Çocuk Nörolojisi

Çocuklarda Diskinetik Serebral Palsi

Atetoid ve Distonik Hareketler ve Tanı — Diskinetik Serebral Palsi, klinik bulgularıyla dikkat çeken ve doğru değerlendirme gerektiren bir durumdur. Detaylı bilgi için sayfa içeriğini inceleyin.

Çocuklarda diskinetik serebral palsi, doğum öncesi, doğum sırasında ya da doğumdan kısa süre sonra beynin hareket merkezlerinde yaşanan hasara bağlı olarak ortaya çıkan, istemsiz hareketlerle kendini belli eden bir tablodur. Bu tabloda çocuğun kol, bacak, yüz ve gövde kaslarında kontrol edilemeyen, dalgalı ve sürekli değişen hareketler izlenir. Aile çoğu zaman bebeğin ilk aylarında huzursuzluk, beslenme güçlüğü ve duruşundaki tuhaflıklar nedeniyle bir farklılığın varlığını sezer. İlerleyen aylarda bu bulgular daha belirgin hale gelir ve hekim değerlendirmesi gündeme gelir.

Diskinetik tip, serebral palsinin alt başlıklarından biridir ve özellikle bazal ganglion adı verilen derin beyin yapılarındaki hasarla ilişkilidir. Çocuğun zekası çoğu zaman korunmuş olsa da hareketleri kontrol etmekte yaşadığı güçlük, günlük yaşamı, konuşmayı ve yutmayı belirgin biçimde etkileyebilir. Erken dönemde fark edilen ve düzenli takip altına alınan çocuklarda, uygun rehabilitasyon ve destekleyici yaklaşımlarla yaşam kalitesi belirgin biçimde iyileşir. Bu yazıda diskinetik serebral palsinin kimlerde görüldüğü, belirtileri, nedenleri, tanı süreci ve olası komplikasyonları gündelik bir dille ele alınmıştır.

Kimlerde Görülür?

Diskinetik serebral palsi, tüm serebral palsi olgularının yaklaşık yüzde on ile yirmisini oluşturur. Özellikle zamanında doğmuş ancak doğum sırasında oksijensiz kalma öyküsü bulunan bebeklerde daha sık karşımıza çıkar. Yenidoğan döneminde ağır sarılık geçiren ve kan değişimi gibi ileri düzey müdahaleye gerek duyulan bebeklerde de bu tablonun riski belirgin biçimde artar. Bu nedenle hekimler, doğum sırasında yaşanan zorlukları ve sarılık şiddetini değerlendirirken aileyi bilgilendirir.

Erken doğum yapan bebeklerde spastik tip daha sık görülürken, diskinetik tip daha çok zamanında doğmuş bebeklerde gözlenir. Ailede başka bir serebral palsili çocuk olması mutlak bir risk faktörü değildir, ancak bazı genetik geçişli metabolik hastalıklar benzer bir tabloya yol açabilir. Bu yüzden hekim, ayrıntılı aile öyküsü alır ve gerektiğinde genetik danışmanlık önerir. Çoğul gebelikler, anne yaşının ileri olması ve gebelikte geçirilen ağır enfeksiyonlar da değerlendirilen unsurlardandır.

Sosyoekonomik koşulların doğum bakımına erişimi etkilediği bilinmektedir. Doğum öncesi takiplerin düzenli yapılmadığı, yenidoğan sarılığının geç fark edildiği durumlarda diskinetik serebral palsi sıklığı artar. Gelişmiş sağlık hizmetlerine erişimi olan toplumlarda ise sıklık daha düşük seyreder. Bebeğin cinsiyeti açısından belirgin bir fark gösterilememiştir; tablonun her iki cinsiyette de benzer oranda görüldüğü kabul edilir. Tanı çoğunlukla yaşamın ilk iki yılı içinde konulur.

