Beyin ve Sinir Cerrahisi

Chirurgia della scoliosi (chirurgia di fusione spinale)

La chirurgia della scoliosi è pianificata per correggere e stabilizzare la curvatura laterale della colonna con sistemi di viti e barre. Consulta i nostri medici di Neurochirurgia di Koru Ankara.

Skolyoz, omurganın koronal düzlemde on dereceden büyük Cobb açısıyla yana doğru eğrilmesi ve aynı zamanda vertebra cisimlerinin rotasyonel deformasyonuyla karakterize üç boyutlu bir spinal patolojidir. Bu deformite yalnızca estetik bir görünüm sorunu olmayıp ilerlemiş vakalarda kardiyopulmoner fonksiyon kaybına, ağrılı dejeneratif değişikliklere ve nörolojik komplikasyonlara yol açabilen ciddi bir sistemik durumdur. Skolyoz ameliyatı, konservatif yöntemlerle kontrol altına alınamayan, ilerleyici seyir gösteren veya kompleks eğriliklerde omurgayı yeniden hizalayarak dengeyi sağlamayı ve deformitenin ilerlemesini durdurmayı amaçlayan spinal füzyon cerrahisidir. Koru Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi kliniğimizde spinal deformite konusunda uzmanlaşmış ekibimiz, adölesan idiopatik skolyozdan yetişkin dejeneratif deformitelere kadar geniş bir hasta profiline modern enstrümantasyon, nöromonitorizasyon ve minimal invaziv yaklaşımlarla hizmet sunmaktadır.

Skolyoz (Omurga Eğriliği) Ameliyatı Nasıl Tanımlanır?

Skolyoz ameliyatı, medikal literatürde spinal füzyon cerrahisi olarak da adlandırılan ve omurganın anormal eğriliğini düzeltmek amacıyla vertebraları enstrümantasyon yardımıyla yeniden hizalayarak birbirine kaynaştıran ileri düzey bir ortopedik-nöroşirürjikal girişimdir. Cerrahinin temel felsefesi, deforme olmuş vertebra segmentlerini pedikül vidaları, kancalar ve titanyum ya da kobalt-krom alaşımlı rodlar kullanarak fizyolojik pozisyona getirmek ve ardından kemik greftleriyle bu bölgede kalıcı bir kemik kaynaması yani füzyon oluşturmaktır. Böylece omurga, hem koronal hem sagittal hem de aksiyel düzlemde dengeli bir hizalanmaya kavuşturulur.

Skolyozun tanımlanması ve cerrahi kararının verilmesinde Cobb açısı ölçümü altın standart yöntemdir. Ayakta çekilen posteroanterior ve lateral radyografilerde en üstteki ve en alttaki eğik vertebraların uç plaklarından çizilen dik açıların oluşturduğu bu ölçüm, deformitenin şiddetini objektif olarak belirler. Cobb açısının kırk beş ile elli dereceyi aştığı, iskelet olgunluğuna rağmen ilerleme gösteren, sagittal denge parametrelerinin bozulduğu ya da pulmoner fonksiyonların etkilendiği vakalar cerrahi endikasyon oluşturur. Ameliyat sadece bir düzeltme işlemi değil, aynı zamanda gelecekteki dejeneratif değişiklikleri, kardiyopulmoner kompromiyi ve nörolojik yakınmaları önleyen profilaktik bir müdahaledir.

