Çocuk Hematoloji ve Onkoloji

Çocuklarda Trombositoz (Yüksek Trombosit)

Çocuklarda görülen Çocuklarda Trombositoz, yaşa göre farklı bulgularla seyredebilen önemli bir tablodur. Belirtiler ve değerlendirme süreci hakkında detaylı bilgi alın.

Çocuklarda trombositoz, kanda pıhtılaşmada görev alan trombosit (kan pulcuğu) sayısının yaşa göre belirlenen normal sınırların üzerine çıkması durumudur. Sağlıklı bir çocukta trombosit sayısı genellikle mikrolitrede 150 bin ile 450 bin arasında değişirken, bu rakamın 450 binin üzerine çıkması trombositoz olarak değerlendirilir. Pek çok ailenin gündelik kontrollerde aniden karşılaştığı bu sonuç, çoğu zaman ciddi bir hastalığın değil, vücudun başka bir duruma verdiği yanıtın yansıması olarak ortaya çıkar.

Çocuklarda görülen trombositoz tablolarının büyük bölümü ikincil yani reaktif kaynaklıdır; yani enfeksiyon, demir eksikliği, ameliyat sonrası dönem veya inflamasyon gibi tetikleyici bir etken söz konusudur. Birincil yani kemik iliği kaynaklı trombositoz ise çocuklarda oldukça nadirdir. Bu nedenle hemogram sonucunda yüksek trombosit görmek, ailelerin kaygılanmasına yol açsa da hekim değerlendirmesiyle birlikte ele alındığında genellikle yönetilebilir bir tablo olarak karşımıza çıkar.

Kimlerde Görülür?

Çocuklarda trombositoz her yaş grubunda görülebilir ancak bazı dönemlerde sıklığı belirgin biçimde artar. Özellikle iki yaş altındaki bebeklerde enfeksiyonlara bağlı olarak trombosit sayısının yükselmesi sık karşılaşılan bir tablodur. Bu yaş grubunun bağışıklık sistemi yoğun biçimde gelişim göstermekte olduğundan, üst solunum yolu enfeksiyonları, idrar yolu enfeksiyonları ve ishalli tablolar gibi süreçlerde trombosit yapımı belirgin biçimde artabilir.

Okul çağı çocuklarında ise demir eksikliği anemisi, kronik inflamatuvar hastalıklar ve geçirilmiş cerrahi girişimler trombositoz görülme sıklığını artıran etkenler arasında yer alır. Romatolojik hastalığı bulunan, kronik bağırsak iltihabı olan veya uzun süreli antibiyotik kullanımı gereken çocuklarda da bu tablo daha sık gözlenir. Ailesinde kan hastalığı öyküsü bulunan çocuklar ise birincil trombositoz açısından dikkatle takip edilmesi gereken grupta yer alır.

Yeni doğan bebeklerde fizyolojik olarak trombosit sayısı erişkinlere göre daha değişken seyreder ve hayatın ilk haftalarında geçici yükselmeler görülebilir. Prematüre bebekler, düşük doğum ağırlıklı bebekler ve yoğun bakım sürecinde takip edilen bebekler de trombosit değerlerinde dalgalanma yaşayabilir. Bu durum çoğunlukla geçici olup düzenli kontrollerle kolayca takip edilir.

Cinsiyet açısından belirgin bir farklılık bulunmasa da bazı altta yatan hastalıkların kız veya erkek çocuklarda daha sık görülmesi dolaylı yoldan trombositoz sıklığını etkileyebilir. Örneğin Kawasaki hastalığı erkek çocuklarda daha sık görülmekte ve bu hastalığın seyrinde trombosit sayısı belirgin biçimde yükselebilmektedir. Genel olarak çocuk popülasyonunun yaklaşık yüzde altı ile on beşinde rutin kan tahlillerinde trombositoz saptanabilmektedir.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Çocuklarda trombositoz çoğu zaman sessiz seyreder ve belirgin bir şikayete neden olmaz. Tablonun büyük bölümü, başka bir nedenle yapılan hemogram tetkikinde rastlantısal olarak fark edilir. Reaktif trombositozda asıl belirtileri ortaya çıkaran etken, altta yatan hastalığın kendisidir; yani ateş, halsizlik, iştahsızlık, öksürük veya ishal gibi şikayetler doğrudan trombosit yüksekliğinden değil, tetikleyici durumdan kaynaklanır.

