Kalp ve Damar Cerrahisi

Sternotomi (Median Sternotomi)

Sternotomi Nedir, Nasıl Tanınır?, hastaların sıkça merak ettiği bir konudur ve bilgilendirilme önem taşır. Belirtiler, nedenler ve yaklaşım hakkında bilgi alın.

Sternotomi, göğüs kemiğinin (sternum) orta hattan boyuna kesilerek kalp, büyük damarlar ve mediasten yapılarına geniş bir cerrahi erişim sağlanmasını mümkün kılan köklü bir cerrahi yaklaşımdır. Median sternotomi olarak da adlandırılan bu yöntem, özellikle kalp ve damar cerrahisi pratiğinde açık kalp ameliyatlarının büyük bölümünde tercih edilen standart kesi biçimi olarak kabul görmektedir. Sternumun boylamasına ayrılması sayesinde kalbin ön yüzü, koroner arterler, aort kökü, pulmoner arter ve mediastenin her iki tarafındaki yapılar rahatlıkla görüş alanına alınabilmekte; bu da karmaşık cerrahi işlemlerin güvenli biçimde yürütülmesine olanak tanımaktadır. Modern kalp cerrahisinin gelişim sürecinde median sternotominin oynadığı rol büyük olup, günümüzde teknik ayrıntıları yıllar içinde olgunlaşmış, standart h├óle gelmiş bir yaklaşım olarak öne çıkmaktadır.

Sternotomi teriminin tıbbi kökeni, Latince göğüs kemiğini ifade eden "sternum" sözcüğü ile kesi anlamına gelen "-tomi" ekinin birleşiminden oluşmaktadır. Cerrahi literatürde ilk defa on dokuzuncu yüzyılın sonlarında kalp ve mediasten patolojilerine erişim amacıyla tanımlanan bu yöntem, yirminci yüzyılın ortalarında kardiyopulmoner baypas cihazlarının klinik uygulamaya girmesiyle birlikte açık kalp cerrahisinin temel taşı h├óline gelmiştir. O dönemden bu yana teknik detaylarda ince ayarlar yapılmış, sternum kesisinde kullanılan testere tipleri, kanama kontrolü yöntemleri, sternumun yeniden birleştirilmesinde kullanılan tel ve plak sistemleri sürekli olarak geliştirilmiştir. Günümüzde median sternotomi, hem yetişkin hem pediatrik kalp cerrahisinde geniş bir uygulama alanına sahiptir ve minimal invaziv yaklaşımlarla birlikte kullanılabilecek varyasyonları da bulunmaktadır.

Median sternotominin en önemli özelliği, göğüs boşluğunun ön kısmına simetrik ve geniş bir pencere açmasıdır. Cilt kesisi genellikle sternumun üst ucundaki juguler çentikten başlayarak ksifoid çıkıntının hemen altına kadar dikey biçimde uzatılır. Ciltaltı doku ve periost geçildikten sonra, özel olarak tasarlanmış sternum testereleri ile sternum orta hattan tam kat kesilir. Sternumun ayrılmasıyla birlikte perikard boşluğuna ulaşılır; perikardın açılmasının ardından kalp ve büyük damarlar doğrudan görüş altına alınır. Bu geniş görüş alanı, koroner arter baypas cerrahisi, kalp kapak onarımı ya da protezle değiştirilmesi, konjenital kalp anomalilerinin düzeltilmesi ve büyük damar cerrahisi gibi işlemlerin güvenli ilerlemesinde belirleyici rol oynamaktadır.

Sternotomi endikasyonları oldukça geniş bir yelpazeye yayılmaktadır. Koroner arter hastalığı nedeniyle uygulanan baypas cerrahisi, aort kapak darlığı veya yetersizliği için gerçekleştirilen kapak replasmanı, mitral kapak hastalıklarında yapılan onarım ve değiştirme işlemleri, çıkan aort ve aort arkusunu ilgilendiren anevrizma cerrahileri, aort diseksiyonlarının acil onarımı, konjenital kalp hastalıklarının düzeltilmesi ve kalp transplantasyonu gibi pek çok işlemde median sternotomi tercih edilmektedir. Ayrıca mediastende yer alan bazı tümörlerin çıkarılması, timektomi işlemleri ve nadir görülen bazı akciğer patolojilerinde de bu erişim yolu değerlendirilebilmektedir. Cerrahın hangi kesiyi seçeceği; hastalığın türüne, planlanan işlemin karmaşıklığına, hastanın anatomik özelliklerine ve eşlik eden diğer patolojilere göre şekillenmektedir.

