Kalp ve Damar Cerrahisi

Takayasu Arteriti

Takayasu arteritinde büyük damar tutulumunu erken dönemde saptıyor, immünosüpresif yaklaşım ve cerrahi revaskülarizasyonu multidisipliner yaklaşımla sunuyoruz.

Takayasu arteriti, vücudun en büyük atardamarı olan aort ve onun ana dallarını etkileyen, nadir görülen bir damar iltihabı (vaskülit) tablosudur. Bağışıklık sistemi, normalde dış tehditlere karşı koruyucu bir kalkan görevi üstlenirken, bu hastalıkta yanlış bir sinyalle damar duvarına saldırmaya başlar. Zamanla damar duvarında kalınlaşma, daralma ve bazı durumlarda balonlaşma (anevrizma) ortaya çıkar. Hastalığın seyri yavaş ilerleyen bir karaktere sahip olduğu için belirtiler genellikle uzun süre fark edilmeden kalır ve tanı çoğu zaman gecikmeli olarak konur.

Bu tablo özellikle genç yaş grubundaki kadınlarda daha sık karşımıza çıkar ve ilk şikayetler çoğu zaman silik bir yorgunluk, açıklanamayan ateş ya da kol ağrısı şeklinde başlar. Hasta, kendini iyi hissetmediğini söylese de standart kan testleri her zaman belirgin bir ipucu vermeyebilir. İşte bu noktada deneyimli bir damar hekiminin değerlendirmesi büyük önem taşır. Erken tanı, hem damar hasarının ilerlemesini yavaşlatmak hem de kalıcı sonuçların önüne geçmek açısından belirleyici unsurdur.

Kimlerde Görülür?

Takayasu arteriti, en sık 15-40 yaş aralığındaki kadınlarda görülen bir hastalıktır. Literatürdeki verilere göre kadın hastaların oranı erkeklere kıyasla yaklaşık 8-9 kat daha fazladır. Hastalığın coğrafi dağılımı da dikkat çekicidir; Uzak Doğu Asya, Hindistan, Türkiye ve Latin Amerika ülkelerinde Batı toplumlarına kıyasla daha sık rastlanır. Ülkemizde de romatoloji ve damar cerrahisi polikliniklerinde nadir görülmesine rağmen, tanı konulduğunda uzun soluklu bir takip süreci gerektirir.

Hastalığın ortaya çıkışında genetik yatkınlığın belirli bir rolü olduğu düşünülmektedir. Aile öyküsünde otoimmün hastalıkları bulunan bireylerde, özellikle ilk derece akrabalarında romatizmal bir rahatsızlık olanlarda risk bir miktar artabilir. Bunun yanında bazı doku uyum (HLA) tipleriyle Takayasu arteriti arasında ilişki saptanmıştır. Yine de genetik yapı tek başına hastalığın gelişmesi için yeterli değildir; çevresel tetikleyicilerin de devreye girdiği düşünülmektedir.

Risk grupları değerlendirilirken yalnızca yaş ve cinsiyet değil, eşlik eden diğer sağlık sorunları da göz önünde bulundurulur. Sigara kullanımı doğrudan hastalığın nedeni olmasa da damar duvarındaki iltihabi sürecin daha hızlı ilerlemesine zemin hazırlayabilir. Ayrıca tüberküloz öyküsü bulunan bazı toplumlarda Takayasu arteritine eşlik eden bulguların daha sık görüldüğüne yönelik veriler bulunmaktadır. Bu nedenle hekim, hasta öyküsünü ayrıntılı şekilde sorgular.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Takayasu arteritinin belirtileri iki ana evreye ayrılabilir. İlk dönemde hastalar genellikle açıklanamayan halsizlik, hafif ateş, gece terlemesi, iştahsızlık, kilo kaybı ve kas-eklem ağrıları gibi belirsiz şikayetlerle başvurur. Bu bulgular pek çok başka hastalıkta da görülebildiği için hastalar uzun süre farklı uzmanlık dallarında dolaşabilir. Bazı hastalar, kendilerini sürekli grip olmuş gibi hissettiklerini ifade eder ve bu durum aylarca sürebilir.

İkinci evrede damar daralmasına bağlı belirtiler ön plana geçer. Kollardan birinde nabız zayıflığı ya da tamamen alınamaması, iki kol arasında 10 mmHg ve üzerinde tansiyon farkı, kola yapılan hareketler sırasında çabuk yorulma ve ağrı tipik bulgular arasındadır. Hastalar saç tararken, çamaşır asarken veya kendine bir bardak su uzatırken kolunun "ağırlaştığını" söyleyebilir. Bu durum, damar daralmasının ilerlediği anlamına gelir ve değerlendirme gerektirir.

