Çocuk Nörolojisi

Gizli Spina Bifida (Spina Bifida Okülta)

Klinik Önemi ve İzlem — Gizli Spina Bifida (Spina Bifida Okülta), farklı nedenlerle ortaya çıkabilen ve özenli bir değerlendirme gerektiren bir durumdur. Belirtiler ve değerlendirme süreci hakkında detaylı bilgi alın.

Gizli spina bifida, tıp dilinde spina bifida okülta olarak adlandırılan ve omurganın arka kısmındaki kemik yapının tam olarak kapanmaması ile ortaya çıkan doğumsal bir durumdur. Buradaki "gizli" kelimesi, durumun çoğu zaman dış görünüşle kendini belli etmemesinden ve cilt altında saklı kalmasından gelir. Omurgayı oluşturan omur kemiklerinden bir ya da birkaçının arka kısmında küçük bir açıklık bulunur; ancak omurilik ve sinir kökleri çoğu zaman bu açıklıktan dışarıya taşmaz. Bu nedenle pek çok kişi, durumun farkına ancak başka bir sebeple çekilen bel röntgeninde ya da manyetik rezonans görüntülemesinde tesadüfen varır.

Bu tablo, spina bifida ailesinin en hafif ve en sık karşılaşılan biçimi olarak kabul edilir. Toplumda görülme sıklığının yüksek olmasına karşın, kişilerin büyük bölümünde belirgin bir şikayete yol açmadığı için sessiz bir seyir izler. Yine de bazı bebeklerde ve çocuklarda bel bölgesinde kıllanma, küçük bir çukurluk, renk değişikliği ya da yağ dokusu fazlalığı gibi cilt bulguları dikkat çekebilir. Bu bulgular, altta yatan omurga gelişimine dair önemli ipuçları taşıdığı için çocuk hekimleri ve çocuk nöroloji uzmanları tarafından titizlikle değerlendirilir. Bu yazıda gizli spina bifidanın kimlerde daha sık görüldüğü, belirtileri, nedenleri, tanı süreci ve takip yaklaşımları gündelik bir dille ele alınmıştır.

Kimlerde Görülür?

Gizli spina bifida, toplum genelinde oldukça yaygın bir durumdur ve bazı kaynaklara göre her on kişiden birinde değişik derecelerde görülebilir. Genellikle bel ve sakrum (kuyruk sokumu) bölgesindeki omurları etkiler. Pek çok insan ömrü boyunca bu durumun varlığından haberdar olmaz; çünkü tabloya eşlik eden belirti çoğunlukla yoktur. Ancak son yıllarda görüntüleme yöntemlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte, başka nedenlerle çekilen tetkiklerde gizli spina bifidaya rastlanma oranı belirgin biçimde artmıştır.

Aile öyküsünde nöral tüp gelişimine bağlı sorunlar bulunan bebeklerde bu duruma daha sık rastlanır. Annede gebelik öncesinde ve gebeliğin ilk haftalarında folik asit yetersizliği bulunması, kontrolsüz şeker hastalığı, bazı epilepsi ilaçlarının kullanımı, ileri düzeyde obezite ve yüksek ateşli enfeksiyonlar risk faktörleri arasında sayılır. Ayrıca akraba evliliği, bazı genetik sendromların varlığı ve çevresel etkenlere maruz kalma da olası katkı sağlayıcı etmenler arasında yer alır.

Cinsiyet açısından bakıldığında, bazı çalışmalar kız çocuklarında biraz daha sık görüldüğünü bildirir; fakat fark çok belirgin değildir. Erişkinlik döneminde ise bel ağrısı, idrar kaçırma ya da bacaklarda his değişikliği gibi şikayetlerle hekime başvuran kişilerde yapılan tetkiklerde tesadüfen saptanma sıklığı dikkat çekicidir. Yine de bu tesadüfi bulguların hepsi, yakınmaların asıl kaynağı olarak yorumlanmaz; çünkü gizli spina bifidanın kendisi çoğu zaman sessiz kalır.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Gizli spina bifidanın en önemli özelliği, büyük çoğunluk için belirtisiz seyretmesidir. Bebeklerde ve çocuklarda dikkati ilk çeken bulgular genellikle cilt üzerinde görülür. Bel ya da kuyruk sokumu bölgesinde küçük bir çukurluk, kıl tutamı, koyu renkli leke, kapiller damar genişlemesi ya da yağ birikimi şeklinde bir kabarıklık ailelerin gözüne çarpabilir. Bu cilt bulguları her zaman ciddi bir sorun anlamına gelmese de, altta yatan omurga gelişiminin değerlendirilmesi açısından önemli ipuçlarıdır.