Birincil trombositoz tablosunda ise nadir de olsa baş ağrısı, baş dönmesi, görme bulanıklığı, ellerde ve ayaklarda karıncalanma, soğukluk hissi veya hafif morarmalar gözlenebilir. Bazı çocuklarda burun kanaması, diş eti kanaması ya da küçük travmalar sonrasında beklenenden uzun süren kanamalar dikkati çekebilir. Bu durum, trombosit sayısı çok yüksek olduğunda bile pıhtılaşma işlevlerinin bozulabilmesinden kaynaklanır.

Trombosit sayısının çok belirgin biçimde arttığı az sayıda olguda damar tıkanıklığına bağlı bulgular da görülebilir. Bacaklarda ani şişme, ağrı, deride morumsu renk değişiklikleri ya da ani başlayan baş ağrısı gibi nörolojik şikayetler bu grup açısından dikkat çekicidir. Ancak bu tür ileri bulguların çocuklarda ortaya çıkması oldukça nadirdir ve genellikle altta yatan ciddi bir hastalığın işareti olarak değerlendirilir.

  • Açıklanamayan tekrarlayan baş ağrıları
  • Burun ve diş eti kanamalarında artış
  • Ciltte küçük noktasal kırmızı lekeler veya morluklar
  • Ellerde ve ayaklarda karıncalanma, soğukluk
  • Halsizlik ve egzersiz toleransında azalma

Ailelerin akılda tutması gereken nokta, trombositozun çoğu zaman belirti vermeden seyrettiğidir. Bu nedenle çocuğun genel sağlık durumu, geçirdiği enfeksiyonlar, beslenme alışkanlıkları ve büyüme verileri bir bütün olarak değerlendirilir. Belirtilerin hangi hızda ortaya çıktığı, ne kadar süre devam ettiği ve eşlik eden bulgular hekim için tanı sürecinde belirleyici unsurdur.

Nedenleri Nelerdir?

Çocuklarda trombositozun en sık nedeni reaktif yani ikincil sebeplerdir. Vücudun enfeksiyon, inflamasyon veya doku hasarı gibi durumlara verdiği yanıt sırasında salgılanan bazı maddeler, kemik iliğinde trombosit yapımını uyarır. Bu süreç aslında vücudun korunma mekanizmasının bir parçası olup tetikleyen durum ortadan kalktığında trombosit sayısı kendiliğinden normal sınırlara döner.

Demir eksikliği anemisi, çocuklarda trombositoza yol açan en önemli nedenlerden biridir. Yetersiz demir alımı, hızlı büyüme dönemleri, yetersiz beslenme veya bağırsak kaynaklı kayıplar demir depolarının azalmasına yol açar. Demir eksikliğine bağlı olarak kemik iliği trombosit yapımını artırır ve bu durum kan sayımında belirgin biçimde fark edilir. Demir tedavisi düzenlendiğinde trombosit sayısı genellikle birkaç hafta içinde normal düzeye iner.

Solunum yolu enfeksiyonları, idrar yolu enfeksiyonları, kemik ve eklem enfeksiyonları, gastroenterit gibi tablolar da trombositoz nedenleri arasında önemli yer tutar. Bunların yanı sıra Kawasaki hastalığı, juvenil idiyopatik artrit, inflamatuvar bağırsak hastalıkları ve sistemik lupus gibi kronik inflamatuvar hastalıklar trombosit sayısının uzun süre yüksek seyretmesine yol açabilir. Cerrahi girişimler, kırıklar, yanıklar ve dalak alınması gibi durumlar da reaktif trombositoz nedenleri arasında sayılır.

