Akciğer kama rezeksiyonu, tıp literatüründe wedge rezeksiyon olarak da bilinen; akciğer parankiminin küçük ve kama biçiminde bir bölümünün, bronş ile pulmoner damar anatomisi takip edilmeksizin çıkarıldığı non-anatomik rezeksiyon yöntemidir. Bu tanım, wedge rezeksiyonu diğer akciğer rezeksiyonlarından (lobektomi, segmentektomi, pnömonektomi) belirgin biçimde ayıran temel unsurdur. Lobektomide bir akciğer lobu, pnömonektomide tüm akciğer, segmentektomide anatomik segment bronkovasküler yapılarıyla birlikte çıkarılırken; wedge rezeksiyonda cerrah, hedef lezyonun etrafındaki sağlıklı parankim marjını temel alarak dokuyu keser. Sonuç olarak elde edilen doku örneği üçgen ya da kama görünümündedir. Günümüz göğüs cerrahisinde wedge rezeksiyon, hem tanı koydurucu bir prosedür olarak hem de belirli seçilmiş hastalarda küratif tedavi olarak videotorakoskopik cerrahi (VATS) veya robotik cerrahi (RATS) eşliğinde uygulanabilmektedir. Bu yazıda Koru Hastanesi Göğüs Cerrahisi bakış açısıyla wedge rezeksiyonun tanımı, endikasyonları, karşılaştırmalı yeri, cerrahi tekniği, komplikasyonları, iyileşme süreci, nüks izlemi ve preoperatif planlamasına ilişkin kapsamlı bilgiler bulacaksınız.
Wedge Rezeksiyon Nasıl Tanımlanır? Uygulama Sahaları ve Yöntemleri Nelerdir?
Wedge rezeksiyon, akciğer parankiminin non-anatomik bir çıkarılma tekniğidir. Non-anatomik ifadesi burada kritik bir kavramsal anlam taşır: cerrah rezeksiyon sınırını belirlerken segmental bronş, segmental pulmoner arter veya ven gibi anatomik yapıları takip etmez; yalnızca lezyonun çevresinde yeterli sağlıklı parankim marjı bırakacak biçimde stapler yardımıyla parankimi ilerler ve kama biçiminde bir doku parçası çıkarır. Bu yaklaşım, minimal miktarda akciğer dokusu kaybına yol açması, hızlı uygulanabilir olması ve doku örneği elde etme konusunda kolaylık sunması nedeniyle çağdaş göğüs cerrahisinde geniş bir kullanım alanı bulmuştur.
Uygulama sahaları açısından wedge rezeksiyonu iki büyük kategoride ele almak gerekir. Birinci kategori tanısal endikasyonlardır; bronkoskopi veya bilgisayarlı tomografi (BT) eşliğinde perkütan iğne biyopsisi ile tanı konamamış periferik akciğer nodüllerinde, sub-plevral yerleşimli lezyonlarda ve interstisyel akciğer hastalıklarında doku örneklemesi için wedge rezeksiyon başvurulan yöntemdir. İkinci kategori tedavi edici endikasyonları içerir; solunum rezervi sınırlı hastalarda 2 santimetreden küçük periferik erken evre akciğer kanseri, ground-glass opasite (GGO) karakterindeki preinvaziv adenokarsinom in situ (AIS) ve minimal invaziv adenokarsinom (MIA) olguları, kolorektal karsinom, germ hücreli tümör, sarkom ve melanom kaynaklı oligometastatik akciğer metastazları, benign akciğer lezyonları (hamartom, aspergilloma, tüberküloz kavitesi), rekürren spontan pnömotoraksta apikal büllerin rezeksiyonu ve amfizematöz büller wedge rezeksiyonun tedavi amaçlı kullanıldığı klinik senaryolardır.
Yöntem olarak wedge rezeksiyon günümüzde çoğunlukla video eşliğinde torakoskopik cerrahi (VATS) ile gerçekleştirilir. Cerrah, göğüs duvarına yerleştirdiği iki ile dört küçük port aracılığıyla toraks boşluğuna kamera ve enstrümanlarını sokar; hedef parankimi endostapler ile eş zamanlı olarak keser ve zımbalar. Bunun yanı sıra robotik yardımlı torakoskopik cerrahi (RATS), tek port uniportal VATS, ve seçilmiş vakalarda entübe edilmeyen (non-intubated) VATS teknikleri de uygulanabilir. Klasik açık torakotomi wedge rezeksiyon için nadiren tercih edilir; ancak yoğun plevral yapışıklık, geçirilmiş cerrahi öykü veya kompleks kombine prosedürlerde açık yaklaşıma dönülmesi gerekebilir.
