Biyokimya

İmmünglobulin A (IgA) Düzeyi

İmmünglobulin A Düzeyi Seviyesi tanı ve yaklaşımda temel prensipler. Klinik yaklaşım ve hasta yönetimi Koru Hastanesi uzmanlarından.

İmmünglobulin A, kısaca IgA olarak adlandırılan ve bağışıklık sisteminin temel yapı taşlarından biri kabul edilen bir antikor sınıfıdır. Vücudun mukozal yüzeylerinde, yani solunum yolları, sazaltma sistemi, ürogenital bölge ve gözyaşı, tükürük, ter gibi salgılarda yoğun biçimde bulunması nedeniyle savunma mekanizmasının ön cephesinde görev üstlenir. Kanda dolaşan formu serum IgA olarak değerlendirilirken, salgılarda yer alan ikincil yapısı sekretuar IgA olarak tanımlanır. Bu antikorun düzeyinin biyokimyasal incelemelerle ölçülmesi, bağışıklık sistemine ait pek çok klinik durumun aydınlatılmasında önemli bir rol üstlenmektedir. Erişkin bireylerde serum IgA düzeyi, total immünglobulin havuzunun yaklaşık yüzde on beşini oluşturmakta ve klinik değerlendirmelerde IgG ile birlikte en sık çalışılan immünglobulin parametrelerinden biri olarak öne çıkmaktadır.

İmmünglobulin A molekülü, ağır ve hafif zincirlerden oluşan klasik antikor yapısına sahip olup başlıca iki alt tipte sınıflandırılmaktadır. IgA1 olarak adlandırılan alt sınıf, serumda baskın biçimde yer alırken, IgA2 alt sınıfı özellikle mukozal salgılarda daha yüksek oranda saptanmaktadır. Bu ayrımın klinik önemi, bazı bakteriyel proteazlara karşı IgA2 alt tipinin daha dirençli olmasından kaynaklanmaktadır. Salgısal yüzeylerde dimer halinde bulunan ve sekretuar bileşen adı verilen ek bir protein parçasıyla güçlendirilen IgA, enzimatik parçalanmaya karşı korunaklı yapısı sayesinde mukozal bariyer işlevini sürdürebilmektedir. Bu nedenle IgA düzeyi sadece serumda değil, gereken durumlarda tükürük, gözyaşı veya sazaltma sistemi sıvılarında da değerlendirilebilmektedir.

Serum IgA seviyesinin ölçümü, genellikle nefelometrik veya türbidimetrik yöntemlerle gerçekleştirilmektedir. Bu yöntemler, antijen-antikor etkileşimi sonucunda oluşan ışık saçılımının ölçülmesi prensibine dayanmakta ve standart laboratuvar koşullarında güvenilir sonuçlar sunmaktadır. İncelemenin yapılabilmesi için bireyden venöz kan örneği alınması yeterli olmakta, özel bir hazırlık çoğu durumda gerekli görülmemektedir. Yetişkin bireylerde normal serum IgA değerleri genellikle yetmiş ile dört yüz miligram desilitre arasında değişmekle birlikte, laboratuvarlar arasında kullanılan kit ve yönteme bağlı olarak referans aralıklarında küçük farklılıklar gözlenebilmektedir. Çocuklarda IgA düzeyi doğum sonrası dönemde oldukça düşük olup yaş ilerledikçe kademeli biçimde artmakta ve ergenlik döneminin sonlarına doğru erişkin seviyesine ulaşmaktadır.

İmmünglobulin A düzeyinin değerlendirilmesi, hekimler için pek çok klinik tablo hakkında değerli bilgiler sunmaktadır. Tekrarlayan üst solunum yolu enfeksiyonları, kronik sinüzit, orta kulak iltihapları, ishal atakları ve açıklanamayan enfeksiyon sıklığı durumlarında serum IgA düzeyi öncelikli incelenen parametreler arasında yer almaktadır. Bunun yanı sıra otoimmün hastalıkların ayırıcı tanısında, çölyak hastalığı taramasında, karaciğer hastalıklarının değerlendirilmesinde ve bazı plazma hücre bozukluklarının saptanmasında da önemli bir tetkik olarak kabul edilmektedir. Hekim, klinik tabloyu bütüncül biçimde ele alarak diğer immünglobulin sınıfları olan IgG, IgM ve gerektiğinde IgE düzeyleriyle birlikte sonucu yorumlamaktadır.