Boyun damarlarının tutulduğu durumlarda baş dönmesi, ani görme bulanıklıkları, baygınlık hissi ve başı belirli bir yöne çevirince ortaya çıkan rahatsızlıklar görülebilir. Karın bölgesindeki damarlar etkilendiğinde ise yemek sonrası karın ağrısı, sindirim güçlüğü ve uzun vadede kilo kaybı tabloya eşlik edebilir. Böbrek damarlarının daralması ise genç yaşta ortaya çıkan ve standart ilaçlarla kontrol altına alınması güç bir yüksek tansiyona yol açabilir. Bu belirtilerin bir arada görülmesi hekimi belirli bir tanıya yönlendirir.

Nedenleri Nelerdir?

Takayasu arteritinin kesin nedeni günümüzde h├ól├ó tam olarak bilinmemektedir. Bununla birlikte hastalığın temelinde, bağışıklık sisteminin damar duvarına karşı yanıltıcı bir tepki vermesinin yattığı kabul edilmektedir. Bu süreçte damar duvarındaki orta tabaka iltihaplanır, sonrasında damar duvarı kalınlaşır ve kan akışı için gerekli olan iç kanal daralır. Bazı bölgelerde ise tam tersine duvar zayıflayarak balonlaşma oluşturabilir.

Genetik etkenlerin rolü konusunda yapılan çalışmalar, belirli HLA gruplarının hastalığa yatkınlık oluşturduğunu göstermektedir. Özellikle HLA-B52 alt grubu, Asya ve Akdeniz toplumlarında Takayasu arteriti ile birlikte daha sık saptanmıştır. Ancak bu doku tipine sahip olmak, hastalığın kesin olarak ortaya çıkacağı anlamına gelmez. Genetik altyapı yalnızca zemin hazırlar; süreci başlatan etken çoğu zaman çevresel bir uyaranla birleşir.

Olası tetikleyiciler arasında geçirilmiş viral enfeksiyonlar, bazı bakteriyel mikroorganizmalar ve tüberküloz gibi kronik enfeksiyonlar sayılır. Bu mikroorganizmaların yüzey yapılarının damar duvarındaki bazı proteinlere benzemesi, bağışıklık sisteminin yanlışlıkla kendi dokusuna saldırmasına yol açabilir. Hormonal etkenlerin de devrede olabileceği düşünülmektedir; çünkü hastalık doğurganlık çağındaki kadınlarda oldukça belirgin biçimde sık görülür. Tüm bu faktörler bir araya geldiğinde kişiye özgü bir süreç başlar.

  • Genetik yatkınlık ve belirli doku grupları (HLA-B52 gibi)
  • Geçirilmiş viral ya da bakteriyel enfeksiyonlar
  • Tüberküloz öyküsü bulunan bireylerde dolaylı ilişki
  • Hormonal değişiklikler ve doğurganlık çağındaki kadınlarda artmış sıklık
  • Çevresel uyaranlar ve bağışıklık sistemini etkileyen kronik stres durumları

Tanı Nasıl Konulur?

Tanı süreci, ayrıntılı bir hasta öyküsü ve fiziksel muayene ile başlar. Hekim, kolların ve bacakların her ikisinden tansiyon ölçer, nabızları karşılaştırmalı şekilde değerlendirir ve damarların üzerinde steteskopla üfürüm aranır. Boyun, koltuk altı ve karın bölgesindeki büyük damarlarda duyulan üfürümler hekim için önemli bir ipucudur. İki kol arasında belirgin tansiyon farkı saptanması, ileri tetkik gerekliliğini ortaya koyar.

Laboratuvar tetkikleri arasında sedimantasyon hızı ve C-reaktif protein (CRP) gibi iltihap göstergeleri önemli bir yer tutar. Bu değerler hastalığın aktif olduğu dönemlerde yükselebilir; ancak normal sınırlarda olmaları hastalığı dışlamak için yeterli değildir. Tam kan sayımı, böbrek ve karaciğer fonksiyon testleri ile bazı otoimmün belirteçler de değerlendirilir. Eşlik edebilecek diğer romatizmal hastalıkların ayırt edilmesi açısından bu tetkikler büyük önem taşır.

Görüntüleme yöntemleri tanı koymada belirleyici unsurdur. Doppler ultrason, damar duvarındaki kalınlaşmayı ve daralmaları gösterebilir. Bilgisayarlı tomografi anjiyografi (BTA) ve manyetik rezonans anjiyografi (MRA) ise damarların ayrıntılı haritasını çıkararak hangi bölgelerde darlık, tıkanma veya balonlaşma olduğunu ortaya koyar. Bazı merkezlerde PET-BT taraması, iltihabın aktif olup olmadığını değerlendirmek için kullanılır ve tedavi planlamasına önemli katkı sağlar.

  • Ayrıntılı fiziksel muayene ve karşılaştırmalı tansiyon ölçümü
  • Sedimantasyon, CRP ve diğer iltihap göstergeleri
  • Doppler ultrason ile damar duvarı değerlendirmesi
  • BT anjiyografi veya MR anjiyografi ile damar haritası
  • Aktif iltihabı değerlendirmek için PET-BT taraması

Komplikasyonlar Nelerdir?

