Radyasyon Onkolojisi

Sella ve Paraseller Tümörler

Sella ve Paraseller Tümörler, günlük yaşamı etkileyebilen ve doğru takiple yönetilebilen bir durumdur. Klinik özellikleri ve değerlendirme yaklaşımını öğrenin.

Sella ve paraseller tümörler, beynin tabanında yer alan sella tursika (Türk eyeri) adı verilen küçük kemik çukur ve hemen çevresindeki bölgede gelişen kitlelerin genel adıdır. Bu bölge oldukça dar bir alan olmasına rağmen hipofiz bezi, görme sinirleri, kafa içi büyük damarlar ve birçok beyin siniri gibi önemli yapıları barındırır. Bu nedenle burada büyüyen bir kitle, boyutu küçük olsa bile hormon dengesinden görmeye, baş ağrısından genel enerji düzeyine kadar pek çok alanda etkisini hissettirebilir.

Hastalar çoğu zaman uzun süredir devam eden baş ağrısı, görmede bulanıklaşma, halsizlik veya açıklanamayan hormonal değişiklikler nedeniyle hekime başvurur ve görüntüleme tetkikleri sırasında bu tür kitlelerle karşılaşılır. Sella ve paraseller bölgede görülen tümörlerin büyük kısmı iyi huyludur, ancak yerleşim yerleri kritik olduğu için takip ve uygun yönetim önem taşır. Aşağıdaki bölümlerde bu tümörlerin kimlerde görüldüğüne, belirtilerine, tanı ve izlem süreçlerine sade bir dille değinilmektedir.

Kimlerde Görülür?

Sella ve paraseller tümörler her yaşta görülebilmekle birlikte daha çok erişkin dönemde, özellikle 30 ile 60 yaşları arasında dikkat çeker. Bu kitlelerin önemli bir kısmını hipofiz adenomları (hipofiz bezinin iyi huylu büyümeleri) oluşturur; bunlar kadınlarda regl düzensizliği, erkeklerde ise cinsel isteksizlik gibi nedenlerle daha erken yaşlarda fark edilebilir. Bunun dışında kraniofarinjiom adı verilen tümörler çocukluk çağında ve ileri yaşta iki ayrı pik yapar.

Genetik yatkınlığı olan bazı kişilerde sella bölgesi tümörlerine daha sık rastlanır. Çoklu endokrin neoplazi (MEN) sendromu gibi nadir kalıtsal hastalıklarda hipofiz tümörleri aile içinde birden fazla bireyde görülebilir. Ayrıca daha önce baş bölgesine radyoterapi (ışın tedavisi) almış kişilerde, yıllar sonra bu bölgede meningiom (beyin zarı tümörü) gibi tümörlerin gelişme olasılığı kısmen artar.

Cinsiyet açısından bakıldığında bazı tümör tipleri kadınlarda, bazıları ise erkeklerde daha sık görülebilir. Örneğin prolaktinoma (prolaktin salgılayan hipofiz tümörü) genç kadınlarda regl bozuklukları ve süt gelmesi gibi şikayetlerle daha erken tanı alırken, erkeklerde belirtiler daha sessiz ilerlediği için tümör çoğu zaman büyük boyutlara ulaştıktan sonra fark edilir. Meningiomlar ise genel olarak kadınlarda daha sık görülen bir tümör grubudur.

Bunların dışında bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde, kontrol altına alınmamış bazı sistemik hastalıkları olanlarda ve uzun yıllar boyunca açıklanamayan baş ağrısı veya görme kaybı yaşayan bireylerde sella bölgesinin görüntülenmesi daha sık gündeme gelir. Bu nedenle risk faktörlerini taşıyan kişilerin düzenli kontrollere gitmesi ve şüpheli belirtileri ihmal etmemesi önerilir.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Sella ve paraseller tümörlerin belirtileri büyük ölçüde tümörün hormon salgılayıp salgılamamasına, boyutuna ve çevre yapılara yaptığı baskıya bağlı olarak ortaya çıkar. Hormon salgılayan tümörlerde vücuttaki hormonal denge bozulur ve buna bağlı çok çeşitli şikayetler görülür. Hormon salgılamayan ama büyüyerek baskı yapan tümörlerde ise daha çok mekanik etkilere bağlı bulgular ön plana çıkar.

