Çocuk Kardiyoloji

Çocuklarda Fonksiyonel (Masum) Kalp Üfürümü

Çocuklarda görülen Çocuklarda Fonksiyonel Kalp Üfürümü Kimlere Uygundur?, yaşa göre farklı bulgularla seyredebilen önemli bir tablodur. Bulgular ve değerlendirme adımları hakkında bilgi sahibi olun.

Çocukluk çağında kalp seslerinin değerlendirilmesi sırasında sıkça karşılaşılan bulgulardan biri fonksiyonel kalp üfürümüdür. Halk arasında masum üfürüm olarak da bilinen bu klinik tablo, kalbin yapısal olarak sağlıklı olduğu durumlarda dahi duyulabilen, kanın kalp boşlukları ve büyük damarlar içinden geçişi sırasında ortaya çıkan akustik bir bulguyu ifade etmektedir. Çocuk kardiyoloji pratiğinde rutin muayeneler sırasında her üç çocuktan en az birinde geçici ya da kalıcı biçimde işitilebildiği bildirilmektedir. Söz konusu üfürümler altta yatan bir kalp hastalığına işaret etmediğinden, ailelerin endişelenmesini gerektirmeyen ancak yine de profesyonel bir değerlendirme süreci içerisinde ele alınması önerilen klinik durumlardır.

Fonksiyonel üfürümlerin tanımlanmasında kullanılan masum kavramı, kalbin anatomik ve fizyolojik yapısında herhangi bir patolojinin bulunmadığını vurgulamak amacıyla tercih edilmektedir. Bu üfürümlerin oluşumunda kalp kapakçıklarındaki bir bozukluk, doğumsal bir yapısal anomali ya da kalp kasını ilgilendiren bir hastalık rol oynamamaktadır. Çocuklarda göğüs duvarının yetişkinlere kıyasla daha ince olması, kalbin göğüs kafesine olan yakınlığı ve kalp atımlarının daha hızlı seyretmesi nedeniyle normal kan akımı seslerinin steteskop aracılığıyla daha belirgin biçimde duyulabildiği bilinmektedir. Bu fizyolojik özellikler, masum üfürümlerin çocukluk çağında erişkinlere oranla çok daha sık tespit edilmesinin temel nedenlerinden birini oluşturmaktadır.

Söz konusu klinik bulgu genellikle iki yaş ile altı yaş arasında ilk kez fark edilmekle birlikte, bazı çocuklarda yenidoğan döneminde ya da okul çağında da saptanabilmektedir. Ateşli bir hastalık sırasında, kansızlık tablosunda, hipertiroidi gibi metabolizmayı hızlandıran durumlarda ya da yoğun fiziksel aktivite sonrasında kalbin pompalama gücünün artmasıyla birlikte üfürümün şiddetinin arttığı gözlemlenmektedir. Çocuk dinlenme konumuna geçtiğinde ve kalp hızı normale döndüğünde üfürümün belirginliğinin azaldığı, bazen tamamen kaybolduğu klinik bir özellik olarak öne çıkmaktadır. Bu değişkenlik, fonksiyonel üfürümleri patolojik üfürümlerden ayırt etmede deneyimli hekimlere önemli ipuçları sunmaktadır.

Fonksiyonel üfürümlerin çeşitli alt tipleri bulunmaktadır ve her birinin kendine özgü akustik karakteristikleri tanımlanmıştır. Still üfürümü olarak bilinen tip, üç ile altı yaş arasındaki çocuklarda en sık karşılaşılan formdur ve göğüs ön duvarının sol alt kısmında müzikal, titreşimli bir nitelikte duyulmaktadır. Pulmoner ejeksiyon üfürümü adı verilen bir diğer form, özellikle adolesan döneme yakın yaşlarda göğsün sol üst bölgesinde işitilmekte ve akciğer atardamarına olan kan geçişini yansıtmaktadır. Servikal venöz uğultu olarak adlandırılan tip ise boyun bölgesinde duyulan, çocuk yatar pozisyona alındığında ya da baş çevrildiğinde belirgin biçimde azalan sürekli nitelikte bir sestir. Supraklaviküler üfürüm de büyük damarların köprücük kemiği üzerindeki seyri sırasında ortaya çıkan ve genellikle her iki tarafta da duyulabilen bir başka masum üfürüm tipi olarak literatürde yer almaktadır.