Cerrahi tanımı genişletmek gerekirse, skolyoz ameliyatı üç boyutlu bir deformite düzeltme operasyonudur. Cerrahi ekibin amacı yalnızca yandan bakıldığında düz görünen bir omurga elde etmek değil, aynı zamanda torakal kifoz, lomber lordoz, spinopelvik parametreler ve genel gövde dengesini de restore etmektir. Sagittal vertikal aks, pelvik tilt ve pelvik insidans gibi ölçümler modern cerrahi planlamada ön plana çıkmış olup bu parametrelerin normal aralıklara döndürülmesi uzun dönemli başarı için hayati önem taşımaktadır. Adam öne eğilme testi ile skapular ve rib prominansı klinik olarak değerlendirilirken skolyometre ile ölçülen yedi derece üzerindeki rotasyon değerleri radyolojik tetkik endikasyonu oluşturur. Ayakta çekilen tam boy grafiler, bending filmler yani lateral yatarak çekilen esneklik grafileri ve traksiyon grafileri deformitenin yapısal ya da fonksiyonel olduğunu ortaya koyar. Manyetik rezonans görüntüleme özellikle atipik skolyoz, sol torakal eğrilik, ağrılı skolyoz ve nörolojik defisit varlığında syringomyeli, Chiari malformasyonu, spinal disrafizm ve tümör gibi intraspinal patolojileri dışlamak amacıyla mutlaka yapılmalıdır.

Skolyoz Ameliyatı Hangi Hastalara Uygulanır?

Skolyoz cerrahisi endikasyonları, deformitenin etiyolojisine, hastanın iskelet olgunluğuna, eğriliğin derecesine ve hastanın klinik semptomlarına göre kişiselleştirilmiş kararlar gerektirir. Adölesan idiopatik skolyoz hasta grubunda genel kabul gören eşik, Cobb açısının kırk beş dereceyi aşması ve Risser sınıflaması ile Sanders skorlaması gibi iskelet olgunluk göstergelerinin ilerleme riskini işaret etmesidir. Bu hastalar çoğunlukla on ile on sekiz yaş arasında olup Lenke sınıflamasına göre eğrilik tipleri belirlenir ve buna göre füzyon seviyeleri planlanır.

Konjenital skolyoz vakaları, formasyon ya da segmentasyon defektine bağlı olarak erken çocukluk döneminde bile cerrahi gerektirebilir. Hemivertebra varlığı, unsegmente bar ve blok vertebra gibi patolojilerde progresyon hızlı olduğu için beş yaşından önce bile hemivertebrektomi ya da in situ füzyon uygulanabilir. Nöromusküler skolyoz grubunda serebral palsi, Duchenne kas distrofisi, myelomeningosel ve spinal musküler atrofi gibi tanılara sahip hastalar bulunmakta olup bu hastalarda cerrahi kararı oturma dengesi, pulmoner fonksiyon ve bakım kolaylığı gibi kriterlere dayanır. Kırk dereceyi aşan pelvik oblisitesi olan bu hastalar sıklıkla pelvise kadar uzatılmış enstrümantasyonla tedavi edilir.

Yetişkin skolyoz hasta grubu iki farklı klinik antite oluşturur. Erişkin idiopatik skolyoz, adölesan dönemde başlamış ve tedavi edilmeyerek erişkinliğe taşınmış deformitelerdir. Dejeneratif de novo skolyoz ise elli yaşından sonra dejeneratif disk hastalığı zemininde gelişen, sıklıkla lomber ağrı, radikülopati ve klodikasyona neden olan bir tablodur. Bu hastalarda cerrahi kararı yalnızca Cobb açısına değil, ağrı düzeyine, nörolojik semptomlara, spinopelvik dengeye ve yaşam kalitesine göre verilir. Marfan sendromu, nörofibromatozis tip bir ve osteogenezis imperfekta gibi sendromik skolyoz hastaları da bağ dokusu zayıflığı, dural ektazi ve kemik kalitesi göz önüne alınarak özel cerrahi stratejilerle tedavi edilir. Konservatif tedavi seçenekleri cerrahi endikasyon eşiğine ulaşmamış hastalar için son derece önemlidir. Yirmi derecenin altındaki hafif eğrilikler yalnızca düzenli izlem gerektirirken yirmi ile kırk derece arasındaki büyüyen omurgada Boston, Milwaukee, Charleston ya da Rigo Cheneau tipi korseler günde on altı ile yirmi üç saat kullanılarak progresyon yavaşlatılmaya çalışılır. Schroth metodu ve SEAS gibi skolyoza özgü egzersiz protokolleri, korse tedavisine ek olarak paraspinal kas dengesini iyileştirerek deformitenin ilerlemesini geciktirebilir. Ancak Cobb açısının kırk beş dereceyi aşmasıyla birlikte konservatif seçeneklerin ilerlemeyi durdurma başarısı azalır ve cerrahi kaçınılmaz hale gelir.

