Kulak Burun Boğaz

Kanal Duvarı Koruyucu Mastoidektomi

Kanal Duvarı Koruyucu Mastoidektomi, günlük yaşamı etkileyebilen ve doğru takiple yönetilebilen bir durumdur. Hastalığın özelliklerini ve izlem önerilerini öğrenin.

Kanal duvarı koruyucu mastoidektomi, orta kulak ve mastoid kemik boşluğundaki kronik iltihabi süreçlerin, kolesteatomun ya da tekrarlayan enfeksiyonların cerrahi olarak temizlenmesinde başvurulan çağdaş bir yaklaşımdır. Bu cerrahi girişimin en belirgin özelliği, dış kulak yolunun arka duvarını oluşturan kemik yapının olabildiğince korunarak hastalıklı dokunun uzaklaştırılmasıdır. Kulak anatomisinin karmaşık yapısı düşünüldüğünde, işitme kemikçiklerinin, yüz sinirinin, iç kulağın ve çevresindeki hayati oluşumların korunması büyük önem taşır. Kanal duvarı koruyucu teknik, hem hastalığın kontrol altına alınmasını sağlar hem de kulak kepçesinin arkasında geniş açık bir boşluk oluşmasını önleyerek hastanın günlük yaşam kalitesine katkı sağlar. Kulak burun boğaz cerrahisinde geliştirilen mikrocerrahi tekniklerin ilerlemesi, mikroskop ve endoskop desteğinin yaygınlaşması bu tür girişimlerin başarısını belirgin biçimde artırmıştır.

Mastoid kemik, kulak kepçesinin arkasında yer alan ve içerisinde hava boşlukları barındıran özel bir kemik yapısıdır. Bu boşluklar, orta kulak ile bağlantılı olup normal koşullarda hava dolu haldedir. Ancak kronik otitis media, kolesteatom, adeziv otit gibi kulak hastalıklarında bu boşluklar yumuşak dokularla dolabilir, iltihabi sekresyon barındırabilir ya da kemik erozyonuna yol açan patolojik dokular içerebilir. Bu durumda mastoid boşluklarının cerrahi olarak temizlenmesi gerekli hale gelir. Klasik mastoidektomi teknikleri arasında en sık uygulananlar; basit mastoidektomi, kanal duvarını koruyan mastoidektomi ve kanal duvarını indiren radikal mastoidektomi olarak sınıflandırılır. Kanal duvarı koruyucu yöntem, ismini dış kulak yolunun arka duvarındaki kemik yapının intakt bırakılmasından alır ve bu özelliği ile diğer tekniklerden ayrılır.

Kronik orta kulak iltihabı, altı haftadan uzun süren, kulak zarında kalıcı delinme, akıntı ve işitme kaybı ile seyreden bir tablodur. Kolesteatom ise dış kulak yolunun yassı epitel dokusunun orta kulak boşluğuna doğru büyüyerek burada birikmesi sonucu ortaya çıkan, çevre kemik yapılarında erozyona neden olabilen özel bir oluşumdur. Bu iki durum, kanal duvarı koruyucu mastoidektominin en sık uygulama alanlarını oluşturur. Kolesteatomun ilerleyici karakteri, tanı konulur konulmaz cerrahi girişimin planlanmasını gerektiren bir durumdur. Hastalık ilerledikçe işitme kemikçiklerinde erozyon, yüz sinirinde baskı, iç kulak yapılarında hasar ve nadiren de olsa kafa içi komplikasyonlar ortaya çıkabilir. Bu nedenle erken tanı ve zamanında yapılan cerrahi girişim, olası komplikasyonların önlenmesi açısından belirleyici bir rol üstlenir.

Cerrahi girişim öncesinde kapsamlı bir değerlendirme yapılır. Otoskopik muayene, kulak zarının, orta kulak boşluğunun ve varsa kolesteatom kesesinin durumu hakkında ilk bilgileri sağlar. İşitme testleri, saf ses odyometrisi ve konuşma odyometrisi ile hastanın işitme fonksiyonlarının hangi düzeyde etkilendiği belirlenir. Timpanometri, orta kulak basıncı ve kulak zarı hareketliliği hakkında veri sunar. Yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografi, mastoid kemiğin havalanma durumunun, kemikçik zincirinin bütünlüğünün, yüz siniri kanalının ve iç kulak yapılarının ayrıntılı olarak incelenmesine olanak tanır. Bazı durumlarda manyetik rezonans görüntüleme, özellikle yumuşak dokuların ayırıcı tanısında ve rezidü ya da nüks kolesteatom şüphesinde tercih edilen görüntüleme yöntemidir. Difüzyon ağırlıklı MR sekansları, kolesteatomun granülasyon dokusundan ayırt edilmesinde önemli katkı sağlar.

