Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji

Orbital Sellülit

Orbital Sellülit için neler yapılmalı? Güncel tanı ve yaklaşımları, risk faktörleri ve korunma önerileri burada.

Orbital sellülit, göz çukuru (orbita) içindeki yumuşak dokuların bakteriyel enfeksiyonu sonucu ortaya çıkan, ciddi seyirli bir tablodur. Göz küresinin arkasında yer alan yağ dokusu, kaslar ve damarsal yapılar enfeksiyona katıldığında ağrı, şişlik ve görme sorunları birbiri ardına gelişebilir. Bu hastalık, özellikle çocuklarda ve bağışıklığı zayıflamış kişilerde hızlı ilerleyebildiği için erken fark edilmesi büyük önem taşır.

Çoğu zaman sinüzit zemininde gelişen orbital sellülit, gözün önündeki dokuları etkileyen preseptal sellülitten farklı olarak orbital septumun arkasındaki bölgeyi tutar. Bu ayrım, hem belirtilerin şiddetini hem de tedavi yaklaşımını doğrudan değiştirir. Hasta bazen yalnızca göz kapağında kızarıklıkla başvurur, ancak altta yatan tablo çok daha geniş olabilir. Bu nedenle göz çevresindeki şişlik ve ağrı şikayetlerinin hekim değerlendirmesiyle ele alınması gerekir.

Kimlerde Görülür?

Orbital sellülit her yaşta görülebilse de çocukluk çağında ve genç erişkinlerde daha sık karşılaşılan bir tablodur. Özellikle 7-12 yaş aralığındaki çocuklarda paranazal sinüslerin gelişim sürecinde olması, sinüs enfeksiyonlarının orbita boşluğuna kolaylıkla yayılmasına zemin hazırlar. Etmoid sinüs ile orbita arasındaki ince kemik yapı, mikroorganizmaların komşu dokulara geçişinde belirleyici unsurdur. Bu yaş grubundaki hastalarda enfeksiyon birkaç saat içinde belirgin bir tabloya dönüşebilir.

Bağışıklık sistemi zayıflamış bireyler de bu enfeksiyona karşı daha duyarlıdır. Diyabet, kronik böbrek yetmezliği, kemoterapi alan onkoloji hastaları, uzun süreli kortikosteroid kullananlar ve organ nakli yapılmış kişiler risk altındadır. Bu hastalarda sadece bakteriyel değil, mantar kaynaklı orbital tutulumlar da gelişebilir. Mukormikoz gibi nadir ancak ölümcül seyredebilen mantar enfeksiyonları, özellikle kontrolsüz diyabeti olan kişilerde dikkat edilmesi gereken durumlardır.

Geçirilmiş yüz travmaları, göz çevresinde cerrahi girişim öyküsü ve diş enfeksiyonları da orbital sellülit gelişiminde önemli risk faktörlerindendir. Yabancı cisim batması, böcek ısırığı ya da göz kapağındaki küçük bir çıban bile uygun olmayan koşullarda enfeksiyonun derin dokulara ilerlemesine yol açabilir. Üst solunum yolu enfeksiyonu geçiren kişiler, özellikle sinüzit atakları sırasında dikkatli olmalı ve göz çevresindeki şişlik gibi değişiklikleri ihmal etmemelidir.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Orbital sellülitin en belirgin belirtileri arasında göz çevresinde hızlı gelişen şişlik, kızarıklık ve şiddetli ağrı yer alır. Hastalar genellikle göz kapağının kapatılmasının zorlaştığını, göz kürelerinin öne doğru itildiğini (proptozis) ve göz hareketleri sırasında belirgin ağrı duyduklarını ifade eder. Bu bulgular yalnızca dış görünümle sınırlı kalmaz; göz hareketlerini sağlayan kaslar enfeksiyondan etkilendiği için yukarı, aşağı veya yana bakışta kısıtlılık ortaya çıkar.

