Ortopedi ve Travmatoloji

Bone Cutting Surgery (Osteotomy)

Bone Cutting Surgery cuts and realigns the bone at a specific angle to balance joint loading. Discover our Koru Ankara Orthopedics specialists.

Osteotomi, iskelet sisteminin belirli bir bölgesinde yer alan kemiğin cerrahi yöntemlerle kontrollü biçimde kesilerek yeniden şekillendirilmesi, yönlendirilmesi veya uzatılması esasına dayanan biyolojik koruyucu bir ortopedik girişimdir. Deformite düzeltme, biyomekaniksel yeniden yükleme ve ekstremite uzatma gibi geniş bir endikasyon yelpazesinde tercih edilen bu prosedür, özellikle genç ve aktif hastalarda protez cerrahisini geciktirmek ya da tümüyle önlemek amacıyla planlanır. Diz ekleminde uygulanan yüksek tibial osteotomi ile distal femoral osteotomi, kalçadaki periasetabuler osteotomi ve ayakta yapılan Chevron ile Scarf osteotomileri en sık başvurulan tekniklerdir. Doğru endikasyon seçimi, ileri düzey preoperatif planlama ve deneyimli bir ortopedi ekibi ile gerçekleştirildiğinde uzun vadeli fonksiyonel sonuçlar oldukça yüz güldürücüdür. Koru Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü, tüm bu prosedürleri kanıta dayalı algoritmalar ve modern cerrahi enstrümanlar eşliğinde başarıyla uygulamaktadır.

Osteotomi Ne Anlama Gelir?

Osteotomi terimi, Yunanca kökenli "osteon" yani kemik ve "tome" yani kesme sözcüklerinin birleşiminden meydana gelmektedir. Kelime anlamı olarak kemik kesme işlemine karşılık gelen bu prosedür, ortopedik cerrahide bir kemiğin planlı biçimde ve önceden belirlenmiş açı, yön ve düzlem doğrultusunda ayrılarak yeniden düzenlenmesi anlamını taşır. Bu ayrım işlemi rastgele bir kesim olmayıp preoperatif dönemde yapılan ayrıntılı radyolojik ölçümler, mekanik aks analizleri ve üç boyutlu görüntüleme çalışmaları neticesinde milimetrik hassasiyetle planlanan bir cerrahi manevrayı kapsar.

Osteotomi cerrahisinin temel felsefesi, hastanın kendi biyolojik dokusunu koruyarak eklem yüzeylerini yeniden dengeli h├óle getirmek, ağırlık aktarımını normal anatomik hattına yönlendirmek ve ilerleyici kıkırdak hasarının önüne geçmektir. Diz, kalça, ayak, omuz veya spinal kolon gibi pek çok farklı bölgede uygulanabilen bu teknik, endikasyona bağlı olarak açık kama, kapalı kama, dome yani kubbe biçimli veya rotasyonel gibi çeşitli varyasyonlarda gerçekleştirilebilir. Cerrah, hastanın yaş, aktivite düzeyi, deformite şiddeti ve eşlik eden patolojilerini bir bütün olarak ele alarak en uygun teknik seçimini yapar.

Modern osteotomi uygulamalarında bilgisayar destekli navigasyon sistemleri, hastaya özel üretilmiş üç boyutlu baskılı kesim kılavuzları ve kilitli anatomik plaklar yaygın biçimde kullanılmaktadır. Bu teknolojik gelişmeler, hem cerrahi süreyi kısaltmakta hem de kesim açısının çok daha yüksek doğrulukla elde edilmesini sağlamaktadır. Nitekim güncel literatürde osteotomi cerrahilerinin başarı oranını doğrudan etkileyen en kritik faktörün, hedeflenen aksın milimetrik düzeyde tutturulması olduğu vurgulanmaktadır.

Osteotomi, salt bir ortopedik cerrahi teknik olmanın çok ötesinde, hastanın kendi anatomisini yeniden düzenleyerek doğal ekleminin yıllarca daha kullanılmasına olanak tanıyan biyolojik bir koruma stratejisidir. Bu nedenle özellikle otuzlu, kırklı ve ellili yaşlarda tek kompartman kıkırdak yıpranmasıyla karşılaşan hastalarda protez cerrahisinden önce mutlaka değerlendirilmesi gereken bir alternatif olarak öne çıkmaktadır. Erken dönemde doğru endikasyonla yapılan osteotomi, hastaya on yılı aşan ağrısız ve fonksiyonel bir dönem kazandırabilmektedir.

