Omurga kanal genişletme ameliyatı yani laminektomi, omurgada spinal kanalın darlığına bağlı ortaya çıkan sinir basılarını ortadan kaldırmaya yönelik uygulanan temel dekompresyon cerrahisidir. Vertebra kemiğinin arka bölümünde yer alan lamina adı verilen kemik kısımların bir bölümünün veya tamamının çıkarılması esasına dayanır. Böylece dural kese üzerindeki mekanik bası kaldırılır, sinir kökleri rahatlar ve hastanın nörolojik yakınmaları hafifler. Modern nöroşirürji uygulamalarında laminektomi hem lomber hem servikal hem de torasik bölgeye özgü tekniklerle, mikroskop veya endoskop yardımıyla, mümkün olan en küçük insizyondan ve en az doku hasarıyla gerçekleştirilir. Bu yazıda laminektominin tanımı, endikasyonları, cerrahi teknikleri, iyileşme süreci ve komplikasyonlarına ilişkin güncel yaklaşımlar detaylıca ele alınacaktır.
Laminektomi Nasıl Tanımlanır? Spinal Kanal Stenozu ve Basıyı Kaldırma Cerrahisi Nedir?
Laminektomi, omurgayı oluşturan vertebra kemiğinin posterior kısmında bulunan lamina adı verilen kemik yapıların cerrahi olarak çıkarılması işlemidir. Lamina, spinal kanalın arka duvarını oluşturan iki simetrik plakadan meydana gelir ve orta hatta spinöz proses ile birleşir. Bu kemik yapılar çıkarıldığında spinal kanal genişler, dural kese üzerindeki bası kaldırılır ve içindeki sinir dokusu rahatlar. İşlem lomber bölgede en sık omurilik konus medullaris seviyesinin altında yer alan kauda ekina sinir köklerini rahatlatmak için, servikal bölgede ise omurilik miyelopatisini gidermek amacıyla uygulanır.
Spinal kanal stenozu ise spinal kanalın çeşitli nedenlerle daralması durumudur. Yaşlanmayla birlikte ligamentum flavum kalınlaşır, faset eklemleri hipertrofiye uğrar, diskler bombeleşir ve osteofit oluşumları görülür. Tüm bu değişiklikler bir araya geldiğinde kanal çapı kritik düzeyin altına iner ve nörojenik kladikasyon, radikülopati, miyelopati gibi tablolar ortaya çıkar. Dejeneratif spinal stenoz elli yaş üzerinde en sık karşılaşılan tablodur ve konservatif tedavilere yanıt vermeyen olgularda laminektomi altın standart cerrahi seçenek olarak öne çıkar.
Basıyı kaldırma cerrahisi kavramı, tıp literatüründe dekompresyon adıyla bilinir ve laminektomi bu grubun en tipik örneğidir. Dekompresyonun amacı yalnızca kemik yapıyı kaldırmak değil, aynı zamanda kalınlaşmış ligamentum flavum, hipertrofik faset kapsülü, bombeleşmiş disk materyali ve osteofit gibi tüm bası unsurlarını uzaklaştırarak sinir dokusuna yeterli alan sağlamaktır. Böylece hasta hem bacaklarındaki ağrı ve uyuşukluktan kurtulur hem de yürüme mesafesi belirgin biçimde artar. Cerrahi kararın doğru zamanda alınması nörolojik iyileşmenin kalıcı olması bakımından son derece önemlidir. Uzun süreli sinir basısı sinir dokusunda geri dönüşümsüz değişikliklere yol açabildiği için ideal cerrahi zamanlaması bacak kuvvet kaybı, düşük ayak, sfinkter fonksiyon bozukluğu veya hızla ilerleyen miyelopati tablosunda gecikmeye izin vermez.
Laminektomi terimi, Latince kökenli lamina ve Yunanca çıkarma anlamına gelen ektomi eklerinin birleşiminden oluşmuştur. Bu operasyon ilk olarak on dokuzuncu yüzyılın sonlarında tanımlanmış olup yaklaşık yüz elli yıllık bir cerrahi geçmişe sahiptir. Zaman içinde teknoloji ve tekniğin ilerlemesiyle klasik geniş açık cerrahiler yerini mikroskop yardımlı ve minimal invaziv yaklaşımlara bırakmıştır. Günümüzde laminektomi, dünya nöroşirürji pratiğinde en sık uygulanan spinal cerrahi girişimlerin başında gelmekte ve yaşlanan nüfusun artmasıyla beraber cerrahi yükü giderek artmaktadır.