Düşük IgA düzeyi tıbbi terminolojide hipogammaglobulinemi A veya seçici IgA eksikliği olarak adlandırılmaktadır. Seçici IgA eksikliği, birincil immün yetmezlikler arasında en sık karşılaşılan tablolardan biri olup toplumda yaklaşık altı yüz kişide bir oranında görüldüğü bildirilmektedir. Etkilenen bireylerin önemli bir bölümünde belirgin bir yakınma bulunmamakta ve durum başka nedenlerle yapılan tetkikler sırasında rastlantısal olarak saptanabilmektedir. Ancak bazı bireylerde tekrarlayan sinopulmoner enfeksiyonlar, gastrointestinal şikayetler, otoimmün hastalıklara yatkınlık ve atopik bulgular ortaya çıkabilmektedir. Tanı için serum IgA düzeyinin yedi miligram desilitrenin altında ölçülmesi ve diğer immünglobulin sınıflarının normal aralıkta bulunması beklenmektedir.

IgA düzeyinin azalmasına yol açan etkenler oldukça çeşitlilik göstermektedir. Birincil immün yetmezlik tabloları arasında değişken immün yetmezlik, ağır kombine immün yetmezlik ve agammaglobulinemi gibi nadir görülen genetik bozukluklar bulunmaktadır. Bunların yanı sıra bazı ilaçların kullanımı, özellikle uzun süreli kortikosteroid uygulamaları, bazı antiepileptikler ve immünsupresif ajanlar IgA üretimini olumsuz etkileyebilmektedir. Kronik böbrek hastalıkları, protein kaybettiren enteropatiler, nefrotik sendrom ve yanıklar gibi protein kaybına neden olan durumlar da serum IgA seviyesinde düşüşe yol açabilmektedir. Ayrıca bazı hematolojik kanser türleri ve kemik iliği yetmezlikleri de bu antikorun üretimini azaltabilmektedir.

Yüksek IgA düzeyi ise farklı klinik tablolarla ilişkilendirilmektedir. Kronik karaciğer hastalıkları, özellikle alkolik karaciğer hastalığı ve siroz, serum IgA seviyesinin belirgin biçimde yükselmesine neden olan başlıca durumlar arasında yer almaktadır. Kronik enfeksiyonlar, tüberküloz, bronşektazi ve uzun süreli iltihabi barsak hastalıkları da IgA yüksekliğine yol açabilmektedir. Romatoid artrit, sistemik lupus eritematozus ve Sjögren sendromu gibi otoimmün hastalıklarda da yüksek değerler gözlenebilmektedir. Bunların yanı sıra IgA tipi multipl miyelom adı verilen plazma hücre bozukluğu, monoklonal IgA üretimi nedeniyle son derece yüksek serum düzeylerine neden olabilmektedir. Bu nedenle yüksek IgA değerleri saptandığında protein elektroforezi ve immünfiksasyon gibi ek incelemelerin yapılması önerilmektedir.

Çocukluk çağında IgA düzeyinin değerlendirilmesi özel bir dikkat gerektirmektedir. Yenidoğan döneminde IgA neredeyse saptanamayacak düzeylerde bulunmakta ve anne sütü yoluyla bebeğe geçen sekretuar IgA, mukozal bağışıklığın oluşmasına katkı sağlamaktadır. Bebeklik döneminde kademeli olarak artan IgA üretimi, beş yaşına gelindiğinde erişkin değerinin yaklaşık yarısına ulaşmaktadır. Bu nedenle çocuklarda düşük IgA değerlerinin yorumlanmasında yaşa özgü referans aralıklarının kullanılması büyük önem taşımaktadır. Dört yaşın altındaki çocuklarda seçici IgA eksikliği tanısının konulması önerilmemekte, izlem sürecinde yeniden değerlendirme yapılması uygun görülmektedir.

Çölyak hastalığı taramasında IgA düzeyinin belirlenmesi büyük klinik öneme sahiptir. Çölyak hastalığının serolojik tanısında kullanılan doku transglutaminaz antikorları IgA sınıfında ölçülmekte ve seçici IgA eksikliği bulunan bireylerde bu antikorlar yanlış negatif sonuç verebilmektedir. Bu nedenle çölyak şüphesi taşıyan bireylerde total IgA düzeyinin değerlendirilmesi ilk basamak tetkikler arasında yer almaktadır. Düşük IgA saptanan olgularda IgG sınıfı antikorların ölçümü ile değerlendirme tamamlanmaktadır. Bu yaklaşım, gerçek çölyak hastalığının atlanmasını önlemekte ve doğru tanı konulmasına yardımcı olmaktadır.

IgA nefropatisi olarak bilinen Berger hastalığı, IgA molekülünün böbrek glomerüllerinde birikmesiyle karakterize bir glomerülonefrit tablosu olup dünyada en sık görülen primer glomerülonefrit nedeni olarak kabul edilmektedir. Bu hastalığın tanısında serum IgA düzeyi tek başına yeterli olmamakla birlikte, yüksek değerlerin saptanması destekleyici bir bulgu olarak değerlendirilmektedir. Kesin tanı genellikle böbrek biyopsisi ile konulmaktadır. IgA nefropatisi olan hastaların yaklaşık yarısında serum IgA düzeyi normalin üzerinde ölçülebilmekte, ancak normal IgA değerleri tanıyı dışlamamaktadır. Hematüri, proteinüri ve böbrek fonksiyon bozukluğu ile başvuran olgularda bu antikorun değerlendirilmesi klinik karara katkı sağlamaktadır.

