Acil Servis

Göz Yaralanması

Koru Hastanesi olarak göz yaralanması yaklaşımda acil oftalmolojik muayene, cerrahi onarım ve görme fonksiyonu koruma protokollerini uzman göz hastalıkları ekibimizle uyguluyoruz.

Göz yaralanması, gündelik hayatın akışı içinde bir anda ortaya çıkabilen ve görme işlevini doğrudan tehdit edebilen acil bir durumdur. Mutfakta sıçrayan yağ damlası, bahçede budama sırasında fırlayan dal parçası, tamir işleri sırasında gözün içine kaçan metal yongası ya da spor müsabakasında alınan bir darbe; bunların hepsi göz dokusunda farklı seviyelerde hasara yol açabilir. Bazı yaralanmalar sadece konjonktivada (gözün beyaz kısmını örten ince zar) tahrişle sınırlı kalırken, bazıları kornea (gözün ön saydam tabakası), iris ve hatta retina (gözün arka kısmındaki sinir tabakası) gibi derin yapıları etkileyebilir. Bu nedenle göze gelen her travma, görünürdeki şiddetinden bağımsız olarak ciddi bir sağlık olayı kabul edilir.

Göz yaralanmalarının önemli bir bölümü iş kazaları, ev içi kazalar ve trafik kazalarıyla ilişkilidir. Türkiye'de acil servislere başvuran hastaların önemli bir kısmında göz şik├óyetleri yer alır ve bu başvuruların bir bölümü hayat boyu sürebilecek görme kayıplarına dönüşebilir. Yaralanmanın tipi, etkilenen dokunun derinliği ve müdahalenin ne kadar hızlı yapıldığı; sonraki süreçte görme keskinliğinin korunup korunamayacağını belirleyen unsurlardır. Bu yazıda göz yaralanmasının kimlerde daha sık görüldüğü, hangi belirtilerle kendini gösterdiği, neden meydana geldiği, tanı sürecinin nasıl ilerlediği ve hangi durumlarda hızla doktora başvurulması gerektiği açıklanmaktadır.

Kimlerde Görülür?

Göz yaralanmaları yaş, cinsiyet ve meslek fark etmeksizin herkesin başına gelebilir. Ancak istatistikler bazı grupların belirgin biçimde daha yüksek risk altında olduğunu gösterir. Sanayi sektöründe çalışan, kaynak yapan, metal işleyen, marangozhanede tahta kesen ya da inşaatta beton kıran erişkin erkekler en sık etkilenen kesimi oluşturur. Bu kişilerde küçük metal parçacıkları, tahta talaşları veya kimyasal sıçramaları kornea üzerinde yabancı cisim hissi yaratabilir ve doğru koruyucu gözlük kullanılmadığı durumlarda ciddi hasara neden olabilir.

Çocukluk çağı, göz yaralanmaları açısından özellikle dikkat gerektiren bir dönemdir. Oyuncak silahların plastik mermileri, kalem ucu, makas, çatal bıçak, sopa ve fırlatılan taş gibi sıradan görünen nesneler ciddi göz travmalarına yol açabilir. Okul öncesi ve okul çağındaki çocuklar koruyucu refleksleri henüz tam gelişmediği için yaklaşan cisme zamanında tepki veremez ve göz kapaklarını kapatamadan darbe alabilir. Ev içinde çamaşır suyu, kireç çözücü ve tuvalet temizleyici gibi kimyasalların gözle teması da çocuklarda sıkça rastlanan bir kaza türüdür.

Sporcular göz yaralanması açısından ayrı bir risk grubudur. Squash, tenis, basketbol, futbol gibi top oyunlarında ani sıçramalar; boks, kickbox ve karate gibi temas sporlarında doğrudan darbeler göz bölgesinde yaygın hasarlara yol açabilir. Bisiklet ve motosiklet kullananlar, gözlerine giren böcek veya küçük taş parçaları nedeniyle kornea sıyrıkları yaşayabilir. Yaşlı bireylerde ise denge bozuklukları sonucu yaşanan düşmeler, göz çevresinde kırıklara ve göz içi kanamalara neden olabilir. Bu nedenle göz yaralanmasını sadece belli bir yaş ya da meslek grubuyla sınırlı görmek doğru değildir.

