Frengi, tıp dilinde sifiliz olarak bilinen ve Treponema pallidum adlı bir bakteri tarafından oluşturulan bulaşıcı bir enfeksiyon hastalığıdır. Yüzyıllardır insanlığın bildiği bu hastalık, antibiyotiklerin geliştirilmesiyle birlikte uzun süre kontrol altında tutulmuş olsa da son yıllarda dünya genelinde vaka sayılarında dikkat çekici bir artış gözlenmektedir. Hastalık çoğunlukla cinsel temas yoluyla bulaşır; ancak anneden bebeğe geçiş, kan yoluyla aktarım gibi farklı yollarla da yayılabilir. Sessiz seyretmesi ve farklı evrelerinde çok değişken belirtiler vermesi, frenginin tanınmasını zaman zaman güçleştirir.
Bu enfeksiyonun en belirgin özelliği, vücutta yıllar içinde farklı dönemlerden geçerek ilerleyebilmesidir. İlk dönemde küçük bir yara olarak başlayabilir, ardından sessizleşebilir ve uzun yıllar sonra kalp, beyin ya da damar sistemini ciddi biçimde etkileyen tablolarla geri dönebilir. Tam da bu nedenle frengi, "büyük taklitçi" olarak adlandırılmıştır; çünkü birçok farklı hastalığın belirtilerini taklit edebilen bir seyir gösterir. Erken dönemde fark edildiğinde uygun antibiyotik yaklaşımıyla kontrol altına alınabilen bu tablo, gecikildiğinde geri dönüşü güç sorunlara yol açabilir.
Kimlerde Görülür?
Frengi her yaş grubunda ve her cinsiyette ortaya çıkabilen bir enfeksiyon olmakla birlikte, belirli risk gruplarında daha sık görülmektedir. Cinsel yönden aktif olan bireyler, özellikle çoklu partner deneyimi olan kişiler en başta gelen grubu oluşturur. Korunmasız cinsel ilişki, hastalığın yayılımında belirleyici unsurdur. Bunun yanı sıra HIV gibi başka cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara sahip kişilerde frengi görülme sıklığı belirgin biçimde artmaktadır. Bu iki tablo çoğu zaman bir arada bulunabildiğinden, taramalar birlikte yapılır.
Gebelik dönemindeki kadınlarda frengi varlığı, hem anne hem de bebek açısından özel bir önem taşır. Tedavi edilmeyen anneden bebeğe plasenta yoluyla geçiş söz konusu olabilir ve bu durum konjenital sifiliz (doğumsal frengi) tablosuna yol açar. Bu nedenle gebelik takiplerinde rutin frengi taraması temel bir basamak olarak yer alır. Damar yoluyla uyuşturucu kullanan bireyler, ortak iğne paylaşımı nedeniyle risk altında olabilir; ancak günümüzde kan ürünlerinin sıkı taranması sayesinde transfüzyon yoluyla bulaşma oldukça nadir görülen bir durum h├óline gelmiştir.
Belirli meslek gruplarında ve yaşam koşullarında risk faktörleri farklılaşabilir. Sağlık çalışanları, lezyonla doğrudan temas ettiklerinde nadir de olsa enfeksiyon kapabilir. Genç erişkin yaş grubu, özellikle 20-35 yaş arası, dünya genelinde en yoğun vaka bildiriminin yapıldığı dönemdir. Yine de orta ve ileri yaşlarda da hastalık ortaya çıkabilmekte; geç dönem komplikasyonlarıyla başvuran bireylerin önemli bir kısmı, yıllar önce farkına varmadan enfeksiyon kapmış olabilmektedir.
- Korunmasız cinsel temasta bulunan bireyler
- Çoklu partner deneyimi olan kişiler
- HIV ya da başka cinsel yolla bulaşan enfeksiyon tanısı taşıyanlar
- Gebelik döneminde tarama yapılmamış anneler ve bebekleri
- Ortak iğne kullanımı öyküsü olanlar
Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?
