yöntemleri tablonun doğru yönetilmesinde belirleyici unsurdur. Hastanın güvenliği, yakınların bilgilendirilmesi ve sürecin yapılandırılmış bir takiple sürdürülmesi yeni atakların önlenmesinde önemli rol oynar.

Koru Hastanesi Acil Servis bölümünde uzman hekimlerimiz, akut psikotik atak gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Познакомьтесь с нашими врачами-специалистами

Запишитесь на приём прямо сейчас или позвоните нам ради вашего здоровья.

Откройте для себя другие заболевания!

Получите подробную информацию по вопросам здоровья

WhatsApp Онлайн-запись