Eales hastalığı, retinanın (gözün arka iç tabakasındaki ışığa duyarlı sinir tabakası) damarlarını etkileyen, çoğunlukla genç erişkin erkeklerde görülen bir damar iltihabı tablosudur. Hastalık adını ilk kez 1880'lerde tanımlayan İngiliz hekim Henry Eales'ten alır ve günümüzde h├ól├ó tam mekanizması netleşmemiş, ancak klinik bulguları iyi bilinen bir durum olarak kabul edilir. Retinanın çevre bölgelerindeki küçük damarlarda iltihap, tıkanma ve ardından yeni damar oluşumu süreciyle ilerler. Bu yeni damarlar oldukça kırılgan yapıda olduğu için kanamaya eğilimlidir ve göz içine kan sızması hastalığın en belirgin sonucudur.
Görme şikayetleri genellikle aniden başlar; bir sabah uyandığında gözünün önünde yüzen siyah noktalar, sis ya da örümcek ağı gibi gölgeler fark eden kişi sıklıkla işin ciddiyetini ilk başta kavrayamaz. Oysa bu bulgular göz içi kanamanın habercisi olabilir. Eales hastalığı tek gözde başlayabilir ancak zamanla diğer gözü de etkileme eğilimindedir. Erken tanı ve düzenli takip, hem mevcut görme keskinliğinin korunmasında hem de daha ağır komplikasyonların önüne geçilmesinde belirleyici unsurdur. Tablo sessiz seyredebildiği için rutin göz muayenelerinin ihmal edilmemesi büyük önem taşır.
Kimlerde Görülür?
Eales hastalığı en sık 20-40 yaş aralığındaki sağlıklı görünen genç erkeklerde ortaya çıkar. Kadınlarda da rastlanabilir, ancak görülme sıklığı erkeklere kıyasla belirgin biçimde düşüktür. Hastalığın coğrafi dağılımı dikkat çekicidir; özellikle Hindistan, Pakistan, Ortadoğu ve Türkiye gibi tüberküloz basilinin yaygın olduğu bölgelerde daha sık tanı konulur. Bu nedenle araştırmacılar uzun yıllardır tüberküloz ile Eales hastalığı arasındaki ilişkiyi inceler ve bağışıklık sisteminin basile karşı verdiği aşırı duyarlı yanıtın retinadaki damar iltihabını tetiklediği düşünülür.
Mesleki ya da yaşam tarzına bağlı belirgin bir risk grubu tanımlanmamıştır. Yani ofis çalışanı bir mühendiste de, fiziksel iş yapan bir ustada da benzer sıklıkta görülebilir. Ancak ailesinde tüberküloz öyküsü bulunan, geçmişte verem geçirmiş ya da PPD testi (tüberküloz cilt testi) pozitif çıkmış kişilerde dikkatli olunmalıdır. Bağışıklık sistemi düzeni bozulmuş, kronik hastalıkları nedeniyle uzun süreli ilaç kullanan bireylerde de seyir farklılık gösterebilir.
Çocuklarda ve 50 yaş üzeri kişilerde Eales hastalığı oldukça nadirdir. Bu yaş gruplarında benzer bulgular ortaya çıktığında hekimler önce diğer retina damar hastalıklarını düşünür. Sigara kullanımı, ağır stres, düzensiz beslenme gibi etmenlerin hastalığı doğrudan başlattığına dair kesin kanıt bulunmasa da, var olan tabloyu ağırlaştırabileceği bilinir. Genç yaşta açıklanamayan görme bulanıklığı ya da uçuşan cisim şikayeti yaşayan bireylerin retina muayenesi ihmal edilmemelidir.
- 20-40 yaş aralığındaki genç erişkin erkekler
- Tüberküloz öyküsü olan ya da PPD testi pozitif kişiler
- Tüberkülozun yaygın görüldüğü coğrafyalarda yaşayanlar
- Bağışıklık sistemi düzeni bozulmuş bireyler
- Ailesinde retina damar hastalığı öyküsü bulunanlar
Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?
Hastalığın en belirgin yakınması, gözün önünde aniden beliren uçuşan cisimlerdir. Halk arasında sinek uçuşması olarak tanımlanan bu durum, tıp dilinde miyodezopsi olarak adlandırılır. Hasta, sanki bir cam parçasının ardından bakıyormuş gibi puslu bir görüş tarif edebilir. Bazen tek bir büyük gölge, bazen de çok sayıda küçük nokta dikkat çeker. Bu bulgular göz içi kanamanın ilk işaretidir ve genellikle ağrısız seyreder. Ağrı yokluğu, hastanın doktora başvurusunu maalesef geciktirebilir.
İleri evrelerde görme keskinliği belirgin biçimde azalır. Kişi, okuduğu yazıları seçemediğini, televizyon ekranındaki yüzleri tanıyamadığını ya da renklerin matlaştığını fark eder. Bazı hastalarda görme alanında belirgin bir karanlık bölge oluşur ve bu durum günlük yaşamı doğrudan etkiler. Araç kullanmak güçleşir, merdiven inip çıkmak tedirgin edici h├óle gelir. Hastalığın iki taraflı seyretmesi durumunda bu sorunlar daha da belirgin hissedilir.