Prematüre bebeklerde yoğun bakım sürecinde yaşanan beyin içi kanama, hipoglisemi ya da uzamış oksijen düşüklüğü gibi durumlar da bu tabloyu hazırlayabilir. Bu nedenle yoğun bakımda izlenen bebeklerin taburculuk sonrası gelişimsel takibe alınması önemlidir. Aile, çocuğun motor becerilerini, mimiklerini ve duruşunu evde de dikkatle gözlemleyerek hekimle paylaştığında, erken tanı süreci hızlanır.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Diskinetik serebral palsinin en belirgin özelliği, istemsiz ve kontrol edilemeyen hareketlerdir. Bebeklik döneminde kaslarda zaman zaman gevşeklik, zaman zaman ani kasılmalar dikkat çeker. Aile, bebeğin sürekli olarak kollarını ve bacaklarını alışılmadık biçimde hareket ettirdiğini, başını dik tutmakta güçlük çektiğini fark eder. Beslenme sırasında emme ve yutma güçlüğü, sık kusma ve kilo alımındaki yetersizlik de erken dönem belirtileri arasındadır.

İlerleyen aylarda hareketler daha belirgin hale gelir. Çocukta kıvranma tarzında yavaş hareketler, ani sıçramalar ya da yüz kaslarında garip mimikler gözlenebilir. Bu hareketler uyanıkken sürekli devam eder, uyku sırasında genellikle azalır ya da tamamen kaybolur. Heyecan, korku ya da yorgunluk durumlarında hareketler belirgin biçimde artar. Bu nedenle çocuk sosyal ortamlarda daha fazla zorlanabilir.

Diskinetik tipte sıklıkla görülen bulgular şunlardır:

  • Kollarda ve bacaklarda kıvranma tarzında istemsiz hareketler
  • Yüz kaslarında kontrolsüz mimikler ve ağız hareketleri
  • Salya kontrolünde güçlük
  • Konuşmada anlaşılırlık sorunu ve ses tonunda dalgalanma
  • Oturma, ayakta durma ve yürümede gecikme
  • El becerilerinde, kalem tutma ve kaşık kullanma gibi işlerde zorlanma

Çocuğun zihinsel gelişimi pek çok olguda korunmuştur. Ancak hareket güçlüğü nedeniyle çevresiyle iletişim kurmakta zorlanabilir, bu da yanlışlıkla zihinsel bir gerilik olduğu izlenimi yaratabilir. Oysa uygun iletişim araçları kullanıldığında çocuğun anlama düzeyinin yaşıtlarıyla benzer olduğu görülür. İşitme sorunları, özellikle ağır sarılık öyküsü olan çocuklarda eşlik edebilir ve bu durum konuşma gelişimini daha da zorlaştırır. Bu nedenle düzenli işitme değerlendirmesi tavsiye edilir.

Nedenleri Nelerdir?

Diskinetik serebral palsinin en sık karşılaşılan nedeni, beynin bazal ganglion ve talamus adı verilen derin bölgelerinin hasar görmesidir. Bu hasar çoğunlukla doğum sırasında ya da hemen sonrasında oksijensiz kalmaya bağlı olarak gelişir. Doğum eyleminin uzun sürmesi, kordon dolanması, plasentanın erken ayrılması ve zor doğum gibi durumlar oksijen düzeyini düşürerek beyin dokusunu olumsuz etkileyebilir. Bu süreçler özellikle hareket merkezlerini hassas biçimde etkiler.

İkinci sık nedenlerden biri yenidoğan döneminde ortaya çıkan ağır sarılıktır. Kan dolaşımındaki yüksek bilirubin düzeyi, beynin belirli bölgelerine yerleşerek kalıcı hasara yol açabilir. Buna kernikterus adı verilir ve günümüzde erken tanı, fototerapi ve gerektiğinde kan değişimi sayesinde sıklığı azalmıştır. Ancak takipsiz kalan ya da geç başvuran olgularda hala önemli bir neden olarak karşımıza çıkmaktadır. Aileye sarılık konusunda verilen bilgi bu yüzden değerlidir.

Doğum öncesi dönemde geçirilen bazı enfeksiyonlar da beyin gelişimini etkileyebilir. Annenin gebelikte yakalandığı kızamıkçık, sitomegalovirüs ve toksoplazma gibi enfeksiyonlar bebekte beyin yapısında değişikliklere neden olabilir. Ayrıca bazı kalıtsal metabolik hastalıklar, beyin yapısındaki kanamalar ve doğumdan sonra geçirilen ağır enfeksiyonlar da benzer tablolara zemin hazırlayabilir. Hekim, nedeni belirlemek için ayrıntılı öykü alır ve ileri tetkikleri planlar.

