Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji

Psittakoz

Psittakoz için önemli klinik noktalar: risk faktörleri, erken bulgular ve yaklaşım planlaması burada.

Psittakoz, halk arasında "papağan hastalığı" olarak bilinen ve adını da papağangiller ailesinden alan, bakteriyel kökenli bir enfeksiyon hastalığıdır. Hastalığa Chlamydia psittaci (klamidya psittaci) adı verilen, hücre içinde çoğalan özel bir bakteri neden olur. Bu mikroorganizma daha çok kuşlarda yerleşim gösterir; ancak enfekte kuşlarla temas eden insanlara da geçebildiği için zoonotik (hayvandan insana bulaşan) hastalıklar grubunda değerlendirilir. Pek çok kişi belirtileri grip ya da soğuk algınlığı zannederek bekleme yoluna gider, oysa altta yatan tablo bazen ağır seyirli bir akciğer enfeksiyonuna dönüşebilir.

Son yıllarda evde kuş besleme alışkanlığının yaygınlaşması, kuş çiftliklerinin artması ve egzotik kuş ticareti psittakoz görülme sıklığını yeniden gündeme taşımıştır. Hastalık ülkemizde nadir gibi görünse de tanı konulmadan geçirilen pek çok vaka olduğu düşünülmektedir. Erken dönemde fark edildiğinde uygun antibiyotik yaklaşımıyla kontrol altına alınabilen psittakoz, geciken durumlarda kalp, karaciğer ve sinir sistemini de etkileyebilen komplikasyonlara yol açabilir. Bu nedenle kuşla temas öyküsü olan ve uzun süredir geçmeyen ateş, halsizlik gibi yakınmaları olan kişilerde bu hastalık akılda tutulması gereken önemli bir tanıdır.

Kimlerde Görülür?

Psittakoz her yaş grubunu etkileyebilen bir hastalık olmakla birlikte, belirli meslek gruplarında ve yaşam biçimlerinde görülme sıklığı belirgin biçimde artar. Evinde papağan, muhabbet kuşu, kanarya, güvercin ya da tavuk besleyen kişiler bu hastalık açısından öncelikli risk grubunda yer alır. Bunun yanında veterinerler, kuş satıcıları, hayvanat bahçesi çalışanları, kümes hayvanı yetiştiricileri ve mezbaha personeli mesleki olarak Chlamydia psittaci ile temas etme olasılığı yüksek kişilerdir. Hastalığın özellikle 30-60 yaş aralığında daha sık görüldüğü bildirilmektedir.

Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler bu enfeksiyon karşısında daha kırılgan bir konumdadır. Kanser tedavisi gören, uzun süreli kortizon kullanan, organ nakli sonrası bağışıklık baskılayıcı ilaç alan ya da HIV pozitif olan bireylerde hastalık daha ağır seyredebilir. İleri yaş grubu, kronik akciğer hastalığı olan kişiler ve sigara içenler de hem enfeksiyona daha kolay yakalanır hem de iyileşme süreçleri daha uzun sürer. Şeker hastalığı gibi metabolik hastalıkların eşlik ettiği durumlarda komplikasyon riski yükselir.

Çocuklarda psittakoz erişkinlere göre daha az görülmekle birlikte, evde kuş besleyen ailelerde küçük yaşta enfeksiyon vakalarına rastlanabilir. Hamilelik dönemi de dikkat edilmesi gereken bir özel durumdur. Gebelikte geçirilen psittakoz hem anne hem de bebek açısından risk oluşturabildiği için bu dönemde kuşlarla temasın sınırlandırılması önerilir. Toplumda salgın oluşturma potansiyeli düşük olsa da kuş pazarlarından alınan yeni hayvanlar nedeniyle aile içi kümelenmeler bildirilmiştir.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Psittakozun belirtileri genellikle bakteriyle temastan 5 ile 14 gün sonra ortaya çıkar; ancak bu süre bazı kişilerde dört haftaya kadar uzayabilir. Hastalık çoğu zaman ani başlangıçlı yüksek ateş, üşüme-titreme, şiddetli baş ağrısı ve halsizlik ile kendini belli eder. Pek çok hasta bu belirtileri grip zannederek hekime başvurmayı geciktirir. Ateşin 39-40 dereceye kadar çıkması, beraberinde kas ve eklem ağrılarının eşlik etmesi tipik bir bulgu olarak değerlendirilir.

