Çocuk Nefrolojisi

Çocuklarda Parathormon ve Böbrek

Çocuklarda Parathormon ve Böbrek Üzerine, belirtileri kişiden kişiye farklılık gösterebilen ve uzman değerlendirmesini gerektiren bir tablodur. Klinik özellikleri ve değerlendirme yaklaşımını öğrenin.

Çocuklarda parathormon ve böbrek ilişkisi, büyüme çağındaki kalsiyum-fosfor dengesinin sağlıklı kurulması açısından çocuk nefrolojisi pratiğinin öncelikli inceleme alanlarından birini oluşturur. Parathormon, dört adet paratiroid bezinden salgılanan ve kandaki kalsiyum düzeyini dar bir aralıkta tutmakla görevli bir peptid hormondur. Böbrekler ise bu hormonun hedef organlarından biri olarak hem kalsiyumun geri emiliminde hem de aktif D vitamini üretiminde belirleyici bir rol üstlenir. Çocukluk döneminde kemik büyümesi, mineralizasyon ve nöromüsküler işlevlerin sürdürülmesi açısından parathormon-böbrek ekseninin uyumlu çalışması gerekli kabul edilir. Bu eksende yaşanan bozukluklar büyümenin yavaşlamasından kemik şekil bozukluklarına, kasılma ataklarından böbrek yetmezliğine kadar geniş bir yelpazede bulgu verebilir.

Parathormonun salınımı kandaki iyonize kalsiyum düzeyine göre dakikalar içinde değişkenlik gösterir. Kalsiyum düzeyi düştüğünde paratiroid hücrelerinin yüzeyindeki kalsiyuma duyarlı reseptörler uyarılır ve hormon salınımı hızla artar. Yükselen parathormon düzeyi, böbrek tübüllerinde kalsiyumun geri emilimini güçlendirir, fosforun atılımını artırır ve böbrekte 1-alfa-hidroksilaz enziminin etkinleşmesini sağlayarak aktif D vitamini olan kalsitriol üretimini hızlandırır. Kalsitriolün bağırsaktan kalsiyum ve fosfor emilimini düzenlemesiyle birlikte serum kalsiyum düzeyi yeniden dengeye ulaşır. Çocuklarda büyüme plağı kıkırdağının sürekli aktivitesi, bu döngünün yetişkinlere kıyasla çok daha yüksek bir hızda işlemesini gerektirir.

Çocukluk çağında en sık karşılaşılan tablolardan biri D vitamini yetersizliğine bağlı sekonder hiperparatiroidizmdir. Güneş ışığından yeterince yararlanamayan, koyu tenli, örtünme alışkanlığı bulunan veya yalnızca anne sütüyle beslenen bebeklerde 25-hidroksi D vitamini düzeyi düşebilir. Düşen D vitamini bağırsaktan kalsiyum emilimini azaltır, kan kalsiyum düzeyi hafifçe geriler ve paratiroid bezleri telafi amacıyla parathormon salınımını artırır. Yükselen parathormon, kemiklerden kalsiyum mobilizasyonunu hızlandırır ve böbrekten fosfor kaybına yol açar. Bu süreç uzadıkça çocuklarda kemik mineralizasyonu bozulur, raşitizm tablosu ortaya çıkabilir. Bacaklarda eğrilik, bilek genişlemesi, kostokondral bileşkelerde tespih manzarası, fontanel kapanmasında gecikme ve diş çıkarmada gecikme bu sürecin görünür yansımalarıdır.

Birincil hiperparatiroidizm çocukluk yaşlarında nadiren görülür ancak görüldüğünde sıklıkla genetik bir zemine işaret eder. Multipl endokrin neoplazi sendromları, ailesel izole hiperparatiroidizm veya neonatal şiddetli hiperparatiroidizm gibi tablolar bu grupta değerlendirilir. Süreç boyunca kanda kalsiyum yüksek seyrederken parathormon düzeyi de baskılanmamış ya da yükselmiş olarak ölçülür. Yüksek kalsiyum yükü böbrek tübüllerinde mikrokristal birikimine, idrarla kalsiyum atılımının artmasına ve zamanla nefrokalsinoz ya da böbrek taşı oluşumuna zemin hazırlayabilir. Çocuklarda karın ağrısı, kabızlık, iştahsızlık, halsizlik, büyüme geriliği, gece idrara çıkma ve poliüri gibi bulgular bu olasılığın araştırılmasını gerektirebilir.