Bazı olgularda neden net biçimde ortaya konulamaz. Bu durum aileler için zorlayıcı olsa da tedavi planını çok değiştirmez. Önemli olan, mevcut bulguların değerlendirilmesi ve çocuğun gelişimini en üst düzeye çıkaracak rehabilitasyon programının başlatılmasıdır. Nedenin bilinmesi ise bir sonraki gebelikte alınacak önlemler ve genetik danışmanlık açısından yol gösterici olabilir.

Tanı Nasıl Konulur?

Tanı süreci, ayrıntılı bir öykü ve fizik muayene ile başlar. Hekim, gebelik sürecini, doğum öyküsünü, yenidoğan dönemindeki olayları ve bebeğin gelişim basamaklarını sorgular. Aileden alınan bilgiler, çocuğun motor becerilerindeki gecikmeyi ve istemsiz hareketlerin başlangıç zamanını belirlemekte önemli rol oynar. Muayenede kas tonusu, refleksler, duruş ve hareket biçimleri dikkatlice değerlendirilir.

Görüntüleme yöntemleri tanıda belirleyici unsurdur. Manyetik rezonans görüntüleme (MR), bazal ganglion ve talamus bölgelerindeki hasarı ayrıntılı biçimde gösterir. Yenidoğan döneminde ön fontanel açıkken yapılan kraniyal ultrason da değerli bilgiler sağlar. Bazı olgularda elektroensefalografi (EEG) ile beyin elektriksel aktivitesi değerlendirilir; bu inceleme, eşlik edebilecek nöbetlerin saptanmasında yardımcı olur. İşitsel uyarılmış potansiyeller ise işitme yollarının sağlamlığını ortaya koyar.

Tanı sürecinde başvurulan başlıca incelemeler şunlardır:

  • Beyin manyetik rezonans görüntülemesi (MR)
  • Yenidoğanlarda kraniyal ultrasonografi
  • Elektroensefalografi (EEG)
  • İşitsel uyarılmış potansiyel testleri
  • Metabolik tarama ve kan tetkikleri
  • Genetik danışmanlık ve gerektiğinde genetik testler

Diskinetik serebral palsi tanısı, tek bir tetkikle değil; öykü, muayene ve görüntüleme bulgularının bir arada değerlendirilmesiyle konulur. Çocuk nöroloğu, fizik tedavi uzmanı, kulak burun boğaz hekimi ve gelişimsel pediatri uzmanından oluşan ekip, tabloyu farklı açılardan ele alır. Aileye süreç hakkında ayrıntılı bilgi verilmesi ve gerçekçi beklentilerin oluşturulması, takip sürecinin sağlıklı ilerlemesi açısından önemlidir. Düzenli kontroller ile çocuğun gelişimi yakından izlenir.

Komplikasyonlar Nelerdir?

Diskinetik serebral palside karşılaşılabilen komplikasyonlar, hem hareket sistemini hem de günlük yaşamı etkileyen alanları kapsar. İstemsiz hareketler nedeniyle eklemlerde zamanla şekil bozuklukları gelişebilir. Özellikle kalça, diz ve omurga bölgesinde sorunlar ortaya çıkabilir. Omurganın yana eğilmesi anlamına gelen skolyoz, ilerleyen yaşlarda solunum ve oturma dengesini etkileyebilir. Bu nedenle ortopedik takip ihmal edilmemelidir.

Beslenme güçlüğü, bu tabloda sık karşılaşılan ve dikkat edilmesi gereken bir sorundur. Yutma kaslarının kontrolündeki güçlük, gıdaların solunum yollarına kaçmasına ve tekrarlayan akciğer enfeksiyonlarına yol açabilir. Yetersiz beslenme ise büyüme geriliğine ve bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olur. Bu nedenle bazı çocuklarda beslenme uzmanı eşliğinde özel beslenme planları hazırlanır, gerekirse beslenme tüpü gibi destekleyici yöntemlere başvurulur.

