Çocuklarda G6PD eksikliği, kırmızı kan hücrelerinin içinde bulunan glukoz-6-fosfat dehidrogenaz (alyuvarları oksidatif strese karşı koruyan bir enzim) adlı enzimin yetersiz çalışması ile ortaya çıkan kalıtsal bir durumdur. Bu enzimin görevi, alyuvarların yapısını bozabilecek zararlı maddelere karşı bir koruma kalkanı oluşturmaktır. Enzim eksik olduğunda alyuvarlar belirli tetikleyicilerle karşılaştığında daha kolay parçalanır ve bu durum hemoliz (alyuvarların yıkımı) olarak adlandırılan tabloya yol açar. Çoğu çocukta hastalık sessiz seyreder ve yalnızca belirli ilaçlar, enfeksiyonlar veya bazı gıdalar tetikleyici olduğunda kendini gösterir.
Aileler genellikle bu durumun varlığını çocukta ani gelişen sarılık, halsizlik veya idrar renginin koyulaşması gibi bulgular ortaya çıktığında fark eder. Hastalığın seyri çocuktan çocuğa farklılık gösterebilir; bazı çocuklar hayatları boyunca herhangi bir belirti yaşamazken bazılarında ciddi atakların görüldüğü bilinmektedir. Erken tanı, tetikleyici unsurların öğrenilmesi ve yaşam tarzı düzenlemeleri ile çocuklarda G6PD eksikliği yönetilebilir bir durum olarak değerlendirilir. Konunun aileler tarafından doğru anlaşılması, gelecekte yaşanabilecek atakların önüne geçilmesi açısından önemli bir adımdır.
Kimlerde Görülür?
G6PD eksikliği, X kromozomuna bağlı resesif (çekinik) geçiş gösteren genetik bir durumdur. Bu nedenle hastalık erkek çocuklarda kız çocuklara göre belirgin biçimde daha sık görülür. Erkek çocuklar tek X kromozomu taşıdığı için tek bozuk genin varlığı bile hastalığın ortaya çıkması için yeterli olur. Kız çocuklarda ise hastalığın klinik olarak gözlenebilmesi için her iki X kromozomunda da bozulma bulunması gerekir; ancak taşıyıcı kız çocuklarda da bazı durumlarda hafif belirtiler görülebilir.
Coğrafi dağılım açısından Akdeniz havzası, Orta Doğu, Afrika ve Güneydoğu Asya kökenli toplumlarda görülme sıklığı belirgin biçimde yüksektir. Türkiye'de özellikle Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde sıklığın arttığı bilinmektedir. Ailede G6PD eksikliği öyküsü bulunan çocuklarda risk artar ve bu nedenle akraba evliliklerinin görüldüğü ailelerde dikkat edilmesi gereken bir tablodur. Yeni doğan bir bebekte uzamış sarılık gözlenmesi durumunda da bu hastalık akla gelmelidir.
Risk gruplarını şu şekilde sıralamak mümkündür:
- Ailede G6PD eksikliği öyküsü bulunan çocuklar
- Akdeniz, Orta Doğu veya Afrika kökenli toplumlardan gelen aileler
- Akraba evliliği olan ailelerde dünyaya gelen çocuklar
- Yenidoğan döneminde uzamış veya açıklanamayan sarılık geçiren bebekler
- Bakla yedikten sonra ani halsizlik ve sararma yaşayan çocuklar
Hastalığın bazı tiplerinde belirtiler ağır, bazılarında ise oldukça hafif seyreder. Akdeniz tipi olarak adlandırılan form daha şiddetli atakların görüldüğü bir tablo iken Afrika tipinde belirtiler genellikle daha hafiftir. Bu nedenle ailenin etnik kökeni, tetikleyicilere verilen yanıtın şiddeti konusunda yol gösterici olabilir.
Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?
