Diz eklemi, vücudun en karmaşık eklemlerinden biridir ve birden fazla bağ yapısı tarafından dengede tutulur. Bu bağların bir kısmı dizin ön ve iç bölümünde yer alırken, dış ve arka tarafta da oldukça kritik görevler üstlenen yapılar bulunur. İşte tam bu noktada posterolateral köşe denilen bölge devreye girer. Diz arkasının dış tarafında konumlanan bu anatomik bölge, hem yana doğru açılmayı hem de bacağın aşırı dönmesini engelleyen bir denge merkezi gibi çalışır. Bu bölge zarar gördüğünde diz stabilitesi belirgin biçimde bozulur ve günlük hareketler bile zorlaşır.
Posterolateral köşe yaralanması, sporcularda ve trafik kazası geçirenlerde sık karşılaşılan, ancak uzun süre gözden kaçabilen bir durumdur. Çünkü bu yaralanmalar çoğu zaman ön çapraz bağ ya da arka çapraz bağ yaralanmalarıyla birlikte ortaya çıkar ve dikkat genellikle daha bilinen bu yapılara yönelir. Oysa posterolateral köşedeki hasar tedavi edilmeden bırakıldığında, yapılan diğer bağ cerrahilerinin başarısı da olumsuz etkilenir. Bu nedenle dizin arka dış kısmında yaşanan ağrı, boşalma hissi veya dengesizlik şikayetleri hafife alınmamalı, ayrıntılı değerlendirme yapılmalıdır.
Kimlerde Görülür?
Posterolateral köşe yaralanması belirli risk gruplarında daha sık karşımıza çıkar. Özellikle temaslı sporlarla uğraşan bireyler, dizlerine gelen yan darbeler ve ani dönme hareketleri nedeniyle bu yaralanma açısından daha yüksek risk altındadır. Futbol, ragbi, Amerikan futbolu, kayak ve güreş gibi branşlarda diz ekleminin yan yüzeyine gelen güçlü darbeler bu bölgeyi doğrudan etkileyebilir. Profesyonel sporcuların yanı sıra hafta sonu spor yapan amatör katılımcılarda da benzer mekanizmalar görülebilir.
Trafik kazaları, motosiklet kazaları ve yüksekten düşmeler de posterolateral köşe yaralanmalarının önemli bir kısmından sorumludur. Özellikle motor önü çarpışmalarında dizin gösterge paneline çarpması ya da bacağın araç altında sıkışması, bu bölgeye doğrudan yük binmesine yol açar. Bu tür yüksek enerjili travmalarda yaralanmanın diğer bağ yapılarıyla birleşme olasılığı da artar.
Yaş aralığı açısından bakıldığında genç ve orta yaş erişkinlerde daha fazla rastlanır. Bunun temel nedeni bu yaş grubunun spor ve trafik gibi risk faktörlerine daha fazla maruz kalmasıdır. Bunun yanı sıra eklem laksitesi yani doğuştan gevşek bağ yapısına sahip bireylerde küçük travmalar bile bu bölgede yaralanmaya yol açabilir. Daha önce diz ameliyatı geçirmiş ya da kronik diz instabilitesi olan kişilerde tekrarlayan zorlanmalar zamanla posterolateral yapılarda yıpranma oluşturabilir.
İş kazaları da göz ardı edilmemesi gereken bir nedendir. İnşaat, lojistik ve ağır sanayi gibi alanlarda çalışanlar, dizlerine ani burkulmalar ya da darbeler aldığında posterolateral köşe etkilenebilir. Düzenli olarak ağır yük taşıyan ya da çömelme pozisyonunda çalışan kişilerde dizin dış arka bölgesinde aşınma ve mikro yaralanmalar birikebilir.
Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?
Posterolateral köşe yaralanmasının en belirgin bulgusu diz arkasının dış tarafında lokalize ağrıdır. Bu ağrı travma sonrası ilk saatlerde keskin ve şiddetli olabilirken, ilerleyen günlerde künt ve zonklayıcı bir karaktere bürünebilir. Ayağa kalkma, basamak inip çıkma ve yokuş aşağı yürüme gibi hareketler ağrıyı belirgin biçimde artırır. Hasta çoğu zaman bacağına tam güvenemediğini, dizin altında bir boşluk hissi olduğunu ifade eder.
