Ortopedi ve Travmatoloji

جراحة الغضروف الهلالي (استئصال الغضروف الهلالي)

تُصلح جراحة الغضروف الهلالي النسيج الغضروفي الممزق في الركبة بالتنظير عبر شقوق صغيرة. تواصل مع أطباء جراحة العظام في مستشفى كورو أنقرة.

Menisküs yırtığı, diz ekleminin en sık karşılaşılan yapısal patolojilerinden biridir ve hem genç sporcularda ani dönme hareketleriyle hem de ileri yaş grubunda dejeneratif zeminde ortaya çıkabilmektedir. Menisküs ameliyatı olarak bilinen menisektomi, hasarlı doku bölümünün rezeksiyonu veya uygun endikasyonda sütürasyonu ile diz mekaniğinin yeniden düzenlenmesini amaçlayan artroskopik bir cerrahi girişimdir. Klinik değerlendirme, ileri görüntüleme ve doğru cerrahi seçim, uzun dönem eklem sağlığını doğrudan etkileyen unsurlar arasında yer almaktadır. Bu kapsamda multidisipliner bir yaklaşım sunan merkezlerden biri Koru Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji birimi olarak değerlendirilmektedir.

Menisküs Ameliyatı Hakkında Kapsamlı Kılavuz: Semptomlar ve Toparlanma Dönemi Nasıldır?

Menisküs ameliyatı, diz eklemi içerisinde tibia platosu üzerine yerleşmiş, kıkırdak yapılı yarım ay biçimindeki fibrokartilajinöz dokunun yırtık bölgesine yönelik uygulanan artroskopik bir işlem olarak tanımlanmaktadır. Medial menisküs C şeklinde ve nispeten daha az hareketli, lateral menisküs ise O biçiminde ve mobil bir yapıya sahiptir. Bu iki yapı; şok emici görev üstlenmekte, yük dağılımını düzenlemekte, propriyoseptif duyuyu güçlendirmekte ve eklem stabilitesine katkı sağlamaktadır. Yırtık geliştiğinde bu görevlerde aksama meydana gelmekte, klinik olarak ağrı, şişlik, kilitlenme, oturma hissi ve dizin boşalması gibi mekanik yakınmalarla karşılaşılabilmektedir. Cerrahi karar süreci ise ayrıntılı bir klinik değerlendirme ve görüntüleme sonuçlarının birlikte yorumlanmasıyla şekillendirilmektedir.

Preoperatif dönemde detaylı bir anamnez alınarak yakınmaların başlangıcı, tetikleyici hareket, önceki travma öyküsü ve eşlik eden dejeneratif bulgular değerlendirilmektedir. Manyetik rezonans görüntüleme yırtığın tipi, yerleşimi, uzunluğu ve kanlanma zonu ile ilişkisi bakımından yol gösterici bilgi sağlamakta; direkt grafi ise eklem aralığı, alignment ve olası kırık patolojilerinin dışlanmasında kullanılmaktadır. Sensitivite ve spesifisite değerleri yüksek olan manyetik rezonans incelemesi, cerrahi planlamada temel yol haritasını çizmektedir. McMurray, Apley ve Thessaly testleri klinik muayenenin temel unsurları arasında yer almakta; her testin farklı yırtık patternlerine karşı duyarlılığı bulunmakta ve muayene bulguları görüntüleme verileriyle bütüncül biçimde değerlendirilmektedir.

Toparlanma süreci; uygulanan tekniğe, hastanın yaşına, ek patolojilere ve rehabilitasyon uyumuna bağlı olarak farklılık göstermektedir. Parsiyel menisektomi sonrası günübirlik taburculuk mümkün olurken, menisküs tamiri yapılan olgularda dizde hareket sınırlaması ve yük kısıtlaması gerekmektedir. Fizyoterapiye erken dönemde başlanması, quadriceps kuvvetlendirme egzersizleri ve propriyoseptif çalışmalar sürecin verimli ilerlemesi bakımından önem taşımaktadır. Hastanın süreç boyunca düzenli kontrollerle takip edilmesi, komplikasyon riskinin erken saptanması ve fonksiyonel hedeflere ulaşılması açısından belirleyici bir uygulama olarak öne çıkmaktadır.