Kontakt lens kullananlar, gözlük yerine sürekli lens tercih edenler ve hijyen kurallarına dikkat etmeyen kişiler de farklı bir risk grubunu oluşturur. Lensin hatalı takılması, uzun süre çıkarılmaması veya kirli ellerle dokunulması kornea yüzeyinde mikro çiziklere ve enfeksiyona açık yaralara yol açabilir. Bu durumda tablo bir yaralanma olarak değil önce kuruluk veya kızarıklık olarak başlar; ancak kısa süre içinde ciddi bir kornea hasarına dönüşebilir.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Göz yaralanmasının belirtileri yaralanmanın tipine, etkilenen dokuya ve şiddetine göre farklılık gösterir. En yaygın bulgu, gözde ani başlayan keskin bir ağrıdır. Bu ağrı kornea yüzeyindeki sinir uçlarının uyarılmasıyla ortaya çıkar ve gözün açılıp kapanmasıyla şiddetlenebilir. Ağrıya çoğunlukla yoğun sulanma, ışığa karşı hassasiyet (fotofobi) ve göz kapağında istemsiz kasılmalar (blefarospazm) eşlik eder. Hasta gözünü açmakta zorlanır, gün ışığı altında rahatsızlık duyar ve çoğu zaman gözünü kapalı tutmayı tercih eder.

Görme keskinliğinde ani değişiklik, ciddi yaralanmaların önemli işaretlerinden biridir. Bulanık görme, çift görme, görme alanında karanlık nokta veya perde inmesi hissi; retinanın, vitreus jeli denilen göz içi sıvısının ya da göz siniri hattının etkilendiğini düşündürür. Bazı hastalar gözlerinde küçük yüzen lekeler ya da şimşek çakması tarzında ışıklar tarif eder; bu bulgular retina yırtığı veya dekolmanı (retinanın yerinden ayrılması) gibi acil tablolarla ilişkili olabilir. Görmedeki bu tip değişiklikler, dış görünüşte belirgin bir yara olmasa bile ciddi bir göz içi hasarın işaretçisi olabilir.

Gözün dış görünümünde ortaya çıkan değişiklikler de önemli bulgular arasındadır. Göz beyazında belirgin kızarıklık, konjonktiva altında kanamaya bağlı parlak kırmızı bir alan, kornea üzerinde gözle görülür bir yabancı cisim veya kesik bu belirtiler arasındadır. Göz kapaklarında şişlik, morarma, kesik ya da yırtık görülebilir. Pupillanın (göz bebeği) şekil değişikliği, normalde yuvarlak olan göz bebeğinin damla şeklini alması ya da iki gözün göz bebeği boyutları arasında belirgin fark olması ciddi göz içi yaralanmasına işaret eden uyarıcı bulgulardır.

Bazı yaralanmalarda göz içine kan birikmesi (hifema) ya da gözden saydam sıvı sızması gibi acil tablolar oluşur. Kimyasal yaralanmalarda yanma hissi, gözlerde aşırı yaşarma, kapak çevresinde beyazlama ve kornea üzerinde bulanıklaşma görülür. Kaynak ışığına çıplak gözle bakanlarda saatler sonra başlayan yoğun ağrı, sulanma ve göz kapatma isteği (fotokeratit) tipik bir bulgudur. Bu çeşitli belirtilerin ortak özelliği; çoğunun göz fonksiyonunu kalıcı biçimde etkileme potansiyeli taşıması ve hızlı değerlendirmeyi gerektirmesidir.

Nedenleri Nelerdir?

