Üroloji

Hypospadias Repair Surgery

What is hypospadias, how and at what age is the repair surgery performed? Learn about the treatment of the urinary opening anomaly in children.

Hipospadias, erkek çocuklarda üretra (idrar kanalı) dış açıklığının penis ucundaki normal glans tepesi yerine, penisin alt yüzünde farklı seviyelerde açıldığı konjenital (doğuştan) bir üriner sistem anomalisidir. Türkçe literatürde peygamber sünneti olarak da anılan bu tablo, sünnet derisinin dorsal yüzde başlıklı biçimde kalıp ventral (alt) yüzde eksik olması nedeniyle çocuğun sanki kısmi sünnetli doğmuş izlenimi vermesinden kaynaklanır. Ancak hipospadias yalnızca bir estetik durum değildir; üretral açıklığın anormal lokalizasyonu, penil kordi (aşağı doğru eğrilik), meatal darlık, ventral sünnet derisi eksikliği ve zaman zaman eşlik eden inmemiş testis, mikropenis veya cinsiyet gelişim bozukluğu şüphesi gibi ürolojik bulgular birlikte değerlendirilmelidir. Cerrahi onarım hem işlevsel hem estetik hedefleri birlikte gözeten, mikrocerrahi düzeyde deneyim isteyen ileri pediatrik üroloji uygulamalarındandır. Koru Hastanesi Üroloji Kliniği, hipospadias tanılı bebek ve çocuklarda ayrıntılı fizik muayene, gerektiğinde karyotip ve hormonal değerlendirme, üriner sistem ultrasonografisi ve cerrahi zamanlama planlaması içeren bütüncül bir yaklaşım benimser.

Hipospadias Neden Oluşur ve Doğum Öncesi Tespit Edilebilir mi?

Hipospadias, embriyonik gelişimin 8 ile 16. haftaları arasında üretral oluğun tam olarak kapanamaması ve genital tüberkülün ventral kısmının androjen etkisine yeterli yanıt verememesi sonucu ortaya çıkar. Fetal dönemde testisten salgılanan testosteron, penis dokusunda 5-alfa redüktaz enzimi aracılığıyla dihidrotestosterona dönüşür ve androjen reseptörleri üzerinden üretral plağın tübülarizasyonunu yönlendirir. Bu kaskattaki herhangi bir aksaklık; androjen üretiminde yetersizlik, reseptör duyarlılığında azalma veya enzim eksikliği hipospadiasa zemin hazırlar. Etiyoloji çok faktöriyeldir. Genetik yatkınlık kardeşlerde ve baba-oğul geçişlerinde artmış prevalans olarak kendini gösterir; endokrin disruptör olarak bilinen pestisitler, fitalatlar ve bazı plastik ürünler intrauterin dönemde hormonal dengeyi bozarak riski artırabilir. Anne yaşının ileri olması, gebelikte progesteron kullanımı, in vitro fertilizasyon uygulamaları, düşük doğum ağırlığı, plasental yetersizlik ve prematüre doğum diğer bilinen risk faktörleri arasındadır. Hipospadias yaklaşık her 200 ile 300 erkek doğumdan birinde görülür ve son on yıllarda dünya genelinde insidansta hafif bir artış gözlenmektedir. Doğum öncesi tanı sınırlıdır; rutin ultrasonografide dikkatli bakıldığında ileri gebelik haftalarında penisin kısa görünmesi, tulip belirtisi olarak adlandırılan skrotal katlantı asimetrisi veya idrar akım yönünün ventrale doğru olması şüphe uyandırabilir. Ancak kesin tanı doğum sonrası muayene ile konur ve hafif distal formların büyük çoğunluğu ancak yenidoğan muayenesinde ya da sünnet öncesi ürolojik değerlendirmede fark edilir. Doğum öncesi şüpheli bulgu saptanan olgularda karyotipleme yapılması ve cinsiyet gelişim bozukluklarının ayırt edilmesi önerilir. Prenatal şüphe bildirilen ailelere doğum sonrası ilk muayene öncesinde detaylı danışmanlık verilir ve gerektiğinde yenidoğan üroloji konsültasyonu koordine edilir.

İdrar Deliğinin Penis Altında Olması Çocukta Hangi Şikayetlere Yol Açar?

