Nefroloji

Çocuklarda Nefrotik Sendrom

Çocuklarda nefrotik sendromda ödem ve proteinüri yönetimini titizlikle sürdürüyor, steroid ve immünosüpresif yaklaşımları çocuk nefroloji uzmanlarımızla uyguluyoruz.

Çocuklarda nefrotik sendrom, böbreklerin süzme işlevini gerçekleştiren küçük yapıların (glomerüller) zarar görmesi sonucunda idrarla büyük miktarda protein kaybedilmesiyle ortaya çıkan bir tablodur. Bu durumda kandaki protein seviyesi düşer, vücutta su tutulumu başlar ve özellikle göz çevresinde, ayak bileklerinde ve karında belirgin şişlikler ortaya çıkar. Aileler çoğunlukla sabah uyandıklarında çocuklarının göz kapaklarının şiş olduğunu fark eder ve bu durumun alerji ya da uykusuzluk gibi nedenlerden kaynaklandığını düşünür. Oysa altında çok daha farklı bir mekanizma yatmaktadır.

Çocukluk çağında nefrotik sendrom, yetişkinlere kıyasla farklı bir seyir gösterir ve büyük oranda ilaç tedavisine olumlu yanıt verir. Hastalığın erken fark edilmesi, gelişebilecek komplikasyonların önüne geçilmesi açısından önemlidir. Ailelerin bu tablonun belirtilerini, olası nedenlerini ve hangi durumlarda hekime başvurmaları gerektiğini bilmeleri, çocuklarının sağlık sürecinin daha güvenli ilerlemesine katkı sağlar. Bu nedenle hastalığın temel özelliklerini anlamak, hem aileler hem de bakım veren kişiler için yol gösterici olur.

Kimlerde Görülür?

Nefrotik sendrom çocukluk çağında en sık 2 ile 6 yaş arasında karşımıza çıkar. Bu yaş grubunda görülen tablo çoğunlukla minimal değişiklik hastalığı adı verilen ve mikroskopta belirgin bir değişiklik göstermeyen forma bağlıdır. Erkek çocuklarda kız çocuklara oranla biraz daha sık rastlandığı bilinmektedir. Ancak bu fark ergenlik döneminden sonra büyük ölçüde ortadan kalkar ve cinsiyetler arasındaki dağılım benzer hale gelir.

Hastalığın görülme sıklığı bölgelere ve etnik kökenlere göre farklılık gösterebilir. Asya kökenli çocuklarda görülme oranının diğer toplumlara kıyasla daha yüksek olduğu yapılan çalışmalarda gösterilmiştir. Ailesinde böbrek hastalığı öyküsü bulunan çocuklarda, özellikle genetik geçişli formların ortaya çıkma olasılığı daha fazladır. Bu nedenle aile öyküsü değerlendirme sürecinin önemli bir parçasıdır ve hekimler tarafından sıklıkla sorgulanır.

Bunun yanı sıra bazı sistemik hastalıklara sahip çocuklarda nefrotik sendrom ikincil olarak gelişebilir. Lupus, Henoch-Schönlein purpurası (damar iltihabıyla giden bir hastalık) veya bazı enfeksiyonlar bu duruma zemin hazırlayabilir. Doğumdan kısa süre sonra ortaya çıkan formlar ise nadir görülen ve genellikle genetik nedenlere bağlı olan konjenital nefrotik sendrom adıyla anılır. Bu tablo daha ağır seyirli olup özel yaklaşım gerektirir. Yıllık görülme sıklığı çocuk nüfusunda yaklaşık yüz binde iki ile yedi arasında değişir ve bir kez ortaya çıkan olguların önemli bir kısmında zaman içinde nüksler gözlenebilir.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Hastalığın en belirgin bulgusu vücutta gelişen ödemdir. Ödem, dokular arasında sıvı birikmesi sonucunda oluşan şişlik anlamına gelir ve nefrotik sendromda öncelikle göz kapaklarında dikkat çeker. Aileler genellikle sabahları çocuklarının yüzünün şiş göründüğünü fark eder. Gün ilerledikçe bu şişlik bacaklara, ayak bileklerine ve karın bölgesine doğru yayılabilir. Bazı çocuklarda karında belirgin bir şişkinlik görülürken bu duruma asit adı verilen karın içi sıvı birikimi eşlik edebilir.

