Göz Hastalıkları

Göz İçi Kanama (Vitreus Hemorajisi)

Vitreus Hemorajisi Süreci ve Dikkat Edilmesi Gerekenler, hastaların sıkça merak ettiği bir konudur ve bilgilendirilme önem taşır. Klinik özellikleri ve değerlendirme yaklaşımını öğrenin.

Göz içi kanama, tıp dilinde vitreus hemorajisi olarak bilinen ve gözün iç kısmındaki jel benzeri saydam yapının (vitreus) içine kan sızması ile ortaya çıkan bir durumdur. Bu jel, ışığın retinaya ulaşmasını sağlayan berrak bir ortam olduğu için içine giren her damla kan, görme kalitesini doğrudan etkiler. Bazı kişilerde sabah uyanır uyanmaz gözün önünde yüzen siyah noktalar fark edilir, bazılarında ise birkaç saat içinde belirgin bir görme azalması yaşanır. Tablo, çok küçük bir damarın sızıntısından kaynaklanabileceği gibi, daha ciddi bir damar yırtılmasının habercisi de olabilir.

Vitreus hemorajisi tek başına bir hastalık olmaktan çok, altta yatan bir sorunun göz içindeki yansıması olarak değerlendirilir. Şeker hastalığı, yüksek tansiyon, travma, retina yırtığı ya da damarsal sorunlar bu tablonun arkasındaki en sık nedenler arasında yer alır. Kanama miktarı az olduğunda kişi sadece uçuşan cisimcikler tarif ederken, kanama yoğun olduğunda göz adeta perdelenmiş gibi görür. Erken değerlendirme, hem altta yatan nedenin belirlenmesi hem de görmenin korunması açısından önemli rol oynar.

Kimlerde Görülür?

Göz içi kanama her yaş grubunda görülebilse de bazı kişilerde ortaya çıkma olasılığı belirgin biçimde artar. Uzun süredir şeker hastalığı olan ve kan şekeri kontrolü iyi sağlanamayan bireyler, diyabetik retinopati (şeker hastalığına bağlı retina hastalığı) zemininde sık karşılaşılan bir gruptur. Bu hastalarda retina damarları zaman içinde kırılganlaşır ve küçük bir tetikleyici bile kanamaya yol açabilir. Aynı şekilde yüksek tansiyonu yıllarca kontrolsüz seyreden kişilerde de damar duvarları zayıfladığı için risk yükselir.

İleri yaş grubunda görülen yaşa bağlı vitreus dekolmanı (vitreus jelinin retinadan ayrılması) sırasında küçük damarların çekilmesi sonucu kanama gelişebilir. Özellikle 55 yaş üstü bireylerde aniden başlayan uçuşmalar bu sürecin habercisi olabilir. Yüksek miyopisi olan kişilerde retinanın daha ince olması, retina yırtığı ve buna eşlik eden kanama riskini artırır. Sporcular, inşaat çalışanları ve trafik kazası geçirenler gibi göze künt veya keskin travma alma olasılığı yüksek meslek gruplarında da tablo sık görülür.

Kan sulandırıcı ilaç kullanan hastalar, pıhtılaşma bozukluğu olan bireyler ve orak hücreli anemi gibi sistemik hastalıkları bulunan kişiler de risk altındadır. Geçirilmiş retina ameliyatı, daha önce yaşanan vitreus hemorajisi öyküsü ve göz içi tümörleri de tabloyu hazırlayan zeminler arasında sayılır. Yenidoğan döneminde prematüre retinopatisi geçiren bebeklerde ileride benzer tablolar gelişebilir. Bu nedenle risk grubundaki kişilerin düzenli göz kontrolünden geçmesi, sorunun erken aşamada yakalanmasını sağlar.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Göz içi kanamanın belirtileri büyük ölçüde kanın miktarına ve göz içinde dağılım biçimine bağlıdır. Küçük miktarda kanama olduğunda kişi genellikle ağrısız bir biçimde gözünün önünde yüzen siyah noktalar, ip parçaları ya da örümcek ağına benzer şekiller tarif eder. Bu görüntüler özellikle açık renkli duvara veya gökyüzüne bakıldığında daha belirgin hale gelir. Bazı hastalar sabah uyandıklarında bu cisimciklerin azaldığını, gün ilerledikçe yeniden ortaya çıktığını söyler; çünkü kan, gece boyunca yerçekimiyle gözün alt kısmına çöker.

Kanama miktarı arttıkça belirtiler de belirginleşir. Hastalar görme alanının bir bölümünün kırmızımsı ya da kahverengi bir perdeyle kaplandığını ifade edebilir. Yoğun kanamalarda ise göz adeta sis içinde gibi algılanır; el hareketlerini seçmek bile zorlaşabilir. Bazı kişilerde ışık çakmaları (fotopsi) eşlik eder ve bu durum genellikle retina yırtığı ya da dekolmanı (retinanın yerinden ayrılması) gibi daha ciddi bir sorunun habercisi sayılır. Belirtiler çoğunlukla ağrısız seyreder, bu da hastaların doktora başvurmayı geciktirmesine yol açabilir.