Üretral meatusun glans tepesindeki normal yerinden aşağıya doğru kayması, çocuğun idrar akım paterninden başlayarak çeşitli fonksiyonel ve psikososyal sorunlara yol açar. En sık gözlenen tablo, idrar jetinin dik durarak öne doğru fışkırmak yerine aşağı doğru dağılması ve dizlere ya da ayaklara sıçramasıdır. Bu durum bezli dönemde fark edilmese de tuvalet eğitimi ile birlikte ebeveynler tarafından hemen dikkat çeker; ayakta işeyemeyen, kendi kıyafetini ıslatan ya da oturarak işemek zorunda kalan çocuklarda anaokulu döneminde akran ilişkileri etkilenebilir. Meatusun proksimale kaymasına genellikle penil kordi eşlik eder; ventral yüzdeki fibröz ve elastik olmayan dokular penisin flask haldeyken bile hafifçe aşağı bakmasına, ereksiyon sırasında ise belirgin şekilde eğrilmesine neden olur. Kordi derecesi hafif olgularda idrar sırasında dikkat çekmezken proksimal formlarda ciddi eğrilik oluşturur ve ilerleyen yaşlarda cinsel işlevi engelleyecek boyuta ulaşabilir. Dorsal preputium başlık biçiminde bol kalır ve ventral preput yokluğu penisin görünümünü estetik olarak değiştirir. Meatal darlık, distal olguların önemli bir bölümüne eşlik eder ve idrar akımını inceltip zorlaştırır; bu çocuklarda uzun süreli işeme, kalıntı damla ve nadiren tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları görülebilir. Skrotal ya da perineal hipospadias tablolarında skrotum ikiye ayrılmış görünümde olabilir ve bu bulgu cinsiyet gelişim bozukluğu şüphesini artırır. Ergenlik ve erişkinlik döneminde tedavi edilmemiş olgularda kordinin cinsel ilişkiyi güçleştirmesi, ejakülatın normal yönde ilerlememesi ve buna bağlı fertilite güçlükleri gündeme gelir. Küçük yaşta uygulanan zamanında cerrahi ile bu şikayetlerin tamamı büyük ölçüde önlenebilir; ürolojik değerlendirmede ailelere bu bulguların çocuk üzerindeki uzun vadeli etkileri detaylıca açıklanır.

Hipospadias Onarımı İçin İdeal Ameliyat Yaşı Kaç Aylıktır?

Uluslararası pediatrik üroloji dernekleri, seçilmiş sağlıklı olgularda hipospadias onarımı için ideal yaş aralığını 6 ile 18 ay arasında belirtir. Bu pencerenin en sık tercih edilen kesiti 12. ay dolaylarıdır. Bu zamanlamanın gerekçesi çok yönlüdür. Öncelikle, çocuk henüz cinsel organının farkındalığı gelişmemişken ve genital anatomi hafızasında yer etmeden onarım tamamlandığında, ilerleyen yaşlarda cerrahi anıya bağlı kaygı ve travmatik izlenim en aza iner. Ayrılma anksiyetesi 18-24 ay civarında zirveye ulaştığından bu yaştan önce yapılan girişimlerde anneden ayrılma stresi daha az yaşanır. İkinci gerekçe teknik ve doku düzeyindedir; bir yaşındaki çocukta penis dokuları hem yeterli boyuta ulaşmış olur hem de yara iyileşme dinamiği son derece elverişlidir. Bu yaşta yapılan sütür hatlarının skar oluşumu yetişkin dokuya kıyasla belirgin şekilde daha az, doku vaskülarizasyonu ise daha zengindir. Üçüncü olarak, ambulasyon yani yürüme dönemi öncesinde yapılan girişimlerde postoperatif bakım kolaylaşır; henüz yürümeyen bebekte üretral stent ve pansuman koruması daha az risk altındadır. Erken cerrahi aynı zamanda ailenin bakım yükünü azaltır ve tuvalet eğitimine düzgün anatomi ile başlanmasını sağlar. Prematüre doğan, düşük kilolu, eşlik eden sistemik hastalığı olan veya hormonal olarak hazırlanması gereken çocuklarda cerrahi 12-18 ayın sonuna hatta bazen 2 yaşa kadar ertelenebilir. Öte yandan proksimal ve şiddetli kordili olgularda testosteron uygulanmasıyla penis boyunun cerrahiye hazırlanması sekiz ile on iki hafta sürer ve zamanlama buna göre planlanır. Geç yaşta tanı alan çocuklarda cerrahi elbette yapılabilir; okul öncesi, okul çağı ve ergenlikte de hipospadias onarımı başarıyla gerçekleştirilir ancak psikoseksüel değerlendirme ve rehberlik gerektiği için yaklaşım daha bütüncüldür. Pediatrik üroloji uzmanı, her aileye çocuğun ağırlığı, ek hastalıkları ve anatomik bulgularına göre kişiselleştirilmiş bir zamanlama önerir.

Distal, Midshaft ve Proksimal Hipospadias Onarımında Cerrahi Teknikler Nasıl Farklılaşır?