  • Demir eksikliği ve demir eksikliği anemisi
  • Bakteriyel ve viral enfeksiyonlar
  • Kawasaki hastalığı gibi vaskülitler
  • Kronik inflamatuvar bağırsak hastalıkları
  • Cerrahi sonrası ve travma sonrası dönem
  • Dalak alınması veya işlev kaybı

Birincil trombositoz çocuklarda nadir olmakla birlikte esansiyel trombositemi, kronik miyeloproliferatif hastalıklar ve bazı genetik bozukluklar bu grupta yer alır. Bu hastalıklar kemik iliğindeki kök hücrelerin kontrolsüz biçimde trombosit üretmesiyle karakterizedir. Aile öyküsünün varlığı, uzun süreli ve nedeni açıklanamayan trombosit yüksekliği bu olasılığı akla getirir ve ileri tetkiklerle dikkatle araştırılması gereken bir durum olarak değerlendirilir.

Tanı Nasıl Konulur?

Tanı sürecinde ilk adım, ayrıntılı bir öykü alınması ve fiziksel muayenedir. Hekim, çocuğun son dönemde geçirdiği enfeksiyonları, kullandığı ilaçları, beslenme alışkanlıklarını, büyüme verilerini ve aile öyküsünü dikkatle sorgular. Cilt bulguları, lenf bezleri, dalak ve karaciğer büyüklüğü ile genel görünüm muayene sırasında değerlendirilir. Bu aşamada elde edilen bilgiler, ileri tetkiklerin hangi yönde planlanacağını belirleyen temel verileri sağlar.

Tam kan sayımı tanı sürecinin temel basamağıdır. Hemogram tetkiki yalnızca trombosit sayısını değil; aynı zamanda kırmızı kan hücreleri, beyaz kan hücreleri ve bunların alt grupları hakkında da kapsamlı bilgi sunar. Periferik yayma yani kan örneğinin mikroskop altında incelenmesi, trombositlerin görünümü ve diğer hücrelerin yapısı hakkında değerli ipuçları verir. Bu inceleme reaktif ve birincil trombositoz ayrımında önemli yer tutar.

Altta yatan nedeni belirlemek için ek tetkikler de istenebilir. Demir, ferritin, C-reaktif protein, sedimentasyon, karaciğer ve böbrek fonksiyon testleri sıklıkla başvurulan incelemelerdir. Romatolojik bir hastalık şüphesinde otoantikor testleri, enfeksiyon araştırmasında ise kültürler ve serolojik testler değerlendirme kapsamına alınabilir. Karın bölgesi ultrasonografisi dalak ve karaciğer büyüklüğünün değerlendirilmesinde sıkça kullanılır.

Trombosit yüksekliği uzun süre devam ediyorsa, açıklanamıyorsa veya başka kan hücrelerinde de değişiklikler eşlik ediyorsa kemik iliği incelemesi gündeme gelebilir. Bu işlem deneyimli ekip tarafından uygulanır ve birincil trombositoz, miyeloproliferatif hastalıklar ile diğer kemik iliği kaynaklı tabloların ayrımında kesin tanı sağlar. Ayrıca bazı genetik mutasyonların araştırılması da tanı sürecini destekleyen önemli adımlardan biridir.

Komplikasyonlar Nelerdir?

Çocuklarda reaktif trombositoz çoğunlukla sorunsuz seyreder ve altta yatan etken kontrol altına alındığında trombosit sayısı normale döner. Ancak trombosit sayısının çok yüksek olduğu ya da uzun süreli devam ettiği durumlarda bazı komplikasyonlar gündeme gelebilir. Bu komplikasyonların başında damar içi pıhtı oluşumu yani tromboz gelir. Bacak damarlarında, akciğer damarlarında ya da beyin damarlarında pıhtı gelişmesi nadir de olsa görülebilen ciddi tablolardır.

