Anestezi ve Reanimasyon

Litotomi Pozisyonu

Litotomi pozisyonunun hangi ameliyatlarda kullanıldığını, fizyolojik etkilerini ve sinir hasarı dahil olası komplikasyonlarını öğrenin.

Litotomi pozisyonu, hastanın sırtüstü yatar konumda iken kalçaların masanın kenarına getirilip alt ekstremitelerin kalça ve diz eklemlerinden bükülerek özel ayaklıklar üzerine yerleştirilmesiyle elde edilen klinik bir hasta pozisyonudur. Bu pozisyon, perine bölgesine, alt üriner sisteme, kadın üreme organlarına, anorektal yapılara ve pelvik tabana yönelik girişimlerde cerrahi sahanın geniş biçimde görülebilmesini sağladığı için modern cerrahi pratiğinde sıklıkla başvurulan bir uygulamadır. Pozisyonun adı, tarihsel olarak mesane taşlarının çıkarılması anlamına gelen litotomi işleminden gelmekte olup günümüzde ürolojik girişimlerin yanı sıra jinekoloji, genel cerrahi, kolorektal cerrahi ve obstetrik alanlarında da yaygın biçimde kullanılmaktadır. Anestezi ve reanimasyon ekibi açısından söz konusu pozisyon, hem ameliyat öncesi planlama hem ameliyat sırasında izlem hem de ameliyat sonrası bakım aşamalarında ayrıntılı bir değerlendirme gerektiren çok yönlü bir başlık olarak öne çıkmaktadır.

Litotomi pozisyonunun temel amacı, perineal bölgeye anatomik açıdan en uygun ulaşımın sağlanmasıdır. Hastanın bacaklarının yukarı kaldırılarak yana açılması, pelvis tabanını cerrahın görüş alanına taşır ve ürogenital üçgen ile anorektal üçgenin tek bir cerrahi pencereden değerlendirilmesine imk├ón tanır. Bu durum, transüretral rezeksiyon, sistoskopi, üreteroskopi, vajinal histerektomi, perineal prostatektomi, hemoroidektomi, fistül onarımı ve doğum eylemi gibi farklı klinik senaryolarda büyük kolaylık sağlar. Pozisyonun derecesi, girişimin türüne ve süresine göre düşük, standart, yüksek ve aşırı yüksek litotomi şeklinde sınıflandırılabilir. Düşük litotomide kalça fleksiyonu kısıtlı tutulurken, yüksek litotomide kalça neredeyse dik açıya yaklaşan bir konuma getirilir. Pozisyonun derecesi arttıkça cerrahi görüş alanı genişlerken, fizyolojik ve nörolojik yan etki riskleri de artmaktadır.

Pozisyonun uygulanması sırasında dikkat edilmesi gereken ilk husus, hastanın ameliyat masasına doğru yerleştirilmesidir. Sakrum, masanın alt kenarı hizasına getirilir; çünkü kalça eklemleri masanın kırılma noktasına denk gelmediğinde alt sırtta aşırı gerilim oluşabilir. Her iki bacak eş zamanlı olarak yavaşça kaldırılmalı, tek taraflı bir hareketle sakroiliak eklemde asimetrik yüklenme oluşturulmamalıdır. Ayaklıkların yüksekliği, ayak bileğinin diz seviyesinden daha yukarıda olmayacak şekilde ayarlanır. Diz arkası ve baldır iç yüzü, ayaklığın sert kısımlarına temas ettirilmez; bu amaçla yumuşak destek pedleri kullanılır. Kollar genellikle gövdeye yakın biçimde yastıklarla sabitlenir; çünkü bacakların indirilmesi sırasında parmakların masa kenarı ile ayaklık arasında sıkışma riski bulunmaktadır.