Hipospadias, üretral meatusun anatomik yerleşimine göre sınıflandırılır ve bu sınıflama doğrudan cerrahi teknik seçimini belirler. Distal grup meatusun glanüler, koronal veya subkoronal yerleşim gösterdiği olguları kapsar ve tüm hipospadias olgularının yaklaşık yüzde yetmişini oluşturur. Bu grupta üretral plak genellikle sağlam, kordi minimal, doku yeterliliği yüksektir. Distal onarımda tek seanslı yaklaşımlar tercih edilir ve TIP olarak bilinen tübülarize insize plak tekniği, Mathieu flip-flap yöntemi ve MAGPI meatal ilerletme glansplasti yaklaşımı en sık kullanılan seçeneklerdir. Ameliyat süresi çoğunlukla bir buçuk iki saat civarındadır ve başarı oranları literatürde yüzde seksen beş ile doksan beş arasında değişir. Midshaft yani orta penil form olguların yaklaşık yüzde onunu oluşturur; bu grupta meatus penis şaftının orta kısmındadır ve genellikle orta düzeyde kordi eşlik eder. Onarımda TIP tekniği başta olmak üzere Duckett onlay island flap gibi vaskularize pediküllü flap yöntemleri gündeme gelir; çünkü tübülarizasyon için yeterli plak genişliği her zaman bulunmayabilir. Proksimal grup olguların yaklaşık yüzde yirmisini oluşturur ve meatus proksimal penil, penoskrotal, skrotal veya perineal yerleşim gösterir. Bu grupta kordi derecesi belirgin, üretral plak dar, glansular yapı hipoplazik ve eşlik eden anomali sıklığı yüksektir. Proksimal olgularda tek seanslı onarım her zaman uygun olmayabilir; iki aşamalı Bracka yaklaşımı, önce kordi düzeltilerek ve preputium ya da bukkal mukoza grefti serilerek dokunun altı ile on iki ay yerleşmesine izin verir, ikinci aşamada bu greft tübülarize edilerek neo-üretra oluşturulur. Alternatif olarak Duckett onlay flap, Byars skrotal flap ve modifiye Snodgrass gibi teknikler seçilmiş vakalarda tek seansta uygulanabilir. Proksimal formların başarı oranı yüzde yetmiş ile seksen beş, komplikasyon oranı yüzde on beş ile kırk arasında değişir. Cerrahi ekip, olgu bazlı değerlendirme ve gerektiğinde çok seanslı planlama ile her hasta için en uygun tekniği belirler.

TIP (Tubularize Insize Plate) ve MAGPI Yöntemleri Hangi Vakada Tercih Edilir?

Snodgrass tarafından 1994 yılında tanımlanan TIP tekniği, günümüzde distal ve seçilmiş midshaft hipospadias olgularında altın standart olarak kabul edilmektedir. Yöntemin özü, üretral plağın orta hattan longitudinal olarak insize edilmesi ve elde edilen genişleme sayesinde tübülarizasyona olanak sağlanmasıdır. TIP tekniğinde ventral yüzdeki üretral plak korunur, orta hat kesisi ile plağın genişliği yaklaşık iki kat artırılır, elde edilen doku iki katlı sütür hattı ile tüplleştirilir ve üzerine dorsal preputiumdan hazırlanan vaskularize dartos flap ile takviye uygulanır. Bu yaklaşımın avantajı, ekstra flap ihtiyacını azaltması, meatus konumunu glans tepesine taşıması, kozmetik olarak yarık glans görüntüsünü ortadan kaldırması ve fistül oranını düşük seviyede tutmasıdır. TIP tekniği ideal olarak üretral plağı sağlam, plak genişliği yeterli, glans hacmi tatminkar ve kordi minimal olan distal ile orta yerleşimli olgularda tercih edilir. Snodgraft modifikasyonunda insize plak üzerine ince bukkal mukoza grefti serilerek dar plaklı olgularda da başarı elde edilir. MAGPI tekniği ise Duckett tarafından tanımlanmış olup meatal advancement and glanuloplasty adının kısaltmasıdır. Bu yöntem, meatusu sadece bir kaç milimetre glans tepesine ilerletmek yeterli olan çok distal glanüler hipospadias olgularında uygundur. Meatus tabanına longitudinal, subkoronal seviyeye ise transvers plikatür sütür yerleştirilerek meatus glans tepesine kaydırılır ve etraf glans dokusu kanatlar halinde kapatılır. MAGPI için ideal aday, meatal darlığı olmayan, kordisiz, glans yapısı iyi gelişmiş ve meatusun glansın hemen altında yerleştiği olgudur; teknik hızlı, komplikasyon oranı düşüktür ancak endikasyonu son derece dardır. Mathieu flip-flap tekniği ise meatusun hemen distalinden hazırlanan cilt flabını proksimalden distale doğru çevirerek neo-üretra oluşturur; bu yöntem bugün TIP kadar sık kullanılmasa da seçilmiş subkoronal olgularda hala geçerli bir alternatiftir. Cerrahi ekip teknik seçiminde meatus lokalizasyonu, plak kalitesi, glans hacmi, kordi derecesi ve preputium yeterliliğini birlikte değerlendirir.

Kordi (Penis Eğriliği) Aynı Seansta Nasıl Düzeltilir?

