Çocuk Kardiyoloji

Çocuklarda BNP ve NT-proBNP

BNP ve NT-proBNP Çocuklarda, sık karşılaşılan bir tablodur ve farklı yaş gruplarında değişik şekillerde ortaya çıkabilir. Tanı süreci ve dikkat edilmesi gerekenlere göz atın.

Çocuk kardiyolojisinde kalp yetersizliğinin tanınması, izlenmesi ve yönetiminde laboratuvar belirteçlerinin klinik değerlendirmeyle birlikte kullanılması önem taşımaktadır. Beyin natriüretik peptit (BNP) ve onun amino-terminal parçası olan NT-proBNP, kalp kasından salgılanan ve miyokart gerginliğinin derecesini yansıtan nöroendokrin belirteçler olarak kabul edilmektedir. Pediatrik yaş grubunda bu peptitlerin ölçümü, doğuştan kalp hastalıklarından edinsel kardiyomiyopatilere uzanan geniş bir hastalık yelpazesinde tanısal süreçlerin desteklenmesi açısından değerli bilgiler sunmaktadır. Çocuklarda yaş, vücut yüzey alanı, böbrek işlevleri ve kalp gelişiminin dinamik yapısı, erişkin referans değerlerinin doğrudan aktarılmasını uygun kılmamakta; bu nedenle pediatrik dönemde elde edilen sonuçların yorumlanması özel bilgi birikimi gerektirmektedir.

BNP, kalbin özellikle ventrikül duvarındaki miyositlerden, basınç veya hacim yüküne bağlı gerilme sonucunda preprohormon biçiminde üretilmektedir. Bu öncül molekül, hücre içinde proBNP haline dönüştükten sonra dolaşıma salınmakta ve burada biyolojik olarak etkin BNP ile inaktif olduğu kabul edilen NT-proBNP parçalarına ayrılmaktadır. Etkin BNP, damar genişletici, sodyum atılımını artırıcı ve renin-anjiyotensin-aldosteron eksenini baskılayıcı işlevler üstlenmektedir. Dolaşımda yarılanma ömrü kısa olan BNP'ye kıyasla NT-proBNP daha uzun süre ölçülebilir düzeyde kalmakta ve örnek alımı ile laboratuvar işlemleri açısından daha kararlı bir profil sergilemektedir. Çocuklarda bu iki belirteç sıklıkla birbirinin yerine kullanılsa da kullanılan test platformu, referans aralıkları ve yorumlama yaklaşımı belirteç tercihine göre farklılık göstermektedir.

Yenidoğan döneminin ilk günlerinde NT-proBNP düzeyleri belirgin biçimde yüksek seyretmektedir. Bunun temel nedeni, fetal dolaşımdan postnatal dolaşıma geçiş sürecinde pulmoner basınçlarda yaşanan hızlı değişim ve miyokardın yeni hemodinamik koşullara uyum sağlama gereksinimidir. İlk haftanın ardından düzeyler hızla azalmakta, bebeklik ve okul öncesi dönemde göreceli olarak düşük bir plato çizgisinde seyretmektedir. Ergenlik döneminde ise cinsiyete bağlı küçük farklılıklar gözlenebilmekte; kız ergenlerde göreceli olarak daha yüksek değerler bildirilmektedir. Bu yaşa bağlı dağılım, pediatrik kardiyoloji pratiğinde yaşa özgü kesim değerlerinin oluşturulmasını gerekli kılmakta ve tek bir eşik değerin tüm çocuklar için kullanılmasını sınırlandırmaktadır.

