Radyasyon Onkolojisi

Meningiom

Meningiom, belirtileri kişiden kişiye farklılık gösterebilen ve uzman değerlendirmesini gerektiren bir tablodur. Konunun ayrıntılarına göz atın.

Meningiom, beyin ve omurilik dokusunu saran zarlardan (meninkslerden) köken alan bir tümör türüdür. Genellikle yavaş büyüyen ve büyük çoğunluğu iyi huylu olan bu kitleler, sinir sistemi tümörleri arasında en sık karşılaşılan gruptur. Çoğu zaman yıllarca belirti vermeden ilerleyebildiği için başka bir nedenle çekilen görüntüleme tetkiklerinde tesadüfen fark edilebilir. Bu özelliği nedeniyle meningiom, hem hastalar hem de hekimler açısından dikkatli bir takip ve değerlendirme süreci gerektirir.

Hastalığın seyri kitlenin yerine, boyutuna, çevre dokulara yaptığı baskıya ve hücresel tipine göre değişir. Bazı meningiomlar küçük kalıp hiçbir şikayete yol açmazken, bazıları beyin sapına ya da görme sinirlerine baskı yaparak ciddi belirtilere neden olabilir. Günümüzde gelişen görüntüleme teknikleri, mikrocerrahi (mikroskop yardımıyla yapılan cerrahi) ve radyasyon onkolojisi (ışın tedavisi uzmanlığı) uygulamaları sayesinde meningiom tablolarının önemli bir kısmı kontrol altına alınabilmektedir. Bu yazıda meningiomun kimlerde görüldüğü, belirtileri, nedenleri, tanı yöntemleri ve süreç boyunca dikkat edilmesi gereken noktalar ayrıntılı şekilde ele alınmaktadır.

Kimlerde Görülür?

Meningiom her yaşta ortaya çıkabilse de en sık 40-70 yaş aralığındaki yetişkinlerde görülür. Çocukluk çağında nadir rastlanan bu tümör, orta yaştan itibaren görülme sıklığını artırır. Kadınlarda erkeklere kıyasla yaklaşık iki kat daha fazla saptanmaktadır. Bu farkın hormonal etkilerle, özellikle östrojen ve progesteron reseptörlerinin (hormonların bağlandığı hücre yapıları) tümör hücrelerindeki varlığıyla ilişkili olduğu düşünülmektedir. Kadınlarda gebelik dönemlerinde mevcut meningiomların boyutunda artış gözlenebilmesi de bu görüşü destekleyen bulgular arasındadır.

Aile öyküsünde sinir sistemi tümörü bulunan bireylerde meningiom riski bir miktar yükselir. Özellikle nörofibromatozis tip 2 (sinir sistemi tümörlerine yatkınlık yaratan kalıtsal hastalık) adı verilen genetik hastalığı olanlarda çoklu meningiom gelişme ihtimali belirgin biçimde artar. Bunun dışında geçmişte baş bölgesine radyoterapi (ışın tedavisi) almış kişilerde, yıllar sonra meningiom ortaya çıkma riski daha yüksektir. Çocukluk çağında saçkıran nedeniyle düşük doz radyasyon uygulanmış bireylerde de bu ilişki bildirilmiştir.

İleri yaş, kadın cinsiyet, genetik yatkınlık ve radyasyon maruziyeti dışında, obezite ve bazı hormonal tedavilerin de riskle ilişkilendirildiği çalışmalar mevcuttur. Ancak meningiomların büyük bir kısmı, hiçbir belirgin risk etmeni taşımayan kişilerde de gelişebilir. Bu nedenle baş ağrısı, nöbet veya görme değişiklikleri gibi açıklanamayan şikayetler söz konusu olduğunda yaş ve cinsiyetten bağımsız değerlendirme yapılması önemlidir. Meme kanseri öyküsü olan kadınlarda meningiom görülme sıklığının bir miktar arttığına dair veriler de literatürde yer almaktadır.