Organ Koruyucu Cerrahide Wedge Tekniği Neden Referans Yöntemdir?
Organ koruyucu cerrahi anlayışının modern göğüs cerrahisinde giderek güçlenmesinin arkasında, hastanın yaşam kalitesini korumak, ameliyat sonrası solunum fonksiyonunu mümkün olduğunca az etkilemek ve olası ikinci bir akciğer patolojisi için parankim rezervi bırakmak yer alır. Bu ilkelerin tümü göz önünde bulundurulduğunda wedge rezeksiyon, minimum miktarda akciğer dokusunun feda edildiği prosedür olarak organ koruyucu yaklaşımın temel taşlarından biri h├óline gelmiştir. Lobektomide bir lobun tamamı, segmentektomide anatomik segmentin bronkovasküler yapıları birlikte çıkarılırken; wedge rezeksiyonda cerrah yalnızca lezyon ve etrafındaki dar sağlıklı marjı hedefler. Bu durum, ameliyat sonrası zorlu ekspiratuar volüm birinci saniye (FEV1) ve karbonmonoksit difüzyon kapasitesi (DLCO) değerlerinde belirgin daha az kayba karşılık gelir.
Wedge tekniğinin referans yöntem olarak öne çıkmasının bir başka nedeni, düşük kardiyopulmoner rezerve sahip yaşlı hastalar, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) tanılı bireyler ve pulmoner fibrozisli olgularda lobektomiyi tolere edememe olasılığının yüksek olmasıdır. Bu hasta grubunda wedge rezeksiyon, hem tanısal hem de sınırlı küratif amaçla güvenli bir alternatif sunar. Ayrıca metastazektomi cerrahisinde, hastanın metakron veya senkron olarak birden fazla oturumda akciğer metastazı çıkarma ihtiyacı olabileceğinden; her defasında parankim korunması stratejisi wedge rezeksiyonu vazgeçilmez kılar. Kolorektal, germ hücreli tümör, sarkom ve melanom kaynaklı oligometastazlarda wedge rezeksiyon organ koruyucu paradigmanın referans tekniğidir.
Son on yılda yayımlanan klinik çalışmalar, seçilmiş hasta gruplarında wedge rezeksiyon sonuçlarının anatomik rezeksiyonlarla karşılaştırıldığında onkolojik olarak yeterli olabileceğini göstermiştir. Özellikle preinvaziv karakterdeki ground-glass opasitelerde ve iki santimetreden küçük periferik erken evre akciğer kanserlerinde sublobar rezeksiyon (wedge veya segmentektomi) genel sağkalım açısından lobektomiye alternatif kabul edilmektedir. Bu klinik bulgular, wedge rezeksiyonun yalnızca fonksiyonel açıdan uygun olmayan hastalar için değil; belirli erken evre kanserler için de organ koruyucu bir küratif tedavi olabileceğini göstermektedir. Göğüs cerrahisi ekibimiz, güncel kılavuzlar ışığında her hastanın klinik profilini bireysel olarak değerlendirir ve organ koruyucu yaklaşımı en doğru endikasyonda uygular.
Akciğer Wedge Rezeksiyonu Neyi İfade Eder? VATS ile Videotorakoskopik Yaklaşım Nasıl Uygulanır?
Akciğer wedge rezeksiyonu, hedef akciğer lezyonunun ve etrafındaki güvenli parankim marjının kama biçiminde çıkarılmasını ifade eder. Bu prosedürde çıkarılan doku örneği makroskopik olarak üçgen ya da V-şekli görünümdedir; patoloji laboratuvarına gönderilen bu doku hem tanı hem de cerrahi sınır güvenliği açısından incelenir. Prosedürün amacı; en küçük miktarda sağlıklı parankim feda edilerek lezyonun tümünün ve etrafında yeterli sağlıklı doku sınırının çıkarılmasıdır. Onkolojik cerrahide, çıkarılan doku sınırının (marj) tümör çapına eşit veya ondan büyük olması hedeflenir; ancak çok küçük lezyonlarda en az 1 santimetrelik bir sağlıklı doku marjı yeterli sayılır.