Takayasu arteriti, zamanında fark edilmediğinde ya da takipte aksamalar yaşandığında ciddi komplikasyonlara yol açabilir. En sık görülen sorunlardan biri, böbrek damarlarının daralmasına bağlı gelişen ve standart ilaçlarla kontrol altına alınması güç olan yüksek tansiyondur. Genç bir hastada inatçı hipertansiyon saptanması, hekimi her zaman ikincil nedenleri araştırmaya yöneltir ve bu süreçte Takayasu arteriti gündeme gelebilir.

Boyun bölgesindeki karotis ve vertebral arterlerin tutulması, beyne giden kan akışını azaltabilir. Bu durum baş dönmesi, görme bozuklukları ve bazı hastalarda inmeye varan tablolara yol açabilir. Kol damarlarında ileri düzeyde darlık gelişen hastalarda günlük aktiviteler bile zorlaşır; saç tarama, çamaşır asma gibi basit hareketler sırasında kolda belirgin ağrı ve güçsüzlük hissi ortaya çıkar. Bu tabloya kol kladikasyosu denir.

Aortta gelişen balonlaşmalar (anevrizma) zaman içinde büyüyerek yırtılma riski oluşturabilir. Kalp damarlarının etkilendiği nadir durumlarda göğüs ağrısı, nefes darlığı ve kalp yetersizliği belirtileri tabloya eklenebilir. Gebelik dönemi de hem anne hem bebek açısından dikkatli bir takip gerektirir; çünkü artan kan hacmi damarlar üzerindeki yükü çoğaltır. Bu nedenle hastalık tanısı almış kişilerin düzenli aralıklarla kontrol edilmesi büyük önem taşır.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Eğer açıklanamayan bir yorgunluk, uzun süreli hafif ateş, gece terlemeleri ve kilo kaybı yaşıyorsanız bu belirtileri göz ardı etmemeniz gerekir. Özellikle genç yaşta olmanıza rağmen kollarınızdan birinde nabız zor alınıyorsa ya da iki kol arasında belirgin tansiyon farkı varsa, bir damar cerrahisi veya romatoloji uzmanına başvurmanız uygun olur. Bu tür şikayetler basit nedenlere bağlanabileceği gibi altta yatan bir damar hastalığının habercisi de olabilir.

Sebebi anlaşılamayan ve standart ilaçlara dirençli yüksek tansiyonunuz varsa, ileri tetkik için bir hekimle görüşmeniz önerilir. Ayrıca kollarınızı aktif kullandığınızda ortaya çıkan ağrı, çabuk yorulma, soğukluk hissi ya da renk değişikliği de değerlendirme gerektirir. Baş dönmesi, görme bulanıklığı, denge kaybı gibi nörolojik belirtilerin tekrarlaması da göz ardı edilmemelidir. Bu belirtiler bir araya geldiğinde, mutlaka ayrıntılı bir değerlendirme yaptırmanız önemlidir.

Daha önce Takayasu arteriti tanısı almış ve takip altında olan hastaların, planlanan kontrollerini aksatmamaları büyük önem taşır. Hastalığın aktif dönemleri ile sessiz dönemleri birbirini takip edebilir ve bazı değişiklikler ancak düzenli muayene ile fark edilebilir. Yeni ortaya çıkan göğüs ağrısı, nefes darlığı, bayılma hissi gibi belirtileriniz olduğunda zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmanız önerilir. Erken müdahale, sürecin daha iyi yönetilmesine zemin hazırlar.

  • Uzun süreli açıklanamayan yorgunluk, ateş ve kilo kaybı
  • İki kol arasında belirgin tansiyon farkı veya nabız alınamaması
  • Genç yaşta ortaya çıkan, ilaca dirençli yüksek tansiyon
  • Kol kullanımıyla artan ağrı, güçsüzlük ve soğukluk
  • Tekrarlayan baş dönmesi, görme bulanıklığı ve denge kaybı

Son Değerlendirme

Takayasu arteriti, erken tanı konulduğunda ve düzenli takip ile yönetildiğinde hastaların büyük bir bölümünün hayatını dengeli biçimde sürdürebildiği bir damar hastalığıdır. Belirtilerin sinsi başlaması, tanı sürecini güçleştirse de günümüzdeki gelişmiş görüntüleme yöntemleri sayesinde damar tutulumu ayrıntılı şekilde değerlendirilebilmektedir. Tedavi sürecinde romatoloji, damar cerrahisi ve gerektiğinde girişimsel radyoloji ekiplerinin birlikte çalışması, hastalığın seyrini olumlu yönde etkileyen temel unsurlardan biridir.

Koru Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi bölümünde uzman hekimlerimiz, takayasu arteriti gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Meet Our Specialist Physicians

Book an appointment now or call us for your health.

WhatsApp Online Appointment