  • 40-70 yaş arası yetişkinlerde sıklık artar
  • Kadınlarda erkeklere göre yaklaşık iki kat fazla görülür
  • Nörofibromatozis tip 2 taşıyıcılarında risk belirgindir
  • Geçmişte baş bölgesine radyoterapi uygulananlarda görülme oranı yüksektir
  • Aile öyküsü olanlarda dikkatli takip önerilir

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Meningiom belirtileri tümörün konumuna, büyüklüğüne ve çevre yapılara yaptığı baskıya göre büyük farklılık gösterir. Küçük ve yavaş büyüyen kitleler uzun yıllar boyunca hiçbir şikayete yol açmayabilir. Tümör büyüdükçe ya da kritik bir bölgeye komşuysa, kafa içi basıncı artışına bağlı belirtiler kendini gösterir. Sabahları daha şiddetli hissedilen baş ağrıları, bulantı, kusma ve genel halsizlik sık duyulan yakınmalar arasında yer alır.

Tümörün yerleştiği bölgeye göre nörolojik bulgular da değişir. Görme sinirine yakın yerleşimli meningiomlar bulanık görmeye, görme alanı daralmasına veya çift görmeye yol açabilir. Ön kafa bölgesindeki kitleler kişilik değişiklikleri, dikkat dağınıklığı, hafıza güçlükleri gibi belirtilerle ortaya çıkabilir. Hareket merkezine baskı yapan tümörler ise kol ve bacaklarda güçsüzlük, beceri kaybı ya da yürüme bozukluğu şeklinde fark edilir. Bazı hastalarda ilk bulgu nöbet (sara krizi) olabilir.

İşitme siniri yakınındaki meningiomlar tek taraflı işitme kaybına, kulak çınlamasına ve denge sorunlarına neden olabilir. Omurilik zarlarından köken alan meningiomlarda ise bel veya boyun ağrısı, bacaklarda uyuşma ve idrar tutamama gibi şikayetler ön plana çıkabilir. Belirtilerin yavaş yavaş geliştiğini ve uzun süre fark edilmediğini söyleyen hastalar oldukça sıktır. Bu yüzden günlük yaşamda art arda gelen küçük belirtilerin not edilmesi tanı sürecini kolaylaştırır.

Yaşlı bireylerde meningiom belirtileri zaman zaman bunama veya inme tablolarıyla karıştırılabilir. Genç yetişkinlerde ise zorlanmaya bağlı baş ağrısı gibi yorumlanan bulguların altında yıllarca büyüyen bir kitle bulunabilir. Bu nedenle yeni başlayan, giderek kötüleşen veya alışılmadık karakterde olan baş ağrıları ihmal edilmemelidir. Koku alma duyusunda azalma, denge kaybı veya gözlerde dışa doğru kayma gibi daha az bilinen bulgular da bazı yerleşimlerde dikkat çekici işaretler olarak karşımıza çıkabilir.

Nedenleri Nelerdir?

Meningiomun kesin nedeni bugün için tam olarak aydınlatılmış değildir. Bununla birlikte hastalığın gelişiminde birden fazla etmenin bir araya geldiği kabul edilmektedir. Genetik değişiklikler en çok üzerinde durulan başlıktır. Tümör hücrelerinde 22. kromozomdaki bazı bölgelerde silinmeler ya da düzensizlikler tespit edilmiştir. Bu hücresel düzeydeki değişiklikler, normalde kontrollü şekilde çoğalan zar hücrelerinin düzensiz biçimde artmasına yol açar. NF2 geni olarak adlandırılan bölgedeki kayıplar, hem kalıtsal hem de sonradan kazanılmış meningiom olgularında saptanabilmektedir.

Radyasyon maruziyeti, meningiom için kanıtlanmış risk etmenlerinden biridir. Özellikle çocukluk ya da gençlik döneminde baş bölgesine yüksek doz ışın alan kişilerde, on yıllar sonra meningiom gelişme olasılığı belirgin biçimde artmaktadır. Bazı kanser tedavilerinin ardından gözlenen ikincil tümörler arasında meningiom da yer almaktadır. Diş çekimi öncesi çekilen düşük doz röntgenlerin riski artırıp artırmadığı konusunda ise net bir mutabakat bulunmamaktadır.

Hormonal etmenler de meningiom oluşumunda önemli bir yere sahiptir. Tümör hücrelerinde östrojen ve progesteron reseptörlerinin gösterilmiş olması, hormonların büyüme üzerinde etkisi olduğunu düşündürmektedir. Gebelik dönemlerinde meningiom boyutunun arttığının bildirilmesi ve hormon tedavisi alan kadınlarda görülme sıklığının yüksek olabileceğine dair veriler bu görüşü destekler. Ancak bu ilişki, hormon kullanımının doğrudan tümöre yol açtığı anlamına gelmez; yatkın bireylerde süreci hızlandırıyor olabilir.