Menisküs Yırtığı Hangi Nedenlerle Ortaya Çıkar ve Menisküs Ne Anlama Gelir?

Menisküs, femur kondilleri ile tibia platosu arasında yer alan, ağırlıklı olarak tip 1 kollajenden oluşan fibrokartilaj yapıda iki adet yarım ay biçimli dokudur. Bu doku; eklem yüzeylerine binen yükün geniş bir alana dağıtılmasını, senovyal sıvının uygun biçimde çevrilmesini, artiküler kıkırdağın beslenmesini ve dizin dönme hareketleri sırasında stabilizasyonunu sağlamaktadır. Yürüme sırasında vücut ağırlığının önemli bir kısmı dize aktarılmakta, koşu ve sıçrama gibi dinamik hareketlerde bu yük katlanarak artmaktadır. Menisküs yapısı bu yüklerin geniş bir yüzeye yayılmasını ve eklem kıkırdağının aşırı basınca maruz kalmamasını olası kılmaktadır. Menisküsün beslenmesi kısıtlı bir vasküler ağla gerçekleşmekte olup dış üçte birlik kırmızı zon zengin damarlanmaya, orta bölge ara kanlanmaya, iç üçte birlik beyaz zon ise avasküler bir yapıya sahiptir. Kanlanma özelliği, tamir başarısı üzerinde belirleyici bir rol üstlenmekte; kırmızı zon yırtıklarında iyileşme potansiyeli belirgin biçimde daha yüksek seyretmektedir.

Yırtıklar mekanizma açısından iki ana grupta incelenmektedir. Akut travmatik yırtıklar; futbol, basketbol, kayak ve tenis gibi spor dallarında dizin bükülü konumda aniden dönmesi, ayak yerde sabitken vücudun ters yöne çevrilmesi veya doğrudan darbe ile oluşmaktadır. Bu durum sıklıkla ön çapraz bağ, medial kollateral bağ veya kıkırdak yaralanmalarıyla birlikte görülebilmektedir. Dejeneratif yırtıklar ise ileri yaş grubunda, sıklıkla ani bir tetikleyici olmadan, tekrarlayan mikrotravmalar zemininde gelişmekte ve genellikle horizontal veya kompleks paternde ortaya çıkmaktadır.

Yırtık tipleri arasında longitudinal (kova sapı), radyal, horizontal, kompleks, root tear ve ramp lezyonu gibi paternler bulunmaktadır. Longitudinal yırtıklar özellikle genç sporcularda sık gözlenmekte, kova sapı biçimini aldığında dizde belirgin kilitlenme oluşturabilmektedir. Radyal yırtıklar menisküsün halka bütünlüğünü bozarak yük dağıtım işlevini olumsuz etkilemekte, horizontal yırtıklar ise sıklıkla dejeneratif zeminde ortaya çıkmaktadır. Root tear posterior boynuz kök bölgesinin avülsiyonu olarak tanımlanmakta ve biyomekanik açıdan neredeyse total menisektomiye eşdeğer bir etki yaratabilmektedir. Ramp lezyonu ise posteromedial kapsül ile menisküs arka boynuzu bağlantı bölgesinde yer almakta ve sıklıkla eşlik eden ön çapraz bağ yaralanmalarında gözden kaçabilmektedir. Doğru tanı ve sınıflandırma, cerrahi planlamanın temelini oluşturmakta ve uzun dönem eklem korunmasına dolaylı katkı sunmaktadır.

Menisküs Yırtığında Görülen Belirtiler Hangileridir?