Kronik böbrek hastalığı zemininde gelişen kemik ve mineral bozukluğu, çocuk nefrolojisinin en karmaşık konularından biri olarak öne çıkar. Glomerül filtrasyon hızının azalmasıyla birlikte böbrekten fosfor atılımı yavaşlar, kanda fosfor düzeyi yükselir ve böbrek dokusunda kalsitriol üretimi geriler. Hiperfosfatemi ve hipokalsemi paratiroid bezlerini sürekli uyararak parathormon salınımını artırır. Aynı zamanda kemik dokusunda üretilen ve fosfor düzenlenmesinde rol oynayan fibroblast büyüme faktörü 23 düzeyi yükselir. Bu çok yönlü sürecin sonunda kemik döngüsü hızlanır, büyüme plağı yapısı bozulur ve damar duvarında kalsifikasyon riski artar. Renal osteodistrofi olarak adlandırılan bu tablo, çocuklarda boy kısalığının, kemik ağrılarının ve hareket güçlüğünün en önemli nedenlerinden biridir.

Hipoparatiroidizm çocukluk döneminde parathormonun yetersiz salınımına bağlı olarak hipokalsemi ve hiperfosfatemi ile tanımlanır. DiGeorge sendromu gibi konjenital nedenler, otoimmün poliglandüler sendromlar, boyun bölgesine yapılan cerrahi girişimler veya magnezyum eksikliği zemin hazırlayan etkenler arasında sayılır. Klinik tabloda parmak uçlarında uyuşma, kas kasılmaları, larengospazm, nöbet ve kalp ritm bozuklukları yer alabilir. Böbrek üzerindeki yansıma, kalsiyumun geri emiliminin azalması ve idrarla kalsiyum atılımının görece artmasıdır. Bu durum uzun vadede böbrek taşı ve nefrokalsinoz riskini yükseltebilir. Tanı sürecinde serum kalsiyum, fosfor, magnezyum, parathormon, 25-hidroksi D vitamini ve idrar kalsiyum-kreatinin oranı eş zamanlı değerlendirilir.

Psödohipoparatiroidizm, parathormonun yeterli salgılanmasına rağmen hedef dokulardaki reseptör sonrası sinyal iletiminin kusurlu olması nedeniyle hormonun etkisini gösterememesiyle karakterize bir grup kalıtsal bozukluğa verilen addır. Bu tabloda kanda parathormon düzeyi yüksek bulunmasına karşın hipokalsemi ve hiperfosfatemi sürer. Albright herediter osteodistrofisi olarak adlandırılan fenotipte kısa boy, yuvarlak yüz, kısa metakarp kemikleri ve cilt altı kalsifikasyonlar dikkat çekebilir. Böbrek tübüllerinde parathormona yanıtın azalması nedeniyle fosfor atılımı yetersiz kalır ve kalsiyum geri emilimi sağlanamaz. Tanı süreci ayrıntılı biyokimyasal değerlendirme, genetik inceleme ve görüntüleme bulgularının birlikte ele alınmasıyla şekillenir.

Böbrek tübüler bozukluklarının bir kısmı doğrudan kalsiyum-fosfor dengesini etkileyerek parathormon yanıtını değiştirebilir. Fanconi sendromunda proksimal tübül işlevlerinin bozulmasıyla idrarda fosfor, glukoz, aminoasit ve bikarbonat kaybı oluşur. Hipofosfatemi büyüme plağında mineralizasyon yetersizliğine ve hipofosfatemik raşitizme yol açabilir. X’e bağlı hipofosfatemik raşitizm gibi kalıtsal formlarda fibroblast büyüme faktörü 23 düzeyinin yüksek olması böbrekten fosfor kaybını sürdürür ve parathormon düzeyi normal ya da hafifçe yüksek ölçülebilir. Bu çocuklarda alt ekstremitelerde eğrilik, yürüme bozukluğu, diş apseleri ve boy kısalığı gözlenebilir.

Tanı sürecinin temelini ayrıntılı öykü, fizik muayene ve hedefe yönelik laboratuvar incelemeleri oluşturur. Çocuğun beslenme alışkanlıkları, güneşle teması, büyüme eğrisi, ailede benzer rahatsızlıkların bulunup bulunmadığı ve kullanılan ilaçlar dikkatle sorgulanır. Laboratuvar değerlendirmesinde serum kalsiyum, iyonize kalsiyum, fosfor, alkalen fosfataz, magnezyum, parathormon, 25-hidroksi D vitamini, kreatinin ve elektrolitler bir arada incelenir. İdrarda kalsiyum, fosfor, kreatinin ve tübüler fosfor reabsorbsiyonu hesaplamaları böbrek tübül işlevinin yorumlanmasında yardımcı olur. Görüntüleme yöntemleri arasında el bilek grafisi büyüme plağı değerlendirmesi için, böbrek ultrasonografisi ise nefrokalsinoz ve taş varlığının saptanmasında öncelikli olarak kullanılır.