Bazı çocuklarda büyüme döneminde yürüme bozuklukları, ayaklarda şekil farklılıkları, bacak uzunlukları arasında belirgin fark veya tek taraflı kuvvet azlığı fark edilebilir. Mesane ve bağırsak kontrolünde gecikme, tuvalet eğitimi tamamlandıktan sonra tekrarlayan idrar kaçırma, sık idrar yolu enfeksiyonu ya da dışkı tutma güçlüğü gibi durumlar da değerlendirilmesi gereken bulgular arasında yer alır. Bu yakınmalar her zaman gizli spina bifida ile ilişkili olmasa da, böyle bir tabloda sinir köklerinin etkilenip etkilenmediği konusunda fikir verir.

Erişkinlerde tablo daha sıklıkla bel ağrısı, kalçaya ve bacağa yayılan rahatsızlık, uyuşma hissi ya da güç kaybı şeklinde kendini gösterebilir. Uzun süre ayakta durma, ağır kaldırma ya da uzun yolculuk gibi durumlar şikayetleri belirginleştirebilir. Bazı kişilerde ise cinsel işlevlerde değişiklik ya da mesane boşaltımında yetersizlik gibi daha az konuşulan yakınmalar gündeme gelir. Tüm bu bulgular, sinir köklerinin omuriliğin alt bölgesinde nasıl etkilendiği ile yakından ilişkilidir.

Önemli bir nokta, cilt bulgusu olmadan ve yakınma yaratmadan ilerleyen gizli spina bifida vakalarının da bulunabileceğidir. Bu nedenle aile öyküsünde benzer durum olan bebeklerde, doğum sonrası yapılan rutin muayene sırasında bel bölgesi dikkatle değerlendirilir. Cilt üzerindeki en küçük bir bulgu bile çocuk nöroloji uzmanına yönlendirme için yeterli olabilir.

Nedenleri Nelerdir?

Gizli spina bifidanın temelinde, bebeğin anne karnındaki gelişimi sırasında nöral tüp adı verilen yapının kapanma sürecindeki bir aksaklık yatar. Nöral tüp, beyin ve omuriliğin temelini oluşturan yapı olup gebeliğin ilk haftalarında, hatta çoğu zaman gebeliğin fark edilmesinden önce kapanmasını tamamlar. Bu kapanma sırasında omurgayı arka taraftan koruyan kemik yapılarda küçük bir açıklık kalırsa, ileride spina bifida okülta olarak adlandırılan tablo ortaya çıkar.

Beslenmeyle ilgili etkenler arasında folik asit (B9 vitamini) yetersizliği özellikle öne çıkar. Gebelik öncesinde ve ilk üç ayda yeterli folik asit alımı, nöral tüp gelişim sorunları için koruyucu bir rol üstlenir. Bu nedenle hekimler, gebelik planlayan kadınlara önceden folik asit takviyesi önerir. Folik asitten zengin yeşil yapraklı sebzeler, baklagiller ve tam tahıllı gıdaların düzenli tüketilmesi de beslenme açısından destekleyici bir yaklaşım oluşturur.

Bazı ilaç kullanımları da risk listesinde yer alır. Özellikle bir bölümü epilepsi tedavisinde kullanılan ilaçlar, gebelik döneminde bebeğin nöral gelişimini etkileyebilir. Bu nedenle epilepsi tanılı kadınların gebelik planı, mutlaka nöroloji ve kadın doğum hekimi iş birliğiyle yapılmalıdır. Kontrolsüz şeker hastalığı, gebelik sırasında çok yüksek ateşle seyreden enfeksiyonlar, ileri düzey obezite ve bazı sıcak kaynaklara uzun süreli maruz kalma da olası katkı sağlayıcı etmenler arasında değerlendirilir.