Menisküs yırtıklarının klinik yansıması yırtığın tipine, boyutuna, lokalizasyonuna ve dizde eşlik eden diğer patolojilere göre farklılık göstermektedir. En sık karşılaşılan bulgu, eklem hattı üzerinde lokalize hassasiyet ve ağrıdır. Medial yırtıklarda ağrı sıklıkla dizin iç yüzünde, lateral yırtıklarda ise dış yüzünde belirmektedir. Ağrı özellikle merdiven inip çıkma, çömelme, bağdaş kurma, uzun süreli oturma ve dizi bükerek doğrulma gibi hareketlerde belirginleşmekte, bazı olgularda gece uykudan uyandıracak yoğunlukta hissedilebilmektedir. Sabahları kısa süreli tutukluk yaşanabilmekte, hareketle bu durum genellikle azalmaktadır. Bazı hastalarda ağrı zaman içinde artıp azalabilmekte, dönem dönem alevlenmeler gözlenebilmektedir.

Mekanik semptomlar menisküs patolojilerinin karakteristik özellikleri arasında sayılmaktadır. Kilitlenme; yırtık parçanın femur ile tibia arasında sıkışmasıyla dizin belirli bir açıda takılı kalması olarak tanımlanmakta, bu tablo özellikle kova sapı yırtıklarında belirgin şekilde ortaya çıkmaktadır. Oturma veya yakalanma hissi hasta tarafından dizin içinde bir engel varmış gibi tanımlanmakta, hareket sırasında ani bir takılma ile birlikte anlık ağrı eşlik edebilmektedir. Bu bulgular ihmal edildiğinde kıkırdak yüzeylerin ilerleyici hasarına yol açabilmektedir.

Effüzyon, yani diz içinde sıvı birikimi, akut yırtıklarda saatler ile birkaç gün içinde gelişebilmekte, dejeneratif yırtıklarda ise tekrarlayan biçimde ortaya çıkabilmektedir. Şişlik dizin çevresini artırmakta, hareket açıklığını kısıtlamakta ve quadriceps kaslarında hızlı bir güç kaybına neden olabilmektedir. Bu durum yürüyüş biyomekaniğini bozarak topallamaya, dizin adım sırasında yeterli desteklememesine ve merdivenlerde ekstra zorlanmaya yol açabilmektedir. Bazı olgularda dizin boşalması, yani ani stabilite kaybı bildirilmekte, bu bulgu özellikle ön çapraz bağ ile birlikte oluşan yaralanmalarda daha sık gözlenmektedir. Klinik değerlendirmede McMurray testi rotasyonla eklem hattında ağrı ve klik varlığını, Apley testi kompresyonla ağrı yanıtını, Thessaly testi ise ayakta rotasyonel yüklenmeyle mekanik semptomların tetiklenmesini araştırmaktadır. Ek olarak eklem hattı palpasyonu, patellar temas testleri ve karşı diz ile karşılaştırmalı hareket açıklığı ölçümü değerlendirmenin ayrılmaz parçalarını oluşturmaktadır.

Menisküs Yırtığı Nasıl Tedavi Edilir: Cerrahi mi Yoksa Fizyoterapi mi?

Menisküs yırtığında tedavi seçimi; hasta yaşı, aktivite düzeyi, yırtığın tipi, boyutu, lokalizasyonu, kanlanma zonu, semptomların şiddeti ve eşlik eden patolojiler bir arada değerlendirilerek belirlenmektedir. Küçük boyutlu, stabil, iç zonda yerleşimli ve mekanik semptom oluşturmayan yırtıklar sıklıkla konservatif yöntemlerle takip edilebilmektedir. Bu yaklaşımda dinlenme, buz uygulaması, kompresyon, elevasyon (RICE prensipleri), aktivite modifikasyonu ve nonsteroid antienflamatuar ilaçlar ilk basamak seçenekler arasında yer almaktadır. Fizyoterapi programında quadriceps ve hamstring kaslarına yönelik izometrik başlangıç, ardından ilerleyici direnç egzersizleri, açık ve kapalı kinetik zincir çalışmaları uygulanmaktadır.