Videotorakoskopik yaklaşım (VATS), günümüzde wedge rezeksiyon için altın standart tekniktir. Ameliyat, çift lümenli endotrakeal tüp ile genel anestezi altında ve tek akciğer ventilasyonu eşliğinde başlar. Hasta lateral dekübit pozisyonuna alınır ve sterilizasyon sonrası cerrah, aksiller ve subskapular bölgeye 5-15 milimetrelik iki ila dört küçük insizyon yapar. Bu portlardan biri kamera için, diğerleri ise enstrümanlar ve endostapler için kullanılır. Toraks boşluğuna girildikten sonra plevral yüzey eksplore edilir, hedef lezyon görsel olarak veya parmak palpasyonu ile lokalize edilir. Periferik ve sub-plevral lezyonlar videotorakoskopik yaklaşımla kolayca ulaşılabilirken; derin yerleşimli lezyonlarda preoperatif işaretleme (hookwire, methylene blue, indosiyanin yeşili ICG floresans, coil, radyoaktif seed veya RFID işaretleme) yapılması gerekebilir.
Rezeksiyon aşamasında endostapler cihazı kullanılır. Cerrah, lezyonun etrafında planladığı sağlıklı marjı hedefleyecek şekilde stapleri iki-üç ateşleme (firing) ile paralel veya V-şekli olarak uygular. Cihaz aynı anda dokuyu keser ve iki tarafını üç sıralı zımba ile kapatır. Böylece hem hava kaçağı hem de kanama minimum düzeye indirilir. Doku çıkarıldıktan sonra frozen section adı verilen intraoperatif patoloji incelemesi ile cerrahi sınırların temiz olup olmadığı doğrulanır. Şüpheli malign vakalarda mediastinal lenf nodu örneklemesi de yapılabilir. Ardından hava kaçağı testi (parankim yüzeyi serum fizyolojik ile örtülür ve akciğer 30 cmH2O basınç altında ventile edilir), göğüs tüpü yerleştirilmesi ve port kapatma işlemleri tamamlanır. Toplam ameliyat süresi genellikle 45 ila 90 dakika arasındadır.
Lobektomi ile Wedge Rezeksiyon Arasında Hangi Vakada Hangisine Öncelik Verilir?
Lobektomi ile wedge rezeksiyon arasında karar verirken cerrah, hastanın kardiyopulmoner rezervini, lezyonun histopatolojik ön tanısını, lezyon çapını, lokalizasyonunu, lenf nodu tutulumu şüphesini ve prosedürün amacını (tanısal veya küratif) birlikte değerlendirir. Uzun yıllar boyunca primer küçük hücreli dışı akciğer kanserinde (NSCLC) standart cerrahi tedavi lobektomi ve mediastinal lenf nodu diseksiyonu olarak kabul edilmiştir. Lobektomi; bir akciğer lobunun bronkovasküler yapılarıyla birlikte çıkarılması ve anatomik lenfatik drenaj alanının tamamının rezeksiyonu anlamına gelir. Bu yaklaşım, klasik olarak lokal kontrol ve genel sağkalım açısından altın standarttır.
Wedge rezeksiyon ise seçilmiş bazı senaryolarda lobektomiye tercih edilir. İlk olarak, ileri yaş, KOAH, düşük FEV1, düşük DLCO veya eşlik eden kardiyak komorbiditeler nedeniyle lobektomiyi tolere edemeyecek hastalarda; 2 santimetreden küçük periferik NSCLC vakalarında wedge rezeksiyon kompromize (uzlaşma) prosedürü olarak uygulanır. İkinci olarak, ground-glass opasite karakterindeki preinvaziv lezyonlarda (AIS, MIA) sublobar rezeksiyon standart yaklaşım olabilir. Üçüncü olarak, akciğer metastazlarında (kolorektal, germ hücreli tümör, sarkom, melanom kaynaklı oligometastaz) metastazektomi prosedürünün amacı yalnızca metastatik odakları çıkarmak olduğundan wedge rezeksiyon tercih edilir. Dördüncü olarak, benign lezyonlar (hamartom, aspergilloma, kaviter tüberküloz) ve rekürren pnömotoraksta apikal bül rezeksiyonunda wedge tekniği rutindir.