İkinci önemli bulgu instabilite yani dizdeki dengesizlik hissidir. Posterolateral yapılar zarar gördüğünde diz yana doğru açılmaya başlar ve bacağın aşırı dış dönüş hareketi kontrol edilemez hale gelir. Bu nedenle düz zeminde yürürken bile dizde boşalma yaşanabilir. Özellikle yön değiştirme, ani durma ve dönme hareketlerinde diz adeta kontrolden çıkar. Bu durum hem psikolojik olarak güven kaybına yol açar hem de düşmelere zemin hazırlar.
Şişlik ve morarma da sık gözlenen bulgular arasındadır. Travmanın hemen ardından eklem içine ve çevresine kanama olabilir; bu kanama dizin arka dış kısmında belirgin bir morluk olarak kendini gösterir. Şişlik nedeniyle hareket açıklığı kısıtlanır, diz tam bükülemez ve tam düzleştirilemez. Bazı hastalarda peroneal sinir adı verilen sinirin etkilenmesine bağlı olarak ayak bileğinde ve parmaklarda uyuşma, karıncalanma ya da kuvvet kaybı gelişebilir. Bu durum düşük ayak adı verilen, ayak ucunun yukarı kaldırılamadığı tabloya kadar ilerleyebilir.
Bazı hastalarda yaralanma akut belirti vermez ve uzun süre fark edilmez. Bu kişilerde zamanla kronik dizdeki sertlik, hareketlerde tutulma, eklem içinde takılma hissi ve özellikle inişlerde yorgunluk şikayetleri belirginleşir. Spora geri dönüş zorlaşır, eski performansa ulaşmak mümkün olmaz. Tedavi gecikirse eklem kıkırdağı da hasar görmeye başlar ve erken dönem kireçlenme süreci başlayabilir.
Nedenleri Nelerdir?
Posterolateral köşe yaralanmaları çoğunlukla yüksek enerjili travmaların bir sonucudur. Dizin iç yüzüne doğrudan gelen güçlü bir darbe, eklem yapılarını ters tarafa zorlayarak dış ve arka kısımdaki bağ ve tendonların gerilmesine ya da yırtılmasına yol açar. Bu mekanizma özellikle futbolda rakibin yandan müdahalesinde, kayakta dış kenara devrilmelerde ve trafik kazalarında sıkça görülür. Aynı şekilde diz tam düz pozisyonda iken ayağın yere sabit kalıp gövdenin ani şekilde dönmesi de bu bölgenin zorlanmasına neden olur.
Yaralanma nedenleri arasında düşmeler önemli bir yer tutar. Yüksekten düşme, merdivenden yuvarlanma ya da motosiklet düşmeleri sırasında diz dış tarafa bükülerek yere çarpabilir. Bu sırada hem bağ yapıları hem de eşlik eden tendonlar zarar görebilir. Özellikle dizin hiperekstansiyon dediğimiz aşırı geriye doğru bükülmesi posterolateral yapılar üzerinde belirgin bir gerilim oluşturur ve yırtılmaya kadar gidebilir.
Tekrarlayan zorlanmalar da göz ardı edilmemesi gereken bir nedendir. Düzenli olarak ağır yük taşıyan, sürekli çömelip kalkan ya da uzun süre ayakta çalışan kişilerde dizin posterolateral köşesindeki yapılar zamanla yıpranabilir. Bu durum tek bir travmaya bağlı akut yaralanmadan farklı olarak yavaş seyirli ve sinsi ilerler. Şikayetler genellikle başlangıçta hafif ağrı şeklindedir ve zamanla artar.
