Radyasyon Onkolojisi

Sinonazal Kanser

Sinonazal Kanser, erken tanınması durumunda izlem süreci daha rahat yürütülebilen bir hastalıktır. Klinik özellikleri ve değerlendirme yaklaşımını öğrenin.

Sinonazal kanser, burun boşluğu ve onu çevreleyen paranazal sinüsler (yüz kemiklerinin içindeki hava boşlukları) bölgesinde gelişen, görece ender rastlanan bir kötü huylu tümör grubudur. Yüzün ortasında, gözlerin hemen altında ve alın bölgesinin gerisinde yer alan bu bölge; solunum, koku alma ve sesin rezonansı gibi pek çok temel işlevde rol oynar. Bu nedenle bölgedeki bir tümör, hastanın günlük yaşamında uzun süre fark edilmeyen sinsi belirtilerle başlayabilir; ancak ilerleyen evrelerde yüz, göz ve sinir yapılarını ilgilendiren ciddi sorunlara yol açabilir.

Toplumda sıklığı düşük olduğu için sinonazal kanser, çoğu kez kronik sinüzit veya alerjik nezle gibi çok daha sık görülen rahatsızlıklarla karıştırılır. Tek taraflı burun tıkanıklığı, tekrarlayan burun kanaması veya yüzde inatçı bir basınç hissi gibi şikayetler aylarca alerji ya da nezle olarak değerlendirilebilir. Bu yazıda hastalığın kimlerde görüldüğü, hangi belirtilerle kendini gösterdiği, nedenleri, tanı yöntemleri, olası komplikasyonları ve hangi durumlarda hekime başvurulması gerektiği gündelik bir dille ele alınmaktadır.

Kimlerde Görülür?

Sinonazal kanser, baş-boyun bölgesinde görülen kanserlerin küçük bir bölümünü oluşturur; ancak belirli meslek ve yaşam koşulları olan kişilerde sıklığı belirgin biçimde artar. Genel olarak 50 yaş ve üzeri erişkinlerde, özellikle 55-75 yaş aralığında daha sık tanı konur. Erkeklerde kadınlara kıyasla yaklaşık iki kat daha fazla görüldüğü bilinmektedir. Bu farkın bir bölümü, geçmiş yıllarda erkeklerin ağır sanayi kollarında daha yoğun çalışmasına ve sigara kullanımının erkeklerde daha yaygın olmasına bağlanır.

Mesleki maruziyet, hastalığın görülme sıklığında belirleyici bir unsurdur. Ahşap tozuna uzun yıllar maruz kalan marangozlar ve mobilya işçileri, deri işleme tesislerinde çalışanlar, nikel, krom, formaldehit ve bazı sert metal tozlarıyla temas eden işçiler risk grubunda yer alır. Tekstil sektöründe pamuk tozuyla, ayakkabı imalatında yapıştırıcı buharlarıyla yıllarca temas etmek de sinonazal mukozayı (burun ve sinüsleri döşeyen ince zarı) sürekli olarak tahriş eder ve kanser gelişimine zemin hazırlayabilir.

Sigara ve alkol kullanımı, baş-boyun bölgesinin pek çok kanserinde olduğu gibi sinonazal kanser riskini de artırır. Uzun yıllar süren aktif sigara kullanımı, burun ve sinüs mukozasındaki temizlenme mekanizmalarını bozar ve hücresel düzeyde değişikliklere yol açar. Ayrıca daha önce baş-boyun bölgesine ışın tedavisi almış kişilerde, bağışıklık sistemi baskılanmış hastalarda ve bazı virüsleri (özellikle insan papilloma virüsünün belirli alt tiplerini) taşıyanlarda görece artmış bir risk bulunabilir.

Genetik yatkınlık tek başına sinonazal kanseri açıklamasa da ailesinde baş-boyun kanseri öyküsü bulunan kişilerde dikkatin biraz daha yüksek olması beklenir. Yine de hastaların büyük bölümünde aile öyküsü yoktur ve hastalık çevresel etkenlerle yıllar içinde gelişen hücresel değişiklikler sonucunda ortaya çıkar.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Sinonazal kanserin en sinsi yönü, başlangıçta sıradan üst solunum yolu sorunlarıyla benzer şikayetlere yol açmasıdır. Hastaların büyük bölümü ilk başvuruda tek taraflı burun tıkanıklığından yakınır. İki burun deliğinden birinin uzun süredir, haftalardan aylara uzanan bir sürede açılmaması, alerji veya nezleye göre çok daha kalıcı bir tıkanıklık hissinin sürmesi dikkat çekici bir bulgudur. Bu tıkanıklığa zaman zaman koyu renkli akıntı veya kötü kokulu bir burun salgısı eşlik edebilir.