Kordi, penisin özellikle ereksiyon sırasında aşağı doğru eğrilme durumudur ve hipospadias olgularının önemli bir bölümüne eşlik eder. Kordinin cerrahi tedavisi neo-üretra oluşturmadan önce mutlaka tamamlanmalıdır; çünkü eğrilik düzeltilmeden yerleştirilen tüp, ereksiyonlarda tekrar bükülerek uzun dönemde fonksiyonel başarısızlığa yol açar. Ameliyat sırasında kordi derecesini objektif olarak değerlendirmek için yapay ereksiyon testi uygulanır. Bu testte penis köküne turnike konulur ve serum fizyolojik ya da metilen mavisi karışımı korpus kavernozuma enjekte edilerek suni ereksiyon oluşturulur; bu sayede eğrilik açısı derecelendirilir. On beş dereceden az eğrilikler klinik olarak önemsizdir; on beş ile otuz derece arasındaki kordilerde çoğunlukla ventral cilt ve fasyal disseksiyon yeterli olur, çünkü eğriliğin büyük kısmı ventral yüzdeki cilt ve dartos gerginliğine bağlıdır. Ventral yüzey glans altından penoskrotal bileşkeye kadar tam olarak seyrildikten sonra tekrar ereksiyon testi yapılır. Otuz dereceden fazla süregelen eğriliklerde ek girişimler gerekir. Dorsal plikasyon olarak bilinen Nesbit veya Baskin modifikasyonu ile dorsal tunica albuginea üzerine kalıcı sütürlerle küçük plikatürler konularak eğrilik düzeltilir; bu teknik glansı deforme etmeden pratik sonuç sağlar. Şiddetli kordili proksimal olgularda ventral korpus kavernozum grefti veya ventral kortotomi gerekebilir; ventral tunica albuginea insize edilip elde edilen açıklık dermal, tunica vaginalis ya da bukkal mukoza grefti ile kapatılır. Bu şekilde korpus kavernozumun ventral yüzü uzatılır ve eğrilik giderilir. Kordi düzeltilmesinin ardından penis anatomik olarak düz hale gelir ve ancak bundan sonra neo-üretra planlaması yapılır. İki aşamalı Bracka tekniğinde kordi ilk seansta düzeltilir, üretral onarım altı ile on iki ay sonra yapılır. Cerrahi ekip her olguda intraoperatif ereksiyon testini standart olarak uygular ve düzeltilen eğriliği son kez kontrol ederek üretral rekonstrüksiyona geçer.

Ameliyat Öncesi Testosteron Kremi Neden Uygulanır?

Preoperatif hormonal hazırlık, özellikle proksimal hipospadias, mikropenis eşlik eden olgular ve preputium miktarı yetersiz hastalarda cerrahi başarıyı artırmak için uygulanır. Kullanılan başlıca preparatlar arasında testosteron propionat ya da enantat içeren yüzde iki buçuklu kremler, dihidrotestosteron jelleri ve intramuskuler testosteron enjeksiyonları yer alır. Krem formu üç ile dört hafta arayla, toplam iki ile üç doz halinde ve genellikle sekiz haftalık bir hazırlık dönemine yayılarak uygulanır. Bu tedavinin başlıca hedefleri penis boyunun ve glans çapının artırılması, glans dokusunun daha belirgin hale gelmesi, preputiumun genişleyip vaskülarizasyonunun zenginleşmesi ve ventral cilt kalitesinin iyileşmesidir. Preputium hacmindeki artış, cerrahi sırasında hem tübülarizasyon için ek doku sağlar hem de vaskularize pediküllü flapların hazırlanmasını kolaylaştırır. Glans çapının artması hem sütür tutuşunu iyileştirir hem de meatal darlık riskini azaltır. Ancak testosteron hazırlığı yalnızca seçilmiş olgularda uygulanmalıdır. Rutin distal olgularda ihtiyaç yoktur ve gereksiz androjen uygulaması istenmeyen etki gösterebilir. Yan etkileri arasında lokal ciltte pigmentasyon artışı, pubik kıllanmada erken belirginleşme, davranışsal sinirlilik, kilo artışı ve nadir olarak kemik yaşında ilerleme yer alır. Bu nedenle tedavi süresince aile çocuğu yakından izlemeli, kremi eldivenle uygulamalı ve uygulama sonrası genital bölge örtülmelidir; ailenin diğer üyelerine transdermal geçişi engellemek önemlidir. Cerrahi son testosteron dozunun ardından yaklaşık iki üç hafta beklenerek yapılır; bu süre dokunun ödemli görünümden kurtulup vaskülarizasyonun stabilize olması için gereklidir. Ayrıca eş zamanlı olarak endokrinoloji görüşü alınması, testosteron cevabının yetersiz olduğu düşünülen olgularda androjen reseptör duyarlılığı ve 5-alfa redüktaz aktivitesini araştırmak için yararlıdır. Cerrahi ekip, testosteron hazırlığı gereken olgularda pediatrik endokrinoloji ile birlikte multidisipliner değerlendirme yapar ve doz protokolünü hastanın anatomik bulgularına göre belirler.

Yeni İdrar Kanalı Oluşturulurken Hangi Doku Grefti Kullanılır?