- Diz iç yüzüne gelen yan darbeler (futbol, ragbi, Amerikan futbolu)
- Trafik ve motosiklet kazalarında dizin gösterge paneline çarpması
- Kayak, snowboard gibi sporlarda dış kenara devrilme
- Yüksekten düşme ve eklemin aşırı geriye bükülmesi
- Tekrarlayan ağır yük taşıma ve mesleki zorlanmalar
Bazı kişilerde anatomik yatkınlık da rol oynar. Doğuştan gevşek bağ yapısına sahip bireylerde küçük travmalar bile bu bölgede ciddi hasara yol açabilir. Daha önce diz ameliyatı geçirmiş ya da çapraz bağ yaralanması yaşamış kişilerde de posterolateral yapılar ekstra yük altında kalır ve zamanla yetersiz kalabilir. Bu nedenle bireysel risk faktörlerinin değerlendirilmesi, yaralanmanın nedenini anlamada önemlidir.
Tanı Nasıl Konulur?
Posterolateral köşe yaralanmasının tanısı, dikkatli bir hikaye alma ve ayrıntılı fizik muayene ile başlar. Hekim öncelikle yaralanmanın nasıl gerçekleştiğini, darbenin yönünü, yaralanma anında duyulan sesi ve sonrasında yaşanan şikayetleri ayrıntılı şekilde sorgular. Travmanın mekanizması, hangi yapıların etkilenmiş olabileceği konusunda önemli ipuçları verir. Ardından her iki diz karşılaştırmalı olarak incelenir; şişlik, morarma, hassasiyet ve hareket kısıtlılığı değerlendirilir.
Fizik muayenede özel testler kullanılır. Dial testi, varus stres testi ve posterolateral çekmece testi gibi manevralar, bu bölgedeki yapıların sağlamlığını ortaya koymada belirleyici unsurdur. Bu testlerde diz farklı pozisyonlarda tutularak yan açılma ve dış dönüş miktarı karşı taraf ile kıyaslanır. Aradaki fark, yaralanmanın varlığını ve derecesini değerlendirmede yardımcı olur. Aynı seansta ön ve arka çapraz bağlar da kontrol edilir, çünkü eşlik eden yaralanmalar oldukça sıktır.
Görüntüleme yöntemleri kesin tanı sağlar. Standart röntgen filmleri kemik kırıkları ve kopma kırıklarını gösterirken, eklem aralığındaki açılma da değerlendirilir. Manyetik rezonans görüntüleme yani MR, yumuşak doku yapılarını ayrıntılı şekilde gösterdiği için bu yaralanmanın tanısında temel bir araçtır. MR sayesinde hangi bağ ve tendonun ne ölçüde yaralandığı, eşlik eden menisküs ve kıkırdak hasarı net biçimde görülebilir. Bazı durumlarda ultrasonografi de tamamlayıcı bilgi sağlar.
Bazı hastalarda peroneal sinir etkilenmesi şüphesi varsa elektromiyografi yani EMG tetkiki istenebilir. Bu inceleme sinirdeki hasarın derecesini ve iyileşme potansiyelini değerlendirmede yardımcı olur. Tüm bu adımların birlikte yorumlanması, doğru bir tanı için gereklidir. Çünkü posterolateral köşe yaralanmaları çoğu zaman izole değildir ve eşlik eden yapıların durumu yaklaşımı doğrudan belirler.
Komplikasyonlar Nelerdir?
Posterolateral köşe yaralanması zamanında fark edilmediğinde ya da yetersiz yaklaşımla yönetildiğinde önemli sorunlara yol açabilir. En sık karşılaşılan komplikasyon kronik diz instabilitesidir. Bu durumda hasta sürekli boşalma hissi yaşar, basit aktivitelerde bile dizine güvenemez. Zamanla bu güvensizlik kas zayıflığına ve hareket kısıtlılığına dönüşür. Düşme riski artar, özellikle yaşlı bireylerde bu durum başka yaralanmalara zemin hazırlayabilir.