Osteotomi Çeşitleri Nelerdir?

Osteotomi cerrahisi uygulanan bölgeye, kesim tekniğine ve amacına göre birbirinden oldukça farklı alt gruplar altında sınıflandırılmaktadır. En yaygın kullanılan sınıflandırma şekli anatomik bölgeye göre yapılan ayrımdır ve bu kapsamda diz osteotomileri, kalça osteotomileri, ayak ve ayak bileği osteotomileri, omuz ve dirsek osteotomileri ile omurga osteotomileri olarak ana başlıklara ayrılabilir. Her bir anatomik bölge kendi içinde farklı endikasyon spektrumuna ve teknik özelliklere sahiptir.

Diz eklemi çevresindeki osteotomilerin başında yüksek tibial osteotomi yani proksimal tibia hizasından yapılan kesim yer almaktadır ve genellikle medial kompartman kireçlenmesinin eşlik ettiği varus deformitelerinde tercih edilir. Distal femoral osteotomi ise valgus deformitesi ile birlikte lateral kompartman yıpranması bulunan olgularda uygulanır. Diz osteotomilerinin bir diğer kolu ise tüberositas tibia kaydırma teknikleridir ve genellikle patellofemoral ekleme yönelik yeniden yönlendirme girişimlerinde kullanılır.

Kalça bölgesinde en sık uygulanan tip periasetabuler osteotomi olmakla birlikte proksimal femoral osteotomiler de değerli bir gruptur. Bernese ya da Ganz osteotomisi olarak da bilinen periasetabuler girişim, gelişimsel kalça displazisi zemininde asetabuler örtünmenin yetersiz kaldığı genç hastalarda tercih edilir. Proksimal femoral osteotomiler ise varus, valgus, fleksiyon veya derotasyon amaçlı olarak alt gruplara ayrılabilmektedir.

Ayak ve ayak bileği bölgesinde ise halluks valgus deformitesinin cerrahi tedavisinde uygulanan Chevron, Scarf, Akin ve Ludloff osteotomileri ön plandadır. Ayak bileğinde supramalleoler osteotomiler, post-travmatik veya konjenital aksiyel bozuklukların düzeltilmesinde kullanılır. Kalkaneus osteotomileri ise düz taban ve pes cavus tablolarında bir tedavi seçeneği olarak devreye girer. Bunlara ek olarak ekstremite uzatma amacıyla yapılan kortikotomiler, Ilizarov ve Taylor Spatial Frame gibi eksternal fiksatörler eşliğinde gerçekleştirilen özel bir osteotomi grubunu oluşturur.

Tibial Yüksek Osteotomi Tekniği Nasıl Uygulanır?

Yüksek tibial osteotomi kısaca HTO olarak da adlandırılmakta olup diz eklemine binen yükün mekanik ekseninin yeniden düzenlenmesi esasına dayanan bir cerrahi girişimdir. Medial kompartman ağırlıklı kireçlenme ile birlikte varus deformitesi bulunan, altmış yaş altı, aktif yaşam süren ve tam kalınlıklı kıkırdak kaybının henüz tek kompartmana sınırlı kaldığı olgular bu ameliyat için ideal adayları oluşturmaktadır. Preoperatif değerlendirmede uzun bacak ortoröntgenogramları ile mekanik aks tayini, Fujisawa noktası hedef alınarak yapılan Miniaci ölçümü ve manyetik rezonans görüntüleme ile kıkırdak durumunun ayrıntılı incelenmesi gerekmektedir.

Cerrahi teknik olarak iki temel yaklaşım vardır. Bunlardan birincisi medial açık kama yani "opening wedge" tekniğidir. Bu yöntemde proksimal tibianın medial yüzünden yaklaşık dört ila beş santimetrelik bir insizyonla girilir, pes anserinus ekartmanı sonrasında osteotomi hattı floroskopi eşliğinde belirlenir. Kılavuz teller yerleştirilir, tibianın lateral korteksi bütünlüğü korunacak biçimde kontrollü olarak açılır ve önceden hesaplanmış açı kadar bir kama boşluk yaratılır. Bu boşluğa otojen krista iliaka grefti, allogreft ya da sentetik kemik dolgu yerleştirilir ve kilitli anatomik plak yardımıyla stabil fiksasyon sağlanır.

