Dahiliye

Karsinoid Sendrom

Karsinoid Sendrom, sık karşılaşılan bir tablodur ve farklı yaş gruplarında değişik şekillerde ortaya çıkabilir. Belirtiler ve değerlendirme süreci hakkında detaylı bilgi alın.

Karsinoid sendrom, vücudun farklı bölgelerinde yer alan nöroendokrin hücrelerden köken alan, yavaş büyüyen tümörlerin kana çeşitli hormon ve biyoaktif maddeler salgılaması sonucu ortaya çıkan klinik bir tablodur. Bu hormonlar arasında en bilineni serotonindir; ancak histamin, bradikinin, prostaglandinler ve takikinin gibi farklı maddeler de etkilidir. Hastalar çoğu zaman karın ağrısı, ishal ve yüzde kızarma gibi belirtilerle hekime başvurur ve bu yakınmalar başlangıçta sıradan sindirim sorunlarıyla karıştırılabilir. Oysa altta yatan tablo, çoğunlukla ince bağırsak, mide, akciğer ya da apendiks kaynaklı bir nöroendokrin tümördür ve doğru tanı konulması zaman alabilir.

Karsinoid sendromun gelişebilmesi için tümör hücrelerinin salgıladığı maddelerin karaciğer süzgecini geçip sistemik dolaşıma ulaşması gerekir. Bu nedenle sendrom, çoğu zaman karaciğere metastaz yapmış nöroendokrin tümörlerde belirgin h├óle gelir. Erken evrede tümör küçükken belirtiler silik kalabilir; hastalık ilerledikçe ataklar sıklaşır, sosyal yaşamı, beslenme alışkanlıklarını ve uyku düzenini olumsuz etkileyebilir. Bu tablo nadir görülmekle birlikte tanı konulamadığında hayat kalitesini ciddi biçimde düşürebilir. Bu yazıda karsinoid sendromun kimlerde ortaya çıktığı, hangi belirtilere yol açtığı, nasıl tanı konulduğu ve hangi durumlarda doktora başvurmak gerektiği gündelik bir dille ele alınmaktadır.

Kimlerde Görülür?

Karsinoid sendrom, çoğunlukla orta yaş ve üzeri yetişkinlerde görülen bir tablodur. Tanı yaşı genellikle 50-70 arasında yoğunlaşır; ancak genç erişkinlerde ve nadiren çocuklarda da bildirilmiştir. Kadın ve erkek arasında belirgin bir farklılık olmamakla birlikte, tümörün yerleşim yerine göre cinsiyet dağılımı değişebilir. İnce bağırsak kaynaklı nöroendokrin tümörler erkeklerde biraz daha sık görülürken, akciğer kaynaklı tümörlerde dağılım genelde dengelidir. Hastaların büyük çoğunluğunda yakınmalar yıllar içinde sinsi biçimde başlar ve tanı süreci uzayabilir.

Ailesinde multipl endokrin neoplazi tip 1 (MEN-1) gibi genetik sendromlar bulunan kişilerde nöroendokrin tümör riski artmıştır. Bu hastalarda pankreas, hipofiz ve paratiroid bezlerinde de farklı tümörler bir arada görülebilir. Nörofibromatozis tip 1 ve von Hippel-Lindau sendromu gibi nadir kalıtsal hastalıklar da risk grubunu oluşturur. Bu nedenle ailede genç yaşta nöroendokrin tümör öyküsü varsa düzenli kontrol önerilebilir. Genetik yatkınlık olmasa bile uzun süreli açıklanamayan ishal ve ataklar h├ólinde gelen yüz kızarması yaşayan kişilerde bu tablonun akılda tutulması gerekir.

Karsinoid tümörlerin önemli bir kısmı yıllarca sessiz seyreder ve başka bir nedenle yapılan tetkikler sırasında rastlantısal olarak fark edilir. Örneğin akut apandisit nedeniyle ameliyat edilen bir hastanın patoloji incelemesinde küçük bir karsinoid tümör bulunabilir. Mide endoskopisi sırasında saptanan polip benzeri lezyonların incelenmesi de bu tümörlerin tanınmasına yardımcı olur. Sendromun ortaya çıkması için tümörün belli bir büyüklüğe ulaşması ve karaciğere yayılması çoğu olguda gereklidir. Bu nedenle hastaların bir kısmında tümör mevcut olmasına rağmen klasik karsinoid sendrom bulguları gelişmez.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Karsinoid sendromun en tipik belirtisi, ani başlayan ve birkaç dakika ile yarım saat arasında süren yüz ve boyun kızarmalarıdır. Hastalar bu atakları sıcak basması, yanma hissi veya kontrolsüz utanma duygusu gibi tanımlayabilir. Kızarmaya çoğu zaman terleme, çarpıntı ve tansiyon dalgalanmaları eşlik eder. Ataklar; alkol, baharatlı yiyecekler, peynir, çikolata, stres ya da fiziksel zorlanma gibi tetikleyicilerle ortaya çıkabilir. Zamanla ataklar daha sık ve daha uzun süreli h├óle gelebilir, hastanın sosyal yaşamını belirgin biçimde kısıtlayabilir.