Doğuştan kalp hastalığı bulunan çocuklarda BNP ve NT-proBNP düzeyleri, lezyonun hemodinamik yükü ile yakın ilişki göstermektedir. Soldan sağa şantın baskın olduğu büyük ventriküler septal defekt, patent duktus arteriozus veya atriyoventriküler septal defekt gibi tablolarda artmış pulmoner kan akımı ve hacim yüklenmesine bağlı olarak peptit düzeylerinde belirgin yükselme gözlenmektedir. Pulmoner hipertansiyon eşlik eden olgularda sağ ventrikül gerginliğinin artmasıyla birlikte değerler daha da yükselmekte; bu durum hastalığın ağırlığı ve girişim zamanlamasının değerlendirilmesinde destekleyici veri sağlamaktadır. Cerrahi onarım veya kateter girişimi sonrasında peptit düzeylerinin zaman içinde gerilemesi, hemodinamik yükün azaldığına dair olumlu bir gösterge olarak kabul edilmektedir.

Çocukluk çağı kardiyomiyopatileri içinde dilate, hipertrofik, restriktif ve sol ventrikül noncompaction tipleri sıklıkla karşılaşılan formlar arasında yer almaktadır. Dilate kardiyomiyopatide ventrikül duvarındaki gerilme nedeniyle NT-proBNP düzeyleri belirgin biçimde yükselmekte ve düzeyin derecesi hastalığın klinik şiddetiyle paralellik göstermektedir. Hipertrofik kardiyomiyopatide ise diastolik işlev bozukluğu, çıkış yolu darlığı ve miyokart kütlesindeki artış peptit yapımını etkileyen unsurlar olarak öne çıkmaktadır. Restriktif kardiyomiyopatide doluş basınçlarının yükselmesi, hatta sistolik işlev görece korunsa bile, belirteç düzeylerinin artmasına yol açmaktadır. Bu nedenle peptit ölçümleri yalnızca tanısal süreçte değil; uzun dönemli izlem, ilaç dozlarının ayarlanması ve transplantasyon öncesi değerlendirmelerde de bilgi verici niteliktedir.

Akut miyokardit, çocuklarda görece nadir görülmekle birlikte hızlı ilerleyebilen ve klinik tabloyu ciddi biçimde değiştirebilen bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Viral etkenlere bağlı miyokart inflamasyonu, miyositlerde işlev bozukluğuna ve duvar gerginliğinin artmasına neden olmaktadır. Bu süreçte NT-proBNP düzeyleri, klinik bulguların belirginleşmesinden önce yükselebilmekte ve şüpheli olgularda erken uyarı işareti olarak değerlendirilebilmektedir. Troponin gibi miyokart hasar belirteçleriyle birlikte yorumlandığında, ayırıcı tanı sürecinde ve hastaneye yatış kararının verilmesinde destekleyici veri sağlanmaktadır. İyileşme döneminde düzeylerin kademeli olarak gerilemesi, miyokart işlevinin yeniden düzenlenmesine ilişkin olumlu bir gösterge olarak yorumlanmaktadır.

Kawasaki hastalığı, beş yaş altı çocuklarda daha sık görülen ve orta çaplı arterleri etkileyen sistemik bir vaskülit tablosu olarak tanımlanmaktadır. Hastalığın akut döneminde miyokart tutulumu, perikardiyal sıvı birikimi ve koroner arter genişlemesi gibi kardiyovasküler komplikasyonlar gelişebilmektedir. Bu olgularda NT-proBNP düzeylerinin yükselmesi, miyokart tutulumunun varlığını destekleyen bir bulgu olarak değerlendirilmekte; ayrıca intravenöz immünglobulin yanıtsızlığını öngörmede yardımcı belirteçlerden biri olarak öne çıkmaktadır. Düzeylerin tedavi süreciyle birlikte gerilemesi, sistemik inflamasyonun yatıştığına dair klinik izlenimi pekiştirmektedir.

Pediatrik yoğun bakım koşullarında, septik şok ve ağır sistemik inflamatuar yanıt sendromu zemininde gelişen miyokart işlev bozukluğu da peptit düzeylerinde belirgin artışa yol açabilmektedir. Sepsiste sitokin salınımının miyokart üzerindeki olumsuz etkileri, ventrikül doluş basınçlarının yükselmesi ve hacim resüsitasyonu sırasında oluşan ek yük, NT-proBNP düzeylerini etkileyen başlıca faktörler arasında yer almaktadır. Bu nedenle kritik hasta çocuklarda yüksek değerlerin tek başına kalp yetersizliği tanısı koymak yerine bütüncül klinik bağlam içinde değerlendirilmesi önerilmektedir. Belirteç yanıtının zaman içindeki seyri, hastanın klinik durumuyla birlikte yorumlandığında prognostik bilgi sağlamaktadır.

