Çocuk Kardiyoloji

Çocuklarda Otomatik Eksternal Defibrilatör (AED) Kullanımı

Çocuk hastalarda Çocuklarda AED Kullanımı, klinik bulguları ve gelişimsel etkileri açısından önem taşır. Tanı süreci ve dikkat edilmesi gerekenlere göz atın.

Otomatik eksternal defibrilatör, halk arasında kısaca AED olarak bilinen, ani kalp durması yaşayan bireylere uygulanan elektriksel şok yöntemiyle kalp ritminin yeniden düzenlenmesine katkı sağlayan taşınabilir bir tıbbi cihazdır. Erişkin popülasyonda yaygın kullanımı bulunan bu cihazların pediatrik yaş grubunda kullanımı, çocukların anatomik ve fizyolojik özellikleri göz önünde bulundurularak özel parametrelerle yapılandırılmaktadır. Çocuklarda ani kardiyak arrest tablosu, yetişkinlere kıyasla daha nadir görülmekle birlikte, ortaya çıktığında hızlı ve doğru müdahale gerektiren kritik bir acil durumdur. Pediatrik yaş grubunda hayatta kalma şansının artırılmasında, olay yerinde uygulanan temel yaşam desteği ile birlikte erken defibrilasyonun belirleyici bir rol üstlendiği bilinmektedir.

Çocukluk çağında ani kalp durmasının nedenleri yetişkinlerden belirgin biçimde farklılaşmaktadır. Erişkinlerde sıklıkla koroner arter hastalığına bağlı ventriküler fibrilasyon gözlenirken, pediatrik popülasyonda solunum yetmezliği, boğulma, travma, doğumsal kalp hastalıkları ve kanal hastalıkları gibi tablolar ön plana çıkmaktadır. Bununla birlikte, özellikle okul çağındaki çocuklarda ve adölesanlarda spor müsabakaları sırasında ortaya çıkan ventriküler fibrilasyon ve nabızsız ventriküler taşikardi olguları nadir olmayan biçimde bildirilmektedir. Hipertrofik kardiyomiyopati, uzun QT sendromu, Brugada sendromu ve katekolaminerjik polimorfik ventriküler taşikardi gibi kalıtsal aritmojenik tablolar, görünüşte sağlıklı çocuklarda beklenmedik şekilde gelişen kollapsların ardındaki başlıca nedenler arasında yer almaktadır.

Pediatrik AED kullanımında temel ilke, çocuğun yaşına ve vücut ağırlığına göre uygun enerji düzeyinin uygulanmasıdır. Bir yaşın altındaki bebeklerde, mümkünse manuel defibrilatör tercih edilmektedir. Manuel cihaza erişim sağlanamadığı koşullarda, pediatrik doz azaltıcı sisteme sahip otomatik eksternal defibrilatör kullanımı önerilmektedir. Bu sistemler bulunmadığında, standart erişkin AED cihazlarının da uygulanabileceği uluslararası resüsitasyon kılavuzlarında belirtilmektedir. Bir ile sekiz yaş aralığındaki çocuklarda öncelik, pediatrik elektrot pedleri veya pediatrik doz azaltıcı anahtarlara sahip cihazlardadır. Sekiz yaşın üzerindeki çocuklarda ise erişkin protokollerine uygun standart elektrot pedleri kullanılmaktadır. Bu yaklaşımın temel gerekçesi, küçük yaş grubundaki çocuklarda miyokard üzerine düşen enerji yoğunluğunun erişkinlere göre daha yüksek olması ve bu durumun miyokard hasarı riskini artırabilmesidir.

Elektrot pedlerinin yerleşim biçimi, etkili defibrilasyon için belirleyici unsurlardan biri olarak değerlendirilmektedir. Çocuklarda iki temel yerleşim seçeneği bulunmaktadır. Anterolateral yerleşimde pedlerden biri sağ klavikulanın hemen altına, diğeri sol meme başının altında, orta aksiller hat üzerine yerleştirilmektedir. Anteroposterior yerleşim olarak adlandırılan ikinci seçenekte ise pedlerden biri sternumun sol tarafına, diğeri sırta, skapulalar arasına konumlandırılmaktadır. Küçük göğüs kafesine sahip bebeklerde ve küçük çocuklarda, iki ped arasında en az üç santimetrelik mesafe bırakılabilmesi açısından anteroposterior yerleşim çoğu durumda tercih edilen seçenek olmaktadır. Pedlerin birbirine değmesi veya çakışması, akımın kısa devre yapmasına ve etkinliğin azalmasına yol açabilmektedir.

Uygulama öncesinde göğüs bölgesinin kuru olması gereklidir. Su, ter veya kan gibi sıvıların varlığı, elektriksel akımın cilt yüzeyinden saçılarak miyokarda ulaşan akım miktarının azalmasına neden olabilmektedir. Yüzme havuzu veya deniz kenarında gerçekleşen olaylarda çocuğun kuru bir zemine alınması ve göğsünün kurulanması ilk basamaklardan biridir. Cihaz uygulanırken çocuğun metal yüzeylerle temas etmemesine dikkat edilmelidir. Göğüs üzerinde transdermal ilaç bandı bulunması durumunda bu materyalin çıkarılması ve cilt yüzeyinin temizlenmesi önerilmektedir. İmplante edilmiş kalp pili veya defibrilatör bulunan çocuklarda, elektrot pedleri cihazdan en az sekiz santimetre uzağa yerleştirilmelidir.