Solunum yolu yakınmaları hastalığın en belirleyici unsurudur. İlk günlerde kuru, inatçı bir öksürük başlar; ilerleyen dönemde balgam çıkarma ve göğüs ağrısı eklenebilir. Bazı hastalarda nefes darlığı belirginleşir ve oksijen seviyelerinde düşme görülebilir. Hekim muayenesinde akciğerlerde ince raller (cızırtılı sesler) duyulabilir, ancak fizik muayene bulguları genellikle akciğer filminde görülen geniş tutulumla orantısız biçimde silik kalır. Bu uyumsuzluk psittakozdan şüphelenmek için önemli bir ipucudur.

Hastalık yalnızca akciğerlerle sınırlı kalmayabilir. Karaciğer ve dalakta büyüme, ciltte döküntü tarzı lekeler, bulantı, ishal ve karın ağrısı gibi sindirim sistemi yakınmaları görülebilir. Bazı hastalarda kalp zarında iltihaplanma (perikardit) ya da kalp kası iltihabı (miyokardit) gelişebilir. Sinir sistemi tutulumuna bağlı bilinç bulanıklığı, ense sertliği ve şiddetli baş ağrısı menenjit benzeri bir tabloya yol açabilir. Bu nedenle yakınmaların yalnızca solunum sistemine indirgenmemesi, bütüncül bir değerlendirme yapılması gerekir.

Bazı hastalarda hastalık çok hafif seyreder ve neredeyse hiç belirti vermeden geçirilir. Buna karşılık yaşlı veya bağışıklığı baskılanmış kişilerde tablo ağırlaşıp solunum yetmezliğine kadar ilerleyebilir. Belirtilerin şiddeti hem hastanın genel sağlık durumuna hem de aldığı bakteri miktarına göre değişkenlik gösterir. Bu farklılıklar nedeniyle her uzun süreli ateş ve öksürük olgusunda kuş teması mutlaka sorgulanmalıdır.

Nedenleri Nelerdir?

Psittakozun temel nedeni Chlamydia psittaci adlı bakterinin solunum yoluyla alınmasıdır. Bu bakteri kuşların dışkısı, idrarı, tüy tozu ve solunum salgılarında bol miktarda bulunur. Enfekte kuşlar bakteriyi haftalarca, hatta aylarca etrafa saçabilir ve bu süreçte hayvanın belirti göstermesi şart değildir. Sağlıklı görünen bir kuş bile mikrobu taşıyıp insana bulaştırabilir. Bu durum, hastalığı önlemeyi zorlaştıran en önemli özelliklerden biridir.

Bulaşma çoğunlukla kuru dışkı ve tüy tozunun havada askıda kalan partiküllerinin solunmasıyla gerçekleşir. Kafes temizliği sırasında oluşan toz bulutu, kümes havalandırması, kuş satılan kapalı mekanlar bu açıdan riskli ortamlardır. Daha az sıklıkta hasta kuşun gagalaması, ısırması ya da yakın temasla doğrudan vücut sıvılarına maruz kalma yoluyla da geçiş olabilir. İnsandan insana bulaş çok nadir bildirilmiş olsa da yakın temaslılarda dikkatli olmak gerekir.

Aşağıdaki etkenler psittakoz açısından bilinen başlıca risk kaynakları arasında yer alır:

  • Evde papağan, muhabbet kuşu ya da kanarya beslemek ve kafes temizliğini havalandırmasız ortamlarda yapmak
  • Kuş pazarlarından sağlık kontrolü olmayan hayvan satın almak ve karantinasız biçimde diğer kuşlara katmak
  • Güvercin yetiştiriciliği yapmak, çatılarda biriken kuş dışkısıyla temas etmek
  • Tavuk, hindi gibi kümes hayvanlarının yoğun olduğu kapalı çiftliklerde maske kullanmadan çalışmak
  • Hayvanat bahçesi ya da veteriner kliniklerinde solunum koruması olmadan görev almak

Bakterinin yapısal özellikleri de hastalığın seyrini etkileyen önemli bir unsurdur. Chlamydia psittaci hücre içinde çoğalan bir mikroorganizma olduğu için bağışıklık sisteminden kolayca gizlenebilir ve uzun süreli enfeksiyonlara yol açabilir. Bu yapı, antibiyotik seçiminin de farklılaşmasına neden olur. Hücre içine geçebilen ilaçların kullanılması gerektiği için her geniş spektrumlu antibiyotik bu enfeksiyonda yeterli olmaz.

