Acil Servis

Stevens-Johnson Sendromu

Koru Hastanesi olarak Stevens-Johnson sendromu yaklaşımda acil ilaç kesilmesi, yoğun bakım desteği ve deri-mukoza bakım protokollerini uzman ekibimizle uyguluyoruz.

Stevens-Johnson sendromu, deri ve mukoza zarlarını birlikte etkileyen, hızlı ilerleyebilen ve hayatı tehdit edebilen ciddi bir aşırı duyarlılık tablosudur. Çoğunlukla bir ilaca ya da enfeksiyona karşı bağışıklık sisteminin beklenmedik biçimde aşırı tepki vermesi sonucu ortaya çıkar. Tablo başlangıçta basit bir grip ya da soğuk algınlığını taklit edebildiği için ilk saatlerde fark edilmesi her zaman kolay olmaz. Ancak kısa sürede ağızda, gözlerde ve cilt yüzeyinde belirgin değişiklikler başlar; bu değişiklikler hastanın günlük yaşamını ciddi biçimde etkileyecek kadar hızlı ilerleyebilir.

Tıp literatüründe bu tablo, eritema multiforme ve toksik epidermal nekroliz (TEN) ile aynı hastalık spektrumunda değerlendirilir. Cilt yüzeyinin yüzde onundan azının soyulduğu durumlar Stevens-Johnson sendromu olarak adlandırılırken, etkilenen alan genişledikçe TEN tablosuna doğru bir geçiş söz konusu olur. Acil servis ortamında erken tanı, doğru ilaç kesimi, sıvı dengesinin korunması ve uygun yara bakımı tablonun seyrini doğrudan belirleyen unsurlar arasında yer alır. Bu yazıda hastalığın kimleri etkilediği, nasıl seyrettiği ve hangi noktalarda dikkatli olunması gerektiği ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır.

Kimlerde Görülür?

Stevens-Johnson sendromu her yaş grubunda görülebilen bir tablo olmakla birlikte, bazı kişilerin risk profili diğerlerine göre belirgin biçimde yüksektir. Yıllık görülme sıklığı milyonda iki ile yedi arasında değişen bu hastalık nadir kabul edilse de seyri itibarıyla son derece ciddi sonuçlar doğurabilmektedir. Çocukluk ve genç erişkinlik döneminde enfeksiyonlara bağlı vakalar daha sık görülürken, ileri yaşlarda çoklu ilaç kullanımına bağlı tetiklenme öne çıkmaktadır. Kadınlarda görülme oranı erkeklere kıyasla bir miktar daha yüksek olarak raporlanmaktadır.

Bağışıklık sistemini baskılayan durumlar bu hastalığa yatkınlığı artıran önemli unsurlardandır. HIV ile yaşayan bireylerde sendromun görülme sıklığı genel topluma göre yüz kat kadar yüksektir. Lupus (sistemik lupus eritematozus), romatoid artrit gibi otoimmün hastalıklar veya kemik iliği nakli geçirmiş bireyler de daha yüksek risk altındadır. Aynı şekilde lösemi, lenfoma gibi hematolojik kanserler ya da uzun süreli kemoterapi alan hastalar bu açıdan yakın takip gerektirir. Bağışıklık sistemi yanıtının olağan dışı yönde ilerlemesi tablonun temel belirleyicilerinden biridir.

Genetik yatkınlık konusu son yıllarda öne çıkan başka bir alandır. Özellikle Asya kökenli bireylerde HLA-B*15:02 gen varyantı taşıyıcılığında karbamazepin (epilepsi ilacı) kullanımının sendrom riskini ciddi biçimde artırdığı bilinmektedir. Benzer biçimde HLA-B*57:01 varyantı abakavir kullananlarda, HLA-B*58:01 varyantı ise allopurinol (gut hastalığı ilacı) kullananlarda risk göstergesi olarak kabul edilir. Ailesinde benzer bir reaksiyon hik├óyesi olan bireylerin ilaç başlangıçlarında daha temkinli davranılmasının nedeni bu genetik altyapıdır.

Daha önce hafif düzeyde ilaç döküntüsü geçirmiş kişiler, geniş spektrumlu antibiyotiklere ya da nöbet ilaçlarına aşırı duyarlılık öyküsü taşıyanlar ve yakın zamanda viral bir enfeksiyon atlatmış olanlar da değerlendirilmesi gereken risk grupları arasındadır. Kronik hastalığı nedeniyle aynı anda beş ve üzeri ilaç kullanan bireylerde tetikleyici etkenin saptanması daha güç olabilmektedir.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Hastalığın ilk dönemi çoğu kez bir grip tablosunu andırır. Hasta birkaç gün boyunca yüksek ateş, halsizlik, eklem ve kas ağrıları, boğaz yanması, gözlerde batma hissi ve genel bir keyifsizlik yaşayabilir. Bu hazırlık dönemi bir ile üç gün arasında sürer ve kişinin günlük rutinini yavaş yavaş bozmaya başlar. Bu evrede tablo sıklıkla viral bir enfeksiyon olarak değerlendirilir ve gerçek tanıya yönelik şüphe genellikle deri bulguları başladığında oluşur.