Olay yerinde AED kullanımının zamanlaması, sonuçları doğrudan etkileyen kritik bir parametredir. Tanıklı bir kollaps sonrası her bir dakikalık gecikmenin hayatta kalma olasılığını yüzde yedi ile on aralığında düşürdüğü bildirilmektedir. Bu nedenle ilk yardıma yanıt verecek bireylerin cihaza hızlı erişim sağlaması ve doğru biçimde kullanması büyük önem taşımaktadır. Cihazın açılmasıyla birlikte sesli komutlar başlamakta ve kullanıcıyı adım adım yönlendirmektedir. Cihaz, çocuğun kalp ritmini otomatik olarak analiz etmekte ve şok uygulanması gereken bir ritim saptaması durumunda kullanıcıyı düğmeye basmaya yönlendirmektedir. Analiz sırasında çocuğa dokunulmaması ve göğüs kompresyonlarına ara verilmesi gereklidir.

Çocuklarda kardiyopulmoner resüsitasyon ile AED kullanımının entegre biçimde uygulanması, başarılı sonuç alınmasında belirleyicidir. Bilinç kaybı, yanıtsızlık ve normal solunumun olmaması durumunda derhal göğüs kompresyonlarına başlanmaktadır. Bir yaşın altındaki bebeklerde iki parmak veya iki başparmak çevreleme tekniği, bir yaşından büyük çocuklarda tek el veya iki el ile yapılan kompresyonlar uygulanmaktadır. Kompresyon derinliği, göğüs ön-arka çapının yaklaşık üçte biri kadar olmalı; bebeklerde dört santimetre, çocuklarda beş santimetre düzeyinde tutulmalıdır. Kompresyon hızı dakikada yüz ile yüz yirmi arasında olacak biçimde sürdürülmektedir. AED ulaşır ulaşmaz, kompresyonlara minimum ara verilerek pedlerin yerleştirilmesi ve cihazın çalıştırılması önerilmektedir.

Pediatrik enerji dozları, cihaz türüne ve protokole göre belirlenmektedir. Manuel defibrilatörlerle ilk şok için kilogram başına iki ile dört joule enerji uygulanmakta, devam eden şoklarda doz kilogram başına dört joule olarak ayarlanmakta ve gerektiğinde kilogram başına on joule ya da erişkin dozuna kadar yükseltilebilmektedir. Otomatik eksternal defibrilatörlerde ise enerji düzeyi cihaz tarafından otomatik olarak ayarlandığından, kullanıcının ek bir hesaplama yapması gerekmemektedir. Pediatrik doz azaltıcı sistemler, erişkin için belirlenmiş enerjiyi yaklaşık olarak üçte birine ya da dörtte birine indirerek elli ile yetmiş beş joule aralığına çekmektedir. Bu düzey, küçük çocuklarda etkin defibrilasyon sağlamak ile miyokard hasarını sınırlamak arasında dengeli bir noktaya karşılık gelmektedir.

Halka açık alanlarda AED bulundurulması, pediatrik yaş grubunda da hayatta kalma oranlarını anlamlı biçimde artırmaktadır. Okullar, spor tesisleri, alışveriş merkezleri, havalimanları ve toplu taşıma istasyonları gibi çocukların yoğun olarak bulunduğu mek├ónlarda cihazların stratejik konumlara yerleştirilmesi önerilmektedir. Özellikle yoğun fiziksel aktivitenin yaşandığı spor salonlarında, futbol ve basketbol sahalarında ve yüzme havuzlarında cihaza ulaşım süresinin üç dakikanın altında tutulması hedeflenmektedir. Okul personeli, antrenör, beden eğitimi öğretmeni ve cankurtaranların düzenli aralıklarla temel yaşam desteği ve AED kullanımı konusunda eğitim almaları, müdahale zincirinin güçlendirilmesi açısından kritik öneme sahiptir.

Eğitim programlarının içeriği, katılımcıların pediatrik vakaların kendine özgü yönlerini kavraması üzerine yapılandırılmaktadır. Bebek ve küçük çocuklarda solunum durmasının kalp durmasına yol açan en sık mekanizma olduğu, bu nedenle erken havayolu açıklığının sağlanması ve etkili ventilasyonun verilmesinin büyük önem taşıdığı vurgulanmaktadır. Eğitimlerde manken üzerinde uygulamalı çalışmalar yapılmakta, farklı yaş gruplarına yönelik pedlerin yerleşimi ve kullanım senaryoları üzerinden alıştırmalar gerçekleştirilmektedir. Senaryo bazlı simülasyonlar, gerçek bir olayda yaşanabilecek stres ve karar verme süreçlerinin önceden deneyimlenmesine olanak tanımaktadır.

