Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları

Çocuklarda Skolyoz

Çocuklarda skolyoz, omurga eğriliğinin erken tarama ile tespit edilmesini gerektirir. Tanı yöntemleri, takip süreci ve yaklaşım seçenekleri.

Çocuklarda skolyoz, omurganın yandan bakıldığında düz bir hat izlemesi gereken yapısının, önden bakıldığında "C" ya da "S" harfine benzeyen yan eğrilikler oluşturduğu bir omurga şekil bozukluğudur. Büyüme çağındaki çocuklarda fark edilmesi her zaman kolay olmaz çünkü erken dönemde belirgin bir ağrı ya da rahatsızlık yaratmaz. Aile çoğu zaman çocuğun omuzlarının asimetrik durduğunu, bir kürek kemiğinin diğerinden daha çıkık göründüğünü ya da pantolon paçalarının farklı seviyelerde kaldığını fark ettiğinde durumu sorgulamaya başlar. Skolyoz, sadece estetik bir bulgu değildir; ilerleyen vakalarda kalp, akciğer ve omurga sağlığı üzerinde de etkileri olabildiği için zamanında değerlendirilmesi büyük önem taşır.

Skolyozun çocukluk çağındaki seyri, erişkinlere göre çok daha hareketli bir tablo çizer. Büyüme atakları sırasında eğrilik açısı kısa süre içinde ilerleyebilir, oysa büyüme tamamlandıktan sonra çoğu eğrilik daha sabit bir seyir izler. Bu nedenle aileler, çocuğun postürüne dair en küçük bir uyumsuzluk fark ettiklerinde durumu önemsemeli ve çocuk hekimine danışmalıdır. Erken dönemde tanınan skolyozda izlem ve uygun yaklaşımlarla eğriliğin ilerlemesi yavaşlatılabilir, gerekli durumlarda kontrol altına alınabilir. Bu yazıda çocuklarda skolyozun kimlerde daha sık görüldüğü, belirtileri, nedenleri, tanı süreci ve dikkat edilmesi gereken noktalar bütüncül bir bakış açısıyla ele alınmaktadır.

Kimlerde Görülür?

Skolyoz, doğumdan ergenliğin sonuna kadar her yaşta karşımıza çıkabilen bir tablodur ancak görülme sıklığı yaşa ve cinsiyete göre belirgin farklılıklar gösterir. En sık karşılaşılan biçim, 10 yaş ve sonrasında ortaya çıkan adölesan idiyopatik skolyozdur. Bu form, özellikle hızlı büyüme dönemine giren çocuklarda fark edilir. Toplumda her yüz çocuktan yaklaşık iki ila üçünde değişen derecelerde eğrilik saptanabilmektedir. Eğriliğin ilerleme riskinin daha yüksek olduğu vakalar ise kız çocuklarında erkek çocuklarına göre belirgin biçimde daha sıktır. Cerrahi düzeyde takip gerektiren skolyoz tabloları kızlarda yaklaşık sekiz kat daha fazla görülebilir.

Bebeklik çağı skolyozu, üç yaşın altındaki çocuklarda gözlenen ve toplam vakaların küçük bir bölümünü oluşturan formdur. Çoğunlukla erkek bebeklerde ve sol tarafa yönelmiş eğriliklerle dikkat çeker. Üç ila on yaş arasındaki çocuklarda görülen jüvenil skolyoz ise hem büyüme döneminin büyük bölümünü kapsadığı hem de ilerleme potansiyeli taşıdığı için yakın izlemi gerektiren bir gruptur. Bu yaş aralığında fark edilen eğriliklerin önemli bir kısmı, ergenlik döneminde belirginleşerek müdahale gerektiren boyutlara ulaşabilir.