İzlem yaklaşımında temel hedef, kalsiyum-fosfor dengesinin yaşa uygun aralıklarda korunması, kemik sağlığının desteklenmesi ve böbrek üzerindeki ikincil yüklerin azaltılmasıdır. D vitamini yetersizliğine bağlı tablolarda yaşa ve düzeye göre belirlenen D vitamini desteği ile birlikte kalsiyumdan zengin beslenme önerilir. Kronik böbrek hastalığı zemininde gelişen mineral-kemik bozukluğunda fosfor alımının diyetle sınırlandırılması, fosfor bağlayıcı ajanların hekim gözetiminde kullanılması ve aktif D vitamini analoglarının dengeli biçimde uygulanması ön plana çıkar. Bu yaklaşımlarla sekonder hiperparatiroidizmin kontrol altına alınmasına çalışılır ve kemik dokusunda gelişebilecek değişikliklerin ilerlemesi yavaşlatılmaya çalışılır.

Hipoparatiroidizm zemininde izlem, kalsiyum ve aktif D vitamini desteğinin titiz biçimde ayarlanmasını gerektirir. Serum kalsiyum düzeyinin normalin alt sınırında tutulması, idrarla kalsiyum atılımının izlenmesi ve nefrokalsinoz riskinin en aza indirilmesi hedeflenir. Psödohipoparatiroidizm gibi tablolarda da benzer ilkeler geçerli olmakla birlikte parathormon yüksekliğine rağmen hipokalseminin sürmesi, izlem sıklığının artırılmasını gerektirebilir. Hipofosfatemik raşitizmde fosfor ve aktif D vitamini destekleri belirli aralıklarla verilir ve büyüme plağındaki iyileşmenin izlenmesi amacıyla periyodik radyografik değerlendirme yapılır. Tüm bu süreçlerde çocuğun büyüme eğrisi, kemik mineral yoğunluğu ve böbrek işlevleri eş zamanlı olarak takip edilir.

Çocuklarda parathormon-böbrek ekseninin değerlendirilmesinde multidisipliner bir bakış açısı önem taşır. Çocuk nefrolojisi, çocuk endokrinolojisi, çocuk beslenmesi, ortopedi ve gerektiğinde genetik biliminin birlikte değerlendirme yapması, tanının doğru konulmasına ve izlem planının çocuğa özgü olarak belirlenmesine katkı sağlar. Özellikle kronik böbrek hastalığı bulunan çocuklarda hemşirelik bakımı, diyetisyen desteği ve psikososyal değerlendirme süreç boyunca eşlik eden bileşenler arasında yer alır. Ailenin sürece etkin biçimde dahil edilmesi, ilaç uyumunun sürdürülmesi ve beslenme önerilerinin günlük yaşama yansıtılması açısından belirleyici kabul edilir.

Önleyici yaklaşımlar arasında bebeklik döneminden itibaren önerilen D vitamini desteğinin düzenli biçimde uygulanması, dengeli beslenme alışkanlıklarının kazandırılması, güneş ışığından makul ölçüde yararlanılması ve büyüme takibinin aksatılmaması yer alır. Sık idrar yolu enfeksiyonu, açıklanamayan kemik ağrısı, büyüme geriliği, kas kasılması, tekrarlayan kırık ya da bacaklarda eğrilik gibi bulguların erken dönemde değerlendirilmesi, parathormon ve böbrekle ilişkili bozuklukların gözden kaçmaması açısından değerlidir. Aile öyküsünde benzer hastalıkların bulunması durumunda hekim önerisiyle yapılacak ileri tetkikler tanının erken konulmasına katkı sağlayabilir.

Çocuklarda parathormon ve böbrek ilişkisinin bütüncül biçimde değerlendirilmesi, kemik sağlığının korunmasından ileri yaşlardaki kardiyovasküler riskin azaltılmasına kadar uzanan geniş bir etki alanına sahiptir. Büyüme çağında doğru zamanlamayla yapılan değerlendirmeler, uygun beslenme önerileri, dengeli D vitamini ve kalsiyum desteği ile düzenli izlem, çocuk nefrolojisi pratiğinin temel taşları arasında yer alır. Klinik tablonun çeşitliliği ve genetik zeminin sıklığı göz önünde bulundurulduğunda, çocuklarda parathormon-böbrek ekseninin değerlendirilmesinde çocuğa özgü, kanıt temelli ve çok yönlü bir yaklaşımın benimsenmesi gerekli görülür. Bu çerçevede yürütülen düzenli kontrollerin, yaşam kalitesinin korunmasına ve uzun dönemli sağlık çıktılarının desteklenmesine önemli katkılar sağladığı kabul edilir.

Çocuk Nefrolojisi Our Doctors

We are by your side with our experienced specialist physicians in this field

Meet Our Specialist Physicians

Book an appointment now or call us for your health.

WhatsApp Online Appointment