İkinci sık belirti, kronik ishaldir. Hastalar günde birkaç kez sulu, bazen yağlı görünümlü dışkılama tariflerler. İshal genelde yemeklerle ilişkili değildir ve gece de devam edebilir. Bu durum zamanla sıvı kaybına, elektrolit dengesizliğine ve kilo kaybına yol açabilir. Karın ağrısı ve şişkinlik de sık görülen yakınmalar arasındadır; bazı hastalarda ince bağırsakta tümöre bağlı kısmi tıkanıklık nedeniyle krampsı ağrılar ortaya çıkar. Bu tablo, irritabl bağırsak sendromu ya da besin intoleransı gibi yaygın durumlarla karıştırılabilir ve tanı gecikebilir.

Karsinoid sendromda kalp tutulumu, uzun süre tanı konulamayan olgularda gelişen bir bulgudur. Salgılanan serotonin ve benzer maddeler, kalbin sağ tarafındaki triküspit ve pulmoner kapakların kalınlaşmasına ve işlevini yitirmesine yol açabilir. Bu duruma karsinoid kalp hastalığı denir. Nefes darlığı, bacaklarda şişme, hızlı yorulma ve egzersiz toleransının düşmesi gibi yakınmalar görülür. Bazı hastalarda ise akciğer tümörü kaynaklı tabloda öksürük, hırıltılı solunum ve astım benzeri ataklar ön plandadır. Yüzde belirgin morumsu kızarma, gözlerde sulanma ve burun akıntısı eşlik edebilir.

Daha az sıklıkla görülen belirtiler arasında ciltte kalıcı kızarıklık, telanjektazi adı verilen damar genişlemeleri, niasin eksikliğine bağlı pellagra benzeri cilt değişiklikleri ve eklem ağrıları yer alır. Bazı hastalarda libido azalması, halsizlik ve yaygın kas güçsüzlüğü gibi belirtiler de görülebilir. Bu nedenle karsinoid sendrom, farklı uzmanlık alanlarını ilgilendiren çok yönlü bir tablodur. Belirtilerin çeşitliliği, hastanın doğru poliklinikte değerlendirilmesini zorlaştırabilir ve tanı için çok yönlü bir bakış açısı gerekir.

  • Yüz ve boyunda ani başlayan kızarma atakları
  • Yemekle ilişkisiz, gece de süren ishal ve karın ağrısı
  • Çarpıntı, terleme ve tansiyon dalgalanmaları
  • Nefes darlığı, hırıltılı solunum ve egzersizde yorulma
  • Kilo kaybı, halsizlik ve eklem ağrıları

Nedenleri Nelerdir?

Karsinoid sendromun temel nedeni, nöroendokrin hücrelerden köken alan ve biyoaktif maddeler salgılayan tümörlerdir. Bu tümörler en sık ince bağırsakta, özellikle ileumda görülür. Bunu apendiks, rektum, mide ve akciğer kaynaklı tümörler izler. Daha nadir olarak pankreas, safra yolları ve over gibi farklı bölgelerden köken alan tümörler de bu tabloya yol açabilir. Tümör hücreleri serotonin başta olmak üzere histamin, takikinin ve prostaglandin gibi maddeleri kontrolsüz biçimde kana salar. Bu salınım, atak şeklinde kendini gösteren belirtilerin kaynağıdır.

Sindirim sistemi kaynaklı tümörlerde sendromun belirgin h├óle gelmesi için karaciğer metastazları çoğunlukla gereklidir. Karaciğer normalde bağırsaklardan gelen kanı süzerek serotonin ve benzer maddeleri parçalar. Karaciğerde metastaz geliştiğinde bu süzme işlevi bozulur ve maddeler doğrudan sistemik dolaşıma geçer. Akciğer kaynaklı tümörlerde ise salgılanan maddeler karaciğer süzgecine uğramadan doğrudan sol kalbe ve oradan sistemik dolaşıma ulaşır. Bu nedenle akciğer kaynaklı karsinoid tümörlerde metastaz olmaksızın da sendrom belirtileri görülebilir.