Bunun tam karşısında, paradoksal biçimde kanama eğilimi de bir komplikasyon olarak ortaya çıkabilir. Çok yüksek trombosit sayıları, trombositlerin işlevini bozarak küçük damarlardan kanamalara yol açabilir. Bu durum özellikle birincil trombositoz olgularında daha sık gözlenir. Burun kanaması, diş eti kanaması, idrarda kan görülmesi ya da bağırsak kaynaklı kanamalar bu grupta karşımıza çıkabilir ve dikkatli izlem gerektirir.

Uzun süreli ve tedavi edilmeyen birincil trombositoz olgularında kemik iliğinde lifleşme, dalak büyümesi ve nadiren kan hastalıklarına dönüşüm gibi uzun vadeli sorunlar gelişebilir. Çocukluk çağında bu tür ilerleyici tablolar oldukça nadir olmakla birlikte düzenli izlem ve doğru yönetim sürecin seyrini belirleyen başlıca etkenlerdir. Reaktif tablolarda ise altta yatan hastalığın kontrol altına alınması komplikasyon riskini belirgin biçimde azaltır.

  • Damar içi pıhtı oluşumu ve tromboz
  • Paradoksal kanama eğilimi
  • Baş ağrısı ve nörolojik şikayetler
  • Dalak büyümesine bağlı bulgular
  • Altta yatan hastalığın ilerlemesi

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Çocuğunuzun rutin kontrollerinde trombosit yüksekliği saptandığında, sonucu çocuk doktoru ile birlikte değerlendirmek temel adımdır. Tek başına trombosit yüksekliği çoğu zaman acil bir durumu işaret etmese de, eşlik eden bulguların değerlendirilmesi gereklidir. Özellikle uzun süredir devam eden ateş, açıklanamayan kilo kaybı, gece terlemeleri veya iştahsızlık gibi şikayetler varlığında değerlendirme için gecikmeden başvurmanız önerilir.

Çocuğunuzda tekrarlayan baş ağrıları, baş dönmesi, görme şikayetleri ya da ellerde ve ayaklarda karıncalanma gibi belirtiler ortaya çıkıyorsa, bu bulguların trombosit yüksekliği ile ilişkisinin araştırılması açısından çocuk hematoloji uzmanına başvurmanız uygun olur. Sık tekrarlayan burun kanamaları, küçük travmalar sonrasında beklenenden uzun süren kanamalar veya ciltte açıklanamayan morluklar da değerlendirme gerektiren bulgular arasındadır.

Bacaklarda ani şişme, ağrı, nefes darlığı, ani başlayan şiddetli baş ağrısı, konuşma bozukluğu veya vücudun bir tarafında güçsüzlük gibi bulgular gözlemlerseniz vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurmanız gerekir. Bu tür belirtiler nadir de olsa damar içi pıhtı oluşumunun habercisi olabilir ve hızlı değerlendirme gerektirir. Düzenli izlem altındaki çocuklarda planlı kontrollerin aksatılmaması da sürecin doğru yönetimi açısından oldukça önemlidir.

Son Değerlendirme

Çocuklarda trombositoz, çoğunlukla başka bir duruma bağlı olarak ortaya çıkan ve altta yatan etken kontrol altına alındığında düzelen bir tablodur. Reaktif trombositoz olgularının büyük bölümü enfeksiyon, demir eksikliği veya geçici inflamatuvar süreçlerle ilişkili olup uygun yaklaşımla kısa sürede normal sınırlara döner. Birincil trombositoz ise nadir görülmekle birlikte ileri inceleme ve uzun vadeli izlem gerektiren bir gruptur. Doğru tanı süreci, ailenin gözlemleri ve düzenli takip bu sürecin seyrinde belirleyici unsurdur.

Koru Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji bölümünde uzman hekimlerimiz, çocuklarda trombositoz (yüksek trombosit) gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Our Doctors

We are by your side with our experienced specialist physicians in this field

Meet Our Specialist Physicians

Book an appointment now or call us for your health.

WhatsApp Online Appointment