Hipospadias onarımının ana amacı, glans tepesine kadar uzanan sürekli, düzgün kalibreli ve fonksiyonel bir neo-üretra oluşturmaktır. Bu yapının oluşturulmasında kullanılan doku kaynağı, meatus lokalizasyonu, plak kalitesi ve seçilen tekniğe göre farklılık gösterir. Distal olguların büyük bölümünde üretral plak yerinde korunur ve TIP tekniğinde olduğu gibi orta hat insizyonuyla tübülarize edilir; bu yaklaşımda ek greft kullanılmaz. Ancak plak dar olduğunda üzerine ince bukkal mukoza grefti serilerek Snodgraft modifikasyonu uygulanabilir. Bukkal mukoza grefti, ağız iç yanağından alınan ince ve dayanıklı bir epitel dokusudur. Islak ortama alışkın olması, keratinize olmayan yapısı, ince submukozal tabakası sayesinde yerleştikten sonra doğal üretral epitel gibi davranması ve reddedilme riskinin son derece düşük olması bu grefti tercih edilen kaynak haline getirir. Bukkal greft, iki aşamalı Bracka yaklaşımında ilk seansın önemli bir bileşenidir; kordi düzeltilmesinin ardından üretral yatak oluşturulacak alana bukkal ya da preputial greft serilir ve altı ile on iki ay yerleşme süresi tanınır. Onlay island flap tekniğinde dorsal preputiumdan hazırlanan ince ve pediküllü bir cilt flabı üretral plağın üzerine dikilerek neo-üretra tamamlanır; bu flabın avantajı vaskularize olması ve dolayısıyla iskemi riskinin düşük olmasıdır. Tüp içi tüp olarak bilinen tube flap tekniğinde preputium tam kalınlıkta pediküllü bir flap olarak hazırlanır ve tüp haline getirilerek üretral defekt köprülenir; ancak bu teknik günümüzde daha az tercih edilir. Diğer alternatifler arasında Byars skrotal flap, mesane mukoza grefti ve nadir olgularda ince bağırsak submukoza grefti yer alır. Sütür materyali olarak 6-0 ve 7-0 monofilaman monokril ya da poliglaktin gibi hızlı emilebilir dikişler kullanılır; iki katlı, epitel yüzü içe bakan devamlı ya da aralıklı teknikte tübülarizasyon yapılır. Sütür hattı üzerine mutlaka bir katman daha yerleştirilir; bu katman dartos flap, tunika vaginalis flap ya da spongiofibröz doku olabilir ve fistül önlenmesinde kritik rol oynar. Cerrahi ekip, olgunun anatomisine ve gerekli neo-üretra uzunluğuna göre en uygun doku kaynağını seçer.

Peygamber Sünneti Olan Çocuklarda Sünnet Derisi Rekonstrüksiyonda Neden Korunmalıdır?

Hipospadiaslı çocuklarda preputium yani sünnet derisi, sıradan sünnet materyali olarak değil cerrahi rekonstrüksiyonun en değerli doku kaynağı olarak değerlendirilmelidir. Peygamber sünneti izlenimi veren dorsal başlıklı kapak, çocuk ilerleyen aylarda ameliyat edilene kadar mutlaka korunmalıdır. Bu kritik uyarının pek çok gerekçesi vardır. İlk olarak dorsal preputium, hipospadias onarımının hemen her aşamasında vaskularize doku kaynağı olarak kullanılır. TIP tekniğinde neo-üretra üzerine ikinci katman dartos flabı sünnet derisinin dorsalinden hazırlanır ve fistül oranını belirgin biçimde azaltır. Onlay island flap gibi tekniklerde bizzat neo-üretra sünnet derisinden üretilir. Bracka tekniğinde birinci seansta üretral yatağa yerleştirilen greft sünnet derisinin iç yaprağından hazırlanır ve doğal üretral epitele en yakın histolojik yapıyı gösterir. İkinci olarak sünnet derisi hem estetik hem koruyucu bir görev üstlenir; ameliyat sırasında yeniden inşa edilerek çocuğun glans ve şaftı örtülü hale getirilir ya da isteğe göre standart bir sünnet ile kapatılır. Üçüncüsü, hipospadias tanısı almadan sünnet edilmiş bir çocukta daha sonraki cerrahi onarım çok daha zorlaşır; alternatif doku kaynakları olarak bukkal mukoza, skrotal cilt veya mesane mukozası kullanılmak zorunda kalınır ve komplikasyon riski artar. Bu nedenle yenidoğan muayenesinde dorsal başlıklı sünnet derisi veya ventral açıklık tespit edilen çocukların sünnet edilmemesi ve derhal pediatrik üroloji uzmanına yönlendirilmesi son derece önemlidir. Ailelerin dini ya da geleneksel sünnet beklentileri, hipospadias onarımı sırasında cerrah tarafından karşılanabilir; ameliyatın sonunda seçilmiş vakalarda sünnet biçiminde deri kapatılması yapılır, uygun olmayanlarda preputium tekrar inşa edilerek koruyucu örtü sağlanır. Pediatrik üroloji polikliniğinde ailelere bu konu ilk muayenede detaylıca anlatılmalı ve hipospadias tanısı konulan çocuklarda hiçbir sünnet girişimi yapılmadan cerrahi onarım için randevu planlanmalıdır.

Ameliyat Sonrası Üretral Stent ve Mesane Kateteri Kaç Gün Kalır?