Laminektomiye İlişkin Anatomik Yapı ve Fizyopatolojik Zemin Nasıldır?
Vertebral kolon otuz üç omurdan oluşan ve arka tarafında omuriliği barındıran karmaşık bir yapıdır. Her omur ön tarafta yer alan silindirik korpus ve arka tarafta bulunan vertebral ark olmak üzere iki temel bölümden meydana gelir. Vertebral ark iki pedikül ve iki laminadan oluşur, ortada spinöz proses ile birleşir ve yanlarda transvers prosesleri destekler. Lamina ile korpus arasındaki boşluk spinal kanalı oluşturur; bu kanalın içinde omurilik, sinir kökleri, dural kese, epidural yağ dokusu ve venöz pleksuslar yer alır.
Lamina ile spinöz proses arasında yer alan ligamentum flavum, sarı elastik lifleriyle kanalın posterior duvarını iç yüzden döşer. Yaşla birlikte bu ligament kalınlaşır, esnekliğini kaybeder ve dural kese üzerine bası yapar. Faset eklemleri ise omurlar arasındaki hareketi sağlayan sinovyal eklemlerdir ve dejenerasyona uğradıklarında hipertrofik büyüme ile foramen intervertebraliste sinir kökü sıkışmasına neden olurlar. Pars interartikülaris, üst ve alt faset arasındaki kemik köprüdür ve laminektomi sırasında bu yapının korunması omurga stabilitesi açısından belirleyicidir.
Fizyopatolojik açıdan spinal stenoz bir dizi dejeneratif kaskadın sonucudur. Disk yüksekliği azaldıkça faset eklemleri üzerine yük artar, mikrotravmalar birikir ve subkondral skleroz ile osteofit oluşumu tetiklenir. Aynı süreçte ligamentum flavum hipertrofisi ve buklenmesi kanal içine doğru ilerler. Dural kese basısıyla birlikte epidural venöz konjesyon ve sinir kökü iskemisi gelişir. Bu iskemik zemin, hastalarda yürüme sırasında ortaya çıkan ve dinlenmekle geçen bacak ağrısı olarak tanımlanan nörojenik kladikasyonun temel mekanizmasıdır. Servikal bölgede benzer süreç omurilikte demiyelinizan değişikliklere yol açarak miyelopati tablosunu doğurur.
Spinal kanal ölçümleri farklı seviyelerde değişiklik gösterir. Servikal bölgede kanal anteroposterior çapı ortalama on iki milimetre iken, on üç milimetrenin altına düşen değerler göreceli stenoz, on milimetrenin altındaki değerler ise mutlak stenoz olarak tanımlanır. Lomber bölgede orta hat sagital çapın on iki milimetreden az olması, transvers alanın yetmiş beş metrekareden düşük olması stenoz göstergesi kabul edilir. Foraminal stenozda yükseklik dört milimetrenin altına indiğinde sinir kökü basısı beklenir. Bu radyolojik ölçümler klinik bulgularla birlikte değerlendirildiğinde cerrahi endikasyon netleşir. Konjenital dar kanallı bireylerde dejenerasyon süreci daha erken yaşlarda semptom verirken, geniş kanallı kişilerde ileri dejenerasyona rağmen klinik yakınmalar hafif seyredebilir.
Laminektomi Operasyonu Hangi Hastalara Önerilir?
Laminektomi endikasyonları arasında en geniş grubu lomber spinal stenoz hastaları oluşturur. Genellikle elli yaş üzerinde görülen bu hastalarda gluteal bölge, kalça, uyluk arkası ve baldıra yayılan tek veya çift taraflı ağrı ile birlikte yürüme mesafesinde belirgin kısalma vardır. Hastalar öne eğilerek yürüdüklerinde veya oturduklarında rahatlar; ayakta durma ve arkaya doğru bel hareketleri şikayetleri artırır. Bu tablo nörojenik kladikasyon olarak adlandırılır ve manyetik rezonans görüntülemede orta veya ağır düzey santral stenoz saptanmasıyla desteklenir. Konservatif tedavilere altı ile on iki aylık süreçte yanıt alınmayan olgularda laminektomi önerilir.