Ailesinde skolyoz öyküsü bulunan çocuklar, genetik yatkınlık nedeniyle daha yakından izlenmelidir. Birinci derece akrabalarında skolyoz tanısı olan bir çocukta eğrilik gelişme riskinin arttığı bilinmektedir. Bunun yanında serebral palsi, kas distrofileri, spina bifida gibi nöromüsküler hastalıkları olan çocuklarda nöromüsküler skolyoz tablosu görülebilir. Doğuştan omurga gelişiminde anormallikleri olan bebeklerde de konjenital skolyoz erken dönemde ortaya çıkar. Bağ doku hastalıkları, Marfan sendromu ve bazı sendromik tablolarla seyreden çocuklarda da skolyoza rastlanma sıklığı genel toplum ortalamasının üzerindedir.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Skolyozun en dikkat çekici belirtileri görsel olarak ortaya çıkan asimetri bulgularıdır. Çocuğun düz bir zeminde dik durduğunda omuzlarının aynı seviyede olmaması, bir kürek kemiğinin diğerinden daha belirgin biçimde dışa çıkık görünmesi, bel hizasında bir tarafın daha içe çekik kalması ve kalçaların asimetrik durması ailelerin en sık fark ettiği işaretler arasındadır. Çocuk öne doğru eğildiğinde sırtın bir tarafının diğerine göre daha yüksek kalması, omurga eğriliğinin gözle görülebilen en açık ipuçlarındandır. Bu basit eğilme testi, okul taramalarında ve evdeki gözlemlerde önemli bir ipucu sağlar.

Erken dönemde skolyoz çoğunlukla ağrı yapmaz; bu da tanının gecikmesinin en sık nedenlerindendir. Ancak eğrilik ilerledikçe ya da kaslar üzerindeki yük dengesizleştikçe çocuk uzun süre ayakta kaldığında, ağır çanta taşıdığında veya spor sonrası sırt ve bel bölgesinde yorgunluk hissi tarif edebilir. Bazı çocuklarda gün sonunda hafif künt bir ağrı, kas spazmı ya da bel tutulması ortaya çıkabilir. Ağrının erken ve şiddetli olduğu durumlarda, altta yatan farklı bir nedenin araştırılması gerekir.

İlerlemiş skolyoz vakalarında postür değişikliklerinin yanı sıra göğüs kafesi şekli de etkilenebilir. Eğriliğin yönüne göre bir tarafta kaburgalar belirgin biçimde öne çıkarken karşı tarafta basıklık oluşabilir. Bu değişiklik, ileri olgularda akciğer kapasitesini olumsuz etkileyebilir ve çocuk çabuk yorulma, nefes darlığı veya merdiven çıkarken belirgin zorluk şeklinde yakınmalar bildirebilir. Kıyafetlerin eskisi gibi simetrik durmaması, etek ve pantolonların bir tarafa kayması da ailelerin dikkatini çeken günlük bulgular arasındadır.

Çocuklarda gözlenebilecek diğer önemli işaretler şunlardır:

  • Bir omuzun diğerinden belirgin biçimde yüksek durması
  • Bel bölgesinde tek taraflı çukurlaşma ya da kıvrım kaybı
  • Sırt yüzeyinin iki tarafının düz bir hat oluşturmaması
  • Başın gövdenin ortasına göre hafif yana kaymış görünmesi
  • Yürürken kollardan birinin gövdeye daha yakın sallanması

Nedenleri Nelerdir?

Çocuklarda skolyoz tek bir nedene bağlı değildir; arkasındaki sebep grubuna göre farklı tipler tanımlanmıştır. En sık görülen biçim olan idiyopatik skolyozda altta yatan belirli bir sebep gösterilememektedir. "İdiyopatik" sözcüğü, nedeni tam olarak açıklanamayan tablolar için kullanılan tıbbi bir terimdir. Yapılan araştırmalar; genetik yatkınlık, büyüme sırasındaki hormonal etkileşimler, omurga çevresindeki kas dengesindeki ince farklılıklar ve nörolojik kontrol mekanizmalarındaki bireysel değişkenliklerin bu tabloya katkıda bulunabileceğini göstermektedir.

Konjenital skolyoz, anne karnındaki gelişim sırasında omurga kemiklerinin tam oluşmaması ya da yan yana duran omurların birbirine yapışık kalması gibi yapısal sorunlardan kaynaklanır. Bu tabloda eğrilik doğumdan itibaren mevcuttur ancak çocuk büyüdükçe daha belirgin hale gelebilir. Konjenital tablo ile birlikte bazen kalp, böbrek ya da omurilik anomalilerinin de eşlik edebilmesi nedeniyle ayrıntılı bir değerlendirme yapılır.