Hyalüronik asit enjeksiyonları eklem içi kayganlığı destekleyerek şikayetlerin azalmasına katkı sağlayabilmekte, trombositten zengin plazma uygulamaları ise büyüme faktörlerinin bölgeye ulaşmasını hedeflemektedir. Bu tedaviler doğru hasta seçimi yapıldığında konservatif sürecin bir parçası olarak değerlendirilmekte, ancak mekanik yırtıkların yapısal onarımı için yeterli olmamaktadır. Konservatif takip süresince 6 ila 12 haftalık bir dönemde semptomlarda gerileme sağlanmaması durumunda cerrahi seçenekler gündeme gelmektedir.

Cerrahi endikasyon; konservatif tedaviye dirençli olgular, süreklilik gösteren kilitlenme ve boşalma yakınmaları, genç ve aktif hastalarda taze travmatik yırtıklar, ön çapraz bağ yaralanmasıyla birlikte gelişen menisküs patolojileri ve root tear varlığında öne çıkmaktadır. Root tear olgularında biyomekanik yüklenmenin bozulması nedeniyle onarım gecikirse eklem kıkırdağında hızlı bir yıkım riski bulunmaktadır. Ramp lezyonu tespit edilen hastalarda ise ön çapraz bağ rekonstrüksiyonu ile birlikte aynı seansta onarım tercih edilebilmektedir. Karar süreci hastanın beklentileri, sportif hedefleri, mesleki yükleri ve yaşam kalitesi kaygıları göz önünde bulundurularak paylaşılan bir yaklaşımla yürütülmekte; kılavuz önerileri ve merkezimizin deneyimi bu değerlendirmeye eşlik etmektedir.

Menisküs Ameliyatında Hangi Cerrahi Teknikler ve Çeşitleri Uygulanır?

Menisküs cerrahisi güncel uygulamada büyük oranda artroskopik yöntemlerle gerçekleştirilmektedir. Temelde üç ana yaklaşım söz konusudur: parsiyel menisektomi, menisküs tamiri ve menisküs allogreft transplantasyonu. Parsiyel menisektomi, yırtık ve fonksiyon dışı kalan bölümün özenle rezeke edilmesi ve sağlıklı doku bütünlüğünün korunması ilkesine dayanmaktadır. Bu teknik; iç zon yerleşimli, dejeneratif, kompleks veya tamire uygun olmayan yırtıklarda öne çıkmakta ve kısa cerrahi süre, hızlı iyileşme profili sağlamaktadır. Rezeksiyon miktarının sınırlı tutulması, uzun dönemde eklem kıkırdağının korunması açısından önem taşımaktadır. Ancak rezeke edilen doku miktarı arttıkça uzun dönemde osteoartrit gelişme olasılığının yükselebileceği literatürde bildirilmektedir. Bu nedenle rezeksiyon planlaması, mümkün olan durumlarda menisküs tamiriyle birleştirilerek doku koruyucu bir yaklaşımla ilerletilmektedir.

Menisküs tamiri, yırtık kenarlarının sütür ile bir araya getirilmesi esasına dayanmakta ve kırmızı zonda yer alan, taze, vertikal ve boyutu 1 santimetreden uzun yırtıklarda tercih edilmektedir. Uygulama yöntemleri arasında inside-out, outside-in ve all-inside sütür teknikleri yer almaktadır. All-inside teknikte FastFix, Rapidloc gibi implantlar kullanılmakta, bu cihazlar cerrahi süreyi kısaltmakta ve nörovasküler yapılara ulaşma riskini azaltmaktadır. Trombositten zengin plazma veya fibrin skafold gibi biyolojik destekleyiciler iyileşme potansiyelini artırmak amacıyla eklenebilmektedir.