Kanamanın hangi katmanda olduğu da bulguları etkiler. Retina ile vitreus arasındaki bölgeye sızan kan, hilal şeklinde sabit bir gölge oluşturabilir. Vitreus jelinin tamamına yayılan kanama ise hareketle yer değiştiren bulanık görüntülere neden olur. Diyabetik hastalarda tablo genellikle aniden ortaya çıkar ve önceden hiçbir uyarı belirtisi vermez. Travmaya bağlı kanamalarda göz çevresinde morarma, ağrı ve göz hareketlerinde kısıtlanma eşlik edebilir. Bu çeşitlilik, hekimin nedeni anlamak için ayrıntılı bir öykü almasını gerekli kılar.

  • Aniden başlayan ve giderek artan uçuşan cisimcikler
  • Görme alanında kırmızımsı veya kahverengi gölge hissi
  • Görüntünün sisli, bulanık veya perdeli algılanması
  • Işık çakmaları ve şimşek benzeri parlamalar
  • Sabahları belirgin, gün içinde değişen bulanıklık

Nedenleri Nelerdir?

Vitreus hemorajisinin arkasında çoğunlukla retina damarlarını etkileyen bir hastalık yatar. Diyabetik retinopati, kanamaların en sık nedenleri arasında ilk sırada yer alır. Uzun süreli yüksek kan şekeri, retina damarlarının duvarlarını incelterek mikroanevrizma (küçük damar baloncukları) oluşumuna ve yeni, kırılgan damarların gelişmesine yol açar. Bu yeni damarlar yapısal olarak zayıf olduğundan en küçük basınç değişikliğinde bile yırtılarak vitreus boşluğuna kan bırakır. Hastalar çoğu zaman herhangi bir tetikleyici hatırlamadan aniden görme azalması yaşar.

Retina yırtığı ve buna bağlı dekolman da önemli bir neden grubunu oluşturur. Vitreus jeli yaşla birlikte büzüşür ve retinadan ayrılırken bazı bölgelerden çekme yapabilir. Bu çekilme, retinada küçük bir yırtığa yol açtığında altındaki damarlardan kanama gelişir. Yüksek miyopisi olan kişilerde, geçmişte göz ameliyatı geçirenlerde ve travma öyküsü olanlarda bu risk daha yüksektir. Retina ven tıkanıklığı (retina toplardamarının pıhtıyla kapanması) da geride yeni damar oluşumuna ve kanamaya zemin hazırlayan bir başka önemli durumdur.

Travmalar; künt darbeler, keskin yaralanmalar veya yüksek hızda çarpma kazaları sonucu doğrudan göze hasar vererek kanamaya neden olabilir. Yaşa bağlı makula dejenerasyonunun (sarı nokta hastalığı) ileri evrelerinde de gözün arka kutbunda yeni damar oluşumu görülür ve bu damarlar kanayabilir. Daha nadir nedenler arasında orak hücreli anemi, lösemi gibi kan hastalıkları, göz içi tümörleri, doğuştan gelen damar anomalileri ve bazı enfeksiyonlar yer alır. Kan sulandırıcı ilaçlar tek başına kanamaya neden olmaz; ancak mevcut bir damar zayıflığı varsa tabloyu belirginleştirebilir.

Tanı Nasıl Konulur?

Tanı süreci, ayrıntılı bir göz muayenesi ile başlar. Hekim önce hastanın şikayetlerini, ne zaman başladığını, eşlik eden sistemik hastalıkları ve kullanılan ilaçları sorgular. Görme keskinliği ölçümü ve göz içi basıncı değerlendirmesinin ardından göz bebeği damla ile genişletilerek arka segment incelenir. Kanama miktarı az olduğunda retina ve damar yapıları doğrudan görülebilirken, yoğun kanamada arka kutup tamamen kapanmış olabilir. Bu durumda görüntüleme yöntemleri devreye girer.

Ultrason (B-scan), vitreus hemorajisi tanısında en sık kullanılan yöntemlerden biridir. Bulanık ortamın ardındaki retinanın yerinde olup olmadığını, yırtık veya dekolman bulgusu bulunup bulunmadığını ortaya koyar. Optik koherens tomografi (OCT), retina katmanlarının kesitsel görüntülenmesini sağlayarak makula bölgesindeki sorunları ayrıntılı biçimde gösterir. Fundus floresein anjiyografi ise damar yapılarının ve yeni damar oluşumlarının haritasını çıkararak diyabetik retinopati gibi nedenlerin saptanmasında kesin tanı sağlar.

Sistemik değerlendirme de tanı sürecinin temel bir parçasıdır. Kan şekeri, tansiyon, kolesterol ve pıhtılaşma testleri istenebilir. Travma öyküsü olan hastalarda göz kapakları, kornea ve ön segment de ayrıntılı incelenir. Bazı durumlarda manyetik rezonans görüntüleme veya bilgisayarlı tomografi gibi ileri tetkikler gerekli olabilir. Tanı sürecinde amaç yalnızca kanamayı görmek değil, arkasındaki gerçek nedeni belirleyerek kalıcı görme kaybını engelleyecek adımları planlamaktır.

