Çocuk Hematoloji ve Onkoloji

Çocukluk Çağı Venöz Tromboz (DVT)

Çocukluk Çağı Venöz Tromboz Üzerine, erken tanınması durumunda izlem süreci daha rahat yürütülebilen bir hastalıktır. Hastalığın özelliklerini ve izlem önerilerini öğrenin.

Çocukluk çağı venöz tromboz, yani derin ven trombozu (DVT), çocuğun bacak veya kol gibi vücut bölgelerindeki derin toplardamarlarda pıhtı oluşması durumudur. Yetişkinlerde çok daha sık görülen bu tablo, çocuklarda nadir kabul edilse de son yıllarda yoğun bakım koşullarının iyileşmesi, kanser tedavi süreçlerinin yaygınlaşması ve uzun süreli damar yolu kullanımı nedeniyle daha fazla karşımıza çıkmaktadır. Pıhtının oluştuğu damar, kanı kalbe geri taşımakla görevli olduğundan akış engellendiğinde o bölgede şişlik, ısı artışı ve ağrı gibi belirtiler ortaya çıkar. Erken fark edilmediğinde pıhtının bir parçası koparak akciğere kadar ilerleyebilir ve ciddi sonuçlara yol açabilir.

Çocuklarda DVT, yetişkinlerden farklı bir seyir gösterir. Yetişkinlerde genellikle bacak damarları etkilenirken, çocuklarda özellikle bebekler ve süt çocuklarında üst ekstremite damarları, juguler ven ve santral kateterin geçtiği bölgeler daha çok etkilenir. Bunun temel nedeni, çocuklara uygulanan damar içi tedavi süreçlerinde uzun süre kalan kateterlerin damar duvarında tahriş yaratmasıdır. Aileler genellikle çocukta kolun şişmesi, morarması ya da damar yolunun çevresinde ağrı belirtisi fark ettiğinde sağlık kuruluşuna başvurur. Tanının zamanında konulması, hem akut dönemde komplikasyonları azaltır hem de büyüme sürecinde damar sağlığının korunmasına katkı sağlar.

Kimlerde Görülür?

Çocukluk çağı venöz tromboz, sağlıklı ve hareketli bir çocukta nadiren spontan biçimde gelişir. Çoğunlukla altta yatan bir hastalık, hastanede uzun yatış süreci veya damar içi tedavi uygulamaları söz konusudur. Yenidoğan dönemi, çocukluk çağında DVT görülme sıklığının en yüksek olduğu dönemlerden biri olarak kabul edilir. Bu dönemde göbek kateteri kullanımı, yenidoğan yoğun bakım koşulları ve henüz olgunlaşmamış pıhtılaşma sistemi pıhtı oluşumuna zemin hazırlayabilir.

İkinci risk dönemi ergenlik çağıdır. Bu dönemde özellikle kız çocuklarında doğum kontrol ilaçlarının (oral kontraseptif) kullanılması, obezite (aşırı kilo), uzun süreli hareketsizlik ve travma sonrası alçılama gibi nedenler riski artırır. Spor yaralanmalarının ardından uzun süre alçıda kalmak zorunda olan ergenlerde de bacak damarlarında pıhtı gelişebilir. Ailesinde genç yaşta pıhtı öyküsü bulunan çocuklar genetik yatkınlık taşıyabilir ve düşük riskli görünen durumlarda bile DVT geliştirebilirler.