Servikal spinal stenoza bağlı gelişen servikal spondilotik miyelopati de laminektominin önemli bir endikasyonudur. Bu hastalarda ellerde beceri kaybı, düğme ilikleme ya da para toplama gibi ince motor fonksiyonların bozulması, yürüyüşte dengesizlik, spastisite, hiperrefleksi, Hoffmann bulgusu, klonus ve bazen sfinkter fonksiyonlarında bozulma tespit edilir. mJOA skoru ile miyelopatinin ağırlığı objektif olarak değerlendirilir. Servikal lordozu korunmuş hastalarda posterior yaklaşımla laminektomi veya laminoplasti tercih edilir; kifotik omurga varlığında ise anterior servikal diskektomi ve füzyon veya korpektomi öncelik kazanır.
Torasik bölgede kalınlaşmış posterior longitudinal ligament, ossifikasyona uğramış ligamentum flavum veya torasik disk hernileri sonucu gelişen miyelopatiler nadir ancak önemli endikasyonlardır. Bunlara ek olarak intradural ekstramedüller yerleşim gösteren schwannoma, meningiom ve ependimom gibi tümörlerin çıkarılması sırasında geniş cerrahi sahaya ulaşmak amacıyla laminektomi uygulanır. Spinal enfeksiyonlarda epidural apse drenajı, travmatik burst kırıklarında kanal içi kemik parçalarının temizlenmesi ve kauda ekina sendromu tablosunda acil dekompresyon da laminektominin uygulandığı diğer klinik durumlardır.
Cerrahi karar sürecinde konservatif tedavilerin yeterli süre ve doğru yöntemlerle uygulanmış olması esastır. Fizik tedavi, epidural steroid enjeksiyonları, uygun analjezik protokolleri ve yaşam tarzı düzenlemeleri gibi girişimler altı aylık bir denemenin ardından yetersiz kaldığında cerrahi seçenek gündeme gelir. Ancak progresif motor defisit, düşük ayak, sfinkter fonksiyon bozukluğu, kauda ekina sendromu bulguları veya hızla ilerleyen miyelopati klinik tablosunda beklemeksizin ameliyat kararı verilmesi gerekir. Bu acil endikasyonlarda kırk sekiz saat içinde uygulanan dekompresyonun nörolojik iyileşme şansını belirgin biçimde artırdığı gösterilmiştir.
Laminektomide Hangi Cerrahi Yöntemler ve Güncel Yaklaşımlar Kullanılır?
Laminektomi teknikleri genişlik ve invazivlik derecesine göre çeşitlilik gösterir. Tam laminektomi, bilateral laminanın ve spinöz prosesin tamamen çıkarılmasını içerir ve klasik geniş dekompresyon sağlar. Hemilaminektomi, yalnızca tek taraf laminanın kaldırıldığı ve orta hat yapılarının korunduğu bir yöntemdir. Laminotomi daha küçük bir kemik penceresi açılarak sınırlı dekompresyon sağlar ve genellikle disk hernisi cerrahisinde tercih edilir. Servikal bölgede uygulanan laminoplasti tekniğinde lamina tamamen çıkarılmaz; bunun yerine ya tek taraflı menteşe oluşturularak open door tekniğiyle ya da orta hattan French door tekniğiyle kanal genişletilir ve mini plak veya sütür ile sabitlenir.
Minimally invaziv teknikler günümüzde giderek yaygınlaşmaktadır. Tübüler retraktör sistemleri sayesinde ciltten yalnızca on sekiz ile yirmi iki milimetrelik bir insizyondan girilerek kas dokusu ayrılmadan doğrudan hedef bölgeye ulaşılır. Unilateral yaklaşımla bilateral dekompresyon tekniği, tek taraftan girilerek karşı tarafın da rahatlatılmasını sağlar ve orta hat yapılarını korur. Endoskopik laminektomi ise dört ile sekiz milimetrelik insizyondan transforaminal veya interlaminar yaklaşımla, sürekli sıvı irrigasyonu altında yüksek çözünürlüklü görüntüleme eşliğinde uygulanır. Bu teknikler daha az kanama, daha kısa hastane yatışı ve daha hızlı iyileşme sağlar; iki yıllık takiplerde klasik açık cerrahiyle benzer klinik sonuçlara ulaşır.