Cilt belirtileri çoğunlukla yüz, boyun ve gövdenin üst kısmından başlar. İlk lezyonlar koyu kırmızı ya da morumsu, hafif kabarık lekeler şeklindedir; bunlara hekim dilinde "hedef benzeri lezyon" adı verilir çünkü ortasında daha koyu bir bölge ve etrafında halka biçiminde kızarıklık bulunur. Saatler içinde bu lekelerin ortasında içi sıvı dolu kabarcıklar (büller) belirir, deri yüzeyi parmakla nazikçe bastırıldığında soyulmaya başlar. Bu bulguya Nikolsky belirtisi denir ve tanı sürecinde önemli bir ipucudur.

Mukoza tutulumu hastalığın ayırt edici özelliğidir ve vakaların neredeyse tamamında karşımıza çıkar. Ağız içinde ağrılı yaralar oluşur; yutkunma güçleşir, konuşma zorlaşır ve hasta sıvı almakta zorlanmaya başlar. Dudaklar genellikle kanlı kabuklarla kaplanır. Gözlerde kızarıklık, çapaklanma, ışığa karşı aşırı hassasiyet ve görme bulanıklığı gelişebilir. Genital bölgede yaralar ve idrar yaparken yanma görülebilir. Solunum yollarında tutulum söz konusu olduğunda öksürük, ses kısıklığı ve nefes darlığı tabloya eklenir.

Hastalığın ilerleyen evrelerinde deri yüzeyinde geniş soyulmalar gözlenir; bu görünüm sıklıkla ciddi yanıklara benzetilir. Hasta belirgin sıvı kaybı, üşüme, titreme ve halsizlikle birlikte gelir. Yaranın açık olduğu bölgelerden enfeksiyon kapma riski artar, bu da tablonun sepsise (kanın mikrop kapması) ilerlemesine zemin hazırlayabilir. Acil servise başvuru anında bu belirtilerin tümünün varlığı sorgulanır ve etkilenen vücut yüzey alanı ölçülerek hastalığın şiddeti belirlenir.

Nedenleri Nelerdir?

Stevens-Johnson sendromunun temelinde, vücudun bir ilaca ya da mikroorganizmaya karşı geliştirdiği aşırı bağışıklık yanıtı yer alır. Bu yanıt sırasında T lenfositleri ve granülisin adı verilen bir protein, deri ve mukoza hücrelerine zarar vererek hücre ölümüne yol açar. Erişkin hastaların yaklaşık yüzde sekseninde tetikleyici unsur bir ilaçtır. İlaç alındıktan sonra belirtilerin ortaya çıkması genellikle bir ile dört hafta arasında değişir; bu süre tablonun ilaçla ilişkisinin tespit edilmesini kolaylaştıran önemli bir veridir.

Tetikleyici olarak en sık karşılaşılan ilaç grupları arasında bazı antibiyotikler, nöbet ilaçları, ağrı kesiciler ve gut hastalığı ilaçları yer almaktadır. En sık tetikleyici ilaçlar şu şekilde sıralanabilir:

  • Sülfonamid grubu antibiyotikler (idrar yolu enfeksiyonu ilaçları gibi)
  • Penisilin türevi geniş spektrumlu antibiyotikler
  • Karbamazepin, lamotrijin, fenitoin gibi epilepsi ilaçları
  • Allopurinol (gut hastalığı tedavisinde kullanılan ürik asit düşürücü)
  • Nevirapin gibi HIV tedavisinde kullanılan antiretroviraller
  • Naproksen, ibuprofen, piroksikam gibi steroid olmayan ağrı kesiciler

Çocuklarda enfeksiyonlar daha sık bir tetikleyici olarak öne çıkmaktadır. Mycoplasma pneumoniae adı verilen ve atipik zatürreye yol açan bakteri çocukluk çağı vakalarının önemli bir kısmından sorumlu tutulur. Bunun dışında herpes simpleks virüsü (uçuk etkeni), influenza, koksaki virüsü, hepatit virüsleri ve son yıllarda araştırma konusu olan bazı solunum yolu virüsleri tetikleyici listesinde yer almaktadır. Aşılar sonrasında çok nadiren benzer tablolar bildirilmiş olsa da bu durum oldukça istisnaidir ve aşıların genel güvenlik profilini değiştirmez.