Tanı Nasıl Konulur?

Psittakoz tanısı koymak hekim açısından dikkatli bir öykü ve laboratuvar değerlendirmesi gerektirir. Tanı süreci genellikle hastanın yakınmalarının ayrıntılı dinlenmesi ile başlar. Kuşla temas öyküsü, meslek bilgisi, evdeki evcil hayvanlar ve son zamanlarda satın alınan kuşlar mutlaka sorgulanır. Pek çok hasta bu bilgileri kendiliğinden paylaşmadığı için doğru sorgulama tanı koymada belirleyici bir unsurdur. Fizik muayenede ateş, akciğer sesleri, karaciğer ve dalak büyüklüğü değerlendirilir.

Görüntüleme yöntemleri arasında akciğer grafisi ve bilgisayarlı tomografi temel rol oynar. Akciğer filminde tek taraflı ya da çift taraflı yamalı gölgelenmeler, buzlu cam görünümleri ve özellikle alt loblarda yoğunlaşan tutulumlar dikkat çeker. Bilgisayarlı tomografi, akciğer parankimindeki ince değişiklikleri ortaya koyarak hem psittakoz lehine ipuçları sağlar hem de diğer akciğer hastalıklarının ayırt edilmesine katkı sunar. Görüntüleme bulguları her hastada farklılık gösterebileceği için tek başına yeterli değildir.

Kesin tanı için laboratuvar incelemeleri belirleyici unsurdur. Kanda bakteriye karşı oluşan antikorların aranması, polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) ile bakterinin genetik materyalinin saptanması, balgam veya boğaz sürüntüsü örneklerinin kültürde değerlendirilmesi en sık kullanılan yöntemlerdir. PCR testi son yıllarda hızla yaygınlaşmış olup birkaç saat içinde sonuç vererek tanı süresini belirgin biçimde kısaltmıştır. Karaciğer enzimleri, böbrek fonksiyonları ve tam kan sayımı gibi rutin kan testleri de hastalığın yaygınlığı hakkında bilgi verir.

Ayırıcı tanıda toplumdan edinilmiş zatürre, lejyoner hastalığı, mikoplazma enfeksiyonu, tüberküloz, mantar enfeksiyonları ve viral pnömoniler düşünülür. Bu hastalıkların pek çoğu benzer akciğer bulgularıyla seyredebilir. Yalnızca öykü ve filmle psittakoz dışlanamayacağı gibi sadece kuş teması varlığı da kesin tanı koydurmaz. Bu nedenle klinik bulguların, görüntülemenin ve mikrobiyolojik testlerin birlikte değerlendirildiği bütüncül bir yaklaşım kesin tanı sağlar.

Komplikasyonlar Nelerdir?

Psittakoz erken dönemde fark edilip uygun antibiyotik yaklaşımıyla yönetildiğinde çoğu hastada belirgin biçimde iyileşir. Ancak tanının gecikmesi ya da hastanın altta yatan ağır bir hastalığının bulunması durumunda ciddi komplikasyonlar gelişebilir. Bu nedenle hastalığın yalnızca basit bir grip benzeri tablo olmadığı, sistemik etkileri olan bir enfeksiyon olduğu unutulmamalıdır. Komplikasyonlar genellikle birkaç organ sistemini eş zamanlı tutarak hastanın genel durumunu hızla bozabilir.

En sık karşılaşılan komplikasyon ağır pnömoni ve buna bağlı solunum yetmezliğidir. Akciğerlerde geniş alanların etkilenmesi oksijenlenmeyi bozar ve hastanın yoğun bakım koşullarında izlenmesini gerektirebilir. Bazı hastalarda akut solunum sıkıntısı sendromu (ARDS) gelişebilir; bu tablo mekanik ventilasyon gereksinimi doğurabilir. Yaşlı hastalarda, kronik akciğer hastalığı olanlarda ve sigara içenlerde bu risk daha yüksektir.