Kafa travmaları uzun yıllar boyunca olası bir tetikleyici olarak tartışılmıştır. Bazı çalışmalarda ciddi kafa yaralanması geçirmiş bireylerde meningiom sıklığında hafif artış bildirilmişse de bu ilişkinin nedensel mi yoksa tesadüfi mi olduğu h├ól├ó netlik kazanmamıştır. Çevresel etmenler arasında bazı kimyasal maruziyetler ve uzun süreli inflamatuar (iltihabi) süreçler de araştırma konusu olmayı sürdürmektedir.

  • 22. kromozomdaki genetik değişiklikler
  • Çocuklukta veya gençlikte baş bölgesine radyasyon maruziyeti
  • Hormonal etkiler ve hormon reseptörlerinin varlığı
  • Nörofibromatozis tip 2 gibi kalıtsal sendromlar
  • Açıklanamayan, çok etmenli yatkınlık zemini

Tanı Nasıl Konulur?

Meningiom tanısı, ayrıntılı bir öykü ve nörolojik muayene ile başlar. Hekim, hastanın baş ağrısının özelliklerini, eşlik eden bulantı, görme veya işitme değişikliklerini, nöbet öyküsünü ve günlük yaşamdaki etkileri sorgular. Muayenede kol ve bacak güç değerlendirmesi, refleksler, denge testleri, göz hareketleri ve görme alanı kontrolü yapılır. Bu aşamada tümörün yeri hakkında bir ön fikir oluşturulmaya çalışılır.

Görüntüleme yöntemleri tanıda belirleyici unsurdur. Manyetik rezonans görüntüleme (MR), meningiomun yerini, boyutunu ve çevre dokularla ilişkisini en ayrıntılı şekilde gösteren yöntem olarak kabul edilir. Kontrast maddeli MR sayesinde tümörün damarlanma özellikleri de değerlendirilebilir. Bilgisayarlı tomografi (BT) ise özellikle kemik tutulumu ve kireçlenmelerin görüntülenmesinde yararlıdır. Bazı durumlarda damar yapısının ayrıntılı incelenmesi için MR anjiyografi veya dijital anjiyografi (damarların ilaçlı görüntülenmesi) gerekebilir.

Görüntüleme bulguları meningiomu büyük olasılıkla işaret etse de hücresel tipin belirlenmesi için zaman zaman doku örneği alınması gerekir. Ameliyat sırasında çıkarılan parçanın patolojik (mikroskobik) incelemesi kesin tanıyı sağlar. Bu inceleme tümörün derecesini (grade I, II veya III) ortaya koyar ve sonraki süreçte izlenecek yol bu sonuca göre belirlenir. Grade I meningiomlar genellikle iyi huylu seyrederken, grade II ve grade III tümörler daha yakın takip ve ek yaklaşımlar gerektirir.

Bazı hastalarda meningiom, başka bir nedenle yapılan görüntülemede tesadüfen saptanır. Belirti vermeyen, küçük boyutlu ve risk taşımayan kitlelerde hemen müdahale yerine düzenli takip tercih edilebilir. Bu yaklaşımda belirli aralıklarla MR çekilerek kitlenin büyüme hızı izlenir. Tanı süreci, hastanın yaşına, genel durumuna ve şikayetlerine göre kişiselleştirilerek yürütülür. PET-BT gibi ileri görüntüleme yöntemleri, ayırıcı tanıda zorluk yaşanan olgularda destekleyici bilgi sağlayabilir.

Komplikasyonlar Nelerdir?

Meningiom yavaş büyüyen bir tümör olsa da konumuna ve boyutuna bağlı olarak ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Kafa içi basıncın artışı, sürekli baş ağrısı, bulantı, kusma, dikkat dağınıklığı ve şuur değişikliklerine neden olabilir. Bu tablo zamanla ilerlerse hayati önem taşıyan beyin yapılarının baskı altında kalmasıyla acil müdahale gerekebilir. Bu nedenle düzenli takip ve uygun zamanlı yaklaşım büyük önem taşır.