Göz yaralanmaları temel olarak mekanik, kimyasal, termal ve radyasyona bağlı travmalar olarak gruplandırılabilir. Mekanik yaralanmalar en sık karşılaşılan tiptir ve göze çarpan bir cisim ya da darbe sonucu oluşur. Künt travmalar; yumruk, top, taş, dirsek veya araba airbagi gibi geniş yüzeyli darbelerle meydana gelir. Bu tür yaralanmalarda göz küresi içe doğru bastırılır, ardından ani bir biçimde geri açılır ve bu mekanik etki retinada, irisde ve göz içi damar yapılarında hasara yol açabilir. Delici yaralanmalar ise kalem ucu, çivi, makas, cam kırığı, bıçak veya hızlı hareket eden metal parçası gibi sivri cisimlerin gözü delmesiyle ortaya çıkar.

Kimyasal yaralanmalar acil müdahale gerektiren en kritik göz travmalarından biridir. Asit niteliğindeki maddeler (akü asidi, sirke, tuvalet temizleyiciler) protein çökmesi yoluyla hasarı genellikle yüzeyel tutar. Alkali maddeler (çamaşır suyu, kireç, amonyak, deterjan) ise doku içine hızla nüfuz edebildiği için daha derin ve kalıcı hasara yol açar. Endüstriyel temizlik ürünlerinin yanlış kullanımı, ev temizliği sırasında dikkatsizlik ve laboratuvar kazaları kimyasal göz yaralanmalarının en sık nedenleridir. Bu yaralanmalarda saniyeler bile sonucu belirleyebilir; gözün dakikalarca bol suyla yıkanması ilk ve en hayati adımdır.

Termal yaralanmalar sıcak yağ sıçraması, kaynar su buharı, sıcak metal parçası ya da alev temasıyla meydana gelir. Bu tür kazalarda göz kapakları büyük ölçüde refleks olarak kapanır ve kornea kısmen korunur; ancak kapak yanıkları sonradan kapak kontür bozukluklarına ve kornea kuruluğuna yol açabilir. Radyasyona bağlı yaralanmalar arasında en bilineni elektrik kaynağı yaparken ortaya çıkan ultraviyole hasarıdır. Kar körlüğü olarak bilinen tablo da uzun süre güneşli kar yüzeyine bakmaya bağlı kornea hasarının bir biçimidir. Yüksek güçlü lazer ışınları da çok kısa sürede retinada yanık oluşturabilir.

Trafik kazaları, iş kazaları ve sportif müsabakalar göz yaralanmalarının önemli zemin oluşturucu nedenlerindendir. Ön cam kırılması sonucu cam parçalarının yüze sıçraması, motosiklet kazasında kaskın yetersiz koruması, fabrika ortamında koruyucu gözlük kullanılmaması, futbol topunun hızla yüze gelmesi sık karşılaşılan senaryolardır. Ev içinde mantar tıpasının patlaması, lastik şişirme sırasında basıncın aniden boşalması, çocukların oyun sırasında sopa veya kalemle gözünü çarpması gibi olaylar ise gündelik hayatın içinde sıkça rastlanan örneklerdir.

Tanı Nasıl Konulur?

Göz yaralanmasında tanı süreci, hasta acil servise ulaştığı andan itibaren ayrıntılı bir öykü alınmasıyla başlar. Hekim; yaralanmanın ne zaman, nerede, nasıl gerçekleştiğini, hangi cismin veya kimyasalın söz konusu olduğunu, hastanın eski göz hastalığı, gözlük veya lens kullanımının olup olmadığını öğrenmek ister. Yüksek hızda hareket eden metal parçasıyla yaralanma olasılığı varsa göz içinde yabancı cisim aramaya yönelik ileri görüntülemenin gerekliliği bu aşamada belirlenir. Tetanos aşı durumu da delici yaralanmalar açısından sorgulanır.