İkinci yöntem ise lateral kapalı kama yani "closing wedge" tekniğidir. Bu teknikte tibia lateralinden kama şeklinde bir kemik parçası çıkarılır, kalan yüzeyler karşı karşıya getirilerek osteotomi kapatılır. Kapalı kama tekniğinde bacak boyunda kısalık meydana gelebilir ve proksimal peroneal osteotomi ya da tibiofibular eklem serbestleştirmesi çoğunlukla gerekli h├óle gelir. Peroneal sinire dikkat edilmesi bu teknikte özel bir öneme sahiptir.

Hedeflenen mekanik aks tipik olarak Fujisawa noktasına, yani proksimal tibia platosunun lateralden yüzde altmış iki mesafesine denk gelen çizgi olarak belirlenir. Bu hedef, medial kompartmandaki yükü lateral kompartmana kaydırmak amacıyla stratejik biçimde tercih edilmektedir. Postoperatif dönemde ilk altı ila sekiz hafta parsiyel yük verilmesi önerilir, tam yüke geçiş genellikle üçüncü ayı bulmaktadır. Erken dönemde diz eklem hareket açıklığı çalışmalarına başlanır ve quadriseps güçlendirme egzersizleri rehabilitasyonun temelini oluşturur.

Femoral Düşük Osteotomi Uygulaması Nasıl Yapılır?

Distal femoral osteotomi kısaca DFO olarak da tanımlanan bir prosedür olup diz eklemi çevresindeki valgus deformitelerinin ve buna eşlik eden lateral kompartman kireçlenmesinin tedavisinde uygulanır. Femurun diz eklemine yakın distal metafiz bölgesinden yapılan bu kesim, ekstremitenin mekanik aksını medial kompartmana doğru yeniden yönlendirerek lateral kompartman yükünü azaltmayı hedefler. Genellikle kadın hastalarda daha sık görülen genu valgum tablolarında ve post-travmatik lateral platoya sekonder gelişen deformitelerde tercih edilen bir tekniktir.

Preoperatif planlama aşamasında uzun bacak grafisi üzerinden anatomik ve mekanik eksen ölçümleri, femoral mekanik distal lateral açı ile tibial mekanik proksimal medial açı gibi anatomik referanslar dikkatle incelenir. Cerrahi kararın verilmesinde valgus deformitesinin şiddeti, lateral kompartman kıkırdak kaybının derecesi, medial kompartman ile patellofemoral eklemin durumu ve hastanın aktivite beklentileri belirleyici olmaktadır. Preoperatif değerlendirmenin bir parçası olarak diz manyetik rezonans görüntülemesi mutlaka istenmekte, kıkırdak durumu ile eşlik eden menisküs ve bağ patolojileri detaylı olarak ortaya konmaktadır.

Cerrahi teknik olarak medial kapalı kama ya da lateral açık kama yaklaşımı benimsenebilir. Lateral açık kama tekniğinde femurun distal lateral bölgesinden yaklaşık altı ila sekiz santimetrelik bir insizyon yapılır, vastus lateralis kas lifleri korunarak periosteum ekartmanıyla kemiğe ulaşılır. Floroskopi eşliğinde kılavuz teller yerleştirilir, medial kortikal bütünlüğü koruyacak biçimde kontrollü bir açma manevrasıyla planlanan açı elde edilir ve boşluk otogreft ya da yapay kemik greftiyle doldurularak kilitli anatomik femoral plakla stabilize edilir.

Ameliyat sonrasında ilk altı hafta boyunca parsiyel yük verilir ve iki koltuk değneği ile yürüyüş önerilir. Sekizinci haftadan itibaren radyolojik kaynaşma bulguları izlenerek yüke geçiş kademeli olarak artırılır. Rehabilitasyon programında erken dönemde pasif ve aktif diz eklem hareket açıklığı egzersizleri, quadriseps ve hamstring güçlendirme çalışmaları temel yer tutar. Uzun dönem takiplerde başarılı olgularda diz protezi ihtiyacının on ila on beş yıl geciktirilebildiği gösterilmiştir.

Kalça Bölgesinde Osteotomi Nasıl Gerçekleştirilir?

Kalça bölgesi osteotomileri, bu bölgenin karmaşık anatomisi ve önemli nörovasküler yapılarla komşuluğu nedeniyle ileri düzey cerrahi deneyim gerektiren girişimler grubunu oluşturmaktadır. En sık uygulanan tip olan periasetabuler osteotomi, İsviçreli ortopedik cerrah Reinhold Ganz tarafından tanımlanmış olduğundan literatürde Bernese ya da Ganz osteotomisi olarak anılmaktadır. Gelişimsel kalça displazisi tanısı almış, genç, semptomatik ve ciddi kıkırdak yıpranması henüz gelişmemiş hastalar bu prosedürün ideal adaylarıdır.