Vakaların yaklaşık dörtte birinde net bir tetikleyici unsur tespit edilememektedir. Bu durumlarda gizli bir enfeksiyon, reçetesiz alınan bir ilaç ya da bitkisel takviye sorgulanır. Hastanın son altı haftada kullandığı tüm ilaçların ve takviyelerin ayrıntılı biçimde gözden geçirilmesi tanı sürecinin temel adımıdır. Bazen hastanın "önemli değil" diye düşünüp söylemediği bir ağrı kesici ya da gıda takviyesi tablonun başlamasından sorumlu olabilir.

Tanı Nasıl Konulur?

Tanı sürecinin merkezinde ayrıntılı hasta öyküsü ve dikkatli fizik muayene yer alır. Acil servis hekimi öncelikle belirtilerin ne zaman başladığını, son altı haftada kullanılan tüm ilaçları, geçirilmiş enfeksiyonları ve ailedeki benzer reaksiyon öykülerini sorgular. Cilt muayenesinde lezyonların yapısı, dağılımı, yüzdeleri ve mukoza tutulumunun şiddeti değerlendirilir. Etkilenen vücut yüzey alanının yüzde onun altında kalması Stevens-Johnson sendromu lehine yorumlanırken, daha geniş tutulum TEN tanısı yönünde değerlendirilir.

Tanıyı doğrulamak ve benzer tablolardan ayırmak için deri biyopsisi çoğu zaman gereklidir. Lezyonlu bölgeden alınan küçük bir deri örneği patoloji laboratuvarında incelenir; mikroskop altında epidermisin tüm katmanlarının ölü hücrelerle dolu olması ve dermise ayrılan bir yapı göstermesi tabloyu destekler. Eş zamanlı olarak immünfloresan adı verilen yöntemle, benzer görünüm verebilen pemfigus ya da büllöz pemfigoid gibi otoimmün deri hastalıkları dışlanır.

Laboratuvar tetkikleri tabloyu desteklemek, organ tutulumunu saptamak ve tedaviyi planlamak için kullanılır. Tam kan sayımında genellikle beyaz küre sayısında değişiklikler izlenir; karaciğer ve böbrek fonksiyonları değerlendirilir; elektrolit dengesi, kan şekeri ve kan gazı incelemeleri yapılır. Enfeksiyon şüphesinde kan ve yara kültürleri alınır. Mycoplasma pneumoniae şüphesinde özel serolojik testler istenebilir. SCORTEN adı verilen puanlama sistemi hastanın hastalık şiddetini ve seyrini öngörmek için kullanılan değerli bir araçtır; yaş, kalp atım hızı, kan üresi, glukoz, bikarbonat ve etkilenen yüzey alanı gibi parametreleri içerir.

Ayırıcı tanıda dikkat edilmesi gereken pek çok tablo vardır. Stafilokokkal haşlanmış deri sendromu, yaygın büllöz impetigo, akut generalize ekzantematöz püstülozis ve ilaca bağlı eozinofili sendromu (DRESS) benzer görünümler yaratabilir. Bu tablolardan her birinin tedavi yaklaşımı farklıdır; bu yüzden doğru ayrımın yapılması yaşamsal önem taşır. Acil servis ortamında dermatoloji ve dahili hekimlerin ortak değerlendirmesi süreci hızlandıran bir uygulamadır.

Komplikasyonlar Nelerdir?

Stevens-Johnson sendromu yalnızca cilt yüzeyini değil, vücudun pek çok sistemini etkileyebilen sistemik bir tablodur. Deri bütünlüğünün bozulması nedeniyle vücuttan ciddi miktarda sıvı ve elektrolit kaybı yaşanır. Bu kayıp düşük tansiyon, böbrek yetmezliği ve şok tablosuna yol açabilir. Açık yara yüzeylerinden mikropların kan dolaşımına geçmesiyle sepsis gelişebilir; sepsis bu hastalıkta ölümün en sık nedenlerinden biri olarak kabul edilir.

Solunum sistemi tutulumu önemli komplikasyonlar arasında yer alır. Bronşların iç yüzeyinin soyulması, nefes darlığına ve solunum yetmezliğine yol açabilir. Bu durumda hastanın yoğun bakım ortamında izlenmesi ve gerektiğinde mekanik solunum desteği alması söz konusu olur. Akut solunum sıkıntısı sendromu (ARDS) tablonun ağır seyrettiği vakalarda görülen ve dikkatle yönetilmesi gereken bir gelişmedir.

Göz komplikasyonları uzun vadeli sonuçları en belirgin alanlardan biridir. Akut dönemde gelişen konjunktivit ve korneal lezyonlar uygun bakıma rağmen ilerleyerek göz kapağı yapışıklığı, gözyaşı bezi fonksiyon kaybı, kronik kuru göz ve kornea bulanıklığı bırakabilir. Bazı hastalarda kalıcı görme azalması ya da körlük tablosu ortaya çıkar. Bu nedenle akut dönemden itibaren göz hastalıkları uzmanı süreçte yer alır. Genital bölgede yapışıklıklar, idrar yolu daralması ve cinsel işlev sorunları görülebilir. Tırnak kaybı, saçlarda dökülme, ciltte koyu ya da açık renk lekelenmeler de uzun dönemde rastlanan bulgulardır.