Ameliyat öncesi dönemde hastanın genel sağlık durumu ayrıntılı olarak değerlendirilir. Kan tetkikleri, kardiyak fonksiyon testleri, gerektiğinde solunum sistemi değerlendirmesi yapılır. Kullanılan ilaçlar, kronik hastalıklar ve alerji öyküsü kayıt altına alınır. Anestezi hekimi tarafından yapılan preoperatif değerlendirme, cerrahi sürecin güvenliği açısından belirleyicidir. Hastaya cerrahi girişimin amacı, uygulanacak teknik, olası riskler, iyileşme süreci ve olası sonuçlar ayrıntılı biçimde anlatılır. Bilgilendirilmiş onam süreci, hasta hekim ilişkisinin şeffaflığını sağlayan önemli bir aşamadır. Ameliyat öncesi bir gece hastaneye yatış genellikle planlanır, sabah aç karnına ameliyat hazırlığı yapılır. Kulak arkası ve mastoid bölge cerrahi tıraş ve antiseptik uygulamalarla hazırlanır.

Kanal duvarı koruyucu mastoidektomi, genellikle genel anestezi altında gerçekleştirilir. Cerrahi girişim, kulak kepçesinin arkasından yapılan retroauriküler bir kesi ile başlar. Bu kesi yaklaşık dört ile altı santimetre uzunluğunda olup, saç çizgisinin arkasında kalarak estetik açıdan gizlenebilecek şekilde planlanır. Cilt ve cilt altı dokular geçildikten sonra mastoid kemiğin yüzeyine ulaşılır. Kemik yüzeyi mikroskop altında yüksek hızlı elektrikli motorlu tıbbi tur ve elmas uçlar yardımıyla dikkatlice şekillendirilir. Mastoid antrum olarak adlandırılan geniş boşluğa ulaşılır ve buradan sinüs plate, tegmen mastoideum, sigmoid sinüs, dijestrik oluk gibi anatomik referans noktaları belirlenir. Bu anatomik yapılar cerrahın yönelim bulmasını sağlayan temel işaret noktalarıdır.

Mastoid boşluk açıldıktan sonra hastalıklı doku, granülasyon, kolesteatom keseleri ve iltihabi materyaller titizlikle temizlenir. Yüz sinirinin geçtiği fallop kanalı özellikle dikkatle korunur çünkü bu sinirdeki en küçük bir hasar yüz felci ile sonuçlanabilir. Lateral semisirküler kanal, iç kulağın bir parçası olarak korunması gereken hayati bir yapıdır. Bu bölgedeki hasar denge bozukluğuna ve iç kulak tipi işitme kaybına yol açabilir. Kanal duvarı koruyucu teknikte, dış kulak yolunun arka duvarı olabildiğince ince bırakılarak bütünlüğü korunur. Bu yaklaşım hastanın ameliyat sonrası kulak anatomisinin doğal görünümünü sürdürmesini sağlar ve postoperatif bakım gereksinimlerini önemli ölçüde azaltır. Ameliyat sırasında orta kulak boşluğu da atikotomi ya da posterior timpanotomi denilen bir pencere aracılığıyla değerlendirilebilir.

Kolesteatomun yerleştiği bölgeler arasında en sık karşılaşılanlar; attik denilen kulak zarının üst bölümü, sinüs timpani, fasiyal reses ve mastoid antrumdur. Bu bölgelerin tümünün endoskop desteğiyle görüntülenmesi son yıllarda giderek yaygınlaşmıştır. Endoskopik yardımlı mastoidektomi, mikroskop ile ulaşılması güç köşelerin daha net incelenmesine olanak tanır ve rezidü hastalık olasılığını azaltır. İşitme kemikçikleri zincirinin durumu değerlendirilir; malleus, inkus ve stapes kemikçiklerinden erozyona uğramış olanlar tespit edilir. Kemikçik zinciri bütünlüğü bozulmuşsa, aynı seansta ya da ikinci bir cerrahi seansta ossiküloplasti denilen kemikçik onarım işlemi planlanır. Bu onarım için hastanın kendi kemikçiği, kıkırdak dokusu veya sentetik protezler kullanılabilir.