Frenginin belirtileri, hastalığın evresine göre belirgin biçimde değişiklik gösterir. Birincil dönemde bakterinin vücuda girdiği bölgede şankr adı verilen, ağrısız ve sert kenarlı bir yara oluşur. Bu yara genellikle genital bölgede, anal çevrede ya da ağız içinde belirir. Ağrı yapmaması nedeniyle çoğu kişi bu lezyonu önemsemez ve yara birkaç hafta içinde kendiliğinden kaybolur. Ne var ki yaranın iyileşmesi, hastalığın sonlandığı anlamına gelmez; bakteri sessizce vücutta yayılmaya devam eder.
İkincil dönem genellikle ilk yaradan birkaç hafta ya da ay sonra ortaya çıkar. Bu evrede en dikkat çekici bulgu, vücutta yaygın olarak görülen döküntülerdir. Avuç içleri ve ayak tabanlarında kırmızımsı, kahverengi lekeler şeklinde beliren bu döküntüler genellikle kaşıntısızdır. Ateş, halsizlik, boğaz ağrısı, baş ağrısı, kilo kaybı ve lenf bezlerinde büyüme eşlik edebilir. Saç dökülmesi de bu dönemde sık karşılaşılan tablolardan biridir. Bu belirtiler de zamanla geriler ve hastalık gizli (latent) döneme geçer.
Gizli dönemde herhangi bir belirti olmayabilir; bu süre yıllarca, hatta on yıllarca uzayabilir. Üçüncül dönem ise bakterinin organlarda ciddi hasarlara yol açtığı geç bir evredir. Bu evrede kardiyovasküler frengi (kalp ve damar tutulumu), nörosifiliz (sinir sistemi tutulumu) ve gomm denilen iltihaplı kitleler ortaya çıkabilir. Görme sorunları, denge kaybı, hafıza problemleri, kişilik değişiklikleri, yürüyüş bozuklukları gibi belirtiler bu dönemde görülebilir. Bu nedenle frenginin erken evrede fark edilmesi, ileride yaşanabilecek geri dönüşsüz tabloların önüne geçilmesi açısından belirleyici bir adımdır.
Nedenleri Nelerdir?
Frengiye yol açan etken Treponema pallidum adı verilen spiral şekilli bir bakteridir. Bu mikroorganizma, vücudun mukoza zarlarından ya da küçük çatlaklardan girerek lenf ve kan dolaşımına katılır ve oradan tüm vücuda yayılır. Bakterinin vücut dışındaki ortamda yaşam süresi çok kısadır; bu nedenle hastalığın bulaşması için yakın ve doğrudan bir temas gereklidir. Havlu, çatal-kaşık, klozet gibi cansız yüzeylerden bulaşma riski yok denecek kadar düşüktür.
Bulaşmanın en sık yolu cinsel temastır. Vajinal, anal ya da oral ilişki sırasında lezyonla temas eden mukoza, bakteriyi alabilir. Şankr lezyonları çok bulaşıcıdır ve ağrı vermediği için fark edilmediğinde enfeksiyon kolayca aktarılabilir. İkincil dönemdeki döküntüler ve müköz lezyonlar da yoğun bakteri barındırır; bu nedenle bu dönemde de bulaşma riski yüksektir. Gizli dönemde bulaşıcılık belirgin biçimde azalır, ancak erken latent dönemde h├ól├ó bulaşma görülebilir.
Gebelik döneminde anneden bebeğe geçiş, konjenital sifiliz tablosuna neden olabilir. Bakteri plasentayı geçerek bebeğe ulaşır ve gebeliğin erken kayıpları, ölü doğum, erken doğum ya da çeşitli doğumsal anomalilerle sonuçlanabilir. Doğan bebeklerde kemik bozuklukları, işitme kaybı, görme sorunları ve gelişim gerilikleri görülebilir. Bu nedenle gebelik takiplerinde frengi taraması temel bir basamak olarak yer alır. Kan transfüzyonu yoluyla bulaşma günümüzde son derece nadirdir; çünkü kan ürünleri titiz tarama testlerinden geçirilir.