Görme ile ilgili şikayetler bu tümörlerin en sık karşılaşılan bulgularından biridir. Tümörün hemen üzerinde yer alan optik kiazma (görme sinirlerinin çaprazlaştığı bölge) baskıya uğradığında klasik olarak iki gözün dış yarılarındaki görme alanı daralır. Hasta bunu önce yan taraftan gelen araçları fark edememe, kapı kollarına çarpma veya kalabalıkta kişileri gözden kaçırma şeklinde tarif edebilir. İlerleyen dönemde görme keskinliğinde belirgin azalma eklenebilir.

Baş ağrısı bir diğer sık belirtidir. Genellikle alın bölgesinde, gözlerin arkasında veya tepe noktasında hissedilen, künt karakterli, sabahları artabilen bir ağrı tarif edilir. Bu ağrı bazen migrene benzetilir, ancak ağrı kesicilere yanıtı değişken olabilir. Hormon dengesizliğine bağlı olarak halsizlik, hızlı kilo alımı veya verimi, soğuğa tahammülsüzlük, ciltte kuruma, regl düzensizliği, libido azalması, çocuklarda ise büyüme geriliği görülebilir.

Bazı hastalarda akromegali tablosu (büyüme hormonunun fazla salgılandığı durum) gelişebilir; el ve ayaklarda büyüme, yüzük ve ayakkabı numarasında değişiklik, çene ve burunda belirginleşme tipiktir. Cushing sendromunda (kortizol hormonunun aşırı salgılanması) ise yüzde aydede görünümü, karın bölgesinde yağlanma, ciltte morluklar ve tansiyon yüksekliği eşlik edebilir. Daha nadiren tümör içine kanama ile aniden başlayan şiddetli baş ağrısı, görmede ani bozulma ve bilinç değişikliği gibi acil belirtiler de görülebilir.

  • Görme alanında daralma ve görme keskinliğinde azalma
  • Künt karakterli, sabahları artan baş ağrısı
  • Regl düzensizliği, libido azalması, kısırlık
  • Halsizlik, kilo değişiklikleri, soğuğa tahammülsüzlük
  • El, ayak ve yüz hatlarında belirginleşme

Nedenleri Nelerdir?

Sella ve paraseller tümörlerin oluşumunda tek bir neden değil, birden fazla etkenin bir araya gelmesi rol oynar. Hücrelerin büyüme ve çoğalma süreçlerini kontrol eden genlerde meydana gelen değişiklikler, kontrolsüz hücre artışına ve zamanla kitle oluşumuna yol açar. Bu süreç çoğunlukla yavaş ilerler ve yıllar içinde belirti verecek boyuta ulaşır.

Genetik yatkınlık önemli bir faktördür. MEN-1 sendromu, Carney kompleksi, ailesel izole hipofiz adenomu gibi kalıtsal hastalıklar bu tümörlerin gelişme olasılığını artırır. Ailede genç yaşta hipofiz tümörü, paratiroid ya da pankreas tümörü öyküsü olan bireylerde dikkatli olunması, gerektiğinde genetik danışma alınması yararlı olabilir. Bununla birlikte vakaların büyük çoğunluğu kalıtsal olmayan, kendiliğinden gelişen değişikliklere bağlıdır.

Çevresel etkenler arasında en belirgin olarak geçmişte baş bölgesine alınan radyoterapi öyküsü sayılabilir. Çocukluk veya genç erişkinlik döneminde başka bir nedenle ışın tedavisi gören kişilerde, yıllar sonra meningiom gibi tümörlerin görülme sıklığı bir miktar artabilir. Bunun dışında bazı bilimsel çalışmalarda kronik stres, hormonal değişimler ve uzun süreli bazı ilaç kullanımlarının etkisi araştırılmakla birlikte, kesin ve doğrudan bir bağ henüz net biçimde ortaya konulmuş değildir.