Genetik etkenlerin de payı vardır. Ailede daha önce spina bifida ya da benzeri bir nöral tüp gelişim sorunu yaşanmış olması, sonraki gebeliklerde riski bir miktar artırır. Yine de genetik yatkınlık tek başına belirleyici değildir; çoğunlukla çevresel ve beslenmeyle ilgili etkenlerle birlikte rol oynar. Bu nedenle nedenler çok bileşenli bir tablo olarak ele alınır ve tek bir sebebin sorumlu tutulması doğru olmaz.

Tanı Nasıl Konulur?

Gizli spina bifida tanısı, çoğu zaman ayrıntılı bir öykü ve fizik muayene ile başlar. Hekim, bebeğin ya da çocuğun bel bölgesini görsel olarak inceler; cilt üzerinde kıllanma, çukurluk, renk değişikliği ya da yağ dokusu birikimi olup olmadığını dikkatle değerlendirir. Çocuğun yürüme şekli, kas kuvveti, refleksleri ve mesane–bağırsak kontrolü hakkında ailenin gözlemleri de tanı sürecinde önemli ipuçları sunar. Erişkinlerde ise bel ağrısının özellikleri, uyuşma alanı ve hangi hareketlerde belirgin hale geldiği ayrıntılı biçimde sorgulanır.

Görüntüleme yöntemleri tanıda belirleyici bir yere sahiptir. Bel bölgesi röntgeni, omur kemiklerinin arka kısmındaki açıklığı göstermesi açısından ilk başvurulan tetkiklerden biridir. Bu açıklık tek bir omurda olabileceği gibi birkaç omuru etkileyebilir. Bebeklerde, henüz kemikleşme tamamlanmadığı için bel bölgesi ultrasonografisi de tercih edilebilir. Ultrason, sinir yapılarının konumunu ve olası ek bulguları değerlendirmek için pratik bir başlangıç noktası sunar.

Manyetik rezonans görüntüleme, gizli spina bifidanın değerlendirilmesinde kesin tanı sağlayan en güçlü yöntemdir. Bu yöntem; omurilik, sinir kökleri ve çevre yumuşak dokuların ayrıntılı biçimde incelenmesini mümkün kılar. Özellikle omuriliğin alt ucunun normalden daha aşağıda yer aldığı bağlı omurilik tablosu, yağ kitlesi içeren değişik biçimler ya da gizli bir kanal varlığı ancak manyetik rezonans ile net biçimde ortaya konur. Bilgisayarlı tomografi ise kemik yapıların ayrıntılı görüntülenmesi gerektiğinde tercih edilir.

Bazı durumlarda mesane işlevini değerlendiren ürodinami incelemeleri, böbreklerin durumunu gösteren ultrason ve kan testleri de tanı sürecine eklenir. Tüm bu değerlendirmeler, gizli spina bifidanın yalnızca bir kemik bulgusu olarak mı kaldığı, yoksa sinir yapılarını etkileyen bir tablo ile birlikte mi seyrettiği sorusuna yanıt aramak için yapılır. Tanı süreci, çocuk nöroloji uzmanı, beyin ve sinir cerrahisi, üroloji ve ortopedi gibi farklı uzmanlık alanlarının birlikte çalışmasıyla daha sağlıklı yürütülür.

Komplikasyonlar Nelerdir?

Gizli spina bifida vakalarının önemli bir bölümü herhangi bir komplikasyon yaratmadan yaşam boyu sessiz kalır. Ancak bazı kişilerde, özellikle altta gizli bir omurilik anomalisi de varsa, zaman içinde farklı sorunlar gelişebilir. En sık konuşulan tablolardan biri bağlı omurilik sendromudur. Bu durumda omurilik, normalden daha aşağıda sabit kalır ve büyüme ile birlikte gerilir. Sonuçta bel ağrısı, bacaklarda kuvvet kaybı, ayak deformiteleri ve mesane işlev bozuklukları gündeme gelebilir.

Üriner sistemde ortaya çıkabilecek sorunlar, özel bir takip gerektirir. Mesaneyi tam boşaltamama, idrar tutma güçlüğü ya da sık tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları, böbreklerin uzun vadede zarar görmesine zemin hazırlayabilir. Bağırsak işlevlerinde de düzensizlikler görülebilir; kabızlık ve dışkı kaçırma bunların başında gelir. Bu yakınmalar çocuğun ruhsal gelişimini, okul hayatını ve sosyal ilişkilerini etkileyebileceği için ihmal edilmemesi gereken konulardır.