Bunun yanı sıra kanser tedavisi gören çocuklar, doğuştan kalp hastalığı olanlar, böbrek yetmezliği nedeniyle diyaliz uygulanan hastalar ve kronik bağırsak hastalığı bulunanlar yüksek risk grubunda yer alır. Santral venöz kateter (büyük damarlara yerleştirilen ince tüp) taşıyan her çocukta pıhtı oluşma olasılığı belirgin biçimde artar. Bu nedenle uzun süreli damar yolu kullanan çocuklar, düzenli aralıklarla muayene edilerek olası belirtiler açısından değerlendirilir. Ailenin de kateter çevresindeki bölgeyi gün içinde gözlemlemesi süreci destekleyici bir uygulamadır.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Çocukluk çağı DVT belirtileri, pıhtının oluştuğu damarın yerine ve büyüklüğüne göre değişkenlik gösterir. En sık görülen şikayet, etkilenen kol veya bacakta ani başlayan şişliktir. Şişlik tek taraflıdır ve diğer ekstremiteyle (uzuvla) kıyaslandığında belirgin biçimde fark edilir. Bunun yanında bölgede ısı artışı, ciltte kızarıklık veya morumsu renk değişikliği gözlenebilir. Çocuk, etkilenen uzvunu kullanmaktan kaçınır, dokunulduğunda ağrı tepkisi verir ve günlük hareketlerinde belirgin bir azalma görülür.

Bebeklerde belirtiler her zaman bu kadar net olmayabilir. Huzursuzluk, beslenme isteğinde azalma, ağlama ataklarının artması ve uyku düzeninde bozulma gibi genel bulgular tek başına dikkat çekici olmayabilir. Bu nedenle özellikle yoğun bakımda izlenen bebeklerde, kateter bölgesinde renk değişikliği ve şişlik açısından düzenli kontrol yapılır. Boyun bölgesindeki damarlarda gelişen pıhtılar yüzde şişliğe ve göz altlarında dolgunluğa yol açabilir.

Pıhtının akciğere ilerlemesi durumunda tablo aniden ağırlaşabilir. Aniden başlayan nefes darlığı, hızlı solunum, göğüs ağrısı, çarpıntı ve dudaklarda morarma akciğer embolisinin (pulmoner emboli) habercisi olabilir. Bu bulgular acil müdahale gerektirir ve gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulması beklenir. Karın içi damarlarında oluşan trombozda ise karın ağrısı, kusma, bağırsak çalışmasında bozukluk ve karın bölgesinde gerginlik öne çıkan belirtiler arasında yer alır. Şikayetlerin kapsamı, pıhtının boyutuyla doğru orantılı biçimde genişleyebilir.

  • Etkilenen kol veya bacakta tek taraflı ani şişlik
  • Bölgede ısı artışı, kızarıklık veya morumsu renk değişimi
  • Dokunmakla artan ağrı ve uzvu kullanmaktan kaçınma
  • Kateter çevresinde sertlik ve hassasiyet
  • Aniden gelişen nefes darlığı ve göğüs ağrısı

Nedenleri Nelerdir?

Çocukluk çağı venöz trombozun temel nedenleri Virchow üçgeni olarak bilinen üç ana mekanizmaya dayanır: damar duvarında hasar, kan akımında yavaşlama ve kanın pıhtılaşmaya eğilimli hale gelmesi. Çocuklarda bu üç faktörden en sık karşılaşılanı damar duvarındaki hasardır. Santral venöz kateterler, uzun süreli ilaç infüzyonları (damar içi sıvı verme) ve sık damar yolu denemeleri damarın iç tabakasını tahriş ederek pıhtı oluşumuna zemin hazırlar. Özellikle yenidoğan döneminde göbek kateteri kullanımı sık görülen bir nedendir.

Kan akımının yavaşlaması da önemli bir mekanizmadır. Uzun süreli yatak istirahati, kırık sonrası alçıda kalma, geniş cerrahi girişimler sonrası hareketsizlik ve nörolojik hastalıklar nedeniyle az hareket eden çocuklarda damarlardaki kan akışı yavaşlar. Yavaşlayan akış, pıhtı yapıcı maddelerin tek bir noktada birikmesine ve pıhtının büyümesine olanak sağlar. Obezitenin son yıllarda artmasıyla birlikte ergenlerde bu mekanizmaya bağlı DVT vakalarında belirgin bir artış gözlenmektedir.