Ameliyat öncesi dönemde hastanın ayrıntılı bir hazırlık sürecinden geçirilmesi büyük önem taşımaktadır. Kardiyoloji ve kalp damar cerrahisi ekipleri tarafından ortak yürütülen değerlendirmede ekokardiyografi, koroner anjiyografi, göğüs bilgisayarlı tomografisi, akciğer fonksiyon testleri ve rutin kan tetkikleri planlanmaktadır. Diyabet, hipertansiyon, kronik böbrek hastalığı, kronik obstrüktif akciğer hastalığı ve obezite gibi eşlik eden durumlar dikkatle gözden geçirilmekte; gerekli görüldüğünde ilgili branşlardan konsültasyon istenmektedir. Sigara kullanan hastaların ameliyat öncesi belirli bir süre sigarayı bırakması, yara iyileşmesi ve solunum komplikasyonlarının azaltılması açısından önerilmektedir. Kullanılan kan sulandırıcı ilaçların ameliyattan önceki günlerde uygun biçimde düzenlenmesi de kanama kontrolü açısından kritik bir adım olarak değerlendirilmektedir.

Ameliyat, genel anestezi altında ve genellikle kardiyopulmoner baypas desteğiyle yürütülmektedir. Cerrahi hazırlığın ardından cilt kesisi yapılır ve sternumun orta hattı belirlenerek özel testere ile boylamasına ayrılır. Sternum retraktörü yerleştirilerek göğüs boşluğu açılır ve perikarda ulaşılır. Perikardın açılmasıyla kalp doğrudan görüş alanına alınır. İşlemin niteliğine göre kalp geçici olarak durdurulabilmekte, dolaşım kalp akciğer makinesi tarafından sağlanmaktadır. Cerrahi işlemin tamamlanmasının ardından kalp yeniden kendi ritmiyle çalıştırılır; kanama kontrolü titizlikle yapılır. Sternum, çelik teller ya da plak sistemleri kullanılarak yeniden anatomik pozisyonuna getirilir ve stabil biçimde birleştirilir. Ciltaltı ve cilt katmanları uygun tekniklerle kapatılır; drenler yerleştirilerek işlem sonlandırılır. Cerrahinin toplam süresi, uygulanan işleme ve hastanın durumuna bağlı olarak birkaç saat arasında değişebilmektedir.

Median sternotominin sağladığı geniş görüş alanı, cerrahın kalbin tüm yüzeylerine, büyük damarların köklerine ve mediastenin derin yapılarına ulaşabilmesine olanak tanımaktadır. Bu erişim özelliği, karmaşık ve uzun süren kardiyak cerrahilerde önemli bir avantaj olarak değerlendirilmektedir. Ayrıca sternumun kemik yapısının uygun bir teknikle yeniden birleştirilmesi h├ólinde iyileşme sürecinin öngörülebilir bir seyir izlediği görülmektedir. Simetrik yapısı sayesinde göğüs duvarında dengeli bir kapanma sağlanmakta, uzun vadeli göğüs duvarı stabilitesi çoğu durumda korunmaktadır. Bunun yanı sıra, acil durumlarda hızlı erişim imk├ónı sunması da bu yaklaşımın klinik değerini artıran unsurlardan biridir.