Dekompresyonun füzyon ile birleştirilmesi gerekli olduğunda pedikül vidaları, titanyum rotlar ve interbody kafesler kullanılır. Dejeneratif spondilolistezisi dört milimetreden fazla olan, dinamik grafide instabilite gösteren veya iki üstü segment dekompresyonu gereken olgularda posterolateral füzyon veya TLIF, PLIF, ALIF, LLIF, OLIF gibi interbody füzyon teknikleri tercih edilir. Servikal miyelopatide özellikle çok segmentli olgularda laminektomi ile birlikte lateral kütle veya pedikül vida enstrümantasyonu uygulanır. Cerrahi sırasında somatosensöriyel uyarılmış potansiyel, motor uyarılmış potansiyel ve tetiklenmiş elektromiyografi ile intraoperatif nöromonitörizasyon yapılması özellikle miyelopatik omurgada nörolojik güvenliği artırır.
Cerrahi süre uygulanan tekniğe göre değişkenlik gösterir. Tek düzey lomber laminektomi ortalama doksan ile yüz elli dakika arasında tamamlanırken, çok düzey dekompresyon ve füzyon içeren olgularda operasyon süresi üç ile altı saati bulabilir. Anestezi tercihi genellikle genel anestezidir; motor uyarılmış potansiyel takibi gerektiren olgularda kas gevşetici kullanımı sınırlandırılır ve total intravenöz anestezi tercih edilir. Hasta pozisyonu lomber girişimlerde yüzüstü olup göğüs ve pelvis destekli özel bir masada karın basısı en aza indirilir. Servikal cerrahilerde başlık desteği ile boyun nötr veya hafif fleksiyon pozisyonunda sabitlenir. Cerrahi hedeflerin doğrulanması için ameliyathanede skopi veya O-arm gibi görüntüleme sistemleri aktif olarak kullanılır ve enstrümantasyon güvenliği artırılır.
Laminektomi Sonrası Toparlanma Süreci Nasıldır ve Mesleğe Ne Zaman Dönülür?
Laminektomi sonrası erken dönem toparlanma cerrahinin genişliğine, hastanın yaşına ve genel sağlık durumuna göre değişir. Basit tek düzey lomber laminektomi uygulanan hastalar genellikle bir ile iki gün içinde taburcu edilir. Ameliyat sonrası aynı gün veya ilk yirmi dört saat içinde hastanın ayağa kalkarak koridorda yürümesi teşvik edilir. Bu erken mobilizasyon hem tromboembolik olayları önler hem de kas atrofisini azaltır. Çok düzey dekompresyon veya füzyon eklenmiş olgularda yatış süresi üç ile dört güne uzayabilir. Ameliyat bölgesindeki cerrahi ağrı ilk on gün içinde belirgin azalır ve rutin analjezikler ile kontrol altına alınır.
İlk dört ile altı hafta boyunca ağır kaldırma, öne doğru bükülme, uzun süreli oturma ve gövde rotasyonundan kaçınılması önerilir. Bu dönemde günlük yürüyüş mesafesi kademeli olarak artırılır ve hasta genel sağlığını korur. Altı haftadan itibaren fizyoterapistin yönlendirmesiyle özel bir egzersiz programına başlanır. Bu program temel olarak core kaslarını, paravertebral kasları ve gluteal grubu güçlendirmeye yönelik izometrik ve düşük yüklü direnç egzersizlerinden oluşur. Yüzme, hafif tempolu yürüyüş ve sabit bisiklet erken dönem güvenli aerobik seçenekleridir.
Mesleğe dönüş süresi hastanın yaptığı işin fiziksel yüküne göre farklılık gösterir. Masa başında çalışan, ofis işi yapan bireyler genellikle iki ile dört hafta içinde işlerine dönebilir. Orta düzey fiziksel efor gerektiren mesleklerde bu süre altı ile sekiz haftaya uzar. Ağır kaldırma, uzun süreli ayakta durma veya sürekli eğilme gerektiren mesleklerde ise mesleğe dönüş için üç ile altı aylık bir süreç öngörülür ve füzyon eklenmiş olgularda bu süre daha da uzayabilir. Uzun dönemde hastaların büyük çoğunluğu preoperatif dönemdeki yürüme mesafesi kısıtlılığından kurtulur ve yaşam kalitesinde belirgin artış sağlanır. Bacak ağrılarında yüzde yetmiş ile yüzde doksan arasında iyileşme, sırt ağrılarında yüzde elli ile yetmiş oranında düzelme literatürde bildirilmiştir.