Çocuklarda G6PD eksikliğinin belirtileri büyük ölçüde tetikleyici bir unsurla karşılaşıldığında ortaya çıkar. Tetikleyici olmayan dönemlerde çocuk tamamen sağlıklı görünür ve günlük yaşantısını sürdürür. Ancak belirli ilaçlar, enfeksiyonlar ya da bakla gibi gıdalar alyuvarların ani yıkımına yol açtığında belirtiler hızla kendini gösterir. Bu durum genellikle birkaç saat ile birkaç gün içinde gelişir ve aileyi tedirgin eden tablolara neden olur.
En sık karşılaşılan belirti, gözlerin beyaz kısımlarında ve cilt renginde sararma yani sarılık tablosudur. Bunun yanında çocuğun yorgun görünmesi, oyun oynamak istememesi ve solgun bir cilt rengine sahip olması ailelerin dikkatini çeker. İdrar renginin koyu çay ya da kola rengine dönüşmesi, hemolizin (alyuvar yıkımının) önemli bir göstergesidir ve mutlaka değerlendirilmesi gereken bir bulgudur. Bazı çocuklarda karın ağrısı, bulantı ve sırt ağrısı da eşlik edebilir.
Yenidoğan bebeklerde tablo biraz farklı seyredebilir. Doğumdan sonraki ilk günlerde başlayan ve uzayan sarılık, G6PD eksikliğinin habercisi olabilir. Bu durumda bilirubin düzeylerinin yakından izlenmesi gerekir; çünkü yüksek bilirubin düzeyleri beyin üzerinde olumsuz etkilere yol açabilen kernikterus (bilirubinin beyin dokusuna birikmesi) gibi ciddi sonuçlara neden olabilir. Bu nedenle yenidoğan döneminde uzun süren sarılık atlanmamalıdır.
Sık görülen belirti ve bulgular şunlardır:
- Cilt ve göz aklarında sararma şeklinde sarılık tablosu
- Solgunluk ve belirgin halsizlik hissi
- İdrar renginin koyulaşması ve çay rengini alması
- Hızlı kalp atımı ve nefes darlığı
- Karın ağrısı, sırt ağrısı veya bulantı
- Yenidoğan bebeklerde uzamış sarılık
Belirtilerin şiddeti, alyuvarlardaki yıkımın boyutuna ve çocuğun genel sağlık durumuna göre değişkenlik gösterir. Hafif ataklar birkaç gün içinde kendiliğinden gerilerken şiddetli atak geçiren çocuklarda kan nakli gibi destek tedavileri gerekebilir. Bu nedenle belirti gözlendiğinde hekim değerlendirmesi geciktirilmemelidir.
Nedenleri Nelerdir?
G6PD eksikliğinin temel nedeni, X kromozomu üzerinde yer alan ve G6PD enzimini kodlayan gendeki mutasyondur. Bu genetik bozukluk, enzim yapısının değişmesine ve işlevinin azalmasına yol açar. Enzim, alyuvarlarda NADPH adı verilen ve hücreyi oksidatif stresten koruyan bir molekülün üretiminde görevlidir. Enzim yetersiz çalıştığında NADPH üretimi azalır ve alyuvarlar oksidatif hasara karşı savunmasız hale gelir. Belirli tetikleyicilerle karşılaşıldığında alyuvar zarı bozulur ve hemoliz tablosu ortaya çıkar.
Atakların ortaya çıkmasında rol oynayan tetikleyici unsurların bilinmesi, ailenin hastalığı yönetebilmesi açısından önemlidir. Bakla bitkisinin tüketilmesi, klasik olarak bilinen ve "favizm" adı verilen tablonun tetikleyicisidir. Bazı antibiyotikler, ağrı kesiciler, sıtma ilaçları ve naftalin gibi maddeler de atakları başlatabilir. Ayrıca solunum yolu enfeksiyonları, idrar yolu enfeksiyonları ve viral hastalıklar da çocuğun bağışıklık sistemini zorlayarak hemolize zemin hazırlayabilir.