Yakın dönemde yayımlanan CALGB 140503 randomize kontrollü çalışması, 2 santimetreden küçük periferik erken evre NSCLC hastalarında sublobar rezeksiyonun (wedge ve segmentektomi dahil) 5 yıllık hastalıksız sağkalım açısından lobektomiye non-inferior olduğunu göstermiştir. Bu bulgu, seçilmiş hasta grubunda wedge rezeksiyonun küratif bir seçenek olabileceğine dair önemli bir kanıttır. Bununla birlikte, wedge rezeksiyonun lokal nüks oranı segmentektomi ve lobektomiye kıyasla biraz daha yüksek olabilir; bu nedenle kanser cerrahisi endikasyonlarında imk├ón olduğunda anatomik segmentektomi tercih edilir. Santral yerleşimli, 2 santimetreden büyük, endobronşiyal invazyon gösteren veya N1/N2 lenf nodu tutulumu şüphesi bulunan NSCLC olgularında ise wedge rezeksiyon kontrendikedir ve lobektomi hedeflenir.
Over ve Mide Wedge Rezeksiyonuna Hangi Koşullarda Başvurulur?
Wedge rezeksiyon kavramı yalnızca akciğerlere özgü bir teknik değildir; genel cerrahi ve jinekolojik cerrahi disiplinlerinde de kama biçiminde doku çıkarılması gerektiren farklı organ patolojilerinde uygulanabilir. Bu bölümde göğüs cerrahisi dışındaki wedge uygulamalarının hangi koşullarda gündeme geldiğini kısaca aktarmak, hastalarımızın kavramı bütüncül biçimde anlamasına yardımcı olacaktır. Ancak bölümümüzün temel uzmanlık alanı akciğer wedge rezeksiyonu olup; over ve mide wedge rezeksiyonları ilgili cerrahi disiplinlerin (jinekoloji ve genel cerrahi) sorumluluğundadır.
Over wedge rezeksiyonu, tarihsel olarak polikistik over sendromunda (PKOS) uygulanan bir prosedürdür. Yumurtalık dokusundan kama biçiminde bir bölüm çıkarılarak androjen üretiminin azaltılması, ovulasyonun düzenlenmesi ve infertilite tedavisi hedeflenmiştir. Günümüzde klomifen sitrat, letrozol ve gonadotropinler gibi medikal ovulasyon indüksiyonu tedavilerinin yaygınlaşmasıyla klasik açık over wedge rezeksiyonu neredeyse terk edilmiştir. Yerini laparoskopik ovaryan drilling almış; ancak bu prosedür de yalnızca medikal tedaviye yanıtsız seçilmiş vakalarda tercih edilir. Ayrıca borderline over tümörlerinde ve bazı benign over lezyonlarında fertiliteyi korumak için wedge biyopsi veya kistektomi yapılabilir.
Mide wedge rezeksiyonu ise özellikle gastrointestinal stromal tümörler (GİST), küçük mide leiomyomları, ektopik pankreas dokusu, benign polipler ve seçilmiş erken mide karsinomlarında uygulanır. Bu prosedürde midenin bir bölümü kama biçiminde çıkarılır ve stapler ile kapatılır. Amaç, midenin fonksiyonunu ve anatomik bütünlüğünü olabildiğince koruyarak yalnızca lezyonu ve çevresindeki güvenli marjı çıkarmaktır. Laparoskopik ya da robotik wedge rezeksiyon, mide GİST cerrahisinde standart tekniklerden biridir. Görüldüğü üzere wedge rezeksiyon kavramı organ koruyucu, minimal invaziv ve fokal patolojiler için lokal cerrahi çözüm sunma prensibine dayanır ve farklı organlarda benzer felsefe ile uygulanır.
Wedge Rezeksiyon Ameliyatının Ardından Toparlanma Süreci Nasıldır ve Hasta Bakımı Nasıl Yapılır?
Wedge rezeksiyon ameliyatı sonrası toparlanma süreci, klasik akciğer rezeksiyonlarına kıyasla belirgin biçimde daha hızlıdır. Bunun temel nedeni prosedürün minimal invaziv niteliği, çıkarılan parankim miktarının küçük olması ve VATS yaklaşımının intercostal kaslara verdiği hasarın torakotomiye göre çok daha az olmasıdır. Ameliyathaneden çıkan hasta, önce postanestezi bakım ünitesine (recovery), oradan da servise ya da seçilmiş vakalarda doğrudan taburcu edilmek üzere günübirlik yatak birimine alınabilir. Uniportal VATS ve gelişmiş enhanced recovery after surgery (ERAS) protokolleri sayesinde bazı merkezlerde wedge rezeksiyon sonrası aynı gün taburcu uygulamaları başarıyla yürütülmektedir.