Periasetabuler osteotomide amaç, femur başını yeterince örtemeyen asetabülumu üç kesimle çevre kemik dokudan serbestleştirerek yeniden yönlendirmek ve anterolateral örtünmeyi artırmaktır. Ameliyat modifiye Smith-Petersen yaklaşımı ile gerçekleştirilir, hasta supin pozisyonunda yatırılır ve floroskopi eşliğinde ilerlenen tüm işlem sırasında geniş yumuşak doku diseksiyonundan kaçınılır. Bu prosedürün en önemli avantajlarından biri, asetabüler fragmanı posterior kolondan ayırmadan hareket ettirebilmesi ve dolayısıyla pelvik halkanın stabilitesini bozmamasıdır.

Üç kesim sistematik olarak sırasıyla süperior pubik ramus, iskial dal ve ilyak kanat üzerinden yapılır. Fragmanın laterale, anteriora ve mediale doğru üç boyutlu rotasyonu sağlandıktan sonra pozisyon iki üç adet kanüle vida ile fikse edilir. Asetabüler indeks, merkez-kenar açısı ve anterior ile posterior sektör açıları radyolojik olarak yeniden değerlendirilir. Cerrahın deneyimi bu prosedürün başarısında belirleyici olmakta, öğrenme eğrisinin uzunluğu literatürde net biçimde vurgulanmaktadır.

Proksimal femoral osteotomiler ise çocukluk çağında Perthes hastalığı, koksa vara, koksa valga ve femoroasetabuler sıkışma sendromu gibi patolojilerde uygulanabilmektedir. İntertrokanterik bölgeden yapılan varizasyon, valgizasyon veya derotasyon osteotomileri, kilitli lama plak ya da açılı vidalar ile stabilize edilir. Postoperatif dönemde altı ila sekiz hafta yük vermeme, ardından kademeli olarak yüke geçiş standart bir rehabilitasyon protokolüdür. Uzun vadeli sonuçlarda periasetabuler osteotominin on beş ila yirmi yıl sağkalım oranı yüzde seksen beşin üzerinde bildirilmektedir.

Ayak Bileğine Osteotomi Nasıl Uygulanır?

Ayak ve ayak bileği bölgesindeki osteotomiler, bu bölgenin fonksiyonel önemi ve kompleks biyomekaniği nedeniyle son derece dikkatli planlamayı gerektirir. En sık uygulanan gruplardan biri halluks valgus deformitesinin cerrahi tedavisinde tercih edilen birinci metatars osteotomileridir. Bu grup içinde Chevron, Scarf, Akin, Ludloff ve Mitchell gibi çok sayıda farklı teknik tanımlanmıştır ve deformitenin derecesine, hallux valgus açısına ve interfalangeal açıya bağlı olarak seçim yapılır.

Chevron osteotomisi, birinci metatars distalinde yapılan V şeklinde kesimden oluşan bir tekniktir. Genellikle hafif ve orta dereceli deformitelerde yani hallux valgus açısının yirmi derecenin altında olduğu ve intermetatarsal açının on beş dereceyi aşmadığı olgularda tercih edilir. Kesim sonrası distal fragman lateral yönde kaydırılır ve tek bir mini vida ya da Kirschner teli ile stabilize edilir. Ameliyat sonrasında hastalar özel bir postoperatif ayakkabı ile topuktan yük vererek yürüyebilirler.

Scarf osteotomisi ise daha geniş bir düzeltme yeteneği sunan, birinci metatars diafizi boyunca uzatılmış Z şeklinde bir kesim tekniğidir. Orta ve ciddi hallux valgus deformitelerinde etkilidir, iki adet mini vida ile son derece stabil bir fiksasyon sağlar ve erken hareketlenmeye izin verir. Bu iki teknik gerektiğinde proksimal falanksa uygulanan Akin osteotomisi ile birleştirilerek daha kapsamlı bir düzeltme elde edilir.

Ayak bileği bölgesinde ise supramalleoler osteotomiler, tibia distalinin varus ya da valgus yönlü post-travmatik veya konjenital deformitelerinin düzeltilmesinde uygulanır. Kalkaneal osteotomiler yani medializasyon veya lateralizasyon kaydırma teknikleri, edinsel yassı taban deformitesinde ve pes cavus tablolarında ayak arkının yeniden düzenlenmesi için tercih edilir. Bu tür girişimler sıklıkla tendon transferleri ve yumuşak doku prosedürleri ile birlikte gerçekleştirilir. Postoperatif dönemde altı ila sekiz hafta alçı immobilizasyonu ve ardından fizik tedavi programı uygulanır.