Nöromüsküler skolyoz; serebral palsi, kas hastalıkları, spina bifida veya omurilik yaralanmaları gibi sinir-kas sistemini etkileyen hastalıkları olan çocuklarda gözlenir. Bu çocuklarda kas tonusundaki dengesizlik, omurganın bir yöne çekilmesine zemin hazırlar. Sendromik skolyoz başlığı altında ise Marfan sendromu, Ehlers-Danlos sendromu, nörofibromatozis gibi sistemik hastalıkların eşlik ettiği eğrilikler değerlendirilir. Yetişkin çağa yakın dönemde travma, omurga enfeksiyonları, omurga tümörleri ya da uzun süreli tek taraflı yüklenme de daha nadir olmakla birlikte ikincil skolyoz tablolarına yol açabilir.

Tanı Nasıl Konulur?

Çocuklarda skolyoz tanısı, ayrıntılı bir muayene ve görüntüleme süreciyle konulur. Hekim öncelikle çocuğun ve ailenin öyküsünü alır; doğum öyküsü, büyüme hızı, geçirilmiş hastalıklar, ailesinde skolyoz öyküsü olup olmadığı ve çocuğun yakınmaları sorgulanır. Ardından fizik muayenede çocuk hem ayakta hem de öne eğilirken iki taraflı olarak gözlenir. Öne eğilme testi sırasında sırtın bir tarafının diğerinden yüksek kalması, eğriliğin yönü ve şiddeti hakkında önemli ipuçları verir. Omuz, kürek kemiği, bel ve kalça hizalarının simetrisi değerlendirilir; bacak boyu farkı, ayak yapısı ve nörolojik muayene de göz ardı edilmez.

Skolyozun varlığı ve derecesi konusunda kesin tanı sağlayan inceleme, ayakta çekilen omurga grafileridir. Direkt grafilerde eğriliğin açısı, Cobb yöntemiyle ölçülür. Cobb açısı, eğriliğin başlangıç ve bitiş omurları arasındaki açıdır ve takip ile yaklaşım kararlarında belirleyici unsurdur. Genel kabul gören sınıflamada 10 dereceden küçük eğrilikler genellikle skolyoz olarak değerlendirilmez; 10 derece ve üzeri açılar skolyoz tanısı için kullanılır. Açının büyüklüğü, çocuğun yaşı ve büyüme potansiyeli birlikte ele alınarak takip sıklığı belirlenir.

Bazı durumlarda direkt grafiler yeterli olmaz ve daha ayrıntılı bilgi gerekir. Manyetik rezonans görüntüleme, özellikle erken yaşta tespit edilen, hızlı ilerleyen, atipik yerleşimli ya da nörolojik bulgularla seyreden vakalarda omurilik ve omurganın yumuşak doku yapılarını değerlendirmek amacıyla kullanılır. Bilgisayarlı tomografi ise konjenital skolyozda omurga kemiklerinin yapısal özelliklerini ayrıntılı incelemek için tercih edilebilir. Çocuğun büyümesinin tamamlanıp tamamlanmadığını anlamak için kemik yaşı ölçümleri ve el bilek grafileri gibi yardımcı incelemeler de değerlendirme sürecine eklenir.

Tanı sürecinde dikkate alınan başlıca unsurlar şunlardır:

  • Çocuğun yaşı ve kalan büyüme potansiyeli
  • Cobb açısının derecesi ve eğriliğin yerleşim bölgesi
  • Eğriliğin önceki kontrollere göre ilerleme hızı
  • Aile öyküsü ve eşlik eden sistemik hastalıkların varlığı
  • Nörolojik muayene bulguları ve bacak uzunluğu farkı

Komplikasyonlar Nelerdir?

Skolyoz; erken fark edildiğinde ve düzenli izlendiğinde çoğu çocuk için yönetilebilir bir tablodur. Ancak takip dışı kalmış, ileri derecelere ulaşmış ya da hızlı ilerleyen eğriliklerde çeşitli sorunlar gündeme gelebilir. En sık karşılaşılan sorun, postür bozukluğunun yarattığı görsel etkilerdir. Omuz ve bel asimetrisi, çocukların öz güveni üzerinde olumsuz etkiler bırakabilir; özellikle ergenlik döneminde sosyal kaygıya, soyunma odaları ya da yüzme havuzu gibi ortamlarda çekingenliğe yol açabilir. Bu psikososyal boyut, ailelerin ve hekimlerin önemsediği önemli bir başlıktır.