  • Genetik sendromlar ve aile öyküsü
  • Geçmişte baş bölgesine uygulanmış radyoterapi
  • Hücresel büyüme genlerinde edinilmiş değişiklikler
  • İleri yaş ve uzun süreli hormonal değişimler
  • Bağışıklık sistemini etkileyen bazı kronik durumlar

Yaşam tarzı tek başına bu tümörlerin nedeni olarak görülmese de genel sağlığın korunması, düzenli uyku, dengeli beslenme ve kronik hastalıkların kontrol altında tutulması, vücudun hormonal dengesi açısından destekleyici olur. Risk faktörü taşıyan bireylerin belirti çıkmadan da düzenli sağlık kontrollerine devam etmesi, olası bir tümörün erken dönemde fark edilmesine yardımcı olur.

Tanı Nasıl Konulur?

Tanı süreci, ayrıntılı bir tıbbi öykü ve fizik muayene ile başlar. Hekim; baş ağrısının özellikleri, görme şikayetleri, regl düzeni, cinsel işlev, kilo değişiklikleri, uyku düzeni ve ailede benzer hastalık olup olmadığı gibi pek çok konuyu sorgular. Muayenede görme alanı, göz hareketleri, yüz duyusu ve genel nörolojik durum değerlendirilir.

Görüntüleme yöntemleri tanıda merkezi bir rol üstlenir. Manyetik rezonans görüntüleme (MR), sella ve paraseller bölgenin en ayrıntılı şekilde değerlendirilmesini sağlayan yöntemdir. Kontrast madde verilerek çekilen ince kesitli hipofiz MR'ı, milimetrik tümörleri bile ortaya koyabilir. Bilgisayarlı tomografi (BT) ise özellikle kemik yapıların ve kanama gibi acil durumların değerlendirilmesinde tamamlayıcı bilgi sağlar.

Kan ve idrar tetkikleri ile hormonal değerlendirme yapılır. Prolaktin, büyüme hormonu, kortizol, tiroid hormonları, cinsiyet hormonları ve ilgili uyarıcı hormonlar ölçülerek tümörün hormon salgılayıp salgılamadığı, hipofiz fonksiyonlarının korunup korunmadığı anlaşılır. Gerektiğinde dinamik testler (örneğin uyarı veya baskılama testleri) yapılarak hormonal tabloya ilişkin tanı netleştirilir. Göz hekimi tarafından yapılan ayrıntılı görme alanı muayenesi de tanı sürecinin önemli bir parçasıdır.

Bazı durumlarda tümörün türünü kesin olarak belirlemek için cerrahi sırasında alınan örnekten patolojik inceleme yapılır. Multidisipliner bir yaklaşımla nöroşirürji, endokrinoloji, göz hastalıkları, radyoloji ve radyasyon onkolojisi ekipleri bir araya gelerek hastaya uygun yol haritasını birlikte oluşturur. Bu süreçte hastanın yaşı, genel sağlık durumu, tümörün boyutu ve yeri, hormon salgılama özelliği gibi pek çok etken değerlendirilir.

Komplikasyonlar Nelerdir?

Sella ve paraseller tümörler, yerleşim yerleri nedeniyle hem hastalığın seyri sırasında hem de tedavi sürecinde çeşitli komplikasyonlara yol açabilir. Bu nedenle takip ve yönetim deneyimli ekipler tarafından yapılmalıdır. Tümörün büyümesiyle birlikte görme sinirleri üzerindeki baskı artarsa, kalıcı görme kaybı riski ortaya çıkabilir. Bu durum erken dönemde fark edilip uygun yaklaşımla yönetildiğinde büyük oranda önlenebilir.

Hormonal komplikasyonlar bu tümörlerin sık karşılaşılan sonuçları arasındadır. Hipofiz bezinin baskılanması ya da hasarlanması sonucu hipopituitarizm (hipofiz yetmezliği) gelişebilir; bu tabloda tiroid, böbreküstü bezi ve cinsiyet hormonlarının üretimi azalır. Hasta sürekli halsizlik, kilo değişiklikleri, soğuğa tahammülsüzlük, tansiyon düşüklüğü ve depresif belirtiler yaşayabilir. Diabetes insipidus (şekersiz diyabet) adı verilen durum ise aşırı idrara çıkma ve aşırı susama ile kendini gösterir.