Kulak zarının onarımı da kanal duvarı koruyucu mastoidektomi ile aynı seansta gerçekleştirilebilir. Timpanoplasti olarak adlandırılan bu işlemde, hastanın temporal kasının fasyasından ya da kulak kepçesindeki kıkırdak zarından alınan greft materyali kullanılır. Greft, kulak zarındaki delinmenin altına ya da üstüne yerleştirilerek yeni bir zar oluşumuna zemin hazırlar. Underlay ve overlay olarak isimlendirilen bu iki teknik, kulak zarındaki delinmenin yerine ve büyüklüğüne göre tercih edilir. Kartilaj greftler özellikle geniş perforasyonlarda, retraksiyon poşlarında ve tekrarlayan kolesteatom olgularında dayanıklılığı nedeniyle sıklıkla kullanılan bir seçenek olarak öne çıkar. Ameliyat sonunda mastoid boşluk uygun antibiyotikli süngerler ya da eriyebilir hemostatik ajanlar ile doldurulur, kesi kısmi ya da tam olarak kapatılır ve bir kulak arkası bandaj uygulanır.

Cerrahi girişim genellikle iki ile dört saat arasında sürer. Ameliyat süresi hastalığın yaygınlığına, mastoid kemiğin havalanma durumuna, işitme kemikçiklerinin durumuna ve eş zamanlı yapılan onarım işlemlerine göre farklılık gösterir. Ameliyat sonrası hasta uyanma odasında yakından izlenir ve stabilite sağlandıktan sonra servise alınır. Ameliyat sonrası ilk saatlerde hafif baş ağrısı, kulak çevresinde dolgunluk hissi, geçici baş dönmesi görülebilmektedir. Bu belirtiler genellikle uygulanan ilaç tedavisi ile kontrol altına alınır. Postoperatif dönemde antibiyotik tedavisi, ağrı kesiciler ve gerekirse antivertijinöz ilaçlar reçete edilir. Hastanede kalış süresi çoğu durumda bir ile üç gün arasında değişir. Taburculuk sonrasında kulak arkası pansuman düzenli aralıklarla değiştirilir ve dış kulak yolundaki tamponlar zaman içinde çıkarılır.

İyileşme sürecinde bazı önlemlerin alınması, cerrahi başarının sürdürülmesi açısından önem taşır. İlk üç ile dört hafta boyunca kulak içine su kaçırmamak, ani basınç değişikliklerinden kaçınmak, burnu sert şekilde silmemek, ağır yük kaldırmamak ve yüzme, dalış gibi aktivitelerden uzak durmak önerilir. Uçak yolculukları erken dönemde tercih edilmemesi gereken durumlar arasında yer alır. Hasta genellikle iki hafta içinde günlük yaşamına dönebilir, ancak yoğun fiziksel aktivite gerektiren işlere dönüş için altı hafta kadar bir sürenin geçmesi beklenir. İşitme fonksiyonundaki iyileşmenin değerlendirilmesi ise doku iyileşmesi tamamlandıktan sonra, genellikle üçüncü ay civarında yapılan kontrol odyometrileri ile mümkün olur. Kemikçik zinciri onarımı yapılan hastalarda işitmedeki iyileşme birkaç ayı bulan bir süreçte oturur.

Kanal duvarı koruyucu mastoidektominin en önemli avantajlarından biri, dış kulak yolunun anatomik bütünlüğünün korunması sayesinde hastanın ameliyat sonrası yaşam kalitesinin yüksek düzeyde sürdürülmesidir. Klasik radikal mastoidektomide oluşturulan geniş açık boşluk, düzenli aralıklarla temizlik gerektirir ve bu boşlukta zaman zaman enfeksiyon, koku ve akıntı sorunları yaşanabilir. Kanal duvarı koruyucu teknikte böyle bir açık kavite oluşmadığı için hasta günlük hayatında büyük ölçüde eski yaşam düzenini sürdürebilir. İşitme cihazı kullanımı gerektiğinde daha rahat bir uyum sağlanabilir. Su ile temas kısıtlamaları da uzun vadede daha esnek hale gelir. Bu avantajlar hastanın psikolojik iyilik halinin korunmasına ve sosyal yaşamına olan uyumun sürdürülmesine katkı sağlar.

Bununla birlikte kanal duvarı koruyucu tekniğin bazı sınırlılıkları da bulunmaktadır. Özellikle yaygın kolesteatom olgularında, kolesteatom keselerinin dış kulak yolunun arka duvarı arkasında saklı kalması nedeniyle rezidü hastalık olasılığı bu teknikte klasik radikal mastoidektomiye göre bir miktar yüksek kabul edilir. Bu nedenle bazı hastalarda ikinci bir cerrahi girişim, ilkinden yaklaşık altı ile on iki ay sonra planlanabilir. Second look olarak adlandırılan bu ikinci bakma cerrahisinde, hem gizli kalmış olası rezidü hastalık taranır hem de aynı seansta işitme kemikçikleri onarımı gerçekleştirilir. Ayrıca son yıllarda difüzyon ağırlıklı MR görüntülemenin yaygınlaşması, rezidü kolesteatomun ameliyatsız takibinde önemli bir seçenek haline gelmiştir. Böylece bazı hastalarda ikinci cerrahi girişim gerekliliği görüntüleme bulgularına göre yeniden değerlendirilebilir.