Hipospadias onarımı sonrasında yeni oluşturulan üretranın iyileşme süresince istirahat halinde tutulması ve idrar akımının bu bölgeye baskı yapmadan yönlendirilmesi büyük önem taşır. Bu amaçla ameliyat sonunda üretral stent, transüretral kateter ya da suprapubik dren yerleştirilir. Kullanılan tüpün türü ve kalış süresi olgunun büyüklüğüne, uygulanan tekniğe ve çocuğun yaşına göre değişir. Distal olgularda ince, yumuşak, silikon kaplı bir üretral stent kullanılır; bu stent mesaneye kadar uzanır ve idrarın doğrudan bez içine akmasını sağlar. Genellikle beş ile yedi gün süreyle yerinde kalır; bazı distal olgularda üç gün gibi kısa süreler yeterli olabilir. Midshaft ve proksimal olgularda daha uzun neo-üretra oluşturulduğu için stent süresi yedi ile on gün arasında planlanır. İki aşamalı onarımlarda ilk seans sonrasında greft yerleşmesini beklemek amacıyla idrar drenajı süprapubik kateter ile sağlanabilir. Süprapubik kateter özellikle idrar sondasının yerinde tutulmasının güç olduğu, davranışsal ajitasyonun yüksek olduğu ya da uzun süreli drenajın planlandığı olgularda tercih edilir. Kateter kalırken çift kat pansuman ve elastik saran koruyucu bandaj kullanılır; bu pansuman ödemi azaltır, hemostaz sağlar ve stent hareketini engeller. Pansuman kırk sekiz ile yetmiş iki saat içinde açılabilir ya da doğrudan stent alınırken çıkartılır. Antibiyotik profilaksisi kateter süresince, tercihen düşük doz sefalosporin ya da amoksisilin ile devam ettirilir; kateter çıkarıldıktan sonra iki ile üç gün daha sürdürülür. Analjezik olarak parasetamol ve gerektiğinde ibuprofen kullanılır; oksibutinin gibi antikolinerjikler mesane spazmını azaltmak için önerilebilir. Kateter çıkarıldıktan sonra çocuk büyük ölçüde bezli olduğu için idrar drenajı endişe yaratmaz; tuvalet eğitimini tamamlamış çocuklarda birkaç gün oturarak işeme önerilebilir. Cerrahi ekip, kateter takibi sırasında aileyi her gün yönlendirir ve stent çıkarma işlemini genellikle poliklinik koşullarında ağrısız biçimde gerçekleştirir.

Fistül ve Üretral Darlık Gibi Komplikasyonlar Hangi Sıklıkla Görülür?

Hipospadias cerrahisi teknik gelişmelere rağmen komplikasyon oranı görece yüksek bir alan olmayı sürdürmektedir. En sık karşılaşılan komplikasyon üretrokutanöz fistüldür; yani neo-üretra ile cilt arasında istenmeyen bir kanal oluşumudur. Fistül insidansı distal olgularda yüzde beş ile on beş, proksimal olgularda yüzde on beş ile otuz arasında değişir. Erken dönemde küçük fistüller kendiliğinden kapanabilir; ancak altı ayı geçen kalıcı fistüller cerrahi kapatılma gerektirir. Kapatma işleminde fistül traktı eksize edilir, temiz kenarlar oluşturulur, iki katlı sütür yapılır ve üzerine tercihen dartos ya da tunika vaginalis flap ile takviye eklenir. Meatal darlık ikinci sık komplikasyondur ve olguların yaklaşık yüzde beş ile onunda görülür; idrar akımının incelmesi ve zorlanması ile fark edilir. Tedavide düzenli meatal dilatasyon, meatoplasti ya da meatotomi seçenekleri kullanılır. Neo-üretral striktür yani darlık, sütür hattı boyunca fibrozis gelişimine bağlıdır ve retrograd üretrografi ya da sistoüretroskopi ile tanı konur; kısa segment darlıklarda endoskopik dilatasyon veya ürethrotomi yeterli olabilirken uzun segment darlıklarda ek greft ile revizyon gerekir. Üretral divertikül, özellikle proksimal olgularda geniş kalibreli neo-üretra oluşturulmuşsa gündeme gelir; işeme sonrası damla kaçırma, torbamsı şişlik ve bakteriüri ile kendini gösterir. Cerrahi olarak divertikül duvarı eksize edilir ve neo-üretra daraltılır. Kordi rekürrensi, tam olarak düzeltilememiş ya da zamanla yeniden ortaya çıkan eğriliktir ve ergenlik döneminde ereksiyonlarda fark edilebilir; tedavisi dorsal plikasyon veya ventral greft ile mümkündür. Skar retraksiyonu ve estetik problemler özellikle koyu tenli çocuklarda daha görünür olabilir; hipertrofik skar tedavisinde silikon jel, intralezyoner steroid ve gerekirse skar revizyonu uygulanır. Yara enfeksiyonu, hematom ve dehisens erken postoperatif dönemde sık olmasa da rapor edilen komplikasyonlardandır. Uzun dönemde takip mutlaka yapılmalıdır; kordi rekürrensi ve fonksiyonel problemler ergenlik ve erişkinlik döneminde ortaya çıkabilir. Pediatrik üroloji polikliniği, tüm hipospadias hastalarını çocukluk boyunca yıllık kontrollere almalı ve gerektiğinde revizyon cerrahisi planlamalıdır.

Tek Seanslı Onarım ile İki Aşamalı Onarım Arasında Nasıl Karar Verilir?