Görme keskinliğinde azalma, çift görme ve renk algısında bozulma orbital sellülitin ciddi seyrettiğini gösteren önemli işaretlerdir. Optik sinire bası geliştiğinde görme keskinliğindeki kayıp kalıcı h├óle gelebileceği için bu belirtilerin gözlendiği her durumda acil değerlendirme gereklidir. Bazı hastalarda gözün beyaz kısmında belirgin damarlanma, konjonktiva ödemi ve hatta gözün kanlanmış görünümü dikkat çeker. Bu bulgular birlikte değerlendirildiğinde tablonun aciliyeti belirginleşir.

Sistemik belirtiler de orbital sellülitte sıkça karşımıza çıkar. Yüksek ateş, halsizlik, baş ağrısı, iştahsızlık ve üşüme-titreme atakları görülebilir. Özellikle çocuklarda huzursuzluk, ağlama nöbetleri ve uyku düzeninin bozulması ailelerin dikkatini çeken ilk işaretler arasındadır. Bazı hastalarda burun akıntısı, geniz akıntısı ve yüz bölgesinde dolgunluk hissi gibi sinüzite ait bulgular eşlik eder. Bu eşlik, enfeksiyonun kaynağına yönelik önemli bir ipucu sunar.

Belirti şiddeti hastadan hastaya değişebilir. Bazı kişilerde tablo birkaç gün içinde yavaş ilerlerken, bazılarında saatler içinde hızlı kötüleşme gözlenir. Bu nedenle göz çevresindeki şişliğin kısa sürede arttığını fark eden bireylerin zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurması önerilir. Gecikmeler, komplikasyon riskini belirgin biçimde artırır.

Nedenleri Nelerdir?

Orbital sellülitin en yaygın nedeni paranazal sinüslerden, özellikle etmoid sinüsten kaynaklanan bakteriyel enfeksiyonların orbita boşluğuna yayılmasıdır. Sinüs duvarındaki ince kemik yapı (lamina papyracea) enfeksiyonun geçişine zemin hazırlar. Akut bakteriyel sinüzitin tedavisiz kalması ya da yetersiz yönetilmesi, mikroorganizmaların komşu dokulara ilerleme olasılığını yükseltir. Bu nedenle sinüzit ataklarının ihmal edilmemesi, orbital komplikasyonların önlenmesinde temel bir önlem sayılır.

Etken mikroorganizmalar arasında en sık karşılaşılanlar Streptococcus türleri, Staphylococcus aureus, Haemophilus influenzae ve anaerob bakterilerdir. Son yıllarda metisiline dirençli Staphylococcus aureus (MRSA) suşlarının sıklığında artış gözlenmektedir. Bu durum, ampirik antibiyotik seçiminde dikkatli davranılmasını gerektirir. Polimikrobiyal enfeksiyonlar, özellikle erişkin hastalarda daha sık görülür ve geniş spektrumlu antibiyoterapi planlanması gerekir.

Sinüzit dışındaki nedenler arasında yüz veya göz çevresinde cerrahi girişimler, travmalar, yabancı cisim batmaları, diş enfeksiyonları ve göz kapağındaki iltihabi süreçler sayılabilir. Dakriyosistit (gözyaşı kesesi iltihabı), hordeolum (arpacık) ya da kalazyon gibi göz kapağı enfeksiyonlarının komplikasyonu olarak da orbital tutulum gelişebilir. Bunun yanı sıra bakteriyel kan dolaşımı enfeksiyonları sırasında orbita bölgesine hematojen yolla yayılım da nadiren bildirilmiştir.

Risk faktörleri arasında yer alan bazı durumlar şunlardır:

  • Tedavi edilmemiş ya da yetersiz yönetilen akut sinüzit atakları
  • Diyabet, immün sistem baskılayıcı tedaviler ve kronik hastalıklar
  • Yüz bölgesindeki travma veya cerrahi öyküsü
  • Yakın dönemde geçirilmiş diş çekimi veya diş apsesi
  • Üst solunum yolu enfeksiyonları ve alerjik rinit

Tanı Nasıl Konulur?