Genetik etmenler de hastalığın ortaya çıkışında rol oynayabilir. Multipl endokrin neoplazi tip 1 sendromu, nörofibromatozis tip 1 ve von Hippel-Lindau hastalığı gibi kalıtsal tablolar nöroendokrin tümör gelişme riskini artırır. Bunun yanı sıra uzun süreli kronik atrofik gastrit, pernisiyöz anemi ve Helicobacter pylori ilişkili gastrit gibi durumların mide kaynaklı küçük nöroendokrin tümörlerle ilişkili olabileceği bilinmektedir. Sigara kullanımı özellikle akciğer kaynaklı tümörlerde anlamlı bir risk etkeni olarak değerlendirilir. Beslenme, alkol tüketimi ve mesleki maruziyetler ile bağlantı ise henüz net biçimde ortaya konulamamıştır.

Tanı Nasıl Konulur?

Tanı süreci, ayrıntılı bir öykü ve fizik muayene ile başlar. Hekim atakların sıklığını, tetikleyicilerini, eşlik eden ishal ve nefes darlığı gibi yakınmaları sorgular. Ailede nöroendokrin tümör ya da genetik sendrom öyküsü olup olmadığı önemlidir. Fizik muayenede ciltte kalıcı kızarıklık, kalp üfürümleri ve karında kitle gibi bulgular araştırılır. Bu aşamada şüphe uyandıran bulgular varsa laboratuvar ve görüntüleme tetkikleri planlanır. Karsinoid sendromun tanısında en sık başvurulan ilk basamak testlerden biri 24 saatlik idrarda 5-hidroksiindolasetik asit (5-HIAA) ölçümüdür.

5-HIAA, serotoninin parçalanma ürünüdür ve karsinoid tümörlerde idrarda belirgin biçimde artar. Test öncesi muz, ananas, kivi, ceviz, çikolata ve bazı ilaçlardan birkaç gün uzak durmak gerekir; aksi h├ólde sonuçlar yanıltıcı olabilir. Kanda kromogranin A düzeyleri ve seçilmiş olgularda serotonin ölçümü de tanıya katkı sağlar. Bu testler tek başına kesin tanı sağlamaz; bulgular birlikte değerlendirilir. Tetkik sonuçları şüpheli ise ileri görüntüleme yöntemlerine geçilir ve tümörün yerleşim yeri araştırılır.

Görüntülemede karın ultrasonografisi, bilgisayarlı tomografi (BT) ve manyetik rezonans görüntüleme (MR) sık kullanılan yöntemlerdir. Nöroendokrin tümörlerin yüzeyindeki somatostatin reseptörlerini hedef alan özel sintigrafi yöntemleri ve Galyum-68 DOTATATE PET/BT, küçük ve gizli tümörlerin saptanmasında değerli bilgi sağlar. Endoskopi, kolonoskopi ve kapsül endoskopi gibi yöntemlerle sindirim sistemi kaynaklı tümörler görüntülenebilir. Şüpheli lezyondan alınan biyopsinin patolojik incelemesi kesin tanı sağlar. Tümörün büyüme hızını gösteren Ki-67 indeksi ve histolojik derecelendirme, sonraki sürecin planlanmasında belirleyici unsurdur.

Komplikasyonlar Nelerdir?

Karsinoid sendromun en önemli komplikasyonlarından biri karsinoid kalp hastalığıdır. Uzun süre kontrol altına alınamayan serotonin yüksekliği, kalbin sağ tarafındaki kapakların kalınlaşmasına, büzüşmesine ve sızdırmasına yol açabilir. Sonuçta sağ kalp yetersizliği gelişir; bacaklarda ödem, karında sıvı birikmesi ve belirgin nefes darlığı ortaya çıkar. Bu durum hayat kalitesini ciddi biçimde düşürür ve bazı hastalarda kapak ameliyatı gerektirebilir. Erken tanı ve düzenli kalp takibi, bu komplikasyonun riskini azaltmada önemli bir yere sahiptir.