Hipospadias onarımında seans sayısı, olgu bazlı bir cerrahi karardır ve pek çok anatomik ve klinik parametreye dayalı olarak belirlenir. Tek seanslı onarım, tercihen tercih edilen yaklaşımdır çünkü çocuğun yalnızca bir anestezi ve iyileşme süreci yaşamasına olanak tanır. Distal ve seçilmiş orta yerleşimli olguların büyük bölümünde TIP, MAGPI, Mathieu veya onlay island flap gibi teknikler tek seansta uygulanır ve yüksek başarı elde edilir. Bu durum için üretral plağın sağlam olması, kordinin minimal ya da orta düzeyde olması, glans hacminin yeterli olması, preputiumun onarım için ihtiyaç duyulan flapları sağlayabilecek boyutta olması ve eşlik eden anomali bulunmaması gerekir. Buna karşın iki aşamalı onarım, tek seansla güvenli sonuç alınamayacak öngörülen olgularda planlanır. Şiddetli kordili proksimal olgular, dar ve fibrotik üretral plak barındıran hastalar, glans hipoplazisi belirgin çocuklar, önceki onarımların başarısız olduğu revizyon olguları ve yetersiz preputium ile karşılaşılan durumlar iki aşamalı onarımın klasik endikasyonlarını oluşturur. Bracka yaklaşımı bu gruptaki en yaygın protokoldür. İlk seansta ventral cilt seyrilerek kordi tam olarak düzeltilir, üretral plak eksize edilir ve yerine bukkal mukoza ya da preputium iç yaprağından hazırlanan greft serilerek ventral yüz yeni bir üretral yatak olarak inşa edilir. Greft altı ile on iki ay boyunca yerleşir, vaskülarize olur ve olgun bir epitel yapısı kazanır. İkinci seansta bu greft tübülarize edilerek neo-üretra oluşturulur ve glans kanatları örtülür. İki aşamalı yaklaşımın avantajları arasında kordinin kesin olarak düzeltilebilmesi, greftin yerleşmesi için yeterli zaman tanınması, tübülarizasyonun stabil bir doku üzerinde yapılması ve komplikasyon oranlarının şiddetli olgularda tek seans yaklaşımlarına göre daha kabul edilebilir düzeyde tutulması sayılabilir. Dezavantajı ise iki ayrı anestezi ve iki ayrı iyileşme süreci gerektirmesidir. Karar verirken cerrah, üretral plağın genişliğini, kordi derecesini, glans hacmini, preputium miktarını, önceki cerrahi öyküsünü ve ailenin beklentilerini birlikte değerlendirir. Cerrahi ekip, aileye her iki yaklaşımın avantajlarını, dezavantajlarını, süreçleri ve olası komplikasyonları detaylıca anlatarak ortak karar verme sürecini destekler.

Hipospadias Ameliyatından Sonra Çocuğun İdrar Akımı ve Fonksiyonu Nasıl Değerlendirilir?

Postoperatif değerlendirme, hipospadias cerrahisinin uzun vadeli başarısını belirleyen ve hasta takibinin ayrılmaz bir parçası olan süreçtir. Ameliyat sonrası ilk hafta cerrahi bölgenin iyileşmesi, sütür hattının bütünlüğü, ödemin gerilemesi ve enfeksiyon bulgusunun olup olmaması izlenir. Kateter çıkarıldıktan sonra ilk işeme büyük merakla beklenir; idrar akımının glans tepesinden düzgün bir jet halinde çıkması, akım yönünün öne doğru olması ve idrar sonu damlanın olmaması istenen tabloyu oluşturur. Ancak erken dönemde idrar akımı ödeme bağlı hafifçe zorlanabilir; bu genellikle iki ile üç hafta içinde normalleşir. Kontroller ameliyattan bir hafta, iki hafta, bir ay, üç ay, altı ay ve bir yıl sonra planlanır; ardından yıllık takibe alınır. Objektif değerlendirmede tuvalet eğitimini tamamlamış çocuklarda üroflowmetri altın standart yöntemdir. Akım eğrisinin şekli, en yüksek akım hızı, ortalama akım hızı ve işeme süresi kaydedilir; çan biçimli düzgün eğri ideal sonucu gösterirken plato benzeri düşük akım striktür ya da meatal darlığı işaret eder. Ayrıca işeme sonrası mesane rezidü ölçümü ultrasonografi ile yapılır; rezidü hacim beş yaş üstü çocuklarda yirmi mililitrenin altında olmalıdır. Çocuğun ayakta düzgün dik jetli işeyip işeyemediği, ıslatma olup olmadığı ve idrarı ne kadar rahat başlatabildiği anamnez yoluyla sorgulanır. Uzun dönem takipte kozmetik sonuç; glans şekli, meatus konumu, sütür izleri, penis düzgünlüğü, sünnet ya da preputium biçimi değerlendirilir ve ailenin memnuniyeti kayıt altına alınır. Ergenlik döneminde ereksiyon sırasında kordi rekürrensi olmadığından emin olmak için hasta detaylı anamnez yoluyla sorgulanır. Bu görüşmelerde çocuğun kendi cinsel organına dair algısı, akranlarıyla ilişkisi ve psikososyal iyilik hali gözden geçirilir. Gerekli görülürse çocuk ve ergen psikologu ile birlikte psikoseksüel değerlendirme yapılır. Erişkinlik döneminde tekrar bir kontrol önerilir; hem üriner işlev hem cinsel fonksiyon açısından hasta değerlendirilir. Pediatrik üroloji polikliniği, hipospadias hastalarını çocukluk boyunca yıllık, ergenlikte artan sıklıkla ve erişkinlik sonrası final kontrolle takip etmeyi standart bir kalite ölçütü olarak benimsemelidir.

