Anestezi ve Reanimasyon

Yoğun Bakım Hastasına Fizyoterapi

Yoğun bakım hastalarında fizyoterapinin amacı, uygulama yöntemleri ve iyileşme sürecine katkısı hakkında bilgileri öğrenin.

Yoğun bakım üniteleri, yaşamsal işlevleri ileri düzeyde desteklenen ağır hastaların sürekli izlendiği, ileri teknolojiyle donatılmış kliniklerdir. Bu birimlerde takip edilen olguların büyük bölümü mekanik ventilasyon desteği almakta, derin sedasyon altında bulunmakta ya da nörolojik tablo nedeniyle hareketsiz kalmaktadır. Söz konusu süreçte hastaların kas iskelet sistemi, solunum mekaniği ve dolaşım dinamikleri ciddi biçimde etkilenmektedir. Yoğun bakım hastasına uygulanan fizyoterapi yaklaşımı, bu çok yönlü bozulmayı yönetmek amacıyla planlanan, kanıta dayalı ve multidisipliner bir uygulama alanı olarak değerlendirilmektedir. Koru Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon Kliniği bünyesinde yürütülen yoğun bakım fizyoterapisi uygulamaları, hekim, fizyoterapist, hemşire ve solunum terapisti iş birliği çerçevesinde planlanmaktadır.

Yoğun bakımda yatan hastalarda gözlenen en belirgin sorunlardan biri, hareketsizliğe bağlı gelişen kas kütlesi kaybıdır. Literatürde yoğun bakım kaynaklı kas güçsüzlüğü olarak tanımlanan bu tablo, ilk yedi gün içerisinde bile belirgin oranda iskelet kası kütle kaybına yol açabilmektedir. Diyafram başta olmak üzere solunum kaslarında benzer bir incelme süreci yaşanmakta, bu durum mekanik ventilatörden ayrılma sürecini güçleştirmektedir. Erken dönemde başlatılan fizyoterapi programlarının, kas atrofisinin hızını yavaşlatma ve fonksiyonel kapasitenin korunmasına katkı sağlama potansiyeli bilimsel çalışmalarla ortaya konmuştur. Bu nedenle yoğun bakım kabulünün ilk kırk sekiz saati içerisinde değerlendirme yapılması önerilmektedir.

Solunum fizyoterapisi, yoğun bakım uygulamalarının temel bileşenlerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Entübe hastalarda sekresyon birikimi, atelektazi gelişimi ve gaz değişiminin bozulması sıklıkla karşılaşılan sorunlardır. Manuel hiperinflasyon, postüral drenaj, perküsyon ve vibrasyon gibi teknikler, bronşiyal sekresyonların proksimal hava yollarına taşınmasına yardımcı olmaktadır. Aspirasyon öncesinde uygulanan göğüs duvarı teknikleri, sekresyon mobilizasyonunu kolaylaştırmakta ve ventilasyon dağılımının düzenlenmesine katkıda bulunmaktadır. Mekanik öksürük destek cihazları, nöromusküler hastalığa bağlı zayıf öksürük refleksi bulunan olgularda etkin hava yolu temizliğine olanak tanımaktadır. Tüm bu uygulamaların hemodinamik tolerans gözetilerek yürütülmesi büyük önem taşımaktadır.

Pozisyonlama, yoğun bakım fizyoterapisinin sessiz fakat oldukça etkili bileşenlerinden biridir. Yatak içi pozisyon değişiklikleri, basınç yaralarının önlenmesi açısından kritik kabul edilmektedir. Bunun yanı sıra prone pozisyon, akut solunum sıkıntısı sendromunda oksijenizasyonun iyileşmesine katkı sağlayan bir uygulama olarak yer almaktadır. Lateral dekübit pozisyonlar ise tek taraflı akciğer patolojilerinde ventilasyon perfüzyon eşleşmesinin yeniden düzenlenmesine yardımcı olmaktadır. Yarı oturur pozisyonun ventilatör ilişkili pnömoni riskini azaltıcı etkisi rehberlerde belirtilmektedir. Fizyoterapist tarafından planlanan pozisyonlama protokolü, hasta başında çalışan tüm ekip üyeleri tarafından sürdürülmektedir.