Postoperatif dönemde hasta bakımında en önemli iki başlık göğüs tüpü yönetimi ve ağrı kontrolüdür. Ameliyat sonunda yerleştirilen ince kalibrasyonlu göğüs tüpü, plevral boşluktaki hava ve sıvıyı drene eder; hava kaçağı ve drenajın izlenmesi kritik önem taşır. Genellikle 24 ila 48 saat içinde hava kaçağı durur ve tüp çıkarılır. Ağrı kontrolünde multimodal analjezi yaklaşımı benimsenir; interkostal blok, paravertebral blok, erector spinae plane blok gibi rejyonel anestezi teknikleri ile birlikte parasetamol, nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar ve kısa süreli zayıf opioidler kullanılır. VATS uygulanan hastalarda torakotomiye göre çok daha düşük düzeyde ağrı gözlenir.
Solunum egzersizleri, incentive spirometri kullanımı, erken mobilizasyon (ameliyatın ilk 6 saati içinde ayağa kaldırma), yeterli sıvı ve protein alımı ile solunum fizyoterapisi toparlanmanın önemli bileşenleridir. Sigara kullanan hastalar için preoperatif dönemde başlanan sigara bırakma programı postoperatif süreçte de sürdürülür. Hasta genellikle ameliyat sonrası 1 ile 3 gün içinde taburcu edilir; iki hafta içinde hafif günlük aktivitelere, dört-altı hafta içinde ise ağır fiziksel aktivitelere döner. Yara yeri bakımı, dikiş alımı, ilk poliklinik kontrolü ve patoloji sonucu tartışması için randevu programı ekibimizce planlanır. Kliniğimizde uygulanan yapılandırılmış ERAS protokolü ile hastalarımızın konfor ve iyileşme hızı en üst düzeyde tutulur.
Wedge Rezeksiyon Sonrası Nüks Riski Nedir ve Uzun Vadeli Takip Protokolü Nasıl Yürütülür?
Wedge rezeksiyon sonrası nüks riski, primer patolojinin doğasına, cerrahi marjın yeterliliğine, lezyonun büyüklüğüne ve histopatolojik özelliklerine göre değişir. Benign patolojiler (hamartom, aspergilloma, tüberküloz kavitesi) ve pnömotoraks nedeniyle yapılan bül rezeksiyonlarında sistemik nüks riski yoktur; ancak lokal nüks veya karşı akciğerde yeni bül gelişimi mümkündür. Preinvaziv (AIS) ve minimal invaziv adenokarsinom (MIA) olgularında wedge rezeksiyon sonrası 5 yıllık hastalıksız sağkalım oranı yüzde 95 ile yüzde 100 arasında raporlanmıştır; bu grupta wedge rezeksiyon fiilen küratif bir tedavi olarak kabul edilir. Sublobar rezeksiyon uygulanan erken evre solid NSCLC hastalarında ise 5 yıllık genel sağkalım seçilmiş vakalarda lobektomi ile benzer olup, lokal nüks oranı biraz daha yüksek olabilir.
Akciğer metastazektomisi endikasyonuyla wedge rezeksiyon yapılan hastalarda uzun dönem sonuçlar primer tümörün tipine ve hastalığın biyolojik davranışına bağlıdır. Kolorektal karsinom kaynaklı akciğer metastazlarında Fong skorlaması ile prognostik değerlendirme yapılır ve 5 yıllık genel sağkalım oranı yüzde 20 ile yüzde 40 arasında raporlanmıştır. Germ hücreli tümör metastazlarında sağkalım oranları çok daha yüksekken; melanom ve sarkom metastazlarında daha düşüktür. Metastazektomi hastalarında akciğerde yeni metastaz gelişme riski her zaman mevcut olduğundan; hasta multidisipliner tümör konseyi bünyesinde ve düzenli görüntüleme protokolüyle takip edilir.
Uzun vadeli takip protokolü, ameliyatın endikasyonuna ve patoloji sonucuna göre bireyselleştirilir. NSCLC vakalarında NCCN 2024 kılavuzları doğrultusunda ilk 2-3 yıl her 3-6 ayda bir toraks bilgisayarlı tomografisi, sonraki 2 yıl her 6 ayda bir ve beşinci yıl sonrasında yıllık düşük doz BT önerilir. PET-BT, klinik veya radyolojik nüks şüphesi olduğunda yaptırılır. Metastazektomi hastalarında primer tümörün tipine göre kolonoskopi, tümör belirteçleri, cilt muayenesi gibi ek tetkikler eklenir. Benign lezyonlarda uzun süreli görüntüleme takibi genellikle gerekmez. Sigara kullanımının bırakılması, düzenli fiziksel aktivite, sağlıklı beslenme ve influenza-pnömokok aşılamalarının güncel tutulması takibin ayrılmaz parçalarıdır. Multidisipliner değerlendirme yaklaşımı ile hastanın onkolojik, radyolojik ve fonksiyonel durumu bütünleşik bir izlemle yönetilir.