Üçüncü grup nedenler ise pıhtılaşma sisteminin dengesini bozan durumlardır. Doğuştan gelen pıhtılaşma bozuklukları, Faktör V Leiden mutasyonu, protein C ve protein S eksiklikleri, antitrombin eksikliği bu grupta yer alır. Edinilmiş nedenler arasında ise enfeksiyonlar, dehidratasyon (sıvı kaybı), nefrotik sendrom (böbrek kaynaklı protein kaybı), kanser ve bazı otoimmün hastalıklar bulunur. Doğum kontrol ilacı kullanan ergenlerde, sigara içen genç bireylerde ve uzun yolculuk sonrası hareketsiz kalan çocuklarda risk daha yüksek seyreder. Bu nedenlerin birden fazlasının bir arada bulunması, tablonun ortaya çıkma olasılığını artırır.

Tanı Nasıl Konulur?

Çocukluk çağı DVT tanısında ilk basamak ayrıntılı bir öykü ve fizik muayenedir. Hekim, şikayetlerin ne zaman başladığını, hangi damar yolu uygulamalarının yapıldığını, ailede pıhtılaşma sorunu olup olmadığını ve eşlik eden hastalıkları sorgular. Etkilenen uzvun çevresi ölçülür, karşı tarafla kıyaslanır ve ısı, renk, hassasiyet değerlendirilir. Bu değerlendirme, hangi görüntüleme yönteminin öncelikli kullanılacağına dair yönlendirici bilgi sağlar.

Görüntülemede ilk tercih genellikle Doppler ultrasonografidir. Doppler ultrasonografi, damar içindeki kan akımını ve pıhtının varlığını ayrıntılı biçimde gösterebilen, radyasyon içermeyen ve çocuklarda güvenle uygulanabilen bir yöntemdir. Ancak göğüs içi damarlar veya karın içi derin damarlar gibi ultrasonun ulaşamadığı bölgelerde manyetik rezonans venografi (MR venografi) veya bilgisayarlı tomografi venografi tercih edilebilir. Bu ileri görüntüleme yöntemleri pıhtının yerini, uzanımını ve çevre dokulara etkisini ayrıntılı biçimde ortaya koyar.

Laboratuvar incelemeleri de tanı sürecinde önemli rol oynar. D-dimer testi (pıhtı yıkım ürünü ölçümü) pıhtı yıkımının göstergesidir ve yüksek bulunduğunda DVT olasılığı artar; ancak çocuklarda yalnız başına kesin tanı sağlamaz. Tam kan sayımı, böbrek ve karaciğer fonksiyonları, INR ve aPTT (pıhtılaşma süreleri) gibi pıhtılaşma testleri başlangıçta uygulanır. Pıhtı doğrulandıktan sonra altta yatan nedeni araştırmak için trombofili paneli (pıhtılaşma yatkınlığı testleri) istenebilir. Bu panel, kalıtsal pıhtılaşma bozukluklarının saptanmasında belirleyici unsurdur ve uzun vadeli takip planını şekillendirir.

  • Ayrıntılı öykü ve karşılaştırmalı fizik muayene
  • Doppler ultrasonografi ile ilk değerlendirme
  • Gerekli durumlarda MR venografi veya BT venografi
  • D-dimer, tam kan ve pıhtılaşma testleri
  • Trombofili paneli ile altta yatan nedenin araştırılması

Komplikasyonlar Nelerdir?

Çocukluk çağı DVT'nin en korkulan erken komplikasyonu pulmoner embolidir. Pıhtının bir parçasının koparak akciğer damarlarına ulaşması, akciğerin etkilenen bölümünde kan akışının engellenmesine neden olur. Ani nefes darlığı, göğüs ağrısı, çarpıntı, dudaklarda morarma ve bazen bilinç bulanıklığı tabloya eşlik edebilir. Pulmoner emboli, hızlı tanı ve uygun yaklaşım gerektiren acil bir durumdur. Bu nedenle DVT tanısı konulan her çocuğun yakın izlem altında tutulması büyük önem taşır.