Cerrahi girişimin olası komplikasyonları arasında yüz siniri felci, iç kulak tipi işitme kaybı, tinnitus denilen kulak çınlaması, baş dönmesi, dış kulak yolu darlığı, kulak zarı grefti tutmama sorunu ve nadiren de olsa kafa içi komplikasyonlar sayılabilir. Ancak deneyimli ellerde ve modern cerrahi ekipmanların kullanıldığı merkezlerde bu komplikasyonların görülme sıklığı oldukça düşüktür. Yüz sinirinin sürekli monitörizasyon ile izlendiği ameliyatlarda sinir yaralanma olasılığı belirgin biçimde azaltılabilmektedir. Nörofizyolojik monitörizasyon, cerrahın yüz sinirinin yakınında çalışırken uyarı almasına olanak tanır ve olası zararlı manipülasyonların önüne geçer. Bu tür güvenlik önlemleri, çağdaş kulak cerrahisinin standart uygulamaları arasında yer almaktadır.

Hasta seçimi, kanal duvarı koruyucu mastoidektominin başarısında belirleyici bir faktördür. Sınırlı yaygınlıkta kolesteatom, kronik otitis media, işitme kemikçiklerinde sınırlı erozyon, mastoid kemiğin havalanmasının kısmen korunmuş olduğu olgular bu teknikten yarar görebilir. Buna karşın çok yaygın kolesteatom, tekrarlayan cerrahi girişim öyküsü, ileri kemik erozyonu, labirent fistülü ve kompleks anatomik varyasyonların bulunduğu durumlarda klasik teknikler değerlendirilebilir. Çocuk hastalarda kolesteatomun daha agresif seyretme eğilimi göz önünde bulundurulur ve cerrahi teknik buna göre planlanır. Erişkin hastalarda ise yaş, genel sağlık durumu ve eşlik eden hastalıklar cerrahi kararı etkileyen unsurlar arasındadır. Her hasta için kişiye özel bir cerrahi plan hazırlanması, sonuçların olabildiğince iyi olmasına katkı sağlar.

Ameliyat sonrası uzun dönem takip, kanal duvarı koruyucu mastoidektomi sonrası bakımın önemli bir parçasıdır. Hastalar ilk yıl içinde üç, altı ve on iki aylık aralıklarla kontrole çağrılır. Bu ziyaretlerde otoskopik muayene, gerekirse mikroskopik değerlendirme, odyometrik incelemeler ve klinik durumun genel değerlendirilmesi yapılır. Sonraki yıllarda yıllık kontroller sürdürülür. Rezidü ya da nüks kolesteatom olasılığı hastalığın tanı anındaki yaygınlığına ve cerrahi sırasında yapılan temizliğin niteliğine bağlıdır. Uzun dönem takipte kulak sağlığının korunması, üst solunum yolu enfeksiyonlarına karşı dikkatli olunması, alerjik burun ve sinüs hastalıklarının yönetilmesi orta kulak sağlığının sürdürülmesine katkı sağlar. Östaki borusu fonksiyon bozukluğunun bulunduğu hastalarda ek yaklaşımlar gerekebilir.

Son yıllarda kulak cerrahisinde yaşanan teknolojik gelişmeler, kanal duvarı koruyucu mastoidektominin başarısını belirgin biçimde artırmıştır. Yüksek çözünürlüklü endoskoplar, ultra ince cerrahi aletler, ileri düzey mikroskoplar, robotik cerrahi denemeleri ve intraoperatif görüntüleme teknikleri, cerrahın çalışma alanını daha net görmesini ve daha az invaziv yaklaşımlarla daha başarılı sonuçlar almasını sağlar. Endoskopik kulak cerrahisi, klasik açık cerrahi tekniklerin sınırlı kaldığı köşelere ulaşımı kolaylaştırır ve kolesteatomun tam olarak temizlenmesine imk├ón tanır. Lazer teknolojilerinin belirli olgularda kullanımı, hassas dokuların korunmasını destekler. Bu ilerlemeler, hastalığın nüks etme oranlarının azaltılmasına ve işitme sonuçlarının iyileşmesine katkı sağlar. Kanal duvarı koruyucu mastoidektomi, günümüzde kulak cerrahisinin en önemli girişimlerinden biri olarak yerini korumakta ve deneyimli kulak burun boğaz cerrahları tarafından titiz bir planlamayla uygulanan bir yaklaşım olma özelliğini sürdürmektedir.

Conozca a Nuestros Médicos Especialistas

Reserve una cita ahora o llámenos por su salud.

WhatsApp Cita en Línea