  • Genişletilmiş göz bebeği ile arka segment muayenesi
  • B-scan ultrason ile retinanın yerinin değerlendirilmesi
  • OCT ile makula ve retina katmanlarının incelenmesi
  • Floresein anjiyografi ile damar yapısının haritalanması
  • Kan şekeri, tansiyon ve pıhtılaşma testleri

Komplikasyonlar Nelerdir?

Göz içi kanamanın en korkulan sonuçlarından biri kalıcı görme kaybıdır. Kanama uzun süre vitreus içinde kalırsa, hem ışığın retinaya ulaşmasını engeller hem de göz içinde fibrotik bantların (yapışıklık dokularının) oluşmasına zemin hazırlar. Bu bantlar zamanla retinayı çekerek traksiyonel dekolmana neden olabilir. Özellikle diyabetik hastalarda görülen bu tablo, cerrahi müdahaleyi gerektiren ciddi bir komplikasyondur ve geciktirildiğinde görme kaybı kalıcı hale gelebilir.

Bir diğer önemli komplikasyon, hemosiderotik glokom olarak bilinen göz içi basıncı artışıdır. Vitreus içinde uzun süre kalan kan hücreleri parçalanarak demir içeren bileşikler açığa çıkarır. Bu maddeler gözün sıvı drenaj sistemini tıkayabilir ve göz içi basıncını yükseltebilir. Yükselen basınç görme sinirine hasar vererek glokoma yol açar. Tedavi edilmediğinde bu süreç görme alanında kalıcı daralmalar bırakır ve görme sinirinde geri dönüşsüz hasarla sonuçlanabilir.

Tekrarlayan kanamalar da önemli bir sorundur. Altta yatan neden kontrol altına alınmadığında kanama tekrar edebilir ve her seferinde retina daha fazla yıpranır. Amblyopi (göz tembelliği) çocuk yaş grubundaki uzun süreli kanamalarda gelişebilir. Travma sonrası gelişen kanamalarda göz içi yapıların yer değiştirmesi, kornea boyanması ve katarakt oluşumu görülebilir. Bu nedenle vitreus hemorajisi sadece görsel bir bulanıklık değil, gözün bütününü etkileme potansiyeli olan ciddi bir tablodur ve dikkatli takip yaklaşımıyla yönetilir.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Aniden başlayan uçuşmalar, ışık çakmaları veya görme alanında perde benzeri bir gölge hissediyorsanız zaman kaybetmeden bir göz hekimine başvurmanız önemlidir. Bu belirtiler retina yırtığı ya da dekolmanın habercisi olabilir ve erken müdahale, görmenizin korunmasında belirleyici unsurdur. Özellikle daha önce hiç yaşamadığınız yoğunlukta cisimcikler görüyorsanız, bunu yorgunluk ya da geçici bir durum olarak değerlendirmek yerine değerlendirme almanız gerekir.

Şeker hastalığınız varsa ve son zamanlarda görmenizde dalgalanmalar yaşıyorsanız düzenli göz kontrollerinizi aksatmamalısınız. Tansiyonu yüksek seyreden, kan sulandırıcı kullanan veya yüksek miyopisi olan kişilerin de yıllık göz muayenelerini ihmal etmemesi gerekir. Göze darbe aldıysanız, herhangi bir görme şikayetiniz olmasa bile arka segmentin değerlendirilmesi için hekiminize başvurmanız önerilir. Bazı kanamalar saatler sonra ortaya çıkabilir ve erken muayene olası komplikasyonların önünü keser.

Görme keskinliğinizdeki ani azalma, gözünüzün önünde sabit duran bir gölge ya da bir gözünüzde ortaya çıkan yoğun bulanıklık acil değerlendirme gerektiren bulgulardır. Bu durumda ertesi günü beklemeden, en yakın göz acil servisine ulaşmanız önerilir. Erken tanı sayesinde hem altta yatan neden hızla belirlenir hem de görme kaybı riski en aza indirilir. Unutmayın ki gözünüzdeki en küçük değişiklik bile size önemli bir sinyal veriyor olabilir.

Son Değerlendirme

Göz içi kanama, çoğunlukla altta yatan bir hastalığın yansıması olarak ortaya çıkan ve görme kalitesini doğrudan etkileyen bir tablodur. Diyabet, yüksek tansiyon, retina yırtığı veya travma gibi farklı nedenlerle gelişebilir; bu nedenle yaklaşım kişiden kişiye değişir. Erken tanı, uygun görüntüleme yöntemleri ve nedene yönelik bir plan ile süreç büyük ölçüde kontrol altına alınabilir. Belirtileri ciddiye almak ve düzenli göz kontrollerini sürdürmek, kalıcı görme kayıplarının önüne geçmede belirleyici rol oynar.

Koru Hastanesi Göz Hastalıkları bölümünde uzman hekimlerimiz, göz i╠ççi kanama (vitreus hemorajisi) gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Meet Our Specialist Physicians

Book an appointment now or call us for your health.

WhatsApp Online Appointment