Patolojik üfürümlerden ayırt edici özellikleri incelendiğinde, fonksiyonel üfürümlerin belirli ortak nitelikler taşıdığı görülmektedir. Şiddetinin altı dereceli skalada genellikle birinci ya da ikinci derecede kalması, kalp döngüsünün yalnızca sistol fazında duyulması, kısa süreli ve yumuşak karakterde olması, vücudun pozisyon değişikliklerinden belirgin biçimde etkilenmesi bu üfürümlerin tipik bulguları arasında sayılmaktadır. Buna karşılık diyastol fazında duyulan üfürümler, sırta ya da boyuna yayılan sesler, üçüncü derece ve üzerindeki şiddetli üfürümler, ek kalp sesleri ya da titreşim hissiyle birlikte tespit edilen bulgular patolojik bir sürecin habercisi olabileceğinden ileri tetkik gerektirmektedir.

Tanı sürecinin başlangıcında ayrıntılı bir öykü alınması büyük önem taşımaktadır. Çocuğun doğum öyküsü, prenatal dönemde yaşanan komplikasyonlar, ailede doğumsal kalp hastalığı bulunup bulunmadığı, çocuğun büyüme ve gelişme parametreleri, beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivite kapasitesi sorgulanmaktadır. Beslenme sırasında morarma, terleme, çabuk yorulma, koşarken nefes darlığı, bayılma atakları ya da çarpıntı hissi gibi belirtilerin varlığı hekimi patolojik bir üfürüm olasılığına yönlendirebilmektedir. Aile öyküsünde ani ölüm vakaları, genç yaşta kalp ameliyatı geçirmiş bireyler ya da bilinen kalıtsal kardiyak hastalıklar bulunması da değerlendirme sürecinde dikkat edilen unsurlar arasında yer almaktadır.

Fiziksel muayene aşamasında çocuğun genel görünümü, deri renginin değerlendirilmesi, parmaklarda çomaklaşma bulgusunun aranması, nabız özelliklerinin incelenmesi ve kan basıncı ölçümü yapılmaktadır. Steteskop ile dinleme işlemi sessiz bir ortamda, çocuk hem yatar hem oturur hem de ayakta dik konumdayken gerçekleştirilmektedir. Pozisyon değişiklikleri sırasında üfürümün şiddetindeki değişimler kayıt altına alınmaktadır. Solunum manevraları, valsalva manevrası gibi özel testler kalbin iç basınçlarını değiştirerek üfürümün davranışı hakkında ek bilgi sağlamaktadır. Deneyimli bir çocuk kardiyologu söz konusu klinik bulguların büyük bölümünü ileri tetkik gereksinimi olmaksızın doğru biçimde sınıflandırabilmektedir.

Klinik şüphenin devam ettiği ya da ailenin endişesinin giderilmesi amacıyla bazı vakalarda yardımcı tanı yöntemlerine başvurulmaktadır. Elektrokardiyografi tetkiki kalp ritminin, ileti sisteminin ve kalp odacıklarındaki büyümelerin değerlendirilmesinde başvurulan, ağrısız ve hızlı uygulanabilen bir incelemedir. Akciğer grafisi kalp boyutlarının ve akciğer damarlanmasının görüntülenmesinde tercih edilebilmektedir. Ancak fonksiyonel üfürümün kesin biçimde doğrulanması ya da yapısal bir patolojinin dışlanması gerektiğinde altın standart tetkik ekokardiyografi olarak kabul edilmektedir. Ses dalgaları aracılığıyla kalbin gerçek zamanlı görüntülenmesini sağlayan bu yöntem, kalp boşluklarının, kapakçıkların, büyük damarların ve kan akımının ayrıntılı incelenmesine olanak tanımaktadır. Radyasyon içermemesi ve invaziv olmaması nedeniyle çocuk yaş grubunda güvenli biçimde uygulanmaktadır.