Skolyoz Ameliyatı Türleri Nelerdir?

Skolyoz cerrahisinin en yaygın uygulanan türü posterior spinal füzyon operasyonudur ve adölesan idiopatik skolyoz tedavisinde altın standart olarak kabul edilir. Bu yaklaşımda hasta prone pozisyonunda yatırılır, orta hat cilt insizyonu yapılır ve paraspinal kaslar diseksiyonla vertebralardan ayrılır. Her vertebra seviyesine tek tek yerleştirilen pedikül vidaları, iki adet titanyum ya da kobalt-krom alaşımlı rodla birleştirilerek segmental düzeltme sağlanır. Autograft olarak iliak kanattan alınan kemik ve allograft kombinasyonu kullanılarak posterolateral füzyon zemini hazırlanır. Modern teknikte tüm segmental pedikül vidalama Cotrel-Dubousset kavramının evrimi olarak rotasyonel düzeltme imkanı sunar.

Anterior spinal füzyon yaklaşımı, tek eğrilikli torakal ya da torakolomber skolyoz vakalarında tercih edilir ve torakotomi ya da torakoabdominal insizyonla yapılır. Disk boşluklarının tamamen boşaltılması sonrası kafes ve vidalarla anterior enstrümantasyon yerleştirilir. Bu yaklaşımın avantajı daha az füzyon seviyesi kullanılmasıdır ancak tek akciğer ventilasyonu ve akciğer fonksiyonlarına etkisi göz önünde bulundurulmalıdır. Kombine anterior-posterior yaklaşım ise rigit, kompleks veya doksan derecenin üzerindeki eğriliklerde tercih edilen ve iki seansta ya da aynı seansta uygulanabilen bir yöntemdir.

Erken başlangıçlı skolyoz hasta grubunda büyümeyi koruyan teknikler ön plana çıkar. On yaşından küçük hastalarda uygulanan growing rod tekniği, üst ve alt uçlara sabitlenmiş rodların altı ayda bir cerrahi olarak uzatılmasını gerektirir. MAGEC yani manyetik kontrollü growing rod sistemi ise cerrahi gerektirmeksizin manyetik alanla uzatılabilen modern bir alternatiftir. Vertebral body tethering ise füzyon gerektirmeyen yenilikçi bir teknik olup konveks tarafa yerleştirilen vidaların polietilen bir kordonla bağlanarak büyümeyi konkav tarafa yönlendirmesi prensibine dayanır. Konjenital vakalarda hemivertebrektomi, kompleks rigit deformitelerde vertebral kolon rezeksiyonu ve yetişkin sagittal denge bozukluklarında Smith-Petersen osteotomisi ya da pedikül subtraksiyon osteotomisi gibi ileri düzey teknikler uygulanır. Enstrümantasyon tarihi Harrington çubuk sisteminden başlayarak Cotrel-Dubousset rotasyonel düzeltme prensibiyle devrim yapmış ve günümüzde TSRH, Universal Spine System ve Isola gibi modern segmental pedikül vidalı sistemlerle çok daha güçlü ve üç boyutlu düzeltme sunan bir teknoloji seviyesine ulaşmıştır. Cerrahın deformite paternine, hastanın iskelet olgunluğuna ve Lenke sınıflamasına göre yaptığı seçim ameliyat başarısını belirleyen en kritik faktörlerden biridir.

Skolyoz Ameliyatında Hangi Teknikler Kullanılır?

Modern skolyoz cerrahisinin en kritik bileşenlerinden biri intraoperatif nöromonitorizasyondur. Somatosensoriel evoked potential yani SSEP ile duyusal yollar, motor evoked potential yani MEP ile motor yollar sürekli olarak izlenir. Triggered elektromiyografi ise pedikül vidalarının doğru pozisyonda olup olmadığını sinir kökü irritasyonu üzerinden test eder. Bu teknoloji sayesinde nörolojik defisit riski yüzde bir buçuğun altına indirilmiş olup cerrahi sırasında oluşabilecek sinir hasarı gerçek zamanlı olarak tespit edilerek gerekli önlemler alınabilmektedir. Total intravenöz anestezi tekniği motor uyarılmış potansiyellerin ölçülebilmesi için tercih edilir.