Osteotomi Cerrahisi Nasıl Yapılır?

Osteotomi cerrahisi, uygulama bölgesine ve tekniğine göre süre, anestezi tipi ve enstrümantasyon açısından farklılıklar gösteren ancak temel prensipleri ortak olan bir cerrahi süreçtir. Ameliyat öncesinde hasta ameliyathane pozisyonuna alınır, uygulanacak bölgeye uygun olarak supin, lateral dekubit ya da prone pozisyonu tercih edilir. Anestezi seçimi çoğunlukla genel anestezi ya da spinal-epidural kombinasyonu şeklinde olur ve postoperatif ağrı yönetimi amacıyla periferik sinir blokları da rutin biçimde uygulanabilir.

Cerrahi bölgenin steril sahaya hazırlanmasının ardından floroskopik kontrol altında kılavuz teller yerleştirilir. Osteotomi hattının doğru düzlemde belirlenmesi son derece kritiktir çünkü bir milimetrelik sapma dahi mekanik aksta önemli değişikliklere yol açabilmektedir. Bu nedenle günümüzde hastaya özel üretilmiş üç boyutlu baskılı kesim kılavuzları ve bilgisayar destekli navigasyon sistemleri giderek daha yaygın kullanılmaktadır. Bu teknolojiler sayesinde kesim açısı ile hedeflenen düzeltme milimetrik hassasiyetle gerçekleştirilebilmektedir.

Kesim aşamasında osilasyonlu testere, keski ve mikrosaw gibi enstrümanlar tercih edilir. Isı kontrolü açısından bol soğutmalı yıkama uygulanır, çünkü kemik dokunun aşırı ısınması osteonekroz riskini artıran önemli bir faktördür. Hedeflenen açı ve yönlendirme sağlandıktan sonra oluşan boşluk açık kama tekniklerinde otojen greft, allogreft ya da sentetik kemik dolgusu ile doldurulur. Kapalı kama tekniklerinde ise çıkarılan kama parçası uzaklaştırılarak yüzeyler karşı karşıya getirilir.

Fiksasyon aşamasında günümüzde en yaygın olarak kilitli anatomik plakalar kullanılmaktadır. Bu plaklar bölgeye özel tasarımlı olup rijit ve stabil bir tespit sağlayarak erken dönem hareketlenmeye olanak tanımaktadır. Bazı olgularda intramedüller çiviler, kanüle vidalar ya da eksternal fiksatörler de tercih edilebilir. Cerrahi süre uygulanan bölgeye ve tekniğe bağlı olarak bir ila üç saat arasında değişmekte, hastanede kalış süresi ise iki ila beş gün civarında olmaktadır.

Osteotomi Cerrahisinin Ardından Süreç Nasıl İlerler?

Ameliyat sonrası dönem, osteotomi başarısını doğrudan etkileyen kritik bir aşamadır ve titiz bir takip programı gerektirir. Ameliyattan hemen sonra hasta ayılma odasında yakın gözlem altında tutulur, vital bulgular ile nörovasküler değerlendirme düzenli aralıklarla yapılır. Cerrahi bölgede uygulanan hemovak drenajı genellikle yirmi dört ila kırk sekiz saat içinde çıkarılır. Ağrı kontrolü için oral analjeziklere ek olarak epidural infüzyonlar veya periferik sinir blokları kullanılabilmektedir.

İlk yirmi dört saatte tromboemboli profilaksisi amacıyla düşük molekül ağırlıklı heparin başlanır ve tipik olarak dört ila altı hafta boyunca sürdürülür. Enfeksiyon profilaksisi kapsamında ameliyatta başlanan intravenöz sefazolin protokolü yirmi dört saat içinde sonlandırılır. Erken dönemde bacak elevasyonu, buz uygulaması ve izometrik quadriseps egzersizleri şişliği azaltmak ve kas atrofisini önlemek amacıyla önerilir. Ayak bileği pompalama egzersizleri derin ven trombozu riskini azaltmak için tüm hastalara başlatılır.

Yük verme protokolü uygulanan tekniğe ve fiksasyon stabilitesine göre değişkenlik göstermektedir. Diz osteotomilerinde ilk altı ila sekiz hafta parsiyel yük verilmesi, ayak osteotomilerinde ise ilk altı hafta topuk yükü ile yürüme ve sonrasında tam yüke kademeli geçiş şeklinde bir program uygulanır. Kalça periasetabuler osteotomilerinde ise sekiz ila on iki hafta yük vermeme dönemi bulunmaktadır. Bu süreçte iki koltuk değneği ile yürüyüş desteklenir.