Anestezi açısından litotomi pozisyonu, dolaşım sistemi üzerinde belirgin değişiklikler yaratan bir konumdur. Bacakların kalp seviyesinin üzerine kaldırılması, alt ekstremitelerdeki venöz kanın santral dolaşıma geri dönmesine yol açar. Bu durum, pozisyon verildiği ilk dakikalarda venöz dönüşün artmasına ve preloadun yükselmesine neden olur. Sağlıklı bireylerde söz konusu değişiklik genellikle iyi tolere edilirken, kalp yetersizliği olan, ileri yaşlı veya pulmoner hipertansiyonu bulunan hastalarda ani hacim yüklenmesine bağlı sorunlar gelişebilir. Pozisyonun sonlandırılması aşamasında ise tam tersi bir tablo gözlenir; bacakların indirilmesiyle birlikte alt ekstremite venöz havuzlarına kan yeniden dolar ve geçici hipotansiyon ortaya çıkabilir. Bu nedenle pozisyonun hem verilmesi hem de geri alınması yavaş ve kontrollü biçimde gerçekleştirilmelidir.

Solunum sistemi üzerindeki etkiler de göz ardı edilmemesi gereken bir başka konudur. Bacakların karın bölgesine doğru fleksiyona getirilmesi, abdominal içeriğin diyaframı yukarı doğru itmesine yol açar. Bu hareket, fonksiyonel rezidüel kapasitenin azalmasına, akciğer kompliyansının düşmesine ve solunum işinin artmasına neden olur. Genel anestezi altında mekanik ventilasyon uygulanan hastalarda tepe hava yolu basınçlarının yükselmesi, atelektazi eğiliminin artması ve oksijenasyonun bozulması söz konusu olabilir. Obez bireylerde, gebelerde ve kronik akciğer hastalığı bulunan hastalarda bu etkiler daha belirgin biçimde ortaya çıkmaktadır. Anestezi uzmanı, ventilasyon parametrelerini pozisyona göre yeniden düzenleyerek koruyucu akciğer stratejilerini sürdürmeye özen gösterir.

Litotomi pozisyonunun en sık konuşulan komplikasyonlarından biri, alt ekstremitelerde gelişebilen periferik sinir hasarlarıdır. Peroneal sinir, fibula başı çevresinde yüzeyel seyrettiği için ayaklığın sert kenarına temas ettiğinde basıya bağlı nöropraksi gelişebilir. Bu durum, ameliyat sonrası dönemde ayak düşmesi tablosuyla kendini gösterir. Femoral sinir, aşırı kalça fleksiyonu ve dış rotasyon nedeniyle inguinal ligamentin altında gerilebilir; bu da uyluk ön yüzünde duyu kaybı ve diz ekstansiyonunda güçsüzlüğe yol açabilir. Siyatik ve obturator sinirler de uzun süreli aşırı pozisyonlarda etkilenebilir. Lateral femoral kutanöz sinirin baskı altında kalması ise meralgia paresthetica olarak bilinen uyluk yan yüzündeki yanıcı duyu bozukluğuna neden olabilir. Pozisyon süresinin iki saati aşması, sinir hasarı riskini belirgin biçimde artıran bir etken olarak literatürde öne çıkmaktadır.

Damar yapıları ve yumuşak doku açısından da bazı risklere karşı önlem alınması gerekir. Bacakların uzun süre yukarıda kalması, baldır kaslarında perfüzyonun azalmasına ve kompartman sendromu riskinin artmasına zemin hazırlayabilir. Özellikle altı saati aşan girişimlerde, kasık seviyesindeki ekstremite arteriyel basıncının düşmesi ve sistemik hipotansiyonun eşlik etmesi durumunda alt ekstremite kompartman basıncı klinik açıdan anlamlı seviyelere yükselebilir. Bu nedenle uzun süreli işlemlerde belirli aralıklarla bacakların kısa süreliğine düz pozisyona getirilmesi, perfüzyonun yeniden sağlanması bakımından yararlı bir uygulama olarak değerlendirilir. Topuk bölgesi, sakrum ve oksipital bölge gibi bası noktalarının yumuşak pedlerle desteklenmesi de bası yaralanmalarının önlenmesinde gereklidir.