Retina muayenesinde hekim, çevre retinada damar kılıflanması adı verilen beyazımsı çizgiler, küçük kanama odakları ve damarsız iskemik (kansız kalmış) bölgeler saptar. İleri vakalarda yeni damar oluşumları (neovaskülarizasyon) ve göz içi boşluğuna yayılan kan birikintileri görülür. Bazen retinada çekilmeye yol açan zarımsı yapılar da gelişir. Tüm bu bulgular floresein anjiyografi (damar boyalı görüntüleme) ile çok daha net biçimde ortaya konulur.
Bulguların seyri kişiden kişiye değişkenlik gösterir. Bazı hastalarda yıllarca sessiz ilerleyen bir tablo varken, bazılarında haftalar içinde belirgin ataklar yaşanabilir. Bu nedenle düzenli kontrol aralıkları hekim tarafından kişiye özel belirlenir.
- Gözün önünde uçuşan siyah noktalar veya iplikçikler
- Ani başlayan bulanık görme ve sis hissi
- Görme alanında karanlık bölge algısı
- Renklerin matlaşması ve kontrastın azalması
- Genellikle ağrısız seyir ve sinsi ilerleme
Nedenleri Nelerdir?
Eales hastalığının kesin nedeni h├ól├ó tartışmalıdır. Günümüzde en kabul gören görüş, hastalığın tüberküloz basiline karşı gelişen bir aşırı duyarlılık tepkisi olduğudur. Vücudun bağışıklık sistemi, geçmişte karşılaştığı basile karşı uyanık kalır ve retina damarlarındaki bazı yapıları yabancı olarak algılayıp saldırıya geçer. Bu durum klinik araştırmalarda hastaların büyük bölümünde PPD testinin güçlü pozitiflik göstermesi ile desteklenir. Ancak her PPD pozitif kişide hastalık gelişmez; ek genetik ve çevresel etkenler de devreye girer.
Bağışıklık sisteminin dengesizliği yalnızca tüberküloz ile sınırlı değildir. Bazı hastalarda otoimmün (vücudun kendi dokusuna saldırması) bir zemin de saptanır. T hücresi aracılı iltihabi yanıt, retina damar duvarında kalınlaşmaya, ardından tıkanmaya ve damarsız bölgelerin oluşmasına yol açar. Kansız kalan retina dokusu, hayatta kalabilmek için yeni damarlar üretmeye başlar; ne var ki bu yeni damarlar normal yapıda olmadığı için kolayca yırtılır ve göz içine kanar.
Genetik yatkınlık konusunda da çalışmalar sürer. Belirli HLA doku tipi taşıyan bireylerde hastalığın daha sık görüldüğü gösterilmiştir. Ayrıca oksidatif stres adı verilen, hücrelerdeki serbest radikal birikiminin retina damarlarına zarar verdiği düşünülür. Sigara kullanımı, dengesiz beslenme ve kronik uyku düzensizliği gibi etmenler oksidatif stresi artırır ve var olan damar iltihabını derinleştirebilir. Hipertansiyon ya da diyabet gibi sistemik hastalıklar Eales hastalığının doğrudan nedeni olmasa da gidişatı olumsuz etkileyebilir.
Tanı Nasıl Konulur?
Tanı sürecinin temeli ayrıntılı bir göz muayenesidir. Hekim öncelikle hastanın yakınmalarını dinler; uçuşan cisimlerin ne zaman başladığı, görme bulanıklığının seyri, ailede benzer öykü bulunup bulunmadığı sorgulanır. Ardından göz tansiyonu ölçülür, biyomikroskop ile ön segment incelenir ve damla ile göz bebeği büyütülerek (pupil dilatasyonu) retina ayrıntılı biçimde değerlendirilir. Çevre retinanın görüntülenmesi özellikle önemlidir çünkü Eales hastalığı genellikle bu bölgelerden başlar.
Floresein anjiyografi, tanıda en değerli yöntemlerden biridir. Kola enjekte edilen özel bir boya gözün damarlarını aydınlatır ve damar tıkanıklıkları, sızıntı alanları ile yeni damar oluşumları net biçimde görüntülenir. Optik koherens tomografi (OKT), retina kalınlığını ve makula bölgesindeki ödemi milimetrenin binde biri hassasiyetinde gösterir. Göz içi kanama varlığında ultrasonografi devreye girer; bu yöntem kanın arkasındaki retinanın durumunu değerlendirmeye yardımcı olur.
Eales hastalığı tanısı koyulurken benzer tablolara yol açan diğer hastalıkların dışlanması gerekir. Diyabetik retinopati, retina ven tıkanıklığı, sarkoidoz, Behçet hastalığı, sistemik lupus ve sifiliz gibi durumlar benzer bulgular verebilir. Bu nedenle kan testleri, akciğer grafisi, PPD ya da kuantiferon testi, gerektiğinde ileri görüntüleme istenir. Romatoloji ve göğüs hastalıkları bölümleriyle ortak değerlendirme sıklıkla gerekir. Tanı kesinleşmeden başlanan yaklaşımlar süreci yanlış yöne çevirebilir.