Fizik muayene basit bir ışıkla göz çevresinin değerlendirilmesinden çok daha ayrıntılı bir süreçtir. Görme keskinliği her iki göz için ayrı ayrı ölçülür; bu ölçüm sonraki dönemde hasarın seyrini takip etmek için temel bir veri oluşturur. Göz kapakları, konjonktiva ve kornea biyomikroskop adı verilen özel bir mikroskopla incelenir. Kornea yüzeyindeki minik sıyrıkların görünür hale gelmesi için flöresein boyası damlatılır ve mavi ışık altında değerlendirme yapılır. Göz bebeği boyutu, ışığa cevabı, göz hareketleri ve göz içi basıncı muayenenin ayrılmaz parçalarıdır.

Yaralanmanın derinliği veya göz içinde yabancı cisim şüphesi varsa görüntüleme yöntemleri devreye girer. Bilgisayarlı tomografi (BT), göz çukuru kırıklarını, kemik parçalarını ve metalik yabancı cisimleri yüksek hassasiyetle gösterir. Ultrasonografi, kornea bulanıklaşmış ve göz dibi muayenesi yapılamıyorsa retina dekolmanı, vitreus kanaması ya da yabancı cisim aranması için kullanılır. Manyetik rezonans görüntüleme ise metalik yabancı cisim şüphesi olduğunda metalin hareketlenme riski nedeniyle tercih edilmez; daha çok yumuşak doku sorunlarında başvurulan bir yöntemdir.

Tanı sürecinde göz dibinin değerlendirilmesi ayrı bir önem taşır. Göz bebeği genişletici damlalar damlatılarak retina, optik sinir başı ve göz içi damar yapıları detaylı incelenir. Hifema (göz içi kanaması) varlığı, retinanın yatağından ayrılması veya optik sinir hasarı bu aşamada saptanır. Bazı durumlarda görsel uyarılmış potansiyel testleri ile optik sinirin işlevi değerlendirilir. Tüm bu basamakların amacı yaralanmanın gerçek boyutunu ortaya koymak ve sonraki dönem için doğru tedavi planı belirlemektir.

Komplikasyonlar Nelerdir?

Göz yaralanmalarının en korkulan komplikasyonu kalıcı görme kaybıdır. Kornea üzerindeki derin kesikler iyileşirken iz bırakabilir ve bu iz görme aksında yer aldığında bulanık görme kalıcı hale gelebilir. Travmatik katarakt; göz içi lensin darbeye bağlı olarak bulanıklaşmasıdır ve özellikle delici yaralanmalardan sonra haftalar içinde gelişebilir. Travmatik glokom ise göz içi basıncın yükselerek optik siniri sıkıştırması sonucu ortaya çıkar ve yıllar içinde sinsi bir görme alanı kaybına yol açabilir.

Retina dekolmanı ve vitreus kanaması; künt travmalardan sonra erken ya da geç dönemde gelişebilen ciddi tablolardır. Retina yatağından ayrıldığında acil cerrahi müdahale gerekir; aksi halde görme tamamen kaybedilebilir. Vitreus boşluğunda biriken kan, görmenin uzun süre bulanık kalmasına ve retina muayenesinin yapılamamasına neden olur. Göz içine sızan yabancı cisim, özellikle demir ve bakır içeriyorsa zamanla göz dokularında kimyasal hasara yol açar; bu duruma siderozis veya kalkozis adı verilir.

Enfeksiyon, delici göz yaralanmalarının en korkulan komplikasyonlarındandır. Endoftalmi adı verilen göz içi iltihabı, görme kaybı riski yüksek bir acil durumdur ve hızla antibiyotik tedavisi gerektirir. Yaralanma sonrası göz kapaklarında deformite, gözyaşı kanalında tıkanıklık, çift görme ve şaşılık gibi durumlar da kalıcı sorun olarak kalabilir. Göz çukuru kırıklarında göz küresinin alt taraftaki sinüs boşluğuna doğru çökmesi enoftalmi olarak adlandırılır ve çift görmeye neden olabilir.