- Korunmasız cinsel temas
- Aktif lezyonla doğrudan deri ya da mukoza teması
- Anneden bebeğe plasenta yoluyla geçiş
- Ortak iğne ya da enjektör kullanımı
Tanı Nasıl Konulur?
Frengi tanısı, hastanın öyküsü, fizik muayene bulguları ve laboratuvar testlerinin bir arada değerlendirilmesiyle konulur. Hekim öncelikle hastanın şikayetlerini dinler, cinsel öykü, partner bilgisi, daha önceki enfeksiyonlar ve risk faktörleri hakkında ayrıntılı sorular sorar. Fizik muayenede deri lezyonları, mukoza bulguları, lenf bezi büyümeleri ve sistemik bulgular değerlendirilir. Birincil dönemde fark edilen bir şankr lezyonu, tanıya doğrudan yönlendirici olabilir; ancak kesin tanı için laboratuvar incelemesi gereklidir.
Tanıda iki tür kan testi kullanılır. Treponemal olmayan testler (VDRL ve RPR) tarama amacıyla tercih edilir; bakterinin neden olduğu doku hasarına karşı oluşan antikorları gösterir. Bu testler hızlı ve ucuzdur, ancak başka durumlarda da yalancı pozitiflik verebilir. Treponemal testler (FTA-ABS, TPHA, TP-PA) ise doğrudan Treponema pallidum'a karşı oluşan antikorları saptar ve doğrulama amacıyla kullanılır. İki testin birlikte değerlendirilmesi, kesin tanı sağlar ve hastalığın aktivitesi hakkında bilgi verir.
Lezyonlardan alınan örneklerde karanlık alan mikroskobu ile bakteri doğrudan görüntülenebilir; ancak günümüzde daha çok serolojik yöntemler tercih edilmektedir. Nörosifiliz şüphesinde lomber ponksiyon yapılarak beyin omurilik sıvısı (BOS) incelenir; bu örnekte hücre sayımı, protein düzeyi ve VDRL testi değerlendirilir. Görsel veya işitsel bulgular varsa göz ve kulak konsültasyonu gerekebilir. Tanı konulan kişilerin cinsel partnerleri de mutlaka değerlendirilir; çünkü zincirin kırılması, bulaşmanın önüne geçilmesi açısından gereklidir. Eş zamanlı HIV ve diğer cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların taranması da rutin yaklaşımın parçasıdır.
Komplikasyonlar Nelerdir?
Frenginin tedavi edilmeden bırakılması, vücudun pek çok organını etkileyebilen ciddi komplikasyonlara zemin hazırlar. Üçüncül dönemde ortaya çıkan kardiyovasküler komplikasyonlar arasında en sık görüleni aort kökünün etkilenmesidir. Aort yetmezliği, aort anevrizması ve koroner damar girişlerinin daralması gibi tablolar gelişebilir. Bu sorunlar yıllar içinde sessizce ilerler ve göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı gibi şikayetlerle fark edilir h├óle gelir. İleri dönemde ani ve hayatı tehdit eden olaylara yol açabilirler.
Nörosifiliz, sinir sisteminin tutulduğu en ciddi tablolardan biridir ve hastalığın herhangi bir evresinde ortaya çıkabilir. Menenjit benzeri bulgular, inme, denge bozuklukları, görme alanı kayıpları ve işitme problemleri görülebilir. Geç dönem nörosifiliz tabloları arasında tabes dorsalis (omurilik arka kordon tutulumu) ve genel parezi (beyin tutulumuna bağlı ilerleyici bir tablo) yer alır. Hafıza kayıpları, kişilik değişiklikleri, davranış bozuklukları ve demans benzeri tablolar bu tutulumların sonucu olabilir. Gözde uveit, optik sinir tutulumu da görme kayıplarına yol açabilir.