Erişkin Yaşta Fark Edilen Hipospadias Cinsel Fonksiyon ve Fertiliteyi Nasıl Etkiler?

Distal ve hafif olgularda hipospadias yıllarca fark edilmeden kalabilir ve ancak ergenlik ya da erişkinlik döneminde ortaya çıkan sorunlar nedeniyle ürolojik değerlendirme gündeme gelir. Erişkin yaşta fark edilen ya da tedavi edilmemiş hipospadias, önemli fonksiyonel ve psikoseksüel etkiler doğurur. Cinsel işlev açısından en sık gözlenen problem, kordi nedeniyle penisin ereksiyon sırasında aşağı doğru eğilmesi ve cinsel ilişkinin ağrılı, tatmin edici olmayan ve mekanik olarak güç bir hale gelmesidir. Belirgin eğrilik penetrasyonu engelleyebilir ve partner ilişkisinde kaçınmaya yol açabilir. Meatusun proksimal yerleşiminde ejakülatın normal öne doğru fışkırma yerine ventrale doğru yönelmesi ve dış açıklıktan yayılarak çıkması, sperm depolanmasını engelleyerek fertiliteyi olumsuz etkiler. Özellikle proksimal, penoskrotal ve perineal formlarda ejakülasyonun servikal seviyeye ulaşamaması nedeniyle infertilite oranı belirgin biçimde artar. Ayrıca hipospadias tablosuna eşlik eden inmemiş testis, hipogonadizm, düşük testosteron ve androjen duyarsızlığı gibi durumlar da fertiliteyi olumsuz etkileyen bağımsız faktörlerdir. İdrar akımının aşağıya yönelmesi erişkin dönemde ayakta işeme sırasında ıslatma, kıyafet kirletmesi ve iş hayatında konforsuzluk oluşturur; bu tablonun sosyal etkileri özellikle askerlik, spor ve toplu tuvalet kullanımı gibi ortamlarda belirginleşir. Estetik açıdan penisin görünümünden duyulan memnuniyetsizlik, partner ilişkilerinde çekingenlik, öz güven kaybı ve cinsel kaçınma davranışı psikoseksüel değerlendirme gerektirir. Erişkin dönemde uygulanan onarım çocukluk dönemine kıyasla daha zordur; dokular daha kalın, daha az elastik ve fibröz yapıya yatkındır. Bununla birlikte bukkal mukoza greftleri, çok seanslı Bracka protokolleri ve kordi düzeltilmesi için tunika grefti ile ventral uzatma teknikleri uygulanarak başarılı sonuçlar elde edilebilir. Cerrahi öncesinde detaylı anamnez, ejakülasyon paterni, sperm analizi ve hormonal panel değerlendirilir. Fertilite planlayan erişkinlerde onarım öncesinde sperm dondurma seçeneği gündeme gelebilir. Onarım sonrasında partnerle birlikte cinsel danışmanlık ve psikoseksüel destek çoğu hastada gerekir. Multidisipliner klinik yaklaşımda erişkin hipospadias olgularında üroloji, üreme sağlığı, endokrinoloji ve psikoseksüel danışmanlık birimleri bir arada değerlendirilerek hastaya çok yönlü bir tedavi ve rehabilitasyon programı sunulur.

Bu sayfada yer alan bilgiler yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır ve hastalığa özgü tanı veya tedavi kararı yerine geçmez. Hipospadias, çocuğun anatomik bulgularına, meatusun lokalizasyonuna, kordi derecesine, preputium ve glans yeterliliğine göre birbirinden farklı cerrahi yaklaşımlar gerektiren, birden çok seans planlanabilen kişiye özel bir üriner sistem anomalisidir. Her hasta için doğru olan yöntem, ideal cerrahi zamanlama, testosteron gibi preoperatif hormonal hazırlığın gerekliliği, iki aşamalı onarım kararının verilmesi ve postoperatif takip protokolü ancak birebir muayene ve gerekli görüntüleme sonrasında pediatrik üroloji uzmanı tarafından belirlenebilir. Sayfada yer alan başarı ve komplikasyon oranları literatür ortalamalarını yansıtır ve olgu bazlı sonuçlar bu değerlerden farklı olabilir. Hipospadias tanısı almış çocuğunuz sünnet edilmemeli ve mutlaka bir pediatrik üroloji uzmanına gösterilmelidir. Tedavi, cerrahi zamanlama ve olası komplikasyonlar hakkında bilgi almak için hastanemizin üroloji polikliniğine başvurabilir, muayene randevusu talep edebilir ve çocuğunuza uygun tedavi planını Koru Hastanesi Üroloji uzman ekibiyle birlikte oluşturabilirsiniz.

Meet Our Specialist Physicians

Book an appointment now or call us for your health.

WhatsApp Online Appointment