- Ayrıntılı retina muayenesi ve pupil dilatasyonu
- Floresein anjiyografi ile damar haritalaması
- OKT ile makula ve retina kalınlığının değerlendirilmesi
- Göz içi kanama varlığında ultrasonografi
- Sistemik hastalıkları dışlamak için kan ve görüntüleme tetkikleri
Komplikasyonlar Nelerdir?
Eales hastalığının en sık görülen komplikasyonu, göz içi boşluğuna yayılan kanamadır. Bu kanama vitreus dediğimiz jel kıvamındaki dokuyu bulanıklaştırır ve görme keskinliğini ileri derecede azaltır. Küçük kanamalar zamanla emilebilir, ancak tekrarlayan ya da yoğun kanamalar cerrahi girişim gerektirir. Hasta bu süreçte günlük yaşamında belirgin zorluk yaşar; okumak, araç kullanmak, dijital ekranlarla çalışmak güçleşir.
Retina dekolmanı (retinanın yerinden ayrılması) bir diğer ciddi komplikasyondur. Yeni oluşan damarların etrafında gelişen zarımsı yapılar retinayı çeker ve yırtılmalara yol açar. Bu durumda acil cerrahi yaklaşım gerekir; aksi takdirde kalıcı görme kaybı kaçınılmaz olur. Makula ödemi de görmeyi doğrudan etkileyen sorunlardandır. Retinanın merkez bölgesinde sıvı birikmesi, okuma ve yüz tanıma gibi ince görme işlevlerini bozar.
İleri evrelerde göz tansiyonunun yükselmesi (neovasküler glokom) gelişebilir. Yeni damarların ön kamarayı kaplaması, göz içi sıvının dışarı atılmasını engeller ve ağrılı, dirençli bir glokom tablosu ortaya çıkar. Bu tablo hem görmeyi tehdit eder hem de hastanın yaşam kalitesini ciddi biçimde düşürür. Çok nadir de olsa hastalığın iki gözü de ileri derecede etkilemesi durumunda yasal körlük sınırlarına ulaşılabilir. Bu nedenle düzenli takip ve erken yaklaşımla risklerin en aza indirilmesi belirleyici unsurdur.
Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?
Gözünüzün önünde aniden beliren uçuşan siyah noktalar, ipliksi gölgeler ya da örümcek ağı gibi yapılar fark ettiğinizde vakit kaybetmeden bir göz hekimine başvurmalısınız. Özellikle bu bulgulara ışık çakmaları, görmede ani bulanıklık veya görme alanınızın bir bölümünde karanlık bir bölge eşlik ediyorsa durum acildir. Eales hastalığı dahil pek çok retina sorununun erken evrede yakalanması, sürecin seyrini doğrudan etkiler.
Daha önce göz içi kanama, üveit (gözün damar tabakası iltihabı) ya da retina damar hastalığı tanısı almışsanız düzenli kontrollerinizi aksatmamanız gerekir. Yakınmalarınız azalmış olsa bile hastalığın sessiz ilerleyebileceğini unutmamalısınız. Ailenizde benzer öykü varsa, tüberküloz geçirdiyseniz ya da bağışıklık sisteminizi etkileyen bir hastalığınız bulunuyorsa yıllık göz muayenesini ihmal etmeyin. Şikayetiniz olmasa da çevre retinanın değerlendirilmesi büyük önem taşır.
Görme keskinliğinizdeki ani değişiklikler, renklerin solgunlaşması, okuma sırasında harflerin oynaması ya da gözünüzde nedeni bilinmeyen kızarıklık ve hassasiyet varsa erteleme yapmayın. Erken başvuru, hem mevcut görme kapasitenizin korunmasına hem de komplikasyonların önlenmesine zemin hazırlar. Unutmayın ki retina hastalıklarında geçen her gün, geri dönüşü zor sonuçlara yol açabilir.
Son Değerlendirme
Eales hastalığı, çoğunlukla genç erişkin erkeklerde görülen, retina damarlarını etkileyen ve sessiz ilerleyebilen bir tablodur. Hastalık erken evrede yakalandığında düzenli takip, uygun ilaç yaklaşımları ve gerektiğinde lazer ya da cerrahi girişimlerle kontrol altına alınır. Görme keskinliğinin korunması, komplikasyonların önlenmesi ve yaşam kalitesinin sürdürülmesi büyük ölçüde erken tanıya ve kişiye özel planlanan takip sürecine bağlıdır. Bu nedenle uçuşan cisim, görme bulanıklığı gibi belirtiler hafife alınmamalıdır.
Koru Hastanesi Göz Hastalıkları bölümünde uzman hekimlerimiz, eales hastalığı gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.
Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.