Root tear onarımında transtibial pullout tekniği ön plana çıkmakta, kök bölgesinin anatomik yerine yeniden tespiti hedeflenmektedir. Biyomekanik çalışmalar bu yaklaşımın total menisektomiye kıyasla eklem yüklenmesini belirgin oranda düzelttiğini ortaya koymaktadır. Total menisektomi geçmişte sık uygulanmış bir yöntem olmakla birlikte günümüzde ancak zorunlu koşullarda tercih edilmektedir. Menisküs koruyucu yaklaşımın öne çıkmasında, dokunun uzun dönemde eklem kıkırdağını koruma işlevinin belgelenmiş olması etkilidir. Total menisektomi geçirmiş genç hastalarda semptomatik osteoartrit gelişmesi durumunda menisküs allogreft transplantasyonu düşünülmektedir. Bu işlem, uygun boyutta hazırlanmış donör menisküsünün alıcı dizde kemik köprü veya sütür ankor teknikleriyle sabitlenmesini içermekte, seçilmiş hastalarda diz mekaniğinin desteklenmesine katkı sağlamaktadır. Cerrahi tekniğin belirlenmesinde yaş, aktivite düzeyi, yırtık paterni, kıkırdak durumu ve alignment birlikte değerlendirilmekte; ilgili literatür verileri ve ekip deneyimi bireysel plana yansıtılmaktadır.

Artroskopik Menisküs Ameliyatı Hangi Adımlarla Gerçekleştirilir?

Artroskopik menisküs cerrahisi; spinal, epidural veya genel anestezi altında, hastanın sırtüstü pozisyonda yatırılması ve operasyon uygulanacak dizin uygun bir tutucu ile stabilize edilmesiyle başlamaktadır. Cerrahi saha antiseptik solüsyonlarla hazırlanmakta, steril örtüler yerleştirilmekte ve pnömatik turnike uygulaması gerekli görüldüğünde tercih edilmektedir. Standart olarak anterolateral ve anteromedial portallar oluşturulmakta, gerektiğinde posteromedial veya posterolateral yardımcı portallar da eklenmektedir. Portal boyutları yaklaşık 5 ila 8 milimetre arasında değişmekte, bu durum estetik açıdan avantaj sağlamaktadır.

Diz eklemine 30 derece açılı artroskop yerleştirilerek sistematik bir tanısal değerlendirme yapılmaktadır. Suprapatellar poş, medial ve lateral kompartmanlar, interkondiler çentik, çapraz bağlar, kıkırdak yüzeyler ve menisküs yapıları detaylı biçimde muayene edilmektedir. Menisküsün yırtık tipi, uzunluğu, kanlanma zonu ile ilişkisi ve stabilitesi prob yardımıyla değerlendirilmekte, cerrahi plan bu bulgulara göre son kez gözden geçirilmektedir. Eşlik eden patolojiler saptandığında aynı seansta tedavi seçenekleri gündeme gelmektedir.

Parsiyel menisektomi planlanan olgularda basket punch ve motorlu shaver yardımıyla yırtık bölüm progresif olarak eksize edilmekte, geçiş bölgesinde stabil bir kenar bırakılmasına özen gösterilmektedir. Rezeksiyon sırasında sağlıklı doku miktarının azami düzeyde korunması, uzun dönem eklem yüklenmesinin dengede tutulmasına katkı sağlamaktadır. Menisküs tamiri planlanan olgularda yırtık kenarları rasparasyon ile kanamalı hale getirilerek iyileşme potansiyeli artırılmakta, ardından uygun sütür veya implantlarla vertikal veya horizontal matris teknikleriyle onarım yapılmaktadır. Sütür yerleşimi ve sayısı yırtığın uzunluğu ile stabilite kaygıları göz önünde bulundurularak planlanmaktadır. İşlem sonunda eklem içi bol serum fizyolojik ile yıkanmakta, portal kesileri primer olarak kapatılmakta ve steril pansuman uygulanmaktadır. Cerrahi süre parsiyel menisektomi için ortalama 30 ila 60 dakika, tamir için 45 ila 90 dakika arasında değişmektedir. İşlem sonrası hastalar birkaç saatlik gözlem ardından günübirlik taburcu edilebilmekte, koltuk değneği ve pansuman talimatları ayrıntılı biçimde aktarılmaktadır.

Menisküs Yırtığında Cerrahi Dışı Hangi Çözümler Fayda Sağlar?