Robotik cerrahi ve navigasyon teknolojileri son yıllarda skolyoz cerrahisinde devrim niteliğinde değişiklikler getirmiştir. O-arm intraoperatif üç boyutlu görüntüleme ile birlikte kullanılan StealthStation navigasyon sistemi, pedikül vidalarının milimetrik hassasiyetle yerleştirilmesini sağlar. Mazor X ve ExcelsiusGPS gibi robotik platformlar preoperatif planlamayı intraoperatif uygulamaya taşıyarak cerrahın vida trajektoriyini önceden belirlemesine olanak tanır. Üç boyutlu baskı teknolojisi ise hasta özgü anatomik modeller ve cerrahi kılavuzlar oluşturmakta, özellikle konjenital vakalarda paha biçilmez faydalar sağlamaktadır.

Cerrahi sırasında kan kaybı yönetimi hasta güvenliğinin temel bileşenidir. Cell saver teknolojisi ile hastanın kendi kanı toplanıp tekrar transfüze edilebilirken traneksamik asit kullanımı fibrinolizi inhibe ederek kanamayı belirgin şekilde azaltır. Hipotansif anestezi ve hemodilüsyon protokolleri de kan ürünü ihtiyacını minimize eden stratejilerdir. Kemik füzyonunu desteklemek amacıyla otogreft, allogreft, demineralize kemik matriksi ve rekombinant insan kemik morfojenik proteini yani BMP kullanımı vakaya göre planlanır. Uygun endikasyonda uygulanan bu greft materyalleri pseudoartroz yani sahte eklem gelişme riskini azaltır ve füzyon oranlarını iyileştirir. Cerrahi süresi vakanın kompleksitesine ve füzyon seviyesi sayısına göre dört ila sekiz saat arasında değişebilir. Bu uzun süreli operasyonlarda hasta pozisyonlaması da son derece kritiktir. Prone pozisyonunda hastanın gözlerine, karnına, meme dokusuna ve genital bölgeye bası olmaması, brakial pleksus ve ulnar sinirlerin doğru pozisyonlanması, kalça ve dizlerin fizyolojik açıda tutulması gibi ayrıntılar postoperatif nöropati ve bası yarası riskini minimize eder. Karın basıncının azaltılması hem venöz kanama miktarını düşürür hem de diyafragmatik hareketin korunmasına katkı sağlar. Modern skolyoz cerrahisinde Jackson tipi radyolusen özel masalar kullanılarak intraoperatif floroskopi ve navigasyon işlemleri kesintisiz gerçekleştirilebilir.

Skolyoz Ameliyatının Önemi Nedir?

Skolyoz ameliyatı, tedavi edilmediğinde ciddi sistemik sonuçlar doğurabilen bir deformitenin ilerlemesini durduran ve mevcut deformiteyi düzelten kritik bir cerrahi girişimdir. Cobb açısı yetmiş dereceyi aşan skolyoz vakalarında restriktif akciğer hastalığı gelişimi kaçınılmaz hale gelir. Toraks kafesinin deforme olması akciğer hacimlerini kısıtlar, forced vital capacity yani zorlu vital kapasite ve forced expiratory volume yani zorlu ekspiratuar hacim değerleri düşer. Uzun vadede pulmoner hipertansiyon ve kor pulmonale gibi hayatı tehdit eden komplikasyonlar gelişebilir. Cerrahi düzeltme ile toraks anatomisi restore edilerek bu komplikasyonların önüne geçilmiş olur.