Konuşma güçlüğü, sosyal yaşamı etkileyen önemli bir komplikasyondur. Yüz ve dil kaslarındaki kontrol sorunu, anlaşılır biçimde konuşmayı zorlaştırır. Bu durum çocuğun kendini ifade etmesini, arkadaşlık ilişkilerini ve okul başarısını olumsuz etkileyebilir. Konuşma terapisti eşliğinde yapılan çalışmalar, alternatif iletişim yöntemleri ve teknolojik destekler bu alanda iyileşmeye katkı sağlar. Salya kontrolünde yaşanan güçlük de sosyal yaşamı zorlayan başka bir unsurdur.

Bazı çocuklarda nöbetler, işitme sorunları ya da görme alanında güçlükler eşlik edebilir. Uyku düzeninde bozulmalar, ağrı şikayetleri ve davranışsal zorluklar da görülebilir. Bu yan tablolar, çocuğun yaşam kalitesini önemli ölçüde etkilediği için bütüncül bir yaklaşımla ele alınır. Aileye sunulan psikososyal destek, çocuğun gelişimine paralel olarak ihtiyaçların değişebileceğini göz önüne alır ve sürecin her aşamasında rehberlik sağlar.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Bebeğinizin gelişim basamaklarındaki gecikme dikkatinizi çekiyorsa vakit kaybetmeden bir çocuk nöroloğuna başvurmanız gerekir. Başını dik tutamama, dönmeme, oturamama, emeklememe ya da yürüyememe gibi gecikmeler her zaman ciddi bir tabloya işaret etmese de değerlendirilmesi önemlidir. Bebeğinizin kol ve bacaklarında alışılmadık, kontrol edilemeyen hareketler fark ediyorsanız, beslenme sırasında sürekli güçlük çekiyorsa erken başvuru süreci hızlandırır.

Yenidoğan döneminde ağır sarılık geçiren ya da doğum sırasında oksijensiz kalma öyküsü olan bebeklerin gelişimsel takibe alınması gerekir. Eğer bebeğiniz bu risk gruplarından birine giriyorsa, belirgin bir belirti olmasa da düzenli kontroller için hekiminize başvurmanız önerilir. Çocuğunuzun yüzünde sürekli değişen mimikler, ağız hareketleri ya da salya kontrolünde belirgin güçlük gözlemliyorsanız da bu durumu hekiminizle paylaşmanız faydalı olacaktır.

Tanı konulmuş bir çocukta yeni gelişen nöbet benzeri kasılmalar, beslenmedeki belirgin kötüleşme, sık tekrarlayan akciğer enfeksiyonları ya da hareketlerdeki ani değişiklikler de hekime başvurmanızı gerektiren durumlardır. Rehabilitasyon süreci boyunca yaşadığınız her türlü kaygıyı ve gözleminizi hekim ekibinizle paylaşmanız, çocuğunuzun yaşam kalitesini artıracak adımların zamanında atılmasını sağlar. Erken ve düzenli takip, uzun vadeli sonuçlar açısından oldukça değerlidir.

Son Değerlendirme

Çocuklarda diskinetik serebral palsi, beynin hareket merkezlerindeki hasara bağlı gelişen ve istemsiz hareketlerle kendini gösteren bir tablodur. Erken tanı, düzenli takip ve çok yönlü bir rehabilitasyon programı ile çocuğun günlük yaşamdaki bağımsızlığı belirgin biçimde artırılabilir. Fizik tedavi, konuşma terapisi, beslenme desteği ve ortopedik takip bir arada planlandığında çocuğun gelişim potansiyeli en üst düzeye çıkarılır. Ailenin sürece aktif katılımı ve çocuğun ihtiyaçlarına duyarlı bir çevre, uzun vadeli başarının temel unsurlarıdır.

Koru Hastanesi Çocuk Nörolojisi bölümünde uzman hekimlerimiz, çocuklarda diskinetik serebral palsi gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Çocuk Nörolojisi Our Doctors

We are by your side with our experienced specialist physicians in this field

Meet Our Specialist Physicians

Book an appointment now or call us for your health.

WhatsApp Online Appointment