Her cerrahi girişimde olduğu gibi sternotomi sonrasında da bazı komplikasyonların ortaya çıkma olasılığı bulunmaktadır. Bu risklerin başında yara yeri enfeksiyonu, mediastinit adı verilen mediasten enfeksiyonu, sternum ayrışması, kanama, hematom oluşumu, akciğer komplikasyonları ve nadiren sternumun düzgün kaynayamaması gelmektedir. Diyabet, obezite, ileri yaş, kronik akciğer hastalığı, uzun süreli steroid kullanımı ve immünsüpresyon gibi faktörler bu risklerin artmasına neden olmaktadır. Kadın hastalarda ve göğüs bölgesinde daha önce radyoterapi almış bireylerde bazı komplikasyon oranlarının farklılık gösterebildiği bildirilmektedir. Cerrahi ekiplerin ameliyat öncesi risk sınıflandırması yaparak hastaya özel bir plan oluşturması, komplikasyon oranlarının en aza indirilmesinde belirleyici bir rol üstlenmektedir.

Ameliyat sonrası dönem, hastanın klinik durumuna göre yoğun bakım ünitesinde yakın takip ile başlamaktadır. Bu süreçte solunum, dolaşım, böbrek fonksiyonları, sıvı elektrolit dengesi ve nörolojik durum sürekli olarak izlenmektedir. Erken dönemde ağrı yönetimi, uygun antibiyotik profilaksisi, tromboemboli önleyici tedbirler ve erken mobilizasyon protokolleri titizlikle uygulanmaktadır. Solunum egzersizleri, öksürme tekniklerinin öğretilmesi ve fizyoterapi desteği, akciğer komplikasyonlarının önüne geçilmesi bakımından değerli katkılar sağlamaktadır. Sternumun kaynaması genellikle altı ile sekiz hafta arasında gerçekleşmekte; bu süre boyunca göğüs kafesine binen yüklerin kısıtlanması önerilmektedir. Ağır kaldırma, ani hareketlerle kollara aşırı yüklenme ve göğsün asimetrik biçimde zorlanması bu dönemde nadiren tavsiye edilen davranışlar arasında yer almaktadır.

Uzun dönem takipte hastaların düzenli kardiyoloji kontrollerine devam etmesi büyük önem taşımaktadır. Kan basıncı yönetimi, lipid profilinin izlenmesi, diyabet kontrolü, sigaranın bırakılması, düzenli fiziksel aktivite ve dengeli beslenme gibi yaşam tarzı düzenlemeleri, altta yatan kardiyovasküler hastalığın seyrini olumlu etkileyen unsurlar olarak değerlendirilmektedir. Kalp kapak cerrahisi geçiren hastalarda antikoagülan tedavinin doğru biçimde sürdürülmesi ve INR takiplerinin aksatılmaması gerekmektedir. Baypas cerrahisi geçirmiş hastalarda greft açıklığının korunmasına yönelik ilaç tedavilerine uyum sağlanması, uzun vadeli sonuçları belirleyen kritik bir etken olarak öne çıkmaktadır. Kardiyak rehabilitasyon programları da hem fiziksel iyileşmeye hem de psikososyal uyum sürecine anlamlı katkılar sunmaktadır.

Median sternotomi sonrasında iyileşme süreci hastadan hastaya farklılık göstermektedir. Genel olarak ilk haftalarda göğüs bölgesinde hassasiyet, hafif ağrı, uyuşukluk ve zaman zaman batma hissi gibi belirtiler görülebilmektedir. Bu şik├óyetler genellikle zamanla azalmakta ve iz bırakmadan ilerleyen bir seyir izlemektedir. Yara izinin görünümü ise cilt tipine, iyileşme sürecine ve kişisel eğilimlere bağlı olarak değişkenlik göstermekte; keloid oluşumuna yatkın bireylerde daha belirgin bir iz kalabilmektedir. Erken dönemde yara bölgesinin temiz ve kuru tutulması, doktorun önerdiği bakım talimatlarına uyulması ve olası enfeksiyon belirtilerinin (kızarıklık, akıntı, ateş, ağrıda ani artış) fark edilmesi durumunda ilgili hekime başvurulması gerekmektedir.