İdrarda köpüklenme bir diğer önemli belirtidir. İdrara karışan yüksek miktarda protein, idrarın yüzeyinde bira köpüğüne benzer kalıcı bir görünüm oluşturur. Bu köpüklenme normal idrar yapımında görülen geçici köpüklerden farklıdır ve uzun süre dağılmaz. Çocuğun idrar miktarında azalma da gözlenebilir; çünkü vücutta tutulan sıvı dolaşımdan uzaklaştırılamaz. Bazı ailelerin çocuklarının tuvalete eskisi kadar sık gitmediğini söylemesi, bu sürecin ilk işaretlerinden biri olarak değerlendirilir.

Genel halsizlik, iştahsızlık ve kilo değişiklikleri sıklıkla eşlik eden bulgular arasındadır. Çocuk önceleri ödeme bağlı olarak kilo alıyor gibi görünse de aslında kas kütlesinde ve genel beslenme durumunda gerilemeler ortaya çıkabilir. Karın ağrısı, ishal veya bulantı gibi sindirim sistemi şikayetleri de tabloya eklenebilir. Bazı çocuklarda solukluk ve uzun süreli yorgunluk hissi belirginleşir; bu da ailelerin dikkatini çeken ilk değişikliklerden biri olabilir.

Daha ileri dönemlerde tansiyon yükselmesi, nefes alıp vermede zorluk ve enfeksiyonlara yatkınlık gibi bulgular eklenebilir. Bağışıklık sistemini destekleyen bazı proteinlerin idrarla kaybedilmesi, çocuğun mikroplara karşı korumasını zayıflatır. Bu nedenle sık tekrarlayan üst solunum yolu enfeksiyonları, deri enfeksiyonları veya karın içi enfeksiyonlar gözlenebilir. Bu tür tekrarlayan tablolar hastalığın seyrini olumsuz etkileyebilir.

Nedenleri Nelerdir?

Çocukluk çağı nefrotik sendromunun büyük çoğunluğu birincil yani altta yatan başka bir hastalık olmaksızın gelişen formlardan oluşur. Bu grup içinde en sık görülen minimal değişiklik hastalığıdır. Adından da anlaşılacağı gibi, böbrek dokusunda ışık mikroskobu altında belirgin bir değişiklik gözlenmez ancak elektron mikroskobunda glomerüllerin süzme bariyerinde küçük ama önemli bozulmalar saptanır. Bu durumun kesin nedeni henüz tam olarak aydınlatılamamıştır; ancak bağışıklık sistemindeki düzensizliklerin önemli bir rol oynadığı düşünülmektedir.

İkincil nedenler arasında sistemik hastalıklar, enfeksiyonlar ve bazı ilaçlar yer alır. Lupus gibi bağışıklık sisteminin kendi dokularına yönelik tepki gösterdiği hastalıklar böbrekleri de etkileyebilir. Hepatit B ve C gibi viral enfeksiyonlar bazı çocuklarda nefrotik sendroma yol açabilir. Sıtma gibi parazit kaynaklı hastalıklar da özellikle bu enfeksiyonların yaygın olduğu bölgelerde önemli bir neden olarak öne çıkar. Steroid olmayan ağrı kesicilerin uzun süreli kullanımı ve bazı antibiyotikler de daha nadir olmakla birlikte tabloyu tetikleyebilir.

Genetik nedenler de göz ardı edilmemesi gereken bir grup oluşturur. Süzme bariyerini oluşturan podosit adı verilen özelleşmiş hücrelerde rol oynayan genlerde meydana gelen mutasyonlar, kalıtsal nefrotik sendrom tablolarına neden olur. Bu çocuklarda hastalık genellikle erken yaşta ortaya çıkar ve standart ilaç tedavilerine yanıt sınırlı kalır. Ailede benzer durumlar bulunması, genetik incelemenin yapılmasını gerekli kılar. Akraba evliliği bulunan ailelerde kalıtsal formların görülme olasılığının arttığı bilinmektedir.