Tümörün baskı yaptığı bölgeye göre kalıcı nörolojik kayıplar gelişebilir. Görme sinirine uzun süre baskı yapan kitleler kalıcı görme azalmasına, hareket merkezi yakınındakiler kol veya bacakta güç kaybına yol açabilir. Konuşma alanına komşu meningiomlarda kelime bulma güçlüğü ve anlama bozuklukları görülebilir. Nöbetler bazı hastalarda tümör çıkarıldıktan sonra bile sürebilir; bu durumda uzun süreli ilaç tedavisi gerekebilir.

Cerrahi sonrası süreçte enfeksiyon, beyin omurilik sıvısı kaçağı, kanama veya pıhtı oluşumu gibi durumlar görülebilir. Radyoterapi alan hastalarda saç dökülmesi, ciltte hassasiyet, yorgunluk ve bilişsel etkiler ortaya çıkabilir. Bu yan etkilerin büyük bölümü zamanla geriler, bir kısmı ise kalıcı olabilir. Komplikasyon riskini en aza indirmek için hasta seçimi, yöntem belirleme ve sonrası bakım titizlikle planlanır.

Meningiomların bir kısmı eksiksiz çıkarılmasına rağmen yıllar içinde tekrar edebilir. Bu nedenle ameliyat ya da radyoterapi sonrasında düzenli görüntüleme ile uzun süreli izlem önerilir. Tümör derecesi yüksek olan hastalarda yineleme oranı daha fazladır ve bu hastalar daha sık aralıklarla değerlendirilir. Tümörün kafa tabanı gibi ulaşılması güç bölgelerde yerleşmesi durumunda eksiksiz çıkarım her zaman mümkün olmayabilir; bu durumlarda kalan dokunun radyasyon onkolojisi yöntemleriyle kontrol altına alınması yoluna gidilebilir.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Yeni başlayan, giderek şiddetlenen ya da alışılmadık karakterde olan baş ağrılarınız varsa bir hekime başvurmanız gerekir. Sabahları daha şiddetli hissedilen, bulantı veya kusmayla birlikte seyreden baş ağrıları ihmal edilmemelidir. Gözlerinizde bulanık görme, çift görme, görme alanında daralma veya tek taraflı işitme azalması gibi değişiklikler fark ettiğinizde değerlendirme almanız doğru olur.

Kol ve bacaklarınızda güçsüzlük, uyuşma, beceri kaybı ya da yürüyüşünüzde bozulma hissediyorsanız vakit kaybetmeden uzman görüşü almalısınız. Hayatınızda daha önce yaşamadığınız bir nöbet (bilinç kaybı, kasılma) geçirdiyseniz mutlaka acil değerlendirme gerekir. Bunun yanı sıra kişilik değişiklikleri, hafıza güçlükleri veya dikkat sorunları yakınlarınız tarafından fark ediliyorsa, bu uyarıları dikkate almanız önemlidir.

Aile öykünüzde meningiom veya nörofibromatozis tip 2 bulunuyorsa, belirti olmasa da düzenli kontroller hakkında hekiminizle konuşmanız faydalı olur. Geçmişte baş bölgesine radyoterapi almış bir kişiyseniz, takip programınızı aksatmamalısınız. Erken dönemde başvurmak, meningiom gibi yavaş seyirli tablolarda sürecin daha kolay yönetilmesini sağlar ve günlük yaşam kalitenizi korumanıza katkı sunar.

Son Değerlendirme

Meningiom, çoğunlukla iyi huylu seyreden ancak konumuna ve boyutuna göre ciddi sonuçlara yol açabilen bir tümör grubudur. Erken dönemde fark edilen, küçük ve belirti vermeyen kitleler düzenli takiple güvenle izlenebilirken, belirti veren ya da büyüme gösteren tümörlerde cerrahi ve radyasyon onkolojisi yaklaşımları birlikte değerlendirilir. Hastalığın yönetimi; doğru görüntüleme, deneyimli ekip ve kişiye özel planlama ile şekillenir.

Koru Hastanesi Radyasyon Onkolojisi bölümünde uzman hekimlerimiz, meningiom gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Radyasyon Onkolojisi Our Doctors

We are by your side with our experienced specialist physicians in this field

Meet Our Specialist Physicians

Book an appointment now or call us for your health.

WhatsApp Online Appointment