Laminektomi Girişiminin Olası Riskleri Nelerdir ve Komplikasyonlar Nasıl Kontrol Edilir?
Her cerrahi girişimde olduğu gibi laminektomide de bir dizi olası komplikasyon bulunmaktadır. En sık karşılaşılan komplikasyon dural yırtıktır ve genel olarak yüzde beş ile on arasında görülür. İleri yaş, revizyon cerrahisi ve ossifiye ligamentum flavum varlığında bu oran yüzde yirmi ile otuza kadar çıkabilir. Küçük dural yırtıklar cerrahi sırasında mikrocerrahi teknikle sütüre edilir, gerekirse fibrin yapıştırıcı ile desteklenir. Ameliyat sonrasında hasta bir ile iki gün yatak istirahatinde tutulur ve bu sayede beyin omurilik sıvısı kaçağı büyük çoğunlukla sorunsuz iyileşir.
Enfeksiyon oranı yüzde bir ile üç arasında bildirilmiş olup, cerrahi öncesi profilaktik antibiyotik uygulaması, sıkı aseptik teknik, cilt hazırlığı ve ameliyathane hava akımı gibi önlemlerle bu oran minimize edilir. Kan kaybı özellikle çok düzey ve füzyon eklenmiş olgularda anlamlı olabilir; tranexamik asit uygulaması ve cell saver kullanımı bu riski azaltır. Nörolojik komplikasyonlar açısından geçici defisitler yüzde bir ile üç oranında görülür ve büyük çoğunluğu haftalar içinde iyileşir. Kalıcı ciddi nörolojik defisit oranı yüzde birin altındadır. Postoperatif epidural hematom nadir görülse de gelişmesi durumunda hızlı kötüleşen nörolojik tablo ile kendini belli eder ve acil cerrahi dekompresyon gerektirir.
Uzun dönem komplikasyonlar arasında rekürren stenoz, adjacent segment hastalığı, dejeneratif spondilolistezis progresyonu, füzyon yapılan olgularda psödoartroz ve nadir donanım sorunları yer alır. Beş ile on yıllık takiplerde füzyon sonrası komşu segmentte dejenerasyon yüzde on ile yirmi oranında bildirilmiştir. Bu komplikasyonların önüne geçmek için cerrahi kararın doğru endikasyonla verilmesi, füzyon gerekliliğinin dikkatle değerlendirilmesi, minimal invaziv tekniklerin uygun olgularda tercih edilmesi ve postoperatif hasta eğitiminin yapılması büyük önem taşır. Nöromonitörizasyon, mikroskop kullanımı ve tecrübeli bir cerrahi ekip komplikasyon oranlarını belirgin biçimde düşürür.
Laminektomi Öncesi Hangi Tetkikler İstenir ve Hasta Ameliyata Nasıl Hazırlanır?
Preoperatif değerlendirmede en kritik görüntüleme yöntemi manyetik rezonans görüntülemedir. MR, dural kese ve sinir kökleri üzerindeki bası derecesini, yumuşak doku patolojilerini, ligamentum flavum kalınlaşmasını, disk bombeleşmesini ve varsa intradural patolojileri ayrıntılı biçimde ortaya koyar. Bilgisayarlı tomografi kemik yapıların değerlendirilmesinde, osteofitlerin yaygınlığının belirlenmesinde ve enstrümantasyon planlamasında kullanılır. Ayakta çekilen ön-arka ve yan grafiler ile dinamik grafi olarak adlandırılan fleksiyon ve ekstansiyon grafileri instabilitenin varlığını ve derecesini belirlemek için değerlidir. Dört milimetreden fazla dinamik kayma füzyon gerekliliğinin en önemli göstergelerinden biridir.
Elektromiyografi ve sinir iletim çalışmaları klinik ile görüntüleme arasında uyumsuzluk olan hastalarda radikülopati düzeyinin objektif belirlenmesinde faydalıdır. Servikal miyelopati olgularında somatosensöriyel uyarılmış potansiyel çalışmaları omurilik iletim durumunu ortaya koyar. Miyelografi günümüzde nadir kullanılan bir yöntem olmakla birlikte manyetik rezonans görüntüleme çekilemeyen kalp pili veya metalik implant taşıyan hastalarda değerini korur. Hasta değerlendirmesinde nörolojik muayene, yürüme testi, Romberg testi, Hoffmann bulgusu ve mJOA veya Oswestry gibi standart skorlama sistemleri kullanılır.