Tanı Nasıl Konulur?

Nefrotik sendrom tanısı, klinik bulgular ile laboratuvar testlerinin birlikte değerlendirilmesiyle konulur. Hekim öncelikle çocuğun şikayetlerini, başlangıç zamanını ve ailesel öyküyü ayrıntılı şekilde sorgular. Fizik muayenede ödemin yaygınlığı, tansiyon değerleri ve genel durum değerlendirilir. Göz kapaklarındaki şişlik, ayak bileklerinde parmakla bastırıldığında çukur bırakan ödem ve karında sıvı bulguları muayene sırasında dikkat çeken bulgulardır.

Tanının doğrulanması için idrar ve kan tetkikleri yapılır. İdrarda yüksek miktarda protein saptanması, bu hastalığın temel laboratuvar bulgusudur. 24 saatlik idrar toplama veya nokta idrar örneğinde protein-kreatinin oranı bakılması süreci kolaylaştırır. Kanda albumin (önemli bir taşıyıcı protein) düzeyinin düşmüş olması ve kolesterol seviyelerinin yükselmiş olması tabloyu destekler. Bu üçlü bulgu nefrotik sendromun tanı sağlayan özelliklerini oluşturur.

Tanı sürecinde yapılan başlıca incelemeler şu şekilde sıralanabilir:

  • İdrar tahlili ve idrarda protein-kreatinin oranının ölçülmesi
  • Kanda albumin, total protein ve kolesterol düzeylerinin değerlendirilmesi
  • Böbrek işlevlerini gösteren üre ve kreatinin gibi parametrelerin takibi
  • Böbrek ultrasonografisi ile yapısal değerlendirme yapılması
  • Gerekli görülen olgularda böbrek biyopsisi ve genetik inceleme

Bazı durumlarda böbrek biyopsisi gerekebilir. Özellikle ilaç tedavisine beklenen yanıtın alınamadığı, atipik seyir gösteren ya da farklı bir böbrek hastalığından şüphelenilen olgularda biyopsi kesin tanı sağlar. İşlem ultrason eşliğinde ince bir iğne ile gerçekleştirilir. Alınan küçük doku örneği mikroskobik olarak incelenir ve hastalığın alt tipi belirlenir. Görüntüleme yöntemleri arasında böbrek ultrasonografisi sıklıkla başvurulan bir incelemedir ve böbreklerin yapısı hakkında değerli bilgiler verir.

Komplikasyonlar Nelerdir?

Nefrotik sendrom seyrinde gelişebilecek komplikasyonlar hem hastalığın kendisinden hem de uygulanan tedaviden kaynaklanabilir. En önemli komplikasyonlardan biri enfeksiyonlara karşı yatkınlığın artmasıdır. İdrarla kaybedilen bağışıklık proteinleri ve özellikle pnömokok gibi kapsüllü bakterilere karşı koruyucu özellik gösteren maddelerin azalması, ciddi enfeksiyonların gelişmesine zemin hazırlar. Karın içi enfeksiyon olan peritonit, bu hastalarda dikkatle izlenmesi gereken bir tablodur.

Pıhtılaşma sorunları da önemli bir komplikasyon grubunu oluşturur. İdrarla kaybedilen pıhtılaşma düzenleyici proteinler ve kanın daha koyu hale gelmesi, damar içi pıhtı oluşma riskini artırır. Özellikle bacak toplardamarlarında veya akciğer damarlarında gelişebilecek pıhtılar acil müdahale gerektiren tablolara yol açabilir. Bu nedenle hareketsizlikten kaçınılması ve hekimin önerdiği koruyucu yaklaşımların uygulanması büyük önem taşır.