Ameliyatın ikinci temel önemi omurga dengesi ve fonksiyonel kapasitenin korunmasıdır. Dengesiz omurga, gövde ekseni pelvis üzerinde düzgün konumlanamadığı için hasta yürürken ve otururken sürekli kompansatuar mekanizmalar kullanmak zorunda kalır. Bu durum enerji tüketimini artırır, günlük aktivite toleransını azaltır ve kronik yorgunluğa neden olur. Cerrahi düzeltme sonrasında sagittal vertikal aks normalleşir, pelvik tilt ve pelvik insidans lomber lordoz uyumu sağlanır ve hasta çok daha az enerji harcayarak dik durabilir hale gelir. Bu durum yaşam kalitesini belirgin şekilde iyileştirir ve hastanın sosyal, eğitim ve iş yaşamına tam katılımını mümkün kılar.

Yetişkin skolyoz hastalarında cerrahinin ağrı yönetimi ve nörolojik semptomlar üzerindeki etkisi ayrı bir önem taşır. Dejeneratif de novo skolyozda dar spinal kanal, foraminal stenoz ve spondilolistezis eşliğinde radikülopati ve nörojenik klodikasyo tabloları gelişebilir. Cerrahi ile hem deformite düzeltilir hem de dekompresyon uygulanarak sinir kökü baskısı ortadan kaldırılır. Bu multimodal yaklaşım ağrı skorlarında dramatik düşüş sağlar, opioid kullanımını azaltır ve hastaların yürüme mesafesini artırır. Aynı zamanda skolyoz kaynaklı estetik kaygıların çözülmesi psikososyal iyilik hali açısından da paha biçilmez katkı sunar.

Skolyoz Ameliyatının Olası Riskleri Nelerdir?

Skolyoz cerrahisi kompleks bir spinal deformite operasyonu olduğu için beraberinde çeşitli risk kategorilerini de getirmektedir. Cerrahi sırasında en sık karşılaşılan durumlardan biri intraoperatif kan kaybıdır. Posterior spinal füzyon operasyonlarında ortalama kan kaybı beş yüz ile iki bin mililitre arasında değişmekte olup bu miktar füzyon seviyesi sayısına, hastanın kemik kalitesine ve deformitenin şiddetine göre farklılık gösterir. Modern kan koruma teknikleri ile transfüzyon ihtiyacı belirgin şekilde azaltılmış olsa da özellikle uzun segment füzyonlarında hemodinamik takip kritiktir. Enfeksiyon riski cerrahi alanda yüzde iki ile beş arasında bildirilmekte olup profilaktik antibiyotik protokolleri, laminer akım ameliyathane koşulları ve topikal vankomisin uygulaması ile bu oran minimize edilmeye çalışılır.

Nörolojik komplikasyonlar en korkulan risk kategorisini oluşturur. Kalıcı nörolojik defisit riski yüzde bir buçuk civarında olup modern nöromonitorizasyon teknolojileri sayesinde bu oran dramatik biçimde düşürülmüştür. Geçici motor kayıp, duyu bozukluğu ya da nadiren paraparezi ile paraplezi gibi tablolar görülebilir. Dural yırtık ise özellikle revizyon cerrahilerinde ve dejeneratif vakalarda daha sık karşılaşılan bir komplikasyondur. Beyin omurilik sıvısı sızıntısına yol açan bu durum çoğu vakada intraoperatif primer tamir ile çözülür ancak persistan sızıntı olması durumunda postoperatif drenaj ya da tekrar cerrahi gerekebilir. Pseudoartroz yani kemik kaynamama komplikasyonu yüzde iki ile on arasında bildirilmekte olup revizyon cerrahisi endikasyonu oluşturabilir.