Gebelikte tedavi edilmeyen frengi, bebeğe ait pek çok sorunla sonuçlanabilir. Düşük, ölü doğum, erken doğum, düşük doğum ağırlığı, yenidoğan dönemi enfeksiyonları gibi tablolar gözlenebilir. Hayatta kalan bebeklerde Hutchinson dişleri, eyer burun, sağırlık, görme bozuklukları ve nörolojik gelişim gerilikleri görülebilir. Erişkinlerde ise deri ve kemiklerde yıkıcı lezyonlar olan gommlar oluşabilir; bunlar damaktan kafatasına, karaciğerden kemiklere kadar pek çok dokuda yıkıma yol açabilir. HIV ile birlikte seyreden olgularda komplikasyonların seyri daha hızlı ve daha ağır olabilir.
Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?
Genital bölge, anüs çevresi ya da ağız içinde ortaya çıkan, ağrısız ama dikkat çekici bir yara fark ettiğinizde zaman kaybetmeden bir hekime başvurmanız önemlidir. Bu lezyonlar birkaç hafta içinde kendiliğinden iyileşse de hastalığın aktif olduğunu işaret ederler. Avuç içleri ve ayak tabanlarında kaşıntısız döküntüler, açıklanamayan ateş, halsizlik, boğaz ağrısı, yaygın lenf bezi büyümeleri ve saç dökülmesi gibi belirtiler de değerlendirilmesi gereken tablolardır. Özellikle son aylarda korunmasız bir cinsel ilişki yaşadıysanız bu belirtileri ihmal etmemek gerekir.
Partnerinizde frengi tanısı konulduğunda, kendinizde belirti olmasa dahi mutlaka hekime başvurmalısınız. Hastalığın gizli döneminde olabileceğiniz için yalnızca laboratuvar testleriyle durumun açıklığa kavuşturulması mümkündür. Gebelik planlıyorsanız ya da gebelik döneminde iseniz, rutin tarama testlerinizin tam olarak yapıldığından emin olmanız gerekir. Hamileliğin erken döneminde fark edilen ve uygun şekilde yönetilen bir frengi tablosu, bebeğin sağlıklı dünyaya gelmesi açısından belirleyicidir. Bebeğinizde açıklanamayan döküntü, kemik bulguları ya da işitme sorunları varsa konjenital sifiliz olasılığı değerlendirilmelidir.
İleri yaşta ortaya çıkan açıklanamayan nörolojik şikayetler, hafıza problemleri, kişilik değişiklikleri, denge bozuklukları ya da görme kayıpları da geç dönem frenginin işareti olabilir. Geçmişte tedavi edilmemiş bir enfeksiyon öyküsü varsa bu olasılık göz ardı edilmemelidir. Tanı ve yönetim sürecinin gecikmesi, geri dönüşü güç komplikasyonlara yol açabileceğinden, şüphe duyduğunuz her durumda enfeksiyon hastalıkları uzmanı bir hekime başvurmanız doğru bir adım olacaktır.
- Genital bölgede ya da ağız içinde ağrısız yara
- Avuç içleri ve ayak tabanlarında kaşıntısız döküntü
- Açıklanamayan ateş, halsizlik, yaygın lenf bezi büyümesi
- Partnerde frengi tanısı bulunması
- Gebelik öncesi ve gebelik döneminde tarama gereksinimi
Son Değerlendirme
Frengi, sessiz seyredebilmesi nedeniyle çoğu zaman gözden kaçabilen, ancak erken dönemde fark edildiğinde uygun antibiyotik yaklaşımıyla kontrol altına alınabilen bir enfeksiyon hastalığıdır. Hastalığın farklı evrelerinde ortaya çıkan değişken belirtiler, tanının gecikmesine neden olabilir; bu nedenle risk taşıyan bireylerin düzenli tarama yaptırması ve şüphe duyulan durumlarda hekime başvurması büyük önem taşır. Korunma yöntemlerinin doğru kullanılması, partnerlerin birlikte değerlendirilmesi ve gebelik takiplerinin eksiksiz tamamlanması, hastalığın yayılımının önüne geçilmesinde belirleyici unsurdur.
Koru Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji bölümünde uzman hekimlerimiz, frengi gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.
Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