Fizik tedavi ve rehabilitasyon programı ilk günden itibaren başlatılır ve haftalar içinde giderek yoğunlaştırılır. Pasif ve aktif eklem hareket açıklığı egzersizleri, kas güçlendirme, propriosepsiyon çalışmaları ve denge egzersizleri programın temel bileşenleridir. Radyolojik takip ilk altıncı hafta, üçüncü ay, altıncı ay ve on ikinci ayda planlanır ve osteotomi hattındaki kaynaşma süreci değerlendirilir. Tam kaynaşma sağlanmadan yüksek etkili aktivitelere geri dönüş önerilmemektedir.

Osteotomi Cerrahisinde Karşılaşılan Riskler Nelerdir?

Osteotomi cerrahisi, deneyimli ellerde son derece güvenli bir prosedür olmakla birlikte her cerrahi işlemde olduğu gibi bazı komplikasyon riskleri taşımaktadır. Bu risklerin hasta ile ayrıntılı olarak paylaşılması, aydınlatılmış onam sürecinin ayrılmaz bir parçasıdır. Komplikasyonlar erken dönem ve geç dönem olmak üzere iki ana grupta değerlendirilmektedir. Ayrıca uygulanan bölgeye özgü spesifik riskler de bulunmaktadır.

Erken dönem komplikasyonlar arasında en dikkat edilmesi gereken tablolardan biri derin ven trombozu ve pulmoner embolidir. Uygun profilaksi protokolüne rağmen özellikle uzun süre yatak istirahati gereken kalça osteotomilerinde bu risk göz ardı edilmemelidir. Yüzeyel ve derin cerrahi alan enfeksiyonları da erken dönemde karşılaşılan sorunlar arasında yer almaktadır. Uygun antibiyotik profilaksisi, aseptik cerrahi teknik ve dikkatli yara bakımı ile bu risk yüzde bir ila ikinin altında tutulabilmektedir.

Diz osteotomilerinde peroneal sinir yaralanması, özellikle lateral kapalı kama tibial osteotomilerde göz önünde bulundurulması gereken bir komplikasyondur. Uygun cerrahi teknik ve fibula başı çevresindeki dikkatli diseksiyon ile bu risk minimize edilmektedir. Vasküler yaralanmalar nadir görülmekle birlikte popliteal artere yakın cerrahi alanda ekartmanların dikkatle kullanılması gerekmektedir. Nörovasküler yapıların yaralanması durumunda mikroşirürjik onarım ve damar cerrahisi konsültasyonu şart olmaktadır.

Geç dönem komplikasyonlar arasında en önemlisi non-union yani osteotomi hattının kaynamaması durumudur. Sigara kullanımı, diyabet, obezite ve yetersiz cerrahi teknik başlıca risk faktörleridir. Kaynama gecikmesi ile karşılaşılan olgularda kemik grefti ilavesi ve fiksasyon revizyonu gerekebilir. Fiksasyon materyaline bağlı irritasyon, plak çevresinde ağrı ve implant yetersizliği de geç dönemde revizyon gerektirebilen sorunlardır. Overkorreksiyon veya underkorreksiyon da başarı oranlarını doğrudan etkileyen teknik hatalar grubunu oluşturmaktadır.

Osteotomi Ameliyatının Ardından İyileşme Dönemi Ne Kadar Sürer?

Osteotomi ameliyatının ardından iyileşme dönemi uygulanan bölgeye, tekniğe, hastanın genel sağlık durumuna ve cerrahi öncesi aktivite düzeyine bağlı olarak belirgin farklılıklar gösterebilmektedir. Genel olarak biyolojik kaynaşmanın tamamlanması altı ila on iki hafta arasında sürerken, tam fonksiyonel toparlanma altı ay ila bir yıl gibi bir zaman dilimini kapsamaktadır. Bu süreçte hastanın rehabilitasyon programına titizlikle uyum sağlaması iyileşmenin hızını doğrudan etkilemektedir.