Uzun vadede ortaya çıkan en sık sorun ise post-trombotik sendromdur. Pıhtının damar duvarında bıraktığı hasar ve damar kapakçıklarının yetmezliği, etkilenen ekstremitede kalıcı şişlik, ağrı, deri rengi değişiklikleri ve egzersizle artan rahatsızlık duygusuna yol açabilir. Çocukluk çağında bu komplikasyon, büyüme dönemi boyunca yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilir. Düzenli kompresyon çorabı kullanımı, fizik tedavi destekli egzersizler ve yakın takip süreç içinde önerilen yaklaşımlar arasında yer alır.

Bunların dışında DVT'nin tekrarlaması, kateterin işlevini yitirmesi, enfeksiyon gelişimi ve nadir olarak iç organları besleyen damarlarda kan akışının bozulması diğer komplikasyonlar arasında sayılabilir. Altta yatan pıhtılaşma bozukluğu saptanmamış çocuklarda tekrarlama olasılığı daha düşükken, kalıtsal trombofili tablosu olan hastalarda yaşam boyu yakın takip önerilir. Komplikasyonların önlenmesinde antikoagülan (kan sulandırıcı) tedaviye uyum, düzenli kan testleri, beslenme alışkanlıklarının düzenlenmesi ve hareketsiz dönemlerin en aza indirilmesi belirleyici unsurdur.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Çocuğunuzun kolunda veya bacağında aniden başlayan tek taraflı şişlik, ısı artışı ve renk değişikliği fark ettiğinizde vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmanız önerilir. Özellikle bu belirtiler bir damar yolu işlemi, alçı uygulaması, ameliyat sonrası dönem veya uzun bir hareketsizlik döneminin ardından ortaya çıkıyorsa olası DVT açısından değerlendirilmelidir. Bebeklerde kateter çevresinde sertleşme, renk değişikliği ve bölgenin elle dokunulduğunda farklı bir his vermesi de erken uyarı bulguları arasındadır.

Ani gelişen nefes darlığı, göğüs ağrısı, hızlı kalp atışı ve dudaklarda morarma gibi belirtiler ise acil servise başvurmanızı gerektirir. Bu bulgular pulmoner emboliyi düşündürür ve dakikaların önem taşıdığı bir tabloya işaret edebilir. Ailenizde genç yaşta pıhtı öyküsü varsa, çocuğunuzun küçük travmalar sonrası beklenenden fazla morarması ya da yaşına göre alışılmadık biçimde uzun süren ağrılı şişlikler geliştirmesi durumunda da bir uzman görüşü almanız faydalı olur.

Kanser tedavisi gören, doğuştan kalp hastalığı bulunan, böbrek hastalığı sebebiyle kontrolde olan veya uzun süreli yatak istirahati gerektiren çocuklarda küçük belirtiler bile dikkate alınmalıdır. Düzenli kontrol randevularını aksatmadan sürdürmek, kateter bakım talimatlarına uymak ve doktorun önerdiği koruyucu uygulamaları düzenli biçimde gerçekleştirmek tablonun erken yakalanmasına olanak sağlar. Erken başvuru, antikoagülan tedavinin zamanında başlanmasını ve komplikasyonların en aza indirilmesini destekler.

Son Değerlendirme

Çocukluk çağı venöz tromboz, nadir görülmekle birlikte zamanında fark edilmediğinde ciddi sonuçlara yol açabilen önemli bir damar hastalığıdır. Etkilenen bölgede şişlik, ısı artışı ve renk değişikliği başlıca uyarıcı bulgular arasındadır. Risk grubundaki çocuklarda düzenli takip, ailelerin belirtiler konusunda bilinçlendirilmesi ve damar yolu uygulamalarında özenli bir bakım, tablonun erken evrede yakalanmasını ve uygun yaklaşımla yönetilmesini kolaylaştırır. Tanı sürecinde Doppler ultrasonografi başta olmak üzere ileri görüntüleme yöntemleri ve trombofili araştırması belirleyici bir rol üstlenir.

Koru Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji bölümünde uzman hekimlerimiz, çocukluk çağı venöz tromboz (dvt) gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Our Doctors

We are by your side with our experienced specialist physicians in this field

Meet Our Specialist Physicians

Book an appointment now or call us for your health.

WhatsApp Online Appointment