Tekrarlayan burun kanaması, özellikle daima aynı taraftan gelen ve görece az miktarda olsa bile sık tekrarlayan kanama önemli bir uyarı işaretidir. Bunun yanı sıra yüzde, göz çevresinde veya yanak bölgesinde künt bir basınç ve dolgunluk hissi gelişebilir. Bazı hastalar dişlerinin gevşediğini, üst çenenin damak kısmında şişlik oluştuğunu veya takma protezinin artık uymadığını fark eder. Bu tür belirtiler tümörün çevre kemik yapılarına doğru ilerlediğini düşündürür.

İlerlemiş olgularda göz ile ilgili bulgular ön plana çıkabilir. Göz küresinin dışa veya yukarı doğru itilmesi, çift görme, göz kapağında şişlik ya da görme keskinliğinde azalma görülebilir. Tümör burun tabanından yukarıya, beyni çevreleyen yapılara doğru uzandığında inatçı baş ağrıları, alın bölgesinde sürekli ağırlık hissi ve nadiren yüzün bir bölümünde uyuşma gibi sinir tutulumu belirtileri ortaya çıkar. Koku alma duyusunda azalma ya da kayıp da görülebilir.

Sinonazal kanserin belirtileri arasında dikkat çeken bazı bulgular şunlardır:

  • Haftalarca süren ve tek taraflı olan burun tıkanıklığı
  • Aynı burun deliğinden tekrarlayan kanamalar
  • Yüzde, yanakta veya göz çevresinde inatçı şişlik
  • Üst çene dişlerinde gevşeme veya damakta şişlik
  • Çift görme, göz küresinde yer değişikliği
  • Geçmeyen baş ağrısı ve koku duyusunda azalma

Bu bulguların hiçbiri tek başına sinonazal kanser tanısı koydurmaz; ancak özellikle tek taraflı ve haftalarca süren şikayetlerin değerlendirilmesi gerekir. Şikayetlerin tek tarafta toplanması, alerji ve nezle gibi her iki burun deliğini birden etkileyen rahatsızlıklardan ayırt edilmesinde önemli bir ipucudur.

Nedenleri Nelerdir?

Sinonazal kanserin tek bir nedeni bulunmaz; hastalık çoğu zaman çevresel etkenler, genetik yatkınlık ve uzun süreli mukozal tahriş gibi pek çok faktörün yıllar içinde birikmesiyle ortaya çıkar. Burun ve sinüsleri döşeyen mukozanın sürekli olarak zararlı parçacıklara, kimyasallara ya da kanserojen gazlara maruz kalması, hücrelerin DNA yapısında zamanla değişikliklere yol açar. Bu hücrelerin bir bölümü onarım mekanizmalarıyla düzeltilemez hale geldiğinde kötü huylu büyüme süreci başlar.

Mesleki maruziyetler bu hastalığın en iyi tanımlanmış nedenleri arasındadır. Ahşap tozu, deri tozu, nikel, krom bileşikleri, formaldehit ve isopropil alkol üretiminde ortaya çıkan bazı maddeler uluslararası kuruluşlarca insan için kanserojen kabul edilir. Bu maddelerle yıllarca, koruyucu önlem alınmadan çalışan kişilerde sinonazal kanser sıklığı genel topluma göre belirgin biçimde artar. Mobilya atölyelerinde, deri tabaklama tesislerinde, metal kaplama ve dökümhane gibi iş yerlerinde maske kullanımı ve havalandırmanın yeterli olması büyük önem taşır.

Sigara, hem doğrudan içen kişide hem de uzun süre pasif olarak dumana maruz kalanlarda burun ve sinüs mukozasında kronik tahrişe yol açar. Sigaranın içerdiği yüzlerce kimyasal madde, mukozadaki ince tüycüklerin (silier yapıların) çalışmasını bozar ve hücresel değişikliklere zemin hazırlar. Alkolün tek başına sinonazal kanserle ilişkisi daha zayıf olmakla birlikte sigarayla birlikte tüketildiğinde riskin daha da arttığı bilinmektedir.