Aşağıdaki durumlar nefrotik sendrom seyrinde sıklıkla karşılaşılan komplikasyonlardır:

  • Ciddi enfeksiyonlar ve özellikle karın içi peritonit gelişimi
  • Damar içinde pıhtı oluşumu ve pıhtının başka bölgelere yerleşmesi
  • Akut böbrek yetmezliği ve süzme işlevinin geçici biçimde bozulması
  • Beslenme bozuklukları, büyüme geriliği ve kilo dengesizlikleri
  • Kemik sağlığında bozulma ve D vitamini eksikliği gelişmesi

Uzun süreli kortikosteroid kullanımı gerektiren olgularda ilaç yan etkilerine bağlı komplikasyonlar da görülebilir. Boy uzamasında yavaşlama, kilo artışı, yüzde yuvarlaklaşma, kan şekeri ve tansiyon yükselmesi gibi durumlar yakından izlenir. Bu nedenle ilaç dozları çocuğun durumuna göre belirlenir ve mümkün olan en kısa sürede en düşük etkili doza inilmeye çalışılır. Düzenli kontroller komplikasyonların erken fark edilmesinde belirleyici unsurdur. Kan yağlarının uzun süre yüksek seyretmesi de damar sağlığı açısından göz önünde bulundurulması gereken bir durumdur.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Çocuğunuzun göz kapaklarında, yüzünde ya da bacaklarında açıklanamayan ve birkaç gün içinde geçmeyen şişlikler fark ettiğinizde hekime başvurmanız önemlidir. Özellikle sabah saatlerinde belirginleşen göz çevresi ödemi, alerji gibi geçici durumlardan kaynaklanabileceği gibi nefrotik sendromun ilk belirtisi de olabilir. Bu nedenle ailelerin bu farkı ayırt etmek yerine değerlendirme almak için doğrudan bir uzmana yönelmeleri daha doğru bir yaklaşımdır.

İdrarda kalıcı köpüklenme, idrar miktarında azalma veya idrar renginde değişiklik gözlemlediğinizde gecikmeden başvurmanız gerekir. Bunun yanı sıra çocuğunuzda iştah azalması, ani kilo artışı, halsizlik ve karında belirgin şişkinlik varsa bu bulgular bir arada değerlendirilmelidir. Tekrarlayan enfeksiyonlar, açıklanamayan ateş ya da karın ağrısı tabloya eklendiğinde ise süreç daha da önem kazanır.

Aşağıdaki belirtiler hekime başvurmanızı gerektiren durumlardır:

  • Sabahları belirginleşen göz kapağı şişliği ve gün boyu yayılan ödem
  • İdrarda uzun süre dağılmayan köpüklenme ve idrar miktarında azalma
  • Hızlı kilo artışı, karında şişkinlik ve nefes almada güçlük hissi
  • Tekrarlayan enfeksiyonlar, yüksek ateş ve şiddetli karın ağrısı
  • Halsizlik, solukluk, iştahsızlık ve genel durumda bozulma

Daha önce nefrotik sendrom tanısı almış bir çocukta belirtilerin yeniden ortaya çıkması, tablonun nüks ettiğini gösterebilir. Bu durumda zaman kaybetmeden hekiminize ulaşmanız, ilaç dozlarının yeniden düzenlenmesi ve gerekli incelemelerin yapılması için gereklidir. Düzenli takip, hastalığın seyrinin öngörülebilir biçimde ilerlemesini kolaylaştırır ve komplikasyon riskini azaltır. Aile olarak takip programına uyum göstermeniz, çocuğunuzun sağlık sürecinin güvenli yönetimi için temel bir adımdır.

Son Değerlendirme

Çocuklarda nefrotik sendrom, doğru zamanda fark edildiğinde ve uygun yaklaşımla yönetildiğinde büyük oranda olumlu seyir gösteren bir tablodur. Hastalığın temel bulgularını bilmek, idrar köpüklenmesi ve ödem gibi belirtileri erken yakalamak, sürecin daha kontrollü ilerlemesine zemin hazırlar. Ailelerin düzenli kontrollere katılması, ilaç kullanımına uyum göstermesi ve gelişebilecek komplikasyonlar konusunda bilgi sahibi olması, çocuğun hem fiziksel hem de sosyal yaşam kalitesinin korunmasında belirleyici unsurdur.

Koru Hastanesi Nefroloji bölümünde uzman hekimlerimiz, çocuklarda nefrotik sendrom gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Nefroloji Our Doctors

We are by your side with our experienced specialist physicians in this field

Meet Our Specialist Physicians

Book an appointment now or call us for your health.

WhatsApp Online Appointment