Ameliyata hazırlık aşamasında dahiliye, kardiyoloji ve göğüs hastalıkları konsültasyonları ile hastanın genel durumu değerlendirilir. Diyabet, hipertansiyon, kronik böbrek yetmezliği gibi ek hastalıkların kontrol altına alınması cerrahi güvenlik açısından şarttır. Kan sulandırıcı kullanan hastalarda ilaçların ameliyattan yeterli süre önce kesilmesi ve gerekli köprüleme tedavisinin uygulanması gerekir. Sigara kullanımı yara iyileşmesini ve füzyon başarısını doğrudan etkilediği için ameliyattan en az dört hafta önce bırakılması önerilir. Vücut kitle indeksi yüksek olan hastalarda kilo verme, kan şekeri düzeyinin kontrolü ve enfeksiyon riskini artırabilecek odakların taranması preoperatif hazırlığın vazgeçilmez adımlarıdır.
Laminektomi Sonrası Omurgada Kalıcı Stabilite Kaybı Olur mu ve Füzyon Gerekli midir?
Laminektomi sırasında çıkarılan kemik ve ligament yapıları omurganın posterior gerginlik bandını oluşturur. Bu yapıların bir kısmının kaldırılması teorik olarak omurgada instabilite gelişimine zemin hazırlayabilir. Ancak pars interartikülarisi koruyan, faset eklemlerinin yarısından fazlasını yerinde bırakan ve intervertebral disk yapısını tahrip etmeyen sınırlı dekompresyonlar sonrasında kalıcı instabilite oranı oldukça düşüktür. Cerrahın deneyimi, kullanılan tekniğin uygunluğu ve preoperatif dinamik değerlendirmenin doğru yapılması bu açıdan belirleyicidir. Kısıtlı laminektomi uygulanan olguların büyük çoğunluğunda ek füzyon işlemine gerek kalmaz.
Füzyon gerekliliği belirli kriterlere göre değerlendirilir. Ameliyat öncesinde dört milimetreden fazla dinamik kayma gösteren dejeneratif spondilolistezisli hastalar, iki ve üzeri segmentte tam laminektomi ile birlikte fasetektomi uygulanması gereken olgular, skolyoz veya kifoz gibi eşlik eden deformitesi bulunan hastalar ve genç yaş grubunda yüksek fiziksel aktivite düzeyi olan bireyler füzyon adayı olarak değerlendirilir. Servikal miyelopati olgularında kifotik omurga varlığında veya çok segmentli dekompresyon sonrası mekanik yükün artması durumunda laminektomiye lateral kütle veya pedikül vida enstrümantasyonu eklenir. Bu şekilde postoperatif kifoz gelişimi ve mekanik ağrının önüne geçilir.
Modern spinal cerrahi yaklaşımlar kişiye özel karar verme prensibi üzerine kurulmuştur. Aynı radyolojik tablodaki iki hasta farklı klinik özellikleri, aktivite düzeyleri ve komorbiditeleri nedeniyle farklı cerrahi planlamalara ihtiyaç duyabilir. Amaç mümkün olan en az invazif yöntemle en yüksek fonksiyonel iyileşmeyi sağlamak ve uzun dönem stabilite kaybını önlemektir. Bu nedenle laminektomi kararı, füzyon ihtiyacı ve enstrümantasyon planı deneyimli bir nöroşirürji ekibi tarafından hastanın tüm klinik ve radyolojik verileri değerlendirilerek belirlenmelidir. Bu bilgiler genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hekim muayenesi ve bireysel değerlendirmenin yerine geçmez.
Omurga sağlığı ve laminektomi konusunda deneyimli bir hekim değerlendirmesi için Koru Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi bölümüne başvurabilirsiniz. Uzman ekibimiz ileri görüntüleme yöntemleri, mikrocerrahi ve minimal invaziv teknikler ile size özel bir tedavi planı hazırlayacaktır.
Sinir sıkışması, bel ağrısı, bacak uyuşukluğu veya yürüme mesafesinde kısalma yakınmalarınız bulunuyorsa detaylı bir muayene için Koru Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi bölümü ile iletişime geçmeniz uygun olacaktır. Erken tanı ve doğru zamanlanmış cerrahi girişim nörolojik iyileşmenin kalıcı olması açısından kritik önem taşımaktadır.