Uzun dönem komplikasyonlar arasında proksimal junctional kifoz ve distal junctional kifoz özellikle yetişkin skolyoz cerrahisi sonrasında sık görülen tablolardır. Yetişkin deformite cerrahisinde proksimal junctional kifoz insidansı yüzde yirmi beş ile kırk arasında olup füzyon segmentinin proksimal komşuluğunda gelişen sagittal instabilite tablosudur. Enstrümantasyona bağlı komplikasyonlar arasında rod kırılması, vida gevşemesi, vida malpozisyonu ve implant migrasyonu sayılabilir. Pulmoner komplikasyonlar arasında atelekaz, plevral efüzyon ve nadir olarak pnömotoraks yer alır. Derin ven trombozu ve pulmoner emboli riski için erken mobilizasyon, mekanik profilaksi ve gerekli vakalarda farmakolojik profilaksi uygulanır. Torakotomili anterior yaklaşımlarda büyük damar yaralanmaları, özellikle segmental damarlardan ve nadir vakalarda aortadan kaynaklanan hemorajik komplikasyonlar hayatı tehdit edebilir. Süperior mezenterik arter sendromu, uzun torakolomber füzyon sonrası boyun uzunluğu artışına bağlı olarak duodenum kompresyonu ile karakterize nadir ancak önemli bir postoperatif komplikasyondur. Revizyon cerrahisi ihtiyacı bir yıl içinde yüzde beş, on yıllık takipte ise yüzde on beşe kadar çıkabilmekte olup pseudoartroz, adjacent segment hastalığı, implant yetmezliği ve gecikmiş enfeksiyon en sık revizyon nedenleridir. Tüm bu riskler hasta ve yakınlarıyla ameliyat öncesi detaylı olarak paylaşılır ve informed consent süreci titizlikle yürütülür.

Skolyoz Ameliyatı Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir?

Skolyoz ameliyatı sonrası dönem, cerrahinin başarısını belirleyen kritik bir süreçtir ve multidisipliner bir bakım gerektirir. İlk yirmi dört saat yoğun bakım koşullarında hemodinamik ve nörolojik izlem altında geçirilir. Ağrı yönetimi bu dönemin en kritik bileşeni olup multimodal analjezi protokolleri uygulanır. Hasta kontrollü analjezi cihazları, epidural kateter uygulamaları, opioid ve non-opioid analjeziklerin kombinasyonu ile hastanın konforu sağlanır. Nörolojik muayene saatte bir tekrarlanarak motor güç, duyu ve refleks kaybı olup olmadığı yakından izlenir. Herhangi bir yeni nörolojik semptom acil değerlendirme gerektiren bir bulgudur ve manyetik rezonans görüntüleme ile araştırılmalıdır.

Erken mobilizasyon postoperatif komplikasyonların önlenmesinde altın standarttır. Genellikle ameliyat sonrası ikinci günde fizyoterapist eşliğinde hasta yatak kenarına oturtulur, üçüncü günde ise yürüme egzersizleri başlatılır. Bu süreç derin ven trombozu, pulmoner atelekaz, kas atrofisi ve psikolojik depresyon riskini azaltır. Cerrahın tercih ettiği enstrümantasyon ve füzyon stabilitesine göre bazı vakalarda üç ila altı ay süresince termoplastik korse kullanımı önerilebilir. Yara bakımı özenle yapılmalı, drenaj varlığı, kızarıklık, ısı artışı ve akıntı gibi enfeksiyon belirtileri yakından takip edilmelidir. Yara bölgesinin ilk on gün süresince kuru tutulması gereklidir.

Beslenme desteği iyileşme sürecinin sıklıkla göz ardı edilen ancak son derece önemli bir bileşenidir. Protein açısından zengin diyet, yeterli kalori alımı, D vitamini ve kalsiyum takviyesi kemik füzyon sürecini doğrudan destekler. Sigara kullanımı pseudoartroz gelişme riskini iki ila üç kat artırdığı için mutlaka bırakılmalıdır. Nikotin, kemik füzyonu için gerekli olan neovaskülarizasyonu bozar ve osteoblastik aktiviteyi baskılar. Alkol tüketimi, non-steroid antiinflamatuar ilaçların uzun süreli kullanımı ve kortikosteroidler de füzyon sürecini olumsuz etkileyen faktörlerdir. Postoperatif altı hafta içinde ilk kontrol muayenesi yapılır, radyolojik değerlendirme ile enstrümantasyon pozisyonu ve düzeltme miktarı kontrol edilir. Takip eden dönemde üç, altı, on iki ve yirmi dört aylık kontroller planlanır.