Wedge Rezeksiyon Öncesi Hangi Görüntüleme ve Laboratuvar Tetkikleri İstenir ve Cerrahi Sınır Nasıl Belirlenir?
Wedge rezeksiyon öncesi ayrıntılı bir preoperatif değerlendirme yapılır. Görüntüleme incelemelerinin başında yüksek çözünürlüklü toraks bilgisayarlı tomografisi (HRCT) gelir; bu tetkik ile lezyonun boyutu, lokalizasyonu, plevraya uzaklığı, solid veya ground-glass karakteri, spiküle veya lobüle sınırları, kalsifikasyon durumu ve komşuluk ilişkileri değerlendirilir. Malignite şüphesi olan olgularda pozitron emisyon tomografisi bilgisayarlı tomografi (PET-BT) yapılır; standardize edilmiş uptake değeri (SUV) üzerinden lezyonun metabolik aktivitesi, mediastinal lenf nodları ve uzak organ metastazları değerlendirilir. Derin yerleşimli veya çok küçük lezyonlarda ameliyat öncesi lokalizasyon için üç boyutlu (3D) rekonstrüksiyon yardımıyla lezyonun anatomik ilişkileri haritalanır ve gerektiğinde işaretleme prosedürü planlanır.
Laboratuvar tetkikleri arasında tam kan sayımı, kanama profili, biyokimya, kan gazı analizi, karaciğer ve böbrek fonksiyon testleri, gerekirse tümör belirteçleri ve kan grubu yer alır. Kardiyopulmoner rezervin değerlendirilmesi için pulmoner fonksiyon testleri (spirometri ile FEV1, FVC ve DLCO ölçümü), gerektiğinde efor testi ile maksimum oksijen tüketimi (VO2 maks) ölçülür. Kardiyak açıdan elektrokardiyografi, ekokardiyografi ve seçilmiş hastalarda efor stres testi ya da koroner anjiyografi istenebilir. Sigara içen hastalarda ameliyattan en az 2-4 hafta önce sigaranın bırakılması, solunum fizyoterapisi ve incentive spirometri kullanımı önerilir. Anestezi öncesi değerlendirme ile hastanın ASA skoru belirlenir ve olası perioperatif riskler görüşülür.
Cerrahi sınır (marj) belirleme, wedge rezeksiyonun onkolojik başarısı açısından en kritik teknik unsurdur. Genel kural, cerrahi marjın tümör çapına en az eşit veya ondan büyük olmasıdır; ancak çok küçük tümörlerde en az 1 santimetrelik sağlıklı doku marjı kabul edilir. İdeal olarak 2 santimetrelik marj hedeflenir. Cerrah, ameliyat sırasında hedef lezyonu görsel olarak ve palpasyonla lokalize eder; periferik ve subplevral lezyonlar için bu genellikle kolaydır. Ancak derin parankim içinde yerleşimli, küçük veya ground-glass karakterindeki lezyonlarda ameliyat öncesi işaretleme gereklidir. Bu amaçla BT eşliğinde hookwire yerleştirme, methylene blue, indosiyanin yeşili (ICG) floresans, lipiodol enjeksiyonu, radyoaktif seed, coil veya RFID işaretleyicileri kullanılabilir. Rezeksiyon sonrası çıkarılan doku, intraoperatif frozen section incelemesine gönderilir ve marjın temiz olduğu doğrulanır; gerekirse ek rezeksiyon yapılır.
Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hekim muayenesinin yerine geçmez. Tanı, tedavi kararı ve cerrahi planlama için mutlaka Koru Hastanesi Göğüs Cerrahisi uzmanlarına başvurmanız gerekmektedir. Her hastanın klinik durumu bireyseldir ve tedavi kararı ancak ayrıntılı bir muayene ve tetkik sürecinden sonra verilir. Randevu ve daha fazla bilgi için Koru Hastanesi Göğüs Cerrahisi bölümüne ulaşabilirsiniz.