Bir diğer önemli sorun karsinoid krizdir. Anestezi, cerrahi girişim, bazı ilaçların kullanımı, tümör biyopsisi ya da yoğun stres sırasında tümörden ani ve büyük miktarda hormon salınımı yaşanabilir. Bunun sonucunda şiddetli tansiyon düşüklüğü, hırıltılı solunum, yaygın kızarma ve bilinç bulanıklığı gelişebilir. Karsinoid krizi yaşamı tehdit eden bir tablodur ve yoğun bakım koşullarında izlem gerektirir. Bu nedenle bilinen karsinoid tümörü olan hastaların ameliyat öncesinde mutlaka ayrıntılı değerlendirilmesi ve gerekli önlemlerin alınması gerekir.

Uzun süren ishale bağlı sıvı ve elektrolit kayıpları, böbrek işlevlerinde bozulmaya, kalp ritim sorunlarına ve belirgin halsizliğe yol açabilir. Niasin (B3 vitamini) eksikliği nedeniyle pellagra benzeri cilt bulguları, ağız içinde yaralar ve bilişsel bozukluklar gelişebilir. Tümörün ince bağırsakta büyümesi ya da bağırsak çevresinde sertleşmeye yol açması, bağırsak tıkanıklığı ve iskemiye neden olabilir. Bu tabloda ani başlayan şiddetli karın ağrısı, kusma ve gaz-gaita çıkışında durma gibi belirtiler acil değerlendirme gerektirir. Karaciğer metastazlarının büyümesiyle birlikte karaciğer yetersizliği bulguları da süreç içinde ortaya çıkabilir.

  • Karsinoid kalp hastalığı ve sağ kalp yetersizliği
  • Anestezi ya da stresle tetiklenen karsinoid kriz
  • Sıvı-elektrolit kaybı ve böbrek işlev bozukluğu
  • Niasin eksikliğine bağlı pellagra benzeri cilt sorunları
  • Bağırsak tıkanıklığı ve karaciğer yetersizliği

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Açıklanamayan ve haftalarca süren ishal, karın ağrısı, kilo kaybı ya da ani başlayan yüz kızarma atakları yaşıyorsanız bir iç hastalıkları uzmanına başvurmanız önerilir. Özellikle ishalin geceleri de devam etmesi, yemekle ilişkisinin belirsiz olması ve sıradan tedavilere yanıt vermemesi dikkat çekici bir uyarıdır. Yüz kızarmasının alkol, peynir ya da baharatlı yiyeceklerle tetiklenmesi, çarpıntı ve terleme ile birlikte gelmesi de değerlendirme gerektiren bulgular arasındadır. Bu yakınmaları görmezden gelmek tanı sürecini geciktirebilir.

Nefes darlığı, bacaklarda şişme, egzersizle artan yorgunluk ve göğüste baskı hissi gibi belirtiler kalp tutulumunu akla getirebilir. Uzun süredir astım benzeri yakınmaları olan ve standart tedavilere yeterli yanıt vermeyen kişilerde de altta yatan farklı bir neden araştırılmalıdır. Şiddetli karın ağrısı, kanlı dışkılama, ani bilinç bulanıklığı ya da kontrol edilemeyen tansiyon düşüklüğü gibi tablolarda zaman kaybetmeden acil servise başvurmanız gerekir. Bilinen karsinoid tümörünüz varsa planlı ameliyatlardan ve diş işlemlerinden önce mutlaka takip eden hekiminizi bilgilendirmelisiniz.

Son Değerlendirme

Karsinoid sendrom; nadir görülmesine karşın belirtileri günlük yaşamı belirgin biçimde etkileyen, doğru tanı konulduğunda süreci yönetilebilen bir tablodur. Yüz kızarmaları, kronik ishal, çarpıntı ve nefes darlığı gibi yakınmaların bir arada bulunması durumunda altta yatan nöroendokrin tümörlerin araştırılması önem taşır. Erken tanı; kalp tutulumu, karsinoid kriz ve bağırsak tıkanıklığı gibi ciddi komplikasyonların önüne geçilmesine katkı sağlar. Düzenli takip, beslenme alışkanlıklarının gözden geçirilmesi ve tetikleyicilerden uzak durmak hastalığın seyrinde belirleyici unsurdur.

Koru Hastanesi Dahiliye bölümünde uzman hekimlerimiz, karsinoid sendrom gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Lernen Sie unsere Fachärzte kennen

Vereinbaren Sie jetzt einen Termin oder rufen Sie uns für Ihre Gesundheit an.

WhatsApp Online-Termin