Orbital sellülit tanısı, klinik değerlendirme ile başlar ve görüntüleme yöntemleriyle desteklenir. Hekim öncelikle hastanın öyküsünü ayrıntılı biçimde dinler; göz çevresindeki şişliğin ne kadar süredir var olduğu, başlangıç biçimi, eşlik eden ateş ve sinüzit belirtileri sorgulanır. Ardından göz hareketleri, görme keskinliği, ışık refleksleri, renkli görme ve görme alanı değerlendirilir. Proptozis ölçümü için ekzoftalmometre gibi özel cihazlar kullanılabilir.

Tanıyı netleştiren temel görüntüleme yöntemi orbital ve paranazal sinüslerin kontrastlı bilgisayarlı tomografisidir (BT). BT incelemesi, enfeksiyonun yayılım sınırını, sinüslerdeki tutulumu, apse oluşumunu ve kemik tutulumunu ayrıntılı biçimde gösterir. Manyetik rezonans görüntüleme (MRG), özellikle kavernöz sinüs trombozu ya da intrakraniyal yayılım şüphesinde tercih edilir. Görüntüleme sonuçları, tıbbi tedavi ile cerrahi yaklaşım arasındaki kararın verilmesinde belirleyici unsurdur.

Laboratuvar testleri de tanıya katkı sağlar. Tam kan sayımında lökositoz, C-reaktif protein (CRP) yüksekliği ve sedimentasyon hızında artış enfeksiyonu destekleyen bulgulardır. Kan kültürleri, özellikle ateşi yüksek seyreden hastalarda etkenin tespit edilmesinde yardımcı olabilir. Sinüs drenajı yapıldığında ya da apse boşaltıldığında elde edilen materyallerin mikrobiyolojik incelemesi, etken mikroorganizmanın belirlenmesi ve antibiyotik duyarlılığının saptanması açısından kesin tanı sağlar.

Tanı sürecinde dikkat edilen önemli bulgular arasında şunlar yer alır:

  • Göz hareketlerinde ağrı veya kısıtlılık
  • Görme keskinliğinde belirgin azalma
  • Pupil ışık refleksinde bozulma
  • Proptozis varlığı ve derecesi
  • Optik disk ödemi veya retinal damar değişiklikleri

Komplikasyonlar Nelerdir?

Orbital sellülit, erken tanı ve uygun yaklaşımla iyileşir; ancak ihmal edildiğinde ya da hızlı ilerleyen formlarında ciddi komplikasyonlar gelişebilir. Subperiostal apse, orbital apse ve göz hareketlerinde kalıcı kısıtlılık en sık karşılaşılan yerel komplikasyonlardır. Apse formasyonu geliştiğinde, antibiyotik tedavisine ek olarak cerrahi drenaj gerekebilir. Cerrahi girişim, hem enfeksiyon kaynağının kontrolü hem de basıya bağlı doku hasarının önlenmesi açısından önemlidir.

En ciddi komplikasyonlardan biri optik sinire bası ya da iskemi sonucu gelişen kalıcı görme kaybıdır. Orbita içindeki basınç artışı, optik sinir kan akımını bozarak birkaç saat içinde geri dönüşsüz hasara yol açabilir. Bu nedenle görme keskinliğinde azalma, renk algısında bozulma ya da görme alanı kaybı saptandığında, hızlı bir biçimde basıncın düşürülmesine yönelik girişimler değerlendirilir. Acil cerrahi dekompresyon, görme işlevinin korunmasında belirleyici bir adım olabilir.