Komplikasyon olasılığını artırabilen başlıca durumlar şu şekilde özetlenebilir:

  • Doğumdan itibaren bel bölgesinde belirgin cilt bulguları bulunması
  • Görüntülemede bağlı omurilik, yağ kitlesi ya da gizli kanal saptanması
  • Mesane ve bağırsak kontrolünde gecikme veya bozulma
  • Ailede benzer omurga gelişim sorunlarının olması

Bazı kişilerde uzun vadede bel ve bacak ağrıları, yürüyüş bozuklukları ya da ayakta hissizlik gibi nörolojik bulgular gelişebilir. Bu yakınmalar yaşam kalitesini düşürdüğü gibi düşme ve yaralanma riskini de artırır. Bu nedenle gizli spina bifida tanısı alan kişilerin, belirti olmasa bile zaman zaman çocuk nöroloji ya da nöroşirürji uzmanı tarafından değerlendirilmesi yerinde olur. Düzenli kontrollerle olası komplikasyonlar erken aşamada fark edilebilir ve uygun yaklaşımla kontrol altına alınır.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Bebeğinizin ya da çocuğunuzun bel bölgesinde alışılmadık bir cilt bulgusu fark ettiğinizde mutlaka bir hekime danışmanız faydalı olur. Kıl tutamı, koyu leke, küçük bir çukurluk, kapiller damar genişlemesi ya da yumuşak bir şişlik gibi belirtiler, kendi başına bir sorun olarak görülmese de değerlendirme açısından önemlidir. Tuvalet eğitimi tamamlandıktan sonra tekrarlayan idrar kaçırma, sık idrar yolu enfeksiyonu, kabızlık ya da dışkı kaçırma gibi durumlar da göz ardı edilmemesi gereken bulgulardır.

Çocuğunuzun yürüyüşünde fark ettiğiniz değişiklikler, sık düşme, bir bacağını sürükleme, ayak şeklinde farklılık ya da bacak uzunluk farkı gibi durumlar da hekime başvurmayı gerektirir. Spor sırasında çabuk yorulma, bacak kaslarında belirgin güçsüzlük, ayaklarda his kaybı ya da yanma gibi belirtiler, sinir sistemiyle ilişkili bir sorunun habercisi olabilir. Bu tür yakınmalarda erken değerlendirme, sürecin doğru yönetilmesine zemin hazırlar.

Erişkin dönemde uzun süredir devam eden bel ağrısı, bacaklara yayılan rahatsızlık, uyuşma, karıncalanma, mesane boşaltımında yetersizlik ya da yeni başlayan idrar kaçırma yakınmalarınız varsa hekime başvurmanız önerilir. Aile öykünüzde nöral tüp gelişimine bağlı sorunlar bulunuyorsa, gebelik planı yaparken kadın doğum ve nöroloji uzmanından bilgi almanız da uygun olur. Belirtileriniz ne kadar erken değerlendirilirse, gerekli görüntüleme ve takip planı da o ölçüde zamanında yapılır.

Son Değerlendirme

Gizli spina bifida, omurganın arka kısmındaki kemik yapının tam kapanmaması ile ortaya çıkan ve toplumda sanılandan daha sık karşılaşılan bir doğumsal durumdur. Büyük çoğunlukta sessiz seyretse de cilt bulguları, mesane–bağırsak kontrolünde sorunlar ya da yürüme bozuklukları gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Tanı sürecinde fizik muayene, röntgen, ultrason ve özellikle manyetik rezonans görüntüleme belirleyici bir yer tutar. Erken değerlendirme, olası komplikasyonların önüne geçilmesi ve yaşam kalitesinin korunması açısından önem taşır.

Koru Hastanesi Çocuk Nörolojisi bölümünde uzman hekimlerimiz, gizli spina bifida (spina bifida okülta) gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Çocuk Nörolojisi Our Doctors

We are by your side with our experienced specialist physicians in this field

Meet Our Specialist Physicians

Book an appointment now or call us for your health.

WhatsApp Online Appointment