  • Görme alanında daralma ve kalıcı görme kaybı riski
  • Hipofiz yetmezliği ve buna bağlı hormonal eksiklikler
  • Diabetes insipidus ve sıvı-elektrolit dengesizlikleri
  • Tümör içi kanama (hipofiz apopleksisi) gibi acil tablolar
  • Cerrahi sonrası beyin omurilik sıvısı kaçağı, enfeksiyon riski

Bunların dışında, tümörün çok büyüdüğü ileri vakalarda komşu damarlara baskı, beyin sinirlerinde tutulum, baş ağrısının kronikleşmesi ve nadiren bilinç değişiklikleri gibi sorunlar görülebilir. Cerrahi tedavi sonrasında beyin omurilik sıvısı kaçağı, enfeksiyon, geçici veya kalıcı hormonal değişiklikler oluşabilir. Radyoterapi sonrasında ise yıllar içinde hipofiz yetmezliği gelişebilir; bu nedenle uzun süreli endokrinolojik takip gereklidir. Yine de düzenli kontrol ve uygun yaklaşımla pek çok komplikasyon kontrol altında tutulabilir.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Sella ve paraseller tümörlerin belirtileri çoğu zaman yavaş ilerlediği için başlangıçta hafif sanılabilir. Ancak bazı şikayetler ihmal edildiğinde daha ciddi sorunlara yol açabilir. Eğer uzun süredir devam eden, alışılmadık karakterde bir baş ağrınız varsa ve özellikle bu ağrıya görme bozukluğu eşlik ediyorsa zaman kaybetmeden bir hekime başvurmalısınız. Yan taraftan gelen kişileri veya nesneleri fark edememek, sık sık kapı kenarlarına çarpmak gibi ipuçları değerli olabilir.

Kadınlarda regl düzeninin bozulması, gebelik dışında süt gelmesi, açıklanamayan kısırlık; erkeklerde cinsel isteğin belirgin azalması, ereksiyon güçlüğü gibi şikayetler de ihmal edilmemelidir. Her iki cinste de hızlı kilo değişiklikleri, sürekli yorgunluk, soğuğa veya sıcağa karşı aşırı duyarlılık, ciltte belirgin değişiklikler, el ve ayaklarda büyüme, yüzük ve ayakkabı numarasında değişiklik gibi bulgular bir uzmanın değerlendirmesini gerektirir.

Aniden başlayan çok şiddetli baş ağrısı, bilinç bulanıklığı, ani görme kaybı, çift görme veya yüzde uyuşma gibi belirtiler ortaya çıktığında acil sağlık kuruluşuna başvurmanız önemlidir. Bu tablolar tümör içine kanama veya çevre yapıların aniden baskı altında kalması gibi acil durumların habercisi olabilir. Erken başvuru, hem tanının doğru konulmasını hem de uygun yönetim planının zamanında oluşturulmasını sağlar.

Son Değerlendirme

Sella ve paraseller tümörler, yerleşim yerlerinin kritik olması nedeniyle dikkatle yönetilmesi gereken hastalık gruplarındandır. Belirtilerin sinsi başlaması, baş ağrısı, görme değişiklikleri ve hormonal şikayetlerin günlük yaşamla iç içe geçmesi tanıyı geciktirebilir. Düzenli kontrol, doğru görüntüleme ve hormonal değerlendirme ile bu kitlelerin önemli bir kısmı erken dönemde fark edilebilir ve uygun yaklaşımla kontrol altına alınabilir. Hastanın yaşı, genel sağlık durumu ve tümörün özelliklerine göre cerrahi, ilaç ve radyoterapi seçenekleri birlikte değerlendirilerek kişiye özel bir yol haritası oluşturulur.

Koru Hastanesi Radyasyon Onkolojisi bölümünde uzman hekimlerimiz, sella ve paraseller tümörler gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Radyasyon Onkolojisi I Nostri Medici

Siamo al tuo fianco con i nostri medici specialisti esperti in questo campo

Incontra i Nostri Medici Specialisti

Prenota subito un appuntamento o chiamaci per la tua salute.

WhatsApp Appuntamento Online