Cerrahi dışı tedavi seçenekleri; uygun endikasyonda kullanıldığında semptomların gerilemesine, eklem fonksiyonunun korunmasına ve cerrahi girişimin geciktirilmesine katkı sağlayabilmektedir. Akut dönemde RICE prensipleri kapsamında dinlenme, buz uygulaması, elastik bandaj ile kompresyon ve bacağın kalp seviyesinden yukarıda tutulması ödemi ve ağrıyı azaltmaktadır. Bu dönemde yürüyüş temposunun düşürülmesi, koltuk değneği kullanımı ve dize aşırı yüklenmeye yol açan aktivitelerden geçici olarak uzaklaşılması önerilmektedir. Nonsteroid antienflamatuar ilaçlar iltihabi süreci ve ağrıyı kontrol altına almakta, ancak uzun süreli kullanımda gastrointestinal, renal ve kardiyovasküler yan etkiler açısından dikkat gerekmektedir. İlaç seçimi hastanın yaşı, ek hastalıkları ve eşzamanlı tedavileri göz önünde bulundurularak yapılmaktadır. Aktivite modifikasyonu ile dizi zorlayan hareketlerin, çömelme, uzun süre diz üstünde durma ve pivot içeren sporsel aktivitelerin geçici olarak sınırlandırılması önerilmektedir.

Yapılandırılmış bir fizyoterapi programı, cerrahi dışı yaklaşımın en belirleyici bileşeni olarak öne çıkmaktadır. Program; başlangıçta ağrıyı ve ödemi azaltıcı modaliteler, ardından eklem hareket açıklığını koruyan pasif ve aktif egzersizler, quadriceps ve hamstring kaslarına yönelik izometrik ve dinamik kuvvetlendirme çalışmalarını içermektedir. Elektroterapi, transkütanöz elektriksel sinir stimülasyonu ve manuel terapi uygulamaları semptom kontrolüne destek olabilmektedir. Kapalı kinetik zincir egzersizleri, gövde stabilitesi ve kalça kuvvetlendirme uygulamaları diz üzerine binen yükün dengelenmesine katkı sağlamaktadır. Propriyoseptif çalışmalar denge tahtası, tek ayak duruş ve dinamik yüzey egzersizleriyle ilerletilmekte; ilerleyen dönemde plyometrik egzersizler, çift yönlü sıçrama, koşu bandı çalışmaları ve yön değiştirme kalıpları eklenmektedir. Program sürecinde ağrının artması, şişliğin geri gelmesi veya mekanik semptomların yeniden ortaya çıkması durumunda planın gözden geçirilmesi önerilmektedir.

Eklem içi enjeksiyonlar seçilmiş olgularda tamamlayıcı bir seçenek olarak yer almaktadır. Hyalüronik asit uygulamaları senovyal sıvı viskozitesini artırarak eklem içi kayganlığı desteklemekte, trombositten zengin plazma enjeksiyonları büyüme faktörleri aracılığıyla doku iyileşme potansiyelini uyarmaktadır. Bu uygulamalar tek başına yapısal onarım sağlamamakla birlikte semptom yönetimi ve rehabilitasyonun etkinliği açısından katkı sunabilmektedir. Kortikosteroid enjeksiyonları kısa vadeli antienflamatuar etki sağlamakta, ancak sık ve yüksek dozda uygulanması kıkırdak dokuya olumsuz etki yapabilmektedir. Bu nedenle enjeksiyon seçimi hastanın klinik profili, komorbiditeleri ve görüntüleme bulguları doğrultusunda belirlenmelidir. Beslenme desteği, kilo kontrolü, ergonomik uyarlamalar, uygun ayakkabı seçimi ve iş yaşamındaki tekrarlayıcı hareketlerin gözden geçirilmesi tedavinin bütüncül parçalarıdır. Konservatif sürecin izlenmesi düzenli poliklinik kontrolleri, ilerleme kaydedilmediğinde ise cerrahi seçeneklerin yeniden değerlendirilmesi ile yürütülmekte; hastanın beklenti ve öncelikleri her aşamada göz önünde bulundurulmaktadır.

Menisküs Ameliyatı Sonrası Diz Ne Zaman Eski Hareket Kabiliyetine Kavuşur ve Spora Ne Zaman Dönülebilir?