Genetik yatkınlığın tetikleyicilerle birleşmesi sürecinde rol oynayan başlıca unsurlar şu şekildedir:
- Bakla ve bazı baklagil ürünleri
- Sülfonamid grubu antibiyotikler ve bazı antimalaryal ilaçlar
- Aspirin gibi salisilat içeren ilaçlar yüksek dozlarda
- Viral ve bakteriyel enfeksiyonlar
- Naftalin (güve kovucu) ile uzun süreli temas
- Bazı kimyasal boya ve cilt ürünleri
Çocuğun hangi maddelere duyarlı olduğu, taşıdığı mutasyonun tipine göre değişebilir. Bu nedenle aynı evdeki iki çocuk farklı düzeylerde belirti gösterebilir. Hekim takibinde tetikleyicilerin belirlenmesi ve aileye ayrıntılı bir kaçınma listesinin verilmesi, atakların önlenmesinde belirleyici bir adım olarak değerlendirilir.
Tanı Nasıl Konulur?
Tanı sürecinde ilk adım, ayrıntılı bir hikaye alınması ve fizik muayene yapılmasıdır. Çocukta yaşanan belirtilerin ne zaman başladığı, hangi gıdaların tüketildiği, hangi ilaçların kullanıldığı ve ailede benzer öykü olup olmadığı dikkatle sorgulanır. Sarılık, solgunluk ve idrar renginde değişiklik gibi bulguların varlığı, hekimi G6PD eksikliği yönünde düşündürür. Özellikle bakla yedikten sonra gelişen ani belirtiler tanı için önemli bir ipucudur.
Laboratuvar incelemeleri tanı sürecinin temel basamağını oluşturur. Tam kan sayımı, retikülosit sayımı, periferik yayma incelemesi ve bilirubin düzeyi ölçümü ilk başvurulan testlerdir. Hemolizin varlığını gösteren bulgular arasında düşük hemoglobin düzeyi, yüksek retikülosit sayısı ve yüksek indirekt bilirubin yer alır. Periferik yaymada Heinz cisimcikleri ve "bite cells" (ısırılmış görünümlü alyuvarlar) adı verilen özgün hücrelerin gözlenmesi tanıyı destekler. İdrar tetkiki ile hemoglobinüri (idrarda hemoglobin bulunması) saptanabilir.
Kesin tanı için G6PD enzim aktivitesinin ölçülmesi gerekir. Bu test, kan örneği üzerinden enzim düzeyinin doğrudan saptanmasını sağlar ve kesin tanı sağlar. Ancak akut hemoliz döneminde test yanıltıcı olarak normal sonuç verebilir; çünkü genç alyuvarlarda enzim düzeyi yaşlı alyuvarlara göre daha yüksektir. Bu nedenle test, atak döneminin geçmesinden birkaç hafta sonra tekrarlanmalıdır. Şüpheli durumlarda genetik analiz ile mutasyon tipi belirlenebilir; bu da prognozun öngörülmesinde yararlı olur.
Yenidoğan döneminde uzamış sarılık tablosu olan bebeklerde tarama testleri yapılması, hastalığın erken aşamada saptanmasına olanak tanır. Bazı bölgelerde G6PD eksikliği için yenidoğan tarama programları uygulanır ve bu yaklaşım, ilerleyen yaşlarda yaşanabilecek atakların önlenmesinde yol gösterici olur.
Komplikasyonlar Nelerdir?
G6PD eksikliği genellikle iyi seyirli bir tablo olarak değerlendirilse de bazı çocuklarda ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Tetikleyiciyle karşılaşma sonrasında gelişen ağır hemoliz atakları, hızlı kan kaybına ve hayati tehlike oluşturan tablolara neden olabilir. Hemoglobin düzeyinin hızla düşmesi sonucu çocukta belirgin halsizlik, kalp yetmezliği belirtileri ve bilinç değişikliği görülebilir. Bu gibi durumlarda kan nakli gerekebilir.