Skolyoz Ameliyatı Sonrası İyileşme Süreci Ne Kadar Sürer ve Günlük Hayata Ne Zaman Dönülür?

Skolyoz ameliyatı sonrası iyileşme süreci, hastanın yaşı, deformitenin şiddeti, uygulanan cerrahi tekniğin genişliği ve komorbiditelerin varlığına göre farklılık gösterir ancak genel bir çerçevede birkaç fazlı bir süreç olarak değerlendirilir. Hastanede yatış süresi ortalama dört ila yedi gün arasındadır. Bu süre içinde hastanın oral beslenmeye geçmesi, ağrının oral analjeziklerle kontrol altına alınabilmesi, bağımsız mobilizasyon becerisinin gelişmesi ve tuvalet ihtiyacının bağımsız karşılanabilmesi gibi kriterler taburculuk için gereklidir. Adölesan hastalar genellikle bu süreci daha hızlı tamamlarken yetişkin ve dejeneratif skolyoz vakalarında yatış süresi bir haftaya kadar uzayabilir.

Taburculuk sonrası ilk altı hafta hastanın günlük yaşama kademeli olarak adaptasyonunu sağladığı dönemdir. Bu süre içinde ağır kaldırma, öne eğilme, ani rotasyon hareketleri ve uzun süreli oturma yasaklanır. Beş kilogramın üzerinde herhangi bir yük kaldırmak, füzyon henüz konsolidasyona ulaşmadığı için enstrümantasyon üzerinde aşırı yük oluşturur ve komplikasyon riskini artırır. Adölesan hastalar genellikle altı ile sekiz hafta sonrasında okul yaşamına yarı zamanlı geri dönebilirken tam katılım üç ay civarında sağlanır. Yetişkin hastalarda masa başı iş hayatına dönüş sekiz ila on iki hafta, ağır fiziksel efor gerektiren mesleklere dönüş ise altı ay ile bir yıl arasında planlanır.

Uzun dönemli iyileşme ve spor aktivitelerine dönüş süreci daha kademeli bir plan gerektirir. Yürüyüş, yüzme gibi düşük etkili aerobik aktiviteler üçüncü aydan itibaren başlatılabilir. Hafif direnç egzersizleri altı aydan sonra fizyoterapist gözetiminde eklenir. Bisiklet, tenis, golf gibi orta etkili sporlar altıncı aydan itibaren, koşu, futbol, basketbol gibi yüksek etkili sporlar ise dokuz ile on iki ay arasında değerlendirilir. Kontakt sporlar, atlama sporları ve ağır ağırlık kaldırma gibi omurgaya aşırı yük bindiren aktiviteler bir yıldan önce önerilmez. Radyolojik füzyon konsolidasyonu genellikle altı ile on iki ay içinde tamamlanır. Bu süreç sonunda hastaların büyük çoğunluğu ameliyat öncesi yaşam kalitesinin çok üzerinde bir fonksiyonel kapasiteye ulaşır, ağrı skorları belirgin biçimde düşer ve estetik beklentiler karşılanır.

Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve profesyonel tıbbi tavsiye, tanı veya tedavi yerine geçmez. Skolyoz veya spinal deformite şüphesi olan hastaların mutlaka Beyin ve Sinir Cerrahisi ya da Ortopedi uzmanına başvurmaları gerekmektedir. Kişisel sağlık durumunuza uygun tedavi kararının verilmesi için detaylı klinik değerlendirme, radyolojik inceleme ve gerektiğinde ileri tetkiklerin yapılması şarttır. Koru Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi kliniği, spinal deformite konusunda yılların deneyimi, modern enstrümantasyon altyapısı, intraoperatif nöromonitorizasyon teknolojisi ve multidisipliner ekip yaklaşımıyla adölesan idiopatik skolyozdan yetişkin dejeneratif deformitelere kadar tüm hasta gruplarına hizmet sunmaktadır. Randevu ve detaylı bilgi için Koru Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi polikliniğimize başvurabilirsiniz.

Incontra i Nostri Medici Specialisti

Prenota subito un appuntamento o chiamaci per la tua salute.

WhatsApp Appuntamento Online