İlk iki hafta erken postoperatif dönem olarak adlandırılır ve bu süreçte ağrı kontrolü, şişlik yönetimi, yara iyileşmesi ve tromboemboli profilaksisi öncelikli konuları oluşturur. Hasta genellikle iki koltuk değneği ile parsiyel yük vererek yürür ve günlük yaşam aktivitelerini adım adım yeniden kazanır. Dikişler ameliyattan sonraki on ile on dört gün arasında alınır, yara yerinin temizliği ve kuru tutulması özellikle bu dönemde önem taşır.

İki ile altı hafta arasındaki dönemde kaynaşma sürecinin ilk radyolojik bulguları görülmeye başlar ve rehabilitasyon programı yoğunlaştırılır. Bu evrede eklem hareket açıklığı çalışmaları ile birlikte progresif kas güçlendirme egzersizleri devreye girer. Altı ila on iki hafta arasında ise osteotomi hattındaki kaynaşmanın büyük ölçüde tamamlandığı görülür ve hastaya kademeli olarak tam yük verilmeye başlanır. Bu dönemde stabil bisiklet, yüzme ve hafif ağırlık antrenmanları gibi düşük etkili aktivitelere izin verilir.

Üç ile altı ay arasındaki dönem, fonksiyonel toparlanmanın büyük ölçüde tamamlandığı bir evredir. Bu evrede hastalar günlük yaşam aktivitelerini herhangi bir kısıtlama olmaksızın sürdürebilir h├óle gelirler. Altı ay ile bir yıl arasındaki dönemde kas gücü ve dayanıklılık büyük ölçüde ameliyat öncesi seviyeye ulaşır ve seçili sporlara geri dönüş mümkün olmaktadır. Ancak yüksek etkili sporlar için mutlaka hekim onayı alınması gerekmektedir. Bir yılın sonunda ise kaynaşma anatomik olarak tamamlanmış olur ve kemik iyileşmesi kliniğe pek yansımayan remodellasyon süreci ile devam eder.

Osteotomi Ameliyatı Öncesinde Hangi Tetkikler İstenir?

Osteotomi ameliyatı öncesinde eksiksiz bir değerlendirme, cerrahi başarının belirleyicilerinden en önemlisidir. Preoperatif tetkikler klinik değerlendirme, laboratuvar tetkikleri, radyolojik incelemeler ve konsültasyonlar olmak üzere birden fazla başlık altında sistematik biçimde ele alınmaktadır. Bu tetkikler hem cerrahi planlamayı optimize etmek hem de olası riskleri önceden belirleyerek gerekli önlemleri almak amacıyla yapılmaktadır.

Klinik değerlendirmede hastanın ayrıntılı öyküsü alınır, semptomların süresi ile şiddeti sorgulanır ve fonksiyonel durum standartlaştırılmış anketler ile ölçülür. Fizik muayenede yürüyüş analizi, eklem hareket açıklığı, ligamentöz stabilite, kas gücü ve deformitenin klinik derecesi kapsamlı biçimde değerlendirilir. Diz osteotomilerinde varus veya valgus stres testleri, meniskal provokasyon testleri ve patellar tracking değerlendirmesi rutin muayenenin parçasıdır. Kalça osteotomilerinde ise sıkışma testleri, Trendelenburg bulgusu ve eklem hareket açıklığı yönleri ayrıntılı olarak incelenir.

Radyolojik değerlendirme kapsamında öncelikle uzun bacak ortoröntgenogramı çekilir ve bu grafi üzerinde mekanik aks, anatomik aks ile mekanik distal lateral femoral açı, mekanik proksimal medial tibial açı gibi anatomik referanslar milimetrik olarak ölçülür. Ayakta ve tek ayak üzerinde alınan yüklenmeli grafiler eklem aralığındaki gerçek durumu ortaya koymak açısından değerli bilgi verir. Manyetik rezonans görüntüleme kıkırdak durumunu, menisküs ve bağların bütünlüğünü, subkondral kemik ödemini değerlendirmek için mutlaka istenmektedir.

Bilgisayarlı tomografi ise özellikle karmaşık deformite düzeltmeleri, kalça displazileri ve üç boyutlu planlama gerektiren olgularda tercih edilir. Bazı merkezlerde hastaya özel üç boyutlu baskılı kesim kılavuzları için de bilgisayarlı tomografi verileri kullanılmaktadır. Laboratuvar tetkikleri kapsamında tam kan sayımı, biyokimya, koagülasyon parametreleri ile idrar tetkiki rutin olarak istenir. Kırk yaş üstü hastalarda elektrokardiyografi ve akciğer grafisi standart preoperatif değerlendirmenin bir parçasıdır. Eşlik eden sistemik hastalıklar varlığında kardiyoloji, göğüs hastalıkları ve dahiliye konsültasyonları düzenlenmektedir.