Eklem hareket açıklığı çalışmaları, yoğun bakım hastalarında kontraktür gelişimini önlemeye yönelik temel uygulamalar arasında yer almaktadır. Pasif eklem hareketleri, bilinci kapalı ya da sedatize olan hastalarda günde iki ile üç kez tekrarlanmakta, sinoviyal sıvının dolaşımının korunmasına ve eklem kapsül elastikiyetinin sürdürülmesine yardımcı olmaktadır. Bilinci açık ve koopere olgularda aktif yardımlı egzersizler kademeli olarak programa eklenmektedir. Özellikle omuz, kalça ve ayak bileği eklemleri, hareketsizlik döneminde kontraktür gelişimine eğilimli olduğundan yakın izleme alınmaktadır. Düşük ayak deformitesinin önlenmesi amacıyla nötr pozisyon splintleri kullanılabilmektedir.

Erken mobilizasyon kavramı, son yıllarda yoğun bakım fizyoterapisinin paradigmasını değiştiren bir yaklaşım olarak öne çıkmaktadır. Geçmişte hareketsiz tutma anlayışıyla yürütülen bakım modeli, günümüzde yerini hemodinamik açıdan stabil olan olgularda kademeli mobilizasyon protokollerine bırakmıştır. Yatak içinde pasif bisiklet ergometrisinden başlayan süreç, yatak kenarında oturma, ayağa kalkma ve destekli yürüme aşamalarıyla devam etmektedir. Mekanik ventilasyon altında dahi mobilizasyon yapılabildiği klinik çalışmalarla gösterilmiştir. Bu süreç boyunca arteryel oksijen satürasyonu, kalp hızı, kan basıncı ve hasta tolerans düzeyi sürekli izlenmektedir.

Nöromusküler elektriksel stimülasyon, sedasyon altında bulunan ve aktif egzersiz uygulanamayan olgularda alternatif bir yöntem olarak değerlendirilmektedir. Özellikle kuadriseps ve tibialis anterior kasları üzerine yerleştirilen yüzey elektrotları aracılığıyla periyodik kasılmalar oluşturulmakta, böylece kas kütlesinin korunmasına katkı sağlanmaktadır. Bu yöntem, hareketsizlik süresi uzayan olgularda fonksiyonel kapasitenin yeniden kazanılma sürecini hızlandırma potansiyeli taşımaktadır. Uygulamanın endikasyonları, kontrendikasyonları ve doz ayarlaması fizyoterapist tarafından bireysel olarak belirlenmektedir. Pacemaker varlığı, lokal cilt enfeksiyonu ve trombozu gibi durumlarda yöntem tercih edilmemektedir.

Ventilatörden ayrılma sürecinde fizyoterapi desteği belirleyici bir rol üstlenmektedir. Diyafram ve yardımcı solunum kaslarının inaktivite nedeniyle güç kaybetmesi, ekstübasyon başarısını olumsuz etkileyebilmektedir. İnspiratuar kas eğitimi olarak adlandırılan uygulamada, hastaya belirli bir dirence karşı nefes alma egzersizi yaptırılmakta, böylece solunum kas dayanıklılığının artmasına katkıda bulunulmaktadır. Spontan solunum denemeleri sırasında hastanın postürünün düzenlenmesi, anksiyetenin azaltılmasına yönelik solunum kontrol teknikleri ve büzük dudak solunumu gibi yöntemler uygulanmaktadır. Tüm bu girişimler weaning protokolünün bütünleyici parçaları olarak konumlanmaktadır.