Litotomi pozisyonu, rejyonal anestezi uygulamaları açısından da kendine özgü değerlendirmeler gerektirir. Spinal veya epidural anestezi sonrasında pozisyon verilen hastalarda, sempatik blokaja bağlı vazodilatasyon ile pozisyonun yarattığı venöz dönüş artışı bir araya gelerek hemodinamik tabloyu değişken hale getirebilir. Pozisyonun geri alınması sırasında ise hem nöroaksiyel blok hem de venöz havuzlanma birlikte etki gösterdiğinden ciddi hipotansiyon görülebilir. Bu nedenle bacaklar indirilmeden önce intravasküler hacim durumunun gözden geçirilmesi, vazopressör desteğin hazır bulundurulması ve kan basıncı izleminin sıklaştırılması önerilir. Kombine spinal epidural tekniklerin tercih edildiği obstetrik vakalarda da benzer ilkeler geçerlidir.

Obstetrik pratikte litotomi pozisyonu, doğum eylemi sırasında çok kullanılan bir konumdur. Normal doğum, vakum veya forseps uygulamaları, perineal onarımlar ve postpartum kanama değerlendirmeleri bu pozisyonda gerçekleştirilebilmektedir. Ancak gebelerde aortokaval kompresyon riski göz önünde bulundurularak uterusun sola deviye edilmesi ya da sol lateral tilt verilmesi önerilir. Aksi halde inferior vena kavanın gravid uterus tarafından sıkıştırılması, venöz dönüşün azalmasına ve maternal hipotansiyona neden olabilir. Bu durum hem anne hem de fetüs açısından olumsuz sonuçlara yol açabileceğinden, obstetrik anestezi ekibi pozisyonun verilmesi sırasında bu ayrıntıyı titizlikle değerlendirir.

Pediatrik hastalarda litotomi pozisyonu, başta hipospadias onarımı, anorektal malformasyon girişimleri ve bazı ürolojik işlemler olmak üzere özel endikasyonlarda uygulanır. Çocuklarda kemik yapısının esnek, kas kütlesinin görece düşük ve cilt bütünlüğünün hassas olması nedeniyle ayaklık seçimi ve yumuşak destek kullanımı erişkinlere kıyasla daha titiz bir planlama gerektirir. Yenidoğan ve süt çocuklarında ısı kaybının hızlı olması, bacakların açılı pozisyonu nedeniyle vücut yüzeyinin geniş biçimde ortaya çıkmasıyla birleştiğinde belirgin bir hipotermi riski oluşturur. Bu nedenle aktif ısıtma yöntemlerinin pozisyon verilmeden önce hazırlanmış olması önerilir. Pediatrik hastalarda damar yolu ve idrar sondası gibi invaziv girişimlerin pozisyon öncesinde tamamlanmış olması da işlem akışını kolaylaştırır.

Geriatrik hasta grubunda litotomi pozisyonunun riskleri farklı bir boyut kazanır. İleri yaştaki bireylerde kalça ve diz eklemlerinde dejeneratif değişiklikler, total kalça veya diz protezi öyküsü ve sınırlı eklem hareket açıklığı sıklıkla görülür. Bu durum, pozisyon verirken zorlayıcı manevralardan kaçınılmasını gerektirir. Osteoporotik kemik yapısı nedeniyle aşırı kuvvet uygulanması, femur boynu kırıkları veya asetabulum yaralanmaları gibi ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Geriatrik hastalarda otonom sinir sistemi yanıtlarının azalmış olması, pozisyon değişikliklerine bağlı kan basıncı dalgalanmalarının daha uzun sürmesine ve kompansasyonun gecikmesine neden olur. Bu hastalarda pozisyonun yavaş verilmesi, eşlik eden komorbiditelerin ayrıntılı değerlendirilmesi ve hemodinamik izlemin sıkılaştırılması önem taşır.