İnsan papilloma virüsünün (HPV) bazı alt tipleri, özellikle baş-boyun bölgesinin diğer kanserlerinde olduğu gibi sinonazal bölgede de etkili olabilir. Bunun yanı sıra geçmişte baş-boyun bölgesine alınmış ışın tedavisi, bağışıklığı baskılayan uzun süreli ilaç kullanımı ve çok uzun yıllar süren kronik sinüzit ya da nazal polip (burun içinde gelişen iyi huylu yumuşak doku oluşumu) öyküsü, mukozadaki uzun süreli iltihabi süreç nedeniyle riskte küçük bir artışla ilişkilendirilebilir.

Tanı Nasıl Konulur?

Sinonazal kanser tanısı, ayrıntılı bir öykü ve fizik muayene ile başlar. Hekim öncelikle şikayetlerin ne kadar süredir devam ettiğini, hangi tarafta yoğunlaştığını, hastanın mesleğini, sigara ve alkol kullanım alışkanlıklarını, geçmişteki sinüs hastalıklarını ve aile öyküsünü sorgular. Yüz ve boyun bölgesinin dikkatli muayenesinde gözde itilme, yanak şişliği, ağız içinde damak çıkıntısı ya da boyunda büyümüş lenf bezi gibi bulgular değerlendirilir.

Endoskopik burun muayenesi, tanı sürecinde temel adımlardan biridir. İnce ve esnek bir kamera (nazal endoskop) yardımıyla burun boşluğu ve sinüs ağızları doğrudan görülür; tümör şüphesi taşıyan bölgeler ayrıntılı biçimde incelenir. Endoskopi sırasında şüpheli alanlardan küçük doku örnekleri alınabilir. Bu örneklerin patolojik incelemesi kesin tanı sağlar ve tümörün hangi hücre tipinden köken aldığını ortaya koyar; çünkü bu bölgede skuamöz hücreli kanser, adenoid kistik kanser, melanom veya nöroendokrin tümörler gibi farklı türler görülebilir.

Görüntüleme yöntemleri tümörün yaygınlığını belirlemede temel araçlardır. Yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografi (BT) kemik yapıların ne ölçüde etkilendiğini, manyetik rezonans görüntüleme (MR) ise yumuşak doku, sinir ve göz tabanına olan komşulukları çok daha ayrıntılı gösterir. PET-BT incelemesi, vücudun başka bölgelerine yayılım olup olmadığını değerlendirmek için kullanılabilir. Bu üç görüntüleme yöntemi birbirini tamamlayarak hastalığın evresinin doğru biçimde belirlenmesini sağlar.

Tanı sürecinde göz değerlendirmesi, diş muayenesi, kulak burun boğaz ve nöroşirürji bölümlerinin ortak değerlendirmesi sıkça gerekir. Tümörün yerleşim yerine göre patoloji, radyoloji, radyasyon onkolojisi ve medikal onkoloji uzmanlarından oluşan çok disiplinli bir ekibin birlikte karar vermesi tedavi planının başarısı için önemlidir.

Komplikasyonlar Nelerdir?

Sinonazal kanser, bulunduğu bölgenin anatomik özellikleri nedeniyle hem hastalığın seyrine hem de yapılan tedavilere bağlı çeşitli sorunlara yol açabilir. Tümörün doğal ilerleyişine bağlı komplikasyonların başında göz tutulumu gelir. Tümörün göz çukuruna doğru ilerlemesi çift görme, göz hareketlerinde kısıtlanma, görme keskinliğinde azalma ve ileri durumlarda görme kaybına yol açabilir. Yüz cildine ya da yumuşak dokuya uzanması yüzde belirgin şişlik, asimetri ve estetik sorunlar oluşturur.

Üst çene kemiği, damak ve dişlere komşuluk nedeniyle hastalık ilerledikçe çiğneme güçlüğü, yemek yerken ağrı, üst dişlerde gevşeme, damakta delik oluşumu ve buna bağlı olarak burun ile ağız boşluğu arasında bağlantı gelişimi görülebilir. Bu durum hem yutkunmayı hem de konuşmayı olumsuz etkiler. Tümörün kafa tabanına yakın bölgelere ulaşması ise beyin zarlarına, koku siniri ve diğer kraniyal sinirlere baskı yaparak kalıcı baş ağrıları, yüz uyuşmaları ve nadiren menenjit benzeri tablolar gibi ciddi sorunlara neden olabilir.