Günümüzde minimal invaziv kalp cerrahisi teknikleri, seçilmiş hasta gruplarında geleneksel median sternotomiye alternatif olarak değerlendirilebilmektedir. Mini sternotomi, sağ anterior torakotomi ve robotik cerrahi gibi yöntemler; belirli kapak hastalıkları, atriyal septal defekt onarımı ve bazı koroner cerrahilerde uygulanabilmektedir. Bu yaklaşımlar daha küçük kesilerle işlem yapılmasına imk├ón tanısa da her hasta ve her patoloji için uygun olmayabilir. Karmaşık çoklu damar hastalıkları, geniş kapsamlı aort cerrahisi, acil müdahale gerektiren durumlar ve konjenital kalp hastalıklarının önemli bölümünde median sternotomi h├ól├ó öncelikli seçenek olarak korunmaktadır. Cerrahi kararın; hastanın anatomisi, patolojinin niteliği, ekibin deneyimi ve kullanılabilir teknolojik imk├ónlar göz önünde bulundurularak verilmesi gerekli görülmektedir.

Pediatrik kalp cerrahisinde median sternotomi, konjenital kalp anomalilerinin düzeltilmesinde en yaygın kullanılan erişim yolu olarak öne çıkmaktadır. Ventriküler septal defekt, atriyal septal defekt, Fallot tetralojisi, büyük damar transpozisyonu ve tek ventrikül fizyolojisiyle seyreden kompleks anomaliler gibi geniş bir hastalık yelpazesinde bu kesi kullanılmaktadır. Çocuk yaş grubunda sternumun kaynama süreci genellikle daha hızlı seyretmekte; ancak büyüme çağında olmaları nedeniyle uzun dönem takip ve psikososyal destek büyük önem kazanmaktadır. Aile eğitimi, cerrahi sonrası bakım, beslenme desteği ve gelişimsel takip; pediatrik hastalarda multidisipliner bir yaklaşım gerektirmektedir. Kardiyoloji, kalp damar cerrahisi, anestezi, yoğun bakım ve çocuk hemşireliği ekipleri arasındaki eş güdüm bu süreçte belirleyici bir rol üstlenmektedir.

Sternum iyileşmesini destekleyen sabitleme yöntemleri son yıllarda önemli ölçüde çeşitlenmiştir. Klasik olarak kullanılan çelik teller pek çok merkezde standart sabitleme aracı olma özelliğini sürdürmekle birlikte, seçilmiş hasta gruplarında sternum plakları ve vidalarla gerçekleştirilen rijit fiksasyon uygulamaları da yaygınlaşmaktadır. Osteoporozu olan bireyler, diyabetli hastalar, kronik obstrüktif akciğer hastalığı bulunanlar ve obez hastalar gibi sternum iyileşmesi açısından risk taşıyan gruplarda rijit fiksasyonun ağrı azaltma, erken mobilizasyon ve sternum stabilitesini koruma bakımından katkı sağladığı bildirilmektedir. Kullanılacak sabitleme yönteminin seçimi; hastanın kemik kalitesi, ek risk faktörleri, planlanan aktivite düzeyi ve cerrahi ekibin deneyimi çerçevesinde değerlendirilmektedir.

Sonuç olarak median sternotomi, kalp ve damar cerrahisinin temel erişim yollarından biri olarak modern tıp uygulamalarında merkezi bir konumda bulunmaktadır. Geniş cerrahi görüş alanı sunması, karmaşık işlemlerin güvenli biçimde yürütülmesine olanak tanıması ve uzun yıllara dayanan klinik deneyimle birlikte yerleşik bir güvenilirlik kazanması, bu yaklaşımın önemini pekiştiren unsurlar arasında yer almaktadır. Ameliyat öncesi ayrıntılı değerlendirme, deneyimli bir cerrahi ekip, yoğun bakım desteği, uygun ağrı kontrolü, erken mobilizasyon ve düzenli takip; iyileşme sürecinin öngörülebilir ilerlemesine katkı sağlayan başlıca etkenlerdir. Hastaların cerrahi süreç, olası riskler ve iyileşme dönemine ilişkin bilgilendirilmesi; sağlıklı bir hasta hekim iletişimi kurulması ve bilinçli bir yaklaşımın oluşturulması bakımından değerli görülmektedir.

Meet Our Specialist Physicians

Book an appointment now or call us for your health.

WhatsApp Online Appointment