Hastalığın sistemik komplikasyonları arasında aşağıdaki tablolar öne çıkar:

  • Kalp zarı iltihabı (perikardit) ve kalp kası iltihabı (miyokardit) gibi kardiyovasküler tutulumlar
  • Kalp kapakçıklarında oluşan iltihap (endokardit) ve buna bağlı uzun süreli antibiyotik gereksinimi
  • Karaciğer enzimlerinde yükselme, sarılık ve hepatit benzeri tablo
  • Böbrek fonksiyonlarında bozulma ve nadiren akut böbrek yetmezliği
  • Sinir sistemi tutulumuna bağlı menenjit, ensefalit ya da kafa sinirlerinin etkilenmesi

Daha nadir ama önemli komplikasyonlar arasında damarlarda pıhtı oluşumu, tiroid bezinin etkilenmesi, pankreasta iltihaplanma ve ciltte ortaya çıkan döküntüler sayılabilir. Hamile hastalarda psittakoz düşük, erken doğum ya da bebek açısından olumsuz sonuçlara yol açabilir. Tüm bu nedenlerle hastalığın hafife alınmaması, özellikle uzayan ateş ve nefes darlığında zaman kaybedilmeden hekime başvurulması büyük önem taşır. Uygun yaklaşımla bu komplikasyonların büyük bölümü kontrol altına alınabilir.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Eğer evinizde kuş besliyorsanız ya da işiniz gereği kuşlarla temas ediyorsanız ve birkaç günden uzun süren ateş, kuru öksürük, baş ağrısı, kas ağrısı gibi yakınmalarınız varsa hekime başvurmanız gerekir. Pek çok kişi bu belirtileri grip zannederek beklemeyi tercih eder; oysa psittakozda erken tanı, hastalığın seyrini belirgin biçimde değiştiren bir etkendir. Özellikle ateşin 38,5 derecenin üzerine çıkması ve grip benzeri ilaçlarla düşmemesi durumunda zaman kaybetmemek önemlidir.

Nefes darlığı, derin nefes alırken artan göğüs ağrısı, dudaklarda ya da parmak uçlarında morarma, bilinçte bulanıklık, şiddetli baş ağrısı ve ense sertliği gibi belirtiler acil değerlendirme gerektiren bulgulardır. Bu yakınmaların varlığı, hastalığın akciğer dışı sistemlere yayıldığına işaret edebilir. Yaşlı kişilerde, gebelerde, bağışıklığı baskılanmış hastalarda ve küçük çocuklarda belirtiler hafif olsa bile hekime daha erken başvurulması önerilir. Hekiminize giderken evde kuş olup olmadığını, son zamanlarda kuş satın alıp almadığınızı ve mesleğinizi mutlaka belirtmeniz tanı sürecini kolaylaştıracaktır.

Son Değerlendirme

Psittakoz, kuşlarla temas yoluyla bulaşan ve doğru yaklaşımla yönetildiğinde belirgin biçimde iyileşen bir bakteriyel enfeksiyondur. Hastalığın grip benzeri belirtilerle başlaması tanıyı geciktirebileceği için kuş besleyen ya da mesleki olarak kuşlarla temas eden kişilerde uzayan ateş ve öksürük yakınmalarında bu tanı mutlaka akılda tutulmalıdır. Erken dönemde başlanan uygun antibiyotik yaklaşımı, kalp, karaciğer ve sinir sistemi gibi organ tutulumlarının önüne geçilmesine yardımcı olur. Koruyucu önlemler arasında kafes temizliğinde maske kullanmak, kuş pazarından alınan hayvanları karantinaya almak ve veteriner kontrolünü ihmal etmemek önemli bir yer tutar.

Koru Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji bölümünde uzman hekimlerimiz, psittakoz gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Our Doctors

We are by your side with our experienced specialist physicians in this field

Meet Our Specialist Physicians

Book an appointment now or call us for your health.

WhatsApp Online Appointment