Fonksiyonel üfürüm tanısı konulan çocuklarda herhangi bir ilaç başlanması, kısıtlama getirilmesi ya da yaşam tarzı değişikliği önerilmesi söz konusu değildir. Bu çocukların okul aktivitelerine, beden eğitimi derslerine ve spor faaliyetlerine kısıtlama olmaksızın katılabildikleri bildirilmektedir. Yarışmalı sporlara yönelmek isteyen çocuklarda dahi fonksiyonel üfürüm bir engel oluşturmamaktadır. Aşı takvimi normal seyrinde uygulanmakta, diş çekimi ya da küçük cerrahi girişimler öncesinde özel bir antibiyotik profilaksisine gerek görülmemektedir. Ailelerin bu konularda bilgilendirilmesi, gereksiz kaygıların önlenmesi açısından klinik pratiğin önemli bir bileşenini oluşturmaktadır.

Çocukluk çağı boyunca masum üfürümlerin seyri büyük çoğunlukla iyi huyludur. Çocuk büyüdükçe göğüs duvarı kalınlaşmakta, kalp hızı yavaşlamakta ve normal kan akımı sesleri daha az duyulur hale gelmektedir. Adolesan dönemin sonuna doğru fonksiyonel üfürümlerin önemli bir kısmının kendiliğinden kaybolduğu gözlemlenmektedir. Bununla birlikte bazı bireylerde erişkin yaşa kadar hafif şiddette duyulmaya devam edebilmektedir. Bu durum patolojik bir gelişmeye işaret etmemekte, yalnızca bireysel anatomik ve fizyolojik özelliklerin bir yansıması olarak değerlendirilmektedir. Düzenli kontroller sırasında üfürümün niteliklerinde herhangi bir değişiklik saptanmadığı sürece ileri girişime gerek duyulmamaktadır.

Ailelerin sıklıkla dile getirdiği endişelerden biri, masum üfürümün zaman içerisinde ciddi bir kalp hastalığına dönüşüp dönüşmeyeceği yönündedir. Tıbbi literatürde söz konusu üfürümlerin patolojik bir tabloya evrildiğine dair anlamlı bir kanıt bulunmamaktadır. Fonksiyonel ve yapısal üfürümler birbirinden tamamen farklı oluşum mekanizmalarına sahip klinik bulgulardır. Bir çocukta önceden tespit edilmemiş bir kalp hastalığı sonradan ortaya çıkmış gibi görünse dahi, bu durum yeni gelişen bir hastalık değil, daha önce gözden kaçmış ya da klinik olarak belirgin hale gelmemiş olan bir patolojinin geç tanınması biçiminde yorumlanmaktadır. Bu nedenle ilk değerlendirme sırasında yapılan ekokardiyografik incelemenin güvenilirliği büyük önem taşımaktadır.

Sosyal ve psikolojik açıdan ele alındığında, masum üfürüm tanısının çocuk ve aile üzerinde yaratabileceği olumsuz etkilerin önlenmesi klinik yaklaşımın temel hedeflerinden biridir. Yetersiz ya da hatalı bilgilendirme sonucunda ailelerin çocuğu kırılgan biçimde algılaması, sportif faaliyetlerden uzak tutması, gereksiz tetkiklere başvurması ya da sürekli endişe içerisinde yaşaması söz konusu olabilmektedir. Kardiyak engellilik algısı olarak adlandırılan bu durum, çocuğun psikososyal gelişimi üzerinde olumsuz etkiler bırakabilmektedir. Bu nedenle hekim tarafından yapılan açıklamaların net, anlaşılır ve güven verici nitelikte olması gerekmektedir. Çocuğun yaşına uygun bir dille bilgilendirilmesi, akranlarından farklı olmadığı yönünde mesajların verilmesi sağlıklı bir gelişim sürecinin desteklenmesine katkı sağlamaktadır.