Böbrek işlevlerinin BNP ve NT-proBNP düzeyleri üzerindeki etkisi çocukluk çağında özellikle dikkat gerektiren bir konudur. NT-proBNP, böbrek yoluyla atıldığı için glomerüler filtrasyon hızının azaldığı durumlarda kalp kaynaklı bir yükselme olmasa bile düzeyler artabilmektedir. Kronik böbrek hastalığı bulunan, diyaliz alan veya akut böbrek hasarı yaşayan çocuklarda bu durum yanlış yorumlamaların önüne geçmek için göz önünde bulundurulmaktadır. Bu olgularda peptit düzeyinin mutlak değerinden çok zaman içindeki eğilimi, klinik bulgularla uyumu ve görüntüleme bulgularıyla bütünleştirilmesi tanısal sürecin doğru yönetilmesi açısından önem taşımaktadır.

Pulmoner hipertansiyon, çocukluk çağında doğuştan kalp hastalıklarına, kronik akciğer hastalıklarına veya idiyopatik nedenlere bağlı olarak gelişebilen ciddi bir tablodur. Sağ ventrikül üzerindeki kronik basınç yükü, miyokart gerginliğini artırmakta ve peptit yapımını uyarmaktadır. NT-proBNP düzeyleri bu hastalarda işlevsel kapasite, ekokardiyografik parametreler ve sağ kalp kateterizasyonu bulgularıyla birlikte yorumlanarak hastalığın ağırlık derecesinin değerlendirilmesine katkı sağlamaktadır. İzlem sürecinde düzeylerin azalması, uygulanan yaklaşımın hemodinamik etkinliğine ilişkin destekleyici bir veri olarak kabul edilmektedir. Stabil seyirden ani yükselişe geçiş ise klinik kötüleşmenin habercisi olabilmekte ve ileri değerlendirme gereksinimini gündeme getirmektedir.

Onkoloji hastası çocuklarda kullanılan antrasiklin grubu kemoterapötiklerin kardiyotoksik etkileri uzun yıllardır bilinmektedir. Bu olgularda kümülatif ilaç dozunun artmasıyla birlikte miyokart işlev bozukluğu riski yükselmektedir. NT-proBNP ölçümleri, ekokardiyografik izlemle birlikte kullanıldığında subklinik miyokart işlev bozukluğunun erken dönemde fark edilmesine katkı sağlamaktadır. Belirteç düzeylerindeki kalıcı artışın saptanması, ek görüntüleme yöntemlerine başvurulmasını ve onkolojik yaklaşımın kardiyoloji ekibiyle eş güdümlü biçimde yeniden gözden geçirilmesini gerektirebilmektedir. Bu çok disiplinli yaklaşım, çocuk hastaların hem onkolojik hem de kardiyovasküler açıdan güvenli bir izlem süreci yaşamasına olanak tanımaktadır.

Nefes darlığı, hızlı soluma, beslenme güçlüğü, gelişme geriliği ve egzersiz toleransında azalma gibi bulgular çocukluk çağında pek çok farklı nedenle ortaya çıkabilmektedir. Solunum sistemi hastalıkları ile kalp yetersizliğinin ayrımı, klinik muayene ve görüntüleme yöntemlerine ek olarak laboratuvar belirteçlerinin değerlendirilmesiyle daha sağlıklı yapılabilmektedir. Acil servise nefes darlığı ile başvuran çocuklarda NT-proBNP ölçümü, kalp kaynaklı bir tabloyu solunumsal nedenlerden ayırt etmede destek olabilmektedir. Düşük düzeyler, akut kalp yetersizliğini büyük ölçüde dışlamada yardımcı olurken yüksek değerler ileri kardiyolojik değerlendirme gereksinimini öne çıkarmaktadır. Bu strateji, gereksiz girişimlerin azaltılması ve hastaya özgü yaklaşım planlanması açısından yarar sağlamaktadır.