Litotomi pozisyonunun uygulanması sırasında ekip içi iletişim, komplikasyonların önlenmesinde belirleyici bir rol üstlenir. Pozisyonun verileceği zaman cerrah, anestezi uzmanı, ameliyathane hemşiresi ve teknisyenler arasında sözlü bir koordinasyon sağlanır. Bacakların aynı anda kaldırılması, ayaklıkların simetrik biçimde sabitlenmesi ve hastanın baş, gövde ve ekstremite hizasının korunması için ekibin senkronize hareket etmesi gerekir. Pozisyon verildikten sonra hastanın bası noktaları, ekstremitelerin renk ve sıcaklığı, kabloların ve serum setlerinin sıkışmadığı kontrol edilir. Uzun süreli işlemlerde belirli aralıklarla bu kontrollerin tekrarlanması, sessiz biçimde gelişebilecek bası ve perfüzyon sorunlarının erken fark edilmesini sağlar.

Pozisyonun sonlandırılması, en az başlangıç kadar dikkat gerektiren bir süreçtir. İşlem tamamlandığında bacaklar tek tek değil eş zamanlı olarak yavaşça indirilir. Ani indirme manevrası, lomber bölgede ağrıya, sakroiliak eklemde gerilime ve hemodinamik dengesizliğe yol açabilir. Bacakların indirilmesi sırasında parmakların ve bileklerin masa ile ayaklık arasında sıkışmaması için ek önlem alınır. Pozisyon değişikliği sonrasında kan basıncı, kalp hızı ve oksijen satürasyonu yakından izlenir; gerekli durumlarda sıvı replasmanı veya vazopressör desteği planlanır. Ameliyat sonrası dönemde alt ekstremitelerde uyuşma, güçsüzlük, ağrı veya renk değişikliği gibi bulguların sorgulanması, olası nörolojik veya damarsal komplikasyonların erken aşamada saptanmasına katkı sağlar.

Ameliyat sonrası bakım sürecinde litotomi pozisyonuna bağlı olası yan etkilerin sistematik biçimde değerlendirilmesi önerilir. Hastalar, ayak bileği dorsifleksiyonu, parmak hareketleri ve uyluk duyusu açısından muayene edilir. Baldır bölgesinde aşırı gerginlik, sertlik veya orantısız ağrı saptanması durumunda kompartman sendromu olasılığı akılda tutulur. Derin ven trombozu açısından da bu pozisyonun risk profili artırıcı etkisi göz önünde bulundurulur; özellikle uzun süreli işlemler sonrasında hareketsizlik dönemi uzayan hastalarda profilaktik önlemler değerlendirilir. Erken mobilizasyonun mümkün olmadığı vakalarda mekanik veya farmakolojik tromboprofilaksi seçenekleri klinik tabloya göre planlanır. Bası bölgelerinde kızarıklık, ödem veya sıyrık gözlenmesi durumunda yara bakımı uygulamaları devreye alınır.

Hasta güvenliği kültürü açısından litotomi pozisyonu, ameliyathane içinde standartlaştırılmış kontrol listeleriyle birlikte ele alındığında komplikasyon oranlarının belirgin biçimde azaldığı gösterilen bir uygulamadır. Pozisyonun verileceği masanın özellikleri, ayaklık tipi, yastık ve ped seçimi, hasta vücut ölçülerine uygun donanım kullanımı ve eşlik eden tıbbi cihazların yerleşimi önceden planlanır. Eğitim faaliyetleri kapsamında anestezi ve cerrahi ekiplerinin pozisyon verme tekniği, komplikasyon tanıma ve müdahale becerileri konusunda düzenli olarak güncellenmesi önerilir. Bilimsel literatürde yer alan güncel kılavuzlar, kurumsal protokollerin geliştirilmesinde temel başvuru kaynağı olarak değerlendirilmektedir. Bu çok boyutlu yaklaşım, hastaların güvenli biçimde ameliyat sürecini tamamlamasına ve iyileşme dönemine kaliteli bir şekilde geçiş yapmasına katkı sağlar.

Познакомьтесь с нашими врачами-специалистами

Запишитесь на приём прямо сейчас или позвоните нам ради вашего здоровья.

WhatsApp Онлайн-запись