Eğrilik açısı yüksek vakalarda, göğüs kafesindeki şekil değişiklikleri akciğer kapasitesini etkileyebilir. Akciğerlerin nefes alma sırasında genişleyebileceği alanın daralması, çocukta efor kapasitesinin azalmasına ve solunum sıkıntısına neden olabilir. Çok ileri eğriliklerde kalp üzerinde de mekanik baskı oluşabilir ve uzun vadede kalp-akciğer fonksiyonları açısından risk doğabilir. Bu nedenle özellikle Cobb açısı yüksek olan çocuklarda solunum fonksiyon testleri de değerlendirmeye eklenebilir.

Uzun dönemde ilerlemiş skolyoza eşlik edebilecek diğer sorunlar arasında kronik sırt ağrısı, bel ağrısı ve omurganın erken dejenerasyonu yer alır. Eğriliğin düzensiz dağıttığı yük, omurlar arasındaki disklerde ve eklemlerde zamanla aşınmaya zemin hazırlayabilir. Bu durum, ileri yaşlarda yaşam kalitesini düşürebilir. Az sayıda ileri olguda omurilik ve sinir köklerine yönelik baskı bulguları gelişebilir; bacaklarda güçsüzlük, his değişiklikleri veya yürüyüş bozuklukları gibi belirtiler bu açıdan dikkatle değerlendirilir.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Çocuğunuzun postüründe en küçük bir asimetri fark ettiğinizde, durumu önemsizmiş gibi geçiştirmemeniz çok önemlidir. Omuzlarının aynı hizada durmadığını, kürek kemiklerinden birinin daha çıkık göründüğünü, belinin bir tarafının daha içe çöktüğünü veya etek ve pantolonun belirgin biçimde tek tarafa kaydığını gözlemliyorsanız bir çocuk hekimine başvurmanız uygun olur. Özellikle hızlı büyüme döneminde olan, son birkaç ayda hızla boy uzatan ya da kıyafetlerinin oturuşunda gözle görülür farklılıklar fark edilen çocuklarda bu değerlendirme zamanında yapılmalıdır.

Ailesinde skolyoz öyküsü bulunan, doğuştan omurga ya da iskelet sistemine ait bir tanısı olan, nöromüsküler hastalığı bulunan veya sendromik bir tabloyla izlenen çocuklarda düzenli ortopedik kontroller hem koruyucu hem de yol gösterici olacaktır. Çocuğunuz uzun süre ayakta kaldığında ya da spor sonrasında sırt-bel ağrısından söz ediyorsa, sık sık yorgunluktan yakınıyorsa veya nefes darlığı tarif ediyorsa bu yakınmaları da hekiminizle paylaşmanız gerekir. Erken başvuru, eğriliğin ilerleme potansiyelinin değerlendirilmesi ve uygun izlem planının oluşturulması açısından belirleyicidir.

Aşağıdaki durumlarda gecikmeden değerlendirme almanız önerilir:

  • Omuz, kürek kemiği, bel veya kalça hizasında belirgin asimetri
  • Öne eğilme sırasında sırtın bir tarafının diğerinden yüksek görünmesi
  • Yeni başlayan, ısrarlı sırt ya da bel ağrısı
  • Bacaklarda his kaybı, güçsüzlük veya yürüyüş bozukluğu
  • Daha önce skolyoz tanısı almış çocukta kıyafet oturuşunda hızlı değişim

Son Değerlendirme

Çocuklarda skolyoz; büyüme dönemiyle iç içe seyreden, erken fark edildiğinde izlem ve uygun yaklaşımlarla yönetilebilen bir omurga şekil bozukluğudur. Genetik yatkınlık, doğuştan gelen yapısal farklılıklar, nöromüsküler hastalıklar ve büyüme atakları sırasındaki dengesizlikler tablonun ortaya çıkışında belirleyici rol oynar. Ailelerin çocuğun postürüne dair gözlemleri, okul taramaları ve düzenli çocuk hekimi kontrolleri tanının zamanında konulmasına önemli katkı sağlar. Cobb açısının düzenli takibi, büyüme potansiyelinin doğru değerlendirilmesi ve gerektiğinde devreye giren yaklaşımlarla eğriliğin ilerlemesi yavaşlatılabilir, çocuğun yaşam kalitesi korunabilir.

Koru Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları bölümünde uzman hekimlerimiz, çocuklarda skolyoz gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Rencontrez Nos Médecins Spécialistes

Prenez rendez-vous dès maintenant ou appelez-nous pour votre santé.

WhatsApp Rendez-vous en Ligne