Psikolojik etkiler genellikle göz ardı edilen ancak önemli bir konudur. Yoğun acı, uzun hastane yatışı, görünür izler ve yaşamı tehdit eden bir tablodan geçmiş olmak hastalarda travma sonrası stres belirtileri, anksiyete ve depresyon gelişimine zemin hazırlar. Bu nedenle iyileşme sürecinde fiziksel bakım kadar ruh sağlığı desteği de değer taşır. Hastalık sonrası dönemde takip muayenelerinin düzenli sürdürülmesi olası geç komplikasyonların erken yakalanmasında belirleyici unsurdur.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Stevens-Johnson sendromu zamana karşı yürütülen bir süreçtir; bu nedenle ilk şüpheli belirtilerde hastaneye başvurmak son derece önemlidir. Yeni başladığınız bir ilacın ardından ateşle birlikte ciltte kızarıklık, kabarcık ya da soyulma fark ettiyseniz, mümkün olan en kısa sürede acil servise başvurmalısınız. İlaç başlangıcı ile belirtilerin başlangıcı arasındaki süre genellikle bir ile dört hafta arasındadır; ancak nadiren günler içinde de tablo gelişebilir. Şüpheli ilacın kesilmesi ne kadar erken olursa hastalığın seyri o kadar olumlu yönde etkilenir.

Ağız içinde yutkunmayı zorlaştıran yaralar, dudaklarda kanlı kabuklar, gözlerde belirgin kızarıklık ve ışığa hassasiyet bir aradaysa, bu bulgular yalın bir grip tablosundan farklı bir sürece işaret eder. Özellikle nöbet ilaçları, antibiyotikler, gut ilaçları ya da steroid olmayan ağrı kesicileri yeni başladıysanız bu belirtileri hafife almamalısınız. Çocuğunuzda solunum yolu enfeksiyonu sonrasında ciltte hedef benzeri lekeler ve ağızda yaralar fark ediyorsanız Mycoplasma kaynaklı tablo açısından değerlendirilmesi gerekmektedir.

Aşağıdaki belirtilerden herhangi biri varsa vakit kaybetmeden acil servise başvurulması önerilir:

  • Yeni bir ilaç başlangıcının ardından yaygın döküntü ve ateş
  • Ağız, göz veya genital bölgede aynı anda ortaya çıkan yaralar
  • Ciltte içi sıvı dolu kabarcıklar ya da nazik dokunuşla soyulan deri
  • Yutkunma güçlüğü, ses kısıklığı ya da nefes darlığı
  • Yüksek ateşle birlikte halsizlik, baş dönmesi ve idrar miktarında azalma
  • Görme bulanıklığı veya gözde yoğun ağrı

Daha önce bir ilaca karşı benzer reaksiyon geçirmiş bireylerin bu bilgiyi her hekim başvurusunda paylaşması yaşamsal önem taşır. Aynı ilacın ya da aynı grupta yer alan başka bir ilacın yeniden başlanması, ilk reaksiyona göre çok daha şiddetli bir tablo doğurabilir. Hastalık geçmişinin yazılı olarak taşınması, bir bileklik ya da kolye ile bildirilmesi acil durumlarda bilinçsiz hastanın doğru yönetilmesini kolaylaştırır.

Son Değerlendirme

Stevens-Johnson sendromu, erken tanı ve doğru yönetim ile seyrinin belirgin biçimde değişebildiği nadir ama ağır bir tablodur. Tetikleyici ilacın hızla kesilmesi, sıvı ve elektrolit dengesinin korunması, açık yara bakımı, göz tutulumunun önlenmesi ve enfeksiyon riskinin azaltılması süreci yöneten temel adımlar arasındadır. Hastalığın seyrinde her saatin değer taşıdığı düşünüldüğünde, ilk şüphede hekime başvurmanın iyileşme sürecini doğrudan etkilediği görülmektedir. Uzun dönem takipte göz, deri ve psikolojik destek alanlarındaki yapılandırılmış bakım, kalıcı izlerin sınırlandırılmasında belirleyici unsurdur.

Koru Hastanesi Acil Servis bölümünde uzman hekimlerimiz, stevens-johnson sendromu gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Познакомьтесь с нашими врачами-специалистами

Запишитесь на приём прямо сейчас или позвоните нам ради вашего здоровья.

Откройте для себя другие заболевания!

Получите подробную информацию по вопросам здоровья

WhatsApp Онлайн-запись