Daha ileri evrelerde enfeksiyonun kafa içine yayılması söz konusu olabilir. Kavernöz sinüs trombozu, menenjit, beyin apsesi ve subdural ampiyem gibi durumlar yaşamı tehdit eden komplikasyonlar arasındadır. Kavernöz sinüs trombozunda her iki gözde belirgin proptozis, baş ağrısı, bilinç değişiklikleri ve kraniyal sinir tutulumları görülebilir. Bu tablo, yoğun bakım koşullarında çok disiplinli bir ekiple yönetilmesi gereken acil bir durumdur.

Sistemik komplikasyonlar arasında sepsis, bakteriyemi ve uzak organ apseleri sayılabilir. Bağışıklığı baskılanmış kişilerde mantar kaynaklı orbital tutulumlar, hızla yüz ve damak kemiklerine yayılarak ölümcül seyredebilir. Bu nedenle özellikle yüksek riskli hasta gruplarında, tanı ve tedavi sürecinin gecikmeden başlatılması büyük önem taşır. Komplikasyonların önlenmesi, ancak zamanında ve uygun yaklaşımla mümkün olabilir.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Göz çevresinde aniden gelişen şişlik, kızarıklık ve şiddetli ağrı fark ettiğinizde zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmanız önerilir. Özellikle göz hareketlerinde ağrı, çift görme, görme keskinliğinde azalma ya da gözünüzün öne doğru itildiği hissi gelişiyorsa bu durumu acil olarak değerlendirmeniz gerekir. Yüksek ateş ve halsizlik gibi sistemik belirtilerin eşlik etmesi, tablonun ciddiyetini gösteren önemli işaretlerdir.

Eğer yakın dönemde sinüzit, üst solunum yolu enfeksiyonu, diş apsesi ya da yüz bölgesinde travma geçirdiyseniz ve sonrasında göz çevrenizde değişiklikler fark ettiyseniz, bu belirtileri ihmal etmemelisiniz. Çocuğunuzun gözünde şişlik gözlemlediğinizde, özellikle huzursuzluk, ateş ve gözünü hareket ettirmekten kaçınma gibi durumlar varsa hızla pediatri ya da göz hastalıkları uzmanına ulaşmanız gerekir. Bu süreçte ev koşullarında uygulanan sıcak ya da soğuk kompres gibi yöntemler, tanı sürecini geciktirebilir ve riskinizi artırabilir.

Bağışıklığı baskılanmış bireyler, diyabet hastaları, kemoterapi alan kişiler ve uzun süreli kortikosteroid kullanan hastalar için göz çevresindeki en küçük şikayet bile dikkatli değerlendirilmelidir. Bu hasta gruplarında belirti hafif olsa dahi enfeksiyon hızla ilerleyebilir. Hekim değerlendirmesi olmadan antibiyotik kullanımı, etkenin tespit edilmesini güçleştirebileceği gibi tanı sürecini de geciktirebilir. Bu nedenle göz çevresindeki herhangi bir şişlik ya da kızarıklık fark ettiğinizde, uzman bir hekimin görüşünü almak en doğru yaklaşımdır.

Son Değerlendirme

Orbital sellülit, erken tanı konulduğunda uygun antibiyotik tedavisi ve gerektiğinde cerrahi girişim ile belirgin biçimde iyileşir. Ancak ihmal edildiğinde görme kaybından beyin enfeksiyonlarına uzanan ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Hastalığın seyrini belirleyen en önemli unsurlar; erken başvuru, doğru görüntüleme ile tanının kesinleştirilmesi, etkene yönelik uygun antibiyotik seçimi ve gerektiğinde çok disiplinli bir ekip yaklaşımıyla yönetimdir. Sinüzit gibi altta yatan durumların kontrol altına alınması da nüks riskini azaltır.

Koru Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji bölümünde uzman hekimlerimiz, orbital sellülit gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Наши врачи

Мы рядом с вами вместе с нашими опытными врачами-специалистами в этой области

Познакомьтесь с нашими врачами-специалистами

Запишитесь на приём прямо сейчас или позвоните нам ради вашего здоровья.

WhatsApp Онлайн-запись