Uzun vadede ortaya çıkabilecek sorunlar arasında kuru göz sendromu, fotofobi, kronik ağrı ve gözde estetik bozukluklar yer alır. Çocukluk çağında yaşanan göz yaralanmaları, beyin görme merkezi gelişimini etkileyerek ambliyopi (göz tembelliği) gelişimine zemin hazırlayabilir. Psikolojik etkiler de göz ardı edilmemelidir; ani görme kaybı yaşayan bireyler depresyon, anksiyete ve sosyal uyum sorunları yaşayabilir. Bu nedenle göz yaralanmasının yönetimi sadece cerrahi ve tıbbi değil aynı zamanda rehabilite edici bir süreçtir.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Göze gelen her ciddi darbeden, kimyasal sıçramasından veya delici cisim temasından sonra mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurmanız gerekir. Özellikle görmenizde ani azalma, çift görme, gözünüzde belirgin ağrı, ışığa karşı dayanılmaz hassasiyet, göz bebeğinizin şeklinin değişmesi veya gözünüzden kanlı bir sızıntı geliyorsa zaman kaybetmeden acil servise gitmelisiniz. Bu belirtiler göz içi yapıların ciddi biçimde hasar gördüğünü düşündürür ve geciken her dakika kalıcı görme kaybı riskini artırır.

Kimyasal madde sıçramasından sonra yapmanız gereken ilk işlem, gözünüzü en az 15-20 dakika boyunca bol akan ılık suyla yıkamaktır. Bu yıkama işlemini hastaneye giderken bile kesintiye uğratmamalısınız. Kontakt lens kullanıyorsanız ve gözünüze kimyasal kaçtıysa lensi hemen çıkarmaya çalışmamalı; önce yıkamaya başlamalı, ardından mümkünse temiz ellerle lensi çıkarmalısınız. Gözünüze giren yabancı cismi, özellikle saplanmış görünüyorsa kesinlikle çıkarmayı denememeli, gözünüzü ovuşturmamalı ve karton bir bardak gibi koruyucu bir nesneyle örterek hastaneye ulaşmalısınız.

Bazı yaralanmalar başlangıçta hafif görünse bile sonradan ciddi sorunlara yol açabilir. Küçük bir metal parçasının saatler sonra kornea yüzeyinde pas halkası oluşturması, hifemanın ikinci günde tekrarlayarak göz içi basıncını yükseltmesi ve gecikmiş retina dekolmanlarının haftalar sonra görme bulanıklığıyla başlaması bunlara örnektir. Bu nedenle göz darbesinden sonra belirtiler birkaç saat içinde geçmiyorsa, hatta tamamen geçmiş gibi görünse bile risk altında olan herkes göz hekimi tarafından muayene edilmelidir.

Son Değerlendirme

Göz yaralanması; çok kısa sürede yaşam kalitesini ciddi biçimde etkileyebilen, ancak doğru ve zamanında müdahaleyle önemli ölçüde önlenebilir ya da hafifletilebilir bir acil durumdur. Yaralanmanın tipini doğru tanımak, ilk müdahaleyi uygun şekilde yapmak ve gecikmeden uzman değerlendirmesine başvurmak hem görmenin korunması hem de uzun dönem komplikasyonların önlenmesi açısından belirleyici unsurdur. Koruyucu gözlük kullanımı, evde kimyasalların güvenli muhafazası, çocukların tehlikeli oyuncaklardan uzak tutulması ve sportif faaliyetlerde uygun ekipman tercih edilmesi göz yaralanmalarının önlenmesinde temel adımları oluşturur.

Koru Hastanesi Acil Servis bölümünde uzman hekimlerimiz, göz yaralanması gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Познакомьтесь с нашими врачами-специалистами

Запишитесь на приём прямо сейчас или позвоните нам ради вашего здоровья.

Откройте для себя другие заболевания!

Получите подробную информацию по вопросам здоровья

WhatsApp Онлайн-запись