Tedaviye bağlı komplikasyonlar da göz ardı edilmemelidir. Cerrahi girişimler bazen yüz şeklinde değişikliklere, koku alma kaybına, kuru göz, gözyaşı kanallarında sorunlara veya damak protezi gereksinimine yol açabilir. Işın tedavisi sürecinde ağız ve burun mukozasında iltihap, tükürük bezlerinde işlev azalması, ciltte hassasiyet, geçici tat alma değişiklikleri ve uzun dönemde nadiren görmeyi ya da diş sağlığını etkileyen yan etkiler görülebilir. Kemoterapi alan hastalarda halsizlik, bulantı, bağışıklık baskılanması ve enfeksiyonlara yatkınlık gibi sistemik etkiler ortaya çıkabilir.

Uzun dönemde hastaların sıklıkla karşılaştığı sorunlar şu başlıklarda toplanabilir:

  • Burun içinde kuruluk, kabuklanma ve koku duyusunda azalma
  • Çiğneme, yutma ve konuşmada güçlük
  • Göz hareketlerinde kısıtlanma veya kalıcı çift görme
  • Yüz görünümünde değişiklik ve buna bağlı psikolojik etkiler
  • Diş ve damak protezi gereksinimi
  • Tedavi sonrası dönemde kronik sinüzit benzeri şikayetler

Bu komplikasyonların büyük bir bölümü, erken tanı ve çok disiplinli bir yaklaşımla en aza indirgenebilir. Hastalığın yerleşim ve evresine göre cerrahi, ışın tedavisi ve ilaç tedavilerinin kombinasyonu kişiye özel olarak planlanır; sonrasında konuşma terapisi, diş protezi uygulamaları ve psikososyal destek hizmetleri tedavinin temel parçaları arasında yer alır.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Burun tıkanıklığı, akıntı veya hafif baş ağrısı gibi şikayetler hayatın olağan bir parçası gibi görünebilir; ancak bazı belirtilerin geç fark edilmesi tanıyı geciktirir. Üç haftadan uzun süren ve tek taraflı olan burun tıkanıklığınız, yalnızca bir burun deliğinden gelen tekrarlayan kanamalarınız ya da yanak, göz çevresi gibi bölgelerde inatçı dolgunluk hissiniz varsa bir kulak burun boğaz uzmanına başvurmanız faydalı olacaktır. Bu tür şikayetler her zaman kanseri işaret etmese de ayrıntılı bir değerlendirmeyi hak eder.

Yüzünüzde, göz kapaklarınızda veya damağınızda yeni gelişen bir şişlik fark ediyorsanız, üst çenenizdeki dişlerin gevşemeye başladığını ya da takma protezinizin son aylarda uyumsuzlaştığını gözlemliyorsanız bunu sıradan bir diş hekimi sorunu olarak ertelememeniz daha güvenlidir. Aynı şekilde çift görme, göz hareketlerinde kısıtlılık veya tek taraflı görme bulanıklığı yaşıyorsanız hem göz hekimine hem de kulak burun boğaz uzmanına başvurmanız önerilir.

Uzun yıllar boyunca ahşap tozu, deri tozu, nikel veya kromla çalıştıysanız ya da uzun süre sigara kullandıysanız; özellikle 50 yaşından sonra düzenli aralıklarla burun ve sinüs muayenesinden geçmeniz erken tanı şansınızı artırır. Şikayetleriniz mevcut tedavilere rağmen geçmiyor, hatta zamanla belirginleşiyorsa süreci ertelememeniz ve ileri tetkik için bir merkeze başvurmanız önemlidir.

Son Değerlendirme

Sinonazal kanser, sinsi ilerleyişi ve sıradan görünen şikayetlerle başlaması nedeniyle çoğu zaman geç tanı alan bir hastalıktır. Oysa tek taraflı ve uzun süreli belirtilerin önemsenmesi, mesleki risklerin farkında olunması ve şüpheli durumlarda ayrıntılı endoskopik muayene ile görüntüleme yapılması, hastalığın erken evrede yakalanmasını kolaylaştırır. Erken evrede tanı konulan olgularda hem yaşam süresi hem de yaşam kalitesi açısından elde edilen sonuçlar belirgin biçimde daha iyidir; göz, yüz ve damak gibi yapıların korunması daha mümkün olur.

Koru Hastanesi Radyasyon Onkolojisi bölümünde uzman hekimlerimiz, sinonazal kanser gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Radyasyon Onkolojisi أطباؤنا

نحن إلى جانبك بأطبائنا المتخصصين ذوي الخبرة في هذا المجال

تعرّف على أطبائنا المتخصصين

احجز موعدًا الآن أو اتصل بنا من أجل صحتك.

WhatsApp موعد إلكتروني