Menisküs ameliyatı sonrası toparlanma süresi uygulanan cerrahi tekniğe göre belirgin farklılık göstermektedir. Parsiyel menisektomi geçiren hastalarda genellikle günübirlik taburculuk mümkün olmakta, ilk günden itibaren tolere edilebildiği ölçüde tam yük vererek yürüyüşe izin verilebilmektedir. Postoperatif ilk 48 saatte buz uygulaması, kompresyon ve elevasyon önerilmekte, koltuk değneği gereksinimi kısa süreli olmaktadır. Diz hareket açıklığı ilk hafta içinde büyük oranda geri kazanılmakta, quadriceps aktivasyonu için erken dönemde izometrik egzersizlere başlanmaktadır. Masa başı işe dönüş 2 ila 3 hafta, fiziksel iş temposuna dönüş 4 ila 6 hafta içinde gerçekleşebilmektedir. Sportif aktiviteye geçiş 6 ila 8 hafta arasında değerlendirilmektedir.

Menisküs tamiri yapılan olgularda süreç daha kontrollü ilerlemektedir. İlk 4 ila 6 hafta boyunca dizin belirlenen hareket açıklığı içinde tutulması, koruyucu diz breysi kullanılması ve parsiyel yük verilmesi önerilmektedir. Diz fleksiyonu genellikle 0 ile 90 derece arasında sınırlandırılmakta, ilerleyen haftalarda kademeli olarak artırılmaktadır. Rehabilitasyon programı; erken dönem hareket açıklığı korunması, orta dönem kuvvetlendirme ve geç dönem sporsa özgü fonksiyonel eğitim bölümlerinden oluşmaktadır. Masa başı işe dönüş 6 ila 8 hafta, fiziksel iş temposuna dönüş 3 ila 6 ay içinde planlanmaktadır. Kontakt sporlara ve pivot içeren aktivitelere dönüş 4 ila 6 ay sürebilmektedir. Menisküs allogreft transplantasyonu geçiren hastalarda ise spora dönüş 6 ila 9 ay arasında değerlendirilmektedir.

Rehabilitasyonun ilerleyişi hop testleri, izokinetik ölçümler ve fonksiyonel skorlama sistemleriyle nesnel biçimde takip edilmektedir. Simetrik quadriceps kuvveti, tek ayak sıçrama performansı ve dinamik denge parametreleri belirli eşik değerlere ulaştığında sporsa özgü çalışmalara geçiş yapılmaktadır. Uzun dönemde parsiyel menisektomi sonrası 2 yıllık takipte hasta memnuniyeti yaklaşık yüzde 85 ila 95 arasında bildirilmekte, menisküs tamiri sonrası uygun hasta seçiminde bu oran yüzde 75 ila 90 aralığında yer almaktadır. Bununla birlikte 20 yıllık uzun dönem verilerde total menisektomi geçirmiş olgularda osteoartrit gelişme sıklığı yüzde 30 ila 50 arasında değişmekte, tamir yapılan olgularda bu oranın daha düşük seyrettiği bildirilmektedir. Komplikasyon profilinde derin ven trombozu ve pulmoner emboli yüzde 0,5 ila 1, enfeksiyon yüzde 0,1 ila 1, safenus veya peroneal sinir hasarı yüzde 0,5 civarında raporlanmaktadır. ESSKA, AAOS ve ISAKOS kılavuzları güncel cerrahi ve rehabilitasyon yaklaşımlarını yönlendirmektedir. Bireysel değerlendirme ve deneyimli ekip yaklaşımıyla yürütülen süreçlerde Koru Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji birimi, hastanın klinik durumuna uygun planlama sunmayı öncelik olarak benimsemektedir. Multidisipliner iş birliğiyle şekillendirilen tedavi programlarında Koru Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji birimi hasta güvenliğini ve fonksiyonel geri dönüşü ön planda tutmaktadır.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

تعرّف على أطبائنا المتخصصين

احجز موعدًا الآن أو اتصل بنا من أجل صحتك.

WhatsApp موعد إلكتروني