- Kronik diz instabilitesi ve sürekli boşalma hissi
- Eklem kıkırdağında erken yıpranma ve kireçlenme
- Eşlik eden çapraz bağ cerrahilerinde başarı oranının düşmesi
- Peroneal sinir hasarı ve düşük ayak tablosu
- Kas atrofisi yani uyluğun arka ve yan kasında erime
Eklem kıkırdağındaki yıpranma da önemli bir geç dönem sorunudur. Stabilitesi bozulan diz ekleminde yükler dengeli biçimde dağılamaz ve belirli bölgelerde aşırı baskı oluşur. Bu durum kıkırdağın hızla yıpranmasına ve erken yaşta kireçlenme sürecinin başlamasına neden olabilir. Kireçlenme bir kez yerleştiğinde diz ekleminde kalıcı ağrı, sertlik ve fonksiyon kaybı görülür. Bu süreç hastanın yaşam kalitesini ciddi biçimde etkiler.
Eşlik eden çapraz bağ yaralanmalarının yönetiminde de posterolateral köşe önemli bir rol oynar. Eğer bu bölgedeki sorun çözülmeden ön ya da arka çapraz bağ ameliyatı yapılırsa, yeni yerleştirilen bağ yapısı üzerine binen yük artar ve cerrahinin başarısı düşer. Bu nedenle bütüncül bir yaklaşım büyük önem taşır. Ayrıca peroneal sinir hasarına bağlı düşük ayak tablosu, hastanın yürüyüşünü kalıcı biçimde etkileyebilir ve özel ortez kullanımı gerektirebilir. Uzun süre hareketsiz kalan diz çevresindeki kaslarda erime gelişebilir ve rehabilitasyon süresi uzar.
Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?
Diz bölgesinde yaşanan travmalar her zaman dikkatli değerlendirilmelidir. Eğer bir darbe, düşme ya da burkulma sonrası dizinizin dış arka kısmında belirgin ağrı, şişlik ya da morarma fark ediyorsanız vakit kaybetmeden bir hekime başvurmalısınız. Özellikle yaralanma anında bir kopma hissi ya da ses duyduysanız, bu posterolateral köşe yaralanması açısından önemli bir uyarıdır. İlk saatlerde yapılan değerlendirme, eşlik eden yaralanmaların atlanmasını engeller.
Diz ekleminizde boşalma hissi yaşıyor, basamak inip çıkarken ya da yön değiştirirken güven duyamıyorsanız bu durum kronik instabiliteye işaret edebilir. Bu tür şikayetleri olağan görüp ertelemek yerine bir ortopedi uzmanına başvurmanız daha doğru olacaktır. Ayak bileğinizde ya da ayak parmaklarınızda uyuşma, karıncalanma ya da kuvvet kaybı fark ediyorsanız bu peroneal sinir etkilenmesinin habercisi olabilir ve acil değerlendirme gerektirir.
Eğer daha önce diz yaralanması ya da çapraz bağ cerrahisi geçirdiyseniz ve son dönemde yeniden dengesizlik, ağrı ya da hareket kısıtlılığı yaşıyorsanız, posterolateral yapıların durumunun yeniden gözden geçirilmesi gerekebilir. Sporcu iseniz spora dönüş öncesinde, dizinizdeki en küçük güvensizlik hissini bile ciddiye almalısınız. Erken tanı, hem komplikasyonların önüne geçer hem de iyileşme sürecini kolaylaştırır.
Son Değerlendirme
Posterolateral köşe yaralanması, diz ekleminin dış arka kısmında yer alan ve eklem stabilitesinde belirleyici rol oynayan yapıların hasarlanmasıdır. Çoğu zaman çapraz bağ yaralanmalarına eşlik ettiği için kolay gözden kaçabilir; ancak fark edilmediğinde kronik instabilite, kıkırdak hasarı ve sinir tutulumu gibi ciddi sorunlara yol açabilir. Erken ve doğru tanı, ayrıntılı fizik muayene ile uygun görüntüleme yöntemlerinin birlikte değerlendirilmesini gerektirir. Bireye özel planlanan yaklaşım ile bu tabloda belirgin biçimde iyileşme sağlanabilir.
Koru Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji bölümünde uzman hekimlerimiz, posterolateral köşe yaralanması gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.
Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.