Yenidoğan döneminde gelişen yüksek bilirubin düzeyleri, beyin dokusu üzerinde kalıcı hasara yol açabilen kernikterus tablosuna neden olabilir. Bu tablo zihinsel gelişim geriliği, işitme kaybı ve hareket bozukluklarına yol açan ciddi bir komplikasyondur. Bu nedenle yenidoğan döneminde sarılık takibi büyük önem taşır ve bilirubin düzeyleri yakından izlenmelidir. Gerektiğinde fototerapi veya kan değişimi gibi yaklaşımlarla durum kontrol altına alınır.
Sık tekrarlayan hemoliz atakları, böbrek üzerinde de olumsuz etkilere yol açabilir. Ağır hemoliz sırasında ortaya çıkan serbest hemoglobin böbrek tübüllerinde birikerek akut böbrek yetmezliğine neden olabilir. Ayrıca uzun dönemde safra taşı oluşumu, kronik anemi ve büyüme geriliği gibi sorunlar da görülebilir. Bu nedenle düzenli takip, komplikasyonların erken saptanması ve önlenmesi açısından önemli bir adımdır. Aile, çocuğun atak dönemleri dışında da düzenli aralıklarla hekim kontrolüne götürülmesi konusunda bilinçlendirilmelidir.
Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?
Çocuğunuzda ani gelişen sarılık, belirgin halsizlik veya idrar renginde koyulaşma fark ettiğinizde vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmanız gerekir. Bu belirtiler, alyuvarlarda yıkımın başladığını ve hemoliz tablosunun geliştiğini gösterebilir. Özellikle bakla tüketimi, yeni başlanan bir ilaç veya geçirilen bir enfeksiyon sonrasında bu belirtiler ortaya çıkmışsa durum daha da dikkat çekicidir. Erken müdahale, ağır komplikasyonların önlenmesi açısından belirleyici bir unsurdur.
Yenidoğan bebeğinizde sarılığın doğumdan sonraki ilk haftada gerilemediğini veya giderek arttığını gözlemliyorsanız mutlaka hekiminize danışmalısınız. Bebeğinizin emmesinde azalma, uykuya eğiliminde artış veya cildinde belirgin bir sararma varsa bu durum acil değerlendirme gerektirir. Ayrıca ailenizde G6PD eksikliği öyküsü varsa, bebeğinizin doğumdan hemen sonra tarama testleri konusunda hekiminizle görüşmenizi öneririz.
Çocuğunuzda hastalık tanısı önceden konulmuşsa ve yeni bir ilaç kullanılması gerekiyorsa, ilacın G6PD eksikliği olan çocuklar için uygun olup olmadığını mutlaka hekiminize sormalısınız. Reçetesiz satılan ağrı kesiciler dahil her ilaç hekim önerisi doğrultusunda kullanılmalıdır. Aynı şekilde çocuğunuz okulda veya kreşte bakla, fava gibi gıdalarla karşılaşma riski taşıyorsa, durumun öğretmenlerle paylaşılması gerekir.
Son Değerlendirme
Çocuklarda G6PD eksikliği, doğru bilgi ve dikkatli yaşam tarzı düzenlemeleri ile rahatlıkla yönetilebilen kalıtsal bir durumdur. Hastalığın varlığının erken dönemde fark edilmesi, tetikleyicilerin öğrenilmesi ve uygun önlemlerin alınması ile çocuklar sağlıklı bir yaşam sürdürebilir. Ailenin bilinçli olması, hastalığın seyrini olumlu yönde etkileyen en önemli unsurlardan biridir. Düzenli hekim takibi ve aile içi farkındalık, atakların önüne geçilmesinde belirleyici bir rol üstlenir.
Koru Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji bölümünde uzman hekimlerimiz, çocuklarda g6pd eksikliği gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.
Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