Osteotomi Ameliyatından Sonra Spora Ne Zaman Dönülebilir?

Osteotomi ameliyatının ardından spora dönüş süreci uygulanan bölgeye, cerrahi tekniğe, hastanın rehabilitasyon başarısına ve spor türüne bağlı olarak belirgin farklılıklar göstermektedir. Genel olarak düşük etkili aktivitelere üçüncü ay itibarıyla, orta etkili sporlara altıncı ay itibarıyla ve yüksek etkili takım sporlarına yaklaşık bir yılın ardından geri dönüş mümkün olabilmektedir. Ancak bu süreler kesin bir kural değil, genel bir çerçeve niteliğinde ele alınmalıdır çünkü her hasta kendine özgü bir iyileşme kinetiğine sahiptir.

Yüzme, stabil bisiklet ve yürüyüş gibi düşük etkili aktiviteler genellikle sekizinci ila on ikinci haftadan itibaren güvenle uygulanabilir. Bu tür aktiviteler kas gücünü ve dayanıklılığı geliştirmek açısından değerli olduğu gibi eklem yüzeyleri üzerinde minimal yük oluştururlar. Su içi egzersizler özellikle erken dönemde tercih edilmelidir çünkü yerçekimini azaltarak eklem üzerindeki stresi minimum düzeye indirmektedir. Sabit bisiklet ise diz eklemi çevresindeki kas gruplarını kontrollü biçimde çalıştırmak için idealdir.

Golf, tenis ve hafif jogging gibi orta etkili sporlara dönüş genellikle altıncı ay dolduktan sonra planlanır. Bu dönemde radyolojik olarak tam kaynaşmanın belgelenmiş olması ve kas gücünün sağlıklı tarafın yüzde seksen beşine ulaşmış olması beklenmektedir. Spora dönüş öncesinde izokinetik kas gücü ölçümleri ve fonksiyonel performans testleri yapılabilmektedir. Bu testler sayesinde asimetriler saptanır ve gerekirse ek rehabilitasyon programı uygulanır.

Futbol, basketbol, kayak ve dövüş sporları gibi yüksek etkili takım sporlarına geri dönüş için genellikle en az on ikinci ayın tamamlanması beklenmektedir. Bu spor dallarında pivot hareketleri, ani yön değiştirmeler ve yüksek çarpışma riskleri bulunduğundan operasyon geçirmiş ekstremiteye önemli mekanik stresler binmektedir. Cerrahınız bu süreçte size özel bir spora dönüş programı belirleyerek aşamalı geçiş planı sunar. Bazı olgularda özel destekleyici ortezler kullanılması da önerilebilmektedir. Osteotomi geçirmiş bir hastanın spora dönüşünde en önemli ilke, aceleci davranmayarak biyolojik iyileşmenin ve fonksiyonel toparlanmanın tam olarak sağlandığından emin olmaktır.

Osteotomi cerrahisi, doğru endikasyonla planlandığında ve deneyimli ellerde uygulandığında hastalara uzun yıllar boyunca ağrısız ve fonksiyonel bir yaşam sunma potansiyeline sahip son derece değerli bir ortopedik girişimdir. Genç ve aktif hastalarda protez cerrahisini geciktirmek ya da tamamen önlemek için biyolojik olarak koruyucu bir alternatif sunması, hastanın kendi eklem yüzeylerinin yıllarca daha kullanılmasına olanak tanıması ve gerektiğinde ileride yapılacak protez cerrahisine engel oluşturmaması bu girişimin öne çıkan avantajları arasında yer almaktadır. Ancak başarı oranı doğrudan preoperatif planlamanın titizliğine, cerrahi tekniğin ustalıkla uygulanmasına ve postoperatif rehabilitasyon programına gösterilen bağlılığa bağlıdır. Bu nedenle osteotomi cerrahisi düşünülen her hastanın konusunda deneyimli, kapsamlı görüntüleme ve modern enstrümantasyon olanaklarına sahip, ekip çalışması esasıyla hizmet veren bir merkezde değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Hastanemiz, tüm bu kriterleri bir arada bulundurarak hastalarımıza kanıta dayalı tıp ilkeleri doğrultusunda en iyi tedavi seçeneğini sunmayı sürdürmektedir. Uzman ekibimizle güvenilir çözümler için Koru Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümüne başvurabilirsiniz.

Meet Our Specialist Physicians

Book an appointment now or call us for your health.

WhatsApp Online Appointment