Cerrahi onarım uygulanan doğuştan kalp hastalıklarında peri-operatif dönemde NT-proBNP düzeylerinin izlenmesi giderek yaygınlaşan bir uygulamadır. Ameliyat öncesi yüksek seyreden değerler hastalığın hemodinamik yükünü yansıtırken, operasyon sonrası erken dönemde geçici yükselmeler cerrahi stres ve kardiyopulmoner baypas etkilerine bağlanmaktadır. Erken dönemde beklenenden yüksek veya kalıcı düzeyler, rezidüel lezyon, ventrikül işlev bozukluğu veya düşük debi sendromu gibi durumların habercisi olabilmektedir. Bu nedenle yoğun bakım izleminde peptit düzeylerinin saatler ve günler içindeki seyri, klinik değişkenler ve görüntüleme bulgularıyla birlikte yorumlanarak yönetim planının şekillenmesine katkı sağlamaktadır.

Belirteç düzeylerinin yorumlanmasında dikkat edilmesi gereken pek çok preanalitik ve analitik etken bulunmaktadır. Örnek alımı sırasında uzun süreli hemostaz, hemolize uğramış kan, uygun olmayan tüp seçimi ve gecikmiş santrifüj süreci sonuçların güvenilirliğini etkileyebilmektedir. Laboratuvarlar arasında kullanılan ölçüm platformlarının farklı olması, mutlak değerlerin doğrudan karşılaştırılmasını sınırlandırmaktadır. Bu nedenle aynı hastanın izleminde mümkün olduğunca aynı yöntemin kullanılması ve değişimlerin tek bir referans çerçevesinde değerlendirilmesi önerilmektedir. Ayrıca obezite, tiroit işlev bozuklukları ve bazı ilaç gruplarının da düzeyleri etkileyebileceği unutulmamalıdır.

Sonuçların aile ile paylaşımı sırasında bilginin anlaşılır biçimde aktarılması, kaygının azaltılması açısından önem taşımaktadır. Tek bir laboratuvar sonucunun hastalığın varlığı veya yokluğu konusunda kesin yargı oluşturmadığı, klinik tablo ve diğer incelemelerle birlikte değerlendirildiği vurgulanmaktadır. NT-proBNP düzeyinin yüksek bulunması çoğu durumda ileri düzey bir hastalığa işaret etmemekte; düşük bulunması ise tüm kardiyak sorunları dışlamamaktadır. Bu nedenle pediatrik kardiyoloji ekipleri, belirteç değerlerini hastanın yaşı, cinsiyeti, eşlik eden hastalıkları ve görüntüleme bulgularıyla birlikte bütüncül bir bakış açısıyla yorumlamaktadır.

Çocuklarda BNP ve NT-proBNP ölçümleri, doğru endikasyonla istendiğinde ve uygun biçimde yorumlandığında pediatrik kardiyoloji pratiğinde değerli bilgiler sunan araçlardır. Doğuştan kalp hastalıklarının izlenmesinden kardiyomiyopatilerin yönetimine, miyokarditten Kawasaki hastalığına, pulmoner hipertansiyondan kardiyotoksik ilaç izlemine kadar geniş bir kullanım alanına sahip olan bu belirteçler, klinik değerlendirme ve görüntüleme yöntemleriyle birleştirildiğinde çocuk hastalara özgü ve bilimsel temele dayalı bir yaklaşımla yönetilen sürecin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Bilgilerin güncel pediatrik kardiyoloji rehberleri doğrultusunda yorumlanması, hastaya özgü kararların oluşturulmasında kalıcı bir katkı sağlamaktadır.

Çocuk Kardiyoloji Our Doctors

We are by your side with our experienced specialist physicians in this field

Meet Our Specialist Physicians

Book an appointment now or call us for your health.

WhatsApp Online Appointment