Sosyal ortamda yaşanan ani kollaps olaylarında, çevredeki bireylerin müdahaleye çekinmesi ya da cihazın çocuğa uygulanıp uygulanamayacağı konusunda tereddüt etmesi sıkça karşılaşılan bir durumdur. Mevcut kılavuzlar, pediatrik özellikli pedlere ulaşılamadığı koşullarda erişkin pedlerinin de kullanılabileceğini, hiç şok uygulamamak yerine standart cihazla müdahalede bulunmanın daha uygun olduğunu açıkça belirtmektedir. Bu bilgi düzeyinin toplumda yaygınlaştırılması, gereksiz kaygının azalmasına ve müdahale oranının artmasına katkı sunmaktadır. Cihazların sesli yönlendirme sistemleri, kullanıcıyı her aşamada bilgilendirerek hata olasılığını azaltmaktadır.

Yenidoğan döneminde gözlenen kalp ritim bozuklukları, genellikle özelleşmiş yenidoğan resüsitasyon protokolleri çerçevesinde değerlendirilmektedir. Bu dönemde otomatik eksternal defibrilatör kullanımı standart bir uygulama olarak yer almamaktadır. Yenidoğanlarda bradikardi ve asistoli tabloları daha sık karşılaşılan ritim sorunları olup, etkili ventilasyon ve göğüs kompresyonu öncelikli müdahale basamaklarıdır. Defibrilasyon gerektiren ritimler, yenidoğan döneminden sonra giderek belirginleşen bir sıklıkta görülmektedir. Bu nedenle pediatrik AED yaklaşımları, esas olarak bir aydan büyük bebekler ve çocuklar için yapılandırılmıştır.

Cihaz güvenliği ve bakımı, kullanım etkinliğini sürdüren temel unsurlar arasında yer almaktadır. AED cihazlarının pil ömrü ve elektrot pedlerinin son kullanma tarihi düzenli aralıklarla kontrol edilmelidir. Pedler, ambalajları açıldıktan sonra belirli bir süre içerisinde kullanılmadığında jel yapısı bozulabilmekte ve cilt teması zayıflayabilmektedir. Cihazların kendi kendine yaptığı periyodik testlerin sonuçları gözden geçirilmeli, herhangi bir uyarı ışığı veya sesli bildirim durumunda gerekli işlemler yapılmalıdır. Pediatrik pedler erişkin pedlerinden ayrı bir bölmede saklanmalı ve cihazın yanında çoğu durumda erişilebilir konumda tutulmalıdır.

Resüsitasyon başarısı sonrası çocuğun ileri bakım merkezine sevki, sürecin devamlılığı açısından önem taşımaktadır. Spontan dolaşımın geri dönmesinin ardından çocuk pediatrik yoğun bakım koşullarında hemodinamik monitorizasyon altına alınmaktadır. Hedefe yönelik sıcaklık yönetimi, oksijenizasyon ve ventilasyon düzeylerinin optimizasyonu, hemodinaminin desteklenmesi ve altta yatan nedenin araştırılması post-resüsitasyon dönemin temel bileşenleri olarak değerlendirilmektedir. Olay öncesinde herhangi bir kalp hastalığı tanısı bulunmayan çocuklarda, ileri kardiyolojik incelemeler ve genetik değerlendirmeler aile bireylerini de kapsayacak biçimde planlanmaktadır.

Aile bireylerinin bilgilendirilmesi ve psikososyal desteğin sağlanması, kapsamlı bakımın ayrılmaz bir parçası olarak ele alınmaktadır. Ani kalp durması yaşayan çocuğun ailesinin yaşadığı yoğun stres, izleyen süreçte profesyonel destek gerektirebilmektedir. Olay yerinde müdahalede bulunan bireylerin de, sonucu olumlu ya da olumsuz olsun, psikolojik açıdan etkilenebileceği gözlenmektedir. Bu nedenle topluluk temelli AED programlarının, eğitim ve cihaz erişiminin yanı sıra olay sonrası destek mekanizmalarını da içermesi önerilmektedir. Halk sağlığı politikalarının bu doğrultuda geliştirilmesi, pediatrik ani kardiyak arrest yönetiminde toplumsal kapasitenin güçlendirilmesine katkı sunmaktadır.

Çocuklarda otomatik eksternal defibrilatör kullanımı, doğru endikasyon, uygun ekipman ve eğitimli kullanıcı üçgeninde anlam kazanan bir uygulamadır. Pediatrik özelliklere uyarlanmış cihazların yaygınlaştırılması, halkın temel yaşam desteği konusunda bilinçlendirilmesi ve müdahale zincirinin her halkasının güçlendirilmesi, sonuçların iyileşmesine katkı sağlamaktadır. Aileler, eğitimciler, antrenörler ve sağlık profesyonellerinin işbirliği içerisinde yürüteceği çalışmalar, çocuk yaş grubunda ani kalp durması olaylarında hayatta kalma şansının artmasına ve sekel bırakmayan iyileşmenin desteklenmesine yardımcı olmaktadır.

Çocuk Kardiyoloji Our Doctors

We are by your side with our experienced specialist physicians in this field

Meet Our Specialist Physicians

Book an appointment now or call us for your health.

WhatsApp Online Appointment