Takip sürecinde izlenecek yaklaşım çocuğun yaşına, üfürümün tipine ve eşlik eden bulguların varlığına göre bireyselleştirilmektedir. Klasik özelliklere sahip masum üfürümlü ve ekokardiyografisi normal saptanmış bir çocukta rutin pediatri kontrolleri dışında özel bir takvim önerilmemektedir. Ancak çocuğun büyüme döneminde göğüs ağrısı, çarpıntı, bayılma, egzersiz toleransında azalma gibi yeni şikayetlerin ortaya çıkması durumunda çocuk kardiyolojisi değerlendirmesinin yenilenmesi önerilmektedir. Yeni bir solunum yolu enfeksiyonu sırasında üfürümün geçici olarak şiddetlenmesi tipik bir bulgu olup kalıcı bir değişikliğe işaret etmemektedir. Buna karşılık iyilik dönemlerinde de devam eden değişiklikler ileri inceleme nedeni oluşturabilmektedir.

Ergenlik dönemine geçişle birlikte hormonal değişiklikler, vücut kompozisyonundaki dönüşümler ve büyüme atağına bağlı kalp boyutlarındaki artışlar üfürüm karakteristiklerinde bazı değişikliklere yol açabilmektedir. Bu dönemde bazı fonksiyonel üfürümler tamamen kaybolurken, daha önce duyulmayan yeni masum üfürümlerin ortaya çıkabildiği de bildirilmektedir. Spor lisansı başvurusu, askerlik muayenesi ya da meslek seçimi gibi nedenlerle yapılan değerlendirmelerde geçmişte tanı konulmuş masum üfürüm öyküsünün doğru biçimde belgelenmiş olması, gereksiz tekrar tetkiklerin önlenmesi açısından yararlı olmaktadır. Aile hekimliği kayıtlarına ve çocuğun sağlık dosyasına önceki ekokardiyografi raporlarının eklenmesi pratik bir öneri olarak değerlendirilmektedir.

Çocuk kardiyolojisi alanında son yıllarda gelişen tanı teknolojileri ve eğitim olanakları, fonksiyonel üfürümlerin daha yüksek doğrulukla tanımlanmasına olanak sağlamaktadır. Yüksek çözünürlüklü ekokardiyografi cihazları, üç boyutlu görüntüleme yöntemleri ve gerektiğinde başvurulabilen kardiyak manyetik rezonans incelemeleri şüpheli vakalarda ileri değerlendirme için kullanılabilmektedir. Yapay zeka destekli oskültasyon sistemlerinin geliştirilmesi yönündeki çalışmalar da masum ve patolojik üfürümlerin ayrımında gelecekte önemli katkılar sunabilecek nitelikte değerlendirilmektedir. Bununla birlikte deneyimli bir çocuk kardiyologunun klinik muayenesi, halihazırda en güvenilir başlangıç değerlendirmesi olma niteliğini korumaktadır.

Sonuç olarak çocuklarda fonksiyonel kalp üfürümü, sağlıklı bir kalbin normal akustik yansıması olarak değerlendirilen, çocukluk çağında oldukça sık karşılaşılan ve özel bir girişim gerektirmeyen klinik bir bulgudur. Doğru tanı sürecinin yürütülmesi, ailenin yeterli düzeyde bilgilendirilmesi ve çocuğun normal yaşam aktivitelerine herhangi bir kısıtlama olmaksızın devam edebilmesinin sağlanması bu klinik tablonun yönetiminde benimsenen temel ilkeleri oluşturmaktadır. Çocuk kardiyolojisi alanında uzmanlaşmış sağlık profesyonelleri tarafından gerçekleştirilen kapsamlı bir değerlendirme, masum üfürümün patolojik bir tablodan güvenle ayırt edilebilmesini ve çocukların geleceğe sağlıklı bir kalp ile yürümelerinin desteklenmesini mümkün kılmaktadır.

Çocuk Kardiyoloji Наши врачи

Мы рядом с вами вместе с нашими опытными врачами-специалистами в этой области

Познакомьтесь с нашими врачами-специалистами

Запишитесь на приём прямо сейчас или позвоните нам ради вашего здоровья.

WhatsApp Онлайн-запись