IgA vasküliti olarak da bilinen Henoch-Schönlein purpurası, küçük damarları etkileyen bir vaskülit tablosu olup çocukluk çağında daha sık görülmektedir. Cilt döküntüleri, eklem ağrıları, karın ağrısı ve böbrek tutulumu ile karakterize olan bu hastalıkta IgA içeren immün komplekslerin damar duvarında birikmesi temel patolojik mekanizma olarak tanımlanmaktadır. Hastaların önemli bir bölümünde akut dönemde serum IgA düzeyi yüksek bulunabilmekte, ancak tanı klinik bulgular ve gerektiğinde doku örneklemesi ile konulmaktadır. IgA düzeyi izlemi, hastalığın aktivitesinin değerlendirilmesinde yardımcı bir parametre olarak kullanılabilmektedir.

Mukozal bağışıklığın değerlendirilmesinde sekretuar IgA ölçümleri de zaman zaman gündeme gelmektedir. Tükürük, gözyaşı veya nazal sekresyonlarda yapılan ölçümler özellikle araştırma amaçlı kullanılmakta ve mukozal bağışıklık yanıtının düzeyi hakkında bilgi sunmaktadır. Sporcularda yoğun antrenman dönemlerinde tükürük IgA düzeyinin azaldığı ve bunun üst solunum yolu enfeksiyonlarına yatkınlığı artırabildiği bildirilmektedir. Yaşlılık döneminde de mukozal IgA üretiminde kademeli azalma gözlenmekte ve bu durum enfeksiyonlara karşı direncin azalmasında rol oynayabilmektedir. Ancak sekretuar IgA ölçümleri rutin klinik uygulamada henüz yaygın yer bulmamış, daha çok bilimsel çalışmalarda kullanılmaktadır.

IgA düzeyinin ölçülmesi sürecinde laboratuvar koşullarının standartlaştırılması büyük önem taşımaktadır. Numunenin uygun koşullarda alınması, taşınması ve saklanması güvenilir sonuçların elde edilmesi açısından gerekli görülmektedir. Hemoliz, lipemi veya ikterik numunelerde ölçüm sonuçları etkilenebilmekte ve yanıltıcı değerler ortaya çıkabilmektedir. Bunun yanı sıra çok yüksek IgA düzeylerinde antijen fazlalığı nedeniyle yanlış düşük sonuçların elde edilebileceği bilinmekte ve bu durumlarda numunenin uygun oranlarda seyreltilerek yeniden çalışılması önerilmektedir. Akut enfeksiyon dönemlerinde, aşılama sonrasında ve gebelik gibi fizyolojik durumlarda da IgA düzeylerinde dalgalanmalar gözlenebilmektedir.

Kan transfüzyonu öncesinde IgA düzeyinin değerlendirilmesi bazı özel durumlarda gündeme gelmektedir. Tam IgA eksikliği bulunan bireylerde anti-IgA antikorlarının gelişebileceği ve transfüzyon sırasında anafilaktik reaksiyonların ortaya çıkabileceği bilinmektedir. Bu nedenle daha önce transfüzyon reaksiyonu öyküsü bulunan veya birden fazla transfüzyon planlanan hastalarda IgA düzeyinin önceden belirlenmesi ve gerektiğinde IgA içermeyen kan ürünlerinin tercih edilmesi önerilmektedir. Bu yaklaşım, ciddi reaksiyonların önlenmesine katkı sağlamaktadır ve hasta güvenliği açısından önemli bir tedbir olarak kabul edilmektedir.

İmmünglobulin A düzeyinin yorumlanması, izole bir laboratuvar değeri olarak değil, hastanın klinik tablosu, öyküsü, fiziksel muayene bulguları ve diğer laboratuvar parametreleri ile birlikte ele alınması gereken bir süreçtir. Tek bir ölçüm sonucundan hareketle kesin yargılara varılması önerilmemekte, gerektiğinde tetkikin tekrar edilmesi ve ek incelemelerle desteklenmesi uygun görülmektedir. Sonuçların değerlendirilmesi ve sonraki adımların planlanması alanında deneyimli hekimler tarafından gerçekleştirildiğinde, IgA düzeyi ölçümü bağışıklık sistemi ile ilgili pek çok klinik durumun aydınlatılmasına önemli katkı sunmaktadır. Periyodik kontroller ve hekim takibi, kronik durumların yönetiminde değerli bir araç olarak öne çıkmaktadır.

Biyokimya Our Doctors

We are by your side with our experienced specialist physicians in this field

Meet Our Specialist Physicians

Book an appointment now or call us for your health.

WhatsApp Online Appointment