Nörolojik yoğun bakım olguları, fizyoterapötik açıdan kendine özgü güçlükler içermektedir. İnme, kafa travması, intrakraniyal kanama ya da spinal kord yaralanması nedeniyle takip edilen hastalarda kas tonusu değişiklikleri, spastisite ve postüral kontrol kaybı sıklıkla görülmektedir. Bu olgularda nörogelişimsel yaklaşım temelli teknikler uygulanmakta, postür reaksiyonlarının yeniden öğrenilmesi hedeflenmektedir. İntrakraniyal basınç değerleri kritik eşik üzerinde olan hastalarda mobilizasyon ertelenmekte, basınç değerleri stabilize edildikten sonra kademeli olarak başlatılmaktadır. Pozisyonlama sırasında baş ve boyun hizalanmasına özellikle dikkat edilmektedir.

Kardiyak yoğun bakım hastalarında fizyoterapi planı, hemodinamik tolerans çerçevesinde belirlenmektedir. Açık kalp ameliyatı geçiren bireylerde sternotomi sonrası göğüs duvarı mekaniğinin korunması, etkin öksürük ve sekresyon temizliği büyük önem taşımaktadır. Sternal koruyucu öksürük teknikleri, yastık desteğiyle uygulanan göğüs duvarı stabilizasyonu ve insentif spirometri kullanımı bu süreçte yararlanılan başlıca uygulamalardır. Ekstrakorporeal membran oksijenasyonu desteği alan olgularda dahi seçilmiş merkezlerde mobilizasyon programları yürütülebilmektedir. Bu özellikli grupta multidisipliner planlama büyük önem kazanmaktadır.

Cerrahi sonrası yoğun bakım takibi gerektiren olgularda erken dönem fizyoterapi, atelektazi ve postoperatif pulmoner komplikasyonların görülme sıklığını azaltma potansiyeli taşımaktadır. Üst abdominal ve toraks cerrahisi sonrasında diyafragmatik solunum, derin nefes egzersizleri ve etkin öksürük teknikleri programa dahil edilmektedir. Yatak içi ve yatak dışı mobilizasyon, venöz tromboemboli riskinin azaltılmasına katkı sağlamaktadır. Postoperatif ağrı kontrolünün yeterli düzeyde sürdürülmesi, fizyoterapi seanslarının verimliliği açısından belirleyici kabul edilmektedir. Ağrı yönetimi ile fizyoterapi planlaması eş zamanlı yürütülmektedir.

Septik tablo nedeniyle yoğun bakımda takip edilen olgular, fizyoterapi planlaması açısından özel dikkat gerektirmektedir. Sepsisin akut döneminde laktat düzeyleri ve vazopressör gereksinimi yüksek olan hastalarda aktif mobilizasyon ertelenmekte, pasif eklem hareketleri ve pozisyonlama ön planda tutulmaktadır. Hemodinamik stabilizasyon sağlandıktan sonra fonksiyonel egzersiz programı kademeli olarak başlatılmaktadır. Sepsis sonrası gelişen kronik kritik hastalık tablosunda nöromusküler güçsüzlük belirgin biçimde ortaya çıkabilmekte, uzun süreli rehabilitasyon gereksinimi doğabilmektedir. Bu süreçte fizyoterapi, fonksiyonel bağımsızlık düzeyinin yeniden kazanılması yönünde önemli bir bileşen olarak yer almaktadır.

Yutma fonksiyonu, uzun süre entübe kalan ve trakeostomi açılan hastalarda sıklıkla etkilenebilmektedir. Yutma rehabilitasyonu, larengeal yapı, dil hareketleri ve farengeal kasların değerlendirilmesini içeren ayrıntılı bir süreçtir. Aspirasyon riskinin azaltılması amacıyla kıvam modifikasyonları, postüral düzenlemeler ve yutma manevralarından yararlanılmaktadır. Trakeostomili olgularda konuşma valfi uygulamaları, yutma güvenliğinin ve iletişim kapasitesinin yeniden kazanılmasına katkı sağlamaktadır. Bu sürecin kulak burun boğaz hekimi, dil ve konuşma terapisti ile fizyoterapist iş birliği çerçevesinde yürütülmesi önerilmektedir.

Yoğun bakım hastalarında deliryum, sıklıkla karşılaşılan ve fonksiyonel sonuçları olumsuz etkileyen bir tablodur. Fizyoterapi uygulamalarının ABCDEF yoğun bakım demeti kapsamında planlanması, deliryum görülme sıklığının azaltılmasına katkıda bulunabilmektedir. Erken mobilizasyon, sedasyon yönetimi ile uyumlu biçimde yürütüldüğünde, hastaların oryantasyon düzeyinin korunmasına ve uyku düzeninin yeniden sağlanmasına yardımcı olmaktadır. Görsel ve işitsel uyaranların düzenlenmesi, gündüz aktivite gece dinlenme ritminin desteklenmesi, fizyoterapi programının bütüncül parçaları olarak değerlendirilmektedir. Aile katılımının desteklenmesi, hastanın bilişsel uyanıklığına olumlu katkı sağlayabilmektedir.

Yoğun bakım sürecinin sonlandırılmasının ardından servis düzeyinde devam eden fizyoterapi süreci, kazanımların kalıcı hale getirilmesi açısından kritik kabul edilmektedir. Transfer teknikleri, denge çalışmaları, yürüme eğitimleri ve fonksiyonel görev tabanlı egzersizler bu dönemde programa eklenmektedir. Taburculuk sonrasında planlanan ayaktan rehabilitasyon programı, post yoğun bakım sendromu kapsamında değerlendirilen fiziksel, bilişsel ve psikolojik etkilenimlerin yönetimine katkı sağlamaktadır. Hasta yakınlarına yönelik eğitim oturumları, evde bakım sürecinin güvenli biçimde sürdürülmesine destek olmaktadır. Tüm bu süreç bireyselleştirilmiş rehabilitasyon planı çerçevesinde yapılandırılmaktadır.

Yoğun bakım fizyoterapisinin güvenli yürütülmesi açısından çeşitli kriterlerin gözetilmesi büyük önem taşımaktadır. Ortalama arter basıncı, kalp hızı, oksijen satürasyonu, vazopressör dozajı, intrakraniyal basınç düzeyleri ve hastanın bilinç durumu, seans öncesinde değerlendirilen temel parametrelerdir. Aktif kanama, instabil aritmi, kontrol altına alınmamış intrakraniyal hipertansiyon ya da kritik düzeyde hipoksi tabloları, mobilizasyonun ertelenmesini gerektiren durumlar arasında yer almaktadır. Fizyoterapist, hekim ve hemşire ile sürekli iletişim halinde çalışarak hasta güvenliğini önceliklendirmektedir. Kanıta dayalı yaklaşımlarla bireysel klinik karar verme süreci birlikte yürütülmektedir.

Koru Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon Kliniği bünyesinde yoğun bakım fizyoterapisi, multidisipliner bir hizmet anlayışı çerçevesinde planlanmaktadır. Yoğun bakım hekimi, fizyoterapist, hemşire, solunum terapisti, diyetisyen ve psikolog iş birliği ile hastaya özgü bakım planları oluşturulmaktadır. Aile bilgilendirmesi, taburculuk planlaması ve rehabilitasyon sürekliliği bu hizmet bütünlüğünün önemli bileşenleridir. Bilimsel rehberler doğrultusunda güncellenen protokoller, klinik uygulamalarda standart kalitenin sürdürülmesine olanak tanımaktadır. Yoğun bakım sürecini deneyimleyen olguların fonksiyonel iyileşmeye katkı sağlayacak biçimde desteklenmesi, bu kapsamlı bakış açısının temel hedefi olarak öne çıkmaktadır.

Meet Our Specialist Physicians

Book an appointment now or call us for your health.

WhatsApp Online Appointment